Yerel Haberler
Rize
‘Anne Reçeteleri ile Türk Mutfağı’ Rize’de hayat buldu
13 Ocak 2026 Salı - 12:35 ‘Anne Reçeteleri ile Türk Mutfağı’ Rize’de hayat buldu Rize’de ‘Anne Reçeteleri ile Türk Mutfağı’ temalı uluslararası gastronomi yarışması gerçekleştirildi. Geleneksel Türk mutfağının köklü lezzetleri, "Anne Reçeteleri ile Türk Mutfağı" temasıyla düzenlenen Uluslararası Gastronomi Bölge Yarışması ile geleceğe taşındı. Rize’nin Ardeşen ilçesindeki Fırtına Vadisi İrfan Tufan Karaoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen yarışmada, öğrenciler kültürel mirası modern sunumlarla buluşturdu. Yarışma süresince, geçmişten günümüze aktarılan anne tarifleri, öğrencilerin emeği, ustalığı ve özgün yorumlarıyla yeniden hayat buldu. Yerel mutfak kültürünün yaşatılması, geleneksel tariflerin korunması ve mesleki eğitimin uygulamalı yönünün güçlendirilmesi açısından önemli katkılar sunması beklenen etkinlikte Rize’nin İyidere ilçesinde eğitim veren Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi şampiyon oldu. Gümüş madalya ise Ardeşen Fırtına Vadisi İrfan Tufan Karaoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Yeşil Giresun Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Rize Gülbahar Hatun Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Çamlıhemşin Çok Programlı Anadolu Lisesi, Rize Ekrem Orhon Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne gitti. Gümüşhane Zigana Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Vakfıkebir Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Trabzon Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Arsin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Bulancak 19 Eylül Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ise bronz madalya ile ödüllendirildi.
Atmacacılığın serüveni
10 Ocak 2026 Cumartesi - 12:29 Atmacacılığın serüveni Bıldırcın tutmak için sabunlu suyla yola çıkılan ve böcekle küçük kuş, küçük kuşla atmaca tutularak geçmişten bugüne gelen atmacacılık sevdası giderek büyüyor. Doğadaki av-avcı zinciri, kimi zaman dikkat çekici bir döngüyle anlatılıyor. Sabunlu suyun toprağa dökülmesiyle ortaya çıkan danaburnu böceği, küçük kuşların ilgisini çekerken; küçük kuşlar atmacanın hedefi oluyor, atmaca ise bıldırcın avında rol alıyor. Bu anlatım, doğada her canlının bir diğerine bağlı olduğu hassas dengeyi ve yüzyıllardır süregelen doğal etkileşimleri gözler önüne seren sembolik bir örnek olarak değerlendirilse de Rizeliler ve Artvinliler için bir sevdanın asıl adı. Bıldırcın işin bahanesi diyerek atmaca tutan atmacacılar önce Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlükleri’nden gerekli izinlerini alıyor. Sonrasında ise sabunlu suyu eline alıyor ve toprağa döküyor. Toprağa karışan sabunlu su danaburdu adı verilen böceği ortaya çıkarıyor. Bu böcekler toplanarak ikinci aşamaya sıra geliyor. Bu aşamada atmacacılar küçük kuşların yemini hazırlıyor ve kapanlara düşmesini bekliyor. Bölgede ‘Ğaço’ kuşu olarak bilinen bu küçük kuşlar tutulduktan sonra tepelerde ‘Tenta’ adı verilen ağlar kuruluyor ve bu kuşlar ağların arkasına yerleştiriliyor. Gök yüzünde süzülen atmaca bu kuşu hedef alınca ise ağa takılıyor. İşte bölgedeki eskimeyen sevda böyle başlıyor. Atmacacılar Karadeniz Federasyon Başkanı Yahya Terzi, atmacaların tutulma amacı ve tutulma serüvenini dile getirerek "Önce sabunu bulacaksın sonra suyla beraber bir delik bulacaksın. Delikte Türkçesi danaburnu olan böceği çıkartacaksın. Önce oradan başlar bu sevda. Ondan sonra çıkan böcekle küçük kuş tutulur. Sonra dağlarda ağ açılır ve ağda küçük kuşla bu güzel atmacalar tutulur. Arsızını bulacaksın ki bıldırcına saldığın zaman gitsin tutsun. O nedenle arsızını buluyoruz. 1 hafta boyunca eğitim veriyoruz atmacaya. Bıldırcına salmaya alışıyoruz. Ondan sonra av yapıyoruz" dedi. Atmacaların sıcak ülkelerde tüy dökme süreci olduğuna değinen Terzi, bu sürecin aksamaması için kapalı ortamlarda baktıkları atmacalara özel ısıtıcılar kurduklarını dile getirerek "Av sezonu bittikten sonra sıcak bir ortamda bakıyoruz. Kışın bunlar Afrika kıtasına doğru göç ederler. 20 ülke değiştirirler. Gider sıcak ülkede kalırlar ve sonra tekrar geri dönerler. Atmacaların tüy dökmesi lazım. Tüy döktükten sonra 1 yaşında olurlar. O sürece biz tüylek deriz. Tüylek olması için de sıcak ortamda olması gerekir. Burada dışarda kalan atmaca tüy dökemez. Bizde o yüzden ısıtıcılar yakıyoruz ki sıcak ortamda olsunlar" ifadelerini kullandı. Atmaca bakımının zorluğuna değinen Terzi, evlatları gibi sevdiği atmacaları için Avrupa’dan özel ilaçlar temin ettiklerinin altını çizerek "Bu atmacaları yetiştirmek için Avrupa’dan özel ilaçlar alıyoruz. 630 Euro verdim, atmacam ölmesin diye ilaç aldım. Çocuğundan fazla ilgileneceksin, suyunu vereceksin, sıcak yerde olacak, yemini, ilacını vereceksin, tüy döktüreceksin, erkenden çıkarman lazım. Bunların hepsi bir süreçtir. Dükkan tuttuk, ısıtıcı yakıyoruz, sıcak sıcak dursunlar diye. Yoksa tüy dökmezler atmacalar, tüylek olmadıkları zaman da hiçbir işe yaramaz. Onun için 7’inci, 8’inci aya kadar tüyü döküp kafesten çıkması lazım" şeklinde konuştu.
2025’te yaş çay rekoltesi 1 milyon 338 bin ton oldu
09 Ocak 2026 Cuma - 16:38 2025’te yaş çay rekoltesi 1 milyon 338 bin ton oldu Karadeniz’de 2025 yılında üreticiden 1 milyon 338 bin ton yaş çay alındığı bildirildi. Rize Ticaret Borsası verilerine göre, Türkiye’de 2025 yılında 1 milyon 338 bin ton yaş çay işlenirken, bu üretimden yaklaşık 256 bin ton kuru çay elde edildi. Yaş çayın yüzde 61,46’sı yani 822 bin 717 tonu ÇAYKUR, yüzde 38,54’ü yani 515 bin 945 tonu ise özel sektör tarafından işlendi. Açıklanan istatistiklere göre, 2025 yılında 822 bin 717 ton yaş çay ÇAYKUR, 515 bin 945 ton yaş çay ise özel sektör tesislerinde işlendi. Son beş yıllık veriler incelendiğinde, Türkiye’de yaş çay işleme miktarının yıllık ortalama 1 milyon 370 bin ton seviyesinde gerçekleştiği görüldü. 2025 yılı rekoltesi ise bir önceki yıla göre yüzde 7,68 oranında düşüş gösterdi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan, rekolte düşüşündeki nedenlerin arasında makinalı tarımın uygun bir biçimde yapılmadığını dile getirdi. Erdoğan "Bir önceki yıla kıyasla yaşanan sınırlı gerilemede: iklim kaynaklı verim düşüklüğü, makineli tarımın evsafa uygun yapılmaması, çay bahçelerinde uygulanan yanlış budama yöntemleri, yanlış gübreleme ve toprak yapısının bozulması gibi sebepler yer almaktadır" dedi. Son beş yıllık veriler, çay sektörünün hacim açısından istikrarlı bir yapıya sahip olduğunu ortaya dile getiren Erdoğan "Son beş yıllık yaş çay işleme verileri, Türkiye çay sektörünün hacim açısından istikrarlı, ancak katma değer ve verimlilik açısından dönüşüme ihtiyaç duyan bir yapıda olduğunu açıkça göstermektedir. Değişen dünya ile birlikte yeme-içme alışkanlıkları da değişmektedir. Bu nedenle sektör olarak şimdiden gerekli adımları atmalı; yeni neslin tüketim tercihlerine uygun, inovatif ve katma değerli çay ürünleri geliştirmeliyiz. Unutulmamalıdır ki ülkemizde üretilen çaylarda herhangi bir pestisit bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı.