Yerel Haberler
Ordu
01 Mart 2026 Pazar - 13:49 Ordu’nun yükseklerinde kar kalınlığı 2 metreye ulaştı Ordu’da 3 gündür aralıksız yağan ve yüksek rakımlı ilçe ve mahalleri etkisi altına alan ve yüksek bölgelerde 2 metreye ulaşan kar nedeniyle Büyükşehir Belediyesi ekipleri sahada çalışmalarını sürdürüyor. Kar kalınlığı ortalamasının 118 cm’yi bulduğu şehrin birçok noktasında heyelanlar meydana geldi. 417 araç ve iş makinesi, 600 personelle sahada çalışma gerçekleştiren Büyükşehir Belediyesi ekipleri, bir yandan heyelan nedeniyle oluşan olumsuzlukları gidermek, bir yandan da kar nedeniyle kapanan yolları ulaşıma açmak için yoğun mesai harcıyor. Ekipler yüksek kesimlerde karın 2 metreye ulaştığı ilde 576 mahallenin yolunu ulaşıma açtı. Ekipler, 69 hastanın ulaşımını sağlarken, vefat eden 21 vatandaşa cenaze hizmeti verdi. Küreme ve tuzlama çalışmaları ile ulaşımda yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçen ekipler, tedbiri elden bırakmıyor. Önceliği hasta ve cenaze hizmetlerine veren ekipler sürücülerin zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamaları, çıkacak olanların ise araçlarında mutlaka kış lastiği ve zincir bulundurmaları gerektiğini vurguladı. Karla mücadelede önceliğin hasta ve cenaze hizmetlerine verileceğinin altını çizen Büyükşehir Belediyesi, herhangi bir olumsuzluk durumunda ise vatandaşların, çağrı merkezi ile Büyükşehir Belediyesine ulaşarak yardım talebinde bulunabileceklerini bildirdi.
01 Mart 2026 Pazar - 12:41 Başkan Güler, üniversite öğrencileriyle iftar sofrasında Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından Ordu Üniversitesi’nde eğitim gören öğrenciler için Ramazan ayı boyunca bin 500 kişilik iftar yemeği veriliyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, orucunu üniversite öğrencileriyle birlikte açtı. Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından Ramazan ayı boyunca bin 500 öğrenciye iftar verilen Ordu Üniversitesi’nde öğrencilerle aynı sofrayı paylaşan Başkan Güler, iftarın ardından çay eşliğinde gençlerle sohbet etti. Öğrenciler tarafından ilgiyle karşılanan ve sık sık hatıra fotoğrafı çektiren Başkan Güler, gençlerle yakından ilgilendi. Gençlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Başkan Güler, Ordu Üniversitesi’nin kuruluş sürecinde emeği bulunan biri olarak öğrencilerle aynı sofrayı paylaşmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını söyledi. Başkan Güler, "Çorbamızı birlikte içelim diye buraya geldim. Hepinize başarılar diliyorum. İnşallah burada güzel hatıralar biriktirirsiniz. Bazılarınız burada kalır ve hemşehrimiz olur. Sizlerle aynı sofrada olmak beni çok mutlu ediyor. Üniversitenin temellerinin atılmasında emeği olan biri olarak sizleri burada görmek ayrıca memnuniyet verici. Büyükşehir Belediyemizin 19 ilçede sunduğu tüm imkânlar siz gençler için de var. Daha renkli ve verimli günleri birlikte yaşayalım" dedi. Program sonunda Başkan Güler, öğrenciler ve üniversite personeli ile hatıra fotoğrafları çektirdi.
TVHB Başkanı Eroğlu’ndan KKKA ve şap hastalığı uyarısı
12 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:58 TVHB Başkanı Eroğlu’ndan KKKA ve şap hastalığı uyarısı Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Türkiye’de kene yoluyla bulaşan Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) vakaları ile son günlerde görülen şap hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Eroğlu, Ordu Veteriner Hekimler Odası’nda düzenlenen toplantı ile, ildeki veteriner hekimler ile bir arya geldi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, özellikle son aylarda Türkiye’de görülen Kırım-Kongo kanamalı ateşi ve şap hastalığı ile ilgili görüşlerini meslektaşlarla paylaşmak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çalışmalarını değerlendirmek amacıyla il ziyaretleri gerçekleştirdiklerini belirten Eroğlu, şap hastalığının SAT 1 tipi olduğunu ve bu tipin Türkiye’de daha önce görülmediğini söyledi. "SAT 1 tipi ülkemizde ilk kez görülüyor ancak yasal ve bilimsel anlamdaki önlemler alındıktan sonra bir sıkıntı söz konusu değil" SAT 1 tipinin, diğer 7 şap tipiyle hastalık yapma ve diğer özellikler açısından çok farklı olmadığını kaydeden Eroğlu, "Hastalığın haberi alındığı ilk günden itibaren konuyla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çoğunlukla hayvan hareketlerinin durdurulması sorusu soruluyor. Biz de başından bu yana uzman ekibimiz ile konuyu değerlendirdik. SAT 1’in ülkemizde ilk defa görülmesi dolayısı ile popülasyon daha önceki tiplere göre aşılandığı için bağışıklık onlara karşı söz konusu, yaygınlığının sebebi de budur. Bizim tespitlerimize göre herhangi bir paniğe gerek yoktur. Diğer tiplerde olduğu gibi bunda da yasal ve bilimsel anlamdaki önlemler alındıktan sonra bir sıkıntı söz konusu değil" dedi. "İnsanlarda çoğu zaman hafif belirtiler gösteriyor, insan sağlığı için sıkıntı yoktur" Şap hastalığının insanlara bulaşabilen bir hastalık olduğunu ancak çoğunlukla hafif belirtilerle seyrettiğini ve herkeste görülmediğini vurgulayan Eroğlu, "Onun için halk sağlığı açısından bir sıkıntı yoktur. Asıl önemli tarafı, hayvanlardaki verim kaybına sebep olması dolayısı ile ekonomik değer anlamında önemli. Yapılan tespitlere göre süt verimini yüzde 70, et verimini yüzde 30’dan daha fazla etkiliyor. Yetişkin hayvanlarda ölüme neden olmuyor ancak daha çok buzağılarda ölüme neden olan bir hastalık. Hastalığa karşı alınması gereken, hayvan hareketlerinin önlenmesi, hayvan pazarlarının kapatılması ve asıl önemli olan da bir an önce ülke genelinde en azından sığır varlığının yüzde 80’inin aşılanması gerekiyor. Bunlar zamanında gerçekleştirildiği takdirde panik ya da tehlike söz konusu değil" ifadelerini kullandı. "Bağışıklık seviyesi bir noktaya gelecek, sonrasında bölgesel ya da Türkiye genelindeki kısıtlamalar kaldırılacak" Bakanlığın aldığı önlemleri ‘yerinde’ olarak nitelendiren Eroğlu, şap hastalığının viral bir hastalık olduğunu ve hızla yayıldığını belirterek, "İnsan hareketleri, rüzgar, kuşlarla, taşınan ot ve yemlerle de bulaşan bir hastalık. Dikkatli olduğumuz zaman en kısa sürede ülkemizin bunu bertaraf edeceğine inanıyoruz. Aşılama bitecek ve ayrıca bir antikor oluşacak, bağışıklık seviyesi bir noktaya gelecek, bunun için en az 3 hafta daha süre gerekiyor. Sonrasında bölgesel ya da Türkiye genelindeki kısıtlamalar kaldırılacak" şeklinde konuştu. Keneye karşı ‘geç kalmaktan kork’ uyarısı KKKA konusunda da değerlendirmelerde bulunan Eroğlu, hastalığın taşıyıcısı olan kenelere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Eroğlu, "Maalesef 15 insanımız hayatını kaybetti. Ordu da İç Anadolu’ya bakan tarafı ile riskli bölgelerden bir tanesi. Artvin’den Bolu’ya kadar olan çizgideki illerde özellikle Tokat, Sivas, Erzincan, Amasya görüldü. Ancak şu anda 33’ten fazla ilde görülüyor. Her kene hastalık etkeni taşımıyor. Sadece 46 çeşit tür kene var ve bunlardan 1 tanesi bu hastalığı yapıyor. Bu hastalık, halkın eğer doğru bilgilendirilmesi sağlanırsa can kaybına sebebiyet vermez. Biz; ‘Keneden korkma, geç kalmaktan kork’ şeklinde söylüyoruz" diye konuştu. Eroğlu ayrıca, kene görüldüğünde çıplak elle değil, tedbirli şekilde vücuttan uzaklaştırılması gerektiğini ve ardından sağlık kuruluşuna başvurulmasının önem taşıdığını belirtti. "Havaların ısınması ile görülüyor, kırsal kesimde açık renk ve uzun elbiseler giyilmesi, kırsal dönüşü vücutta kene taraması yapılması gerekiyor" Hastalığın havaların ısınmasıyla, 15 derecenin üzerine çıkmasıyla birlikte görülmeye başlandığını vurgulayan Eroğlu, bireysel önlemlerin önemine dikkat çekerek, "Kırsal alanlara gidildiğinde mutlaka pantolon paçaları çorabın içerisine konulmalı, uzun kollu ve açık renkli giysiler giyilmeli, akşam eve dönüldüğünde ise vücutta mutlaka kene taraması yapılmalı. Hayvanların veteriner hekim kontrolünde ilaçlanması, sütte ve ette kalıntı bırakmayan ilaçların kullanılması gerekiyor" şeklinde konuştu. Programda, TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu ve Ordu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Tayfun Kara tarafından karşılıklı hediye takdiminde bulunuldu. Program, veteriner hekimlerinin katılımı ile fotoğraf çekilmesinin ardından sona erdi.
Başkan Güler’den Ferrero’ya karşı tarihi fındık mücadelesi: "Bu bir milli duruştur"
11 Temmuz 2025 Cuma - 15:00 Başkan Güler’den Ferrero’ya karşı tarihi fındık mücadelesi: "Bu bir milli duruştur" Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Türk fındık sektöründe tekelleşme eğilimi gösteren ve fiyatlara müdahale eden İtalyan Ferrero firmasına karşı beş yıldır sürdürdüğü amansız mücadelede önemli bir zafer elde etti. Başkan Güler, fındık üreticisinin emeğini hiçe sayan bu düzeni kabul etmediklerini belirterek, "Rekabet hukuku, her ülkenin egemenlik hakkıdır. Biz bu hakkımızı kullandık. Üreticinin hakkını, rekabetçi ve adil bir sistemle korumaya kararlıyız. Bu bir milli duruştur" dedi. Güler’in mücadelesi 2020’de başladı, tüm ülke takip ediyor Başkan Güler’in fındık sektöründeki tekelci yapılara karşı savaşı, 2020 yılında yaptığı "Fındığı da fındık fiyatını da Roma, Londra, Washington merkezli oligopolist, yani alıcı piyasasında tekelleşen firmaların insafına ve tekeline bırakmayacağız. Fındığın fiyatını biz belirleyeceğiz" açıklamasıyla başladı. Bu mücadele, 2022’de daha somut adımlara dönüştü. Ağustos 2022’de "Fındığı da fındık fiyatını da monopsonik, yani alıcı piyasasında tekelleşen firmaların insafına ve tekeline bırakmayacağız. Fındığın fiyatını biz yani üretenler belirleyeceğiz. Ben bunun için savaşacağım" diyerek kararlılığını ortaya koyan Güler, Eylül 2022’de ORTAR bünyesindeki fındık bahçesi sahipleri ve üretici temsilcileri adına Ferrero hakkında hukuki süreç başlattığını duyurdu. Başkan Güler’in girişimleri sonucu, Kasım 2022’de Rekabet Kurumu, Ferrero aleyhine Türkiye’de tekelleşen uluslararası bir firmaya karşı ilk kez soruşturma başlattı. Bu gelişme üzerine Ferrero firmasının üst düzey yöneticileri Ordu’ya gelerek Başkan Güler ile 5 saat süren bir görüşme gerçekleştirdi. Güler, görüşmede Ferrero yetkililerine "Biz 700 bin aileyiz sen 1 ailesin, burada hukuk kuralları geçer, dolayısıyla kurallara uyun ve fiyatınızı ona göre ayarlayın. Biz size karşı değiliz ama sizin hareketleriniz de tedarikçi şeffaflığında değil" mesajını net bir şekilde iletti. Görüşmenin ardından Rekabet Kurumu, Ferrero hakkındaki soruşturmasını derinleştirdi ve 1,5 yıl süren soruşturma sonrası Ferrero, Rekabet Kurumu’nun tüm taahhütlerini imzalamak zorunda kaldı. Bu taahhütlere göre Ferrero, Türkiye’de referans fiyatının altında kabuklu fındık alımı yapmayacağını ve piyasanın verimliliğini destekleyeceğini kabul etti. Ancak Başkan Güler, İtalyan firmanın bu taahhütlerinin takip edilebilir sürecini zayıf ve güvenli bulmadığı için, iştirak şirketi ORTAR, Ordu’nun yerel fındık firması, Ziraat Odaları ve Borsa ile birlikte hukukçu Av. Ali Mertan öncülüğünde Ankara 15. İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Türk yargısından tarihi karar: Ferrero taahhütleri iptal edildi Ankara 15. İdare Mahkemesi, Mart 2024 tarihinde Ferrero’nun Rekabet Kurumu’na verdiği taahhütleri yeterli bulmayarak iptal etti. Bu karar, İtalyan firmanın Rekabet Kurumu ile yeni ve daha ağır şartları taşıyan taahhütler için yeniden masaya oturması gerektiği anlamına geliyor. Başkan Güler, mahkemenin bu kararını "büyük bir aşama" olarak nitelendirdi. Güler, "Bu karar sadece bir belge iptali değildir; bu karar sonucu fındığın hakimiyeti üreticinin eline geçti. Rekabet hukuku, her ülkenin egemenlik hakkıdır. Biz bu hakkımızı kullandık. Çünkü, fındıkta fiyatı üreticinin değil, alıcının belirlediği bir monopsonik yapı oluşmuştu. Biz bunu belgeleriyle ortaya koyduk. Bu düzeni kabul etmedik, çünkü bu düzen fındık üreticisinin emeğini hiçe sayıyordu. Biz rekabete karşı değiliz. Biz her şeyin düzgün yürümesini istiyoruz" şeklinde konuştu. "Arz fazlası yalanı yıkıldı, bu karar ders kitaplarına girecek" Başkan Güler, Ferrero’ya karşı başlattıkları hukuk mücadelesinin basit bir şikayet dilekçesinden öte olduğunu vurguladı. "1935’ten itibaren çıkan tüm fındık mevzuatını, yönetmelikleri, kararları bir araya getirerek devletin fındık hafızasını oluşturduk. Avukat Ali Mertan, hukukçu arkadaşlarımız, ziraat odaları, gıda firması, borsa gibi sağlam ortaklarla iş birliği yaptık, güçlü bir dosya hazırladık. Sonuç olarak, tarihte ilk kez fındık piyasasındaki tek alıcı baskısı mahkeme kararıyla belirlenmiş oldu. Ferrero artık Türkiye’de doğrudan alım, kırma ve ihracat yapamayacak, bu düzenlemeyi yeniden Rekabet Kurumu yapacak" diye konuştu. Güler, bu kararı "Ders kitaplarına girecek nitelikte bir karar" olarak tanımladı. Yıllardır fındık sektöründe "arz fazlası var" söylemiyle üreticinin zayıflatıldığını belirten Güler, bu algının gerçek dışı olduğunu ve bilimsel verilerle çürüttüklerini söyleyerek, "Fındık, Karadeniz’in alın teridir. Türkiye’nin stratejik tarım ürünüdür. Bugün arz fazlası değil, kaliteli üretim ve sürdürülebilir verimlilik eksikliği sorun olarak karşımızda duruyor. Gerçekler artık gün yüzüne çıktı" diye konuştu. Üreticinin hakkını rekabetçi ve adil bir sistemle korumakta kararlı olduklarını yineleyen Güler, "Biz bunları yapmasaydık yerli kırma fabrikaları tehlikeye girecekti ve binlerce kadınımız işsiz kalacaktı. Bu mesele hepimizin meselesi. Fındıkta artık oyun kurulmasına izin vermeyeceğiz. Bu kararla birlikte fındığın geleceği artık daha yerli ve daha adil temellere oturmuştur" ifadeleriyle sözlerini tamamladı.