SAĞLIK
Cizre’de hayvan sağlığı için yoğun mesai 18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:51:49 Şırnak’ın Cizre ilçesinde hayvancılığın geliştirilmesi ve salgın hastalıkların önlenmesi amacıyla yürütülen küpeleme ve aşılama çalışmaları aralıksız devam ediyor. Cizre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde görev yapan teknik personel, ilçe merkezi ve bağlı köylerde geniş kapsamlı bir saha çalışması başlattı. Hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşların mağduriyet yaşamaması ve hayvan sağlığının korunması adına yürütülen çalışmalarda, ekipler en ücra yerleşim birimlerine kadar giderek aşılama hizmeti sunuyor. Saha çalışmaları kapsamında yeni doğan buzağı ve küçükbaş hayvanların küpeleme işlemleri yapılarak kayıt altına alınması sağlanırken, eş zamanlı olarak mevsimsel hastalıklara karşı koruyucu aşı uygulamaları gerçekleştiriliyor. Teknik personel, küpeleme sayesinde hayvan hareketlerinin takibinin kolaylaştığını ve hastalıkların yayılmasının önüne geçildiğini vurguladı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, çalışmaların planlanan program dahilinde titizlikle sürdürüldüğü belirtilerek, "Teknik personellerimizce yürütülen küpeleme ve aşılama saha çalışmalarımız aralıksız devam etmektedir. Amacımız, ilçemizdeki hayvancılık faaliyetlerinin sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde ilerlemesini sağlamaktır" ifadelerine yer verildi. Üreticiler ise kapılarına kadar gelen bu hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirerek, ekiplere teşekkür etti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:15 "Dijital oyunlarda şiddet, çocuklarda saldırganlığı tetikleyebilir" Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti. Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital dünyada da büyüdüğüne dikkat çeken Liv Hospital Samsun’dan Psk. Ozan Yazıcı, "Dijital oyunlar çocukların hayal gücünü geliştiren ve eğlence sunan araçlar olabilir. Ancak bu dünyanın görünmeyen bir yüzü de var. Özellikle şiddet içerikli oyunlar, çocukların davranışlarını ve algılarını etkileyebilir" dedi. "Saldırganlık tamamen anormal değildir" Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, "Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Şiddet daha yıkıcı bir boyuttur" Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, "Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir" dedi. "Çocuklar gördüklerini taklit eder" Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, "Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir" ifadelerini kullandı. "Şiddet içerikli oyunlar tehlikeli bir algı oluşturabilir" Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde ‘şiddet eşittir başarı’ gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir" dedi. "Duyarsızlaşma ve empati kaybı görülebilir" Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, "Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir" dedi. "Davranış değişiklikleri dikkat çekiyor" Bu durumun çocukların sosyal ve akademik hayatını da etkileyebileceğini söyleyen Psk. Yazıcı, "Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, yalnızlaşma görülebilir ve okul performansı düşebilir. Aynı zamanda daha kolay öfkelenen ve daha hızlı tepki veren bir davranış profili ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı. "Yasaklamak değil, yönetmek gerekiyor" Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, "Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir" şeklinde konuştu. "Ekrandaki davranışlar gerçek hayata yansıyabilir" Psk. Yazıcı, "Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:11 Veteriner Hekimler Birliği Başkanı Eroğlu: "Çeşitli salgın hastalıkların gelecekte de yaşanacağı ifade ediliyor" Türk Veteriner Hekimler Birliği Bölge Toplantısı’nın 4’üncüsü Şanlıurfa’da düzenlendi. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, küresel ısınma, iklim değişiklikleri ve doğal alanların tahribatı gibi sorunların gelecekte de Covid-19 gibi salgın hastalıkların yaşanacağını bilimsel olarak ifade ettiğini söyledi. Türk Veteriner Hekimler Birliği Bölge Toplantısı’nın 4’üncüsü Şanlıurfa’da düzenlendi. Bölgenin oda başkanlarının katıldığı toplantıda, veteriner hekimler mesleğin sorunları ve hayvancılık politikalarını masaya yatırdı. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak 7 bölgede, bölge toplantıları yapıyoruz. Yöredeki odalarımız katılıyor. İlk üçünü yaptık, dördüncüsü bugün Şanlıurfa’da düzenleniyor. Daha sonra Kastamonu, Rize ve Muş’ta bitecek. Toplantılar vesilesi ile sahadaki arkadaşlarımız, oda başkanlarımızın mesleğimizin sorunları, bölgedeki hayvancılık, veteriner hekimlerin sorumlulukları, görevleri hakkında çalışmalar yapacağız. Ben öncelikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilere Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına ve ailelerine başsağlığı diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum. Bir daha böyle acı olayların yaşanmasını kesinlikle istemiyoruz. Veteriner hekimler hem insan sağlığı hem hayvan sağlığı hem de çevre sağlığı konusunda çalışmalar yapan meslek grubudur. Bizim ülkemizde hayvancılığımızla ilgili çeşitli sorunlar yaşıyoruz. Veteriner hekimler hayvancılığın aktörü olan hayvancılıkla ilgili konularda temel meslek grubu, özellikle hastalıklara karşı koruyucu çalışmalar ve hastalıklarla mücadelede aktif rol oynuyor. Özellikle hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarda çalışmalar yürütüyoruz. Biliyorsunuz Covid-19 gibi bütün dünyayı etkileyen bir salgın yaşandı. Küresel ısınma, iklim değişiklikleri, doğal alanların tahribatı gibi durumlara baktığımızda çeşitli salgın hastalıkların gelecekte de yaşanacağı ifade ediliyor. İşte bunlara karşı veteriner hekimler önemli görevler yapıyorlar. Bu konular üzerinde yaptığımız çalışmaları devletin çeşitli makamlarına, Tarım ve Orman Bakanlığı’na, Sağlık Bakanlığı’na, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ve İçişleri Bakanlığı’na sunuyoruz. Sahipsiz hayvanlar konusu var, zaman zaman çok acı olaylar yaşanıyor. Bütün bunları bu toplantılarda görüşüyoruz" ifadelerini kullandı. Toplantı, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam etti.
Normal doğum hem anne için hem de bebek için daha faydalı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:12 Normal doğum hem anne için hem de bebek için daha faydalı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Levent Kandemir Normal Doğum Haftası nedeniyle yaptığı açıklamalarda bulundu. Kandemir, sağlık çalışanlarının desteği ile sezaryen oranlarının düşmesi mümkün olduğunu belirterek, sezaryenin yalnızca tıbbi zorunluluk durumlarında tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. Normal doğum, gebeliğin doğal sürecinin tamamlanması ve anne ile bebeğin sağlığının korunması açısından büyük önem taşıyor. Uzmanlar ise sezaryenin yalnızca tıbbi zorunluluk durumlarında uygulanması gerektiğini vurguluyor. Normal doğum, anne adayının kendi gücüyle doğuma katılmasını sağlayarak hem bedensel hem de ruhsal açıdan önemli faydalar sunuyor. Bu süreçte anne, doğum sonrası daha hızlı toparlanıyor ve bebeği ile erken dönemde güçlü bir bağ kurabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, ideal sezaryen oranının yalnızca yüzde 10-15 olması gerektiğini belirterek gereksiz cerrahi müdahalelere karşı uyarıda bulunuyor. 1-7 Ekim Normal Doğum Haftası nedeniyle açıklamalarda bulunan Sivas Numune Hastanesinde görevli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Levent Kandemir, normal doğumun yalnızca bir tıbbi tercih değil, aynı zamanda toplum sağlığı açısından da büyük önem taşıdığını söyleyerek, "Normal doğum, gebeliğin en doğal şekilde tamamlanmasıdır. Anne adayının doğumu kendi gücüyle gerçekleştirmesi hem bedensel hem de ruhsal açıdan önemli faydalar sağlar" dedi. "Toplum sağlığı meselesidir. Levent Kandemir, bu haftanın bir çağrı niteliğinde olduğunu söyleyerek, "1-7 Ekim Normal Doğum Haftası, yalnızca bir farkındalık kampanyası değil, aynı zamanda anne sağlığını korumaya, bebeklerin daha sağlıklı bir başlangıç yapmasına ve sağlık sisteminde maliyetlerin azaltılmasına yönelik bir toplumsal çağrı niteliği taşımaktadır. Türkiye’de son yıllarda Sağlık Bakanlığı’nın ‘Normal Doğum Dostu Hastane’ projeleri, doğum öncesi eğitim sınıfları ve anne dostu uygulamalarla normal doğum oranlarını artırmaya çalıştığı bilinmektedir. Ancak istatistikler, bu çabaların henüz istenilen düzeye ulaşmadığını göstermektedir. Dolayısıyla vurgulanması gereken en önemli nokta, normal doğumun yalnızca bir tıbbi tercih değil, aynı zamanda bir toplum sağlığı meselesi olduğudur. Normal doğum yapan anneler, doğumdan kısa süre sonra günlük yaşamlarına dönebilirler. Daha kısa sürede taburcu edilirler. Normal yolla doğuran anne daha kısa sürede düzelip normal hayatına döndüğü için bebeği ile birebir daha fazla ilgilenebilmekte, anne ile bebek arasındaki cilt teması daha hızlı ve kolay gerçekleşmekte bunlar da bebek ve anne arasındaki bağlantının daha güçlü olmasına yol açmaktadır. Enfeksiyon, kanama ve pıhtılaşma riski sezaryende daha yüksektir" dedi. "Zorunluluk durumlarında tercih edilmeli" Normal doğumun hem anne hem de bebek sağlığı için en doğal ve güvenilir yöntem olduğunu söyleyen Kandemir, "Normal doğum yapan annelerde sonraki gebeliklerde riskler daha düşüktür. Doğum sürecine aktif katılmak, anneye güven duygusu kazandırır ve doğum sonrası depresyon riskini azaltır. Normal doğumda bebek, annenin faydalı bakterileriyle temas ederek bağışıklık sistemini güçlendiren doğal bir koruma kazanır. Doğum kanalından geçiş, bebeğin akciğerlerindeki sıvının atılmasına yardımcı olur. Bu nedenle solunum sorunları daha az görülür. Ten tene temas ve doğal doğum süreci, emzirmeyi daha kolay ve erken başlatır. Doğum sonrası temas, duygusal bağlanmayı güçlendirir ve bebeğin gelişimine olumlu katkıda bulunur. Normal doğum, hem anne hem de bebek sağlığı için en doğal ve güvenilir yöntemdir. Sezaryen yalnızca tıbbi zorunluluk durumlarında tercih edilmelidir. Toplumda farkındalığın artması, annelerin doğru bilgilendirilmesi ve sağlık çalışanlarının desteği ile sezaryen oranlarının düşmesi mümkündü" diye konuştu.
Kış aylarının ‘doğal ısı kaynağı’ besinler
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:08 Kış aylarının ‘doğal ısı kaynağı’ besinler Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, kış aylarında pekmezin yanı sıra kuru bakla ve kuruyemişin de tokluk hissi ve enerji sağlayarak vücut ısısını koruyabileceğini söyledi. Kış aylarında ısınmak için akla ilk gelen besinin pekmez olduğunu söyleyen Betül Merd, "Soğuk havalar kapımızı çaldığında, hem bağışıklığımızı güçlendirmek hem de vücudumuzu sıcak tutmak için beslenmemize biraz daha dikkat etmemiz gerekir. İşte bu noktada akla ilk gelen geleneksel lezzetlerimizden biri; pekmez. Pekmez, içerdiği doğal şekerler sayesinde hızlı enerji sağlar, kan dolaşımını destekler ve özellikle üşüme şikâyeti olan kişiler için kış aylarında adeta doğal bir ısı kaynağıdır. Bunun yanında demir, kalsiyum ve potasyum açısından da zengindir. Özellikle sabahları bir tatlı kaşığı pekmez tüketmek, hem gün boyu enerji verir hem de vücut direncini artırır" dedi. Merd, sadece pekmez değil; kuruyemiş ve kuru baklanın da kışın enerji vererek vücut ısısını koruyabileceğini söyleyerek, "Tabii ki sadece pekmez değil, kış aylarında bizi içten ısıtacak başka besinler de var. Zencefil ve tarçın gibi baharatlar, metabolizmayı hızlandırır, kan dolaşımını artırarak vücudu ısıtır. Kuru baklagiller, içerdiği kompleks karbonhidratlar sayesinde uzun süreli tokluk sağlarken aynı zamanda vücuda enerji verir. Kuruyemişler ise sağlıklı yağ asitleri ile hem bağışıklığı destekler hem de sıcaklık hissini artırır. Çorba ve sıcak bitki çayları da hem sıvı ihtiyacımızı karşılar hem de soğuk günlerde içimizi ısıtır. Kısacası, kış beslenmesinde doğanın bize sunduğu bu şifa kaynaklarını sofralarımızda bulundurmak çok önemli. Pekmez gibi geleneksel ürünlerimizi modern beslenme alışkanlıklarımızla birleştirerek, hem sağlıklı kalabilir hem de soğuk günlerde enerjimizi yüksek tutabiliriz" ifadelerini kullandı.
Uzmanı açıkladı: "Ağır okul çantaları çocuklarda skolyoz riskini artırıyor"
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:07 Uzmanı açıkladı: "Ağır okul çantaları çocuklarda skolyoz riskini artırıyor" Çocukların ağır çanta taşımasının skolyoza yol açabileceğini söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Uçar, çantaların boy ve kilo uyumuna dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Okul çağındaki çocukların omurga sağlığı, kullandıkları çantaların ağırlığı ve ergonomisiyle doğrudan ilişkili oluyor. Günlük olarak ders kitapları, defterler ve beslenme çantalarıyla taşınan yükler, çocuğun kilosuna oranla fazla olduğunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Çanta seçiminde boy ve kilo uyumuna dikkat edilmemesi, omuz askılarının dar ve sert olması ya da tek omuzda taşınması omurga üzerinde baskı oluşturuyor. Bu baskının ise uzun vadede duruş bozukluklarına, kas, iskelet sistemi rahatsızlıklarına ve omurga eğriliği yani skolyoz hastalığına sebep olabiliyor. Özellikle küçük yaşlarda gelişim sürecinde olan çocuklarda ağır çanta kullanımı, ilerleyen yıllarda geri dönüşü zor sağlık problemlerini beraberinde getirebiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Uçar, çocukların boyuna ve kilosuna uygun çantalar tercih edilmesi gerektiğini belirterek, omurga sağlığının korunmasına vurgu yaptı. "Çocuklara uygun çantalar tercih edilmeli" Çocukların çantasında gereksiz ağırlık yapabilecek oyuncak gibi eşyaların olmamasına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Tuğçe Uçar, "Çocuğun boyuna uygun çok büyük olmayan çanta tercih edilmeli. Omuz askılarının geniş ve yumuşak olması, çantanın mutlaka iki omuzdan takılması gerekiyor. Bel kemeri veya göğüs kayışı olan çantalar ağırlığı daha dengeli dağıtıyor. Çanta çocuğun kilosunun yüzde 10’unu geçmemeli. Yani 20 kilogram olan bir çocuğun okul çantasının ağırlığı 2 kilogramı geçmemeli. Çantanın hafif ama dayanıklı malzemeden yapılmış olmasına, içerisinde gereksiz ağırlık yapabilecek oyuncak gibi eşyaların olmamasına dikkat etmeliyiz. Ayrıca içine acil durum kartı da eklemek faydalı olacaktır. Çocuğun adı, veli telefon numarası ve alerjilerde yazılıp çantanın içerisine konulabilir. BPA içermeyen plastik, paslanmaz çelik ya da cam mataralar güvenli seçeneklerdir. Dayanaklılık açısından paslanmaz çelik mataralar daha uygundur. Kolay temizlenen ve geniş ağızlı modeller tercih edilmelidir. Kolaylıkla açılıp kapanan, damlatmayan kapaklı ya da pipetli mataralar çocuklar için iyi bir pratik olur. Çocuğun sevdiği renk veya desenlerde seçildiğinde su içme alışkanlığı da artıyor. Tabi diğer önemli nokta suyun her gün taze olması ve mataraların düzenli olarak temizlenmesidir. Beslenme çantalarının iç yüzeyi silinebilir ve temizliği kolay olan çantalar tercih edilmelidir. Termal özelliği olursa yiyeceklerin tazeliği de korunur" dedi. "Omurga sağlığı için önemli" Uçar, plastik içerikli materyallere dikkat edilmesi gerektiğini ifade ederek, "Çocukların beslenme çantalarına hazır gıdalar konulmamalıdır. Tam tahıllı yapılmış ekmekli sandviçler, peynir, yoğurt ya da ayran mevsim meyve ve sebzeleri ile kuruyemiş gibi sağlıklı alternatifler koymak en doğrusudur. Atıştırmalık ya da ara öğün içerisinde ev yapımı küçük bir kek dilimi ya da kuru meyve tercih edilebilir. Çok fazla ‘skolyoz’ dediğimiz omurga eğriliği sıklığında artış görüyoruz. Bu çocukların uygun olmayan şekillerde çantalarla yük taşıması sonrasında meydana geliyor. Bu yüzden çocuğun boyuna ve kilosuna uygun çanta seçimi omurga sağlığını korumak açısından çok önemli. Sağlıklı olarak pazarlanan plastik suluklar bile kendi içine mikroplastik ya da kimyasal salınım yapabiliyor. Sıcakta ve uygun saklama şartları sağlanmayınca artabiliyor. O yüzden matara seçiminde tercihimiz cam ya da paslanmaz çelik olmasıdır" diye konuştu.
Soğuklarla birlikte grip dalgası erken geldi: Uzmanlardan ’bağışıklık’ uyarısı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 11:56 Soğuklarla birlikte grip dalgası erken geldi: Uzmanlardan ’bağışıklık’ uyarısı Sonbaharın başlamasıyla grip ve solunum yolu enfeksiyonlarında artış görüldü. Hastanelerde özellikle çocuk, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan hastalarda yoğunluk yaşanırken uzmanlar, "Bu yıl mevsimsel enfeksiyonlar erken başladı, önlemleri ihmal etmeyin" uyarısı yaptı. Samsun Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, grip hakkında yaptığı açıklamada, "Gribi sadece ateş ve öksürükten ibaret sanıyoruz. Oysa bağışıklık zayıfsa zatürreye, kalp hastalıklarının tetiklenmesine, hatta hastaneye yatışlara kadar ilerleyebiliyor. Bu nedenle herkesin kişisel korunma tedbirlerini ciddiyetle uygulaması gerekiyor" dedi. 5 altın kural Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, enfeksiyonlardan korunmada 5 altın kuralı şöyle sıraladı: "Ellerin en az 20 saniye sabunla yıkanması. Kapalı alanların düzenli havalandırılması. Mevsim sebze-meyveleri, düzenli uyku ve yeterli su tüketimiyle bağışıklığın güçlendirilmesi. Kalabalık ortamlarda maske ve mesafe kurallarına dikkat edilmesi. Ateş ve öksürük birkaç günden uzun sürerse doktora başvurulması." Grip aşısı hatırlatması Prof. Dr. Geyik, grip aşısının özellikle risk grubundakiler için hayati önem taşıdığını belirterek, "65 yaş üstü bireyler, kronik hastalar, hamileler ve sağlık çalışanları mutlaka aşılanmalı. Aşı erkenden yapılmalı, çünkü bağışıklık sisteminin hazırlanması zaman alıyor. Grip aşısıyla beraber, güçlü bağışıklık, hijyen ve basit önlemlerle hem kendinizi hem sevdiklerinizi koruyabilirsiniz" ifadelerini kullandı.
Ayrılma kaygısı çocukları zorluyor
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:42 Ayrılma kaygısı çocukları zorluyor Ayrılma kaygısı, çocukların sevdikleri kişilerden (özellikle anne-baba) uzakta kalma düşüncesiyle yaşadıkları doğal bir duygusal tepki. Çam Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Ve Ergen Psikiyatrisi Dr. Öğr. Üyesi Yasin Çalışkan okula yeni başlayan 3-6 yaş arası çocuklarda oldukça yaygın görüldüğünü ve gelişimsel olarak beklenen bir süreç olduğunu belirterek, "Bu kaygı genellikle ağlama, ayrılmakta zorlanma, fiziksel şikâyetler (karın ağrısı, baş ağrısı) ve okula gitmeyi reddetme şeklinde kendini gösterir" dedi. Çalışkan, çocuklarda bu kaygıyı azaltmak için şu tavsiyelerde bulundu: "Okul hakkında pozitif konuşmalar yapın, okulun eğlenceli bir yer olduğunu vurgulayın Okul binasını dışarıdan gösterin, mümkünse bahçesinde oynayın Okul saatlerine uygun uyku ve beslenme rutini oluşturmaya başlayın Ayrılık durumlarını kademeli olarak artırın (kısa süreli akraba ziyaretleri gibi) Veda ritüeli oluşturun: Kısa, tutarlı ve net bir ayrılma rutini belirleyin Uzun vedalar yapmaktan kaçının; bu kaygıyı artırabilir "Öğle yemeğinden sonra geliyorum" gibi somut zaman ifadeleri kullanın Çocuğunuzla geleceği planları yapın: "Okuldan çıkınca parkta oynarız" Çocuğunuzun duygularını anlayışla karşılayın: "Beni özleyeceğin için üzgün olduğunu anlıyorum" Kaygılarını küçümsemeyin veya "büyük çocuklar ağlamaz" gibi ifadeler kullanmayın Evden bazı nesneleri (oyuncak, fotoğraf) götürmesine izin verin Başarılarını kutlayın: "Bugün çok cesur davrandın!" Çocuğunuzun özelliklerini, sevdiği aktiviteleri öğretmenle paylaşın İlk haftalarda daha erken alım yapabilirsiniz Öğretmenden günlük kısa bilgiler isteyin". Çalışkan, ayrılma kaygısının 4-6 hafta sürmesi halinde, çocuğun günlük işlevlerini ciddi şekilde etkilediğinde veya fiziksel belirtiler (sürekli karın ağrısı, iştahsızlık) görüldüğünde çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alınmasını tavsiye etti. Çalışkan, "Her çocuk farklı bir tempo ile uyum sağlar. Sabırlı, tutarlı ve sevgi dolu yaklaşımınız, çocuğunuzun okul hayatına sağlıklı bir başlangıç yapmasında en önemli faktördür. Bu süreç çocuğunuzun bağımsızlık kazanmasına ve sosyal becerilerinin gelişmesine önemli katkılar sağlayacaktır" dedi.