Yerel Haberler
Ordu
04 Mart 2026 Çarşamba - 13:19 Ordu’nun içme suyu altyapısı güçlendiriliyor Ordu Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde temiz ve sağlıklı içme suyuna ulaşımı artırmak amacıyla altyapı yatırımlarına devam ediyor. İl genelindeki 19 ilçede altyapı yenileme ve güçlendirme çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, kullanım ömrünü dolduran içme suyu hatlarını yenilerken, hattı olmayan mahallelere de yeni şebeke hatları kazandırıyor. Yapılan yatırımlarla birlikte vatandaşlara sunulan hizmet kalitesinin her geçen gün arttığı belirtildi. 7 bin 400 metrelik yeni hat Karaağaç Mahallesi’nde mevcut hattın yetersiz kalması üzerine Ordu Su ve Kanalizasyon İdaresi (OSKİ) ekipleri tarafından başlatılan proje kapsamında toplam 7 bin 400 metre uzunluğunda ilave içme suyu hattı inşa ediliyor. Geçen ay başlayan çalışmaların bin metrelik bölümü tamamlanırken, kalan 6 bin 400 metrelik kısmın da en kısa sürede bitirilmesi için ekiplerin sahada çalıştığı kaydedildi. "Mahalle için önemli bir çalışma" Karaağaç Mahallesi Muhtarı Kadir Kır, yürütülen çalışmanın mahalle için büyük önem taşıdığını belirtti. Uzun yıllardır yaşanan su sorununun çözülmeye başladığını ifade eden Kır, mahallede uzun süredir susuzluk sorunu yaşandığını, konuyu Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’e iletmelerinin ardından çalışmaların hızla başlatıldığını söyledi. Yaklaşık bir aydır bölgede yoğun bir çalışma yürütüldüğünü vurgulayan Kır, emeği geçenlere teşekkür etti.
Fındıkta külleme hastalığına karşı mücadele başladı
28 Mayıs 2025 Çarşamba - 09:31 Fındıkta külleme hastalığına karşı mücadele başladı Ordu’da fındık alanlarında son yıllarda yaygın olarak görülen ve ciddi zarar veren külleme hastalığı ile ilgili kimyasal mücadele çalışması başlatıldı. Türkiye’nin üretiminde dünya lideri olduğu fındık bitkisinin en önemli hastalıklarından biri olan külleme hastalığına karşı ilaçlama mücadelesi başladı. Havaların ısınması ile birlikte etkisi artan ve rekolteye kayıplarına da neden olan hastalık ile mücadelenin ciddi önem taşıdığı belirtiliyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, yaklaşık 8 sene önce ortaya çıktıktan sonra çiftçilerin küllemeye karşı ciddi bir mücadele başlattığını söyledi. Mücadelenin her yıl belirli oranda yapılması gerektiğine dikkat çeken Soydan, "Havaların sıcak olmasından dolayı küllemelerin oluştuğu bahçelerin olduğunu görüyoruz. Fındık yapraklarının üzerinde beyaz lekeler ile beraber tabaka oluşturarak çoğalıyor ve daha sonra büyümeye doğru giden fındık çotanaklarına sıçradığı zaman, çürüyüp döküldüğünü görebiliyoruz. Bu nedenle dalda gördüğümüz fındığı bir süre sonra göremiyoruz" dedi. "Mücadelede bahçelerin dip temizliği de önemli" Soydan, dip temizliği yapılmayan bahçelerde hastalığın daha fazla yayılabildiğini ifade ederek, "Fındık kurdu, kahverengi kokarca ve külleme ile ilgili ilaçlama hepsi bir yapılabiliyor. Hava sirkülasyonunun olmadığı yerlerde bu çoğalma riski fazla. Bahçelerde de şu anda gelişigüzel bir otların büyüdüğünü görüyoruz. Temizlenmeyen bahçelerde çoğalma riski daha yüksek. Bu zamanlarda temizlik yapılırsa hava sirkülasyonunu sağlamış oluruz. Isı ile beraber bahçelerde hava oluşmadığı yerlerde külleme hastalığının yayılma ihtimali daha yüksek" diye konuştu. "Rekolte kayıplarına neden oluyor" Mücadele edilmeyen külleme hastalığının verim ve rekolte kaybına neden olduğunu ifade eden Soydan, "Külleme, fındıkta çürüme ve dökülmeye neden oluyor. Süreç devam ederken, fındığın harmana dahi çürük olarak gelme ihtimali var. Bundan dolayı da tabi bahçelerden dekar başına aldığımız fındıklara genel olarak baktığımızda ise rekolteye olumsuz etkisi var. O açıdan bunun mücadelesi şart. Genelde sahil kesimler ağırlıklı daha fazla. Bu nedenle yıllardır yapılan mücadelenin devam ettirilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.
Fındıkta külleme hastalığına karşı mücadele başladı
28 Mayıs 2025 Çarşamba - 09:29 Fındıkta külleme hastalığına karşı mücadele başladı Ordu’da fındık alanlarında son yıllarda yaygın olarak görülen ve ciddi zarar veren külleme hastalığı ile ilgili kimyasal mücadele çalışması başlatıldı. Türkiye’nin üretiminde dünya lideri olduğu fındık bitkisinin en önemli hastalıklarından biri olan külleme hastalığına karşı ilaçlama mücadelesi başladı. Havaların ısınması ile birlikte etkisi artan ve rekolteye kayıplarına da neden olan hastalık ile mücadelenin ciddi önem taşıdığı belirtiliyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, yaklaşık 8 sene önce ortaya çıktıktan sonra çiftçilerin küllemeye karşı ciddi bir mücadele başlattığını söyledi. Mücadelenin her yıl belirli oranda yapılması gerektiğine dikkat çeken Soydan, "Havaların sıcak olmasından dolayı küllemelerin oluştuğu bahçelerin olduğunu görüyoruz. Fındık yapraklarının üzerinde beyaz lekeler ile beraber tabaka oluşturarak çoğalıyor ve daha sonra büyümeye doğru giden fındık çotanaklarına sıçradığı zaman, çürüyüp döküldüğünü görebiliyoruz. Bu nedenle dalda gördüğümüz fındığı bir süre sonra göremiyoruz" dedi. "Mücadelede bahçelerin dip temizliği de önemli" Soydan, dip temizliği yapılmayan bahçelerde hastalığın daha fazla yayılabildiğini ifade ederek, "Fındık kurdu, kahverengi kokarca ve külleme ile ilgili ilaçlama hepsi bir yapılabiliyor. Hava sirkülasyonunun olmadığı yerlerde bu çoğalma riski fazla. Bahçelerde de şuanda gelişigüzel bir otların büyüdüğünü görüyoruz. Temizlenmeyen bahçelerde çoğalma riski daha yüksek. Bu zamanlarda temizlik yapılırsa hava sirkülasyonunu sağlamış oluruz. Isı ile beraber bahçelerde hava oluşmadığı yerlerde külleme hastalığının yayılma ihtimali daha yüksek" diye konuştu. "Rekolte kayıplarına neden oluyor" Mücadele edilmeyen külleme hastalığının verim ve rekolte kaybına neden olduğunu ifade eden Soydan, "Külleme, fındıkta çürüme ve dökülmeye neden oluyor. Süreç devam ederken, fındığın harmana dahi çürük olarak gelme ihtimali var. Bundan dolayı da tabi bahçelerden dekar başına aldığımız fındıklara genel olarak baktığımızda ise rekolteye olumsuz etkisi var. O açıdan bunun mücadelesi şart. Genelde sahil kesimler ağırlıklı daha fazla. Bu nedenle yıllardır yapılan mücadelenin devam ettirilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.
Ordu’da bin 500 hanenin uzun yıllar su ihtiyacını karşılayacak depo hizmete başladı
27 Mayıs 2025 Salı - 15:17 Ordu’da bin 500 hanenin uzun yıllar su ihtiyacını karşılayacak depo hizmete başladı Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından, Altınordu ilçesi Kökenli Mahallesi’nde yaşanan su sıkıntısını gidermek için yapımına başlanan 500 metreküplük içme suyu depo çalışması tamamlandı. Tamamlanan çalışma ile bin 500’den fazla hane, şu ihtiyacını karşılayacak. Ordu Büyükşehir Belediyesi, ilçelerde yaşanan su sorununu en aza indirmek için proje ve yatırımlarına devam ediyor. Yaz aylarında artan nüfusla birlikte Altınordu ilçesi Kökenli Mahallesi’nde yaşanan su sorununu çözmek üzere OSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yapımına başlanan içme suyu depo çalışması tamamlandı. Daha önce 80 metreküp olan içme suyu deposu 6 kat daha da artırılarak 500 metreküp seviyesine çıkartıldı. Su deposu, mahallenin en az 70 yıllık içme suyu ihtiyacına cevap verecek ve bin 500’den fazla hanenin su ihtiyacını karşılayacak. Yapılan hizmetin mahalleleri için oldukça önemli olduğunu söyleyen Kökenli Mahalle Muhtarı Onur Çakmak, "Böyle bir yatırımın mahallemize yapılmasından dolayı çok mutluyuz. Yıllardır beklediğimiz yatırım mahallemize yapıldı. Kökenli Mahallemiz nüfus olarak her geçen gün göç alan bir mahalledir. Bu kapsamda mevcut su deposu bize yetmiyordu. Bu durumu Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Mehmet Hilmi Gülere bildirdik. Başkanımız da bizim bu talebimizi geri çevirmeyerek kısa sürede yapılması için çalışma başlattı. Geldiğimiz noktada daha önce 70-80 metreküp olan depomuz şimdi 500 metreküp seviyesine çıktı. Bu depoyla birlikte mahallemizin uzun yıllar boyunca su ihtiyacını karşılayacağız. Çok mutluyuz. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz" dedi.
‘Gece uykudan uyandıran kalp çarpıntısı masum değil’
27 Mayıs 2025 Salı - 09:36 ‘Gece uykudan uyandıran kalp çarpıntısı masum değil’ Gece uykudan uyandıran çarpıntıların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Adnan Köşüş, "Uykudan uyandıracak kadar şiddetli bir çarpıntı, özellikle yapısal kalp hastalıkları, tiroit problemleri, ritim bozuklukları (aritmiler), anksiyete bozuklukları veya elektrolit dengesizliklerinin bir göstergesi olabilir" dedi. Birçok kişi zamanla kalp çarpıntısı yaşasa da, gece uykudan uyandıran çarpıntıların dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durum olduğunun altını çizen Medical Park Ordu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Adnan Köşüş, özellikle istirahat halindeyken ve uykuda ortaya çıkan kalp çarpıntılarının masum olmayabileceğine dikkat çekti. Uzm. Dr. Köşüş, bu tür çarpıntıların ciddi kalp ritim bozukluklarının habercisi olabileceği konusunda uyarılarda bulundu. "Gizli kalp ritim bozukluklarına dikkat" Kalp çarpıntısının kalbin normalden daha hızlı, düzensiz ya da güçlü atması olarak tanımlandığını dile getiren Uzm. Dr. Köşüş, gece görülen çarpıntıların en önemli nedenlerinden birinin ‘paroksismal supraventriküler taşikardi’ (PSVT) ve ‘atriyal fibrilasyon’ gibi ritim bozuklukları olduğunu ifade ederek, "Özellikle atriyal fibrilasyon gibi düzensiz ritim bozuklukları başlangıçta sessiz seyredebilir ancak ilerleyen dönemde felç ve kalp yetersizliği gibi ciddi sonuçlara yol açabilir. Uykudan çarpıntıyla uyanmak, bu bozuklukların ilk sinyali olabilir. Bu yüzden erken tanı hayat kurtarıcıdır" ifadelerine yer verdi. "Tansiyon, tiroit ve stres faktörü de göz ardı edilmemeli" Çarpıntının her zaman kalp kaynaklı olmayabileceğini de vurgulayan Uzm. Dr. Köşüş, "Hipertiroidi (tiroit bezinin fazla çalışması), anksiyete bozuklukları, kansızlık (anemi) ve aşırı kafein tüketimi gibi nedenler de gece çarpıntısına yol açabilir. Özellikle genç bireylerde panik atak veya stres kaynaklı uykudan uyanmalar çarpıntıyla karışabilir. Ancak burada önemli olan, kalp kaynaklı ciddi bir sorunun gözden kaçırılmamasıdır" diye konuştu. "Tanı konma süreci" Gece çarpıntılarının tanısı için 24 saatlik ritim kaydı (Holter monitörü), EKG ve kan tetkiklerinin temel araçlar olduğunu belirten Uzm. Dr. Köşüş, "Hastanın şikâyetlerini ayrıntılı dinledikten sonra ritim bozukluğu ihtimalini netleştirmek için EKG ve gerekirse holter cihazı ile takip yapılır. Eşlik eden tiroit hastalıkları, kansızlık ya da vitamin eksiklikleri de araştırılır. Tüm bu veriler bir araya getirilerek tedavi planı oluşturulur" ifadelerini kullandı. "Tedavi kişiye özel planlanmalı" Ritim bozukluklarının tedavisinde ilaç tedavileri, ablasyon işlemleri ve yaşam tarzı değişikliklerinin yer aldığını belirten Uzm. Dr. Köşüş, "Gece çarpıntısı yaşayan bireylerin mutlaka kardiyoloji uzmanına başvurması, altta yatan nedenin tespit edilmesi açısından hayati önem taşır. Özellikle ailesinde ani kalp ölümü öyküsü olan bireylerde bu durum göz ardı edilmemelidir. Eğer siz de gece çarpıntısıyla uyanıyorsanız, bu durumu basit bir stres tepkisi olarak görmeyin. Zamanında yapılacak bir kardiyolojik değerlendirme, olması muhtemel risklerin önüne geçebilir" dedi.
Kadınlar, tel kırma ürünleri yaparak aile ekonomine katkı sağlıyor
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 12:17 Kadınlar, tel kırma ürünleri yaparak aile ekonomine katkı sağlıyor Ordu’da kadınlar, Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitim Kursları’nda (ORMEK) öğrendikleri tel kırma eserleri satarak hem aile bütçelerine katkı sunuyor, hem de boş vakitlerini sanat ve meslek öğrenerek değerlendiriyor. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in büyük önem verdiği ORMEK, vatandaşların bilgi ve beceri yönünü geliştirmelerine ve ev ekonomilerine katkı sağlamalarına yönelik faaliyetlerine devam ediyor. Toplumun her kesimine yönelik eğitimler veren ORMEK, açtığı kurslarla vatandaşlara istihdam imkanları da sunuyor. Her yıl binlerce vatandaşın eğitim gördüğü kurslarda kursiyerler tarafından üretilen ürünler yurt içi ve yurt dışında birçok şehre satılarak hem istihdam hem de Ordu’nun tanıtımına katkı sağlıyor. Yurt içi ve yurt dışına satış yapılıyor Birçok alanda eğitimlerin verildiği ORMEK’lerde bu kapsamda açılan ‘Tel Kırma İşlemeciliği Kursu’ kadınlar tarafından büyük ilgi görüyor. Fatsa ilçesindeki ORMEK’te yıllardır devam eden kursa katılan kadınlar, alanında profesyonelleşerek hızlı ve el emeği göz nuru ürünler yapıyor. Bu kurslara giden kursiyerler hem sanat öğreniyor, hem de yaptıkları el sanatlarını satarak aile bütçelerine katkı sunuyor. Bazılarının yurt dışına da satış yaptığı kadınlar, siparişleri yetiştirmekte zorluk çekerken bu sorunu da birbirlerine yardım ederek çözüme kavuşturuyor. Kadınlar, hobi olarak başladıkları bu işte çok fazla ilerlediklerini ve ürünlerini farklı illerin yanı sıra yurt dışına gönderdiklerini söylediklerini belirterek, emeği geçenlere teşekkür ettiler.
Irmakta boğulan Astsubay Hakan Fidan, son yolculuğuna uğurlandı
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 15:25 Irmakta boğulan Astsubay Hakan Fidan, son yolculuğuna uğurlandı Samsun’un Terme ilçesinde serinlemek amacıyla girdiği ırmakta boğularak hayatını kaybeden 24 yaşındaki Jandarma Astsubay Çavuş Hakan Fidan, memleketi Ordu’nun Ünye ilçesinde düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı. Olay, Terme’nin Akçay Mahallesi’ndeki Akçay Irmağı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, arkadaşlarıyla piknik yapan Astsubay Fidan, serinlemek için suya girdi. Irmağın derinliğinde dengesini kaybedip çırpınmaya başlayan genç asker, çevredekilerin müdahalesine rağmen kayboldu. Olay yerine çağrılan Ordu Büyükşehir Belediyesi Ünye İtfaiye Amirliği’ne bağlı dalgıçlar, yaklaşık 6 metre derinlikte Fidan’ın cansız bedenine ulaştı. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde genç astsubayın yaşamını yitirdiği belirlendi. Kocaeli Gebze’de tim komutanı olarak görev yapan ve yıllık izninde ailesinin yanına gelen Hakan Fidan için, Ünye Fatih Mahallesi Meydan Merkez Camii’nde cenaze namazı kılındı. Namaz sonrası genç astsubay, aynı mahalledeki aile kabristanına defnedildi. Cenazeye, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, Ünye Kaymakamı Ayhan Işık, Ordu İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Sadi Akman, Ünye Garnizon Komutanı Üsteğmen Oğuzhan Sarıkaya, İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Muharrem Aytekin ve çok sayıda vatandaş katılarak taziye dileklerini iletti. Hakan Fidan’ın bekar olduğu ve dört kardeşten üçüncüsü olduğu öğrenildi.
Prof. Dr. Ali Kutlu: "Kurban Bayramı’nda et alerjisine dikkat"
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 09:26 Prof. Dr. Ali Kutlu: "Kurban Bayramı’nda et alerjisine dikkat" İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, Kurban Bayramı dolayısıyla ülke genelinde kırmızı et tüketiminin artacağını belirterek, "Kurban Bayramı’nda etin bekletilmeden hızlı bir şekilde tüketilmesi, Alpha-gal duyarlı olan insanlarda reaksiyon ortaya çıkartma ihtimalini de artırıyor. Alpha-gal sendromu dediğimiz kırmızı et alerjisini genellikle Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde daha sık görüyoruz. Bu alerjenin reaksiyonları hafif ve ciddi olabiliyor, etkisi bazı durumlarda 12 saat sonra dahi ortaya çıkabiliyor" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi Alpha-gal alerjisine karşı uyarılarda bulunarak, bu alerjinin bazı durumlarda 12 saat sonra dahi etkisini gösterebileceğine dikkat çekti. "Dünyanın bazı bölgelerinde kene sokması sonrası da başlayabiliyor" Prof. Dr. Ali Kutlu, "Dünya’da ve Türkiye’de kırmızı et böyle çok sık rastlanan önemli bir alerjen gibi görünmemekle birlikte son yıllarda, özellikle dünyanın bazı bölgelerinde kene sokması sonrası (buna bazı başka böceklere de dâhil ediliyor) başlayan kendine has klinik özellikleri olan, Alpha-gal sendromu dediğimiz bir et alerjisi formu ön plana çıkmaktadır. Ülkemizde kenelerle temas ihtimalinin en yüksek olduğu bölge ormancılık, avcılık, hayvancılık, tarım ve yoğun orman alanlarının olduğu yer Karadeniz Bölgesi’dir. Alpha-gal sendromu dediğimiz kırmızı et alerjisini ülkemizde genellikle biz Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde görüyoruz" diye konuştu. "Bazı durumlarda etkisi 12 saat sonrayı bulabilir" Alerjinin hemen etkisini göstermeyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Ali Kutlu, "Bu klinik tabloyu biraz daha akıl karıştırıcı ve kendine has yapan şey, hayvanların etlerinde, sütlerinde ve dokularında bulunan alerjenin normalde hızlı bir şekilde kana karışmamasıdır. Genelde bazı taşıyıcı proteinler ile birlikte emildikten sonra immün sisteme taşındığı için reaksiyonları genellikle 3-6 saat sonra gecikmiş bir şekilde ortaya çıkar, bazı zamanlarda da bu süre 12 saati bulabilir" ifadelerini kullandı. "Hafif ve ciddi reaksiyonları olabiliyor" Reaksiyonların basit bir kaşıntının yanı sıra baygınlık, nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü gibi etkilere de neden olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Kutlu, "Çok geniş bir yelpazede ve ilginç olanı bazı vakalarda özellikle kadınlarda kırmızı et yedikten sonra geç ortaya çıkan karın ağrıları ve ishal olabiliyor. Etin yağ içeriği ya da iç organ oranı reaksiyonunun şiddetini ve ortaya çıkışını etkileyebiliyor. Bu yüzden özellikle etin hazırlanma tarzı ve tüketim şekli reaksiyonları değiştirdiği ve reaksiyonlar da geç ortaya çıktığı için hekimler ve hastalıklar sıklıkla kafa karışıklığına uğruyorlar" diye konuştu. "Kurban Bayramı’nda etin hızlı tüketilmesi, Alpha-gal duyarlı olan insanlarda reaksiyon ihtimalini de artırıyor" "Etin kurutulmasının, dondurulmasının ve iyi pişirilmesinin alerjenitesini etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Kutlu, "Bu açıdan baktığımız zaman Kurban Bayramı’nda etin bekletilmeden hızlı bir şekilde tüketilmesi, Alpha-gal duyarlı olan insanlarda reaksiyon ortaya çıkartma ihtimalini de artırıyor. Kırmızı et alerjisi sadece basit bir alerji değil, hayvanlardan elde edilen jelatinin bazı gıdalarda kullanılması ve bu hayvan ürünleriyle elde edilen jelin içeren aşı, serum ve hatta ilaçlara karşı da şiddetli reaksiyonlar gelişebiliyor" dedi. "Karadeniz Bölgesi’nde kırmızı et alerjisi, yetişkinlerde üst sıralarda yer alıyor" Prof. Dr. Ali Kutlu, şunları söyledi: "Karadeniz Bölgesi’nde kırmızı et alerjisinin özellikle hem yetişkinlerde hem de çocuklarda sık görülen önemli bir alerjen olduğunu görüyoruz. Alerjisi olanların yapması gereken birinci kural olarak tabii ki alerjik gıdalardan kaçınmak. Bazı durumlarda şiddetli reaksiyonlar için yanlarında penepin bulundurmaları lazım. Eti tolere eden ama bazı özel şartlarda tolere edemeyen insanların da Kurban Bayramı’nda mutlaka eti beklettikten sonra iyi pişirilmiş şekilde tüketmeleri de tavsiye edilir. Bununla ilgili yeterince çalışma ve haber olmamasına rağmen, genetik yatkınlığın da kırmızı et alerjisi oluşumunda etkili olduğunu görüyoruz. Bir diğer deyişle, anne babasında kırmızı et alerjisi olan insanlarda daha sık kırmızı et alerjisini görüyoruz."