Yerel Haberler
Rize
24 Mayıs 2026 Pazar - 12:53 Mesleğinde 30 yılı doldurdu, plaketini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı Ardeşen TSO Genel Sekreteri Zeynep Dalbastı Ayata, 30 yıllık hizmetinin ardından ödülünü düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alarak büyük gurur yaşadı. 30 yıllık meslek hayatıyla örnek bir başarıya imza atan Ardeşen Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Zeynep Dalbastı Ayata, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden ödül aldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından düzenlenen Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Takdim Töreni’nde ödüllendirilen Ayata, Türkiye genelinde 30 yıl boyunca genel sekreterlik görevini sürdüren sayılı isimler arasında yer aldı. Uzun yıllardır Ardeşen iş dünyasına katkı sunan Ayata’ya ödülü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdim edildi. 18 yaşından itibaren Ardeşen Ticaret Odası’nda görev yaptığını dile getiren Ayata, "18 yaşında başladım burada göreve. Burada büyüdüm, birçok tecrübeleri burada kazandım. Üyelerimle iyi bir diyalog içerisinde olduğumu düşünüyorum. Hepsi benim için ayrı ayrı kıymetli. Birçok başkanla çalıştım ve hepsiyle uyumlu bir biçimde görevimi yerine getirmeye çalıştım. Ardeşen Ticaret ve Sanayi Odası’nın da adını orada duyurmak benim için ayrıca bir onurdu" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden ödül almanın kendisini onurlandırdığını sözlerine ekleyen Ayata, "Cumhurbaşkanımızın elinden de plaketimi almak beni onurlandırdı. Herkese bu anlamda teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımızın elinden plaket almak beni inanılmaz derecede heyecanlandırdı ve gurur duydum. 30 yılı aşkın 5 tane genel sekreterimiz vardı, onlardan da bir tanesi bendim. O da ayrıca bir onurdu benim için. Çok heyecanlı, çok güzel bir anıydı. Anı defterime bir tanesini daha eklemiş oldum" ifadelerini kullandı. Ardeşen Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Muhammet Hacısüleymanoğlu ise büyük bir gurur yaşadıklarını kaydederek "10, 20 ve 30 yılını tamamlamış, ticaret ve sanayi odası emektarlarına, cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirilen törene Zeynep hanımı götürerek orada 30 yılın emeklerinin karşılığı olan, bir takdir belgesi, bir teşekkür belgesi, bir minnet belgesini içeren böyle bir önemli bir plaket verilmiştir. Bunu sayın cumhurbaşkanımızın elinden alması ayrıca gurur verici bir durum" diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özel: "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır"
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:15 CHP Genel Başkanı Özel: "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine katılmak üzere Rize’ye geldi. 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen mitingde Özel’in kürsüye çıkmasıyla hemen arka kısmında bulunan binanın terasından pankart açıldı. Açılan pankartlarda "Rizeliye göre bir Özel’liğin yok. Siz heykel yapın durun, Bizum uşağın yaptığı eserlerle böyle fotoğraf çekturun. İşiniz gücünüz talan, çay davanız yalan. Haramla yol alanlar, helal hakkı savunamazlar" yazıları yer aldı. Mitinge katılan partililer pankartlara tepki gösterirken Özel kürsüden, "Siz bana bakarsanız, Türkiye bu meydandaki iktidar değişimini görüyor. Geriye bakmayın, onları geride bırakıyoruz. Biz hep birlikte ileri yürüyoruz. Balıkçıyı perişan edenlere, emeği sömürenlere, onlara, geride kalanlara değil yarınlara bakıyoruz, iktidara bakıyoruz" diyerek seslendi. Bu esnada meydandan çıkan bazı partililer binaya girmek isteyince güvenlik güçleri tarafından durduruldu. Kimliği belirsiz protestocu gurup sonrasında pankartları toplayarak kaldırdı. Mitingde konuşan Özel, "1977’den bu yana Cumhuriyet Halk Partisi olarak Rize’yi kazanamadık. 77’de sandıkla almıştık, 80’de silahla elimizden aldılar. Şimdi bir iktidar yürüyüşündeyiz, yeniden Rize’de iddialıyız, güçlüyüz, birlikteyiz, bir aradayız, iriyiz, diriyiz, hep beraber ayaktayız. Şimdi yine bir darbe girişimiyle yürüyüşümüzü durdurmaya çalışanlar var. Ancak şunu söyleyelim; biz Rize Belediyesi için seçimlere girdik, kazanamadık. Rize’nin kararına sonuna kadar saygılı olduk. Buradan Adalet ve Kalkınma Partisi’nden seçilen Rahmi Metin Başkana, hangi siyasi partiden olursa olsun Rize Belediye Meclisi’nde görev yapan tüm meclis üyelerine tebriklerimizi sunuyoruz. Rize için taş üstüne taş koyanın önünde saygıyla eğiliyoruz" ifadelerini kullandı. "CHP Rize’yi çayla kalkındıran partidir" Çayın Rize ekonomisi açısından önemine değinen Özel, "1947’de Rize’de ilk çay fabrikası açıldı ve Cumhuriyet Halk Partisi bundan sonra Rize ekonomisini ayakta tutacak olan, önceki adı Zihni Derin Çay Fabrikası ile Cumhuriyet’in Rize’ye en büyük katkısını sağladı. Cumhuriyet Halk Partisi Rize’yi çayla tanıştıran, çayla kalkındıran partidir" diye konuştu. "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır" 2025 yılı yaş çay alım fiyatına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, yaş çay taban fiyatının kilogram başına 40 TL olması gerektiğini savunarak, "2025’te çay için 35 liradan çay alınsın diye söyledik, sözümüzü dinletemedik. 25 lira fiyat verdiler, çay üreticisini perişan ettiler. Bir kilo çayın maliyeti 31 lira. Bu şartlar altında Rizeliler bu sene hiç olmazsa 40 lira fiyat bekliyorlar. Bu yüzden net olarak söylüyoruz: Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bir kilo çay satan, iki ekmeği koltuğunun altına koyup evine gidebilmelidir. Bizim iktidarımızda üreticiyi kollayacak yeni bir çay kanununu çıkaracağız. Bu kanunda olmazsa olmaz taban fiyat uygulaması olacak. Çaya ilan edilen taban fiyatın yüzde 10’u kadar destekleme verilecek. Dönüm başına 2 bin lira gübre, üstüne çapalama desteği verilecek. Tarım kireçleri tamamen ücretsiz olacak" dedi. "Çay üreticisi en yüksek promosyonu veren bankayı seçecek" ÇAYKUR üzerinden üreticilere yapılan ödemelere ilişkin de konuşan Özel, bu ödemelerin karşılığında üreticilerin banka promosyonu alması gerektiğini dile getirerek "Çay üreticisi çayını ÇAYKUR’a verecek, verirken hangi bankadan çekmek istediğini bildirecek. Hangi banka çay üreticisine en yüksek promosyonu verirse çay parası oradan alınacak" şeklinde konuştu. "Biz vergide adaleti savunuyoruz" Özgür Özel konuşmasında vergi sistemi ve gelir dağılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Türkiye’de herkes şunu bilsin ki, bu memleketi hep birlikte kurtaracağız. Bir ülkenin, hele hele Türkiye gibi bir ülkenin, doğru planlandığında kaynakları her şeye yeter ama hepsine birden yetmez. İşte burada siyaset karar verir: Kimden yana olacaksın? Bir tarafta güçlü şirketler, bir tarafta onun işçileri. Biz kalkınmayı savunan ekonomide, üretimin artmasını savunan, üretimin kalkınma getirmesini, daha çok kazanmayı ama adil bir vergi sistemiyle verginin çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan alınmayacağı bir sistemi savunuyoruz. Biz vergide adaleti savunuyoruz" dedi. Türkiye’de vergi yükünün büyük bölümünün vatandaşların omzunda olduğunu ifade eden Özel, "Bugün Türkiye’de 100 liralık verginin 65 lirası dolaylı vergilerden, yani dünyanın en adaletsiz, en acımasız vergisiyle alınmaktadır. Bugün Türkiye’de bir fabrikatörle, bir milyarderle bir asgari ücretli; elektriğe, suya, doğal gaza, giyime kuşama, çocuğunun ayağına aldığı ayakkabıya aynı dolaylı vergiyi ödemekte. Bu, vergi tahsilatının yüzde 65’ine denk gelmektedir. Kalanı yüzde 23 ile gelir vergisidir. Yani sizlerin daha maaşınızı çekmeden, bankadan almadan içinden kesilen gelir vergisidir. Bilhassa beyaz yakalıların, mavi yakalıların ve işçilerin, memurların maaşlarından kesilen gelir vergileri; asgari ücretin üzerindeki her gelirden kesilen gelir vergisi, bankadaki üç kuruş mevduatınızdan kesilen vergiler bu yüzde 23 ile toplamda dolaylı vergilerle birlikte vergilerin yüzde 89’unu oluşturuyor. Onun dışında, çok kazananların verdiği vergi sadece yüzde 11; kurumlar vergisi. Biz bu düzeni ters yüz etmek durumundayız. Kazananların az verdiği, bu meydanın çok vergi verdiği düzen, AK Parti’nin kara düzenidir. İşte bu düzeni altüst edeceğiz. Çok çalışacağız, kalkınacağız, birlikte kazanacağız ama eşit, hakça bölüşeceğiz" şeklinde konuştu.
Özgür Özel: "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır"
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:01 Özgür Özel: "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır" Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Millet iradesine sahip çıkıyor mitingine katılmak üzere Rize’ye geldi. 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen mitingde Genel Başkan Özel’in kürsüye çıkmasıyla hemen arka kısmında bulunan binanın terasından pankart açıldı. Açılan pankartlarda "Rizeliye göre bir Özel’liğin yok. Siz heykel yapın durun, Bizum uşağın yaptığı eserlerle böyle fotoğraf çekturun. İşiniz gücünüz talan, çay davanız yalan. Haramla yol alanlar, helal hakkı savunamazlar" yazıları yer aldı. Mitinge katılan partililer pankartlara tepki gösterirken Özel kürsüden "Siz bana bakarsanız, Türkiye bu meydandaki iktidar değişimini görüyor! Geriye bakmayın, onları geride bırakıyoruz. Biz hep birlikte ileri yürüyoruz. Balıkçıyı perişan edenlere, emeği sömürenlere, onlara, geride kalanlara değil yarınlara bakıyoruz, iktidara bakıyoruz" diyerek seslendi. Bu esnada meydandan çıkan bazı partililer binaya girmek isteyince güvenlik güçleri tarafından durduruldu. Kimliği belirsiz protestocu gurup sonrasında pankartları toplayarak kaldırdı. konuşan Özel, CHP’nin Rize’deki siyasi geçmişine değinerek, "1977’den bu yana Cumhuriyet Halk Partisi olarak Rize’yi kazanamadık. 77’de sandıkla almıştık, 80’de silahla elimizden aldılar. Şimdi bir iktidar yürüyüşündeyiz, yeniden Rize’de iddialıyız, güçlüyüz, birlikteyiz, bir aradayız, iriyiz, diriyiz, hep beraber ayaktayız. Şimdi yine bir darbe girişimiyle yürüyüşümüzü durdurmaya çalışanlar var. Ancak şunu söyleyelim; biz Rize Belediyesi için seçimlere girdik, kazanamadık. Rize’nin kararına sonuna kadar saygılı olduk. Buradan Adalet ve Kalkınma Partisi’nden seçilen Rahmi Metin Başkana, hangi siyasi partiden olursa olsun Rize Belediye Meclisi’nde görev yapan tüm meclis üyelerine tebriklerimizi sunuyoruz. Rize için taş üstüne taş koyanın önünde saygıyla eğiliyoruz" ifadelerini kullandı. "CHP Rize’yi çayla kalkındıran partidir" Çayın Rize ekonomisi açısından önemine değinen Özel, "1947’de Rize’de ilk çay fabrikası açıldı ve Cumhuriyet Halk Partisi bundan sonra Rize ekonomisini ayakta tutacak olan, önceki adı Zihni Derin Çay Fabrikası ile Cumhuriyet’in Rize’ye en büyük katkısını sağladı. Cumhuriyet Halk Partisi Rize’yi çayla tanıştıran, çayla kalkındıran partidir" diye konuştu. "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır" 2025 yılı yaş çay alım fiyatına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, yaş çay taban fiyatının kilogram başına 40 TL olması gerektiğini savunarak "2025’te çay için 35 liradan çay alınsın diye söyledik, sözümüzü dinletemedik. 25 lira fiyat verdiler, çay üreticisini perişan ettiler. Bir kilo çayın maliyeti 31 lira. Bu şartlar altında Rizeliler bu sene hiç olmazsa 40 lira fiyat bekliyorlar. Bu yüzden net olarak söylüyoruz: Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bir kilo çay satan, iki ekmeği koltuğunun altına koyup evine gidebilmelidir. Bizim iktidarımızda üreticiyi kollayacak yeni bir çay kanununu çıkaracağız. Bu kanunda olmazsa olmaz taban fiyat uygulaması olacak. Çaya ilan edilen taban fiyatın yüzde 10’u kadar destekleme verilecek. Dönüm başına 2 bin lira gübre, üstüne çapalama desteği verilecek. Tarım kireçleri tamamen ücretsiz olacak" dedi. "Çay üreticisi en yüksek promosyonu veren bankayı seçecek" ÇAYKUR üzerinden üreticilere yapılan ödemelere ilişkin de konuşan Özel, bu ödemelerin karşılığında üreticilerin banka promosyonu alması gerektiğini dile getirerek "Çay üreticisi çayını ÇAYKUR’a verecek, verirken hangi bankadan çekmek istediğini bildirecek. Hangi banka çay üreticisine en yüksek promosyonu verirse çay parası oradan alınacak" şeklinde konuştu. "Biz vergide adaleti savunuyoruz" Özgür Özel konuşmasında vergi sistemi ve gelir dağılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Türkiye’de herkes şunu bilsin ki, bu memleketi hep birlikte kurtaracağız. Bir ülkenin, hele hele Türkiye gibi bir ülkenin, doğru planlandığında kaynakları her şeye yeter ama hepsine birden yetmez. İşte burada siyaset karar verir: Kimden yana olacaksın? Bir tarafta güçlü şirketler, bir tarafta onun işçileri. Biz kalkınmayı savunan ekonomide, üretimin artmasını savunan, üretimin kalkınma getirmesini, daha çok kazanmayı ama adil bir vergi sistemiyle verginin çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan alınmayacağı bir sistemi savunuyoruz. Biz vergide adaleti savunuyoruz" dedi. Türkiye’de vergi yükünün büyük bölümünün vatandaşların omzunda olduğunu ifade eden Özel, "Bugün Türkiye’de 100 liralık verginin 65 lirası dolaylı vergilerden, yani dünyanın en adaletsiz, en acımasız vergisiyle alınmaktadır. Bugün Türkiye’de bir fabrikatörle, bir milyarderle bir asgari ücretli; elektriğe, suya, doğal gaza, giyime kuşama, çocuğunun ayağına aldığı ayakkabıya aynı dolaylı vergiyi ödemekte. Bu, vergi tahsilatının yüzde 65’ine denk gelmektedir. Kalanı yüzde 23 ile gelir vergisidir. Yani sizlerin daha maaşınızı çekmeden, bankadan almadan içinden kesilen gelir vergisidir. Bilhassa beyaz yakalıların, mavi yakalıların ve işçilerin, memurların maaşlarından kesilen gelir vergileri; asgari ücretin üzerindeki her gelirden kesilen gelir vergisi, bankadaki üç kuruş mevduatınızdan kesilen vergiler bu yüzde 23 ile toplamda dolaylı vergilerle birlikte vergilerin yüzde 89’unu oluşturuyor. Onun dışında, çok kazananların verdiği vergi sadece yüzde 11; kurumlar vergisi. Biz bu düzeni ters yüz etmek durumundayız. Kazananların az verdiği, bu meydanın çok vergi verdiği düzen, AK Parti’nin kara düzenidir. İşte bu düzeni altüst edeceğiz. Çok çalışacağız, kalkınacağız, birlikte kazanacağız ama eşit, hakça bölüşeceğiz" şeklinde konuştu.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Oda Başkanları Bölge Toplantısı, Rize’de gerçekleştirildi
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:42 Türk Veteriner Hekimleri Birliği Oda Başkanları Bölge Toplantısı, Rize’de gerçekleştirildi Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Türkiye’nin önemli konularından bir tanesinin sahipsiz hayvanlar olduğunu belirterek, konuyla ilgili 3 bakanlığın çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Oda Başkanları Bölge Toplantısı, Rize’de bir otelde gerçekleştirildi. Toplantıya çevre illerden oda başkanları da katıldı. Toplantıda konuşan TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, bölge toplantılarının altıncısını Rize’de düzenlediklerini belirterek, "Biz Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak ülkemizdeki hayvancılığımızın daha ileri noktalara taşınması için yine kanuna göre yetkisi ve sorumluluğu olan bir birliğiz. Veteriner hekimlik hayvancılığın aktörü olan bir meslek. Veteriner hekimlerin sorunları, hekimliğin sorunları, mesleki sorunlar daha ileri seviyeye, sorunlar çözülerek ileri seviyelere taşındığı, standartları yükseltildiği takdirde bunun yansıması ülkemizin verimliliğine, kalkınmasına, hayvancılığına olacak. Hem hayvan sağlığı hem gıda güvenliği, gıda sağlığı ve hem de insan sağlığına hizmet eden meslek grubu. Hatta şöyle tanımlayabiliriz; hayvan, insan ve çevre sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu veteriner hekimler. COVID-19 bir kez daha gösterdi ki özellikle sağlıklı bir gıdanın insan sunumuna için hizmet eden mesleklerden en önemlilerinden bir tanesi, stratejik meslek grubu veteriner hekimler. Veteriner hekimsiz sağlıklı bir toplum olgusunu gerçekleştirmeniz mümkün değil. Bunun önemini, stratejik önemini bu toplantılarda daha detaylı olarak hem değerlendirmek hem de biraz önce söylemeye çalıştığım o ileri standartları yakalamak için hangi sorunlar nasıl çözülecek bunun hazırlığını yapıyoruz. Bakanlığımız Tarım ve Orman Bakanlığımız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımızla, bakanlığın konuları tabii her bakanlığa değişik konularla diyaloğumuz, çalışmalarımız devam ediyor" şeklinde konuştu. Türkiye’de 47 bine yakın veteriner hekimin olduğunu kaydeden Eroğlu, "Yine ülkemizin önemli konularından bir tanesi biliyorsunuz sahipsiz hayvanlar, yani sokak hayvanları diye tanımlanan. Bununla ilgili üç bakanlık çalışmalarını devam ettiriyor. Biz de Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak veteriner hekim istihdamından, kamudaki veteriner hekim istihdamı çünkü yeterli değil. Bu hedefe ulaşabilmek için hayvan refahı şartlarının gerçekleşmesi, hayvan haklarının teslim edilmesi ve insan sağlığını da dikkate özellikle çevre ve insan sağlığını da daha yaşanabilir bir seviyeye taşımak için Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak çalışmalara devam ediyoruz. Bugün itibarıyla ülkemizde 47 bine yakın veteriner hekim var. Yasal olarak biz tamamını temsil eden bir kurumuz, kamu kurumu niteliğinde özelliğimiz var. Hazırlamış olduğumuz bu istişareler, bölge toplantılarında yapılan görüşmeler, değerlendirmeler sonucu hazırladığımız raporları da Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza, İçişleri Bakanlığımıza ve çeşitli yönleriyle de mesela veteriner hekimlikle eğitim konusunu Yükseköğretim Kurulu’na ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilgili birimlerine ulaştırmaya çalışıyoruz. Bütün gayemiz ülkemizin hayvancılığının daha ileri noktalara taşınması ve halkımızın daha güvenilir, sağlıklı gıda tüketmesi" ifadelerini kullandı.
Dev çay bardağını endüstriyel dağcılar temizledi
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:03 Dev çay bardağını endüstriyel dağcılar temizledi Rize’de 30 metrelik dev çay bardağı anıtı, endüstriyel dağcılar tarafından temizlendi. Rize merkez sahil dolgu alanındaki Çay Çarşısı içerisinde bulunan dev çay bardağı anıtında bahar temizliği yapıldı. 30 metre yüksekliğindeki anıt, terastan aşağıya iplerle sarkan endüstriyel dağcılar tarafından temizlendi. Bölgedeki endüstriyel dağcıların geçmişte yaptıkları işlerden yola çıkarak bu yıl dev çay bardağının temizliğinin kendilerine verildiğini söyleyen Çay Çarşısı Müdürü Hasan Önder, "Bildiğiniz gibi Rize’de çok fazla doğa sporcusu var. Coğrafyanın yetiştirdiği kardeşlerimizle birlikte bu çalışmayı yapalım dedik. Endüstriyel dağcılık Türkiye’de de artık revaçta. Hatta yurt dışında Malezya’da, Rusya’da bu temizliği yapan arkadaşlarımızın güvenlik önlemlerini çok yakinen bildiğimiz, kendilerini de tanıdığımız için bu yılki bardağın dış temizliğini bu arkadaşlarla yapalım dedik. Yani dünyanın en büyük çay bardağında, dünyanın en doğal yerinde, Kaçkar Dağları eteklerinde yetişen o dağcılarımızı, gençlerimizi bu hizmet sektörüne de katmış olduk" dedi. Çay bardağının temizliğini gerçekleştiren ekibin koordinatörü Selçuk Çolak, Türkiye’de endüstriyel dağcılığın geliştiğini dile getirerek, "Yüksekte çalışmayı içerisinde barındıran bu teknikleri kullanarak temizliğimizi gerçekleştiriyoruz. Bu işin tabii eğitimleri; dünya genelinde kabul gören birkaç tane yetkin kurum, kuruluş var. Profesyonel eğitimler alındıktan sonra arkadaşlarımız da küçük küçük saha deneyimine göre deneyim kazanarak, buradan ekmeklerini kazanmaya çalışıyorlar. Türkiye bu konuda profesyonel anlamda kendini her geçen yıl, her geçen gün biraz daha geliştiriyor ve ihtiyaç doğuyor. Birçok endüstriyel tesiste olsun, rafinerilerde olsun, rüzgar türbinlerinde bu tip yüksekte çalışmanın, yani ekipmanın yetişemediği, ulaşamadığı araç-gereç, bu tip erişim imkanlarının ulaşamadığı noktalarda bu şekilde daha güvenli oluyor. Maliyet olarak da düşünürsek daha düşük oluyor" ifadelerini kullandı.
Yaş çay sezonuna sayılı günler kala üreticiler hazırlıklarını sürdürüyor
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:18 Yaş çay sezonuna sayılı günler kala üreticiler hazırlıklarını sürdürüyor Rize, Artvin, Trabzon, Giresun ve Ordu’nun geçim kaynağı olan çayda yeni sezonun başlamasına sayılı günler kaldı. 2026 yılı yaş çay sezonuna hazırlanan üreticiler, çay bahçelerinin 10’da 1’ini budayarak kurallara uygun hale getirdi. Bahçe temizliklerini de yapan üreticilerin bir kısmı gübreyi çay sezonundan önce verirken, kalanını ise 1. sürgünün hemen ardından verecek. Özel sektör temsilcileri ve Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün alımlara başlamasıyla çay bahçelerine bu kez çay toplamak için girecek olan üreticiler, gözlerini bugünlerde açıklanacak çay taban fiyatına çevirdi. "Kademeli bir çay geçişi olacağa benziyor" Bu yıl iklim şartları nedeniyle soğuktan etkilenen çay bahçeleri olduğuna dikkat çeken Türkiye Ziraatçılar Derneği Rize Şube Başkanı Müfit Akman, çayın kademeli olarak geldiğini dile getirerek, "Kampanyanın açılışına çok az bir zaman kaldı. Çay bahçeleri soğuklardan etkilense de gelen (olgunlaşan) yerler var. Bir miktar soğuğun etkilediği yerler var. Bu nedenle kademeli bir çay geçişi olacağa benziyor" dedi. "Bizim kuru çayda da kaliteyi yakalamamız lazım" Çay tarımının sürdürülebilirliği için müstahsillerin dikkatli olması gerektiğine vurgu yapan Akman, "Çayın sürdürülebilirliği için bazı tedbirlerin alınması ve yapılması lazım. Burada hem üreticilere hem işletmelere çok yük düşüyor. Bunlar önem arz ediyor. Öncelikle şu anda gübreleme sezonu bitti gibi. Bazı üreticilerimiz de çay patlattığı için, işte havalar yağışlı, birinci sürgünü toplayıp hemen akabinde atmak için bekliyor. Bu da doğru bir uygulama. Çay bitkisi üzerine Doğu Karadeniz’de özellikle kar yağan bir bitki olduğu için bir avantajımız var. Bu avantajı iyi değerlendirip, bizim kuru çayda da kaliteyi yakalamamız lazım. Üreticilerimiz gübre atarken maalesef ısrarla diyoruz set aralarına atın. Çay ocağının içerisine atmayın, değnekle vurmayın gibi uyarılarımız olmasına rağmen sahada yeni işte bugün de 5-6 bahçede ıslak olan çay bahçesine serpme şeklinde atılmış belli. Çay tamamen patlatmış, sürgünler yanmış. Bu da verim düşüklüğünü, kalitesizliği arttırıyor" ifadelerini kullandı. "Kampanyanın 10 Mayıs veya 15 Mayıs gibi açılabileceği gözüküyor" Budamalarını yapan üreticilerin bu hafta içerisinde ÇAYKUR’a bildirimde bulunması gerektiğini hatırlatan Akman, "Yerden yüksekliği 20 santimetreyi geçmeyecek şekilde her üreticinin kayıtlı olan çay bahçesinden 1/10 budama yapması gerekir. Eğer budama yapıp fabrikalarına, bağlı oldukları fabrikalarına tespit ettirirlerse ÇAYKUR’a o yıl için çay satabilir konuma geliyor. Yoksa diğer türlü budama yapmazsa özel sektöre satıyor, bunda bir kayıp yok. Budamasını yapmış olan üreticiler veya eksiği olup tamamlamış üreticiler hafta içerisinde mutlaka bunları tamamlayıp bitirmeleri lazım. Çünkü kampanyanın 10 Mayıs veya 15 Mayıs gibi açılabileceği gözüküyor havalar bu şekilde giderse. Bu nedenle hazır bir şekilde bahçelerde ot temizliği yaparak, kampanyaya hazır girmelerini önemli buluyoruz" şeklinde konuştu. "Bu efsunlu ürüne gerçekten biraz özen gösterelim" Üreticileri gübreleme konusunda da uyaran Akman, "Tarım kireci atın diyoruz. Bizim topraklarımız sürekli kimyasal kullanıldığından, 90 yılından bugüne kimyasal kullanmanın verdiği zararla pH değerleri hızla düştü, 3.7, 4.5 gibi. Bizim bunu yukarı çıkarmamız lazım. Kimyasal gübrede de bu amonyum sülfatlı gübreler toprak yapısını bozuyor. Bir an için belki çabuk eriyor, bitki gelişimi sağlıyor ama biz 25-5-10 dediğimiz granül gübrenin set aralarına 60-80 kilogram arasında verilmesini öneriyoruz. Buna uysunlar. Üretici çok gübre atarak çok ürün alamıyor. Bitki de bir canlı, toprakta da bir sürü canlılar var. Bu nedenle bağlıyor birbirini, onun için fazla gübre atmalarına gerek yok. Dönüme 60-80 kilogram, hatta bunu verebiliyorlarsa yüzde 50-60’ını birinci sürgün öncesi, mart ayı sonu, nisan ayının başlangıcı, kalan yüzde 40’ını da birinci sürgünü topladıktan sonra. Biz işin kolayına kaçıyoruz. Böyle bir ürün var, ekmesi yok, dikmesi yok, Mevla vermiş. 80-90 yıldır bu bölgeye gelir getiriyor. Bu efsunlu ürüne gerçekten biraz özen gösterelim" şeklinde konuştu.
Çayeli Bakır’da güvenlik bir öncelik değil temel bir değer olarak görülüyor
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:04 Çayeli Bakır’da güvenlik bir öncelik değil temel bir değer olarak görülüyor Çayeli Bakır, iş sağlığı ve güvenliğini yalnızca sahadaki uygulamalarla sınırlı tutmayan, çalışan katılımını merkeze alan yaklaşımıyla güçlü bir kurum kültürüne dönüştürüyor. Bireysel farkındalığı kolektif bir refleks haline getiren bu anlayış, güvenliği bir zorunluluk ya da öncelik değil, ortak bir değer olarak konumlandırarak sürdürülebilir ve güvenli bir çalışma ortamının temelini oluşturuyor. Çayeli Bakır, iş sağlığı ve güvenliğini yalnızca bir prosedürler bütünü olarak değil, kurumsal kültürünün temel bir parçası olarak ele alıyor. Sahada kararlılıkla uygulanan politikalar ve çalışanların aktif katılımını teşvik eden yaklaşım, emniyetli çalışma ortamının sürdürülebilirliğini sağlıyor. Şirket, her çalışanın güvenlik sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğu bilinciyle hareket ederek, bireysel farkındalığı kurumsal refleks haline dönüştürüyor. Bu yaklaşım, sadece fiziksel güvenliği değil, aynı zamanda çalışanların kendilerini ifade edebildiği, riskleri açıkça dile getirebildiği bir iş ortamını ve psikolojik güvenliği de beraberinde getiriyor. İş güvenliğinin ortak bir sorumluluk olduğu anlayışıyla hareket eden Çayeli Bakır, çalışanların bilinçli katkısını teşvik ederek sahada güçlü bir güvenlik kültürü oluşturuyor. 2025 yılını kaza olmadan tamamladı Çayeli Bakır, Düşün! İş Emniyet programı, saha uygulamaları ve çalışanlarının emniyet kültürüne bağlılığı sayesinde 2025 yılını kayıp zamanlı kaza olmadan tamamladı. 2023 yılında hayata geçirilen program, çalışanların işe başlamadan önce olası riskleri değerlendirmelerini, güvenli ekip çalışmasına yönelmelerini ve iş güvenliği farkındalığını içselleştirmelerini teşvik ediyor. Programın hayata geçirilmesinden bu yana yüksek seviyeli hadiseler %55 oranında azaldı. Çalışanların sürece aktif katılımı, iş güvenliği kültürünün gelişimini hızlandırdı. 2025 yılında çalışanlardan gelen 743 öneri, katılımcı ve sürekli gelişen bir güvenlik kültürünün oluştuğunu gösterdi. Ayrıca geçtiğimiz yıl verilen bin 300 saatlik eğitim uygulamalı örneklerle desteklenerek güvenli davranışların kalıcı hale gelmesine katkı sağladı. Tehlikeli işi reddetme politikası ve birey kart uygulaması Çayeli Bakır’da tüm çalışanlar, tehlikeli olduğunu düşündükleri işleri reddetmekle yükümlü. Bu politika, güvenlik kültürünü güçlendirirken çalışanların emniyetli davranışlarını destekliyor. Son 3 yılda "Tehlikeli İşi Reddetme" oranı yüzde 30 artış gösterirken, yalnızca 2025 yılında 312 tehlikeli iş reddinin kayda geçmesi bu yaklaşımın etkinliğini ortaya koyuyor. Risk değerlendirmesi süreçlerinde birey kart ile ‘Dur ve Konuş’ uygulamaları öne çıkıyor. 2025 yılında 61 bin 103 birey kart doldurularak yılda çalışan başına ortalama 194 bireysel risk analizi yapıldı. 13 bin 153 kez ‘Dur ve Konuş’ uygulaması gerçekleştirildi. Basit bir sohbetin hayat kurtarabileceği yaklaşımıyla geliştirilen ‘Dur ve Konuş’ uygulaması, çalışanların işle ilgili risk gördüklerinde bu riskler hakkında konuşmalarını ve farkındalıklarını artırmalarını sağlıyor. Ayrıca ekip içi iletişimi de pekiştiriyor. Sahada güvenlik kültürünü güçlendiren çalışan katkısı Çalışan katılımını merkeze alan bu yaklaşım, sahadaki bireysel katkılarla da somut şekilde karşılık buluyor. Vardiya Amiri Abdulkadir Geylani Yalçın, çalışma ortamındaki ve çevredeki tehlike ile riskleri zamanında fark ederek yapılan bildirimlerin olası kaza ve hadiselerin önüne geçilmesine önemli katkı sağladığını vurguladı. "Tehlike Bildirimi" uygulamasının daha emniyetli bir çalışma ortamı oluşturduğunu ifade etti. Tesis Operatörü Ünal Yazıcı ise tehlike bildirimlerinin çalışma güvenliğine aktif katkı sunarken, sahadaki emniyet uygulamalarının temel amacının riskleri ortadan kaldırmak olduğunu belirtti. Yazıcı, herhangi bir tehlike durumunda mobil uygulama üzerinden yapılan bildirimlerin, Çayeli Bakır’da yerleşik hale gelen güçlü emniyet kültürünün bir yansıması olduğunu ve çalışanların birbirini gözetme anlayışının önemli bir parçasını oluşturduğunu dile getirdi. Vardiya Amiri Niyazi Yılmaz da ’Dur ve Konuş’ uygulamasının, risklerin önceden fark edilmesine katkı sağladığını söyledi. Ayrıca bu risklerin ekip içinde değerlendirildiğini ve böylece daha emniyetli bir şekilde çalıştıklarını belirtti. Sahada yaptığı ‘Dur ve Konuş’lar ile Çayeli Bakır’ın emniyet kültürüne en çok katkı sunanlar arasında yer alan Mobil İş Makineleri Yeraltı Mekanik Teknikeri Emre Fakir de bu uygulamanın bilinçli hareket etme kültürünü geliştirdiğini ve çalışanlar arasındaki iletişimin güçlenmesine katkı sağladığını vurguladı. Ayrıca yapılan bildirimlerin takdir edilmesinin ve ödüllendirilmesinin çalışanları motive ettiğini ifade etti. Kademeli denetimlerle sahada sürekli iyileşme İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının sahada etkili biçimde sürdüğünden emin olmak için son 3 yılda 2 bin 710 saha denetimi ve 783 kademeli denetim gerçekleştirildi. Çayeli Bakır yöneticileri ve uzmanları tarafından yapılan bu iç denetimler; iş güvenliği yönetim sisteminin sahadaki etkinliğini ölçüyor ve gelişim fırsatlarını ortaya çıkarıyor.
2026 yaş çay sezonu 15 Mayıs’ta başlıyor
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:18 2026 yaş çay sezonu 15 Mayıs’ta başlıyor Çay işletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, yeni sezon öncesi tüm hazırlıkların tamamlandığını belirterek, kampanyanın 15 Mayıs’ta başlayacağını açıkladı. ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, yaptığı açıklamada yeni çay sezonuna hazır olduklarını belirterek, sabah tüm fabrika müdürleriyle bir araya geldiklerini ve sahadaki durumun detaylı şekilde değerlendirildiğini söyledi. Çay hasadının henüz başlamaya hazır seviyede olmadığını ifade eden Alim, "Genelde erken hasat Artvin’in Kemalpaşa ilçesinden başlar ancak şu anda görünürde hasat edilecek seviyeye gelen bir çay yok. Buna rağmen her yıl olduğu gibi bu yıl da 15-20 Mayıs tarihleri arasında kampanyayı açmayı planlıyoruz" dedi. Tüm fabrikaların bakım ve onarım çalışmaları tamamlanarak yeni sezona hazır hale getirildiğini belirten Alim, "Tüm bakım onarım işlemlerimizi bitirdik. Oluşabilecek aksaklıklara karşı tekrar kontrollerimizi yapıyoruz. Temizlik, alım yerlerinin düzenlenmesi ve üreticiyle koordinasyon gibi tüm hazırlıklarımız tamamlandı. Şu an sadece kampanya tarihini bekliyoruz" diye konuştu. Çay üreticilerinin ÇAYKUR’a çay verebilmesi için bahçelerinin 10’da 1’ini budaması kuralına da değinen Alim, üreticilere önemli bir uyarıda bulundu. Normal şartlarda 1 Mayıs’ta sona eren budama işlemlerinin bu yıl 15 Mayıs’a kadar uzatıldığını belirten Alim, "Budamasını tamamlamayan üreticilerimizin 15 Mayıs’a kadar işlemlerini bitirmesi gerekiyor. Aksi halde çay tesliminde mağduriyet yaşayabilirler" dedi. ÇAYKUR’un günlük işleme kapasitesinin 9 bin 250 ile 10 bin ton arasında olduğunu hatırlatan Alim, yoğunluk yaşanması durumunda kapasitenin zorlanabileceğine de dikkat çekerek, üreticileri sağ duyulu olup ürünlerini hızlı şekilde toplayıp bitirme gibi bir düşüncenin içerisine girmemeleri için uyardı. Üretimde kalite vurgusu yapan Alim, bu sezon daha sıkı denetimler uygulanacağını belirterek, "Çayın içine yabancı madde, ot veya kök karışmaması gerekiyor. Herkes çayını temiz toplamalı. Sezon sonunda kalite konuşuluyor ama hasat sırasında aynı hassasiyet gösterilmiyor. Her yıl kaliteye önem gösteriyoruz tabii ki ama bu yıl kaliteye daha fazla önem vereceğiz" dedi. Makineleşmenin bilinçli kullanılması gerektiğini de dile getiren Alim, hızlı ve kontrolsüz hasadın kaliteyi düşürdüğünü belirtti. Toplanan çayın 24 saat içinde işlenmesi gerektiğini hatırlatan Alim, kapasitenin üzerinde alım yapılmasının hem kaliteyi hem de süreci olumsuz etkilediğini söyledi. Alim, "Biz teknolojik gelişmelere karşı değiliz ama insanlar aslında her geçen gün yapılan makineleşmeyle olan tarımı daha sağlıklı, kendi menfaati için kullanması lazım. Yarım gün toplayıp dinlenmesi lazım belki ama biz sabah başlıyoruz, akşama kadar hepsini topluyoruz. Hepsi toplandığı zaman 24 saat içerisinde bu çayın işlenmesi lazım. Kapasite belli, alınan çayın da işlenebilmesi için verilen limitlere uyulması gerekir" ifadelerini kullandı. Çay sezonunun dengeli ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Alim, "Kampanya süreci 30-40 güne yayılmalı. Eğer birkaç günde tüm çay toplanıp teslim edilirse hem kalite düşer hem de çalışanlarımız için istihdam süreci olumsuz etkilenir. Hep birlikte belirlenen kurallara uyarak sağlıklı bir sezon geçirebiliriz" dedi.
Rize’de boğalar arenaya hazırlanıyor
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:18 Rize’de boğalar arenaya hazırlanıyor Rize’de her yıl Temmuz ayında geleneksel olarak Ayder Yaylası Galerdüzü mevkiinde düzenlenen boğa güreşleri öncesinde boğa sahipleri hayvanlarına antrenman niteliğinde çalışmalar yaptırmaya başladı. Çamlıhemşin ilçesi Çat Vadisi içerisinde yer alan Şenyuva Köyü’nde boğacılar, genç boğalarını arenaya hazırlamak amacıyla antrenman niteliğinde hazırlık güreşleri düzenledi. Doğayla iç içe bir alanda gerçekleştirilen organizasyon, bölge halkının da yoğun ilgisini gördü. Boğa sahipleri, özenle yetiştirdikleri genç boğaları sırayla güreşe alarak hem fiziksel durumlarını hem de reflekslerini test etti. Kontrollü şekilde yapılan karşılaşmalarda boğaların zarar görmemesi için deneyimli boğacılar tarafından anlık müdahaleler yapıldı. Etkinlikte, genç boğaların cesareti, dayanıklılığı ve rakibe karşı duruşu dikkatle gözlemlenirken, ilerleyen süreçte hangi boğaların büyük arenalara çıkacağına dair ilk sinyaller de alınmış oldu. Organizasyonu yakından takip eden boğacılardan Ömer Gümba, genç boğaları doğrudan arenaya çıkarmamak için öncesinde alıştırma yaptırdıklarını dile getirerek "Yeni yetişen boğalarımızı doğrudan büyük arenalara çıkarmak yerine bu tür hazırlık güreşleriyle alıştırıyoruz. Hem boğalarımızın gücünü hem de tepkilerini ölçüyoruz. Bu bizim için ciddi bir hazırlık süreci. Katılımın yoğun olması da bu geleneğin ne kadar güçlü şekilde devam ettiğini gösteriyor. Bu ‘Güreş’ten geçemeyenlerin çoğu kurbana gider sözü de aslında buradan geliyor. Yani bir boğa, güçlü rakipler karşısında kendini ispat edemezse, güreşlerde devam etmez; çoğu zaman kurbanlık olarak değerlendirilir. Bu yüzden bu antrenmanlar boğaların gidişatını belirleyen önemli bir aşama" ifadelerini kullandı.
‘Miray kuş’ imza gününde
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:38 ‘Miray kuş’ imza gününde Rizeli 13 yaşındaki doğuştan engelli Miray, 3 eseriyle kitap fuarında imza dağıttı. Rize Kitap Fuarı, bu yıl da birbirinden değerli yazarları ve kitapseverleri bir araya getirirken, fuarın en dikkat çeken isimlerinden biri kendi hayallerinden yola çıkarak ‘Miray kuş’ adı altında 3 kitap yazan 13 yaşındaki minik yazar Miray Özcan oldu. Doğuştan serebral palsi (SP) hastası olan Miray Özcan, kaleme aldığı 3 kitabıyla fuar alanında Rize İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından kurulan ‘Genç Yazarlar ve Şairler’ isimli stantta yerini aldı. Küçük yaşına rağmen gösterdiği azim ve üretkenlikle ziyaretçilerin büyük ilgisini çeken Özcan, gün boyunca okuyucularıyla bir araya gelerek kitaplarını imzaladı. Fuarı ziyaret eden çok sayıda vatandaş, minik yazardan imza alabilmek için standı önünde yoğunluk oluşturdu. Rize Valiliği ile Rize Belediyesi iş birliğinde düzenlenen fuarda Miray Özcan’ın standı, özellikle çocuklar ve gençler başta olmak üzere her yaştan ziyaretçinin uğrak noktalarından biri haline geldi. Özcan’ın yazarlık yolculuğu ve azmi, fuara katılanlar tarafından takdirle karşılandı. Minik yazarın standını ziyaret eden Rahmi Metin de Miray Özcan ile yakından ilgilendi. Özcan’ın kitaplarından satın alan Metin, kitapları genç yazara imzalatarak destek verdi. Ziyaret sırasında kısa bir sohbet gerçekleştiren Metin, Miray’ın başarısından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Ardeşen Anadolu İmam Hatip Lisesi, hokeyde Türkiye 3.’sü oldu
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:34 Ardeşen Anadolu İmam Hatip Lisesi, hokeyde Türkiye 3.’sü oldu Ardeşen Anadolu İmam Hatip Lisesi, Okul Sporları Gençler A Hokey Türkiye birinciliği müsabakasında 3. oldu. Gaziantep’te düzenlenen Okul Sporları Gençler A Hokey Türkiye Birinciliği müsabakalarında Rize’yi temsil eden Ardeşen Anadolu İmam Hatip Lisesi, büyük bir başarıya imza atarak Türkiye 3.sü oldu. 25-29 Nisan tarihleri arasında 3 farklı bölgeden gelen 9 seçkin takımın mücadelesine sahne olan şampiyonada Ardeşen ekibi, turnuva boyunca sergilediği üstün performansla dikkatleri üzerine çekti. Turnuva süresince normal sürede hiç mağlup olmayan Rize temsilcisi, yarı finalde seri penaltı atışları sonucunda final kapısından döndü. Finali kaçıran Ardeşen Anadolu İmam Hatip Lisesi, üçüncülük müsabakasında İstanbul temsilcisi ile karşı karşıya geldi. Sahadan galibiyetle ayrılan Ardeşen Anadolu İmam Hatip Lisesi, Rize’ye bronz madalya ile dönme başarısı gösterdi. Gençlik ve Spor İl Müdürü Ramazan Öztürk, elde edilen bu başarının ardından teknik ekip ve sporcuları tebrik ederek, "Gaziantep’te düzenlenen Türkiye Şampiyonası’nda ilimizi en iyi şekilde temsil eden, turnuvayı namağlup tamamlayıp sadece penaltılarla finalin kıyısından dönen Ardeşen Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerimizi yürekten kutluyorum. Bu başarıda emeği geçen teknik ekibimizi, antrenörlerimizi ve okul idaremizi tebrik ederim. Gençlerimizin sporun her branşında gösterdiği bu azim, bizler için en büyük gurur kaynağıdır." İfadelerini kullandı.