Yerel Haberler
Ordu
27 Şubat 2026 Cuma - 14:05 Ordu’da kardan kapanan 472 mahalle yolu ulaşıma açıldı Ordu’da ortalama kar kalınlığı 70 santimetreye ulaşırken, Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında ulaşıma kapanan 472 mahalle yolu 24 saat içerinde yeniden açıldı. Ordu’nun yüksek rakımlı ilçe mahalleleri kar yağışı ile birlikte beyaza büründü. Büyükşehir Belediyesi ekipleri, yüksek kesimlerde karın 130 santimetreye ulaştığı ilde karla mücadelede tedbiri elden bırakmadı. Ulaşımda kar nedeniyle yaşanması muhtemel olumsuz durumlara karşı 417 araç ve iş makinesi, 600 personelle teyakkuzda olan ekipler, küreme ve tuzlama çalışmalarını yürütüyor. Ekipler tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında ulaşıma kapanan 472 mahalle yolu 24 saat içerinde yeniden açılırken, 49 hastanın ulaşımını sağlandı ve vefat eden 15 vatandaşa cenaze hizmeti verildi. Ekipler ayrıca, kar yağışının etkisini artırdığı günlerde vatandaşların mağduriyet yaşamamaları için de dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayarak, sürücülerin zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamaları, çıkacak olanların ise araçlarında mutlaka kış lastiği ve zincir bulundurmalarını istedi. Buzlanma ve don riskine karşı özellikle gece ve sabah saatlerinde daha temkinli olunması çağrısında bulunan ekipler, vatandaşların belediye ve ilgili kurumlar tarafından yapılan uyarıları takip etmelerinin önemine dikkat çekti.
Ordu’da 572 öğrenciyle okuma farkındalığı oluşturuldu
16 Ekim 2025 Perşembe - 13:01 Ordu’da 572 öğrenciyle okuma farkındalığı oluşturuldu Ordu’nun Ünye ilçesinde, ’Kitabını Al Sen de Katıl’ etkinliği kapsamında 572 öğrenciyle okuma farkındalığı oluşturuldu. Ünye Fen Lisesi tarafından, Okul Aile Birliği’nin destekleriyle, okul bahçesinde düzenlenen etkinlikte 572 öğrenci, 39 öğretmen ve velilerin katılımlarıyla kitap okuma etkinliği gerçekleştirildi. Düzenlenen etkinlikte öğrenci, öğretmen ve veliler hep birlikte kitap okudu. "Teknoloji bağımlılığından kurtulmanın en güzel yolu kitaplar" Ünye Fen Lisesi Müdürü Semra Gerçeker, günümüz gençliğinin en büyük problemi olan teknoloji bağımlılığından kurtulmanın en güzel yolunun kitap okuma olduğunu belirterek, "Etkinliğimize 572 öğrencimiz, 39 öğretmenimiz ve velilerimiz katıldı. Günümüzdeki gençlerin en büyük problemi teknoloji bağımlılığıdır. Teknoloji bağımlılığından da kurtulmanın en güzel yolu kitaplardır. Her alanda, her branşta çok faydalı olan okumanın hem Yükseköğretim Kurumları Sınavı’ndaki (YKS) etkisini biliyoruz, hem de başarılarının doğrudan etkilediğini de görüyoruz" dedi. "Okuduğumuz her kitap anlama becerilerimizi geliştiriyor" Arkadaşlarıyla birlikte kitap okumanın sınavlara faydasının olduğunu söyleyen 9’uncu sınıf öğrencisi Elif Naz Mutlu ise, "Arkadaşlarımızla hep birlikte kitap okuduk. Kitap okumak aslında sınavlarımızda bizlere çok faydalı oluyor. Özellikle paragraf sorularında akademik olarak başarılarımızı yükseltiyor. Buradan herkesin kitap okumalarını tavsiye ediyorum. Okuduğumuz her kitap anlama becerilerimizi geliştiriyor" diye konuştu. Etkinlik sonunda öğrenci ve katılımcılara çeşitli ikramlar yapıldı.
Babasının eline çırak olarak başladı, 38 yıldır ocak sönmesin diye çabalıyor
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:19 Babasının eline çırak olarak başladı, 38 yıldır ocak sönmesin diye çabalıyor Ordu’da körük ocağının başında dövülen demirden tarım aletleri üreten Cemil Döner, babasından öğrendiği mesleğini 38 yıldır sürdürüyor. Babadan kalma demirci ocağını yaşatmak için mücadele veren Döner, son çırağın kendisi olduğunu belirterek, mesleğin yok olmaya yüz tuttuğunu ifade ediyor. Küçük yaşlarda babasının yanında çırak olarak demirciliğe başlayan Cemil Döner (48) adeta ateş, demir ve çekiçle büyüdü. Günümüzde teknoloji ve makineleşme birçok zanaatın son bulmasına neden olurken Cemil Döner, 38 yıldan bu yana ürettikleri tarım aletlerine halen ihtiyaç duyulduğunu, bu nedenle mesleği yaşattığını belirtiyor. Meslekte çırak yetişmediğini kaydeden Döner, mesleğin her geçen gün azaldığını ifade etti. İş yerinde sıcaklığı bin derecelere kadar ulaşan ocakta demiri işlediklerini ve döverek tarım ürünleri yaptıklarını aktaran Döner, ‘Tarımsal üretim artsa da Samsun ile Artvin arası sadece bizim gözlemlediğimiz kadarıyla bu mesleğe muhtaç. Arazi yapısı dolayısıyla bizim yaptığımız ürünlere ihtiyaç duyuluyor. Ancak 38 yıldan bu yana yapıyorum ve son çırak benim. Artık benden sonrası şu anda maalesef yok" dedi. "Zamanında hem okudum hem meslek öğrendim" Kendi kuşağından çok az kişinin bu işi sürdürdüğünü belirten Döner, demircilik mesleğinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, "Gördüğümüz kadarıyla da artık yavaş yavaş yok oluyoruz. Bu bende baba mesleği, bu nedenle erken yaşlarda öğrendim. Zamanında hem okudum, hem de meslek öğrendim ama meslek devam etmiyor. Tüm zorluklarla birlikte artık yeni nesil meslekten soğuyor, ayrıldılar ve iş yerlerini kapatanlar oldu. Hem meslek azaldı, hem de ustalar bitme aşamasında" diye konuştu. "Ürünlerimize talep var" Zor şartlara rağmen üretmeye devam ettiğini belirten Döner, bölge halkının el emeğiyle üretilen tarım aletlerine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Döner, "Bizim ürünlerimize gerçekten yüksek bir talep var, bireysel çalıştığımız halde bölgenin dışına çıktığımız da oluyor, farklı illerden talep alıyoruz. Ben yaklaşık 40 yıldan bu yana mesleğimi yapıyorum, hayatımı idame ettirecek, kimseye muhtaç olmayacak kadar çalıştık, ürettik, güzel olan kısmı da var. Daha büyütmek için insan gücüne çok ihtiyaç var. Bu meslekte insan gücü en başta geliyor, ne kadar makineleşsek bile insan gücü çok önemli" ifadelerine yer verdi.
Prof. Dr. Kutlu: "Kahverengi kokarca böceği sadece tarımı değil, sağlığımızı da tehdit ediyor"
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:35 Prof. Dr. Kutlu: "Kahverengi kokarca böceği sadece tarımı değil, sağlığımızı da tehdit ediyor" Son yıllarda Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere ülke genelinde hızla yayılan kahverengi kokarca böceğinin, yalnızca tarımsal ürünlere verdiği zararlarla değil, insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileriyle de ciddi bir tehdit haline geldiğini söyleyen Göğüs Hastalıkları, İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, "Özellikle ev, depo ve iş yerlerine sızan bu böceklerin ölü kalıntıları, havalandırma sistemleriyle ortama karışabiliyor. Bu durum hassas bireylerde solunumsal alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’de 2017 yılında Gürcistan’dan giriş yapan kahverengi kokarca böceği (Halyomorpha halys) istilası başladığında, hiç kimse bu böceğin tarım alanlarına bu denli zarar verebileceğini ve yerleşim alanlarında bu kadar yoğun çoğalabileceğini tahmin etmemişti. Bugün ise böceğin göç yolu üzerindeki Batı Karadeniz ve Marmara Bölgesi’ne kadar ulaştığı görülüyor. Son yıllarda Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere ülkemizde hızla yayılan kahverengi kokarca böceğinin yalnızca tarımsal ürünlere verdiği zararlarla değil, insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileriyle de ciddi bir tehdit haline geldiğinin altını çizen Medical Park Ordu Hastanesi Göğüs Hastalıkları, İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, bu zararlının yalnızca tarımsal değil, toplum sağlığı açısından da ciddi riskler taşıdığını belirterek uyarılarda bulundu. "Tüm dünyanın ortak sorunu haline geldi" Prof. Dr. Ali Kutlu, "Aslında köken olarak Uzak Doğu ülkelerine özgü olan bu böcek, 1998 yılından itibaren muhtemelen konteyner gemileriyle Kuzey Amerika’ya taşınmış, kısa sürede çok sayıda tarımsal ürüne ciddi zararlar vermeye başlamıştır. Aynı yıllarda Orta Avrupa’da da tespit edilen böcek, yalnızca ülkemizin değil, tüm dünyanın ortak sorunu haline gelmiştir. Özellikle geçen yıl Orta Karadeniz Bölgesi’ndeki fındık üreticileri bu durumdan ciddi şekilde etkilenmiştir. Ne yazık ki, yürütülen biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemleri şimdiye kadar yeterince etkili olamamıştır" şeklinde konuştu. "Alerjik ve solunumsal sorunlar artıyor" Prof. Dr. Kutlu, son yıllarda kokarca böceklerinin salgıları ve parçalanmış vücut atıklarının iç ortamlarda birikmesiyle birlikte, alerjik rinit (burun alerjisi), göz kaşıntısı, astım atakları ve deri döküntüleri gibi belirtilerde artış gözlendiğini belirtti. Prof. Dr. Kutlu, "Özellikle ev, depo ve iş yerlerine sızan böceklerin ölü kalıntıları havalandırma sistemleriyle ortama karışabiliyor. Bu durum hassas bireylerde solunumsal alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor" ifadelerini kullandı. "Temas egzaması ve cilt reaksiyonları görülüyor" Kahverengi kokarca böceği, göğüs kısmındaki bezlerinden kişniş kokusuna benzer keskin bir koku salgılıyor. Prof. Dr. Kutlu, "Böceğe dokunmak, ezmek ya da hareket ettirmeye çalışmak bile bu kokunun salınımını tetikleyebilir. Bu salgıların cilt veya gözle teması, günlerce süren kaşıntı, kızarıklık ve yaralarla seyreden egzamalara yol açabiliyor" diye konuştu. "Ciddi vakalarda anafilaksi riski olabilir" Nadir durumlarda, özellikle kapalı alanlarda yüksek temasın söz konusu olduğu ortamlarda anafilaksi denilen ciddi alerjik reaksiyonların da ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Kutlu, "Bu böcekler yoğun alerjen proteinlere sahip. Solunum ya da temas yoluyla vücuda giren bu maddeler, bazı bireylerde yaşamı tehdit eden reaksiyonları tetikleyebilir" ifadelerine yer verdi. "Eylül-ekim dönemine dikkat" Kokarca böceklerinin özellikle havaların soğumasıyla birlikte eylül ve ekim aylarında dış ortamlardan evlere, depo ve kapalı alanlara göç ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kutlu, "Bu dönemde iç ortamlarda böcek yoğunluğu belirgin şekilde artıyor. Böceklerin kış yerleşimi öncesinde kapsamlı temizlik yapılması, hava giriş noktalarının kapatılması ve böceklerle temas edilmemesi büyük önem taşıyor" dedi. "Toplum sağlığı için ortak mücadele gerekiyor" Prof. Dr. Kutlu, kahverengi kokarca böceğinin yalnızca tarım ekonomisini değil, toplum sağlığını da etkileyen bir sorun haline geldiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: "Bu zararlıyla mücadele sadece tarımsal alanda değil, halk sağlığı perspektifinden de ele alınmalıdır. Alerjik ve solunumsal etkiler konusunda farkındalık artmalı, özellikle riskli bölgelerdeki vatandaşlarımız dikkatli olmalıdır."