Yerel Haberler
Muş
20 Nisan 2026 Pazartesi - 09:30 Muş’ta ters laleler açtı Muş’ta halk arasında "ağlayan gelin" olarak bilinen ve yaklaşık 20 günlük ömürleri bulunan ters laleler, havaların ısınması ve karların erimesiyle açtı. Muş’un Karaağaçlı beldesinde, ilkbaharın gelişi ve karların erimesiyle birlikte yüksek rakımlı bölgelerde ters laleler açtı. Yılda sadece yaklaşık 20 gün canlılığını koruyan ve halk arasında "ağlayan gelin" olarak adlandırılan bu nadide bitkiler, ziyaretçilerini ağırlıyor. Kısa ömürlerine rağmen yoğun ilgi gören çiçekler, doğa ve fotoğraf tutkunlarını bölgeye çekiyor. Yaklaşık 2 saatlik zorlu bir yolculuğun ardından dağlık alana ulaşan ziyaretçiler, ters laleleri fotoğraflayarak anı ölümsüzleştiriyor. Doğal güzelliğiyle her yıl kısa süreliğine kendini gösteren ters laleler, bölge turizmine de katkı sunmaya devam ediyor. Ters laleleri ziyaret eden Rüveyda Elçek, gördüğü manzara karşısında çok etkilendiğini dile getirerek, "Muş’ta iki senedir eğitim görüyorum, aşçılık bölümü öğrencisiyim. Bugün arkadaşlarla birlikte ters laleleri görmeye geldik. Açıkçası çok merak ettiğim bir çiçekti. Çok etkilendim, kokusu da çok güzel. Çok dik bir yokuştan çıktık, bayağı yorucuydu ama gördüğümüze değdi. Çok sevdik ve çok da eğlendik" dedi. Çiçeklerin rengi ve kokusuyla dikkat çektiğini belirten Asiye Selim de "Bugün ters laleler olarak da bilinen ‘ağlayan gelinleri’ görmeye geldik. Rengiyle, kokusuyla harika bir görünüşü var. Bildiğim kadarıyla 20 günlük bir ömürleri var. Bunu değerlendirip bahar havasında gidip görmek gerçekten çok güzel oluyor" şeklinde konuştu.
19 Nisan 2026 Pazar - 10:35 Hasköy’de boks yapan tek kızın en büyük destekçisi babası oldu Muş’un Hasköy ilçesinde önyargılara rağmen açılan boks kursuna katılan tek kız çocuğu olan 17 yaşındaki Cennet Aykut’un en büyük destekçisi ise babası oldu. Hasköy Gençlik ve Spor Merkezi’nde boks eğitimi alan Cennet Aykut, hem azmi hem de cesaretiyle ilçede kız çocuklarının spora katılımına örnek oluyor. Boksa ilgi duymasına rağmen çevredeki önyargılara takılmadan yoluna devam eden genç sporcu, ailesinin desteğiyle hedeflerine ilerliyor. Kızının her zaman arkasında olduğunu belirten baba Vahsıp Aykut, "Muş’un Hasköy ilçesine bağlı Azıklı köyünde yaşıyorum. Boksa hiçbir zaman karşı durmadım. Kızımın kazanmasını istiyorum. Önünde engel olmuyorum, her zaman destekçisiyim. Elimden ne gelirse yapacağım. Kızlarının yetenekleri varsa kimse çocuklarını kısıtlamasın. Çocuklarının geleceğiyle oynamasınlar" dedi. Boks kursuna severek devam ettiğini dile getiren Cennet Aykut ise "Spora başladığımda çok mutlu oldum. Kursa severek geliyorum. Aileme söylediğimde tepki göstermediler, tam tersine arkamda durdular. Bunun için aileme çok teşekkür ediyorum. Onları gururlandırmak için elimden geleni yapacağım. Bu desteği boşa çıkarmayacağım. Diğer babalar da kızlarının arkasında dursun" diye konuştu. Boks antrenörü Servet Akçil de ilçede boksa karşı önyargıların bulunduğunu ancak kız sporcuların bu alana yönelmesinin kendilerini motive ettiğini belirterek, "2010 yılında babamın desteğiyle boksa başladım. 2012 yılında Türkiye şampiyonu oldum, 2017 yılında milli sporcu oldum. 2020 yılından bu yana antrenörlük yapıyorum. Şu anda Hasköy Gençlik ve Spor Merkezi’nde görev yapıyorum. İlçemizde kadın sporcuların boksa yönelmesi bizi mutlu ediyor. Cennet’in ailesinin desteği çok büyük. Erkek-kadın ayrımı olmadan tüm sporcuların yetişmesini istiyoruz. Aileler kız çocuklarını da spora yönlendirmeli" ifadelerini kullandı.
Muş’ta ipe dizilen güz armutları 3 ay tazeliğini koruyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 19:08 Muş’ta ipe dizilen güz armutları 3 ay tazeliğini koruyor Muş’ta yaşayan 65 yaşındaki 7 çocuk babası İlhan Demirel’in ipe dizdiği güz armutları, yaklaşık üç ay tazeliğini koruyor ve kilosu 100 TL’den alıcı buluyor. Muş’ta sonbaharın habercisi olan ve bağlarda yetişen güz armutları, ipe dizilerek yaklaşık 3 ay boyunca soğuk ortamda tazeliğini koruyor. Kentte geleneksel yöntemle saklanan armutlar, hem tadıyla hem de kültürel değerleriyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 40 yıldır ipe güz armudu dizerek geçimini sağlayan 65 yaşındaki 7 çocuk babası İlhan Demirel, bu geleneği sürdürmeye devam ediyor. Demirel’in özenle seçip ipe dizdiği armutlar, kentte olduğu kadar il dışından da talep görüyor. Kilosu 100 TL’den satışa sunulan güz armutları, vatandaşlar tarafından özellikle kış aylarında yoğun ilgi görüyor. Yöre halkı için sofraların vazgeçilmezi haline gelen armutlar, Muş’un bağ kültüründe de önemli bir yere sahip. 65 yaşındaki İlhan Demirel, 40 yıldır ipe armut dizerek geçimini sağladığını belirterek, yerel ürünler tükendiğinde dükkanını kapattığını ifade etti. Demirel, "65 yaşındayım, 40 yıldır ipe armut dizerek geçimimi sağlıyorum. Marketten bu işe geçtim. Sadece Muş ürünlerini satıyorum. Muş ürünleri bittiği zaman ben de dükkanı kapatıyorum. Armut, elma, Muş üzümü ve diğer sebze-meyveleri satıyorum. Bu sebze ve meyvelerin yüzde yetmişini il dışına gönderiyoruz" dedi. Demirel, ipe dizilen güz armutlarının kış aylarında yaklaşık 3 aya kadar tazeliğini koruduğunu ifade ederek, "İpe dizdiğimiz güz armutları kış aylarında 3 aya kadar tazeliğini koruyor; sıcak ortamlarda ise daha erken bozulabiliyor. İl dışına gönderdiğimiz ürünlerde mevsim değişikliği olduğu için vatandaşlarımızın dikkat etmesini ve armutları soğuk ortamlarda muhafaza etmelerini öneriyorum" şeklinde konuştu. Demirel, 40 yıldır armutları ipe dizerek geçimini sağladığını ve çocuklarının rızkını hep buradan kazandığını söyleyerek, "Bu güzel armutlar Mongok Bağları ve Mehmetcan Bağları’nda yetişiyor. Özellikle yüksek kesim ve kayalık topraklarda daha iyi yetişiyorlar. 40 yıldır armutları ipe dizerek ekmeğimi kazanıyorum ve çocuklarımın rızkını hep buradan sağladım. 7 çocuğum var ve hepsini okuttum. Buradan kazandığım parayla çocuklarımın geçimini sağladım" ifadelerini kullandı. Demirel, armutların ipte tane tane olgunlaştığını ve tane tane koparılarak yenildiğini vurgulayarak, "İpe dizdiğimiz armutlar 3 ay boyunca, havanın sıcak veya soğuk olmasına göre dayanabiliyor. Bu armutlar ipte tane tane olgunlaşıyor ve tane tane koparılarak yeniyor. Güz armutlarına çok yoğun ilgi var. İl dışından gelen yerli ve yabancı turistler de gelip bizi ziyaret ediyor, armutları inceliyorlar" diye konuştu. Yukarı Çarşı’daki tarihi çarşıda hizmet verdiğini belirten Demirel, buradaki tarihi camiler ve hanlar nedeniyle turistlerin dükkanını ziyaret ettiğini ifade ederek, "Burası Yukarı Çarşı, tarihi bir çarşı; burada tarihi camiler ve hanlar var. Turistler burayı ziyaret ettiklerinde bizi de görüyor, yanımıza geliyor, dükkanda fotoğraf çekiyor, sohbet ediyor ve tadımlık armutlar alıyorlar" dedi.
Muş’ta aile bağlarını güçlendiren değerler anlatıldı
30 Eylül 2025 Salı - 17:58 Muş’ta aile bağlarını güçlendiren değerler anlatıldı Muş’ta düzenlenen "Aile Bağlarını Güçlendiren Değerler" seminerinde; sevgi, saygı, empati ve güven gibi aileyi ayakta tutan değerler anlatıldı. Cumhurbaşkanlığı tarafından 2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesinin ardından Muş Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, kent genelinde çeşitli etkinlikler gerçekleştirmeye devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenen "Aile Bağlarını Güçlendiren Değerler" konulu seminerde, aile yapısının temelinde yer alan sevgi, saygı, empati ve güven gibi kavramlar ele alındı. Programa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Mehmet Salmazzem "Farkındalık", Doç. Dr. Abdulalim Demir "Sevgi ve Empati", Doç. Dr. Teceli Karasu ise "Güven" başlıkları altında sunum yaptı. Seminer sonunda gazetecilere açıklamalarda bulunan Muş Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ahmet Kırtay, 2025 yılı boyunca şimdiye kadar yaklaşık 110 etkinlik gerçekleştirdiklerini belirterek, "Cumhurbaşkanlığı tarafından 2025 yılı ’Aile Yılı’ olarak ilan edilmiştir. Biz de Muş Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü olarak 2025 yılında aile kavramının önemini tüm topluma yaymak ve aile bağlarını güçlendirmek amacıyla çeşitli etkinlikler ve faaliyetler yürütmekteyiz. Ocak ayından bu yana yaklaşık 110 etkinlik ve faaliyet gerçekleştirdik. Bugün de burada ’Aile Bağlarını Güçlendiren Değerler’ konulu seminerimizi halkımızı davet ederek sunmaya çalıştık. Alanında uzman ve birbirinden kıymetli hocalarımız, özellikle sevgi, saygı, empati ve güven gibi aile bağlarını güçlendiren temel değerler üzerinde durarak, ailenin olmazsa olmazları hakkında önemli görüşler paylaştılar. Katılım sağlayan herkese teşekkür ediyor, seminerimizin çok faydalı olduğuna inanıyorum" dedi.
Muş’ta gönüllüler köy çocuklarına mutluluk taşıdı
30 Eylül 2025 Salı - 17:10 Muş’ta gönüllüler köy çocuklarına mutluluk taşıdı Muş’ta faaliyet gösteren "Elden Ele Mutluluk" gönüllü ekibi, Varto ilçesine bağlı Kayapınar köyünü ziyaret ederek çocuklara çeşitli hediyeler dağıtarak etkinlik düzenledi. Kentte bir araya gelerek "Elden Ele Mutluluk" topluluğunu oluşturan gönüllüler, köy okullarında okuyan çocuklara moral vermeye devam ediyor. Her hafta farklı köy okullarını ziyaret eden ekibe bu kez Muşlu sanatçı Aleyna Dalveren ve ekibi de eşlik etti. Çocuklarla oyunlar oynayan Dalveren ve gönüllüler, etkinlik sonunda öğrencilere hediyeler dağıtarak sinema etkinliği gerçekleştirdi. Özellikle soğuk kış günlerinde çocuklara bot ve mont gibi giyim eşyaları ulaştırarak onları sevindiren gönüllüler, ayrıca pasta kesme gibi aktivitelerle de öğrencilerin moral ve motivasyonunu artırıyor. Yaklaşık 7 yıldır çalışmalarını sürdüren "Elden Ele Mutluluk" ekibi, bugüne kadar Muş genelinde 45 bin çocuğa ulaştı. Etkinliğe dair açıklamalarda bulunan topluluk kurucularından Ömer Varlık, "Bugün Muş’un Varto ilçesine bağlı Kayapınar köyüne geldik. Buradaki kardeşlerimize kırtasiye ürünü, spor ayakkabısı, giyim ve oyuncak getirdik. Çocuklarla çeşitli oyunlar oynadık, pasta kestik ve sinema etkinliği yaptık. Etkinliğimiz çok güzel geçti. Burada emeği geçen, destek sunan hemşehrimiz sanatçı Aleyna Dalveren’e çok teşekkür ediyorum" dedi. Gönüllülerden Mızgin Akpolat ise çocuklarla çeşitli etkinlikler yaptıklarını belirterek, "Asıl amacımız sadece kısa bir an bırakmak değil, onların ömürleri boyunca hatırlayacakları bir gün bırakmaktı. Çocukların gözlerindeki umut ve ışık sayesinde bunu başardığımızı gördük. Gözlerindeki sevinç bizim için en büyük ödül oldu. Gönüllülük; iyilik halkasının bir parçasıdır, bu halkanın içinde olduğumuz için çok mutluyuz" ifadelerini kullandı. Etkinliğe katılan öğrencilerden Miray Çekalp de, "Çok güzel bir etkinlik yapıldı. Aleyna ablamız gelmişti, onu görünce çok sevindik. Bizimle çeşitli oyunlar oynadılar, oyuncaklar dağıttılar. Çok mutlu olduk" şeklinde konuştu.
Kanseri yendi 12 yıldır hastalara umut oluyor
29 Eylül 2025 Pazartesi - 12:13 Kanseri yendi 12 yıldır hastalara umut oluyor Hayatının en ağır sınavını 12 yıl önce veren Avşar Boran, kanseri yenmesinin ardından yaşadıklarını geride bırakmak yerine bu süreci başkalarına ışık olacak bir yolculuğa dönüştürdü. Avşar Boran’ın hayatı, yıllar önce verilen kanser teşhisiyle tamamen değişti. Hastane koridorlarında geçen aylar, ağır tedavi süreçleri ve belirsizlikleri, tüm bu zorluklara rağmen mücadelesini bırakmadı ve hastalığı yenmeyi başardı. 12. Uluslararası Onkoloji Günlerine katılan Boran, o günden bu yana geçen 12 yılda Türkiye’nin birçok şehrini dolaştı. Kimi zaman büyük hastanelerin onkoloji servislerinde tedavi gören hastaların yanında oldu, kimi zaman da küçük evlerin kapısını çalarak hastalara ve yakınlarına dokunarak moral verdi, yaşadıklarını anlattı, umutlarını tazeledi. Bugün Avşar Boran, kanseri yenmenin yanında yüzlerce kişiye umut olmuş bir yol arkadaşı olarak biliniyor. Onun hikâyesi, moral ve motivasyonun da en az tedavi kadar önemli olduğunun bir örneği. Bu nedenle Boran’ın 12 yıllık yolculuğu, umudun ve moralin tedavideki gücünü bir kez daha ortaya koyuyor. İhlas Haber Ajansı muhabirine yaşadıklarını anlatan Boran, tedavi gördüğü dönemde kanserle ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığını ve bunun hayatında ciddi bir zorluk oluşturduğunu dile getirerek, "12 yıl önce bana meme kanseri teşhisi konuldu. Gerekli tedavileri aldım. O zaman kanser konusunda çok fazla bilgim yoktu ve bu durum hayatımda ciddi bir zorluk oluşturdu. Hastalığımdan sonra genç kanser hastalarına yönelik gönüllü mentörlük yapmaya başladım. Bu, hayatıma garip bir şekilde tesadüfen girdi. Kanserin hep eksisi olur mu? Hayır, elbette değil. Çok fazla artısı da oldu. Bana birçok hayata dokunma fırsatı verdi. Ayrıca kanser, inanılmaz bir içe dönük bir yolculuk; hayatın tadını çıkarmaya, her sabah uyandığınızda şükretmeye yönelten ve kafanızı inanılmaz şekilde aydınlatan bir deneyim bence" dedi. Boran, hastaların çevresindekilerden gelen iyi niyetli yorumlardan zaman zaman rahatsızlık duyulabileceğini vurgulayarak, "İnsanlar kanser olduğunda, kanser olmayanların yorumları bazen çok zorluk oluşturabiliyor. ‘Sen güçlüsün’ gibi sözler çoğu zaman rahatlatıcı değil, aksine rahatsız edici olabiliyor. Hastalığı küçümsemeye ya da abartmaya gerek yok. En azından hastaların hayatlarını sürdürmesine engel olmayacak şekilde hastalıktan uzak iletişim kurmak, çok daha destekleyici oluyor. Sevdiklerimiz bunu iyi niyetle yapsa da bazen bizim için iyi sonuçlanmıyor" ifadelerini kullandı. Günlük ihtiyaçlarını karşılayarak ve hayatlarına devam ederek tedavi sürecini daha verimli geçirebildiklerini dile getiren Boran, "Kendi günlük ihtiyaçlarımızı karşılayarak hayatımıza devam edersek, tedavi süreci çok daha verimli geçiyor. Ayrıca çocuklarımıza ve gençlerimize, yaşlılarımıza bir hobi edinmeleri çok iyi gelir. Bu, kafalarını boşaltmaları, rahatlamaları ve süreci daha iyi geçirmeleri açısından çok önemli" şeklinde konuştu. Hastalık sürecinde yaşadıklarından bahsederken saç dökülmesi ve doğurganlığını kaybetme sürecinin kendisi için zorlayıcı olduğunu vurgulayan Boran, "Peki ben neler yaşadım? En zorlandığım şey saçlarımın dökülmesi umurumda olmadığını söylesem de saçlarım döküldüğünde çok ağladım. Doğurganlığımı kaybedeceğimi öğrendiğimde çok üzülmüştüm. Bu nedenle hastalara çok detaylı bilgi verilmesi çok önemli. Psikolog, onkolog, cerrah önemli, ama tecrübeli insanların ya da aile büyüklerimizin de elimizi çok farklı bir yerden tutmaları gerekiyor" diye konuştu. Moral ve motivasyonun tedavi sürecinde kritik bir rol oynadığını belirten Boran, her bireyin hayatında bir misyon ve yapabileceği değerli şeyler olduğunu ifade etti. Boran, "En önemli şeyi söyleyeyim, ne olursa olsun moralinizi yüksek tutun. Bu dünyaya geldiyseniz, mutlaka bir misyonunuz vardır. Mutlaka yapacağınız harika şeyler vardır. Bir gülümseme, küçük bir yardım, ufacık şeylerden mutlu olmak ve her sabah uyandığınızda şükretmek Hayatın ne kadar değerli olduğunu unutmamak çok önemli. Hayatta her şey bir bakış açısı meselesidir. Sorun sonsuz, çözüm de sonsuz. Aradaki tek fark sizin yaklaşımınız. İnsan, her zaman bütün hastalıklardan ve dertlerden büyüktür. Bunu asla unutmayalım" dedi. Boran’ın da katıldığı "12. Uluslararası Onkoloji Günleri", Muş 1071 Malazgirt Kongre ve Kültür Merkezi’nde, Genç Birikim Derneği organizasyonuyla "Birlikte İyiyiz" temasıyla gerçekleştirildi. Etkinliğe 18 ülkeden akademisyenlerin de aralarında bulunduğu yaklaşık 400 kişi katıldı.
Muş’ta "12. Uluslararası Onkoloji Günleri" sona erdi
28 Eylül 2025 Pazar - 19:22 Muş’ta "12. Uluslararası Onkoloji Günleri" sona erdi Muş’ta Genç Birikim Derneği tarafından düzenlenen "12. Uluslararası Onkoloji Günleri" sona erdi. 1071 Malazgirt Kongre ve Kültür Merkezi’nde "Birlikte İyiyiz" mottosuyla gerçekleştirilen program 3 gün sürdü. Programa 18 ülkeden akademisyenler, gönüllüler ve kanseri yenmiş kişilerden oluşan yaklaşık 400 davetli katıldı. Etkinliğin son gününde açıklamalarda bulunan Genç Birikim Derneği Başkanı Salih Yüce, bu yıl 12’ncisi düzenlenen organizasyonu başarıyla tamamlamanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyerek, "3 gün içerisinde bilim insanlarımız, kanser hastaları, gençler, sivil toplum kuruluşları bir arada bulunarak kendi deneyimlerini paylaştılar. Katılımcılar, aynı zamanda bilim insanlarımızın değerli konuşmalarından yararlandılar ve kendi hastalıklarını ve bundan sonraki süreçleri ile ilgili görüş alışverişinde bulundular. 18 ülkeden yaklaşık 400 kişinin katılımıyla program yaptık. Bunu her yıl büyüterek devam ettirmek istiyoruz. 3 gün süren konuşmalardan hazırlayacağımız raporu 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde yayınlamayı planlıyoruz. Program çok yoğun geçti. Bu programı daha da büyüterek devam etmek istiyoruz" dedi. Programa gönüllü olarak katılan ve meme kanserini yenen gazeteci Fulya Soybaş, "İnsan kanser olduğu zaman öleceğini düşünüyor maalesef. Ama insan bilmediği şeyden korkarmış. Bugün geldiğimiz bu noktada bilimin ışığında hocalarımızla, tıp camiamızla beraber aslında kanserin ölüm olmadığını anladık. 3 gün boyunca hocalarımız hem yeni metotlardan hem de yeni sağlık çalışmalarından bahsetti. Hastalar olarak hocalara sorularımız oldu. Onların bize anekdotları oldu. Dolayısıyla çok verimli bir 3 gün geçirdik. Kanser eşittir ölüm demek değil artık. Onu öğrenmiş olduk bir kez daha. Özellikle bu programın Muş’ta yapılması benim için çok çok kıymetli. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Antalya’da, Bodrum’da, her yerde bu etkinlikler düzenleniyor. Bu kadar katılımcıyla bu topraklarda da bir kanser farkındalığı oluşturmak çok kıymetliydi. Burada olmaktan çok mutluyum. 18 ülkeden 400 katılımcı geldi ve inanılmaz yoğunluk vardı. Burada olmaktan dolayı çok mutluydum" ifadelerini kullandı. Azerbaycan’dan gelen gönüllü gençlerden Anar Amrahli ise, "3 gün boyunca 12. Uluslararası Onkoloji Günleri’ne katıldım. Güzel geçiyor ve çok şeyler öğrendik. Burada yeni arkadaşlar edindik. Etkinlik çok verimli geçti. Azerbaycan’dan Muş’a ilk defa geliyorum, çok güzel bir yer. Yeni arkadaşlar edindim ve kültürü çok beğendim" şeklinde konuştu. Program, katılımcıların toplu fotoğraf çekimiyle tamamlandı.