Yerel Haberler
Kütahya
Kütahya’da "Ağlayan Gelin" güzelliği 22 Mart 2026 Pazar - 09:19:42 Kütahya’nın Simav ilçesine bağlı Demirciköy beldesi Öreğler Mahallesi, her yıl mart ve nisan aylarında doğanın en zarif çiçeklerinden biri olan ters lalelere ev sahipliği yapıyor. Halk arasında "Ağlayan Gelin" olarak bilinen ters lale, mahallede birçok evin bahçesinde göz alıcı bir şekilde açarak adeta görsel şölen sunuyor. Mahalle sakinlerinden ev hanımı Habibe Dağhan’ın, bahçesinde yıllardır büyük bir özenle yetiştirdiği ters laleler, doğa tutkunlarını hayran bırakıyor. Eşi Necdet Dağhan ile birlikte sakin bir yaşam süren Dağhan, aynı zamanda alzaymır hastası annesine de evinde bakıyor. 51 yıl önce Demirci ilçesine bağlı İrişler köyünden Simav’a gelin geldiğini anlatan Dağhan, ters lalelerin o dönemden bu yana bahçelerinde açtığını belirterek, "Bu eve ilk geldiğimde bu çiçek zaten buradaydı. Her yıl aynı zamanda açıyor. Ama bu güzellik sadece 20 gün sürüyor" dedi. Çiçeklerin her yıl mart ayının ortalarında açtığını ifade eden Dağhan, "İnsanlar bu çiçeği görmek için uzaklara gidiyor ama gerek yok. Buyursunlar Simav Öreğler Mahallesi’ne gelsinler. Hem misafirimiz olsunlar hem de bu güzelliği yerinde görsünler" diye konuştu. Doğal yaşamı ve bahçeciliği çok sevdiğini dile getiren Habibe Dağhan, ters lale soğanlarını zaman zaman komşularıyla paylaştığını ve mahallede bu nadir güzelliğin daha da yaygınlaşmasını istediğini sözlerine ekledi.
21 Mart 2026 Cumartesi - 09:10 Çini sanatçısı Özlem Aşar: "Vav ile Elif’in aşkını eserlerime yansıtıyorum" Kütahya’da çini sanatçısı Özlem Aşar, 25 yıllık sanat hayatında geleneksel motifleri özgün yorumlarla birleştirerek gelecek nesillere aktarmayı hedeflediğini belirtti. Çini sanatına uzun yıllardır gönül verdiğini ifade eden Aşar, bu sanatın derin anlamlar barındırdığını dile getirerek, "Çini sanatı adeta Türk musikisi gibidir. Notalarında güller, laleler ve sümbüller vardır" dedi. Osmanlı döneminde cami ve medreselerde kullanılan hat sanatından ilham aldığını vurgulayan Aşar, özellikle "vav" ve "elif" harflerini çini eserlerine yansıttığını söyledi. Bu harfleri lale motifleriyle birleştirerek farklı kompozisyonlar oluşturduğunu belirten Aşar, eserlerinde maneviyatın ön planda olduğunu kaydetti. Çini sanatında sevginin ve üretmenin önemine dikkat çeken Aşar, "İnsan sevdiği işi yaptığında daha başarılı oluyor. Biz de öğrencilerimize öncelikle bu sanatı sevmelerini öneriyoruz" ifadelerini kullandı. Fırından çıkan eserlerin beklenenden daha güzel olmasının sanatçıya büyük mutluluk verdiğini dile getiren Aşar, bu duygunun mesleğe olan bağlılığı artırdığını ifade etti. Gelecek hedeflerinden de bahseden Aşar, vav, elif ve lale figürlerini çini ile birleştirerek yurt dışına açılmayı planladığını belirterek, "Amacımız bu sanatla yeni nesillere örnek olmak ve ilham vermek" diye konuştu.
Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu: "İsrail-İran Savaşı Orta Doğu’da yeni dönemin habercisi"
04 Temmuz 2025 Cuma - 09:47 Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu: "İsrail-İran Savaşı Orta Doğu’da yeni dönemin habercisi" Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Uygulama ve Araştırma Merkezleri Koordinatörü, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, İsrail’in 13 Haziran’da İran’a gerçekleştirdiği 12 günlük aralıksız saldırının Orta Doğu tarihindeki dönüm noktalarından biri olduğunu söyledi. Şeyhanlıoğlu, yaşananları "tarihi bir kırılma" olarak nitelendirerek, sürecin yalnızca iki ülke arasında değil, bölgesel ve küresel güç dengeleri açısından da büyük anlamlar taşıdığını vurguladı. İran’ın ilk gün ana kumanda yönetiminde yaşadığı ağır kayıplara rağmen ikinci gün SİHA ve balistik füze gücüyle etkili karşılık verdiğini belirten Şeyhanlıoğlu, "İran, İsrail’in stratejik noktalarına yönelik güçlü ve etkili saldırılar gerçekleştirdi. İsrail, tarihinde ilk kez bu kadar kapsamlı bombardımana maruz kaldı" dedi. Şeyhanlıoğlu, bu süreçte İran’ın 300 ila 500 arasında füze ve SİHA’sının, ABD ve İngiltere’nin dışında çok katmanlı İsrail savunmasını aşmayı başardığını söyledi. İran’ın en büyük zaafının, içerde MOSSAD tarafından devşirilen istihbarat alanında yaşandığını belirten Şeyhanlıoğlu, "İsrail’in Hindistan üzerinde sızdığı yazılım teknolojileri, siber ve yerli ajan ağıyla İran’ı içeriden felce uğrattığını ifade etti. Ancak buna rağmen İran’ın çökmediğini ve muhtemelen nükleer kapasitesi ya da bu kapasiteyi devreye sokabilecek dış desteklerle (Çin, Rusya, Pakistan) caydırıcılığını koruduğunu savundu. "İsrail halkı ülkeyi terk ediyor" Şeyhanlıoğlu, çatışmaların toplumsal yansımalarına da dikkat çekti: "İsrail tarihinde ilk kez Tel Aviv dahil olmak üzere çok sayıda şehir doğrudan vuruldu. Yaklaşık 200 bin kişi ülkeyi terk etti. Bu kişilerden çoğu Kıbrıs Rum Kesimi’ne sığındı. Bu da Kıbrıs’ın hem jeopolitik hem güvenlik açısından ne kadar stratejik olduğunu bir kez daha ortaya koydu." Bu süreçten Türkiye’nin de dersler çıkarması gerektiğini belirten Şeyhanlıoğlu, "Milli ruh, milli savunma sistemleri ve istihbarat altyapısının önemi bir kez daha görüldü. Özellikle Hakan Fidan döneminde geliştirilen MİT’in MOSSAD’a yönelik operasyonların önemi daha iyi anlaşıldı. Türkiye’nin istihbarat, milli hava savunma sistemlerini güçlendirmesi, Ukrayna ve Suriye savaşından da dersler çıkarılarak, Orta Doğu’daki muhtemel krizlerde caydırıcı gücünü artıracaktır" diye konuştu. Bölgesel iş birliği çağrısı Şeyhanlıoğlu, Türkiye, İran, Pakistan, Mısır, Irak ve Suriye’nin askeri ve ekonomik bir pakt kurmasının zamanının geldiğini söyledi. Kalkınma Yolu Projesi ve Ahmet Şara liderliğindeki yeni Suriye Hükümeti ile ilişkilerin bu iş birliği açısından stratejik önemde olduğunu vurguladı. Gazze’de yaşananları "soykırım ötesi vahşet" olarak nitelendiren Şeyhanlıoğlu, İsrail’e karşı etkili bir diplomatik, ekonomik, sosyal, siyasal ve askeri boykot uygulanması gerektiğini söyledi. İran’ın Çin’den savaş uçakları alarak hava savunma sistemlerini güçlendirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Şeyhanlıoğlu, bölgede yeni bir çatışmanın her an başlayabileceğini ve Türkiye’nin bu muhtemele karşı hazırlıklı olması gerektiğini sözlerine ekledi.
Dev mide tümörü cerrahi müdahaleye gerek kalmadan endoskopik yöntemle çıkarıldı
04 Temmuz 2025 Cuma - 09:42 Dev mide tümörü cerrahi müdahaleye gerek kalmadan endoskopik yöntemle çıkarıldı Kütahya Şehir Hastanesi Gastroenteroloji Kliniği’nde görevli Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Coşgun ve ekibi, tıp literatüründe nadir görülen büyüklükteki bir mide tümörünü, cerrahi müdahaleye gerek kalmadan endoskopik yöntemle başarıyla çıkardı. 38 yaşındaki kadın hasta, kanlı kusma ve kansızlık şikâyetleriyle başvurduğu hastanede mide tümörü şüphesiyle KSBÜ Şehir Hastanesine sevk edildi. Yapılan detaylı endoskopik incelemelerde, mide içinde saplı ve yaklaşık 5 santimetre büyüklüğünde, sert yapıda bir nöroendokrin tümör tespit edildi. Operasyon süreci titizlikle planlandı. İlk aşamada, tümörün mideyle olan bağlantı noktasındaki damar yapıları bağlanarak kesildi. Mide içinde serbest hale getirilen tümör, "basket" adı verilen özel bir tel düzenekle yemek borusuna çekilerek ağız yoluyla çıkarıldı. İşlem, yemek borusuna zarar verilmeden gerçekleştirilmesi sayesinde teknik bir başarı örneği olarak değerlendirildi. Dr. Coşgun, vakayla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu boyutta ve sertlikteki bir mide polibinin, endoskopik yöntemle tek parça halinde çıkarılması dünya literatüründe son derece nadir rastlanan bir durumdur. Genellikle bu tür tümörler parçalanarak çıkarılır ya da daha yumuşak dokuda olur. Bu nedenle uyguladığımız yöntem, hem teknik zorlukları hem de vaka özellikleri itibarıyla literatürde yer alma potansiyeli taşıyor" ifadelerini kullandı. İşlemin üzerinden geçen iki aylık süreçte hastanın sağlık durumunun oldukça iyi olduğu bildirildi. Takibi sürdürülen hasta, herhangi bir komplikasyon yaşamadan iyileşme sürecini tamamladı.