Yerel Haberler
Manisa
Diyalizde su israfına çözüm aramak için buluştular 13 Nisan 2026 Pazartesi - 15:55:09 Manisa’da düzenlenen Sürdürülebilir Nefroloji Sempozyumu’nda, diyaliz tedavisinde ortaya çıkan su israfı ve çevreye etkileri gündeme taşındı. Uzmanlar, milyonlarca ton suyun geri kazanılabileceğine dikkat çekti. Manisa’da, çevre ve sağlık alanını buluşturan önemli bir bilimsel etkinlik gerçekleştirildi. Çevreci Yeşil Diyaliz Derneği tarafından, Yunusemre Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen 6. Sürdürülebilir Nefroloji Sempozyumu, alanında uzman isimleri bir araya getirdi. Sempozyumda, nefroloji alanında sürdürülebilirlik teması kapsamında çevre dostu sağlık uygulamaları çok yönlü olarak ele alındı. Sağlık profesyonelleri, akademisyenler ve sektör temsilcilerinin yoğun katılım gösterdiği programda, özellikle su kaynaklarının korunması ve çevresel etkilerin azaltılması ön plana çıktı. Sempozyumun açılışında konuşan Çevreci Yeşil Diyaliz Derneği Başkanı Soner Duman, dünya nüfusunun üçte birinin temiz içme suyuna erişemediğini belirterek, suyun korunmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Duman, sürdürülebilir bir gelecek için sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları, üniversiteler ve yerel yönetimlerin iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Efe Yakkan ise çevre duyarlılığı ile sağlık hizmetlerinin birlikte ele alınmasının önemine değinerek, sürdürülebilir yaklaşımların geleceğin sağlık politikalarında belirleyici olacağını ifade etti. İki ana oturumdan oluşan sempozyumda, ilk oturumda sürdürülebilirliğin tarihçesi, çevreci diyaliz uygulamaları, karbon ayak izi ve su verimliliği gibi konular ele alındı. İkinci oturumda ise diyaliz uygulamalarında verimlilik, periton diyalizinde çevre dostu yöntemler ve organ naklinde sürdürülebilirlik başlıkları değerlendirildi. Diyaliz süreçlerinde su kullanımı sempozyumun en dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Hemodiyaliz tedavisinde bir hastanın tek bir seansta yaklaşık 150 litre su tükettiği, bu suyun elde edilmesi sürecinde ise yaklaşık 300 litre suyun arıtma sistemlerinde atık olarak kaybedildiği ifade edildi. Türkiye genelinde yaklaşık 70 bin diyaliz hastası bulunduğu göz önüne alındığında, yılda yaklaşık 2,5 milyon ton kullanılabilir suyun kanalizasyona karıştığına dikkat çekildi. Uzmanlar, bu kaybın önlenmesi için yağmur suyu hasadı, gri su geri dönüşümü ve daha verimli arıtma teknolojilerinin kullanılması gerektiğini belirtti. Kurumlar arası iş birliğinin önemine vurgu yapılan sempozyumda, sürdürülebilir nefroloji uygulamalarının gelecekte daha da yaygınlaşmasının hedeflendiği ifade edildi.
Turgutlu’dan Amerika ve Avrupa’ya şaman davulu ihracatı
18 Mayıs 2025 Pazar - 14:04 Turgutlu’dan Amerika ve Avrupa’ya şaman davulu ihracatı Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşayan Cenk Toplar, tamamen el emeğiyle ürettiği şaman davullarını başta Amerika ve Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesine ihraç ediyor. 4 yıl önce hobi olarak başladığı davul yapımını kısa sürede ticari bir başarıya dönüştüren Toplar, ürünlerine gelen yoğun taleplere yetişebilmek için çalışmalarını kardeşi Muharrem Toplar ile birlikte sürdürüyor. Subaşı Mahallesi’ndeki atölyesinde üretim yapan Cenk Toplar’ın (43), geleneksel el sanatları ile modern tasarımı birleştirdiği özel şaman davulu, hem yurt içinde hem de yurt dışında özellikle meditasyon, müzik ve terapi alanlarında büyük ilgi görüyor. İlk davulunu kendisi için yaptığını belirten Toplar, "Gören arkadaşlarım çok beğendi, onlar da istemeye başladı. Böylece kişiye özel üretimlere başladım" dedi. Kısa sürede farklı şehirlerden ve ülkelerden siparişler almaya başladığını söyleyen Toplar, ürünlerinin farklı kültürlerden insanlara ulaşmasından büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. Toplar, her bir davulun el emeğiyle ve özenle hazırlandığını vurgulayarak, "Her davulun kendine özgü bir karakteri ve ruhu var. Bu da onları özel kılıyor. Ben normalde 22 yıldır ney yapımcısıyım. 4 yıldır da şaman davulu yapıyorum. Şaman davulunu geleneksel yöntemlerle üretiyoruz. Şaman davulu eski inançlara dayanan bir şifa enstrümanıdır. Türk kültüründe de iyi bir yeri vardır. Unutulmuş, eski Türk çalgılarından biridir. Biz günümüzde bunu tekrar canlandırdık ve tüm dünyaya ihraç ediyoruz. Türkiye’de bu işi yapan 2-3 kişiden biri de biziz" ifadelerini kullandı. Yoğun talebe karşılık verebilmek için kardeşi Muharrem Toplar ile birlikte üretim yaptıklarını belirten Cenk Toplar, Turgutlu’dan dünyaya uzanan bu yolculuğun kendisi için hem sanatsal hem de duygusal bir anlam taşıdığını dile getirdi.
Kardiyoloji uzmanından hayati uyarı: "Hipertansiyonu ciddiye alın"
18 Mayıs 2025 Pazar - 13:21 Kardiyoloji uzmanından hayati uyarı: "Hipertansiyonu ciddiye alın" Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Rahman Bilal Gediz, hipertansiyonun kalp ve damar hastalıklarının en önemli nedeni olduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu. Hipertansiyonun genellikle belirti vermeden ilerlemesi sebebiyle "sessiz katil" olarak adlandırıldığını hatırlatan Gediz, 40 yaş üzeri bireylerin düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Gediz, dünyada en sık görülen ölüm sebebinin kalp ve damar hastalıkları olduğunu, bu hastalıkların başlıca nedeninin ise hipertansiyon olduğunu ifade etti. Hipertansiyonun tüm organları besleyen damarlar üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Gediz, "Hipertansiyon, damarlarda esneklik kaybına neden olur. Bu da uzun vadede organ hasarlarına yol açar. Teşhis ve tedavi edilmediği takdirde felç, kalp krizi, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve görme bozuklukları gibi ciddi sonuçlara neden olabilir" dedi. Genetik faktörler ön planda Hipertansiyonun nedenlerine de değinen Gediz, en sık rastlanan nedenin genetik yatkınlık olduğuna dikkat çekerek, "Ailede hipertansiyon öyküsü varsa, bireyde de görülme riski artar. Bunun yanı sıra kötü beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı, alkol ve tütün ürünleri kullanımı, aşırı tuz tüketimi ve stres de hipertansiyona yol açan faktörlerdendir" şeklinde konuştu. "Yaşam tarzı değişikliği şart" Tedavi sürecinde önceliğin yaşam tarzı değişikliği olduğunun altını çizen Gediz, "Fiziksel aktivitenin artırılması, tuz tüketiminin azaltılması, dengeli ve sağlıklı beslenme, alkol ve sigaradan uzak durma hipertansiyon kontrolünde önemli adımlardır. Gerekli hallerde ise ilaç tedavisi uygulanarak tansiyon değerleri normale çekilebilir" ifadelerini kullandı. "40 yaş üzeri bireyler dikkatli olmalı" Hipertansiyonun genellikle belirti vermeden ilerlemesi sebebiyle "sessiz katil" olarak adlandırıldığını hatırlatan Gediz, 40 yaş üzeri bireylerin düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerektiğini belirtti. Normal tansiyon değerinin 120/80 mmHg civarında olması gerektiğini vurgulayan Gediz, bu değerin üzerinde seyreden tansiyonun mutlaka kontrol altına alınması gerektiğini söyledi. Tansiyon yüksekliği tespit edilen vatandaşların vakit kaybetmeden kardiyoloji hekimlerine başvurması gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Gediz, erken teşhis ve tedavinin, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilmesinde hayati rol oynadığını belirtti.
Kardiyoloji uzmanından hayati uyarı: "Hipertansiyonu ciddiye alın"
18 Mayıs 2025 Pazar - 13:19 Kardiyoloji uzmanından hayati uyarı: "Hipertansiyonu ciddiye alın" Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Rahman Bilal Gediz, hipertansiyonun kalp ve damar hastalıklarının en önemli nedeni olduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu. Hipertansiyonun genellikle belirti vermeden ilerlemesi sebebiyle "sessiz katil" olarak adlandırıldığını hatırlatan Gediz, 40 yaş üzeri bireylerin düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Gediz, dünyada en sık görülen ölüm sebebinin kalp ve damar hastalıkları olduğunu, bu hastalıkların başlıca nedeninin ise hipertansiyon olduğunu ifade etti. Hipertansiyonun tüm organları besleyen damarlar üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Gediz, "Hipertansiyon, damarlarda esneklik kaybına neden olur. Bu da uzun vadede organ hasarlarına yol açar. Teşhis ve tedavi edilmediği takdirde felç, kalp krizi, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve görme bozuklukları gibi ciddi sonuçlara neden olabilir" dedi. Genetik faktörler ön planda Hipertansiyonun nedenlerine de değinen Gediz, en sık rastlanan nedenin genetik yatkınlık olduğuna dikkat çekerek, "Ailede hipertansiyon öyküsü varsa, bireyde de görülme riski artar. Bunun yanı sıra kötü beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı, alkol ve tütün ürünleri kullanımı, aşırı tuz tüketimi ve stres de hipertansiyona yol açan faktörlerdendir" şeklinde konuştu. "Yaşam tarzı değişikliği şart" Tedavi sürecinde önceliğin yaşam tarzı değişikliği olduğunun altını çizen Gediz, "Fiziksel aktivitenin artırılması, tuz tüketiminin azaltılması, dengeli ve sağlıklı beslenme, alkol ve sigaradan uzak durma hipertansiyon kontrolünde önemli adımlardır. Gerekli hallerde ise ilaç tedavisi uygulanarak tansiyon değerleri normale çekilebilir" ifadelerini kullandı. "40 yaş üzeri bireyler dikkatli olmalı" Hipertansiyonun genellikle belirti vermeden ilerlemesi sebebiyle "sessiz katil" olarak adlandırıldığını hatırlatan Gediz, 40 yaş üzeri bireylerin düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerektiğini belirtti. Normal tansiyon değerinin 120/80 mmHg civarında olması gerektiğini vurgulayan Gediz, bu değerin üzerinde seyreden tansiyonun mutlaka kontrol altına alınması gerektiğini söyledi. Tansiyon yüksekliği tespit edilen vatandaşların vakit kaybetmeden kardiyoloji hekimlerine başvurması gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Gediz, erken teşhis ve tedavinin, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilmesinde hayati rol oynadığını belirtti.
Memur-Sen’den "2025 Aile Yılı’na özel 13 maddelik teklif paketi
18 Mayıs 2025 Pazar - 13:02 Memur-Sen’den "2025 Aile Yılı’na özel 13 maddelik teklif paketi Memur-Sen Konfederasyonu, 2025 yılını "Aile Yılı" ilan ederek kamu görevlilerinin aile hayatını güçlendirecek 13 maddelik teklif paketini kamuoyuyla paylaştı. Manisa’da açıklamalarda bulunan Memur-Sen İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Manisa 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Yasav, aile yapısını destekleyici sosyal ve ekonomik düzenlemelerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Ahmet Yasav, mevcut aile ve çocuk yardımlarının yetersiz kaldığını vurgulayarak, "Eşi çalışmayan memura 2 bin 300 TL, çocuklar için ise 506 ve 253 TL yardım yapılıyor. Bu rakamlarla aile güçlenemez. Yardımlar artırılmalı" dedi. Doğum ve süt izni süreleri uzatılsın Kadın memurlar için doğum izninin doğum sonrası 52 haftaya çıkarılmasını isteyen Yasav, süt izninin de 2 yıl sürmesini ve ilk yıl 3 saat, ikinci yıl 1,5 saat olarak uygulanmasını talep etti. Ayrıca büyük kamu kampüslerinde zorunlu kreş hizmeti sunulmasını ya da çocuk başına aylık destek verilmesini önerdi. Vergi indirimi ve çalışma süresi düzenlemesi Gelir vergisinin kamu çalışanları için yüzde 15’e sabitlenmesi gerektiğini belirten Yasav, evli ve çocuklu memurlar için ilave vergi indirimi uygulanmasını önererek, haftalık çalışma süresinin 32 saate, iş gününün ise 4 güne indirilmesi gerektiğini dile getirdi. 3600 Ek Gösterge ve emeklilik dengesi Ahmet Yasav, 1. dereceye yükselen kamu görevlilerine 3600 ek göstergenin 31 Aralık 2025’e kadar verilmesi gerektiğini vurgulayarak, memurların emekli aylıkları ile görev maaşları arasındaki uçurumun kapatılması gerektiğini söyledi. Gençlere evlilik desteği Genç kamu çalışanlarına yönelik teşviklerin artırılmasını isteyen Yasav, 50 bin TL evlilik yardımı ve 300 bin TL faizsiz evlilik ödeneği verilmesini teklif ettiklerini kaydederek, "Aile Yılı’na özel sunduğumuz bu öneriler hayata geçerse, sadece kamu çalışanları değil, toplumun temeli olan aile kurumu da güç kazanacaktır" ifadelerini kullandı.
Sarıgöl’de evlerde salamura yaprak zamanı
18 Mayıs 2025 Pazar - 12:50 Sarıgöl’de evlerde salamura yaprak zamanı Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde dünyaca ünlü çekirdeksiz Sultaniye üzüm bağlarında yaprak toplama sezonu başladı. Mayıs ayıyla birlikte bağlardan toplanan taze bağ yaprakları, ev kadınları tarafından salamura edilerek kışlık olarak hazırlanıyor. Sabahın erken saatlerinde bağlardan toplanan yapraklar, öğle saatlerine kadar evlere getirilerek cam veya plastik bidonlara konuluyor. Kaya tuzu ile hazırlanan salamura suyu ile bidonlara bastırılan yapraklar, serin ve gölge alanlarda iki yıla kadar tazeliğini koruyabiliyor. "Mayıs yaprağı ekşiliğiyle güzel olur" Yıllardır salamura yapan Ümmü Akkaya (40), yaprak salamurasının inceliklerini şu sözlerle anlattı: "Bizler genelde kışlık olarak taze bağ yapraklarımızı mayıs ayında toplarız ki daha taze olur, ekşiliği olur. Topladığımız yaprakları saplarını kestikten sonra cam ya da plastik bidonlara sıkı şekilde doldururuz. Kaya tuzu ile hazırlanan salamura suyunu soğuduktan sonra üzerine döker, kapağını kapatıp serin bir yerde muhafaza ederiz." Akkaya ayrıca bazı kişilerin yaprakları önce sıcak suyla sarartarak bidonladığını ve yine tuzlu suyla salamura ettiklerini belirtti. Sarıgöl’de evlerde titizlikle hazırlanan salamura yaprakların, aynı zamanda hediyelik olarak da değerlendirildiğini belirten Akkaya, "Biz her zaman dört-beş bidon fazla yaparız. Uzakta olan eş, dost için güzel bir hediye oluyor. Kışın kargo ile gönderiyoruz ya da ziyaret ettiğimizde götürüyoruz. Çok makbule geçiyor." dedi. "Topladığın yaprak senin olsun" dönemi Sarıgöl ve çevresinde üzüm bağlarında yaprak aralama işleri başlarken, birçok üretici "Topladığın yaprak senin olsun" diyerek işçilere ücret ödemeden aralama işlerini yaptırıyor. Bu yöntem hem üretici hem işçiler için avantaj sağlıyor. Günlük yevmiye 850 TL iken, yaprak toplayan kadın işçiler bu yöntemle 1300-1500 TL arasında gelir elde edebiliyor. Bazı bölgelerde ise aralama işleri geleneksel yöntemle ödünç usulüyle yapılıyor. Aile ekonomisine katkı sağlıyor İlçe genelinde kurulan yaprak alım merkezlerine tonlarca taze yaprak getiren kadınlar, satış yaparak aile bütçelerine katkı sağlıyor. Hafta sonları aileleriyle birlikte bağa giden öğrenciler de yaprak satarak harçlıklarını çıkartıyor. Yetkililer, taze yaprak alımlarının eylül ortalarına kadar devam ettiğini belirtti.
Kırkağaç’ta 25 yıl sonra hafızlık merasimi düzenlendi
18 Mayıs 2025 Pazar - 12:12 Kırkağaç’ta 25 yıl sonra hafızlık merasimi düzenlendi Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde en son 2000 yılında düzenlenen Hafızlık İcazet Merasimi tam 25 yıl sonra bir kez daha gerçekleştirildi. Ayanzade Kur’an Kursları Derneği ve Kırkağaç İlçe Müftülüğü tarafından organize edilen program Kırkağaç Kapalı Spor Salonunda düzenlendi. Programa Kırkağaç Kaymakamı Zafer Oktay, Kırkağaç Belediye Başkanı Üstün Dönmez, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Hilmi Karslı, Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Üyesi Reisü-l Kurra Vekili Sedat Aydınlı, Manisa İl Müftüsü Şükrü Kabukçu, İlçe Emniyet Müdürü Sayım Başaran, daire amirleri, siyasi parti temsilcileri, oda başkanları ile çok sayıda vatandaş katıldı. Ayanzade Kur’an Kursunda din görevlisi Şaban Şahin hocada hafızlığını tamamlayan 7 öğrenci için Hafızlık İcazet Merasimi düzelendi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunması ile başlayan programın açılış konuşmasını Kırkağaç Müftü Vekili Soma İlçe Müftüsü Hüseyin Kılınçal yaptı. Daha sonra sırasıyla Manisa İl Müftüsü Şükrü Kabukçu ve Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Hilmi Karslı birer konuşma yaptı. Büyük Çamlıca Camii Müezzinleri Ahmet Aybar ve Enes Özsoy ile Beykoz Eyyab Cami İmam Hatibi Abdüllatif Efe ilahi, kaside ve Kur’an-ı Kerim okumalarının ardından tekbirler eşliğinde 7 hafız öğrenci, onları yetiştiren hocalarıyla birlikte salona girdi. Reisü-l Kurra Vekili Sedat Aydınlı’nın başkanlığında öğrencilerin hatim tertibi gerçekleştirildi. Aydınlı’nın yaptığı duanın ardından programın son bölümünde öğrencilere ve katılımcılara protokol tarafından hediyeler takdim edildi. Organizasyon verilen hayır yemeği ile son buldu.