SAĞLIK
25 Şubat 2026 Çarşamba - 15:56 Bodrum’un su isale hatları yenileme çalışmaları devam ediyor Bodrum’da sık sık patlayan su isale hatlarında yapılacak yenileme çalışmaları devam ediyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ) tarafından sürdürülen çalışmaları MUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Nuri Kali ve MUSKİ teknik ekibi yerinde inceledi. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın hassasiyetleri doğrultusunda Bodrum’un içme ve kullanma suyu ihtiyacını kesintisiz ve sağlıklı şekilde karşılamak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda Genel Müdür Yardımcımız Nuri Kali ve teknik ekiplerimiz Bodrum genelinde devam eden içme suyu altyapı çalışmalarını yerinde inceledi. Güney ve Kuzey isale hatlarının değişimi kapsamında Gümbet, Yahşi, Akçaalan, Geriş ve Torba mahallelerindeki duktil hat imalatlarını; İslamhaneleri Mahallesi’nde tamamlanan çalışmalar sonrası asfalt kaplamalarını kontrol edilirken, Pirenburnu kuyularının bağlantıları ve Turgutreis Reverse Osmoz Tesisi kapsamında Bahçelievler Mahallesi’nde süren imalatları denetlendi. Çalışmaların uygunluğu, dolgu ve sıkıştırma işlemleri ile iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini titizlikle kontrol edilirken projelerin en kısa sürede tamamlanması adına istişarelerde bulunuldu" denildi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 14:42 Tunceli’de "Menopoz Okulu" hizmete başladı Tunceli’de kadınlara ücretsiz tarama, eğitim ve danışmanlık hizmeti sunulan "Menopoz Okulu" hizmete başladı. Tunceli’de menopoz dönemindeki kadınların bu süreci daha sağlıklı, bilinçli ve konforlu geçirmelerini sağlamak amacıyla "Menopoz Okulu" hizmete başladı. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen program kapsamında vatandaşlar kurum araçlarıyla ikametgahlarından alınarak merkeze ulaştırılıyor, burada gerekli sağlık taramaları yapıldıktan sonra dört oturumdan oluşan eğitim programına katılıyor. Ovacık ilçesinden davet edilen kadınların da taramaları tamamlanarak eğitim süreci başlatıldı. Program; SHM Sorumlu Hekimi Dr. Adar Bulut, Diyetisyen Ezgi Böler, Psikolog Ebru Murat ve Fizyoterapist Sami Yıldırım eşliğinde yürütülüyor. Eğitimlerde menopozun fizyolojisi, sık görülen semptomlar, kemik sağlığı, kardiyovasküler riskler, beslenme, fiziksel aktivite, ruh sağlığı ve gerektiğinde tedavi seçenekleri ele alınıyor. Menopozun yalnızca hormonal değişimlerden ibaret olmadığını belirten SHM Sorumlu Hekimi Dr. Adar Bulut, "Menopoz, kadın yaşamının doğal ve fizyolojik bir dönemidir. Ancak bu süreç yalnızca hormonal değişimlerden ibaret değildir; fiziksel, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla bütüncül bir yaklaşım gerektirir. Bu noktada Sağlıklı Hayat Merkezi olarak her zaman yanınızdayız" şeklinde konuştu. Tunceli İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran ise yaptığı değerlendirmede, "Koruyucu sağlık hizmetlerimizi güçlendirmek ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmak amacıyla Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde birçok alanda ücretsiz danışmanlık ve eğitim hizmeti sunuyoruz. Tüm vatandaşlarımızı düzenli taramalarını yaptırmak ve sağlıklı yaşam danışmanlığı almak üzere Sağlıklı Hayat Merkezlerimize davet ediyorum" ifadelerini kullandı.
Ezine’de bel fıtığına ameliyatsız modern tedavi
23 Şubat 2026 Pazartesi - 13:59 Ezine’de bel fıtığına ameliyatsız modern tedavi Çanakkale Ezine Devlet Hastanesi’nde hastanede ilk kez başarıyla uygulanan Transforaminal Epidural Steroid Enjeksiyonu (TFESI) modern yöntemi, ameliyatsız çözüm sunarak hasta konforunu ve yaşam kalitesini belirgin şekilde artırıyor. Ezine Devlet Hastanesi, bel fıtığı tedavisinde önemli bir yeniliğe imza attı. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ersen Türkmen tarafından hastanede ilk kez Transforaminal Epidural Steroid Enjeksiyonu (TFESI) yöntemi başarıyla uygulanmaya başlandı. Nokta atışı tedavisi olarak da bilinen bu modern yöntem, ameliyatsız çözüm sunarak hasta konforunu ve yaşam kalitesini belirgin şekilde artırıyor. Bel fıtığı, günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyen, şiddetli bel ve bacak ağrılarıyla seyreden önemli bir sağlık sorunuyken uygulanan bu yeni yöntem sayesinde, hastalar artık cerrahiye gerek kalmadan etkili bir tedavi seçeneğine ulaşabiliyor. TFESI, fıtığın sinir köküne yaptığı baskının neden olduğu ağrı ve iltihabi süreci hedef alarak doğrudan problemli bölgeye tedavi uygulanmasını sağlıyor. Ameliyathane ortamında, görüntüleme eşliğinde yapılan bu işlem: küçük girişimsel, genel anestezi gerektirmez, süresi kısa, yatış gerektirmeyen bir işlem. Bu sayede hastalar günlük yaşamlarına çok kısa sürede dönerek iş gücü kaybı ve uzun istirahat süreçleri büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Bu modern uygulama sonrası hastalarda: ağrı seviyesinde belirgin azalma, yürüme mesafesinde artış, uyku kalitesinde düzelme, günlük aktivitelerde rahatlama, psikolojik iyilik hâlinde artış gibi yaşam kalitesini doğrudan etkileyen olumlu sonuçlar görülüyor. Ezine için önemli bir sağlık hizmeti Ezine Devlet Hastanesi’nde ilk kez uygulanmaya başlanan bu yöntemle birlikte, bel fıtığı hastaları artık il merkezlerine sevk edilmeden, modern ve bilimsel tedaviye kendi ilçelerinde ulaşma imkânına kavuştu. Bu gelişme, hem hasta memnuniyetini artırmakta hem de bölge halkına kaliteli sağlık hizmeti sunulması açısından önemli bir adım.
Akdağmadeni’nde 4 branşta kapsamlı koruyucu sağlık projesi başlatıldı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 13:15 Akdağmadeni’nde 4 branşta kapsamlı koruyucu sağlık projesi başlatıldı Akdağmadeni Belediyesi, Akdağmadeni Kaymakamlığı ve Yozgat Bozok Üniversitesi Akdağmadeni Sağlık Yüksekokulu öncülüğünde, ilçede tüm yaş gruplarını kapsayan 4 ayrı branşta kapsamlı bir koruyucu sağlık projesi hayata geçirildi. Toplum sağlığını merkeze alan proje kapsamında ortaokul öğrencilerine yönelik skolyoz taramaları yapılarak omurga bozukluklarının erken dönemde tespit edilmesi ve gerekli tedavi süreçlerine yönlendirme yapılması hedefleniyor. İlkokul 1. ve 2. sınıf öğrencilerinin göz taramalarıyla da görme bozukluklarının erken safhada belirlenmesi amaçlanıyor. Proje çerçevesinde ayrıca 65 yaş üstü vatandaşlara yönelik Yaşlı Destek Sistemi (YADES) kurulacak. Sistemle yaşlı bireylerin sağlık takibinin düzenli hale getirilmesi, sosyal hayata katılımlarının artırılması ve yalnızlık riskinin azaltılması planlanıyor. Kamu kurumları ve okullarda temel ilk yardım ile Heimlich Manevrası eğitimleri verilerek, muhtemel acil durumlarda doğru ve hızlı müdahale kapasitesinin artırılması hedefleniyor. "Çocuklarımızın erken yaşta sağlık taramalarından geçirilmesini önemsiyoruz" Akdağmadeni Belediye Başkanı Dr. Nezih Yalçın, projeye ilişkin açıklamasında belediyeciliği yalnızca altyapı ve üstyapı hizmetleriyle sınırlı görmediklerini belirtti. Yalçın, "Çocuklarımızın erken yaşta sağlık taramalarından geçirilmesi ve muhtemel risklerin zamanında tespit edilerek gerekli yönlendirmelerin yapılmasını son derece önemsiyoruz. Skolyoz ve göz taramalarıyla öğrencilerimizin hem fiziksel gelişimlerini hem de eğitim hayatlarını olumsuz etkileyebilecek sorunları erken aşamada belirlemeyi amaçlıyoruz" dedi. "Acil durumlardaki doğru müdahalenin önemi toplumun her kesimine yayılacak" 65 yaş üstü vatandaşların sağlık takibini de düzenli hale getirerek sosyal hayata daha aktif katılımlarını sağlamayı hedeflediklerini belirten Yalçın, "Okullarımızda ve kamu kurumlarımızda verilecek temel ilk yardım ve Heimlich Manevrası eğitimleriyle, acil durumlarda doğru müdahalenin hayati önem taşıdığı bilinci toplumun her kesimine yayılacaktır. Bu proje, insanı merkeze alan sosyal belediyecilik anlayışımızın somut bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Yalçın ayrıca çalışmanın yürütülmesinde önemli katkı sağlayan Akdağmadeni Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Cumaali Yaman ile Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Zülal Zor Gümüş’e teşekkür etti. "Projemizin örnek teşkil edeceğine inanıyorum" Akdağmadeni Kaymakamı Cafer Kaymakçı da projenin kamu kurumları arasındaki güçlü iş birliğinin önemli bir göstergesi olduğunu vurguladı. Kaymakçı, "Çocuklarımızdan yaşlılarımıza kadar toplumun tüm kesimlerini kapsayan bu proje, koruyucu sağlık hizmetlerinin yerelde ne denli etkili şekilde uygulanabileceğini ortaya koymaktadır. Erken teşhis ve önleyici sağlık uygulamaları, bireylerin yaşam kalitesini artırmanın yanı sıra sağlık sistemine olan yükü de azaltmaktadır. Kurumlarımızın uyumlu çalışmasıyla hayata geçirilen bu projenin, Akdağmadeni için olduğu kadar ülkemiz genelinde de örnek teşkil edeceğine inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu. Projenin; Yozgat Bozok Üniversitesi Akdağmadeni Sağlık Yüksekokulu, İlçe Sağlık Müdürlüğü, Akdağmadeni Devlet Hastanesi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yürütüldüğü bildirildi. Paydaş kurumlara ve projenin kurgulanması, koordinasyonu ile sürdürülmesinde görev alan belediye proje birimine teşekkür edildi.
Op. Dr. Öztaş’tan hamilelere oruç uyarıları
23 Şubat 2026 Pazartesi - 12:40 Op. Dr. Öztaş’tan hamilelere oruç uyarıları Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sonay Öztaş, hamilelere oruç tutma konusunda önemli uyarılarda bulundu. Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sonay Öztaş, gebelik döneminde oruç tutma konusunda anne adaylarına önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öztaş, karar sürecinde en belirleyici unsurun anne ve bebek sağlığı olduğunu vurguladı. Gebelik ve emzirme döneminde dini açıdan kolaylık sağlandığını hatırlatan Op. Dr. Sonay Öztaş, "Normal şartlarda sağlıklı bir yetişkin uzun süreli açlığa dayanabilir. Ancak gebelikte metabolizma hızlanır, enerji ihtiyacı artar ve kan şekeri daha hızlı düşer. Biz hekimler gebelerimize az ve sık beslenmelerini öneriyoruz" dedi. "Uzun süreli açlık risk oluşturabilir" Uzun süreli açlığın gebelikte bazı riskler oluşturabileceğini belirten Dr. Öztaş, kan şekerinin düşmesine bağlı olarak yağ dokusunun parçalandığını ve kanda keton adı verilen maddelerin arttığını ifade etti. Bu maddelerin bebeğe uzun vadeli etkileri konusunda kesin veriler bulunmasa da risk ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. "Sıvı tüketimi hayati önem taşıyor" Gebelikte artan kan hacmi ve bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı nedeniyle su ihtiyacının da arttığını dile getiren Op. Dr. Öztaş, "Uzun süre susuz kalmak tansiyon düşüklüğüne, böbrek fonksiyonlarında etkilenmeye ve ciddi halsizliğe yol açabilir" uyarısında bulundu. "Her gebe için aynı cevap verilemez" "Gebe oruç tutamaz mı?" sorusuna net bir "evet" ya da "hayır" yanıtı verilemeyeceğini belirten Dr. Öztaş, değerlendirmelerin kişiye özel yapılması gerektiğini söyledi. Eğer gebelik sağlıklı ilerliyorsa, anne adayında diyabet, hipertansiyon, kalp ya da böbrek hastalığı gibi ek bir rahatsızlık yoksa ve gebelik düşük riskli gruptaysa doktor kontrolünde bireysel değerlendirme yapılabileceğini belirten Öztaş, riskli gebeliklerde, gebelik şekeri olanlarda, tansiyon problemi yaşayanlarda veya bebekte gelişme geriliği bulunan durumlarda ise oruç tutmanın önerilmediğini ifade etti. Sahur şart, dengeli beslenme şart Oruç tutmaya karar veren gebelerin mutlaka sahur yapması gerektiğini belirten Op. Dr. Sonay Öztaş, günlük alınması gereken sıvı miktarının iftar ile sahur arasında tamamlanmasının önemine dikkat çekti. Sahur ve iftarda aşırı yemek tüketiminin hazımsızlık ve gereksiz kilo artışına yol açabileceğini hatırlatan Öztaş, dengeli ve kontrollü beslenmenin önemini vurguladı. Son olarak anne adaylarına çağrıda bulunan Öztaş, gebelik döneminde oruç tutmak isteyenlerin mutlaka takiplerini yapan hekim ve sağlık personeline danışmaları, mümkünse diyet desteği alarak süreci planlamaları gerektiğini sözlerine ekledi.
Mersin Şehir Hastanesi’nde ilk kornea nakli başarıyla yapıldı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 12:11 Mersin Şehir Hastanesi’nde ilk kornea nakli başarıyla yapıldı Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen kornea nakli (keratoplasti) ameliyatı başarıyla tamamlandı. Yapılan operasyonla hastanın görme melekesini yeniden kazanması hedeflendi. Hastanenin Göz Kliniği hekimleri Doç. Dr. Erman Bozalı ve Doç. Dr. Emin Serbülent Güçlü tarafından gerçekleştirilen ameliyatın planlandığı şekilde başarıyla sonuçlandığı bildirildi. Operasyonun, bölge açısından ileri düzey göz cerrahisinin ulaştığı noktayı göstermesi bakımından önemli olduğu belirtildi. Bölge için önemli bir cerrahi adım Doç. Dr. Erman Bozalı, korneanın gözün en ön kısmında yer alan ve görmenin temelini oluşturan saydam bir doku olduğunu ifade ederek, "Kornea saydamlığını kaybettiğinde ciddi görme kayıpları ortaya çıkabilir. Gerçekleştirdiğimiz nakil ameliyatı ile hastamızın yeniden görme potansiyelini kazanmasını hedefledik. Operasyon planladığımız şekilde başarıyla tamamlandı" dedi. Bu ameliyatın bölge için önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Bozalı, kornea hastalıkları nedeniyle başka illere sevk edilen birçok hastanın artık Mersin’de tedavi edilebileceğini kaydetti. Kornea hastalıklarında yüksek başarı oranı Doç. Dr. Emin Serbülent Güçlü ise kornea naklinin birçok göz hastalığında uygulanan etkili bir tedavi yöntemi olduğunu belirtti. Güçlü, "Keratokonus, enfeksiyon sonrası oluşan kornea lekeleri, travmaya bağlı doku kayıpları ve endotel yetmezliği gibi durumlarda kornea nakli uygulanmaktadır. Gelişen cerrahi tekniklerle yalnızca hastalıklı tabakanın değiştirildiği yöntemler sayesinde başarı oranı oldukça yüksektir" diye konuştu. Doğru takiple görme kalitesi artıyor Ameliyat sonrası sürecin önemine dikkat çeken Güçlü, "Nakil sonrası düzenli takip ve damla tedavilerinin doğru kullanılması büyük önem taşımaktadır. Uygun takip ile hastalar günlük yaşamlarına dönebilmekte ve görme kaliteleri belirgin şekilde artmaktadır" ifadelerini kullandı. İleri cerrahi uygulamalar artacak Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı da operasyonun, hastanenin sağlık hizmetlerindeki gelişimini gösterdiğini belirterek, "Göz hastalıkları alanında yapılan ilk kornea nakli ameliyatının başarıyla tamamlanması, hastanemizin nitelikli sağlık hizmeti sunma hedefinin önemli bir göstergesidir. Amacımız, hastalarımızın tanı ve tedavi süreçlerini kendi şehirlerinde tamamlayabilmelerini sağlamaktır. Önümüzdeki süreçte ileri cerrahi uygulamaları artırarak vatandaşlarımıza daha kapsamlı sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz" dedi. Gerçekleştirilen ilk kornea nakliyle birlikte, kornea hastalıkları nedeniyle başka illere yapılan sevklerin azalmasının beklendiği bildirildi.
Büyükşehir Diyetisyeni İpek Öztaş’tan sağlıklı beslenme önerileri
23 Şubat 2026 Pazartesi - 12:11 Büyükşehir Diyetisyeni İpek Öztaş’tan sağlıklı beslenme önerileri Antalya Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni İpek Öztaş, Ramazan ayında değişen beslenme düzenine sağlıklı uyum sağlamanın yollarını anlattı. Sahur ve iftarda dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Öztaş, yavaş ve kontrollü yemenin sindirim sistemi için kritik olduğunu vurguladı. Ramazan ayının başlamasıyla günlük beslenme düzeni değişiyor, oruç sürecine sağlıklı bir geçiş yapmak ve vücut dengesini korumak ise büyük önem taşıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Haşim İşcan Aile Eğitim ve Sosyal Hizmetler Merkezi’nde görev yapan diyetisyen İpek Öztaş, Ramazan boyunca doğru beslenme alışkanlıklarının nasıl olması gerektiğine ilişkin önemli bilgiler verdi. "Sahurda yediklerimiz önemli" Beslenme düzeninin değiştiği bu dönemde vatandaşların bazı hususlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Öztaş, sahurun gün boyu enerjiyi korumak açısından kritik olduğunu söyledi. Öztaş, "Sahur, gün boyunca enerjinizi yüksek tutmanızı sağlar. Bu nedenle lif açısından zengin tam buğday ekmeği ve sebzeler ile protein değeri yüksek peynir, yumurta, yoğurt gibi besinler tercih edilmeli. Ceviz ve badem gibi sağlıklı yağ kaynakları da tokluk süresini uzatır ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar" dedi. ’’10-15 dakika beklenmeli’’ İftara hurmayla başlamanın doğru bir tercih olduğunu ifade eden Öztaş, suyun yavaş tüketilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Mideyi aniden doldurmak yerine küçük bir kase çorbayla başlanmalı ve ardından 10-15 dakika beklenmeli. Ana öğünde tavuk, balık, kırmızı et ya da baklagiller gibi protein kaynaklarının yanında tam buğday ekmeği, bulgur pilavı ve sebze tüketilerek dengeli bir tabak oluşturulmalı. Aşırı yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalı; ızgara, fırın veya tencere yemekleri tercih edilmeli" diye konuştu. "Kontrollü yemeye özen gösterin" Yeme alışkanlıklarının da en az içerik kadar önemli olduğunu belirten Öztaş, hızlı yemenin şişkinlik ve hazımsızlığa yol açabileceğini söyleyerek, "Lokmalar iyice çiğnenmeli, yavaş ve kontrollü yenmeli. Günlük en az 2 litre su tüketilmeli. İftardan sonra meyve, süt, yoğurt ya da ayran gibi ara öğünler kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca iftar sonrasında yapılacak hafif tempolu yürüyüşler sindirim sistemini destekler, ancak ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır" ifadelerini kullandı.
Karabük’te EKT uygulaması başladı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 12:02 Karabük’te EKT uygulaması başladı Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren 5000 Evler Ek Hizmet Binası’ndaki 24 yataklı Psikiyatri Kliniği’nde "Elektrokonvülsif Terapi" (EKT) uygulamasına başlandı. Modern psikiyatri uygulamaları kapsamında tıbbi altyapısını güçlendirmeye devam eden hastanede, Karabük’te ilk kez uygulanmaya başlayan tedavi yöntemiyle hem il genelindeki hem de Batı Karadeniz bölgesindeki psikiyatrik tanı alan hastalara önemli bir sağlık hizmeti alternatifi sunulması hedefleniyor. İlaç ve psikoterapiye dirençli vakalarda hayati rol oynayan EKT’nin; şiddetli depresyon, şizofreni, katatoni ve bipolar bozukluk gibi rahatsızlıkların tedavisinde en güvenli ve etkili yöntemlerden biri olarak kabul edildiği belirtildi. EKT sürecinin, Psikiyatri uzmanlarının yanı sıra anestezi ve kardiyoloji uzmanlarının katılımıyla multidisipliner bir yaklaşımla yürütüldüğü aktarıldı. Genel anestezi ve kas gevşetici ilaçlar eşliğinde, yüksek tıbbi standartlarda gerçekleştirilen uygulama kapsamında son 4 ay içerisinde 5 hastaya toplam 25 seans tedavi uygulandığı bildirildi. Tedavisi tamamlanan hastaların sağlığına kavuşarak taburcu edildiği, idame tedavisi gereken hastaların ise süreçlerinin titizlikle takip edildiği kaydedildi. Uygulamanın hayata geçirilmesinde emeği geçen ekibe teşekkür eden Erkan Doğan, "Psikiyatri ve Anestezi kliniklerimizce koordineli şekilde yürütülen bu ileri tedavi yöntemi, hastanemizin teknolojik gücünü ve uzman kadrosunun başarısını bir kez daha kanıtlamıştır. İlimizde sağlık hizmet kalitesinin artırılması için bizlerden desteğini esirgemeyen Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu olmak üzere; Karabük Valimiz Oktay Çağatay’a, milletvekillerimiz Cem Şahin, Ali Keskinkılıç’a ve İl Sağlık Müdürümüz İsmail Kara’ya şükranlarımı sunuyorum" dedi.
Özel Sular Akademi Hastanesi’nde özel diyetle bir yılda 52 kilo verdi
23 Şubat 2026 Pazartesi - 11:47 Özel Sular Akademi Hastanesi’nde özel diyetle bir yılda 52 kilo verdi Kahramanmaraş’ta bir kişi 150 kilo olarak geldiği hastaneden, düzenlenen diyet programı sayesinde 98 kilo olarak çıktı. Kahramanmaraş’ta yaşayan 47 yaşındaki Yusuf Çalışkan’ın, aşırı kiloları nedeniyle günleri zor geçiyordu. Özel Sular Akademi Hastanesi’ne başvuran Çalışkan, kendisine uygulanan diyet programı sonrası 52 kilo verip 150 kilodan 98 kilograma düştü. Çok rahat ve mutlu olduğunu söyleyen hasta Yusuf Çalış, "Öncelikle kan tahlili yaptırmam gerekiyordu ve sonuçlarda birçok sağlık sorunu ortaya çıktı. Aile hekimim kilo vermem gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Sular Akademi Hastanesi’nde Merve hanıma başvurdum. Süreç kolay olmadı, özellikle ilk başlarda çok zorlandım ve bırakmak için bahaneler aradım. Ancak hocamız her zaman destek oldu ve süreci bırakmama izin vermedi. Toplamda 52 kilo verdim. 150 kilodan 98 kiloya düştüm. Şu anda kendimi çok rahat ve mutlu hissediyorum" dedi. Diyetisyen Merve Kapudere Demirciler ise, "Yusuf bey 150 kiloyla bize başvurdu. Başlangıçta yaşam kalitesi oldukça düşüktü, çabuk yoruluyordu ve çeşitli sağlık sorunları vardı. Kendisi de bu kiloya kadar düşebileceğini düşünmüyordu. Sürece güçlü bir motivasyonla başladık. Zaman zaman zorlandığımız anlar oldu ancak çok güzel sonuçlar da elde ettik. Sürecin sonunda hem Yusuf bey hem de ben çok mutlu olduk. Giyim tarzı tamamen değişti, özgüveni ve yaşam kalitesi önemli ölçüde arttı. Bu sonucu görmek benim için de çok keyifliydi" diye konuştu.
Diyetisyen Deniz Mutluer: "Lipödeme karşı Akdeniz tipi beslenin"
23 Şubat 2026 Pazartesi - 11:08 Diyetisyen Deniz Mutluer: "Lipödeme karşı Akdeniz tipi beslenin" Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Diyetisyeni Deniz Mutluer, "Lipodem, özellikle bacaklarda yağlanma ve ödemle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Akdeniz tipi ve ketojenik beslenme tedaviyi desteklerken, rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalıdır" dedi. Diyetisyen Deniz Mutluer, özellikle kadınlarda sık görülen lipodem hastalığına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Lipodemin genellikle bacaklarda belirgin yağlanma ve ödemle ortaya çıkan kronik inflamatuvar bir hastalık olduğunu belirten Diyetisyen Mutluer, beslenmenin hastalığın yönetiminde kritik rol oynadığını ifade etti. Hastalıkta temel hedefin vücuttaki inflamasyonu azaltmak olduğuna dikkat çeken Mutluer, doğru beslenme planının tedavi sürecini nasıl desteklediğini anlattı. "Doğru beslenme inflamasyonu azaltıyor" Akdeniz diyetinin lipodemli bireyler için önemli bir beslenme modeli olduğunu vurgulayan Diyetisyen Deniz Mutluer, "Zeytinyağı, omega-3 yağ asitleri, taze sebze ve meyveler, kurubaklagiller ve lif açısından zengin olan Akdeniz tipi beslenme, inflamasyon belirteçlerinin azalmasına yardımcı olur. Ketojenik beslenme de düşük karbonhidrat ve yüksek sağlıklı yağ içeriği sayesinde vücutta ketozis sürecini başlatır. Bu durumun yağ yakımını destekler ve inflamatuvar sürecin azaltılmasında etkili olabilir" şeklinde konuştu. Bu besinlerden uzak durulmalı Lipodemi olan bireylerin özellikle rafine şeker, alkol, paketli ve işlenmiş gıdalar ile aşırı tuz tüketiminden kaçınması gerektiğini belirten Diyetisyen Mutluer, kişiye özel planlanan bir beslenme programının hastalığın kontrol altına alınmasında önemli bir destekleyici unsur olduğunu vurguladı. Mutluer, sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı: "Lipodemin erken dönemde fark edilmesi, hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak açısından son derece önemli. Bu süreç yalnızca beslenmeyle değil; hekim, diyetisyen ve gerektiğinde fizyoterapist iş birliğiyle yürütülmelidir. Multidisipliner bir yaklaşımla inflamasyonun azaltılması, ödemin kontrol altına alınması ve kilo yönetiminin sağlanması mümkündür. Doğru planlama yapıldığında hastalarımızın ağrı şikâyetleri azalır, hareket kabiliyetleri artar ve günlük yaşam kalitelerinde belirgin bir iyileşme sağlanır."
‘İyi kolesterol hayat kurtarıyor’
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:58 ‘İyi kolesterol hayat kurtarıyor’ Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, toplumda çoğunlukla "zararlı" olarak bilinen kolesterolün bir türünün damarları koruyan en önemli doğal savunma mekanizması olduğunu belirterek, "HDL dediğimiz iyi kolesterol, damarların adeta süpürgesidir. Kalp krizine karşı sessiz ama güçlü bir koruma sağlar" dedi. Türkiye’de kalp-damar hastalıklarının tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu vurgulayan Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, bu tablonun arka planında düşük HDL düzeyleri, yüksek LDL(düşük yoğunluklu lipoprotein) kolesterol, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının yer aldığını söyledi. Kolesterolün vücut için hayati bir madde olduğunu ifade eden Yücel, hormon üretiminden hücre zarlarının yapısına, D vitamini sentezinden sindirim için gerekli safra asitlerinin üretimine kadar pek çok önemli görev üstlendiğini kaydetti. Kolesterolün kanda serbest dolaşamadığını ve "lipoprotein" adı verilen taşıyıcı paketlerle taşındığını belirten Yücel, bu noktada LDL ve HDL’nin (yüksek yoğunluklu lipoprotein) rolüne dikkat çekti. LDL’nin damar duvarlarında birikerek damar sertliğine zemin hazırladığını, HDL’nin ise bu birikimleri toplayarak karaciğere geri götürdüğünü ifade eden Yücel, "Tıpta buna ters kolesterol taşınımı diyoruz. Bu süreç kalp krizine karşı en önemli doğal savunma mekanizmalarından biridir. Kardiyoloji pratiğimde hastalarıma hep şunu söylerim: LDL ateşi yakan kibrit, HDL ise yangın söndürme ekibidir" diye konuştu. HDL’nin yalnızca kolesterol taşımakla kalmadığını, aynı zamanda damar iç yüzeyindeki iltihaplanmayı azalttığını, kanın pıhtılaşma eğilimini dengelediğini ve LDL kolesterolünün oksitlenmesini önleyerek damar sertliğinin ilerlemesini yavaşlattığını dile getiren Yücel, HDL düşüklüğünün genellikle belirgin bir belirti vermediğine dikkat çekti. HDL değerleri hakkında bilgi veren Yücel, erkeklerde 40 mg/dL’nin, kadınlarda ise 50 mg/dL’nin altındaki seviyelerin riskli kabul edildiğini, 40–59 mg/dL aralığının normal, 60 mg/dL ve üzerinin ise koruyucu düzey olarak değerlendirildiğini ifade etti. Düzenli kan tahlilinin görünmeyen riskleri erken yakalamak açısından büyük önem taşıdığını belirten Yücel, 20 yaşından itibaren en az 5 yılda bir lipid profili testi yapılması gerektiğini söyledi. 40 yaş üstü, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, diyabet, tansiyon veya obezitesi olan kişilerin ise yılda en az bir kez test yaptırmasının önem taşıdığını kaydetti. HDL seviyesinin yaşam tarzı değişiklikleriyle önemli ölçüde artırılabileceğini vurgulayan Yücel, haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik egzersiz yapılmasını önerdi. Tempolu yürüyüş, bisiklet ve yüzme gibi aktivitelerin HDL’yi yüzde 5-10 oranında artırabildiğini belirten Yücel, düzenliliğin en kritik unsur olduğunu ifade etti. Beslenme alışkanlıklarının da belirleyici olduğunu kaydeden Yücel, zeytinyağı, avokado, ceviz, badem ve somon, uskumru, sardalya gibi omega-3’ten zengin yağlı balıkların HDL’yi desteklediğini söyledi. Trans yağlardan ve aşırı doymuş yağlardan uzak durulması gerektiğini belirten Yücel, lif açısından zengin beslenmenin de kolesterol dengesini olumlu etkilediğini ifade etti. Mercimek, nohut, kuru fasulye gibi kurubaklagillerin yanı sıra yulaf, taze sebze ve meyvelerin çözünür lif içerikleri sayesinde bağırsaktaki kolesterol emilimini azalttığını dile getirdi. Sigaranın HDL’yi doğrudan düşüren en önemli faktörlerden biri olduğunu vurgulayan Yücel, sigarayı bırakan kişilerde HDL düzeyinin birkaç hafta içinde yükselmeye başladığını belirtti. Fazla kilolardan kurtulmanın da HDL artışını desteklediğini kaydeden Yücel, her 3 kilogramlık kilo kaybının HDL’de yaklaşık 1 mg/dL artış sağlayabildiğini ifade etti. Alkol tüketimi konusunda da uyarıda bulunan Yücel, çok az miktarda alkolün HDL üzerinde artırıcı etkisine dair veriler bulunduğunu ancak genel sağlık riskleri nedeniyle bu amaçla alkol tüketiminin önerilmediğini söyledi. Kronik stresin kortizol hormonunu artırarak kolesterol profilini olumsuz etkileyebileceğini belirten Yücel, meditasyon, nefes egzersizleri ve düzenli uykunun kalp sağlığı açısından önemli olduğunu ifade etti. Sık sorulan sorular ve yanlış bilinenler Sık sorulan sorular ve yanlış bilinenler hakkında bilgi aktaran Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, şunları söyledi: "HDL’m yüksekse kalp krizi geçirmem mümkün değil mi?’ Maalesef hayır. Yüksek HDL riski azaltır ama sıfırlamaz. Tansiyon, şeker hastalığı, sigara ve genetik faktörler de büyük rol oynar. Kalp sağlığı bütünsel bir yaklaşım gerektirir. ‘Yumurta yemek kolesterolü yükseltir mi?’ Güncel bilimsel veriler, sağlıklı bireylerin günde 1-2 yumurta tüketmesinin kolesterol dengesini olumsuz etkilemediğini göstermektedir. Yumurta, aslında HDL’yi destekleyen besinler arasındadır. ‘HDL’yi ilaçla yükseltmek mümkün mü?’ Bazı ilaçlar HDL’yi yükseltebilir, ancak ilaçla yükseltilen HDL’nin yaşam tarzıyla yükselen HDL kadar koruyucu olup olmadığı hâlâ araştırılmaktadır. Doktorunuzun önerisi olmadan ilaç kullanmayın. ‘Zeytinyağı gerçekten HDL’yi yükseltir mi?’ Evet. Akdeniz tipi beslenmenin temel taşı olan zeytinyağı, içerdiği oleik asit ve polifenoller sayesinde HDL düzeyini olumlu yönde etkiler. Günlük 2-3 yemek kaşığı soğuk sıkım zeytinyağı tüketimi, kalp-damar sağlığı için güçlü kanıta dayalı bir öneridir. ‘Kolesterol testini ne sıklıkla yaptırmalıyım?’ 20 yaşından itibaren en az 5 yılda bir lipid profili önerilir. 40 yaş üstü, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olanlar, diyabet, tansiyon veya obezitesi bulunan kişilerin ise yılda en az bir kez test yaptırması gerekir. ‘Hastalarıma her zaman şunu hatırlatırım: Sağlıklı yaşam değişiklikleri, hiçbir ilaçla elde edemeyeceğiniz kadar geniş bir koruma ağı örer. HDL’nizi yüksek tutmak, bu ağın en kritik düğümü olabilir."
Uzm. Dr. Doğan: "Acil serviste çocuk vakalarında artış gözlemleniyor"
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:23 Uzm. Dr. Doğan: "Acil serviste çocuk vakalarında artış gözlemleniyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Acil Servis Uzmanı Uzm. Dr. Baki Doğan "Son günlerde çocuk hastalara yönelik başvurularda artış gözlemlenmektedir. Özellikle ateş, kusma ve ishal şikayetleriyle yapılan başvuruların yoğunluk kazandığı bildirilmektedir" dedi. Gaziantep’te son günlerde çocuk hastalara yönelik başvurularda artış gözlemlenmesine ilişkin değerlendirmede bulunan Medical Point Gaziantep Hastanesi Acil Servis Uzmanı Uzm. Dr. Baki Doğan, mevsimsel geçiş dönemlerinde viral enfeksiyonların daha sık görüldüğünü belirterek açıklamalarda bulundu. Viral enfeksiyonlardan dolayı acil servise başvuranların sayısının arttığını ve küçük yaş grubunda sıvı kaybı riski nedeniyle tablo kısa sürede ağırlaşabildiğini söyleyen Uzm. Dr. Baki Doğan, "Son dönemde acil servisimize başvuran çocuk hastalarda yüksek ateş, mide bulantısı, kusma ve ishal şikayetlerini sıkça görmekteyiz. Vakaların büyük kısmı viral enfeksiyon kaynaklıdır. Ancak özellikle küçük yaş grubunda sıvı kaybı riski nedeniyle tablo kısa sürede ağırlaşabilmektedir" dedi. Uzm. Dr. Baki Doğan, 38 derece üzerinde ve kontrol altına alınamayan ateş, sık tekrarlayan kusma, günde 5’ten fazla sulu ishal, halsizlik, ağız kuruluğu ve idrar miktarında azalma durumlarında ailelerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini ifade etti. Çocuklarda kusma ve ishal durumunda en önemli riskin dehidratasyon (sıvı kaybı) olduğuna dikkat çeken Doğan, evde ilk olarak sıvı takviyesinin önemine değinerek, "Çocuklara sık aralıklarla sıvı verilmesi önemlidir. Ancak sıvı alımının mümkün olmadığı durumlarda mutlaka tıbbi değerlendirme yapılmalıdır" ifadelerini kullandı. Ayrıca antibiyotiklerin her ateşli hastalıkta gerekli olmadığına dikkat çeken Uzm. Dr. Baki Doğan, bilinçsiz ilaç kullanımının önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Baki Doğan, hijyen kurallarına dikkat edilmesinin ve çocukların genel durumunun yakından takip edilmesinin bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynadığını da hatırlattı.