Yerel Haberler
Sakarya
21 Şubat 2026 Cumartesi - 17:27 Evinden 20 kamyon çöp çıkarılan yaşlı adam son yolculuğuna uğurlandı Sakarya’nın Akyazı ilçesinde evinden kamyonlar dolusu çöp çıkartılan ve tamir için çıktığı ambarın çatısından düşerek hayatını kaybeden 76 yaşındaki adam, son yolculuğuna uğurlandı. 17 Şubat’ta Yeni Mahalle’de Tosun’a ait olduğu öğrenilen evde, vatandaşların ihbarı üzerine ekipler inceleme başlattı. Yapılan kontrollerde iki katlı evin alt katının tamamen çöplerle dolu olduğu tespit edildi. Belediye ekipleri, ev ve bahçede biriken atıkları iş makinesi ve kamyonlar eşliğinde tahliye etti. Çalışma süresince polis ve zabıta ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, sağlık ekipleri de muhtemel durumlara karşı hazır bekledi. 18 Şubat’ta devam eden çalışmalarda yaklaşık 20 kamyon çöp çıkarıldı. Son yolculuğuna uğurlandı Evinden kamyon kamyon çöp çıkartılan 76 yaşındaki Tosun, İnönü Mahallesi’nde bulunan bir ambarın çatısını tamir etmek istediği sırada düşerek ağır yaralandı. Durumun haber verilmesi üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerinde gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahale sonrasında hastaneye sevk edilen Tosun, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Hastane işlemleri sonrasında Tosun’un cenazesi yakınlarına teslim edilerek Ulu Camii’ne getirildi. Burada ikindi ezanı sonrasında kılınan namazın ardından Tosun’un cenazesi toprağa verildi.
Yapay zekanın eğitimcilerin yerini alma ihtimali SAÜ’de konuşuldu
18 Temmuz 2025 Cuma - 11:40 Yapay zekanın eğitimcilerin yerini alma ihtimali SAÜ’de konuşuldu Sakarya Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi bünyesinde gerçekleştirilen Bilim Söyleşileri serisinin altıncı konuğu Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. M. Barış Horzum oldu. "İnsan mı öğretir, makine mi? Geleceğin sınıfında kim var?" başlığıyla gerçekleştirilen söyleşide, yapay zekanın öğretmenler üzerindeki etkisi konuşuldu. Şehit Erol Olçok Anadolu Lisesinde gerçekleştirilen programa, Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özer Köseoğlu, Sakarya İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Bakırtaş, akademisyenler ve öğretmenler katıldı. Yapay zekanın kullanımının artışıyla birlikte sınıflardaki değişimlerden bahseden Prof. Dr. Horzum, tarihi süreçteki teknolojik gelişmelerden örnekler vererek, yeni gelişmelerin ortaya çıktığı ilk zamanlarda tehdit olarak görüldüğünü hatırlattı. Pandemi süreciyle birlikte dijitalleşmenin hayatın merkezine oturduğunu hatırlatan Horzum, bu dönemin aynı zamanda teknolojiye olan hazır bulunuşluk seviyesini küresel ölçekte yükselttiğini belirtti. Yapay zekanın sunduğu tüm ihtimallere rağmen öğretmenin sınıftaki yerinin hiçbir zaman değişmeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Horzum, teknoloji ne noktaya gelirse gelsin insanın bulunmadığı hiçbir alanda kalıcı bir sonucun mümkün olmayacağını söyledi. Öğrenci-öğretmen etkileşiminin öğrenme sürecindeki belirleyici rolüne değinen Horzum, yapılan araştırmaların, öğrencilerin en çok sevdikleri öğretmenlerin derslerinde daha başarılı olduklarını ortaya koyduğunu hatırlattı ve bu güçlü iletişimin yapay zeka ile tam anlamıyla kurulamayacağını vurguladı. Yapay zekayla ilgili yapılan araştırmalardan veriler paylaşan Prof. Dr. Horzum, yapay zekayı yardımcı unsur olarak kullanan bireylerin hem akademik başarılarının arttığını hem de zihinsel ve bilişsel özelliklerinde herhangi bir olumsuz değişim yaşanmadığını aktardı. Yapay zekaya tamamen güvenen bireylerin zihinsel kapasitesinde gerileme yaşandığını da belirten Horzum, bu konuda dikkatli olunması gerektiğini dile getirdi. Eğitimde fırsat eşitliği çerçevesinde yapay zekanın nerede konumlandığını da değerlendiren Prof. Dr. Horzum, bu noktada teknolojinin ne kadar erken ya da geç benimsenmesinin avantaj ve dezavantajlarını iyi analiz etmenin önemine dikkati çekti. Teknolojinin beraberinde getirdiği olumsuzlukların önüne geçilmesinde en etkili yolun eğitim olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Horzum, bu süreçte en büyük sorumluluğun öğretmenlerde olduğunu ve yapay zeka konusunda kaygı taşımadığını ifade ederek sözlerini tamamladı.
SAÜ’de 15 Temmuz’un toplumsal ve politik boyutu tartışıldı
18 Temmuz 2025 Cuma - 10:56 SAÜ’de 15 Temmuz’un toplumsal ve politik boyutu tartışıldı Sakarya Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından düzenlenen Bilim Söyleşileri serisinin sekizinci programında, "15 Temmuz Darbe Girişiminin Toplumsal ve Politik Anatomisi" başlıklı panel gerçekleştirildi. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) ülke genelindeki üniversitelerde başlattığı "Bilim Kafe" etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen panelde, 15 Temmuz’un tarihsel, toplumsal ve siyasal yönleri kapsamlı şekilde ele alındı. Panelin açılış konuşmasını yapan Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, Türkiye’nin yer aldığı Orta Doğu coğrafyasının tarihsel ve stratejik sorumluluklar barındırdığını vurguladı. Bu zorlu coğrafyada güçlü bir ordu, sağlam bir ekonomi, dinamik bir toplum ve çağdaş teknolojilere sahip olmanın hayati önem taşıdığını belirtti. Sivil-asker ilişkilerinin Türkiye’de geçmişte sorunlu bir alan olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Al, bazı ayrışmalar olsa da 15 Temmuz’un, 12 Eylül’ün ve 28 Şubat’ın da bu dengesizliğin ürünü olduğunu ifade etti. Rektör Al, "Demokrasinin gereği olarak her kurum sınırlarını korumalı, kurumlar kendi işine odaklanmalıdır. Üniversiteler kendi işini, ordu kendi görevini yapmalıdır. Biz işimizi iyi şekilde yaparak bu ülkeye ve demokratik düzene katkı yapmaya çalışıyoruz" dedi. Sakarya Üniversitesi’nin eğitim, araştırma ve topluma katkı alanlarında üstlendiği sorumluluğa dikkat çeken Rektör Al, üniversitelerin güçlü ve özerk yapısının ülkenin kalkınmasına, istikrarına ve demokrasisine katkı sunduğunu belirtti. 15 Temmuz’un ortaya çıkardığı birlik ve dayanışma ruhunun yaşatılması gerektiğini vurgulayan Rektör Al, bu süreçte daha sağlıklı bir zemine oturan sivil-asker ilişkilerinin kalıcı olması temennisinde bulundu Panelin moderatörlüğünü yapan Prof. Dr. Özer Köseoğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin yalnızca güncel bir olgu değil; tarihsel kökenleri olan, ordu-siyaset ve ordu-toplum ilişkilerinin dönüşümünü yansıtan bir süreç olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Kemal İnat konuşmasında, 15 Temmuz 2016’da yaşananların yalnızca bir darbe girişimi değil; aynı zamanda terör örgütü tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir saldırı olduğunu ifade etti. Bu yönüyle 15 Temmuz’un, önceki darbe girişimlerinden ayrıştığını dile getiren İnat, olayın hem darbe hem de terör eylemi niteliği taşıdığını söyledi. Türkiye’nin son yıllarda benimsediği bağımsız dış politika çizgisi ve İsrail’le yaşanan gerilimlerin, saldırının hedeflerini anlamada önemli ipuçları sunduğunu belirten İnat, dış müdahalelerin Türkiye üzerindeki tarihsel etkisine dikkat çekti. Sivil-asker ilişkilerinin dönüşümüne de değinen Prof. Dr. Kemal İnat, kamuoyunda Genelkurmay Başkanı’nın isminin dahi bilinmemesinin bu dönüşümün önemli bir göstergesi olduğunu belirtti. 1990’lı yıllarda belirgin şekilde hissedilen askeri vesayetin büyük ölçüde geride bırakıldığını söyleyen İnat, bu dönüşümde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleştirilen reformların etkili olduğunu ifade etti. Ancak bu kazanımların kalıcılığının yalnızca yapısal değişikliklerle değil, aynı zamanda güçlü siyasi irade ve toplumsal bilinçle mümkün olabileceğini vurguladı. Uluslararası ilişkiler bağlamında, devletler arası ilişkilerin çoğu zaman hukuk değil, güç temelli ilerlediğini de sözlerine ekledi. Prof. Dr. Mustafa Kemal Şan ise, 15 Temmuz’un Türkiye’deki darbe geleneğinden farklı bir karaktere sahip olduğunu ifade etti. Bu kalkışmanın yalnızca mevcut siyasi iktidarı değil, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel yapısını hedef aldığını vurgulayan Şan, FETÖ yapılanmasının uzun yıllar boyunca farklı kesimlerle kurduğu ilişkiler sayesinde meşruiyet kazandığını, bu nedenle tehdit boyutunun geç fark edildiğini dile getirdi. Konuşmasında 15 Temmuz’un dini yapılar üzerindeki etkilerini değerlendiren Prof. Dr. Mustafa Kemal Şan, FETÖ yapılanmasının dini değerleri istismar ettiğini, bu durumun hem laiklik ilkesine bakışı hem de dini gruplara yönelik toplumsal algıyı olumsuz etkilediğini söyledi. FETÖ’nün mahremiyet ihlalleri ve şantaj mekanizmaları üzerinden yürüttüğü faaliyetlerin, İslam kurumuna da zarar verdiğini vurgulayan Şan, bu durumun hem seküler kesimlerin dine yaklaşımında mesafe oluşturduğunu hem de muhafazakar grupların kendilerini ifade etme biçimlerinde kırılmalar oluşturduğunu dile getirdi.
Oba Makarna fabrikasının patlamasında sanıklar ilk kez hakim karşısında
17 Temmuz 2025 Perşembe - 19:24 Oba Makarna fabrikasının patlamasında sanıklar ilk kez hakim karşısında Sakarya’nın Hendek ilçesinde 15 Eylül 2024’te 5 kişinin hayatını kaybettiği, 26 kişinin yaralandığı OBA Makarna fabrikasındaki patlamaya ilişkin 1’i tutuklu 6 sanık, hakim karşısına çıktı. Savunmasını veren tutuklu sanık fabrika müdürü, "Değirmen bölümünde toz toplama sistemi kurulmuştu, sonrada bu sistem genel müdür A.E.’nin isteğiyle söküldü. Ben olsam sistemi söktürmezdim. Sistem sökülmeseydi patlama olmazdı" dedi. Anadolu Otoyolu Hendek gişeleri mevkiinde faaliyet gösteren Oba Makarna fabrikasında 15 Eylül Pazar günü meydana gelen patlamada 1 kişi hayatını kaybetmiş, 30 kişi de yaralanmıştı. İtfaiye ekiplerince devam eden soğutma çalışmaları esnasında fabrika içerisinde Mesut Şimay’ın (27) cansız bedeni bulunmuştu. Patlamada ağır yaralanan Eray Kızıldağ (22) 4 Ekim’de, Güven Albayrak (24) 9 Ekim’de, Merve Menteş (26) 10 Ekim’de, Naim Karagüzel (35) de 14 Ekim’de tedavi gördükleri hastanede hayatlarını kaybetmişti. Hendek Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma çerçevesinde aralarında fabrika sahipleri ve yöneticilerinin de bulunduğu 9 kişi ifadeye çağrılmış, sorgu ve işlemlerinin ardından şüphelilerden 7’si hakkında gözaltı kararı verilmişti. İfade ve işlemlerin ardından adliyeye sevk edilenlerden fabrika müdürü V.U. tutuklanmış, aralarında fabrika sahiplerinin de bulunduğu 5 şüpheliye adli kontrol hükümleri uygulanmıştı. Gözaltına alınan şüphelilerden biri de savcılıktaki sorgusunun ardından serbest bırakılmıştı. Şüpheliler yönetim kurulu başkanı M.M.Ö. ve olay tarihinde fabrikanın genel müdürü A.Ö. ile satın alma sorumlusu İ.A. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Hususa ilişkin olarak Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, fabrika müdürü V.U. ile tutuksuz iş güvenliği uzmanı D.T., patlamadan korunma dokümanı hazırlayıcısı İ.B., elektrik bakım sorumlusu Y.T. ve değirmen sorumlusu Ö.K.’nin "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15’er yıla kadar, idari işler sorumlusu C.B.’nin ise "taksirle bir kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapsi isteniyor. Sanıklar ilk kez hakim karşısında Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde sanıklar bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Tutuklu sanık fabrika müdürü V.U. tutuksuz sanıklar iş güvenliği uzmanı D.T., elektrik bakım sorumlusu Y.T. ve idari işler sorumlusu C.B., patlamada bazı yaralananlar ile bir kısım hayatını kaybedenlerin yakınları ve taraf avukatları duruşma salonunda hazır bulundu. Patlamadan korunma dokümanı hazırlayıcısı İ.B. ve değirmen sorumlusu Ö.K. ise duruşmaya bulundukları illerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) bağlandı. Yoklama, kimlik tespiti ve iddianamenin kabul kararının okunmasının ardından sanıkların savunmalarını gerçekleştirdi. "Sistem sökülmeseydi patlama olmazdı" Savunma için söz hakkı verilen fabrika müdürü tutuklu sanık V.U., "Ben 31 yıldır makarna firmalarında çalıştım. Oba Makarna’dan teklif gelince buraya geçtim. Fabrikada görevim, patronların talimatlarını uygularım. Patlamanın olduğu gün telefonla arandıktan sonra fabrikaya geldim. Ben Bolu’da ikamet ediyorum. Fabrikadan içeri girdim ve yangın devam ediyordu. Ben fabrika içinde 20 saate yakın söndürme çalışmalarına katıldım. Patlamadan sonra bana ‘C’ sınıfı imza yetkisi verildi. Ben patronların talimatları dışına çıkmam. Değirmen bölümünde toz toplama sistemi kurulmuştu, sonrada bu sistem genel müdür A.E.’nin isteğiyle söküldü. Ben olsam sistemi söktürmezdim. Sistem sökülmeseydi patlama olmazdı. Sistem söküldüğünde istifa dilekçesini verdim. Ondan sonra bana ’Sen değirmene karışma, makarnayla ilgilen’ dendi. Patlamadan önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı denetime geldi. Belirlenen eksiklikler giderildikten sonra tekrar denetime gelinince denetimden geçtik. Denetimden geçen bir fabrika neden patlar bilmiyorum burada bir ihmal var ama nasıl olduğunu bilmiyorum. ‘C’ sınıfı ima yetki belgesini ben cezaevinde öğrendim" dedi. "Benim yetkim ve sorumluluğum yoktur" Savunasını yapan iş güvenliği uzmanı tutuksuz sanık D.T., "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 37 maddelik eksik çıkardı. Biz o eksiklikleri tamamladık. Ben tutuklu sanık V.U. ile irtibattayım. Benim muhatabım o dur. Ben patlamaya kadar fabrika sahiplerini bile göremedim" derken değirmen sorumlusu tutuksuz sanık Ö.K., "Tutuklu sanık V.U. beni işe aldı. Benim yetkim ve sorumluluğum yoktur. Ben V.U.’yu fabrika müdürü olarak biliyorum. Ben değirmene alınacak her parçayı V.U.’ya söylerim çünkü fabrika müdürü o dur. 10 aydır ev hapsindeyim beratımı talep ediyorum" diye konuştu. "Olaydan 45 dakika önce değirmen pano odasında bir kişinin sigara içtiği görülüyor" 2017’de fabrikada elektrik bakım teknisyeni olarak işe başladığını, daha sonra ayrıldığını belirten elektrik bakım sorumlusu tutuksuz sanık Y.T., "2023 yılında yeniden işe başladım. Olayı arkadaşlarımın aramasıyla öğrendim. Yangını söndürme çalışmalarına yardım ettim. Bilirkişi raporunu ve suçlamaları kabul etmiyorum. Olaydan 45 dakika önce değirmen panosunda bir kişinin sigara içtiği görülüyor, patlamaya bu sebep olmuş olabilir. Olayın aydınlatılması için katkıda bulundum" şeklinde konuştu. Tutuksuz sanıklar patlamadan korunma dokümanı hazırlayıcısı İ.B. ve idari işler sorumlusu C.B. de talimat duruşmasında verdikleri savunmalarını tekrarladıklarını söyledi. Söz alan patlamada hayatını kaybeden Merve Menteş ve Naim Karagüzel’in yakınlarıyla yaralanan S.A., Ü.K. Z.E. de şikayetçi olduklarını belirterek, davaya katılma talebinde bulundu. Görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık V.U.’nun tutukluluk halinin ve sanıklar Y.T. ile Ö.K. hakkında bulunan "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol kararının devamını talep etti. Söz verilen V.U. ve avukatları tahliyesini talep ederken, Y.T. ve Ö.K.’nin müdafileri de adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi. Müşteki avukatları da mütalaaya katıldıklarını belirterek, yönetim kurulu başkanı M.M.Ö. ve olay tarihinde fabrikanın genel müdürü A.Ö. hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Mahkeme heyeti ise sanık V.U.’nun tutukluluk halinin devamına, sanıklar Y.T. ile Ö.K. hakkında bulunan "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol kararının kaldırılarak imza şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmederek duruşmayı erteledi.
Pretoria Üniversitesi ve SUBÜ iş birliği genişliyor
17 Temmuz 2025 Perşembe - 14:27 Pretoria Üniversitesi ve SUBÜ iş birliği genişliyor SUBÜ akademisyenleri Erasmus+ KA171 projesi çerçevesinde Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Pretoria Üniversitesi ile yürütülen iş birliği programını başarıyla tamamladı. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ), uluslararasılaşma vizyonu çerçevesinde yeni iş birliklerine imza atmayı sürdürüyor. Bu doğrultuda SUBÜ akademisyenleri Dr. M. Alper Cantimer ve Öğretim Görevlisi Ömer Çiçek, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Pretoria Üniversitesi ile yürütülen iş birliği programını başarıyla tamamladı. Akademisyenler, SUBÜ Erasmus Koordinatörlüğü’nün hazırlanan Erasmus+ Ka171 projesi ile yaptığı iş birliği çerçevesinde 8 gün süren faaliyetlerde bulundu. Ayrıca Cape Town Üniversitesi ziyaret edilerek daha önce anlaşması yapılan ve yetkili birimlerce imzalanan mutabakat zaptı teslim alındı. SUBÜ akademisyenleri Dr. M. Alper Cantimer ve Öğretim Görevlisi Ömer Çiçek; Pretoria Üniversitesi’ndeki temasları kapsamında Prof. Dr. Johan Wassermann, Prof. Dr. Jaco Beyers, Dr. Nkhensani Maluleke-Dube, Jody Joubert ve Itumeleng Njoro ile düzenlenen eğitim, toplantı ve tanıtım faaliyetlerine katıldı. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yükseköğretim sistemi ve Pretoria Üniversitesi’nin eğitim-öğretim başta olmak üzere çeşitli alanlardaki yaklaşımlarına ilişkin bilgi edinildi. Pretoria Üniversitesi’nin Hatfield, Groenkloof ve Hillcrest kampüsleri ziyaret edildi. Yapılabilecek ortak akademik çalışmalar ve projeler masaya yatırıldı. SUBÜ’nün +1 Eğitim Modeli, Türkiye yükseköğretim sistemi ve TÜBİTAK’ın Ar-Ge ekosistemindeki etkisine ilişkin bilgiler verildi. Akademisyenler Cantimer ve Çiçek ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Pretoria Büyükelçiliği’nde de temaslarda bulunarak Büyükelçi K. Nilvana Darama Yıldırımgeç ve Eğitim Müşaviri Nedim Kaya’ya ilgi ve yardımları için teşekkür etti ve Güney Afrika Cumhuriyeti ile post-doktora imkanlarının geliştirilmesi ve Türkiye Araştırmaları Merkezi’nin aktif olarak faaliyet göstermesi için yapılabilecekleri konuştu.
Sakarya Büyükşehir’in ‘wushu kung fu’ takımından tarihi başarı
17 Temmuz 2025 Perşembe - 14:19 Sakarya Büyükşehir’in ‘wushu kung fu’ takımından tarihi başarı Sakarya Büyükşehir Belediyesi Wushu Takımı, Edirne’deki 8. Açık Balkan Wushu Kung Fu Şampiyonası’nda nefes kesen bir mücadele ortaya koyarak 13 altın, 2 gümüş madalyayla tarihi bir başarıya imza attı. Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin sporcuları, bir şampiyonada daha şehrin adını yıldızlar arasına yazdırdı. Dünya çapında tanınan milli wushu sporcuları 8. Açık Balkan Wushu Kung Fu Şampiyonası’nda mindere çıktı. Taşıdıkları armanın, Ay Yıldız’ın ağırlığını tüm dünyaya başarılarıyla gösteren Sakarya’nın gururu Wushu Kung Fu Takım kendi sikletlerinde fırtına gibi esti ve büyük başarılar elde etti. 10-14 Temmuz tarihleri arasında Edirne’de kıyasıya bir mücadele ortaya koyan Sakarya’nın sporcuları toplamda 13 altın ve 2 gümüş madalyayla organizasyona damga vurdu. Spor dalında dünya çapında tanınan sporcu Necmettin Erbakan Akyüz, Elif Akyüz, Zeynep Akyüz, Ayşe Sude Akyüz, Eslem Rana Çelik, Hatice Gül ve Ahmet Taha Keskin altın madalyaya uzandı. Ahmet Taha Keskin ve Rana Çelik ayrıca birer gümüş madalya kazandı. Sporcuların bazıları 2, hatta 3 altın madalya kazanarak tarihi bir dereceyle Sakarya’nın gururu oldu. 7 sporcu, toplamda 15 madalyayla Sakarya’nın adını wushu alanına altın harflerle yazdırdı. Büyükşehir’den yapılan açıklamada, "Sakarya’mızın wushu kung fu sporcuları, Edirne’de gerçekleştirilen şampiyonaya nefes kesen başarılarıyla damga vurmuş ve şehrimizi gururlandırmıştır. Her bir sporcumuzu tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz" denildi.