Yerel Haberler
Sakarya
27 Şubat 2026 Cuma - 00:10 Sakarya Valiliği’nden ’köpek ölümü’ iddialarına ilişkin açıklama Sakarya Valiliği, sosyal medyada "Valilik Konağı’nda köpek ölümü" başlığıyla yayılan ve görevli polislerin bu nedenle cezalandırıldığı öne sürülen iddialara ilişkin açıklama yaptı. Olayın aslına yönelik yapılan incelemede, ehliyetsiz bir bahçıvanın resmi aracı izinsiz kullandığı ve güvenlik zafiyeti oluştuğu belirlendi. Bazı sosyal medya mecralarında, Sakarya Valilik Konağı’nda görev yapan emniyet mensuplarının bir köpek ölümü hadisesi gerekçe gösterilerek görev yerlerinin değiştirildiği ve haklarında soruşturma başlatıldığı iddiaları üzerine Valilik harekete geçti. Konuya dair kamuoyunu bilgilendiren Valilik, gerçek durumun paylaşımlardan farklı olduğunu vurguladı. Ehliyetsiz bahçıvan emniyet aracını kullandı Yapılan incelemeler neticesinde, Valilik Konağı’nın bahçesinde görevli olan ve ehliyeti bulunmayan bahçıvanın, emniyet hizmetine tahsis edilen aracı yaklaşık 15 dakika boyunca kullandığı tespit edildi. Konutta görevli polis memurlarının ise bu durumdan haberdar olmadıkları, bahçedeki yavru bir köpeğin ölümüyle sonuçlanan üzücü olaydan ancak yarım saat sonra bilgi sahibi oldukları belirlendi. Valilik tarafından yapılan açıklamada olayın saptırıldığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi: "Söz konusu olayın köpek ölümüyle ilişkilendirilerek farklı mecralara çekilmesi ve kamuoyunun yanlış yönlendirilmesine yönelik paylaşımların gerçeği yansıtmadığı değerlendirilmektedir." İdari inceleme başlatıldı Valilik açıklamasında, emniyet aracının ehliyetsiz bir kişi tarafından kullanılmasına engel olunmaması ve gerekli güvenlik prosedürlerine riayet edilmemesi nedeniyle ilgili personel hakkında idari inceleme başlatıldığı ifade edildi.
Sakarya Büyükşehir sporcuları başarılarıyla göz doldurdu
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 14:27 Sakarya Büyükşehir sporcuları başarılarıyla göz doldurdu Sakarya Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü sporcuları çeşitli dallarda başarılarına devam ediyor. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü sporcuları, farklı şampiyonalara damga vurmaya devam ediyor. Birbirinden önemli organizasyonlarda boy gösteren temsilciler, haftayı şampiyonluk ve derecelerle kapattı. Büyükşehir sporcuları Türkiye Wushu Kung Fu Federasyonu tarafından Sakarya’da düzenlenen Wushu Okul Sporları Türkiye Şampiyonası’nda mindere çıktı. 21 ve 24 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen şampiyonada, Ayşe Sude Akyüz iki altın madalya, Eslem Rana Çelik ise bir altın madalya kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Bir diğer organizasyon olan Bursa İller Arası Karate Ligi’nde, Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Karate sporcuları, organizasyona adeta damga vurdu. 24 Mayıs’ta 14 ilden 39 kulüp ve 850 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda, Esila Köseler +52 kilogramda birinci, Ülkü Betül Harçlı 47 kilogramda ikinci, Yusuf Karakaş +70 kilogramda ikinci ve Gökmen Yaşar +70 kilogramda üçüncü olmayı başardı. Büyükşehir’in pehlivanları haftanın en önemli organizasyonlarından birisi olan ve yoğun katılımla gerçekleştirilen Balıkesir 4. Balya Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde çayıra çıktı. 23 Mayıs tarihinde gerçekleştirilen organizasyon heyecan dolu anlara sahne olurken, Yunus Emre Baycan ikinci, Muhammet Enes Kösemusul ise üçüncü oldu.
Sakarya’dan dünyaya tıp eğitimi: SEAH, uluslararası eğitimin üssü oldu
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 12:52 Sakarya’dan dünyaya tıp eğitimi: SEAH, uluslararası eğitimin üssü oldu SEAH bünyesinde hizmet veren Girişimsel Radyoloji ve Anjiyografi Merkezi, yeni tanı konulmuş veya tedavi planı oluşturulmuş tümörlerde, saatler süren ameliyatlar yerine ufak bir kesiyle dakikalar içinde müdahale edilebiliyor. Girişimsel radyoloji alanındaki eğitimlerde ilk sırada tercih edilen Fransa’nın Lyon kenti uzun yıllardır bu alanda öncülük yaparken, artık bu eğitimlerin önemli bir kısmı dünya standartlarına uygun altyapısı ve teknolojik donanımıyla dikkat çeken Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde veriliyor. Girişimsel Radyoloji ve Anjiyografi Merkezi, tümör tedavilerinde büyük cerrahi müdahalelere alternatif oluşturarak hastalara konforlu bir tedavi sunuyor. Yeni tanı konulmuş veya tedavi planı oluşturulmuş tümörlerde, saatler süren ameliyatlar yerine, merkezde uygulanan işlemler sayesinde ufak bir kesiyle dakikalar içinde müdahale edilebiliyor. Dünya standartlarına uygun altyapısı ve teknolojik donanımıyla dikkat çeken merkez, artık dünyaya da eğitim veriyor. Avrupa Girişimsel Radyoloji Derneği tarafından uluslararası eğitim merkezi olarak akredite edilen SEAH Girişimsel Radyoloji Merkezi, çeşitli ülkelerden gelen hekimlere ileri düzey eğitimler veriyor. Girişimsel radyoloji alanındaki eğitimlerde ilk sırada tercih edilen Fransa’nın Lyon kenti uzun yıllardır bu alanda öncülük yaparken, artık bu eğitimlerin önemli bir kısmı Sakarya’da veriliyor. Özellikle son dönemde Irak ve Ukrayna’dan gelen hekimlere uygulamalı eğitimlerin sunulduğu merkez, Türkiye’nin sağlık alanında uluslararası tanınırlığını da artırıyor. "Artık tıpta birçok alanda işlemler icra etmekteyiz" SEAH’ta yaklaşık 5 yıl önce faaliyete başlayan merkezde, çeşitli illerden gelen hastalara atardamar ve bacak damar tıkanıklıkları, miyom, varikosel onkoloji, anevrizma (damar balonlaşması) endovasküler, kanser tedavisi, iğne biyopsileri, temel drenaj işlemleri ve kist-apse gibi tedavi hizmetleri sunuluyor. Üstün teknolojik cihazların kullanıldığı merkez, girişimlerin ardından Avrupa Kardiyovasküler ve Girişimsel Radyoloji Derneğince (CIRSE) eğitim merkezi olarak da kabul edildi. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Halil Öztürk, "Girişimsel Radyoloji, radyolojik görüntüleme cihazları ile birlikte teşhis veya tedavi hedefli küçük cerrahi operasyonları gerçekleştirdiğimiz ve son 50 yılda ciddi bir gelişme kaydeden bilim dalıdır. Artık tıpta birçok alanda işlemler icra etmekteyiz, vücudun hemen hemen her bölgesinde teşhis veya işlemler gerçekleştirmekteyiz. Bununla birlikte Girişimsel Radyoloji de tıbbın, gelişen önemli branşlarından bir tanesidir. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi de Girişimsel Radyoloji konusunda ülkemizde önde gelen merkezlerden biri haline geldi" dedi. "Eğitimler artık Lyon kentinde değil, SEAH’ta verilmeye başlandı" Daha önce eğitimlerinde Fransa’nın Lyon kentinde yapıldığını belirten Öztürk, "Bunun yanı sıra eğitimde de ön plana çıkıyor. Kliniğimizde yapmış olduğumuz işlemleri akademik ortamlarda sunmaya ve bilimsel yazılar haline getirmeye başladık. Ve bunlar da dikkat çekti. Yurt dışında bu süreçleri koordine eden büyük dernekler var. Bunlardan en bilineni de Avrupa Girişimsel Radyoloji Derneği. Belli özelliklerde ve altyapısını tamamlamış merkezleri akredite etmekte. Biz de bu akreditasyon için başvurumuzu yaptık ve Avrupa Girişimsel Radyoloji Derneği’nin akredite edip, tavsiye ettiği bir eğitim kliniği haline geldik. Bu gelişmeler neticesinde de Avrupa’da verilmekte olan bazı uluslararası eğitimler artık Türkiye’de verilmeye başlanıldı. O eğitimlerin verildiği yerlerden bir tanesi de Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi oldu. Bu eğitimler genellikle küçük gruplar halinde oluşuyor. Son olarak Irak’tan gelen 4 ve Ukrayna’dan gelen 1 hekim arkadaşımıza kliniğimizdeki uygulamaları, Girişimsel Radyolojik işlemleri anlatan bir eğitim verdik. Bu eğitimler genelde Fransa’nın Lyon kentinde düzenli olarak veriliyordu. Avrupa Girişimsel Radyoloji Derneği’nin, kliniğimizi akredite etmesi ve tavsiye ettiği eğitim merkezi olarak ilan etmesinden sonra bu eğitimler artık Lyon kentinde değil, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde verilmeye başlandı. Tabi ülkemiz adına gurur verici bir şey bu" diye konuştu. "Genel anesteziye ihtiyaç duymadan, daha az acı hissettiren tedavi seçeneğini sunabiliyoruz" Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Ömer Faruk Topaloğlu, "Bölümümüzde, ameliyatsız tedavi olarak halk arasında bilinen girişimsel radyoloji işlemlerin büyük bir kısmını uygulamaktayız. Avrupa Girişimsel Radyoloji Derneği tarafından tanımlanan bir merkez olduğumuz için çeşitli eğitimler vesilesi ile yurt dışından gelen doktor ekibine bazı konularda pratik ve teorik olarak eğitimler vermekteyiz. Son yıllarda girişimsel radyoloji alanında çok ciddi gelişmeler kaydedildi. Vücudun farklı yerlerinde meydana gelen kanserler ile alakalı bundan önce elimizde olmayan tedavi imkanları gittikçe hız kazandı. Girişimsel radyoloji de bu alanda çok önemli bir yer tutmakta. Özellikle daha önceden sadece cerrahi olarak çıkarılabilen, uzun ameliyat süreleri ile tedavi edilebilen hastalık süreçleri şu an girişimsel radyolojinin de gelişmesi ile birlikte çok daha kısa işlem süreleri ile tamamlanıyor. Çoğu hastada genel anesteziye ihtiyaç duymadan, daha az acı hissettiren tedavi seçeneğini sunabiliyoruz. Teknoloji ile birlikte artık çok küçük bir iğne deliğinden uyguladığımız ablasyon yöntemleri ile lezyonları, kanserleri ve tümör hücrelerini tedavi edebiliyoruz. Bu işlemler gelişmeden önce, hastalar sistemik kemoterapi, radyoterapi tedavileri veya cerrahi tedavilere yönlendirilebiliyordu. Bunlar hala günümüzde hastalık evresine göre seçenekler arasında. Ancak artık bazı hasta gruplarında alternatif olarak özellikle erken evrede biz hastalarımıza ameliyatsız daha kısa sürede daha konforlu bir tedavi seçeneği olarak girişimsel radyolojide hizmet vermeye çalışıyoruz. Daha az ağrılı, daha doğru, güvenli ve kısa süreli işlemler yapabiliyoruz" şeklinde konuştu. "Hastalara en iyi neticeyi vermeye çalışıyoruz" Topaloğlu, "Az önce bir hastamızın karaciğerine kolon kanseri sebebi ile metastaz dediğimiz yayılım yapmış bir lezyona tedavi işlemi yaptık. Bu işlemde karaciğerin bir bölgesinde kolon kanserinin yayılımına dışarıdan, küçük bir iğne deliğinden girerek yerleştirdiğimiz ablasyon dediğimiz yakma işlemi ile 5 dakikada lezyonunu yakarak tedavi ettik. Bu çok pratik ve hasta açısından da konforlu yöntem oluyor. Özellikle işlem esnasında da hastamız, ‘ben buraya en az 1 saat işlem sürecek diye gelmiştim ama 5 dakikada işlemim bitti’ diyerek bize teşekkürlerini iletti. Bu hem bizim hem de hasta açısından sevindirici. Hastalığın evresine göre erken evre dönemlerinde verdiğimiz tedaviler ile tamamen hastalıkların ortadan kalktığı olguların olması girişimsel radyoloji olarak bizi mutlu etmekte. Ancak tabi hastalık evresi ilerledikçe burada multidisipliner farklı bölümler ile ortak çalışmak çok önem arz etmektedir. Hastalığın evresinin ilerlediği durumlarda sadece girişimsel radyolojik tedaviler değil, ek olarak onkolojik ve cerrahi tedavilere de hastalarımızı muhakkak yönlendirmemiz gerekiyor. Bu konuda bölümler arası konsey toplantıları ve çalışmaları oldukça önem arz ediyor. Bizim de burada aslında yapmaya çalıştığımız, tek bir branşın altından kalkabileceği bir yükten ziyade hastalığın evresine göre bölümler arasında ortak bir kararla hastalara en iyi neticeyi vermeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
Sakarya’dan dünyaya tıp eğitimi: SEAH, uluslararası eğitimin üssü oldu
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 12:48 Sakarya’dan dünyaya tıp eğitimi: SEAH, uluslararası eğitimin üssü oldu SEAH bünyesinde hizmet veren Girişimsel Radyoloji ve Anjiyografi Merkezi, yeni tanı konulmuş veya tedavi planı oluşturulmuş tümörlerde, saatler süren ameliyatlar yerine ufak bir kesiyle dakikalar içinde müdahale edilebiliyor. Girişimsel radyoloji alanındaki eğitimlerde ilk sırada tercih edilen Fransa’nın Lyon kenti uzun yıllardır bu alanda öncülük yaparken, artık bu eğitimlerin önemli bir kısmı dünya standartlarına uygun altyapısı ve teknolojik donanımıyla dikkat çeken Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde veriliyor. Girişimsel Radyoloji ve Anjiyografi Merkezi, tümör tedavilerinde büyük cerrahi müdahalelere alternatif oluşturarak hastalara konforlu bir tedavi sunuyor. Yeni tanı konulmuş veya tedavi planı oluşturulmuş tümörlerde, saatler süren ameliyatlar yerine, merkezde uygulanan işlemler sayesinde ufak bir kesiyle dakikalar içinde müdahale edilebiliyor. Dünya standartlarına uygun altyapısı ve teknolojik donanımıyla dikkat çeken merkez, artık dünyaya da eğitim veriyor. Avrupa Girişimsel Radyoloji Derneği tarafından uluslararası eğitim merkezi olarak akredite edilen SEAH Girişimsel Radyoloji Merkezi, çeşitli ülkelerden gelen hekimlere ileri düzey eğitimler veriyor. Girişimsel radyoloji alanındaki eğitimlerde ilk sırada tercih edilen Fransa’nın Lyon kenti uzun yıllardır bu alanda öncülük yaparken, artık bu eğitimlerin önemli bir kısmı Sakarya’da veriliyor. Özellikle son dönemde Irak ve Ukrayna’dan gelen hekimlere uygulamalı eğitimlerin sunulduğu merkez, Türkiye’nin sağlık alanında uluslararası tanınırlığını da artırıyor. "Artık tıpta birçok alanda işlemler icra etmekteyiz" SEAH’ta yaklaşık 5 yıl önce faaliyete başlayan merkezde, çeşitli illerden gelen hastalara atardamar ve bacak damar tıkanıklıkları, miyom, varikosel onkoloji, anevrizma (damar balonlaşması) endovasküler, kanser tedavisi, iğne biyopsileri, temel drenaj işlemleri ve kist-apse gibi tedavi hizmetleri sunuluyor. Üstün teknolojik cihazların kullanıldığı merkez, girişimlerin ardından Avrupa Kardiyovasküler ve Girişimsel Radyoloji Derneğince (CIRSE) eğitim merkezi olarak da kabul edildi. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Halil Öztürk, "Girişimsel Radyoloji, radyolojik görüntüleme cihazları ile birlikte teşhis veya tedavi hedefli küçük cerrahi operasyonları gerçekleştirdiğimiz ve son 50 yılda ciddi bir gelişme kaydeden bilim dalıdır. Artık tıpta birçok alanda işlemler icra etmekteyiz, vücudun hemen hemen her bölgesinde teşhis veya işlemler gerçekleştirmekteyiz. Bununla birlikte Girişimsel Radyoloji de tıbbın, gelişen önemli branşlarından bir tanesidir. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi de Girişimsel Radyoloji konusunda ülkemizde önde gelen merkezlerden biri haline geldi" dedi. "Eğitimler artık Lyon kentinde değil, SEAH’ta verilmeye başlandı" Daha önce eğitimlerinde Fransa’nın Lyon kentinde yapıldığını belirten Öztürk, "Bunun yanı sıra eğitimde de ön plana çıkıyor. Kliniğimizde yapmış olduğumuz işlemleri akademik ortamlarda sunmaya ve bilimsel yazılar haline getirmeye başladık. Ve bunlar da dikkat çekti. Yurt dışında bu süreçleri koordine eden büyük dernekler var. Bunlardan en bilineni de Avrupa Girişimsel Radyoloji Derneği. Belli özelliklerde ve altyapısını tamamlamış merkezleri akredite etmekte. Biz de bu akreditasyon için başvurumuzu yaptık ve Avrupa Girişimsel Radyoloji Derneği’nin akredite edip, tavsiye ettiği bir eğitim kliniği haline geldik. Bu gelişmeler neticesinde de Avrupa’da verilmekte olan bazı uluslararası eğitimler artık Türkiye’de verilmeye başlanıldı. O eğitimlerin verildiği yerlerden bir tanesi de Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi oldu. Bu eğitimler genellikle küçük gruplar halinde oluşuyor. Son olarak Irak’tan gelen 4 ve Ukrayna’dan gelen 1 hekim arkadaşımıza kliniğimizdeki uygulamaları, Girişimsel Radyolojik işlemleri anlatan bir eğitim verdik. Bu eğitimler genelde Fransa’nın Lyon kentinde düzenli olarak veriliyordu. Avrupa Girişimsel Radyoloji Derneği’nin, kliniğimizi akredite etmesi ve tavsiye ettiği eğitim merkezi olarak ilan etmesinden sonra bu eğitimler artık Lyon kentinde değil, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde verilmeye başlandı. Tabi ülkemiz adına gurur verici bir şey bu" diye konuştu. "Genel anesteziye ihtiyaç duymadan, daha az acı hissettiren tedavi seçeneğini sunabiliyoruz" Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Ömer Faruk Topaloğlu, "Bölümümüzde, ameliyatsız tedavi olarak halk arasında bilinen girişimsel radyoloji işlemlerin büyük bir kısmını uygulamaktayız. Avrupa Girişimsel Radyoloji Derneği tarafından tanımlanan bir merkez olduğumuz için çeşitli eğitimler vesilesi ile yurt dışından gelen doktor ekibine bazı konularda pratik ve teorik olarak eğitimler vermekteyiz. Son yıllarda girişimsel radyoloji alanında çok ciddi gelişmeler kaydedildi. Vücudun farklı yerlerinde meydana gelen kanserler ile alakalı bundan önce elimizde olmayan tedavi imkanları gittikçe hız kazandı. Girişimsel radyoloji de bu alanda çok önemli bir yer tutmakta. Özellikle daha önceden sadece cerrahi olarak çıkarılabilen, uzun ameliyat süreleri ile tedavi edilebilen hastalık süreçleri şu an girişimsel radyolojinin de gelişmesi ile birlikte çok daha kısa işlem süreleri ile tamamlanıyor. Çoğu hastada genel anesteziye ihtiyaç duymadan, daha az acı hissettiren tedavi seçeneğini sunabiliyoruz. Teknoloji ile birlikte artık çok küçük bir iğne deliğinden uyguladığımız ablasyon yöntemleri ile lezyonları, kanserleri ve tümör hücrelerini tedavi edebiliyoruz. Bu işlemler gelişmeden önce, hastalar sistemik kemoterapi, radyoterapi tedavileri veya cerrahi tedavilere yönlendirilebiliyordu. Bunlar hala günümüzde hastalık evresine göre seçenekler arasında. Ancak artık bazı hasta gruplarında alternatif olarak özellikle erken evrede biz hastalarımıza ameliyatsız daha kısa sürede daha konforlu bir tedavi seçeneği olarak girişimsel radyolojide hizmet vermeye çalışıyoruz. Daha az ağrılı, daha doğru, güvenli ve kısa süreli işlemler yapabiliyoruz" şeklinde konuştu. "Hastalara en iyi neticeyi vermeye çalışıyoruz" Topaloğlu, "Az önce bir hastamızın karaciğerine kolon kanseri sebebi ile metastaz dediğimiz yayılım yapmış bir lezyona tedavi işlemi yaptık. Bu işlemde karaciğerin bir bölgesinde kolon kanserinin yayılımına dışarıdan, küçük bir iğne deliğinden girerek yerleştirdiğimiz ablasyon dediğimiz yakma işlemi ile 5 dakikada lezyonunu yakarak tedavi ettik. Bu çok pratik ve hasta açısından da konforlu yöntem oluyor. Özellikle işlem esnasında da hastamız, ‘ben buraya en az 1 saat işlem sürecek diye gelmiştim ama 5 dakikada işlemim bitti’ diyerek bize teşekkürlerini iletti. Bu hem bizim hem de hasta açısından sevindirici. Hastalığın evresine göre erken evre dönemlerinde verdiğimiz tedaviler ile tamamen hastalıkların ortadan kalktığı olguların olması girişimsel radyoloji olarak bizi mutlu etmekte. Ancak tabi hastalık evresi ilerledikçe burada multidisipliner farklı bölümler ile ortak çalışmak çok önem arz etmektedir. Hastalığın evresinin ilerlediği durumlarda sadece girişimsel radyolojik tedaviler değil, ek olarak onkolojik ve cerrahi tedavilere de hastalarımızı muhakkak yönlendirmemiz gerekiyor. Bu konuda bölümler arası konsey toplantıları ve çalışmaları oldukça önem arz ediyor. Bizim de burada aslında yapmaya çalıştığımız, tek bir branşın altından kalkabileceği bir yükten ziyade hastalığın evresine göre bölümler arasında ortak bir kararla hastalara en iyi neticeyi vermeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
"Otizm: Doğrular ve Yanlışlar" söyleşisi SGM’de gerçekleşti
25 Mayıs 2025 Pazar - 13:23 "Otizm: Doğrular ve Yanlışlar" söyleşisi SGM’de gerçekleşti Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Gelişim Merkezinde "Otizm: Doğrular ve Yanlışlar" başlıklı söyleşi gerçekleşti. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı ile Sakarya Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi iş birliğinde düzenlenen "Otizm: Doğrular ve Yanlışlar" başlıklı söyleşi, Sosyal Gelişim Merkezi’nde (SGM) gerçekleşti. SAÜ Bilim söyleşileri çerçevesinde gerçekleşen etkinlikte, Doç. Dr. Canan Sola Özgüç, otizm spektrum bozukluğu hakkında toplumda yaygın olan yanlış inanışlar ve bilimsel gerçekler üzerine keyifli ve öğretici bir sohbet gerçekleştirdi. Katılımcıların da aktif olarak sorular yönelttiği interaktif söyleşide, otizmli bireylerin gelişim süreçleri, sosyal yaşama katılımları ve ailelerin karşılaştığı güçlükler gündeme taşındı. Özgüç, "Otizm, genellikle yaşamın ilk yıllarında belirtilerini gösteren nörogelişimsel bir durumdur. Bu nedenle erken tanı, doğru yönlendirme ve aile desteği büyük önem taşır. Aile bazı yapılması gereken aşamaların çocuklarında olmadıklarını gördüklerinde aile hekimleriyle bu durumu paylaşabilirler. Aile hekimleri durumu inceledikten sonra çocuk hekimlerine, çocuk psikiyatrisine yönlendirme yapabilirler. Burada tıbbi tanımlama dediğimiz bir süreç geçerlidir. Psikiyatristlerimiz otizm için geliştirilmiş ölçeklerimiz var ve bu ölçekleri kullanıyorlar. Otizmli çocuklarımız klinik gözleme dayalı belirli hareketleriyle zaten bu durum ortaya çıkıyor. Bu şekilde tanıyı koymuş oluyorlar" dedi. "0 - 6 yaş bizim için çok değerlidir " Doç. Dr. Özgüç açıklamalarının devamında, "0 - 6 yaş bizim için çok değerlidir. Çocuklar bu dönemde etkileşimi, iletişimi ilerlettikleri dönemde daha da bağımsız olabiliyorlar. Diyelim ki biz 2 yaşında fark ettik ve hemen tanımızı aldık. 2 yaş baktığınızda okul yaşı değildir. Ama biz yoğun özel eğitim diyoruz. Yoğun özel eğitim derken çocuğun uyanık olduğu her saat diyoruz aslında. Uyandı hemen etkileşime başlaması lazım. Biz duruma ne kadar erken müdahale edebilirsek bağımsızlaştırma adına o kadar yol kat etmiş oluruz. Okullarımızda hala otizmli öğrencilerin öteki, farklı olarak algılandığı için kaynaştırma eğitimlerinde çok çok zorlanıyoruz. Ne kadar küçük yaşta biz bu durumu diğer öğrencilere anlatırsak o kadar iyidir. Erken müdahale ile çocukların ilkokulda arkadaşlarıyla iletişimlerini arttırmayı hedefliyoruz" diye konuştu.
Direksiyon başında değil, kalplerde kahraman oldu
25 Mayıs 2025 Pazar - 11:37 Direksiyon başında değil, kalplerde kahraman oldu Sakarya’nın Arifiye ilçesinde, emekli olduktan sonra okul servisi şoförlüğü yapmaya başlayan Salih Öztaş gönüllerde taht kurdu. Salih Öztaş ve ona yardımcı olan eşi Hanife Öztaş, taşıdıkları minik yüreklere yalnızca güvenli bir yolculuk değil, aynı zamanda sevgi, ilgi ve neşe dolu hatıralar da hediye ediyor. Arifiye Kaymakamlığı’ndaki görevinden emekli olduktan sonra meslek hayatına okul servis şoförü olarak devam eden ve işini sadece direksiyon başı görevi olmayarak gören Salih Öztaş, kısa sürede çocukların kalbini kazandı. Onu ve eşini farklı kılan yalnızca sorumlulukları değil, yürekleriyle yaptıkları işler oldu. Her gün araçlarında taşıdıkları Bekir Sıtkı Durgun İlkokulu öğrencilerini kendi çocukları gibi benimseyen Öztaş çifti, iki yıl önce başlattıkları sosyal etkinliği bu yıl da sürdürerek, çocukların hem yüzünü güldürdü hem de kalpleri ısıttı. Okuldan bahçeye, sevgiyle dolu bir durak Geleneksel hale getirilen etkinlikte; bahçede gönüllerince eğlenerek oyunlar oynayan çocuklara Salih ve Hanife Öztaş çifti, mangalın yanı sıra hazırladıkları çeşitli yiyecekleri ikram etti. Piknik havasında geçen programın sonunda ise hediyelerini de alan çocukların mutlulukları gözlerinden okundu. Hem öğrencilerin hem de velilerin gönlünde taht kurarak ’böyle güzel insanlar iyi ki hala varlar’ dedirten Öztaş çifti, işlerine gösterdikleri sevgi ve saygıyla örnek bir toplumsal sorumluluk sergiledi. "Çocukların mutluluğu, bizi daha fazla mutlu ediyor" Etkinliğin ailelerden izin alınarak organize edildiğini söyleyen Salih Öztaş, "Çocukların sene sonunda motivasyonlarını artırmak için evimizin bahçesinde piknik tarzı organizasyon yapıyoruz. Geçtiğimiz iki sene boyunca yaptık ve bu sene de nasip oldu. Aileler ve çocuklar memnun kalmıştı. Bu sene çocuklar daha da fazla hevesli. Biz de onların isteğini kırmamaya çalışıyoruz. Servisçiliği biraz daha ileriye taşımaya çalışıyoruz. Çocuklara sadece parasını al, zarfını al evine bırak gözüyle bakmıyoruz. Eşim ile birlikte yapıyoruz bu işi zaten kendisi iş olsun diye değil, severek isteyerek yapıyor. Hosteslik yapıyor ve çocukları kendi çocuklarımızdan ayırmıyor, kendi çocuklarımızdan daha iyi bakıyor diyebilirim. Ben her ne kadar direksiyonda olsam da eşim daha fazla çocuklar ile haşır neşir oluyor. Çocukların mutluluğu bizi daha fazla mutlu ediyor" dedi. "Küçük şeyler bunlar ama çocukların çok hoşuna gidiyor" Geçtiğimiz iki sene boyunca yaptıkları etkinliklerin ardından güzel dönüşler aldıklarını ve bu etkinliği önümüzdeki senede devam ettirmek istediğini ifade eden Öztaş, "Bu sene de organizasyonumuzu yaptık ve darısı seneye inşallah. Etkinlik günü çocuklarımızı okuldan alıyoruz, evlerine götürmek yerine bahçemize getiriyoruz. Onlar gelmeden önce bahçeyi çocukların hoşuna gidecek şekilde hazır ediyoruz. Onlar da buraya geldiklerinde gönüllerince eğleniyor. Çeşitli hediyeler vermeye çalışıyoruz. Bu sene Ankara’dan yeğenimiz Yavuz Koç sağ olsun hediyelere katkıda bulundu, Allah razı olsun ondan. Tabi bu hediyeler ile birlikte çocuklar iyice mutlu oluyor. Bir dahaki seneyi daha çok istiyorlar. Küçük şeyler bunlar ama çocukların çok hoşuna gidiyor" diye konuştu. "Ailelerin güvenine layık olmaya çalışıyoruz" İşine gösterdiği saygı sebebi ile velilerin de takdirini kazanan Salih Öztaş, "Velilerin dönüşü çok güzel oluyor, onlar da memnun kalıyor bu durum karşısında. Bugün bir tanesi mesaj atmıştı, ’bizim sizin ile çok farklı bir bağımız oldu, kızım size başka bir gözle bakıyor’ diye. Ben de kendisine, çocukları kendi çocuklarımızdan ayırmadığımızı söyledim. Eşim onları servisten indirirken, bindirirken; montunu, çantasını veya saçını düzeltiyor. Varsa bir dağınıklığını onu gidererek gönderiyor okula. Tabi bu esnada okulun önüne yanaşınca fark ediliyor bu durum öğretmenlerin de dikkatini çekiyor. İyisini yapmaya çalışıyoruz, inşallah yapıyoruzdur bu şekilde hoşumuza gidiyor. Öğrencilerden bir tanesi okul çıkışında geliyor onunla birlikte toplam 16 öğrencim var. Hatta nasip oldu bu sene servis aracını yeniledik, çocuklar daha konforlu seyahat edebilsin diye. Aileler, biz ve çocuklar da rahat etsin diye işimi layıkıyla yapmaya çalışıyorum. Veliler, çocukları servis aracımıza bindiğinde akıllarına kötü bir şey gelmiyor ve güveniyorlar bize, biz de o güvene layık olmaya çalışıyoruz. Ve inşallah böyle devam ederiz" şeklinde konuştu. "Ben onları serviste değil, kalbimde taşıyorum" Hanife Öztaş ise, "Çocukları çok seviyorum ve ben onları serviste değil, kalbimde taşıyorum. Hepsi benim için çok değerli. Çocuklar sabah okula giderken servise bindiklerinde bazen uykusuz olabiliyorlar tabi ben de onların uykularını açabilmek için ’ne kadar güzelsin, saçınız ne güzel olmuş, hangi parfümü sıktın ne kadar güzel kokuyorsun’ diyerek sohbete başlıyorum. Okuldan çıktıklarında da yorulmuş oluyorlar bu kez de farklı sohbetler açıyorum, erkek çocukları ile futbolu konuşmaya çalışıyorum. Bunu bir iş olarak yapmıyorum, çocukları sevdiğim için eşimin yanında gidip geliyorum" ifadelerine yer verdi. "Doyasıya eğlendik" Bahçede yapılan etkinlikte gönüllerince eğlenen ve mutlulukları adeta yüzlerine yansıyan çocuklar ise, "Oyunlar oynayıp doyasıya eğlendik, yemek yedik. Çok iyi geçti, mutluyuz" dediler.
Direksiyon başında değil, kalplerde kahraman oldu
25 Mayıs 2025 Pazar - 11:27 Direksiyon başında değil, kalplerde kahraman oldu Günümüzde örneği neredeyse kalmayan bir iyilik hikayesi Sakarya’nın Arifiye ilçesinden geldi. Emekli olduktan sonra okul servisi şoförlüğü yapmaya başlayan Salih Öztaş ve ona yardımcı olan eşi Hanife Öztaş, taşıdıkları minik yüreklere yalnızca güvenli bir yolculuk değil, aynı zamanda sevgi, ilgi ve neşe dolu hatıralar da hediye ediyor. Arifiye Kaymakamlığı’ndaki görevinden emekli olduktan sonra meslek hayatına okul servis şoförü olarak devam eden ve işini sadece direksiyon başı görevi olmayarak gören Salih Öztaş, kısa sürede çocukların kalbini kazandı. Onu ve eşini farklı kılan yalnızca sorumlulukları değil, yürekleriyle yaptıkları işler oldu. Her gün araçlarında taşıdıkları Bekir Sıtkı Durgun İlkokulu öğrencilerini kendi çocukları gibi benimseyen Öztaş çifti, iki yıl önce başlattıkları sosyal etkinliği bu yıl da sürdürerek, çocukların hem yüzünü güldürdü hem de kalpleri ısıttı. Okuldan bahçeye, sevgiyle dolu bir durak Geleneksel hale getirilen etkinlikte; bahçede gönüllerince eğlenerek oyunlar oynayan çocuklara Salih ve Hanif Öztaş çifti, mangalın yanı sıra hazırladıkları çeşitli yiyecekleri ikram etti. Piknik havasında geçen programın sonunda ise hediyelerini de alan çocukların mutlulukları gözlerinden okundu. Hem öğrencilerin hem de velilerin gönlünde taht kurarak ‘böyle güzel insanlar iyi ki hala varlar’ dedirten Öztaş çifti, işlerine gösterdikleri sevgi ve saygıyla örnek bir toplumsal sorumluluk sergiledi. "Çocukların mutluluğu, bizi daha fazla mutlu ediyor" Etkinliğin ailelerden izin alınarak organize edildiğini söyleyen Salih Öztaş, "Çocukların sene sonunda motivasyonlarını artırmak için evimizin bahçesinde piknik tarzı organizasyon yapıyoruz. Geçtiğimiz iki sene boyunca yaptık ve bu sene de nasip oldu. Aileler ve çocuklar memnun kalmıştı. Bu sene çocuklar daha da fazla hevesli. Bizde onların isteğini kırmamaya çalışıyoruz. Servisçiliği biraz daha ileriye taşımaya çalışıyoruz. Çocuklara sadece parasını al, zarfını al evine bırak gözüyle bakmıyoruz. Eşim ile birlikte yapıyoruz bu işi zaten kendisi iş olsun diye değil, severek isteyerek yapıyor. Hosteslik yapıyor ve çocukları kendi çocuklarımızdan ayırmıyor, kendi çocuklarımızdan daha iyi bakıyor diyebilirim. Ben her ne kadar direksiyonda olsam da eşim daha fazla çocuklar ile haşır neşir oluyor. Çocukların mutluluğu bizi daha fazla mutlu ediyor" dedi. "Küçük şeyler bunlar ama çocukların çok hoşuna gidiyor" Geçtiğimiz iki sene boyunca yaptıkları etkinliklerin ardından güzel dönüşler aldıklarını ve bu etkinliği önümüzdeki senede devam ettirmek istediğini ifade eden Öztaş, "Bu sene de organizasyonumuzu yaptık ve darısı seneye inşallah. Etkinlik günü çocuklarımızı okuldan alıyoruz, evlerine götürmek yerine bahçemize getiriyoruz. Onlar gelmeden önce bahçeyi çocukların hoşuna gidecek şekilde hazır ediyoruz. Onlar da buraya geldiklerinde gönüllerince eğleniyor. Çeşitli hediyeler vermeye çalışıyoruz. Bu sene Ankara’dan yeğenimiz Yavuz Koç sağ olsun hediyelere katkıda bulundu, Allah razı olsun ondan. Tabi bu hediyeler ile birlikte çocuklar iyice mutlu oluyor. Bir dahaki seneyi daha çok istiyorlar. Küçük şeyler bunlar ama çocukların çok hoşuna gidiyor" diye konuştu. "Ailelerin güvenine layık olmaya çalışıyoruz" İşine gösterdiği saygı sebebi ile velilerin de takdirini kazanan Salih Öztaş, "Velilerin dönüşü çok güzel oluyor, onlar da memnun kalıyor bu durum karşısında. Bugün bir tanesi mesaj atmıştı, ‘bizim sizin ile çok farklı bir bağımız oldu, kızım size başka bir gözle bakıyor’ diye. Ben de kendisine, çocukları kendi çocuklarımızdan ayırmadığımızı söyledim. Eşim onları servisten indirirken, bindirirken; montunu, çantasını veya saçını düzeltiyor. Varsa bir dağınıklığını onu gidererek gönderiyor okula. Tabi bu esnada okulun önüne yanaşınca fark ediliyor bu durum öğretmenlerin de dikkatini çekiyor. İyisini yapmaya çalışıyoruz, inşallah yapıyoruzdur bu şekilde hoşumuza gidiyor. Öğrencilerden bir tanesi okul çıkışında geliyor onunla birlikte toplam 16 öğrencim var. Hatta nasip oldu bu sene servis aracını yeniledik, çocuklar daha konforlu seyahat edebilsin diye. Aileler, biz ve çocuklar da rahat etsin diye işimi layıkıyla yapmaya çalışıyorum. Veliler, çocukları servis aracımıza bindiğinde akıllarına kötü bir şey gelmiyor ve güveniyorlar bize, biz de o güvene layık olmaya çalışıyoruz. Ve inşallah böyle devam ederiz" şeklinde konuştu. "Ben onları serviste değil, kalbimde taşıyorum" Hanife Öztaş, "Çocukları çok seviyorum ve ben onları serviste değil, kalbimde taşıyorum. Hepsi benim için çok değerli. Çocuklar sabah okula giderken servise bindiklerinde bazen uykusuz olabiliyorlar tabi ben de onların uykularını açabilmek için ‘ne kadar güzelsin, saçınız ne güzel olmuş, hangi parfümü sıktın ne kadar güzel kokuyorsun’ diyerek sohbete başlıyorum. Okuldan çıktıklarında da yorulmuş oluyorlar bu kez de farklı sohbetler açıyorum, erkek çocukları ile futbolu konuşmaya çalışıyorum. Bunu bir iş olarak yapmıyorum, çocukları sevdiğim için eşimin yanında gidip geliyorum" şeklinde konuştu. "Doyasıya eğlendik" Bahçede yapılan etkinlikte gönüllerince eğlenen ve mutlulukları adeta yüzlerine yansıyan çocuklar ise, "Oyunlar oynayıp doyasıya eğlendik, yemek yedik. Çok iyi geçti, mutluyuz" dediler.