Yerel Haberler
Sakarya
01 Mart 2026 Pazar - 23:09 Sakarya’da sokak arasındaki sırrı çözülemeyen türbe merak konusu oldu Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde 5 katlı binanın zemin katında yer alan ve kime ait olduğu kesin olarak bilinmeyen türbe, görenlerin dikkatini çekiyor. Binanın inşaat sürecinde yaşandığı rivayet edilen gizemli olaylar nedeniyle dokunulamayan ve koruma altına alınan türbe, mahalle sakinleri tarafından "mahallenin koruma kalkanı" olarak görülüyor. Adapazarı ilçesinde bulunan bir binanın giriş katındaki dükkanların hemen yanında yer alan türbe, alışılmışın dışındaki görüntüsüyle merak uyandırıyor. Apartman sakinleri ve çevre esnafı, inşaat döneminden bu yana kulaktan kulağa yayılan efsanelerle türbeyi muhafaza etmeye devam ediyor. "Gelip dua edenler, temizliğini yapanlar oluyor" Bölgede 2018 yılından bu yana esnaflık yapan Erdal Şekerci, türbenin korunma sürecine dair anlatılanları dile getirerek, "Burası ile ilgili sadece kulaktan duyma bilgilerim var. Anlatılanlara göre; bu bina inşaat halindeyken müteahhit hasta olmuş, kazalar geçirmiş. İnşaat esnasında kepçelerin zarar gördüğü söyleniyor. Bu gibi aksilikler meydana gelince burası kazılamamış. Burada bir şehit olduğu, rahatsız edilmek istemediği kanaati oluşunca da bölge koruma altına alınmış. Binayı türbenin etrafını çevirerek inşa etmişler. Biz de zarar görmemesi için dışına demir korumalar yaptık. Gelip dua edenler, temizliğini yapanlar oluyor" dedi. "Bu mübareğin mahalleye çok hürmeti var" 22 senedir aynı mahallede esnaflık yapan Turgay Lüleci ise, türbede yatan zatın Kurtuluş Savaşı şehitlerinden biri olduğunun rivayet edildiğini belirtti. Lüleci, "Söylentilere göre kendisi burada şehit düşmüş. Yıllar sonra bina yapılmak istenince varlığı ortaya çıkmış. Kazı çalışmalarında kepçelerin kırılması gibi çeşitli alametler olduğu anlatılıyor. Bu mübareğin mahalleye çok hürmeti var. Buraya yeni birisi taşındığında ya da dükkan açtığında, ilk gece onları karşıladığı söylenir. İnsanlar kapılarının açıldığını ve içeriye çok güzel kokular geldiğini anlatıyor. Mübarekler bulundukları bölgenin koruma kalkanıdır. Ayette de buyurduğu gibi ’Onlara ölü demeyiniz, onlar diridirler’" diye konuştu.
01 Mart 2026 Pazar - 23:02 Sakaryaspor - Sarıyer maçının ardından Trendyol 1. Lig 28. haftasında oynanan Sakaryaspor-Sarıyer maçının ardından teknik direktörler açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig 28. haftasında Sakaryaspor sahasında Sarıyer ile golsüz berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı, rakiplerin puan kaybettiği haftada fırsat teptiklerini ifade ederken; Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin ise, puan farkını korudukları için memnun olduklarını dile getirdi. "Üretkenlik anlamında etkili olamadık" Kazanmaları gereken bir maçtan beraberlikle ayrıldıkları için üzgün olduğunu belirten Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı, "Böylesine muhteşem bir ambiyansta, rakiplerimizin de kaybettiği bir haftada kazanmak adına aslında bir fırsattı. Maça coşkulu başladık, oyun ve top bizde gibi duruyordu ama gerçekçi olmak lazım; ön tarafta çok üretken olamadık. Baskılı oynadığımız son 20 dakikayı 90 dakika boyunca göstermeliydik. Oyuncularım ciddi bir mücadele verdi ama skor anlamında etkili olamadık. İşimiz zorlaştı ancak son maça kadar bu şehir için gereken mücadeleyi vereceğiz" dedi. "Küme düşme barajı 42-45 puan arası olur" Ligde kalma barajı hakkındaki bir soruyu da yanıtlayan Dalcı, "42 ile 45 arasında küme düşme barajının olacağını düşünüyorum. Alttaki takımların birbiriyle oynayacağı maçlar bu durumu biraz daha etkileyebilir. İki puan eksik ya da fazla olabilir" diye konuştu. "Puan farkını korumuş olduk" Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin ise hafta boyu çalıştıkları stratejinin sahaya yansıdığını belirterek, "Oyuncularımız hafta boyunca çalıştığımız şeyleri harfiyen yerine getirdiler. Sakaryaspor adına bir final maçıydı, bunun bilincindeydik. Doğru durup pozisyon alarak gol yememeyi hedefledik. Tek eksiğimiz, topu kazandığımızda rakip arkasına sarkamamaktı. Bu pozisyonları yakaladık ama değerlendiremedik. Önemli bir maçtı, mağlup olmayarak puan farkını korumuş olduk. Bir puan bile bizim için önemli" şeklinde konuştu.
12 yıllık eşini öldüren müzisyen kocanın itirafları kan dondurdu:"Bıçak kırılınca tornavida sapladım"
24 Nisan 2025 Perşembe - 13:44 12 yıllık eşini öldüren müzisyen kocanın itirafları kan dondurdu:"Bıçak kırılınca tornavida sapladım" Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde 12 yıllık eşini öldüren müzisyen koca, ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık savunmasında, "Sinirlendim bıçağı sapladım, bıçak kırıldı. Araçtan indikten sonra Simge yerde yatıyordu. Gözüm döndü, araca dönüp tornavidayı aldım ve sapladım. Olayın nasıl olduğunu hatırlamıyorum" dedi. Reisler Göleti mevkisinde 30 Aralık 2024’de meydana gelen olayda, emniyete gelen İ.K. (42), 12 yıllık eşi Simge Kodalak’ı (31) öldürdüğünü itiraf etti. Yapılan araştırma neticesinde de boyun bölgesinde delici alet yarası bulunan kadının cesedine ulaşıldı. Müzisyen eşi tarafından öldürülen Simge Kodalak’ın cenazesi, Erenler ilçesi Çaykışla Mahallesi Merkez Cami’de kılınan namazın ardından defnedildi, şüpheli koca ise tutuklandı. Sanık İ.K.’nın Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesince yargılanmasına başlandı. Duruşmaya İ.K., taraf avukatları ve maktul Simge Kodalak’ın babası H.Ç. katıldı. "Sinirlendim bıçağı sapladım, bıçak kırıldı" Savunması için söz hakkı verilen sanık İ.K., eşinin kendisini aldattığından şüphelendiğini belirterek, "Şüphe duydum, gözümle bir şey görmedim. Olay günü sabah evde bu konuları konuşurken tartıştık. Yüksek ses olunca dışarı çıkmaya karar verdik. ’Bilmem gereken bir şey varsa söyle’ dedim, inkar etti. O ara kavga etmeye devam ediyorduk. Sinirlendim bıçağı sapladım, bıçak kırıldı. Araçtan indikten sonra Simge yerde yatıyordu. Gözüm döndü araca dönüp tornavidayı aldım ve sapladım. Olayın nasıl olduğunu hatırlamıyorum. Sonra karakola gittim ve ’Eşime müdahale edilmesini istiyorum’ dedim" ifadelerini kullandı. Sanık ve maktulün kızının mektubu okundu: "O adam annemi katletti" Simge Kodalak’ın babası H.Ç. de, kızı ile sanık arasında problem yaşandığına şahit olmadığını ifade ederek, şikayetçi oldu. Duruşmada söz alan müşteki avukatı, sanık ile maktulün kızlarının gönderdiği mektuptan, "Annem çok iyi kalpli bir masumdu. Annemin bütün iyiliklerini çöp etti, o adam annemi katletti. Anneme yaşattıklarını bir ben bilirim, bir de Allah bilir" bölümünü okuyarak, şikayetçi olduklarını kaydetti. Sanığın avukatı ise İ.K’nin, maktulün ve kızlarının telefonlarının incelenmesi, HTS kayıtlarının getirilmesi, müvekkili hakkında akıl sağlığı raporu alınması ve tahliye edilmesini talep etti. Görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamını istedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.
Depremin düşmanı çelik: Sarsıntıyı absorbe ederek esneklik sağlıyor
24 Nisan 2025 Perşembe - 11:45 Depremin düşmanı çelik: Sarsıntıyı absorbe ederek esneklik sağlıyor Türkiye’nin kaçınılmaz meselelerinden biri olan deprem gerçeğinde çelik yapılar sarsıntıyı absorbe ederek esneklik sağlamasıyla betonarme yapılara göre daha az zarar ve yıkım ortaya koyuyor. İnşaat mühendisi Kenan Keskin, betonarme yapılardaki her türlü malzemeyle oynanabileceğini belirterek, "İnsanlar maliyeti ne kadar az tutarsak o kadar kâr elde ederiz düşüncesiyle bina yapıyor. Çelik öyle değil, belirli bir şekilde dünya standartlarına uygun yapımı var, başka bir şekilde üretim yapamıyoruz. Avrupa’da birçok dünya eseri diye nitelendireceğimiz yapılar çeliktir, örneğin Eyfel Kulesi" dedi. Türkiye’nin kaçınılmaz meselelerinden biri olan deprem gerçeğinde çelik yapılar sarsıntıyı absorbe ederek esneklik sağlamasıyla betonarme yapılara göre daha az zarar ve yıkım ortaya koyuyor. Dünya standartlarına uygun şekilde üretilen çelik ağırlıklı olarak sanayi yapıları, tünel ekipmanları, yol ve köprü konstrüksiyonları, spor tesisleri, alışveriş merkezleri, makine ve enerji sektörlerinde kullanılıyor. Konut projelerinde de kullanılmaya başlanan çelik, hafifliği ve esnekliği sayesinde depremin oluşturduğu sarsıntılara karşı büyük bir avantaj sağlıyor. Ayrıca çelik yapılar, deprem enerjilerini kendi içinde sömürerek binanın esnek kalmasına ve betonarme yapılara oranla daha az yıkım ve zarara uğruyor. Betonarme yapılara göre dönüştürüle bilirliği olan çelik, ekonomik olarak avantaj oluşturuyor. Sakarya’da Mono Steel fabrikasında inşaat mühendisliği yapan Kenan Keskin, çeliğin korunması durumunda betonarme yapılara göre daha uzun ömürlü olduğunu kaydetti. "Depremin oluşturduğu sarsıntılara karşı büyük bir avantaj sağlıyor" Türkiye’de çelik kullanımının daha fazla teşvik edilmesi gerektiğini aktaran İnşaat Mühendisi Kenan Keskin, "Çelik, çağımızın bulunmaz veli nimetidir bana göre. Hafifliği ve esnekliği sayesinde depremin oluşturduğu sarsıntılara karşı büyük bir avantaj sağlıyor. Betonarme yapılar, çeliğe göre daha ağır olduğu için deprem sırasında yıkılma riski daha fazla oluyor. Ayrıca çelik imalat aşamasında fabrikalarda üretilip sahaya gönderildikten sonra montajı yapıldığı için betonarmeye göre bir zaman kazandırıyor. Bu yüzden tercih edilmesinin sebeplerinden bir tanesi de budur. Özellikle bu durum deprem gibi afetlerde ortaya çıkan barınma alanı, altyapı sistemleriyle bizlere bir şekilde çözüm sağlamaktadır. Bunun haricinde çelik yapılar, deprem enerjilerini kendi içinde sömürerek binanın esnek kalmasını sağlar. Bu esneklikle de binanın yıkılmasını önler. Betonarme yapılar daha sert yapılar olduğu için kırılmalar ve yıkım riski daha fazla oluyor. Bu sebeple de deforme olmadan çelik yapılar ayakta kalabilmektedir. Ayrıca çelik dönüştürülebilen bir malzeme olduğu için ekonomik açıdan büyük bir avantaj sağlamaktadır. Türkiye’de çelik kullanımı betonarmeye gör kıyasla belli bir mesafeye gelmemiş oranda ve Türkiye’de çelik yapı oranı hala düşük. Ancak son yıllara baktığımızda endüstriyel yapılarda büyük çaplı yapılarda çelik kullanımının arttığını görmekteyiz. Özellikle deprem sonrasında yeniden inşa süreçlerinde çelik yapıların kullanılmasının daha fazla teşvik edilmesi gerektiğine inanıyorum. Hem güvenlik hem de hızlı uygulanabilirlik açısından bence çelik geleceğin yapı malzemesi olmalıdır" dedi. "Çelik yapılar yıkılabilir ama betonarmeye göre verdiği zarar ve yıkım daha az olur" Muhtemel depremlerde çelik yapıların betonarme yapılara oranla sağlamlık ve can kayıplarındaki risk oranına ilişkin de bilgilendirmelerde bulunan Keskin, "Bununla ilgili ’Minimuma indirir, tamamen bina yıkılmaz’ diye kimse söylemiyor. Gerekli hesapları varsayım olarak yapıyoruz. Yaptığımız statik, paket programlar olsun belli bir durumu kabul ederek program yapıyoruz. Depremin nasıl bir etki getireceğini bilmediğimiz için belirli katsayılarla bunu önlemeye çalışıyoruz. Tabii ki çelik yapılar yıkılabilir ama betonarmeye göre verdiği zarar ve yıkım daha az olur" diye konuştu. "İnsanlar maliyeti ne kadar az tutarsak o kadar kar elde ederiz düşüncesiyle bina yapıyor" Keskin, denetimlerin de sıkı şekilde yapılması gerektiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: "Neticede biz insanların yaşayabileceği ortamları inşa ediyoruz. Bu yeterince denetlenmediği zaman, çıkan programdaki verilerle oynamak çok basit. Denetleyici kuruluşlar yeteri kadar denetleme yapmadığı zaman yapıları dikenler, işlerini prosedüre göre yapmıyor. Bundan dolayı deprem anında da asrın felaketini yaşayabiliyoruz ve ne yazık ki hiç akıllanmıyoruz. Bu son depremden akıllandık diyoruz ama bakıyoruz her şeyin aynı şekilde devam ettiğini görüyoruz. Betonarmede her türlü malzemeyle oynanabiliyor ama çelik öyle değil, belirli bir şekilde dünya standartlarına uygun yapımı var, başka bir şekilde üretim yapamıyoruz. Betonarmede bu homojenliği bozabiliyor insanlar. Örneğin demirini az koyabiliyor, betonuyla oynuyor bir şekilde malzemeden çalma dediğimiz olayı yapabilir. İnsanlar maliyeti ne kadar az tutarsak o kadar kâr elde ederiz düşüncesiyle bina yapıyor" "Avrupa’da birçok dünya eseri diye nitelendireceğimiz yapılar çeliktir" Çelik yapıların bakımının da kolay olduğuna dikkat çeken inşaat mühendisi Kenan Keskin, "Çelik yapıların bakımı da kolay betonarme yapıları yaptıktan sonra en fazla boyasına müdahil olabiliyorsunuz ama çelik yapılarda öyle değil. Bir bina için 50 yıl biçilirken, çelik ise bakımları yapılırsa 100-150 yılları görebiliyor. Çelik, yangına karışı zayıf bir malzeme. Yangından iyi muhafaza edilirse ve korozyona karşı korunursa çok uzun ömürlü yapılar çıkabiliyor. Nitekim baktığımızda, Avrupa’da birçok dünya eseri diye nitelendireceğimiz yapılar çeliktir, örneğin Eyfel Kulesi çeliktir. Bakımı düzgün yapıldığı için bu zamana kadar gelmiştir" ifadelerini kullandı.
‘Yeşil Vatan Tırı’ 2 bine yakın miniği hem eğlendirdi hem de bilinçlendirdi
23 Nisan 2025 Çarşamba - 18:31 ‘Yeşil Vatan Tırı’ 2 bine yakın miniği hem eğlendirdi hem de bilinçlendirdi Orman Genel Müdürlüğü’nün projelerinden biri olan ‘Yeşil Vatan Tırı’, Sakarya’nın Karasu ilçesinde 2 bine yakın çocuğu hem eğlendirdi hem de orman ve ağaç konusunda bilgilendirdi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı çerçevesinde Sakarya’da Karasu Halk Pazarı Otopakı’nda yerini alan Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ‘Yeşil Vatan Tırı’na ilçe halkı tarafından ilgili yoğun oldu. Çeşitli etkinliklerle ve oyun gruplarıyla eğlenen yaklaşık 2 bin çocuk, üç boyutlu sinema aracılığıyla da orman ve ağaç konusunda bilinçlendirildi. Orman Genel Müdürlüğü Müdür Yardımcısı Muhammed Salih Çetiner, Karasu Kaymakamı Mehmet Uğur Arslan velilere ve çocuklara defne ile fıstık çamı fidesi dağıttı. "Çocukların ve özellikle kadınların ciddi bir şekilde rağbetini gördük" Etkinlikle ilgili bilgi veren OGM Müdür Yardımcısı Muhammed Salih Çetiner, "Karasu’da Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlı bir birimimiz, katılım sağlayan vatandaşlarımıza ücretsiz bir şekilde defne ve fıstık çamı fidanı dağıttı. Çocukların ve özellikle kadınların ciddi bir şekilde rağbetini gördük. Biz bu tür etkinlikleri her zaman yapıyoruz. 21 Mart’ta, 11 Kasım’da Cumhurbaşkanımız özellikle Milli Ağaçlandırma Günü ilan etmesinden bu tarafa Türkiye genelinde 81 ilde aynı zamanda geleceğe nefes anlamında fidanlarımızı toprakla buluşturuyoruz ve dünyaya nefes oluyoruz" dedi. "En fazla ağaçlandırma yapan Avrupa’da birinci, dünyada dördüncü ülkeyiz" Ağaçlandırma hususunda Türkiye’nin dünya sıralamasındaki yerinden bahseden Çetiner, "Bugün en fazla ağaçlandırma yapan Avrupa’da birinci, dünyada dördüncü ülkeyiz. Orman varlığını artırma oranı olarak Avrupa’da birinci, dünyada altıncı sıradayız. Ormana, doğaya, çevreye bir borcumuz var. Dikkatli olmamız lazım. Genel Müdürlük olarak bu bilinçle hareket ediyoruz" diye konuştu. "Ormanlarımızı koruyalım, sevelim, yakmayalım" Etkinliğe katılan çocuklardan İrem Nur Kırdemir, "İnsanlar ağaçları kesmese, çevreye zarar vermese çok iyi olur" derken Elif Naz Yıldırım, "Ormanlarımızı koruyalım, sevelim, yakmayalım" ifadelerini kullandı. Ediz Efe Tiryaki ise, "İnsanlar bilinçlendirilmeli, yerlere çöp atılmamalı, doğa kirletilmemeli" şeklinde konuştu.
Başkan Alemdar, AKOM’dan açıkladı: "İlk bilgilere göre olumsuzluk yok, tüm birimlerimizle sahadayız"
23 Nisan 2025 Çarşamba - 16:40 Başkan Alemdar, AKOM’dan açıkladı: "İlk bilgilere göre olumsuzluk yok, tüm birimlerimizle sahadayız" Marmara Denizi Silivri açıklarında meydana gelen ve Sakarya’da da hissedilen 6.2’lik depremin ardından Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar başkanlığında Afet Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) kriz masası kuruldu. İlk gelen bilgilere göre bir olumsuzluğun olmadığına dikkat çeken Alemdar, "Tüm birimlerimizle sahadayız" dedi. Öğle saatlerinde Sakarya başta olmak üzere tüm Marmara’da hissedilen ve merkez üssü Marmara Denizi olan 6,2’lik deprem sonrası Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın başkanlığında Afet Koordinasyon Merkezi’nde kriz masası kuruldu. Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Fikret Bayhan, SASKİ Genel Müdürü Yiğit Turan, Özel Kalem Müdürü Murat Yıldırım, Genel Sekreter Yardımcıları Mustafa Engin Karaçelik, Aslan Yılmaz ve Dr. İlhan Yılmaz ile üst yönetiminin yer aldığı toplantıda, Alemdar son duruma ilişkin açıklamalarda bulundu. Tüm Sakarya’ya geçmiş olsun dileklerini ileten Alemdar, açıklamalarında depreme hazırlık hususunda kentsel dönüşümünün önemine bir kez daha dikkat çekti. "Doğa ne zaman ne yapacağını bize sormuyor" Alemdar, "Öncelikle hepimize geçmiş olsun. Bir kez daha gördük ki doğa ne zaman ne yapacağını bize sormuyor. Deprem hiç kimsenin bilmediği, görmediği anda geliyor. Şehrimiz ve bölgemiz 30 yıl arayla depremler yaşıyor. Bu artık bizim gerçeğimiz. Bizim işimiz de bu gerçekle hareket etmek. Deprem kaçınılmaz. Depremle yaşamayı öğrenmek, ona göre hazırlanmak zorundayız. Hep söyledik, yine söylüyoruz: Bu şehri dirençli hale getirmeliyiz. Bugün bir kez daha gördük ki, kaybedecek bir saniyemiz bile yok. Her birimiz bu dönüşümün parçası olmak, vatandaşlarımıza dokunmak ve şehri dönüştürmek zorundayız. Şehir merkezi ve ilçelerimizden gelen ilk bilgilerde ciddi bir olumsuzluk yok. Tüm birimlerimizle, itfaiye, kurtarma ekipleri, sağlık görevlileriyle sahadayız. Biz her türlü araç, ekipman ve destek için hazırız. Tüm ekiplerimizle teyakkuzdayız. Hazırlıklı olacağız, birlikte hareket edeceğiz, bu şehri birlikte ayakta tutacağız" dedi.