Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Konya
Minik öğrenciler engelli vatandaşın hayalini gerçekleştirdi
05 Mart 2026 Perşembe - 11:08:37
Konya’nın Beyşehir ilçesinde ilkokul öğrencileri bedensel engelli vatandaşa akülü tekerlekli sandalye temin ederek hayalini gerçekleştirdi. Bedensel engelli 40 yaşındaki Gürcü Ayhan, artık pencere kenarından dışarıyı izlemek yerine akülü arabasıyla sokaklarda gezebilecek. Gazi İlkokulu bünyesinde oluşturulan 4/A sınıfı "İyilik Timi", Gürcü Ayhan’ın hayalini gerçeğe dönüştürdü. Yeni Mahalle’de babası ve kardeşleriyle yaşayan Ayhan için temin edilen akülü tekerlekli sandalye, öğrenciler tarafından teslim edildi. Hediye kolisinin açılmasıyla birlikte duygu dolu anlar yaşanırken, akülü arabasına binen Ayhan, mutluluğunu, "Çok mutluyum. Artık akülü arabamla gezeceğim. Pencere kenarına oturmak yok. Göl kenarına gideceğim, gezeceğim, kardeşime gideceğim" sözleriyle dile getirdi. Kız kardeşi Saniye Göker ise 3 yaşında geçirdiği bir sağlık problemi sebebiyle engelli kalan ablasının en büyük hayalinin evden dışarı çıkabilmek olduğunu belirterek, "Yağmuru, karı sadece camdan izliyordu. Göl kenarına gitmek, bir lokantaya ya da kuaföre gitmek onun için hayaldi. Benim evim üçüncü katta, bana bile gelemiyordu. Sandalye ile çıkarmak zor oluyordu. Çocuklarımız küçük ama yürekleri kocaman. Hepsi sağ olsun" dedi. Gazi İlkokulu Müdürü Şahin Ünüvar da, 4/A sınıfı öğrencilerinden oluşturulan İyilik Timinin daha önce de birçok sosyal sorumluluk projesine imza attığını belirtti. Ünüvar, Mardin’de bir ilkokula kitap yardımı, ihtiyaç sahibi öğrencilere bot ve mont desteği sağlandığını ifade ederek, projenin üçüncü ayağında ise bir engelli vatandaşa akülü araba kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Projeye öncülük eden sınıf öğretmeni Çiğdem Yörür, veliler ve öğrencilerin iş birliğiyle akülü arabanın temin edildiğini belirterek, ayrıca yürütülen tekerlekli sandalye kampanyasının sürdüğünü ve ikinci sandalyenin Antakya’daki bir depremzedeye gönderileceğini kaydetti. Yörür, iyilik timinin yeni projelerinin de yolda olduğunu sözlerine ekledi. İyilik Timi öğrencileri ise çok mutlu olduklarını söyledi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:27
Selçuk Üniversitesinde Göğüs Cerrahisinde bir ilk: Robotik Cerrahi uygulandı
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde robotik cerrahi teknolojisi, göğüs cerrahisi alanında ilk kez uygulanmaya başlandı. Küçük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatlar sayesinde hastalar daha az ağrı duyuyor ve günlük yaşamlarına hızlı uyum sağlıyor. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde kullanılan son teknoloji robotik cerrahi sistemiyle ameliyatlar invaziv yöntemle gerçekleştiriliyor. Bu sistem, özellikle akciğer kanseri ve göğüs kafesi içindeki çeşitli hastalıkların tedavisinde önemli avantajlar sunuyor. Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Yıldıran, robotik cerrahinin küçük kesilerle yapılan ve hastaya daha az travma veren bir yöntem olduğunu belirterek, "Robotik cerrahi, son teknoloji bir sistem. Biz de göğüs cerrahisi olarak birçok vakada bu yöntemi kullanmaya başladık. Akciğer kanseri başta olmak üzere göğüs kafesi içindeki hastalıkların cerrahi tedavisini birkaç santimetrelik küçük kesilerle gerçekleştirebiliyoruz. Bu yöntem hastaya daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve günlük yaşama daha çabuk dönüş imkanı sağlıyor" dedi. Robotik yöntemle ameliyat edilen bir hastanın bronşektazi nedeniyle operasyona alındığını ifade eden Yıldıran, "Bronşektazi, akciğerde kronik enfeksiyona bağlı olarak hava yollarının genişlemesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Uygun hastalarda cerrahi tedavi önemli bir seçenek oluşturuyor. Biz de ameliyatı dört küçük giriş noktasından gerçekleştiriyoruz. Robotik sistemin üç boyutlu görüntü sağlaması ve cerraha kapalı alanda hassas hareket imkanı sunması sayesinde ameliyatı daha kontrollü ve etkili bir şekilde yapabiliyoruz" diye konuştu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 14:25
Bilgehanelerin "5. Değerlerle Ramazan Bilgi ve Kültür Yarışması" sona erdi
Konya Büyükşehir Belediyesi çatısı altında faaliyet yürüten Bilgehanelerde "5. Geleneksel Değerlerle Ramazan Bilgi ve Kültür Yarışması" final etabıyla sona erdi. Bilgehanede eğitim alan öğrencilerde Ramazan şuurunun pekiştirilmesi; dini, kültürel ve tarihi bilgi birikimlerine katkı sağlanması hedefiyle gerçekleştirilen yarışmanın final etabı Selçuklu Kongre Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Yarışmada kızlar kategorisinde Süleyman Şah, Selahaddin Eyyubi, Yavuz Sultan Selim ve Seyyid Harun Veli; erkekler kategorisinde ise Konevi, Cemil Meriç, Lala Mustafa Paşa ve Nizamülmülk Bilgehanesi finale kalmaya hak kazandı. Kızların ve erkeklerin ayrı yarıştığı ve büyük heyecanın yaşandığı yarışmada finale kalan öğrenciler bütün bilgi birikimlerini sergiledi. Yarışmanın final etabında, soru-cevap uygulamaları ve sahne performansları gerçekleştirildi. Birincilerin tablet, ikincilerin bisiklet, üçüncülerin kulak üstü kulaklık, dördüncülerin ise akıllı saat kazandığı yarışma sonunda dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Konya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Atabey Gençlik Projesi çatısı altında şehrin çocuklarına hizmet veren Bilgehaneler, 4. Sınıftan 8. Sınıfa kadar öğrencilere milli-manevi eğitimler, ders destek programları, atölye ve etkinlikler düzenliyor. Ayrıca 4. Sınıflara Hafızlık Hazırlık Programı ve 8. Sınıflara LGS Hazırlık Programı ile de öğrencileri geleceğe hazırlıyor.
04 Mart 2026 Çarşamba - 14:13
Öğrencisi tarafından öldürülen Fatma Nur öğretmen son yolculuğuna uğurlandı
İstanbul'da öğretmenlik yaptığı okulda öğrencisi tarafından uğradığı bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik, memleketi Konya'da son yolculuğuna uğurlandı.
26 Ekim 2025 Pazar - 11:06
Selçuklu Belediyesi "Evde yaşlı bakım hizmeti" ile örnek olmaya devam ediyor
Konya’nın merkez Selçuklu ilçe belediyesi, hizmete sunduğu günden bu yana başarılı bir şekilde sürdürdüğü Yaşlı Bakım Hizmeti ile yaşlı ve bakıma ihtiyacı olan vatandaşların yanında oluyor. Selçuklu Belediyesi sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda ’Evde Yaşlı Bakım Hizmeti’ni sürdürmeye devam ediyor. Bu uygulama ile Selçuklu’da ikamet eden 65 yaş üstü, ekonomik olanakları düşük, bakım ihtiyacı olan ve yalnız yaşayan yaşlılara evlerinde bakım hizmeti veriliyor. 2010 yılından bu yana başarıyla devam eden uygulama, Konya’da ilk olma özelliği taşırken Türkiye’de de birçok belediyeye örnek oluyor. Bu çerçevede yaşlı bakım hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşların Selçuklu Belediyesi Sosyal Destek Hizmetler Müdürlüğü’ne başvurması gerekiyor. Yapılan incelemeler sonucunda bakıma ihtiyacı olduğu tespit edilen vatandaşlara evinde hizmet sunuluyor. Yaşlı Bakım sertifikası olan personeller tarafından yaşlıların ev temizliği yapılırken kişisel bakım ihtiyaçları da karşılanıyor. Ayrıca görevli hemşireler tarafından rutin şeker, tansiyon, kolesterol ölçümü yapılan yaşlıların, enjeksiyon, yara bakımı, pansuman, serum gibi müdahale gereken durumları da düzenli olarak yapılıyor. Başkan Pekyatırmacı: "Büyüklerimizin yalnız olmadıklarını hissettirmek ve dualarını almak büyük bir mutluluk" Selçuklu Belediyesi olarak sosyal belediyecilik alanında bu tür hizmetlere önem verdiklerini vurgulayan Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Selçuklu’da başımızın tacı olan büyüklerimizin yalnız olmadıklarını hissettirmek ve dualarını almak bizim için büyük bir mutluluk. Bu hizmetimizle yaşlılarımıza hem destek oluyor hem de onların yaşamlarını kolaylaştırmak için çalışıyoruz. Yaşlıya hürmet bereket vesilesidir. Onların en hassas oldukları bu dönemde yanı başlarında olmak, ihtiyaçlarını karşılamak, hayır dualarını almak bize Allah’ın rızasını kazandıracak en önemli kazanımlardan. Bu vesile ile Evde Yaşlı Bakım hizmeti ile bugüne kadar birçok vatandaşımızın önemli ihtiyaçlarına çözüm olduk. Bundan sonraki süreçte de bakıma muhtaç olan büyüklerimizin yanında olmaya ve onların dualarını almaya devam edeceğiz" dedi.
26 Ekim 2025 Pazar - 10:50
Karatay, şehircilikte küresel model haline geldi
Kanada’nın Toronto kentinde düzenlenen 7. Kentsel Ekonomi Forumu’nda (UEF7) Türkiye’yi temsil eden Konya’nın merkez Karatay Belediyesi, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri alanında "Türkiye’nin ilk öncü şehri" unvanını aldı. Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, toplantıda ilçede hayata geçirilen kentsel dönüşüm ve kooperatif konut projelerini anlattı. Başkan Hasan Kılca, Karatay Belediyesi’nin çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik erişilebilirlik temelli projelerini aktararak ilçenin şehircilik vizyonunu uluslararası platformda paylaştı. Forum kapsamında Karatay, Türkiye’de Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDG’ler) alanında "ilk öncü şehir" unvanını aldı. Bu önemli başarı, Karatay Belediyesi ile Urban Economy Forum (UEF) arasında imzalanan iş birliği anlaşmasıyla resmileşti. Anlaşma, UEF Başkanı Reza Pourvaziry ile Başkan Hasan Kılca tarafından imzalandı. Karatay, Türkiye’nin ilk öncü şehri oldu Toronto’da düzenlenen 7. Urban Economy Forum, şehirlerarası iş birliklerini güçlendirmeyi, kentsel ekonomileri yeniden şekillendirmeyi ve sürdürülebilir kalkınma çabalarını küresel ölçekte ilerletmeyi amaçlıyor. Forum, konut finansmanı, kaynakların verimli kullanımı ve dirençli şehirler oluşturma konularına odaklanarak dünyanın önde gelen kentsel ekonomi platformlarından biri olarak öne çıkıyor. Karatay Belediyesi, forum kapsamında Türkiye’de Kentsel Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları alanında ilk öncü şehir unvanını alarak, küresel ölçekte örnek bir şehir olma yolunda önemli bir adım attı. Kılca: İnsanı merkeze alan bir şehircilik anlayışıyla hareket ediyoruz Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, forumda yaptığı konuşmada Karatay’ın Konya’nın en hızlı gelişen ilçesi olduğunu vurguladı. İlçedeki dönüşüm ve konut üretim çalışmaları hakkında bilgiler veren Kılca, Karatay’ın yüzölçümü bakımından Konya’nın en geniş merkez ilçesi olduğunu hatırlattı. Kılca, "Karatay hızla büyüyen ve gelişen bir ilçedir. Bu durum, yeni konut alanlarının oluşturulmasını ve sosyal ile teknik altyapının güçlendirilmesini zorunlu kılıyor. Artan nüfusla birlikte sosyal tesislerden eğitim alanlarına, ibadethanelerden çocuk parklarına, yeşil alanlardan yaşam merkezlerine kadar her alanda kişi başına düşen kullanım oranını artırmayı hedefliyoruz." dedi. Başkan Kılca şöyle devam etti; "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemizin dünya ölçeğinde üstlendiği büyük misyonu, yerel yönetimler olarak model şehirleşme çalışmalarıyla destekliyoruz. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na uygun, dirençli şehirler oluşturmak ve hemşehrilerimizin yaşam kalitesini yükseltmek en öncelikli hedefimizdir." 184 bin metrekare alan kamulaştırıldı Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Karatay’ın eski yerleşim alanlarını da bünyesinde barındırdığını belirterek, kentsel dönüşüm çalışmalarını bu hassasiyetle yürüttüklerini söyledi. Başkan Kılca; "Merkezdeki eski yapılar, tescilli binalar ve miras yoluyla bölünmüş mülkiyet yapısı, yeni yapılaşmayı ve dönüşümü zorlaştırıyor. Bu alanlarda Kentsel Dönüşüm ve Toplu Konut Projelerini kararlılıkla hayata geçiriyoruz." dedi. Hasan Kılca, 2019-2025 yılları arasında 184 bin metrekarelik alanın kamulaştırıldığını ve geçmiş dönemlerle birlikte kurulan 47 konut yapı kooperatifinin kurulmasıyla toplam 23 bin 420 konutun inşa edildiğini açıkladı. "Bu projeler, ilçedeki toplam konut stokunun yaklaşık yüzde 16’sını oluşturuyor." diyen Kılca, hedeflerinin her vatandaşın güvenli, modern ve konforlu bir yaşam standardına ulaşmasını sağlamak olduğunu ifade etti. "Yalnızca binalar değil, yaşanabilir mahalleler inşa ediyoruz" Başkan Kılca, yalnızca konut üretimiyle sınırlı kalmadıklarını, doğayla uyumlu ve sosyal alanlarıyla öne çıkan projeler geliştirdiklerini vurgulayarak; "Konut inşa etmek kadar, doğayla uyumlu projeler geliştirmek de önemli. Bu kapsamda kamu-özel iş birliklerini güçlendiriyor, yeşil finans çözümlerini ve çevre dostu uygulamaları destekliyoruz." dedi. Her yeni konut projesine sosyal alanlar eklediklerini belirten Kılca, "Mahallelerimize parklar, spor alanları, yürüyüş yolları ve çocuk oyun alanları kazandırıyoruz. Çünkü bir şehir yalnızca binalardan değil; insanların huzurla nefes aldığı, çocukların güvenle oynadığı, ailelerin mutlulukla vakit geçirdiği mekanlardan oluştuğunda gerçek anlamda yaşanabilir olur. Bizim hedefimiz, insanı merkeze alan bir şehir inşa etmektir." şeklinde konuştu. "Şehircilik faaliyetlerimiz küresel bir model haline geldi" Başkan Hasan Kılca, Karatay’ın "Türkiye’nin ilk öncü şehri" unvanını almasından duyduğu gururu da paylaşarak, "Yürüttüğümüz şehircilik faaliyetleri artık küresel bir model olarak değerlendiriliyor. Karatay, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri alanında Türkiye’nin ilk öncü şehri oldu. Bu unvan, ülkemizin küresel vizyonuna da katkı sağlıyor." diye konuştu. Kılca sözlerini şöyle tamamladı; "Kentsel dönüşüm süreçlerinde konut arzıyla birlikte dengeli nüfus ve trafik dağılımına, sosyal alanlara erişime, yeşil dokunun korunmasına ve yatay şehirleşme ilkelerine önem veriyoruz. Planlı şehirleşmeyi emin adımlarla sürdürüyoruz. Her yatırım, bu vizyonumuzun bir parçasıdır ve bu doğrultuda kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz."
26 Ekim 2025 Pazar - 10:29
Kayıkla gezilen göl üzerinde şimdi yürüyüş yapılıyor
Türkiye’nin en önemli tatlı su balığı üretim merkezlerinden ve balıkçıların ağ atarak avlandığı Beyşehir Gölü’nün kuruyan kesimlerinde şimdilerde vatandaşlar yürüyüş yapıyor. Konya ve Isparta illeri sınırlarında yer alan Beyşehir Gölü son dönemde su seviyesi yönünden adeta can çekişiyor. Bölgede iki yıldır yaşanan kuraklık, gölü besleyen su kaynaklarının kuruması, bilinçsiz tarımsal sulama ve yaz döneminde artan buharlaşma kayıpları ile birlikte su seviyesinin oldukça düşmesi nedeniyle göl suları kıyılardan yüzlerce metre geriye doğru çekildi. Suların çekildiği yerler ise insan boyunu geçen devasa sazlıklarla kaplandı. Göl suları çekilerek Beyşehir kent merkezinden de uzaklaşırken bu durumdan havzada yaşayan birçok kesim gibi balıkçılık yapan avcılar da olumsuz etkilendi. Suların çekilmesi nedeniyle limanlara balıkçı tekneleri bağlanamaz hale gelirken, bazı kayıklar karada kaldı. Avcılar, teknelerini suyun daha derin olduğu kıyılara götürüp demir atmaya başladı. Göldeki suların aşırı çekilmesi sonucu küçük adacıklar da oluşurken, bazı adalara ise insanlar yürüyerek ulaşır hale geldi. Beyşehir ilçe merkezinde de daha önce gezinti yatlarının ve balıkçı teknelerinin ilerlediği, ağ atılıp balık tutulan göl açıklarında su kalmayınca oluşan kara alanlarında insanlar ve balıkçılar gezinti ve yürüyüş yapmaya başladı. "Kayıkla açıldığımız yerler tamamıyla kurumuş" Beyşehir Gölünün kıyı kesimlerindeki parkların yanı sıra ilçeye gelen ziyaretçiler de kuruyan göl alanlarına inip yürürken ortaya dikkat çekici görüntüler çıktı. Selçuk Üniversitesi (SÜ) Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Yıldıztugay da ailesi ile birlikte eskiden suların olduğu göl alanında yürüyüş yaparken, gördüğü manzara karşısında üzüntüsünü dile getirdi. Bitkiler üzerine çalışma gerçekleştirdiklerini ve bu nedenle sürekli arazi çalışmaları yaptıklarını anlatan Prof. Dr. Yıldıztugay, Beyşehir Gölü’nün de arazi çalışmaları yürüttükleri alanlardan bir tanesi olduğunu belirtti. Beyşehir’e son gelişlerinin kendilerini çok üzdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yıldıztugay, Beyşehir Gölü’nü bu halde görmeyi beklemediklerini ifade ederek, "Su inanılmaz çekilmiş, eskiyi düşündüğümüz zaman bizim kayıkla açıldığımız yerler tamamıyla kurumuş. Bundan sonraki süreçte burası için önlemler alınması, koruma politikalarının geliştirilmesi gerekiyor. Su kaynaklarının dikkatli kullanılması gerekiyor. Eşim ve çocuklarımızla buraya geldik ve çok üzüldük. İnşallah bu sene Allah iyi bir yağış verir ve gölü eskisi gibi görürüz" dedi. "Beyşehir Gölü endemik bitki popülasyonu açısından da son derece zengin bir bölge" Prof. Dr. Yıldıztugay, "Su hayat, su ne kadar geriye çekilirse, su ne kadar azalırsa bu hem insanlar için hem de buradaki canlılar için kötü bir durum. Burada yaşayan hayvanlar ve birçok canlı var. Sadece hayvanlar değil bitkiler de bundan olumsuz etkileniyor sonuçta. Beyşehir Gölü endemik bitki popülasyonu açısından da son derece zengin bir bölge. Bu bölgedeki suyun azalması, onların hayatlarını risk altına alabilir. Yaşamlarını ve nesillerini tehlike altına alabilir. Bu sebepten dolayı da Beyşehir Gölünün eski canlılığına bir an önce kavuşturulması gerekiyor" dedi. Ağ attıkları alanda yürüyen balıkçı: "Gölü böyle hiç görmedim" Balıkçı Mehmet Emin Kabakçılar da göl sularının çekilmesi nedeniyle birçok balıkçı gibi mesleğe ara verdiğini anlatarak, kayığını ise suların daha az çekildiği Karadiken kıyılarındaki limana bağladığını belirtti. Su seviyesinin aşırı derece düştüğünü ve göl sularının kıyılardan yüzlerce metre uzaklaştığını aktaran Kabakçılar, balıkçıların teknelerinin bu yüzden karada kaldığını bazılarının ise kayıklarını suların çekildiği daha ileri kesimlere götürerek demir attığını vurguladı. 40 yıllık balıkçı olduğunu ve Beyşehir Gölünü hiç bu durumda görmediğini anlatan Kabakçılar, eskiden teknelerin gezdiği ağ serdikleri göl sularının olduğu yerlerin kara haline dönüştüğünü şimdilerde ise bu alanlarda eşiyle birlikte eşiyle yürüyüp gezinti yaptığını kaydetti. Kabakçılar, "Yürüdüğümüz yerde 3-4 metre su derinliği vardı, biz burada balık tutardık, ağ atardık. Şimdi eşimle yürüyoruz. Göl uzaklaştı, tekneler de kıyılardan uzaklaştı. Mesleğe ara verdik, göl suları yine şişerse devam edeceğiz. Gölü hiç böyle görmedim. ‘Gölde 7 sene bolluk, 7 sene kıtlık olur’ derler. Daha önce de böyle oldu belki gelebilir yağış olursa sular. Bu konuda umudumuzu kaybetmek istemiyoruz. İnşallah iyi bir kış dönemi olur da bol yağışlı geçer bölgemiz, göl de eski haline döner" diye konuştu.
26 Ekim 2025 Pazar - 10:12
Kayıkla gezilen göl üzerinde şimdi yürüyüş yapılıyor
Türkiye’nin en önemli tatlı su balığı üretim merkezlerinden ve balıkçıların ağ atarak avlandığı gölün kuruyan kesimlerinin kara parçasına dönüştüğü yerlerde şimdilerde vatandaşlar gezinti yapıyor, yürüyüş gerçekleştiriyor. Konya ve Isparta illeri sınırlarında yer alan Beyşehir Gölü son dönemde su seviyesi yönünden adeta can çekişiyor. Bölgede iki yıldır yaşanan kuraklık, gölü besleyen su kaynaklarının kuruması, bilinçsiz tarımsal sulama ve yaz döneminde artan buharlaşma kayıpları ile birlikte su seviyesinin oldukça düşmesi nedeniyle göl suları kıyılardan yüzlerce metre geriye doğru çekildi. Suların çekildiği yerler ise insan boyunu geçen devasa sazlıklarla kaplandı. Göl suları çekilerek Beyşehir kent merkezinden de uzaklaşırken bu durumdan havzada yaşayan birçok kesim gibi balıkçılık yapan avcılar da olumsuz etkilendi. Suların çekilmesi nedeniyle limanlara balıkçı tekneleri bağlanamaz hale gelirken, bazı kayıklar karada kaldı. Avcılar, teknelerini suyun daha derin olduğu kıyılara götürüp demir atmaya başladı. Göldeki suların aşırı çekilmesi sonucu küçük adacıklar da oluşurken, bazı adalara ise insanlar yürüyerek ulaşır hale geldi. Beyşehir ilçe merkezinde de daha önce gezinti yatlarının ve balıkçı teknelerinin ilerlediği, ağ atılıp balık tutulan göl açıklarında su kalmayınca oluşan kara alanlarında insanlar ve balıkçılar gezinti ve yürüyüş yapmaya başladı. "Kayıkla açıldığımız yerler tamamıyla kurumuş" Beyşehir Gölünün kıyı kesimlerindeki parkların yanı sıra ilçeye gelen ziyaretçiler de kuruyan göl alanlarına inip yürürken ortaya dikkat çekici görüntüler çıktı. Selçuk Üniversitesi (SÜ) Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Yıldıztugay da ailesi ile birlikte eskiden suların olduğu göl alanında yürüyüş yaparken, gördüğü manzara karşısında üzüntüsünü dile getirdi. Bitkiler üzerine çalışma gerçekleştirdiklerini ve bu nedenle sürekli arazi çalışmaları yaptıklarını anlatan Prof. Dr. Yıldıztugay, Beyşehir Gölü’nün de arazi çalışmaları yürüttükleri alanlardan bir tanesi olduğunu belirtti. Beyşehir’e son gelişlerinin kendilerini çok üzdüğünü vurgulayan Prof.Dr.Yıldıztugay, Beyşehir Gölü’nü bu halde görmeyi beklemediklerini ifade ederek, "Su inanılmaz çekilmiş, eskiyi düşündüğümüz zaman bizim kayıkla açıldığımız yerler tamamıyla kurumuş. Bundan sonraki süreçte burası için önlemler alınması, koruma politikalarının geliştirilmesi gerekiyor. Su kaynaklarının dikkatli kullanılması gerekiyor. Eşim ve çocuklarımızla buraya geldik ve çok üzüldük. İnşallah bu sene Allah iyi bir yağış verir ve gölü eskisi gibi görürüz" dedi. "Beyşehir Gölü endemik bitki popülasyonu açısından da son derece zengin bir bölge" Prof. Dr. Yıldıztugay, "Keşke eskiye dönebilsek, yani kıymetini bilsek." diye devam ettiği sözlerini şöyle sürdürdü: "Su hayat, su ne kadar geriye çekilirse, su ne kadar azalırsa bu hem insanlar için hem de buradaki canlılar için kötü bir durum. Burada yaşayan hayvanlar ve birçok canlı var. Sadece hayvanlar değil bitkiler de bundan olumsuz etkileniyor sonuçta. Beyşehir Gölü endemik bitki popülasyonu açısından da son derece zengin bir bölge. Bu bölgedeki suyun azalması, onların hayatlarını risk altına alabilir. Yaşamlarını ve nesillerini tehlike altına alabilir. Bu sebepten dolayı da Beyşehir Gölünün eski canlılığına bir an önce kavuşturulması gerekiyor." Ağ attıkları alanda yürüyen balıkçı: "Gölü böyle hiç görmedim" Balıkçı Mehmet Emin Kabakçılar da göl sularının çekilmesi nedeniyle birçok balıkçı gibi mesleğe ara verdiğini anlatarak, kayığını ise suların daha az çekildiği Karadiken kıyılarındaki limana bağladığını belirtti. Su seviyesinin aşırı derece düştüğünü ve göl sularının kıyılardan yüzlerce metre uzaklaştığını aktaran Kabakçılar, balıkçıların teknelerinin bu yüzden karada kaldığını bazılarının ise kayıklarını suların çekildiği daha ileri kesimlere götürerek demir attığını vurguladı. 40 yıllık balıkçı olduğunu ve Beyşehir Gölünü hiç bu durumda görmediğini anlatan Kabakçılar, eskiden teknelerin gezdiği ağ serdikleri göl sularının olduğu yerlerin kara haline dönüştüğünü şimdilerde ise bu alanlarda eşiyle birlikte eşiyle yürüyüp gezinti yaptığını kaydetti. Kabakçılar, "Yürüdüğümüz yerde 3-4 metre su derinliği vardı, biz burada balık tutardık, ağ atardık. Şimdi eşimle yürüyoruz. Göl uzaklaştı, tekneler de kıyılardan uzaklaştı. Mesleğe ara verdik, göl suları yine şişerse devam edeceğiz. Gölü hiç böyle görmedim. ‘Gölde 7 sene bolluk, 7 sene kıtlık olur’ derler. Daha önce de böyle oldu belki gelebilir yağış olursa sular. Bu konuda umudumuzu kaybetmek istemiyoruz. İnşallah iyi bir kış dönemi olur da bol yağışlı geçer bölgemiz, göl de eski haline döner" diye konuştu.
26 Ekim 2025 Pazar - 09:57
Sessiz salgın ekran bağımlılığı tehdidi büyüyor
Özellikle çocuklar ve gençlerde akıllı telefon, sosyal medya ve oyunlarla artan ekran süresinin dikkat eksikliği, depresyon ve kaygı bozukluklarını tetiklediğini belirten uzmanlar, günde 2 saati aşan teknoloji kullanımının ciddi riskler oluşturduğu konusunda uyarıyor. Son yıllarda hızla artan teknoloji bağımlılığının özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi psikolojik etkilere sebep olduğunu belirten uzmanlar, akıllı telefon, sosyal medya ve oyun bağımlılığının dikkat eksikliği, depresyon, kaygı bozuklukları ve yeme problemleriyle ilişkilendirildiğini vurguluyor. Uzmanlar, hem çocuklar hem de yetişkinler için günlük ekran süresinin 2 saati geçmemesi ve küçük yaşlarda ekran maruziyetinin minimumda tutulması gerektiğine dikkat çekiyor. "Son zamanlarda teknoloji bağımlılığı konusunda ciddi bir artış görüyoruz" Teknoloji bağımlılığının yakın zamanlarda gündeme gelen konulardan bir tanesi olduğunu ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Bizim birçok bağımlılık türümüz var. Bunlardan bir tanesi de davranışsal bağımlılıklar olarak tanımlanır. Davranışsal bağımlılıkların içerisinde son zamanlarda teknoloji bağımlılığı, telefon bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, internet bağımlılığı, oyun bağımlılığı hepsi ayrı ayrı kategoriler altında değerlendirilir. Maalesef son zamanlarda teknoloji bağımlılığı konusunda ciddi bir artış görüyoruz. Özellikle akıllı telefonların yaygınlaşması, akıllı telefonlardan dolayı insanların çok fazla vakit geçirmesi dolayısıyla çok fazla bir bağımlılık sürecinin olduğunu görüyoruz. Teknoloji bağımlılığı sonucunda görebileceğimiz en önemli faktörlerden bir tanesi çocuklarda özellikle dikkat eksikliği gelişiminin önemli bir sorun olduğunu görüyoruz. Teknoloji bağımlılığına bağlı olarak dikkatlerinin çok bozulduğunu görüyoruz. Yine teknoloji bağımlılığına bağlı olarak depresyonu, kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları bunlarla ilgili çok ciddi çalışmalar var. Bu çalışmalar bizlere özellikle çocuk ve gençlerde çok ciddi sorunların ortaya çıkabileceğini göstermektedir" dedi. "Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günde 2 saatten fazla ekran ciddi risk oluşturmaktadır" Bağımlılığın yapısı itibarıyla kendini içine çeken bir durumu olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Bir kişi bir konuya bağımlı olduğunda o konu giderek daha çok vaktini almaya başlar. Giderek daha çok zamanı almaya başlar ve bağımlı olmaya başladığın zaman içinden çıkmak çok zor hale gelir. O yüzden bütün dünyada artık yeni normlar geliştirilmektedir. Özellikle çocuk ve gençlerle ilgili yeni normlar oluşturulmaktadır. Bunlarla ilgili kanuni düzenlemeler yapılmaktadır. Özellikle çocuklar için, gençler için lise birinci sınıfa kadar akıllı telefon alınmaması konusunda ciddi uyarılar yapılmaktadır. Yine sosyal medya hesabının açılması için en az 16 yaşından sonra olmalıdır uyarısı yapılmaktadır. Yine mümkün olduğunca kısa sürelerde ekrana maruz kalmanın önemli olduğu vurgulanmaktadır. Küçük yaşlarda özellikle ilkokuldan önce mümkün olduğunca az ekran süresinin olması gerektiği önerilmektedir. İlkokuldan sonra ise eğer verilecekse şayet çok kısa sürelerde de kısa zamanlarda verilmesi gerektiği bilgisi bulunmaktadır. Bunun yanında özellikle depresyonun, kaygı bozukluğu anlamında sıkıntı oluşturmaması için özellikle yeme bozuklukları, depresyon, kaygı bozuklukları gibi süreçlerle yapılan araştırmalarda hep şu sonuç vurgulanmaktadır. Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günde 2 saatten fazla ekran ciddi risk oluşturmaktadır. O yüzden benim önerim; yetişkinlerin lise çağından sonra gençlerimizin ekran sürelerini mutlaka günlük kontrol etmeleri gerekmektedir. Bugün kaç saat ekrana maruz kaldım, kaç saat vakit geçirdim, bu saat süresi 2 saatten fazla mı az mı çünkü 2 saatten sonraki her bir saatin depresyon, kaygı bozuklukları, dikkatin bozulması, diğer psikopatolojiler anlamında ciddi riskler oluşturduğunu görmekteyiz. Süre ne kadar uzarsa o kadar risk altındayız. Bunu bilmek lazım" şeklinde konuştu. "Ne kadar çok sosyal medyaya maruz kaldıysak, özellikle çocuklar ve gençler için o kadar riskimiz artıyor" Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, şöyle devam etti: "Diğer yandan da özellikle uygulama anlamında hangi uygulamalarla daha çok uğraştığımız da, daha çok vakit geçirdiğimiz de çok önemli. Özellikle depresyon, kaygı bozukluğu, yeme bozukluğu ile ilgili araştırmalar hep şunu söylüyor; Ne kadar çok sosyal medyaya maruz kaldıysak, özellikle çocuklar ve gençler için o kadar riskimiz artıyor. Yine çocuk ve gençlerde özellikle oyun da büyük bir risk olarak ortaya çıkıyor ama oyundaki riskler daha çok dikkat dağınıklığı lehine görülüyor. Ama depresyon, kaygı bozukluğu, uyku bozuklukları anlamında sosyal medya bağımlılığının çok önemli olduğunu söyleyebiliriz."
26 Ekim 2025 Pazar - 09:43
Sessiz salgın ekran bağımlılığı tehdidi büyüyor
Özellikle çocuklar ve gençlerde akıllı telefon, sosyal medya ve oyunlarla artan ekran süresinin dikkat eksikliği, depresyon ve kaygı bozukluklarını tetiklediğini belirten uzmanlar, günde 2 saati aşan teknoloji kullanımının ciddi riskler oluşturduğu konusunda uyarıyor. Son yıllarda hızla artan teknoloji bağımlılığının özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi psikolojik etkilere sebep olduğunu belirten uzmanlar, akıllı telefon, sosyal medya ve oyun bağımlılığının dikkat eksikliği, depresyon, kaygı bozuklukları ve yeme problemleriyle ilişkilendirildiğini vurguluyor. Uzmanlar, hem çocuklar hem de yetişkinler için günlük ekran süresinin 2 saati geçmemesi ve küçük yaşlarda ekran maruziyetinin minimumda tutulması gerektiğine dikkat çekiyor. "Son zamanlarda teknoloji bağımlılığı konusunda ciddi bir artış görüyoruz" Teknoloji bağımlılığının yakın zamanlarda gündeme gelen konulardan bir tanesi olduğunu ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Bizim birçok bağımlılık türümüz var. Bunlardan bir tanesi de davranışsal bağımlılıklar olarak tanımlanır. Davranışsal bağımlılıkların içerisinde son zamanlarda teknoloji bağımlılığı, telefon bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, internet bağımlılığı, oyun bağımlılığı hepsi ayrı ayrı kategoriler altında değerlendirilir. Maalesef son zamanlarda teknoloji bağımlılığı konusunda ciddi bir artış görüyoruz. Özellikle akıllı telefonların yaygınlaşması, akıllı telefonlardan dolayı insanların çok fazla vakit geçirmesi dolayısıyla çok fazla bir bağımlılık sürecinin olduğunu görüyoruz. Teknoloji bağımlılığı sonucunda görebileceğimiz en önemli faktörlerden bir tanesi çocuklarda özellikle dikkat eksikliği gelişiminin önemli bir sorun olduğunu görüyoruz. Teknoloji bağımlılığına bağlı olarak dikkatlerinin çok bozulduğunu görüyoruz. Yine teknoloji bağımlılığına bağlı olarak depresyonu, kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları bunlarla ilgili çok ciddi çalışmalar var. Bu çalışmalar bizlere özellikle çocuk ve gençlerde çok ciddi sorunların ortaya çıkabileceğini göstermektedir" dedi. "Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günde 2 saatten fazla ekran ciddi risk oluşturmaktadır" Bağımlılığın yapısı itibariyle kendini içine çeken bir durumu olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Bir kişi bir konuya bağımlı olduğunda o konu giderek daha çok vaktini almaya başlar. Giderek daha çok zamanı almaya başlar ve bağımlı olmaya başladığın zaman içinden çıkmak çok zor hale gelir. O yüzden bütün dünyada artık yeni normlar geliştirilmektedir. Özellikle çocuk ve gençlerle ilgili yeni normlar oluşturulmaktadır. Bunlarla ilgili kanuni düzenlemeler yapılmaktadır. Özellikle çocuklar için, gençler için lise birinci sınıfa kadar akıllı telefon alınmaması konusunda ciddi uyarılar yapılmaktadır. Yine sosyal medya hesabının açılması en az 16 yaşından sonra olmalıdır uyarısı yapılmaktadır. Yine mümkün olduğunca kısa sürelerde ekrana maruz kalmanın önemli olduğu vurgulanmaktadır. Küçük yaşlarda özellikle ilkokuldan önce mümkün olduğunca az ekran süresinin olması gerektiği önerilmektedir. İlkokuldan sonra ise eğer verilecekse şayet çok kısa sürelerde de kısa zamanlarda verilmesi gerektiği bilgisi bulunmaktadır. Bunun yanında özellikle depresyonun, kaygı bozukluğu anlamında sıkıntı oluşturmaması için özellikle yeme bozuklukları, depresyon, kaygı bozuklukları gibi süreçlerle yapılan araştırmalarda hep şu sonuç vurgulanmaktadır; Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günde 2 saatten fazla ekran ciddi risk oluşturmaktadır. O yüzden benim önerim; yetişkinlerin lise çağından sonra gençlerimizin ekran sürelerini mutlaka günlük kontrol etmeleri gerekmektedir. Bugün kaç saat ekrana maruz kaldım, kaç saat vakit geçirdim, bu saat süresi 2 saatten fazla mı az mı çünkü 2 saatten sonraki her bir saatin depresyon, kaygı bozuklukları, dikkatin bozulması, diğer psikopatolojiler anlamında ciddi riskler oluşturduğunu görmekteyiz. Süre ne kadar uzarsa o kadar risk altındayız. Bunu bilmek lazım" şeklinde konuştu. "Ne kadar çok sosyal medyaya maruz kaldıysak, özellikle çocuklar ve gençler için o kadar riskimiz artıyor" Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, şöyle devam etti: "Diğer yandan da özellikle uygulama anlamında hangi uygulamalarla daha çok uğraştığımız da, daha çok vakit geçirdiğimiz de çok önemli. Özellikle depresyon, kaygı bozukluğu, yeme bozukluğu ile ilgili araştırmalar hep şunu söylüyor; Ne kadar çok sosyal medyaya maruz kaldıysak, özellikle çocuklar ve gençler için o kadar riskimiz artıyor. Yine çocuk ve gençlerde özellikle oyun da büyük bir risk olarak ortaya çıkıyor ama oyundaki riskler daha çok dikkat dağınıklığı lehine görülüyor. Ama depresyon, kaygı bozukluğu, uyku bozuklukları anlamında sosyal medya bağımlılığının çok önemli olduğunu söyleyebiliriz."
25 Ekim 2025 Cumartesi - 14:28
Konyaspor, Gençlerbirliği maçının hazırlıklarını tamamladı
Konyaspor, Trendyol Süper Lig’in 10. haftasında yarın deplasmanda oynayacağı Gençlerbirliği maçının hazırlıklarını yaptığı antrenmanla tamamladı. Kayacık Tesisleri’nde Teknik Direktör Recep Uçar ve yardımcı antrenörler yönetiminde gerçekleştirilen antrenman, topla ısınmayla başladı. Çabukluk ile devam eden antrenman, taktik çalışma ile sona erdi.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 12:32
İnşaatta yüksekten düşen işçi yaralandı
Konya’nın Karapınar ilçesinde inşaatta çalışan bir işçi, dengesini kaybederek yaklaşık 5 metrelik yükseklikten düşerek yaralandı. Olay, ilçeye bağlı Alaaddin Mahallesi’nde bulunan 3 katlı bir inşaatta meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, inşaatta çalışan 20 yaşındaki R.T. henüz belirlenemeyen bir nedenle dengesini kaybedip aydınlatma boşluğuna düştü. Diğer işçilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı R.T. sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla Karapınar Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Olayla ilgili tahkikat başlatıldı.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 11:42
Kamyondan düşüp pelvis kemiği kırıldı, Konya’da 2 saatlik ameliyatla sağlığına kavuştu
67 yaşındaki Mehmet Coşkun, sevk edildiği Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2 saatlik ameliyatın ardından kırılan kemiği tedavi edildi.
24 Ekim 2025 Cuma - 20:19
Otomobil ile hafif ticari araç çarpıştı: 1 ölü, 1 yaralı
Konya’nın Karapınar ilçesinde otomobil ile hafif ticari aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı. Kaza, Karapınar ilçesi yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgine göre, Emirgazi ilçesinden Karapınar ilçesine seyir halinde olan A.Y. idaresindeki 46 AEM 245 plakalı otomobil, aynı yönde ilerleyen Cumaali Pekince’nin kullandığı 42 JA 618 plakalı hafif ticari araçla çarpıştı. Kazada her iki aracın sürücüsü de yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı sürücü Cumaali Pekince, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Karapınar Devlet Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Diğer araçta bulunan A.Y. ise ağır yaralanarak Ereğli Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Kaza ile ilgili tahkikat sürüyor.
24 Ekim 2025 Cuma - 18:22
Akşehir’de polisten uyuşturucu operasyonu: 1 gözaltı
Konya’nın Akşehir ilçesinde, polis ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda uyuşturucu madde ele geçirilirken, 1 şüpheli gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre, Akşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından şüpheli hareketlerde bulunan M.K. isimli şahıs takibe alındı. Şahsın üzerinde ve ikametinde yapılan aramalarda 45 adet uyuşturucu hap ve 21 bin TL nakit para ele geçirildi. Ele geçirilen maddelere ve paraya el konulurken, şüpheli M.K. polis ekiplerince gözaltına alındı. Şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edildi.
24 Ekim 2025 Cuma - 18:06
Seydişehir’de usülsüz üretim tüfek sevkiyatına darbe
Konya’nın Seydişehir ilçesinde polis ekiplerinin kontrolleri sırasında bir araçta koliler içerisinde, usulsüz şekilde üretilmiş 15 adet yivsiz av tüfeği ele geçirilirken, 1 kişi tutuklandı. Edinilen bilgiye göre, Seydişehir İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, ilçe genelinde suçun önlenmesi ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla çalışmalar yürütüyor. Seydişehir İlçe merkezinde gerçekleştirilen kontroller esnasında, şüpheli hareketler sergileyen bir aracın bagaj kısmında tüfek sevkiyatında kullanılan koliler tespit edildi. Araç başında bulunan kişinin M.S. (46) olduğu belirlenirken, yapılan detaylı incelemelerde, koliler içerisinde bulunan 15 adet yivsiz av tüfeğinin, standart dışı biçimde, çeşitli parçalardan birleştirilerek usulsüz şekilde üretildiği ve bu tüfeklerin satın alan kişilere kargo yoluyla gönderilmek üzere hazırlandığı ortaya çıktı. Cumhuriyet Savcısının talimatıyla şüpheli M.S. hakkında işlem başlatıldı. Gözaltına alınan M.S., Seydişehir İlçe Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. M.S., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder