Yerel Haberler
Niğde
TBMM heyetinden Niğde Ceza İnfaz Kurumu’nda inceleme 27 Şubat 2026 Cuma - 16:51:19 Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Derya Yanık ve komisyona bağlı Tutuklu ve Hükümlü Hakları İnceleme Alt Komisyonu üyeleri, Niğde Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda incelemelerde bulundu. İnceleme öncesinde basın mensuplarına açıklamada bulunan Komisyon Başkanı Derya Yanık, alt komisyon olarak milletvekilleriyle birlikte Niğde Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda yerinde incelemeler yapacaklarını belirterek, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki ceza infaz kurumlarını düzenli olarak ziyaret ettiklerini ifade etti. Yanık açıklamasında, ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilen yerinde ziyaretlerle hem kendi tespitlerini yaptıklarını hem de tutuklu ve hükümlülerden gelen bireysel talepleri değerlendirdiklerini vurgulayarak, bu ziyaretleri son derece önemsediklerini dile getirdi. Niğde Açık Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde, iş yurdu müdürlüğü tarafından yürütülen mesleki eğitim faaliyetleri, üretim süreçleri ve hükümlülerin topluma yeniden kazandırılmasına yönelik çalışmaların yerinde görülmesinin önemli olduğunu ifade eden Yanık, ceza infazının iki temel amacına dikkat çekti. Yanık, bu amaçlardan birinin cezanın yerine getirilmesi, diğerinin ise infaz süresi içerisinde kişilerin topluma yeniden kazandırılması olduğunu belirterek, bu süreçlerin yerinde incelenmesinin önemine işaret etti. Gerçekleştirilen incelemelerin ardından ceza infaz kurumlarının şartlarının iyileştirilmesine yönelik değerlendirmelerin alt komisyon raporu olarak ortaya konacağını kaydeden Yanık, sürece katkı sağlayan Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım ve yardımcılarına, ayrıca Niğde Valisi Nedim Akmeşe başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara teşekkür etti. Heyet daha sonra Niğde Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesine geçerek kapalı ve açık ceza infaz kurumlarında incelemelerini sürdürdü. Niğde ziyareti, 11. inceleme ziyareti oldu.
27 Şubat 2026 Cuma - 09:30 NÖHÜ’den Yeşilgölcük’te tilavet sınıfı Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü ve hayırseverlerin destekleriyle, Yeşilgölcük Anadolu İmam Hatip Lisesi bünyesinde tilavet sınıfı açıldı. Açılış programına, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu, Niğde İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Sami Adem öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Açılışta konuşan Rektör Hasan Uslu, üniversitelerin yalnızca diploma veren kurumlar olmadığını, bulundukları bölgeye değer katan ve topluma dokunan yapılar olduğunu ifade etti. Üniversitenin şehirle birlikte büyüyen ve bulunduğu kente gelişimine katkı sunan bir anlayışla hareket ettiğini belirten Uslu, hayırseverlerin desteğiyle açılan tilavet sınıfının öğrencilerin hem akademik hem de manevi gelişimine katkı sağlayacağını söyledi. Uslu, üniversite olarak farklı okullarda da benzer çalışmalar yürüttüklerini belirterek, tilavet ve zeka sınıflarıyla birlikte bugüne kadar yaklaşık 25 sınıfın açıldığını ifade etti. Yeşilgölcük’te açılan bu sınıfın da öğrencilerin Kur’an-ı Kerim’i doğru ve güzel okumayı öğrenmelerinin yanı sıra ahlaki gelişimlerine katkı sunacağını dile getirdi. Programda Niğde Arapça Şiir Okuma Yarışması’nda birinci olan okul öğrencisi Zümrüt Hanife Değirmenci şiirini okurken, okulun ilahi grubu da ilahiler seslendirdi. Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından kurdele kesilerek tilavet sınıfının açılışı gerçekleştirildi. Katılımcılar daha sonra sınıfı gezerek yapılan çalışmaları yerinde inceledi. Program sonunda projeye katkı sunanlara plaket takdim edildi.
TOBB’un Katkılarıyla NiTSO ve NTB’den öğrencilere eğitim desteği
16 Ekim 2025 Perşembe - 12:46 TOBB’un Katkılarıyla NiTSO ve NTB’den öğrencilere eğitim desteği Niğde Ticaret ve Sanayi Odası ile Niğde Ticaret Borsası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin katkılarıyla her yıl geleneksel hale getirdikleri eğitim yardımını bu yıl da sürdürdü. İhtiyaç sahibi öğrenciler için hazırlanan kışlık kaban ve botlar, düzenlenen programla öğrencilere ulaştırıldı. Niğde Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programa İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek, Niğde Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şevket Katırcıoğlu, Niğde Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Uyanık, İl Milli Eğitim Şube Müdürleri, oda ve borsa yönetim kurulu üyeleri ile okul idarecileri katıldı. Niğde İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek yaptığı konuşmada yardımların zamanlamasına dikkat çekerek, "Kış ayları başlamadan yapılan bu destek bizim için çok kıymetli. Öğrencilerimizin yüzünü güldüren bu anlamlı projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Programda konuşan Niğde Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şevket Katırcıoğlu, eğitime destek çalışmalarını sürdüreceklerini belirterek; "Niğde Ticaret ve Sanayi Odası ile Niğde Ticaret Borsası olarak önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da eğitime katkı sunmaya devam ediyoruz. TOBB’un desteğiyle 500 öğrencimizin kışlık ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kaban ve bot dağıtımı gerçekleştirdik. 450 adeti Niğde merkezdeki ilk ve ortaokullara, 50 adeti ise proje okulumuz olan Mimar Sinan Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine ulaştırılacak" dedi. Program sonunda ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıtılmak üzere hazırlanan kaban ve botlar, okul idarecilerine teslim edildi.
Doğu Türkistan’dan Niğde’ye uzanan yol: Altay köyünde Kazaklar kültürlerini yaşatıyor
15 Ekim 2025 Çarşamba - 14:22 Doğu Türkistan’dan Niğde’ye uzanan yol: Altay köyünde Kazaklar kültürlerini yaşatıyor Niğde’de 1955 yılında Doğu Türkistan’dan göç eden Kazak Türkleri tarafından kurulan Altay köyünde Kazak kültürü tüm canlılığıyla yaşatılmaya devam ediyor. Kültür ve doğa turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olan Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı Altay köyü, her yıl artan ziyaretçi sayısıyla kentin alternatif turizm rotaları arasında öne çıkıyor. 1955 yılında Doğu Türkistan’dan göç eden Kazak Türkleri tarafından kurulan köy, bugün hala geleneksel yaşam biçimini, mutfağını ve değerlerini koruyor. Kazak kültürünün özgün izlerini taşımaya devam eden köyde geleneksel kıyafetlerden yemeklere, müzikten at biniciliğine kadar birçok kültürel unsur korunuyor. Kıl çadırlarda ikram edilen kımız (at sütü), Kazak mantısı, akçay (sütlü çay) ve Özbek pilavı gibi özgün lezzetler, okçuluk, at binme ve geleneksel kıyafetlerle düzenlenen etkinlikler, köyün kültürel kimliğini ziyaretçilerine yaşatıyor. "Türkiye’de tek örnek" Ulukışla Kaymakamı Emir Osman Gökçe, Altay köyünün Türkiye’de benzeri olmayan bir kültürel mirasa sahip olduğunu belirterek, "1955 yılında Kazak Türkü vatandaşlarımızın bu bölgeye göç etmesiyle kurulmuş bir köyümüz burası. Köyümüz kendi karakteristik özelliklerini hala taşımaktadır. Bu yönüyle Türkiye’de tek köy olma özelliği taşımaktadır. Özellikle yemek kültürü hala yaşatılmaktadır. Köyümüzün turistik açıdan geliştirilmesi ve turistik tesislerin artırılması bizim için önem arz etmektedir" dedi. İl Kültür ve Turizm Müdürü Elif Belkız Baştürk ise, Altay köyünün gastronomi ve kültürel çeşitliliğine dikkat çekerek, "Gerek kültürüyle gerek gastronomisiyle Türkiye’nin pek çok ilinden farklı bir yapıya sahip. Buraya geldiğinizde Kazak mantısı, kımız, akçay, Özbek pilavı gibi özgün tatlarla karşılaşıyorsunuz. Ok atmak, ata binmek, kıl çadırda zaman geçirmek Orta Asya bozkır kültürünü yaşamanızı sağlıyor. Burası adeta yaşayan bir tarih ve herkesin mutlaka deneyimlemesi gereken bir yer" diye konuştu. Altay köyünün ilk bebeklerinden biri olduğunu söyleyen köy sakinlerinden Abdulmennan Balabakan, "1933 senesinde beyimiz Alp Han, Çinliler tarafından öldürüldü. Ardından oğlu Eliz Han dört yıl boyunca Çinlilerle savaştı. Doğu Türkistan’dan Çin zulmünden kaçarak buraya geldik. 1937’de başlayan göç, Hindistan ve Pakistan üzerinden İstanbul’a uzandı. Ben o zaman 45-50 günlük bebekmişim. Türkiye Cumhuriyeti bizi misafir etti, sonra burada ev verildi. Çiftçilik yaparak hayatımıza devam ettik. O günden beri köyümüz, yurdumuz burası. Kültürümüzü burada yaşatıyoruz" diye konuştu. Köy sakinlerinden Musa Erol ise, "Bu Altay köyü ilk kurulunca, ilk dünyaya gelen bebek benmişim. Onun için kendi köyümü bırakmak istemiyorum. Kazak geleneğini yaşatıyoruz" dedi. "Orta Asya’nın kültürünü burada yaşıyoruz" Altay köyünün sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda kültürel bir bellek olduğunu söyleyen ziyaretçiler ise, köydeki atmosferin etkileyici olduğunu belirttiler. Ziyaretçilerden Burçin Eser, "Kazakistan’a gitme şansımız olmadı ama burada o kültürü yaşadık. Okçuluk, ata binme, kımız içme gibi gelenekleri görmek bizi çok mutlu etti. Halk çok sevecen, ortam çok güzel, herkesi buraya bekleriz" dedi. Erdi Çam ise, "Buraya gelip bu kültürü yerinde görmek istiyordum. Kazakistan’a gitmeden bu kültürü tanımak mümkün. Buradaki insanlar çok misafirperver" diye konuştu. Gözde Çam da, "Unuttuğumuz Türk kültürünü böyle köyleri ziyaret ederek hatırlayabiliriz. Gerçekten yaşayan bir değerle karşılaştık. Kıl çadırda, otağlarda Orta Asya kültürünü hissetmek, bir film platosundaymış gibi" dedi. Turizmde yeni bir rota Tur rehberi Serdar Salcıoğlu da bölgenin alternatif turizm açısından büyük potansiyel taşıdığını vurgulayarak, "Rehberlerin ve acentaların klasik rotalardan çıkıp bu tür alternatif rotaları değerlendirmeleri gerekiyor. Ülkemizin her köşesinde olduğu gibi burada da tanıtılmayı bekleyen güzellikler var. Altay köyü, kültürel miras açısından mutlaka görülmesi gereken bir yer" ifadelerini kullandı. Yalnızca Kazak Türklerinin göç hikayesini değil, aynı zamanda Türk kültürünün köklerine uzanan bir yaşam biçimini temsil eden Alay köyü, ziyaretçiler için geçmişin ruhunu bugüne taşıyan bir kültür hazinesi niteliğinde.
Doğu Türkistan’dan Niğde’ye uzanan yol: Altay Köyü’nde yaşayan Kazak kültürü
15 Ekim 2025 Çarşamba - 14:21 Doğu Türkistan’dan Niğde’ye uzanan yol: Altay Köyü’nde yaşayan Kazak kültürü Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bir göç hikayesinin yaşayan tanığı Altay Köyü’nde, aradan geçen onca yıla rağmen Kazak kültürü tüm canlılığıyla yaşatılmaya devam ediyor. Kültür ve doğa turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olan Niğde’nin Ulukışla ilçeisne bağlı Altay Köyü, her yıl artan ziyaretçi sayısıyla kentin alternatif turizm rotaları arasında öne çıkıyor. 1955 yılında Doğu Türkistan’dan göç eden Kazak Türkleri tarafından kurulan köy, bugün hala geleneksel yaşam biçimini, mutfağını ve değerlerini koruyor. Kazak kültürünün özgün izlerini taşımaya devam eden köyde geleneksel kıyafetlerden yemeklere, müzikten at biniciliğine kadar birçok kültürel unsur korunuyor. Kıl çadırlarda ikram edilen kımız (at sütü), Kazak mantısı, akçay (sütlü çay) ve Özbek pilavı gibi özgün lezzetler; okçuluk, at binme ve geleneksel kıyafetlerle düzenlenen etkinlikler, köyün kültürel kimliğini ziyaretçilerine yaşatıyor. "Türkiye’de tek örnek" Ulukışla Kaymakamı Emir Osman Gökçe, Altay Köyü’nün Türkiye’de benzeri olmayan bir kültürel mirasa sahip olduğunu belirterek, "1955 yılında Kazak Türkü vatandaşlarımızın bu bölgeye göç etmesiyle kurulmuş bir köyümüz burası. Köyümüz kendi karakteristik özelliklerini hala taşımaktadır. Bu yönüyle Türkiye’de tek köy olma özelliği taşımaktadır. Özellikle yemek kültürü hala yaşatılmaktadır. Köyümüzün turistik açıdan geliştirilmesi ve turistik tesislerin artırılması bizim için önem arz etmektedir" dedi. İl Kültür ve Turizm Müdürü Elif Belkız Baştürk ise Altay Köyü’nün gastronomi ve kültürel çeşitliliğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Gerek kültürüyle gerek gastronomisiyle Türkiye’nin pek çok ilinden farklı bir yapıya sahip. Buraya geldiğinizde Kazak mantısı, kımız, akçay, Özbek pilavı gibi özgün tatlarla karşılaşıyorsunuz. Ok atmak, ata binmek, kıl çadırda zaman geçirmek Orta Asya bozkır kültürünü yaşamanızı sağlıyor. Burası adeta yaşayan bir tarih ve herkesin mutlaka deneyimlemesi gereken bir yer. Altay Köyü’nün ilk dünyaya gelen bebeklerinden biri olduğunu söyleyen köy sakini Abdulmennan Balabakan yıllar öncesine uzanarak o zorlu göçü anlattı. Balabakan; "1933 senesinde beyimiz Alp Han, Çinliler tarafından öldürüldü. Ardından oğlu Eliz Han dört yıl boyunca Çinlilerle savaştı. Doğu Türkistan’dan Çin zulmüne kaçarak buraya geldik. 1937’de başlayan göç, Hindistan ve Pakistan üzerinden İstanbul’a uzandı. Ben o zaman 45-50 günlük bebekmişim.Türkiye Cumhuriyeti bizi misafir etti, sonra burada ev verildi. Çiftçilik yaparak hayatımıza devam ettik. O günden beri köyümüz, yurdumuz burası. Kültürümüzü burada yaşatıyoruz" diye konuştu. Bir diğer köy sakini Musa Erol ise duygularını, "Bu Altay Köyü ilk kurulunca, ilk dünyaya gelen bebek benmişim. Onun için kendi köyümü bırakmak istemiyorum. Kazak geleneğini yaşatıyoruz" sözleriyle ifade etti. Kazak yemeklerini tatma, kıl çadırlarda otantik bir ortamda vakit geçirme, okçuluk ve ata binme gibi etkinliklere katılma imkanı bulan ziyaretçiler, burada hem Kazak bir kültürünü tanıma hem de Anadolu’nun köklü misafirperverliğini deneyimleme fırsatı buluyor. "Orta Asya’nın kültürünü burada yaşıyoruz" Altay Köyü’nün sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda kültürel bir bellek olduğunu söyleyen ziyaretçiler, köydeki atmosferin etkileyici olduğunu belirtti. Ziyaretçilerden Burçin Eser, "Kazakistan’a gitme şansımız olmadı ama burada o kültürü yaşadık. Okçuluk, ata binme, kımız içme gibi gelenekleri görmek bizi çok mutlu etti. Halk çok sevecen, ortam çok güzel, herkesi buraya bekleriz" dedi. Erdi Çam ise, "Buraya gelip bu kültürü yerinde görmek istiyordum. Kazakistan’a gitmeden bu kültürü tanımak mümkün. Buradaki insanlar çok misafirperver" diye konuştu. Gözde Çam da, "Unuttuğumuz Türk kültürünü böyle köyleri ziyaret ederek hatırlayabiliriz. Gerçekten yaşayan bir değerle karşılaştık. Kıl çadırda, otağlarda Orta Asya kültürünü hissetmek, bir film platosundaymış gibi" sözleriyle paylaştı. Turizme yeni bir rota: Altay Köyü Tur rehberi Serdar Salcıoğlu da bölgenin alternatif turizm açısından büyük potansiyel taşıdığını vurgulayarak, "Rehberlerin ve acentaların klasik rotalardan çıkıp bu tür alternatif rotaları değerlendirmeleri gerekiyor. Ülkemizin her köşesinde olduğu gibi burada da tanıtılmayı bekleyen güzellikler var. Altay Köyü, kültürel miras açısından mutlaka görülmesi gereken bir yer" ifadelerini kullandı. Yalnızca Kazak Türklerinin göç hikayesini değil, aynı zamanda Türk kültürünün köklerine uzanan bir yaşam biçimini temsil eden Alay Köyü, ziyaretçiler için geçmişin ruhunu bugüne taşıyan bir kültür hazinesi niteliğinde.