Son Dakika
|
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Bingöl’de kayıp emekli öğretmen derede ölü bulundu
Endonezya’da yolcu otobüsü ile akaryakıt tankeri çarpıştı: 16 ölü, 4 yaralı
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Kağıthane’de metrobüs yangını!
Çöp evde bitkin halde bulunan adamın yeni hali şaşırttı
İran: "ABD’nin teklifini değerlendirmeyi sürdürüyoruz"
7 Haziran'da 6 sandık: AK Parti'nin adayları belli oldu
Vatikan: "Papa ile Rubio arasındaki görüşme samimi geçti"
Niklas Süle, 30 yaşında futbolu bıraktı
İsrail, Beyrut’u vurdu: 2 ölü, 7 yaralı
SAĞLIK
Bakan Memişoğlu: "Rize Günleri’ni ‘Dumansız Açık Hava’ konseptiyle hayata geçiriyoruz"
07 Mayıs 2026 Perşembe - 23:26:24
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ankara’da düzenlenen ‘Rize Günleri’ programı kapsamında ‘Dumansız Açık Hava’ konseptine geçildiğini ve 11 bin metrekarelik bölümün dumansız hava sahası ilan edildiğini açıkladı. Sağlık Bakanı Memişoğlu, Ankara’da düzenlenen "Rize Günleri’ne katıldı. Bakan Memişoğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı. Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor; Rize Günleri’ni ‘Dumansız Açık Hava’ konseptiyle hayata geçiriyoruz. Etkinlik alanımızdaki 11 bin metrekarelik bölümü dumansız hava sahası ilan ettik. Organizasyon boyunca bu alanlarda tütün kullanımına müsaade edilmeyecek. Sağlık Bakanlığı olarak kurduğumuz 7 ayrı istasyonda; ücretsiz kanser taramalarından sigara bırakma danışmanlığına, sağlıklı yaşam bilgilendirmelerinden koruyucu sağlık hizmetlerine vatandaşlarımızın yanında olacağız. Bu organizasyonda emeği geçenlere gönülden teşekkür ediyorum. Tüm vatandaşlarımızı sağlığa adım atmak ve bu güzel atmosferi solumak için bekliyoruz" ifadelerine yer verdi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 20:24
Öğrenciler ikna etti, veliler kan verdi
Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde Türk Kızılayı tarafından düzenlenen hediyeli kan bağışı kampanyası vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Öğrencilerin ailelerini bağışa yönlendirdiği kampanyada ilk gün 80 ünite kan toplandı. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde Manisa Türk Kızılayı ile Sarıgöl Türk Kızılayı Koordinatörlüğü tarafından ortaklaşa düzenlenen hediyeli kan bağışı kampanyası yoğun katılımla başladı. Sarıgöl Hükümet Konağı bahçesinde gerçekleştirilen kampanyada vatandaşlar kan bağışında bulunurken, bağışa destek veren öğrenci velilerine çeşitli hediyeler takdim edildi. Kampanyanın özellikle öğrencilerin ailelerini teşvik etmesiyle büyük ilgi gördüğü belirtildi. Sarıgöl Türk Kızılayı Koordinatörü Yusuf Tüfekçi, kampanyanın ilk gününde 80 ünite kan toplandığını ifade ederek, "İlçemizde bir öğrenci velisini kan bağışına getirdiğinde öğrencilerimize çeşitli hediyeler veriyoruz. Bu kampanya çok iyi tuttu. İlk gün 80 ünite kan topladık. Çocuklarımızın ailelerini ikna etmeleri çok güzel bir davranış. Bağışta bulunan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum." dedi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:55
Denizli’de ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı
Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik sıkıntılar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken ailelere yönelik hayata geçirdiği ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı. Kansere karşı büyük bir farkındalık oluşturulan aşılama programına erkeklerin de dahil edilmesi fark oluşturdu. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve sağlıkta fırsat eşitliği sağlamak amacıyla yüksek maliyetli sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken vatandaşlara yönelik başlattığı HPV aşı desteği fiilen uygulamaya geçti. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü proje kapsamında ilk ziyaretler yapıldı. Evde Bakım ve Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli sağlıkçıların ilk doz HPV aşısını uyguladığı programa Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Veysel Danacıoğlu da eşlik etti. Aşılama programına katılan vatandaşlar bu maliyetli ve hayati derecede önemli aşıya ücretsiz ulaşabilmenin kendileri için büyük bir destek olduğunu belirterek sağlanan imkan dolayısıyla Başkan Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti. Aşılama hizmeti vatandaşın ayağına götürülüyor Halkın yoğun ilgisiyle büyüyen projenin sağlık desteği olmanın ötesine geçerek kent genelinde bilinçlenme seferberliğine dönüştüğü belirtildi. Randevu sistemiyle hak sahiplerinin adreslerine gidilerek yerinde uygulanan aşılama programına erkek çocuk ve gençlerin de dahil edilmesi ise kanserle mücadelede bir fark oluşturdu. Söz konusu uygulamanın virüsün bulaş zincirini kırmak ve toplum bağışıklığını sağlamak adına büyük önemi olduğu belirtilirken, aşıların muhafazasından taşınmasına kadar tüm süreçlerin ‘soğuk zincir’ kurallarına uygun olarak yürütüldüğü kaydedildi. Proje kapsamda, Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre, 9-14 yaş arası kız ve erkek çocuklarına 2 doz, 15-30 yaş arası kadınlara 3 doz ve 15-21 yaş arası erkeklere 3 doz dokuz valanlı HPV aşısı yapılacak. Sağlıklı bir gelecek için Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, HPV aşısının henüz Sağlık Bakanlığı’nın rutin aşı uygulaması içerisinde yer almadığına dikkati çekerek, bugünün ekonomik şartlarında bu hizmete ulaşmanın pek çok aile için mümkün olmadığını söyledi. Hem sağlıkta adaletsizliği gidermeye katkı koymak hem de kansere karşı bir farkındalık oluşturmak için hayata geçirdikleri projenin amacına ulaştığını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Projemize gösterilen yoğun ilgi, ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bizlere bir kez daha gösterdi. Şehrimizde sağlıklı bir gelecek inşa etmek için tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz" dedi. HPV aşısı neden önemli? Genital siğil, prekanseröz genital lezyonlar (servikal, vajinal, vulvar, anal) ile serviks, vajinal, vulvar, anal, penil ve baş-boyun kanserleri gibi birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliği kanıtlanmış olan HPV aşısı, modern tıbbın kanserle mücadelesindeki en güçlü silahı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de rutin aşılama takviminde olmadığı için eczanelerden ücretli olarak temin edilebilen aşı özellikle 9-14 yaş arasında uygulandığında bağışıklık sistemini güçlendirerek en yüksek korumayı sağlıyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:52
Uzm. Psikoloğu Turan: "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur"
SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" dedi. ‘Riskli çocuk’ kavramının, çoğu zaman yanlış yorumlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, "Riskli çocuk, doğuştan tehlikeli olan değil; gelişim sürecinde çeşitli biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle duygusal ve davranışsal zorluklar yaşama ihtimali artmış çocuğu ifade eder" ifadelerini kullandı. Riskli çocukların toplumda farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, "Bazı çocuklar aşırı öfkeli, saldırgan ya da kurallara karşı gelme eğiliminde olabilirken; bazıları da içe kapanık, kaygılı, yalnız ve görünmez kalmayı tercih edebilir. Bu çocukların ortak noktası, duygularını düzenlemekte zorlanmaları, yaşadıkları zorluklar karşısında esnek davranamaması ve sağlıklı baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır" dedi. Anne-baba ve öğretmenler için erken farkındalığın oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Psikolog Turan, "Çocukta hızlı ve anlamsız davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okuldan kaçınma, akademik başarıda düşüş, kuralları sürekli ihlal etme ya da aşırı içe kapanma gibi belirtiler dikkatle izlenmelidir. Özellikle şiddet içerikli konuşmalar, kendine veya başkalarına zarar verme ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu durumların ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Aile içi çatışmalar, ihmal ya da tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, akran zorbalığı, dijital içeriklere kontrolsüz maruz kalma ve bazı nörogelişimsel ya da psikiyatrik yatkınlıklar bu süreci etkileyebilir. Yani çocuk davranışı, çoğu zaman çevresel ve duygusal birikimlerin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Riskli çocuklarda görülebilecek belirtiler Riskli olarak değerlendirilen çocuklarda sıklıkla görülebilecek belirtilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), davranış bozukluğu, zıt olma-karşı gelme bozukluğu ya da travma sonrası stres olduğunu kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Ancak burada önemli olan, çocuğu bir tanıya göre değil de bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması önemlidir" ifadelerine yer verdi. Riskli çocukların tedavi ve destek süreci Riskli çocuklarda tedavi ve destek sürecinin çocuğun ihtiyacına göre planlandığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Psikoeğitim, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve gerektiğinde çocuk psikiyatrik değerlendirme süreci, müdahalenin temel yapı taşlarını oluşturur. Aileyle iş birliği içinde ilerlemek, en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çünkü çocuk, değişimi en çok güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde öğrenir" dedi. Uzm. Psikolog Turan, riski çocuklara yardımcı olmak için yapılabileceklerle ilgili olarak ise, "Öncelikle yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. ‘Neden böyle davranıyor?’ sorusu yerine ‘Bu çocuk ne yaşıyor?’ sorusunu sormak çok daha kapsayıcıdır. Sınır koyarken aynı zamanda duygusal destek sunmak, tutarlı ve güvenli bir ilişki kurmak ve çocuğun kendini ifade edebileceği alanlar oluşturmak büyük önem taşır. Destek almak için rehberlik servisleri, çocuk psikologları, çocuk ve ergen psikiyatrisi birimleri ve aile danışmanlık merkezlerine başvurulabilir. Erken müdahale, riskli davranışların kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Unutulmamalıdır ki her çocuk anlaşılmaya, görülmeye ve doğru destekle yeniden yön bulmaya ihtiyaç duyar. Riskli çocukları dışlamak değil, onlara ulaşmak toplum olarak en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
2
07 Mayıs 2026 Perşembe- 10:13
Maarifin kalbinde marifetli gençlik tansiyon ölçtü
3
07 Mayıs 2026 Perşembe- 13:13
Dünyada bir ilk: Güven Hastanesi yapay zeka destekli mobil MR sistemini ameliyatta kullanıma sundu
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 09:44
Nefes darlığı, kalp, akciğer veya obezitenin habercisi olabilir
5
07 Mayıs 2026 Perşembe- 09:52
Bayburt’ta solunum yetmezliği tedavisi başarıyla sonuçlandı
06 Temmuz 2025 Pazar - 13:54
Aşırı kilolarından kurtulup 7 ayda 60 kilo verdi, aynalarla barıştı
Amasya'da sağlık sorunları ve çevre baskısı yaşamasına neden olan aşırı kilolarından kurtulmak isteyen genç kadın, geçirdiği gastrik bypass ameliyatı sonrasında 7 ayda 60 kilo vererek 120 kilodan 60 kiloya düştü. Bambaşka bir görünüme kavuşan 28 yaşındaki Vesile Kıroğlu, "Kendimi aynada görmek istediğim halime ulaşana kadar pes etmedim. Nefes alışım bile değişti. Çevre baskısı en güzel 'vesile' oldu" dedi.
06 Temmuz 2025 Pazar - 11:41
ALKÜ’lü bilim insanı Parkinson için Oxford’da
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Dilara Nemutlu Samur, Parkinson hastalığının erken evresinde bağırsak ve beyin arasındaki ilişkiyi incelemeye yönelik geliştirdiği çalışma kapsamında, Oxford Üniversitesine bağlı Radcliffe Tıp Bölümü’ne araştırma ziyareti gerçekleştirdi. ALKÜ Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üyesi Dilara Nemutlu Samur, Oxford Üniversitesine bağlı Radcliffe Tıp Bölümü’nde yer alan "Mikroakışkan Nörolojik Modeller" araştırma grubunu ziyaret etti. Sinir sistemi hastalıklarını laboratuvar ortamında taklit edebilen mikroakışkan çip sistemleri üzerine çalışmalar yürüten grup lideri Dr. Paul Holloway ile çalışan Dr. Öğr. Üyesi Nemutlu Samur, Parkinson hastalığının erken evresinde bağırsak ve beyin arasındaki ilişkiyi inceleyen bir model geliştirebilmek için çalıştı. Dr. Nemutlu Samur, Oxford’daki nisan ve mayıs aylarındaki araştırma ziyareti sırasında bağırsak ve beyin hücrelerini bir çip üzerinde bir araya getiren özel bir sistemle ilk pilot deneylerini gerçekleştirme fırsatı buldu. Ziyaret, aynı zamanda ALKÜ adına uluslararası akademik iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir gelişme olarak kaydedildi. Mikroakışkan sistemlerle parkinson hastalığının başlangıç mekanizmaları laboratuvarda inceleniyor Dr. Öğr. Üyesi Dilara Nemutlu Samur, çalışmanın Parkinson hastalığının erken evresine ilişkin biyolojik süreçlerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabileceğini ve bu doğrultuda gelecekteki tanı veya tedavi yaklaşımlarına ışık tutabilecek materyaller elde edilebileceğini belirtti. Samur, günümüzde yapılan araştırmaların Parkinson hastalığının yalnızca beyinde başlayan bir hastalık olmadığını söyleyerek "Yapılan araştırmalar hastalığın ilk belirtilerinin bağırsakta ortaya çıktığını ortaya koymaktadır. Hatta hastalığın, elde titreme gibi motor belirtilerden 10-15 yıl önce, çeşitli sindirim sorunlarıyla kendini göstermeye başladığı düşünülmektedir. Yani hastalık beyin yerine bağırsakta sessizce başlayıp zamanla sinir yollarını takip ederek beyne ulaşıyor olabilir. "Bağırsak-beyin aksı" olarak adlandırılan bu bağlantı, hastalığın tanısı ve tedavisi açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle araştırmalar artık sadece beynin değil, sindirim sisteminin de detaylı bir şekilde incelenmesini gerektiriyor. Bağırsak-beyin hattını daha iyi anlamaya yönelik araştırmalar, Parkinson’un çok daha erken dönemde teşhis edilmesini sağlayabilir ve yeni ilaçların geliştirilmesine kapı aralayabilir." dedi. Dr. Nemutlu Samur, mikroakışkan modelleri ileride ALKÜ bünyesindeki laboratuvarda kurarak benzer deneyleri üniversite bünyesinde de sürdürebilmeyi hedeflediğini belirtti.
06 Temmuz 2025 Pazar - 11:09
Evcil hayvanlarla birlikte büyüyen bebeklerin bağışıklık sistemi güçleniyor
Evcil hayvanlar ile birlikte büyüyen bebeklerin bağışıklık sisteminin olumlu etkilediğini belirten Denizli Özel Tekden Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tunç Aydın, "Evcil hayvanla aynı ortamda büyüyen bebeklerde alerjik astım, egzama ve rinit gibi hastalıklar daha az görülüyor. Yani bu durum bağışıklık sistemini olumlu etkileyebiliyor" dedi. Denizli Özel Tekden Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tunç Aydın, evcil hayvanlarla birlikte büyüyen bebeklerin bağışıklık sisteminin olumlu yönde etkilendiğini belirtti. Yapılan araştırmalara göre, yaşamın ilk yılında evcil hayvanla aynı ortamda bulunan bebeklerde alerjik astım, egzama ve rinit gibi hastalıkların daha az görüldüğünü vurgulayan Aydın, bu durumun bağışıklık sistemini desteklediğini dile getirdi. Evcil hayvanların faydalarının yanı sıra bazı riskler taşıyabileceğine de dikkat çeken Uzmanı Dr. Tunç Aydın, bebeklerin hayvanlarla asla yalnız bırakılmaması gerektiğini belirterek, tırmalama, ısırma ve kıskanma gibi durumlara karşı dikkatli olunması gerektiğini konusunda uyarılarda bulundu. Evcil hayvanların düzenli veteriner kontrollerinin yapılmasının, aşılarının tamamlanmasının ve hijyen kurallarına uyulmasının önemli olduğunu kaydetti. Aynı zamanda Uzman Dr. Aydın; evcil hayvanlarla büyüyen çocukların yalnızca fiziksel olarak değil, duygusal açıdan da daha sağlıklı ve empatik bireyler olabileceğini ifade etti. "Evde yaşayan evcil hayvanların bebeklerimiz için bağışıklık sistemini olumlu etkileyebiliyor" Bebeklerin evde evcil hayvan ile birlikte yaşamasının alerjik astım, egzama ve rinit gibi hastalıkların daha az görüldüğü belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tunç Aydın, "Çoğu aile evcil hayvanların alerjiye neden olabileceğinden endişelenir. Ama araştırmalar gösteriyor ki evcil hayvanlarla erken temas alerji riskini azaltabiliyor. Özellikle yaşamın ilk yılında evcil hayvanla aynı ortamda büyüyen bebeklerde alerjik astım, egzama ve rinit gibi hastalıklar daha az görülüyor. Yani bu durum bağışıklık sistemini olumlu etkileyebiliyor" dedi. "Evcil hayvanlarla büyüyen bebekler sadece daha sağlıklı değil, daha empatik ve mutlu olabilir" Bebekleri asla yalnız bırakılmaması gerektiğini evcil hayvanların veteriner kontrollerinin düzenli bir şekilde yapılmasını dile getiren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tunç Aydın, "Bazı konularda dikkat etmemiz lazım. Ne kadar uysal olursa olsun evcil hayvanlarımızın da birer hayvan olduğunu unutmamalıyız. Bebeğimizi asla yalnız bırakmamalıyız. Tırmalama, ısırma, kıskanma gibi riskler her zaman göz önünde bulundurulmalı. Ayrıca mutlaka evcil hayvanımızın düzenli veteriner kontrollerini yaptırmalıyız. Aşıları, parazit tedavileri ve hijyenine mutlaka dikkat etmeliyiz. Evcil hayvanlarla büyüyen çocuklar sadece daha sağlıklı değil aynı zamanda daha empatik ve mutlu olabilir. Güvenlik ve sağlık her zaman önceliğimiz olmalı" diye konuştu.
06 Temmuz 2025 Pazar - 10:48
Türk bilim insanları geliştirdi: Bu eldiven sağlık alanında çığır açacak
Çorum Hitit Üniversitesi’nde yürütülen projede ameliyatlarda ve cerrahi operasyonlarda malzemelerin sayımını kolaylaştıracak sayım eldiveni tasarlandı. Ameliyatlarda sağlık personeli için büyük kolaylık sağlayacak eldiven, tasarım tescili aldı.
06 Temmuz 2025 Pazar - 10:25
Şeker hastalığı artık küçük yaşlarda da görülebiliyor
Ülkemizde 0-18 yaş grubundaki her 100 bin çocuktan yaklaşık 10-20’sinde Tip 1 diyabet görülüyor. Hastalığın görülme yaşı giderek düştüğünü, okul öncesi dönemde, hatta 1 yaşından küçük bebeklerde bile tanı konulabildiğini belirten Uzm. Dr. Jalilova, "Bu durum, ebeveynlerin ve sağlık çalışanlarının çocuklarda diyabet belirtilerini erken fark etmesinin önemini artırmaktadır" dedi. Aileler çocuklarında şeker hastalığından şüphelenmediği için doktora farklı sorunlarla başvuruyor. Sık idrara çıkma, özellikle geceleri alt ıslatma, aşırı susama, iştah açık olmasına karşı kilo kaybı, halsizlik, yorgunluk en sık görülen belirtiler. Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Dr. Arzu Jalilova kan şekerini düzenleyen insülin hormonunun eksikliğinin, yetersizliğinin Tip 1 diyabete neden olduğunu hatırlattı. Jalilova, çocukluk çağında en sık görülen diyabet türünün Tip 1 diyabet olduğunu ve son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sıklığında artış gözlendiğini kaydetti. Tip 1 diyabetin genellikle ani başlangıçlı olduğunu ve belirgin belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Jalilova, "Sık idrara çıkma (özellikle geceleri alt ıslatma), aşırı susama, iştah açık olmasına karşı kilo kaybı, halsizlik, yorgunluk en sık görülen belirtilerdir. Bu belirtiler hızla ilerleyebilir ve tedavi edilmezse ‘diyabetik ketoasidoz’ adı verilen, hayatı tehdit eden bir tabloya yol açabilir" diye konuştu. Anne babalar diyabetten ne zaman şüphelenmeli Genelde ailelerin çocuklarında şeker hastalığından şüphelenmediğini, bu yüzden de doktora farklı sorunlarla başvurduklarını belirten Uzm. Dr. Jalilova, anne babaları tanıda geç kalmamaları konusunda uyardı; "Çocuklarında bu belirtileri gören anne babalar zaman kaybetmeden bir endokrinoloji uzmanına başvurmalıdır. Özellikle aniden gelişen kilo kaybı, susuzluk ve sık idrara çıkma belirtileri alarm verici olmalıdır. Basit bir parmak ucu kan şekeri ölçümü ile tanıya ulaşmak mümkündür" dedi. Tedavide büyük ilerlemeler var Çocuklarda Tip 1 diyabet tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Uzm. Dr. Arzu Jalilova bu konuda şu bilgileri verdi: "Bu tedavi yöntemlerinden biri kısaca SGM denilen Sürekli Glukoz İzleme Sistemleridir. Parmak delmeden, deri altından kan şekeri düzeyini sürekli ölçen sensör sistemleri çocukların yaşam kalitesini artırmaktadır. Bir diğeri ise Hibrit Kapalı Döngü Sistemleri ya da diğer adıyla yapay pankreas teknolojileridir. Hem insülin pompası hem de SGM kullanan sistemler, daha iyi glisemik kontrol sağlamaktadır." Anne babalara öneriler Araştırmalar, ülkemizde 0-18 yaş grubundaki her 100 bin çocuktan yaklaşık 10-20’sinde Tip 1 diyabet görüldüğünü göstermektedir diyen Uzm. Dr. Jalilova tanıdan sonra ilk günlerin zorlayıcı olabildiğini, ancak doğru eğitim ve destekle bu süreç yönetilebileceğini söyledi. Tedavi sürecine çocuğun da aktif şekilde dahil edilmesi gerektiğini belirten Jalilova, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaşına uygun şekilde çocuğa hastalığı anlatmak ve onu yönetim sürecine dahil etmek uzun vadede olumlu sonuç verir. Eğitim öğretim dönemlerinde okulda öğretmen ve yöneticilere bilgi verilerek çocuğun diyabet yönetimi güvence altına alınmalıdır. Düzenli kan şekeri takibi, insülin kullanımı ve dengeli beslenme en önemli üçlüdür. Endokrinoloji uzmanı ile yapılan rutin kontroller, hem tedaviye yön verir hem de komplikasyonları önler. Diyabetli çocuklar spor yapabilir, sosyal aktivitelere katılabilir; önemli olan planlı ve bilinçli olmaktır."
06 Temmuz 2025 Pazar - 10:21
Yaz aylarında kene tehlikesine dikkat
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte doğada geçirilen vakit arttıkça, ancak uzmanlar vatandaşları kene tehlikesine karşı uyarıyor. Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Reşit Mıstık, yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte kenelerin aktif hale geldiğini ve bu dönemde kene ısırmalarına karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti. İnsan vücuduna tutunarak kan emen dış parazitler olarak tanımlanan keneler ciddi hastalıklara neden olabiliyor. Ağrı ve kaşıntı hissi oluşturmadıkları için fark edilmeleri zor olan keneler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olmak üzere, Lyme hastalığı, Akdeniz Benekli Ateşi, Q Ateşi ve babezyoz gibi birçok virüs, bakteri ve paraziti insanlara taşıyabiliyor. Medicana Bursa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reşit Mıstık, 2002 yılında Tokat’ta başlayan KKKA salgınının zamanla İç Karadeniz’in büyük bölümüne yayıldığını hatırlatarak, dikkatli olunması konusunda önemli uyarılarda bulundu. Kene ısırmasında ilk müdahale çok önemli Prof. Dr. Reşit Mıstık, "Kene tutunmasından sonraki 10 gün boyunca kişi ateş, halsizlik, baş ağrısı, bulantı gibi belirtiler açısından kendini izlemeli ve herhangi bir belirti durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" diyerek, kene ısırması durumunda yapılması gerekenleri şöyle özetledi; "Kene ezilmeden, penset yardımıyla vücuda tutunduğu yerden çıkarılmalı. Üzerine herhangi bir madde sürülmemeli. Çıplak elle temas edilmemeli. Çıkarıldıktan sonra kene çamaşır suyuna atılarak imha edilmeli. Kişi mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı. Ateş ve halsizlik gibi belirtiler takip edilmeli. Kene mümkünse ince uçlu bir pensetle, ezmeden çıkarılmalı. Üzerine kolonya, yağ, deterjan gibi maddeler kesinlikle sürülmemeli. Çıkarılan kene çamaşır suyuna atılarak imha edilmeli. Isırılan kişi en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurmalı. Sonraki 10 gün boyunca ateş, halsizlik, bulantı gibi belirtiler izlenmeli. Keneden korunmak için uzun kollu kıyafet ve pantolon giyilmeli. Pantolon paçaları çorap içine sokulmalı. Açık renk kıyafetler tercih edilmeli. Doğadan dönüşte tüm vücut kene açısından kontrol edilmeli."
06 Temmuz 2025 Pazar - 10:15
Sağlık ocaklarında akupunktur tedavisi Türkiye’de ilk defa Eskişehir’de uygulandı
Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları (GETAT) çerçevesinde Türkiye’de ilk defa bir sağlık ocağında, Eskişehir’de bulunan Adalar Aile Sağlığı Merkezi’nde akupunktur tedavisi gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığı’nca GETAT eğitimi almış doktorlara sağlık ocaklarında uygulama yapabilme izni verildi. Bu çerçevede; Ankara Lokman Hekim Üniversitesi’nde eğitim alan ve Adalar Aile Sağlığı Merkezi’nde görevli Dr. Osman Mollaoğlu, bu cumartesi günü akupunktur tedavisine başladı. Bu uygulamanın bir sağlık ocağında Türkiye’de ilk defa Eskişehir’de gerçekleştirildiği belirtildi. Şu anda sadece hafta sonları yapılan uygulamayla ilgili bilgi paylaşan Dr. Mollaoğlu, akupunkturun tüm hastalıklarda rahatlıkla kullanılabilecek bir yöntem olduğunu ve modern tıbbı destekleyici özelliği olduğunu söyledi. "Geleneksel ve tamamlayıcı tıbbı Türkiye’de bir ilk olarak Eskişehir’e getirmiş bulunmaktayız" Konuyla ilgili açıklamada bulunan Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Serkan Ceyhan, "Eskişehir halkına, hatta çevre illere de her geçen gün sağlık hizmetinin yelpazesini genişletme amacındayız ve bunu belki yavaş adımlarla ama her geçen gün biraz daha artırma durumundayız. Yine birinci basamakta uyguladığımız hizmetlere ek olarak da geleneksel ve tamamlayıcı tıbbı da Türkiye’de bir ilk olarak Eskişehir’e getirmiş bulunmaktayız. Odunpazarı İlçesi’nde bağlı Adalar Aile Sağlığı Merkezi’mizdeki Dr. Osman Mollaoğlu hocamızın öncülüğünde artık bu birimimizde de akupunktur tedavileri yapılmaya başlanacaktır. Bundan sonra da yeni açılacak hizmet birimleri, yeni açılacak ünitelerle ve personellerimizle birlikte sağlık çalışanlarının fedakâr ve özverili gayretleriyle Eskişehir halkımızda sağlık hizmetini daha da yaygınlaştırma gayretinde, bilincinde olacağız ve çalışmalarımız da devam edecektir" dedi. "GETAT uygulamalarıyla Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyoruz" Adalar Aile Sağlığı Merkezi’nde görevli Dr. Osman Mollaoğlu ise, "2021 yılında akupunktur eğitimlerini Ankara Lokman Hekim Üniversitesi’nde Profesör Doktor Cemal Çevik hocanın ekibiyle birlikte tamamlamış bulunmaktayım. Bu eğitimler sonrasında bakanlığımızın da sağlık ocaklarında GETAT eğitimi almış doktor arkadaşlarımızın uygulama yapabilme izni vermesi sonrasında biz akupunktur konusunda Adalar Aile Sağlığı Merkezi’nde hafta sonu itibarıyla hizmete başlıyoruz ve inşallah memleketimiz için hayırlı olur. İleriki dönemlerde belki bakanlığımızın izniyle de mesai saatleri sonrasında olabileceğini düşünüyoruz. Eskişehir hep ilkleri yaşayan bir şehir, memleket. Eğitimde öncü olan bir memleket, sağlıkta da aynı öncülüğü 2006 yılında aile hekimliğiyle başlamıştı. Şimdi GETAT uygulamalarıyla Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyoruz. Bundan gurur duyuyorum" şeklinde konuştu. "Modern tıbbı tamamlayıcı ve destekleyici bir özelliği vardır." Akupunktur tedavisiyle ilgili detaylara değinen Dr. Mollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Modern tıbbın yanında geleneksel tıp uygulamalarından akupunktur tüm hastalıklarda rahatlıkla kullanılabilecek modületedir ve modern tıbbı tamamlayıcı ve destekleyici bir özelliği vardır. Geçmeyen kas ve iskelet sistemi ağrılarında, baş dönmelerinde, migren gibi baş ağrılarında, psikolojik ve ruhsal hastalıkların desteklenmesinde, aynı zamanda immün sistemin modüle edilip rahatlatılmasında ve çoklu ilaç kullanımı yapan hastalarımızın daha rahatlıkla hastalıklarını geçirmesinde yardımcı ve tamamlayıcı bir rol almaktadır. Bu da hastalarımızı çok rahatlatmaktadır."
06 Temmuz 2025 Pazar - 09:26
Prof. Dr. Özkan: "Çocuklarınızın dişleri neden çıkmıyor? İşte bu hormon eksikliğinden"
Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, tiroit hormonlarının ağız ve diş sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerine dair önemli açıklamalarda bulunarak, "Tiroid hormonlarındaki en küçük bir dengesizlik bile dişlerinizi, dişetlerinizi, çene ve çene kemik yapınızı telafisi güç şekilde etkileyebilir" diyerek uyardı. Özkan, yaptığı açıklamada, diş gelişiminin ana rahminde başladığını, tiroidin ise bu sürecin kalbinde olduğunu belirterek, "Tiroit hormonları (T ve T) diş gelişiminin embriyolojik dönemde başlar. Tiroidiniz sağlıklı değilse, dişleriniz daha çene kemiği oluşmadan hasar almaya başlar. Dişin şekli, dişin sürme zamanı, diş mine yapısı Hepsi tiroidin denetimindedir. Bilimsel araştırmalar, tiroit hormon eksikliğinin dişlerin olgunlaşmasını ve gelişimini bozduğunu ve bu durumun hem süt dişi hem de kalıcı (daimi )dişlerde ciddi yapısal sorunlara yol açtığını gösteriyor" dedi. "Çocuğunuzun dişleri geç çıkıyorsa Bu bir alarm olabilir." Özkan, özellikle çocuklarda hipotiroidizmin diş sürmesinde 6-12 aya kadar gecikmeye neden olabildiğinin altını çizerek şöyle devam etti: "Bir diş geç çıkıyorsa sadece diş değil, tiroit hormonları da incelenmeli. Gecikmiş diş sürmelerinin yanında çene darlığı (mikrognati), çene öne çıkıklığı (maksiller protrüzyon) ve diş çapraşıklığının da tiroit kaynaklı olabilir. Diş minesi zayıfsa, diş çürükleri kaçınılmazdır. Tiroit eksikliği, dişin en dış ve koruyucu tabakası olan diş minesinde incelme ve diş minesi kaybına neden oluyor. Mine hipoplazisi dediğimiz bu tablo hem estetik hem sağlık açısından ciddi bir sorundur. Dişler zayıf, kırılgan ve çürümeye açık hale gelir. Bu bireylerde diş mine defekti (DDE) skorlarının çok daha yüksek." "Büyük dil, kalın dudaklar ve konuşma bozuklukları! Tiroit eksikliği nefes almayı bile güçleştiriyor" Hipotiroidinin sadece diş değil, tüm ağız dokularını etkilediğini anlatan Özkan, "Dil büyümesi (makroglossi), kalın dudaklar ve diş kapanış bozukluğu gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Bu bireylerde konuşma bozukluğu, çiğneme zorluğu ve nefes alma problemleri sık görülür. Bu durum çocuğun gelişimini hem fonksiyonel hem psikolojik olarak sekteye uğratabilir. Bu bulguların hiçbirinin ‘normal gelişim süreci’ olarak görülmemesi gerekiyor" diye konuştu. "Diş eti şişmeleri, ağızda kuruluk, tat kaybı! Tiroit bozukluğu ağız florasını da yok ediyor" Tiroit bozukluklarının, tükürük bezlerinin çalışmasını da etkilediğine dikkat çeken Özkan, şunları kaydetti: "Ağız kuruluğu (xerostomia), tat alma bozuklukları ve sürekli tekrarlayan diş eti şişmeleri hipotiroidi hastalarında sık rastlanan bulgular arasında. Tükürük vücudun doğal antiseptiğidir. Azalınca bakteri florası değişir, diş çürükleri hızla yayılır, kötü ağız kokusu artar, tat alma yetisi bozulur. Bu durum sosyal yaşamı dahi etkileyebilir. Cerrahi işlemler kabusa dönüşebilir. Diş çekimi veya endodontik (kök kanal) tedavi gibi cerrahi işlemlerde hipotiroidizmin komplikasyonlara yol açabileceğine dikkat çekiyor: Yara iyileşmesi gecikir, enfeksiyon riski artar. Diş çekim sonrası kuru soket (alveoler osteit) riski hipotiroidi hastalarında çok daha yüksektir. Aynı şekilde kök kanal tedavilerinin başarısı da metabolik yavaşlama nedeniyle düşer." "Guatr bölgesindeki çocuklara dikkat: Kretinizm tüm gelişimi durdurabilir!" Özkan, "Endemik guatr bölgelerinde doğan çocuklar, hayatlarının ilk dakikalarında tiroit hormonlarına ulaşamazsa, kretinizm riskiyle karşı karşıya kalır. Bu çocuklarda sadece zeka geriliği değil, diş gelişimi de durur. Ağır diş mine defektleri, dil büyüklüğü, çene darlığı ve kalıcı konuşma bozuklukları oluşabilir. Doğum öncesi iyot desteği ve erken tiroit takviyesi tedavisi hayati önem taşır. Diş hekimleri çocuklarda ilk belirtileri fark eden sağlık profesyonelleri olabilir" dedi. "Multidisipliner yaklaşım şart" Son olarak Özkan, diş hekimleri, diş çene cerrahları, endokrinologlar ve çocuk hekimlerinin iş birliği içinde çalışması gerektiğini vurgulayarak, "Tiroit hastalığı olan bireylerde düzenli diş hekimi muayeneleri, flor uygulamaları, diş çürük önleyici tedaviler ve özel ağız hijyeni eğitimleri hayati önem taşır. Aksi takdirde, tiroit bozukluklarının ağızda bıraktığı izler bir ömür boyu taşınır" diye konuştu.
05 Temmuz 2025 Cumartesi - 20:41
70 yaşındaki hasta ambulans helikopter ile Van’a getirildi
Van’ın Bahçesaray ilçesinde serebrovasküler hastalıklar (SVO) teşhisi konulan 70 yaşındaki hasta, ambulans helikopter ile Van’a getirildi. Bahçesaray Devlet Hastanesinde serebrovasküler hastalıklar (SVO) tedavi gören 70 yaşındaki hasta, ileri tetkik ve tedavisi için Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezi’ne sevki kararlaştırıldı. Van İl Sağlık Müdürlüğü ile iletişime geçilerek helikopter ambulans talep edildi. Kısa sürede Bahçesaray’a giden helikopter ambulans hastayı alarak Van’a nakli sağlandı.
05 Temmuz 2025 Cumartesi - 17:12
Beyşehir’de gıda kontrol ekipleri denetimde
Konya’nın Beyşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde görev yapan gıda kontrol ekipleri tarafından denetimler gerçekleştirildi. Ekipler, ilçe genelinde faaliyet gösteren gıda işletmelerini denetime tabi tuttu. Tarım ve Orman Bakanlığının gıda kontrol planı çerçevesinde gerçekleştirilen denetimlerde, işletmelerde üretimi ve satışı yapılan ürünlerden analiz yaptırılmak üzere numuneler alındı. Denetimlerde, işletmelerin hijyen şartları, ürün ve malzeme saklama şartları, çalışanların kişisel hijyenleri, satış ve sunumda kullanılan alet ve ekipmanların uygunluğu da kontrol edildi. Yürütülen denetim faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan açıklamada, güvenilir ve sağlıklı gıda arzının sağlanması için ilçe sınırları içerisindeki tüm gıda üretim ve satış yerlerinin risk esaslarına göre kesintisiz olarak denetlenmekte olduğu belirtildi. Açıklamanın devamında, "Vatandaşlarımız gerek toplu tüketim yerlerinde, gerek alışveriş yaptığı noktalarda karşılaştıkları herhangi bir problemle ilgili Tarım ve Orman Bakanlığımıza ait 174 Alo Gıda hattını arayabilirler" ifadelerine yer verildi.
05 Temmuz 2025 Cumartesi - 15:51
Van Şehir Hastanesi için ilk kazma vuruldu
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi yerleşkesinde inşa edilecek 800 yataklı şehir hastanesi için ilk kazma vuruldu. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaklaşık 3 milyon hastaya hizmet veren SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yanında inşa edilecek 800 yataklı yeni hastane binasıyla birlikte mevcut hastane, "şehir hastanesi" statüsü kazanacak. 240 bin metrekarelik alana inşa edilecek dev sağlık kompleksinin ihalesi kısa süre önce tamamlanırken, alanda kazı ve temel hazırlık çalışmaları başladı. Modern tıbbi donanımı ve kapasitesiyle bölgenin en büyük sağlık yatırımlarından biri olacak Van Şehir Hastanesi’nin tamamlanmasıyla birlikte kentin sağlık hizmet altyapısında büyük bir dönüşüm yaşanması bekleniyor.
05 Temmuz 2025 Cumartesi - 14:19
’İdeal kilonu öğren sağlıklı yaşa’ kampanyasında 6,5 milyon kişiye ulaşıldı
Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde başlatılan "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyasında 6,5 milyon kişiye ulaşıldı. Sağlık Bakanlığınca ülke genelinde hayata geçirilen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyasının yedinci haftası sonundan Türkiye genelinde 6,5 milyon kişinin boy ve kilo ölçümleri gerçekleştirildi. Yüzde 47’isini erkek, yüzde 52,9’unu kadınların oluşturduğu ölçümlerin sonucunda 3 milyon 792 bin 730 kişinin vücut kitle indeksi ‘normal’ kilo aralığının üzerinde çıktı. Ölçümü yapılan kişilerden, yaklaşık yüzde 6’sının ‘zayıf’, 33’ünün ‘normal’, yüzde 35’inin fazla kilolu ve yüzde 26’sının ‘obez’ aralığında olduğu; erkeklerde ‘fazla kiloluluk’, kadınlarda ise ‘obezite’ oranının fazla olduğu belirlendi. Kampanyanın 21-27 Haziran tarihlerini kapsayan yedinci haftasında, katılım rekoru yenilendi. 628 bin 161’i erkek, 708 bin 428’i kadın olmak üzere toplam 1 milyon 336 bin 589 kişinin boy-kilo ölçümü yapıldı. Ölçümü yapılanlardan sadece yüzde 6,7’si ‘zayıf’ aralığında çıktı Ölçümler sonucunda kampanya katılan kişilerin vücut kitle indeksi (VKİ) belirlendi. Bu verilerden hareketle yapılan analizde, kampanyaya katılan 1 milyon 336 bin 589 kişinin yüzde 6,7’sinin zayıf (VKİ
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder