Yerel Haberler
Mardin
Ustasının yanında 2 yıl eğitim aldı, 33 yıldır zamanla uğraşıyor
08 Kasım 2023 Çarşamba - 10:59 Ustasının yanında 2 yıl eğitim aldı, 33 yıldır zamanla uğraşıyor Mardin’in Nusaybin ilçesinde yaşayan 46 yaşındaki Rıdvan Aslan, 2 yıl ustasının yanında eğitim aldıktan sonra 33 yıldır 4 metrekarelik dükkanında saat tamiri yapıyor. Nusaybin ilçesinde yaşayan 46 yaşındaki Rıdvan Aslan, çocuk yaşlarda kentteki bir saat tamircisinin yanında çırak olarak mesleği öğrenmeye başladı. 2 yıl eğitim alan Aslan, Nusaybin Çarşı’nda 4 metrekarelik dükkan açtı. 1990 yılında mesleğe başladığını belirten Aslan, "1993 yılında Nusaybin’de esnaf olarak başladım. 33 yılı aşkın bir süredir burada saat tamiri yapıyorum. Nusaybin’in en eski saat tamircisiyim. Benden önce bir usta saat tamirciliğini bıraktı. Şu an burada bulunan en eski saat tamircisiyim. Saatlerin zaman içerisinde işlevini kaybetmesi üzerine telefon işine de ağırlık verdik. Şu an bulunduğum iş yerinde 27 yıldır bulunuyorum. 30 yılı aşkın bir süredir vergi levhası olan bir esnaf olarak çalışıyorum" dedi. Mardin’de 2 sene boyunca ustasının katkılarıyla saat tamiri öğrendiğini ifade eden Aslan, "Mesleğimiz gözden çıkarılan meslekler statüsüne giriyor. Şu anda saat tamiri eskiye nazaran çok düşük. Eskiden bir saat ile bir ev bir arsa alabiliyordunuz. Şu an saatler işlevini yitirmiş durumda. İnsanların cep telefonu var, saat için çok özel durumlar gerekmedikçe fazla önem vermiyorlar. Maalesef bizim mesleğimizde bu sebeple aksamış oluyor" diye konuştu. Mardin’de evinden uzakta ustasının evinde kalarak mesleği öğrendiğini aktaran Aslan, "2 sene boyunca orada saat tamirini öğrendim. Saat tamiri zihinsel anlamda çok yorucu oluyor. Zihinsel rahatlık önemli. Başka bir konuyu düşünürken saat tamiri ile uğraşamazsınız. Teknik kısmında biraz saat tamirinin zorlukları var. Fakat onun dışında fiziksel anlamda çok fazla yorulmuyoruz. Tornavida ve cihazlarımızla saat tamirini yapıyoruz. Daha önceden saatler çok kıymetli olduğu için iyi para kazandırıyordu. Fakat şu anda çok düşük fiyata saatler alabiliyorsunuz. Yeni çıkan akıllı saatlerde artık çok fazla tamir seçeneği kalmadı. Garantiye alınıyor, bozulduğu zaman da servise gönderip yenisiyle değiştiriyorlar" şeklinde konuştu.
Osmanlı Ocakları Genel Başkanı Canpolat’tan Deyrulzafaran Manastırı Metropoliti Özmen’e ziyaret
08 Kasım 2023 Çarşamba - 10:48 Osmanlı Ocakları Genel Başkanı Canpolat’tan Deyrulzafaran Manastırı Metropoliti Özmen’e ziyaret Osmanlı Ocakları Genel Başkanı Kadir Canpolat, Deyrulzafaran Manastırı Metropoliti Filoksions Saliba Özmen’i ziyaret etti. Osmanlı Ocakları Genel Başkanı Kadir Canpolat; Erzurum, Van, Muş, Bitlis ziyaretlerinin ardından bir dizi temaslarda bulunmak üzere Mardin’e geldi. Canpolat ve beraberindeki heyet, parti il ve ilçe başkanlığını ziyaretlerinin ardından Deyrulzafaran Manastırı Metropoliti Filoksions Saliba Özmen’i ziyaret etti. Canpolat, Diyarbakır-Mardin Metropoliti Saliba Özmen’e, Mardin’de Süryani bir vatandaşın öldürülmesi nedeniyle taziyelerde bulundu. Ziyarette birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu yapıldı. "Süryaniler medeniyetimize, birlik ve beraberliğimize, medeniyet beşiğimize katkılar sağlamış” Ziyaret sonrası açıklamada bulunan Osmanlı Ocakları ve Ocak Partisi Genel Başkanı Kadir Canpolat, şunları söyledi: “Dün akşam hayatını kaybeden Süryani vatandaşımıza Allah’tan rahmet diler, sizlere de taziyelerimizi iletiriz. Hayatını kaybeden vatandaşımızın acısını sizlerle paylaşıyoruz. Osmanlı Ocakları ve Ocak Partisi teşkilat başkanlarının her zor durumda sizinle olduğunu bilmenizi isteriz. Süryaniler Osmanlı Devleti döneminde Devlet-i Aliyyemizin çok ciddi noktalarında görev almıştır. Bu anlamda etnik milliyetçiliğe ve din milliyetçiliğine karşıyız. Sizin can ve mal güvenliğiniz, sizin dini ibadetleriniz bizim medeniyetimizin ve kardeşliğimizin sembolü olan İslamiyet’in içinde vardır ve mutlak var olacaktır. Bunun garantörü de bizleriz ve her koşulda yanınızdayız. Bu bölgedeki Süryani cemaatinin varlık haklarının takipçisi ve savunucusu olacağımızı ifade etmek isterim. Süryaniler medeniyetimize, birlik ve beraberliğimize, medeniyet beşiğimize katkılar sağlamış cemaat ve topluluktur ve bizim de başımızın üstünde yerleri vardır.” "Bu topraklar hepimizin öz yurdu" Özmen’e misafirperveliği için teşekkür eden Canpolat, "Osmanlı hangi medeniyet beşiğine, hangi statüde ve hangi ölçüde saygı duyduysa bizim derdimiz de dilediğiniz gibi ibadet ve ikamet yapabilmeniz erdemliğine ulaşmaktır. Türkiye’de ve dünyada Osmanlı Ocakları birlik ve beraberlik adına çalışmalar sağlıyor. Süryani bir vatandaşımızın öldürülmesine çok üzüldük. Bölgede geçmişte yaşanan haksızlıklar ve hukuksuzluklar var. Biz haksızlıkların ve hukuksuzlukların önünde haklı olan Süryani’si de, Yezidi’si de, Ermeni’si de, Kürt’ü de, Türk’ü de, Boşnak’ı da fark etmeksizin her kim olursa olsun bugün Filistin halkının haklı davalarında nasıl yanındaysak emin olun sizin de haklı olduğunuz bir konu varsa size de hizmet edeceğimize emin olabilirsiniz. Bu topraklarda yabancılık hissetmemelisiniz, çünkü burası hepimizin ortak yurdu. Sizin varlığınız bize mutluluk veriyor. Bizi kabul ettiğiniz ve ağırladığınız için çok teşekkür ederiz. Sizi tanıdığımız için çok mutluyuz" şeklinde konuştu. "Süryaniler Osmanlı’nın bir parçasıdır" Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Metropolit Filoksions Saliba Özmen, Kadir Canpolat’ı ve heyetini görmekten mutlu olduğunu ifade etti. Süryanilerin Osmanlı’nın bir parçası olduğunu söyleyen Özmen, "Osmanlı döneminde bizim birlik, bütünlüğümüz ve kardeşliğimiz ön plandaydı. Bunu sizler gerçekten yaşayıp yaşattırdığınız için teşekkür ediyorum. Osmanlı’ya en az sizin kadar biz de hasretiz. Bu anlamda sizi gördüğüm için çok sevindim ve mutlu oldum" dedi. İsrail’in Gazze’ye saldırılarına da değinen Özmen, "Bir sürü imparatorluk kuruldu ve yıkıldı. Bu dünya hepimize kâfi ve hepimize yetiyor. Kimler geldi kimler gitti. Önemli olan insanın dünyadayken haysiyetli ve onurlu yaşaması. Dini ve mezhebi ne olursa olsun insan dünyada mutlu olmalı. Bu anlamda maalesef ki savaşlar kapımızda. Bir an önce bu savaşların son bulması ve barışın hüküm sürmesi en kutsal dileğimiz ve duamızdır” ifadesini kullandı. Ziyareti hatıra fotoğrafı çektirerek sonlandıran Canpolat ve beraberindekiler daha sonra manastırdan ayrıldı.
Türkiye’de kadınların yüzde 20’si, erkeklerin yüzde 8’i migren hastalığı ile mücadele ediyor
07 Kasım 2023 Salı - 11:40 Türkiye’de kadınların yüzde 20’si, erkeklerin yüzde 8’i migren hastalığı ile mücadele ediyor Türkiye’de kadınların yüzde 20’nde erkeklerin de yüzde 8’nin migren hastası olduğunu söyleyen Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Uzman Doktor Erdal Dayan, migrenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi. Migrenin beyinde yaşanan bir dizi kimyasal değişimin sonucu ortaya çıkan özel bir baş ağrısı türü olduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Erdal Dayan, "Migren toplumda sık görülen bir hastalık. Normal şartlarda kadınların yüzde 20’nde erkeklerin yüzde 8’nde migren görülüyor. Migren üzerinde planlı programlı durulması gereken bir hastalıktır. Sese, ışığa ve strese karşı günlük rutininizi bozan her şey aslında bir nevi hassas bir hastalıktır. Günlük düzenin dışına çıkan migren hastaları baş ağrısı ile karşılaşabilir. Günlük yaşam kaliteleri düşebiliyor. Mardin bölgesinde bulunan migren hastaları özellikle son zamanlarda migreni tetikleyen stres oluyor. Tabi birçok tetikleyeni var ama takıntı, stres, beynin sürekli yorgun olması ve tempolu yaşam migreni en çok arttıran özelliklerdir. Uyku bozuklukları az uyumak, çok uyumak, öğünleri atlamak, aç kalmak ya da çok yemek, soğuk havalar bunlar hep migreni arttıran şeyler. Mevsimin değişmesiyle soğuk havalarda migren ağrıları artmaya başladı" dedi. Tedavi yöntemlerine değinen Dr. Dayan, "Tedavi hasta bazlı olur. Hastanın eğer atakları seyrek ise sadece artık ayda 1-2 kere ya da 2-3 ayda 1, 2 kere atakları oluyorsa biz bunları atak tedavisi dediğimiz ilaçlarla düzenliyoruz. 3 ayda 15 gün üzerinde süren ağrılar varsa artık bu kronik migren oluyor. Kronik migrende migren profilaksisi dediğimiz ilaçlar var. Hastalardan günlük ağrı sıklıklarını, bir çetele şeklinde bize sunmalarını istiyoruz. Şiddetini puanlandırmasını istiyoruz. Bir nevi migren baş ağrısı günlüğü tutmalarını istiyoruz. Ona göre de hastalara bir plan program yapıyoruz. Profilaksi de kullanılan ilaçlar doktora danışılarak hastalara bazlı veriliyor. Hastanın ek hastalıklarına göre düzenlenerek veriliyor. Migren hastalarının hayatını dizayn etmesi, günlük programında özellikle güneşe çıktığında baş ağrısı yaşıyorsa bundan kaçınmalı. Gürültülü ortamda çalışıyorsa bu ortamdan uzaklaşması gerekiyor. Birçok hasta bunları yaptığı zaman migren atakları seyrekleşiyor. Hiçbir tedaviye de gerek kalmıyor. Bunlara rağmen migren atakları sıksa genetik faktörlere dayandırılıyor. Ailede migren hastası varsa, bu hastalara doktor gözetiminde atak tedavileri uygulanıyor. Hastaların yaşam kaliteleri arttırılıyor. Tedavide temel faktör hastayı dinleyip aileden mi yoksa çevresel bir faktörden mi kaynaklandığı anlaşılmalıdır" şeklinde konuştu. Migren tedavisinde hasta bazlı çalıştıklarını anlatan Dayan, "Hastanın eğer ailesinde migren varsa migren görülmesi çok daha yüksektir. Hem anne hem babada migren olanların yüzde 70 oranında migren olma ihtimali oluyor. Bunlara migren profilaksisi düzenliyoruz. Çevresel faktörlerde sık tetiklenen migrenlerde atağı ortadan kaldıracak çevresel etkenleri ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Uykuyu düzenliyoruz, stresli bir ortamda çalışıyorsa o ortamdan uzaklaşmasını öneriyoruz, soğuk havalar tetikliyorsa ona dikkat etmesini istiyoruz, gürültülü ortamlarda çalışıyorsa dikkat etmesini istiyoruz ve bu davranış tedavisiyle bile migren atakları çoğu zaman azalıyor çoğu zaman da ilaca bile gerek kalmıyor. Bunlara rağmen devam eden sık migren ataklarında profilaktik ilaç tedavisi uyguluyoruz ve çok iyi başarılar elde ettiğimiz söylenebilir" diye konuştu.
Uğruna parmaklarını kaybettiği mesleğini yarım asırdır yapıyor
05 Kasım 2023 Pazar - 12:47 Uğruna parmaklarını kaybettiği mesleğini yarım asırdır yapıyor Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 50 yıldır marangozluk yapan ve mesleğini yaparken parmaklarını kaybeden 75 yaşındaki marangoz ustası Feyzi Suay, mesleğini ilk günden beri sevgiyle yapıyor. Kızıltepe ilçesinde yaşayan 75 yaşındaki marangoz ustası Feyzi Suay, 25 yaşında başladığı mesleğini parmaklarını kaybetmesine rağmen 50 yıldır yapıyor. Mesleğin ağabeyinden kendisine miras kaldığını belirten Suay, üstünde emeği olduğunu ve 10 yıl birlikte çalıştıklarını söyledi. Daha sonra kendi iş yerini kurduğunu ifade eden Suay, "Çocuklarımı okutmak istedim okumadıkları için okuldan aldım ve marangozluk öğrettim. Marangozlukta şu ana kadar 10 tane çırak yetiştirdim. Mesleği devam ettiren güzel yerlere geldi. Diğerleri farklı işler yapıyor. Sabah dükkanıma gelip akşam evime gidiyorum" dedi. Mesleğin zorluklarına değinen Suay, "Parmaklarımın hepsini kestim. Eskiden hem sinirliydim hem de el işi çalışıyordum. Eskiden doğrama vardı öyle çalışıyorduk. Bir ara plastik çıkınca onunla uğraştım fakat marangozluğa geri döndüm. Çocuklarım şimdi Mardin’de çalışıyor. Eskiden çok zorluk çektim. Makine olmadığı için elimle pencere ve kapılar yapıyordum. Şimdi her şey makineleştiği için işler daha kolay. 25 yaşından bu yana Türkiye’nin pek çok yerinde yerinde çalıştım" ifadelerinde bulundu.
2035 yılına kadar 4 milyardan fazla kişinin obez olması öngörülüyor
03 Kasım 2023 Cuma - 12:31 2035 yılına kadar 4 milyardan fazla kişinin obez olması öngörülüyor Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Hasan Basri Savaş, "2035 yılına kadar dünya nüfusunun çoğunluğu olan 4 milyardan fazla insan, fazla kilo ya da obezite ile yaşayacak" dedi. Dünya Obezite Federasyonu tarafından yayımlanan "Dünya Obezite Atlası 2023" raporunu değerlendiren Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Hasan Basri Savaş, raporun obezite hakkında çok detaylı ve önemli bilgiler içerdiğini, önlem alınmazsa önümüzdeki 12 yıl içinde dünya nüfusunun yarısından fazlasının aşırı kilo problemi yaşayacağının öngörüldüğünü söyledi. Hem Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) hem de Sağlık Bakanlıklarının öncelikli hedefleri arasına obezite ile mücadeleyi aldığını belirten Doç. Dr. Savaş, aşırı kiloların hem beden sağlığı hem de ülke ekonomisi için yıkıcı bir etkiye sahip olduğunu aktardı. "Aşırı kilonun ekonomi üzerine oluşturduğu yük Covid-19 pandemisinin ekonomik etkilerine eşdeğer mahiyettedir" diyen Dr. Savaş, şöyle konuştu: "Beden sağlığı üzerine aşırı kilonun etkileri ise kalp-damar hastalıkları, diyabet (şeker) hastalığı, kalp krizleri, inmeler ve birçok kanser türü başta olmak üzere birçok yaşam kalitesini düşüren ve ölümcül olabilen hastalıklarla ilişkili olmasıdır. Obezite; çok karmaşık, yaygın ve çok boyutlu bir sorun. Obezite ile mücadele etmek de sadece Sağlık Bakanlıklarının çabasıyla olmaz. Okul öncesi eğitimden başlayarak eğitimin her aşamasını kapsayacak şekilde obeziteye karşı etkin mücadele edilmelidir." Her iş grubunda çalışan kesimin obeziteye karşı korunması için gayret edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Savaş, "Aksi takdirde 2035 yılına kadar dünya nüfusunun çoğunluğu olan 4 milyardan fazla insan, fazla kilolu ya da obeziteyle yaşayacaklar. Her 4 kişiden 1’ine karşılık gelen yaklaşık 2 milyar insan obez olacak. Çocukluk çağı obezitesi 2035 yılına kadar iki katından fazla artabilir. Bunun anlamı ise birçok ölümcül kronik hastalıkların çok daha erken yaşlarda görülmeye başlaması demektir. Dolayısıyla beklenen yaşam süresi, ani ölümler, yaşam kalitesi ve benzeri sağlık parametrelerinin hepsinin olumsuz etkilenmesi söz konusudur" dedi. Hareketsizliğin obeziteyi tetiklediğini dile getiren Dr. Savaş, "Daha hareketli bir yaşam, asansör kullanımından kaçınma, merdiven çıkma, kısa mesafeli ulaşımda yürüme, uzun süre hareketsiz kalmama, düzenli egzersiz, tempolu ve düzenli yürüyüş, mümkünse bireyin yaşına ve sağlık durumuna uygun spor ihmal edilmemelidir. Öncelikle kilo almamanın yollarını özetledim. Obez bireyler ise bir an önce bir sağlık kuruluşuna başvurarak tedavi uygulamalılar. Obezite başlı başına ciddiye alınması ve tedavi edilmesi gereken ciddi bir hastalıktır" ifadelerini kullandı.