Yerel Haberler
Samsun
10 Mart 2026 Salı - 09:51 Profesör açıkladı: "Akran zorbalığı kişide derin izler bırakıyor, etkileri yetişkinliğe kadar uzanabiliyor" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ercüment Ersanlı, akran zorbalığının çocukların psikolojik ve sosyal gelişimi üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu belirterek, bu durumun benlik saygısında düşüşten güven kaybına kadar uzanan sonuçlar doğurabildiğini ve etkilerinin bazı bireylerde yetişkinlik dönemine kadar devam edebildiğini söyledi. Akran zorbalığı ile ilgili önemli açıklamalardan bulunan Prof. Dr. Ercüment Ersanlı, "Toplumda gerçekten böyle bir algı var ve bunun tamamen temelsiz olduğunu söyleyemeyiz. Ancak burada önemli olan nokta, yüz yüze zorbalık ile dijital ortamda gerçekleşen zorbalığı birbirinden ayırmaktır. Okullarda yaşanan her çatışma ya da her anlaşmazlık zorbalık değildir. Zorbalık dediğimiz şey genellikle kasıt, tekrar ve güç dengesizliği vardır. Bugün baktığımızda, özellikle siber zorbalığın daha görünür ve daha yaygın hale geldiğini söylemek mümkün. Yüz yüze zorbalık bazı okullarda ve bazı yaş gruplarında artmış olabilir, ama dijital alan bu sorunu çok daha büyük ve sürekli bir hale getirmiştir. Bunun nedenleri arasında çocukların daha yoğun ekran kullanımı, sosyal medyada görünür olma baskısı, empati becerilerindeki zayıflama, aile içi iletişim sorunları, okul ikliminin zayıflaması ve rekabetçi sosyal ortamlar sayılabilir. Kısacası mesele sadece çocuğun bireysel davranışı değil; aile, okul, akran grubu ve dijital kültürün birlikte etkilediği çok boyutlu bir süreçtir" dedi. Akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda orta çıkan sorular Akran zorbalığı çocuk üzerinde çok derin izler bırakabildiğini altını çizen Prof. Dr. Ersanlı, "Kısa vadede çocukta kaygı, korku, içine kapanma, okula gitmek istememe, ders başarısında düşüş, uyku sorunları, iştahsızlık ya da karın ağrısı ve baş ağrısı gibi bedensel belirtiler görülebilir. Bazı çocuklar ağlamaklı olur, bazıları öfkeli hale gelir, bazıları ise hiçbir şey olmamış gibi davranır ama içten içe ciddi bir yıpranma yaşar" şeklinde konuştu. Uyarıcılar Çocuklarda görülen bazı belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Ercüment Ersanlı, "Uzun vadede ise bu durum benlik saygısında düşüşe, insanlara güven kaybına, sosyal çekilmeye, depresif belirtilere, yoğun kaygıya ve ilerleyen yaşlarda ilişkilerde zorlanmaya yol açabilir. Daha da önemlisi, çocuk kendisini değersiz, yalnız ve korunmasız hissetmeye başlayabilir. Bu nedenle akran zorbalığına ’çocuklar arasında olur, geçer’ diye bakmak çok yanlıştır. Çünkü bazen etkileri okul yıllarını da aşarak yetişkinlik dönemine kadar uzanabilir" açıklamasında bulundu. "Çocuk evine gittiğinde bile zorbalıktan kaçamıyor" Dijital ortamların akran zorbalığını sadece artmadığını, aynı zamanda onun biçimini de değiştirdiğini söyleyen Ersanlı, "Eskiden okul çıkışında ya da sınıfta yaşanan bir olay, bugün 24 saat boyunca telefon ekranında devam edebiliyor. Çocuk evine gittiğinde bile zorbalıktan kaçamıyor. Bu, sorunun en ağır taraflarından biridir. Siber zorbalıkta küçük düşürücü mesajlar, alay eden paylaşımlar, dışlayıcı grup sohbetleri, sahte hesaplar, fotoğraf ya da video yayma gibi davranışlar çok yıkıcı olabiliyor. Çünkü dijital zorbalıkta izleyici kitlesi büyüyor, içerik kalıcı hale geliyor ve mağdur çocuk kendisini sürekli tehdit altında hissedebiliyor. Ayrıca bazen zorbalığı yapan kişinin kim olduğu da net olmuyor. Bu da çocuğun güvensizlik duygusunu artırıyor. Dolayısıyla bugün akran zorbalığıyla mücadele, mutlaka dijital ortamları da kapsamak zorundadır" ifadelerini kullandı. "Ailelerin en çok dikkat etmesi gereken şey ani değişimlerdir" Çocuk okula gitmek istemiyorsa, arkadaşlarından uzaklaşıyorsa, odasına kapanıyorsa, sık sık başının ya da karnının ağrıdığını söylüyorsa, uykusu bozulduysa, notları düşmeye başladıysa ya da eskiden sevdiği şeylere karşı ilgisini kaybettiyse bu durumun bir uyarı işareti olabildiğini söyleyen Ersanlı şunları söyledi: "Siber zorbalıkta ise telefon ya da tablet kullanımıyla ilgili değişimler dikkat çekicidir. Çocuk ekrana bakarken birden huzursuzlaşıyorsa, mesaj gelince tedirgin oluyorsa, cihazını gizliyorsa, sosyal medya hesaplarını kapatıyorsa ya da çevrim içi olduktan sonra mutsuzlaşıyorsa ailelerin bunu ciddiye alması gerekir. Öte yandan, çocuk bazen zorbalığa maruz kalan değil, zorbalık yapan taraf da olabilir. Bu durumda da aşırı öfke, başkalarını küçümseyen konuşmalar, sürekli kavga etme, empati eksikliği, hatasını kabul etmeme ve başkalarının acısıyla alay etme gibi belirtiler görülebilir. Yani aile yalnız ’Benim çocuğum mağdur mu?’ diye değil, ’Benim çocuğum başkasına zarar veriyor olabilir mi?’ diye de bakmalıdır. En önemli mesaj şu: Akran zorbalığını küçümsemeyelim. ’Çocuktur yapar’, ’kendi aralarında hallederler’ ya da, ’biraz güçlü olmayı öğrensin’ gibi yaklaşımlar çocuk üzerinde kalıcı yaralar bırakabilir. Bir çocuğun güven duygusunu, okul aidiyetini ve benlik saygısını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bir çocuk zorbalığa uğradığında yalnızca bir olay yaşamış olmaz; bazen dünyaya bakışı da sarsılır. Bu yüzden ailelerin, öğretmenlerin ve okul yönetimlerinin birlikte hareket etmesi çok önemlidir. Erken fark etmek, doğru dinlemek ve doğru müdahale etmek, birçok çocuğun hayatında çok büyük bir fark oluşturabilir."
Vali Tavlı: "Bağımlılık yerine bağımsızlık diyoruz, gençlerimize sahip çıkıyoruz"
29 Aralık 2025 Pazartesi - 16:15 Vali Tavlı: "Bağımlılık yerine bağımsızlık diyoruz, gençlerimize sahip çıkıyoruz" Samsun’da Bağımlılık ile Mücadele İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı, Vali Orhan Tavlı’nın başkanlığında Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıda önleyici tedbirlerin önemine dikkat çeken Vali Tavlı, "Bağımlılık yerine bağımsızlık diyoruz, ailemize ve gençlerimize sahip çıkıyoruz" dedi. Bağımlılıkla mücadelede kurumlar arası iş birliğinin ele alındığı toplantıda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından yürütülen Bağımsızlık Köyü Projesi ile OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 2025 Aile Yılı kapsamında gerçekleştirdiği çalışmalar hakkında sunum yapıldı. Toplantıda konuşan Vali Orhan Tavlı, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca adli ve tedavi boyutuyla ele alınmaması gerektiğini belirterek, asıl hedefin önleyici çalışmalar olduğunu vurguladı. Sanat ve spordan eğitime kadar toplumun her alanına dokunan faaliyetlerin bağımlılıkla mücadelede önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Tavlı, ailelerin korunması ve gençlerin zararlı alışkanlıklardan uzak tutulmasının öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. Vali Tavlı, kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının koordinasyon içinde yürüttüğü çalışmaların sahaya olumlu yansıdığını belirterek, özellikle gençlerin sosyal yaşamını faydalı aktivitelerle doldurmanın riskli alanları ortadan kaldıracağını dile getirdi. 2025 yılında yapılan çalışmalar için teşekkür eden Tavlı, "2026 yılında başta Yeşilay olmak üzere tüm kurumlarımızdan daha etkin mücadele, daha etkin iş birliği ve koordinasyon beklediğimizi özellikle ifade ediyoruz. Bağımlılık yerine bağımsızlık diyoruz, yine ailemize, gençlerimize sahip çıkıyoruz" ifadelerini kullandı. Bağımlılık ile Mücadele İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’na Cumhuriyet Başsavcı Vekili Fatih Ayaz, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, kurul üyeleri ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.
Rektör Aydın: "Madde bağımlılığına karşı en güçlü kale aile"
29 Aralık 2025 Pazartesi - 15:58 Rektör Aydın: "Madde bağımlılığına karşı en güçlü kale aile" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, özellikle gençler arasında yaygınlaşan madde bağımlılığına karşı en stratejik ve güçlü kalenin "aile" olduğunu söyledi. Samsun Valiliği, Samsun Büyükşehir Belediyesi, OMÜ ve Canik Belediyesi tarafından düzenlenen "Bağımlılıkla Mücadelede Aile ve Gençlik Sempozyumu", OMÜ Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Toplantı Salonu’nda yapıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan sempozyumda açılış konuşmasını yapan Sempozyum Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Alaattin Altın, bağımlılık hakkında bilgiler verdi. Altın’ın konuşmasının ardından protokol konuşmalarına geçildi. "Madde bağımlılığına karşı en güçlü kale aile kurumudur" Açılış konuşmasında madde bağımlılığının zararları ve korunma yöntemleri hakkında bilgi veren OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, "Günümüzde teknoloji, insanlığa maddi planda önemli kazanımlar sağlasa da ruh dünyasında dikkat çeken değişimlere yol açmıştır. Hiç kuşku yok ki yaşadığımız çağda nesillerimizin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlikelerden biri madde bağımlılığıdır. İstatistikler ve yürütülen saha araştırmaları, madde bağımlılığının özellikle gençlerimiz arasında giderek yaygınlaştığını ortaya koymaktadır. Bu ciddi tehdit karşısında sahip olduğumuz en stratejik ve en güçlü kale, hiç şüphesiz aile kurumudur. Zira bağımlılıkla mücadele, sadece bir güvenlik ya da sağlık meselesi değil; özünde bir eğitim, bir aidiyet ve değer aktarımı sürecidir. Sevgiyle, şefkatle ve farkındalıkla güçlendirilmiş aile yapısı, gençlerimiz için her türlü bağımlılığa karşı en sağlam ve en aşılmaz kalkandır. Milletimizin yarınlarını tehdit eden bağımlılık olgusu, şikâyet mevzuu olmaktan çıkarılıp üzerinde ciddiyet ve kararlılıkla durulması gereken toplumsal bir sorundur. Meseleyi yalnızca sonuçları üzerinden tartışmak bizleri nihai çözüme götürmeyecektir. Elbette hukuki ve güvenlik önlemleri önemlidir. Ancak nedenleri ortadan kaldıramadıkça alınacak tedbirler sınırlı bir çerçevenin dışına çıkamayacaktır. Bu nedenle gençlerimizi bağımlılık bataklığına sürükleyen bileşenlerin ortadan kaldırılması şarttır" dedi. Toplum sorunu olarak görülen madde bağımlılığına çözüm üretebilmek adına sempozyumu düzenlediklerini ifade eden Rektör Aydın, "Bugün burada yalnızca akademik bir etkinlik vesilesiyle toplanmadık. Ortak hassasiyetlerimizi paylaşmak ve millet varlığımızı sinsice kemiren tehditlere birlikte çözüm üretebilme irademizi somutlaştırmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bağımlılık, bireyi aşan çok yönlü bir halk sağlığı sorunudur. Sorunun psikolojik, sosyolojik ve çevresel boyutları yanında ekonomi ve güvenlik gibi farklı alanlarda da yansımaları söz konusudur. Bu nedenle bağımlılıkla mücadelede bilimsel veriye dayalı yaklaşımların, güçlü kurumsal iş birlikleriyle desteklenmesi bir tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluk hâline gelmiştir. Ondokuz Mayıs Üniversitesi olarak, başta Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezimiz olmak üzere tüm birimlerimiz aracılığıyla bağımlılıkla mücadelede aktif olarak çaba göstermekteyiz. Bu süreci yalnızca bir tedavi faaliyeti olarak değil; aynı zamanda koruyucu, önleyici ve rehabilite edici boyutlarıyla bir bütün olarak ele alıyoruz. Üniversitemiz bünyesinde, değerli akademisyenlerimizin katkılarıyla pek çok saha araştırması yürütülmekte, elde edilen bilimsel veriler somut ve uygulanabilir çözüm önerilerine dönüştürülmektedir" diye konuştu. Program, açılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Tayfun Uzbay’ın "21. Yüzyılda Bağımlılık" konulu konferansıyla devam etti. Bilgi yarışmasının ardından verilen aradan sonra Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Doç. Dr. Kemal Özcan, polis memuru Bahtiyar Tüysüz, Uzman Psikolog Asena Begüm Zengin, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hatice Öz ve psikolojik danışman Sinan Çakmak sunum gerçekleştirdi. İkinci panelde ise psikolojik danışman Emre Güneş, Samsun İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı İrfan Yetik, başvaiz Kafiye Demircan, sosyolog Hülya Korkmaz Büklü ve klinik psikolog Elif Eren sunumlarıyla programa devam edildi. Etkinliğin sonunda katılımcılara hediyeler takdim edildi. Etkinliğe ayrıca Samsun Vali Yardımcısı Mustafa Yıldız, Samsun Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Eyüp Çakır, Canik Belediyesi Başkan Yardımcısı Ali Kemal Tural, davetliler, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Canik Belediyesi’nden otonom sistem hizmeti
29 Aralık 2025 Pazartesi - 14:36 Canik Belediyesi’nden otonom sistem hizmeti Canik Belediyesi, belediye hizmetlerinde aktif hale getirdiği otonom takip sistemi ve yapay zekâ destekli çağrı merkeziyle vatandaşlara etkin ve hızlı hizmet sunuyor. Canik Belediyesi, yenilikçi teknolojileri belediye hizmetlerine dâhil ederek hizmet kalitesini ve hızını artırmaya devam ediyor. Temizlik araçları ve çöp kamyonlarında kullandığı otonom takip sistemiyle, caddelerin ve sokakların temizlik durumu ile çöp konteynerlerinin doluluk oranını dakika dakika takip altında tutan Canik Belediyesi, geçen haftalarda Canik ilçesinde bir vatandaşın kaybettiği pırlanta yüzüğün 1 saat gibi kısa bir sürede bulunmasını sağlayan otonom takip sistemiyle, program çerçevesinde sürdürdüğü çalışmaların yanı sıra hızlı müdahalelerle de çalışmalarını etkin bir şekilde gerçekleştiriyor. Yapay zekâ destekli çağrı merkeziyle de vatandaşlara 7 gün 24 saat hizmet veren Canik Belediyesi, vatandaşların taleplerinin yapay zekâ entegrasyonu sağlanan çağrı merkeziyle saniyeler içinde ilgili birimlere aktarılmasını sağlarken, ayrıca çalışmaların sürecine dair vatandaşlara SMS ile bilgilendirmelerde bulunuyor. "Yenilikçi teknolojilerle çalışmalarımızı güçlü bir şekilde sürdürüyoruz" Yeni sistemler ve araçlarla hizmet kalitesini ve hızını sürekli olarak yukarıya taşımaya devam ettiklerini vurgulayan Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Yenilikçi teknolojilerle ve çözüm odaklı adımlarla çalışmalarımızı güçlü bir şekilde sürdürüyoruz. Çalışmalarımıza dâhil ettiğimiz otonom takip sistemi ve yapay zekâ destekli çağrı merkeziyle etkin ve hızlı hizmet çıtamızı yukarıya taşıdık. Otonom takip sistemiyle çalışma gerçekleştirdiğimiz alanları anbean takip ediyoruz. Ekiplerimizin sürdürdüğü ve nihayete erdirdiği çalışmalara dair raporlama sürecini de otonom takip sistemimizle gerçekleştiriyoruz. Kesintisiz hizmet ilkemizin bir parçası olan yapay zekâ destekli çağrı merkezimizle, vatandaşlarımızın taleplerini ve önerilerini bizlere 7/24 ulaştırmalarını sağlıyor ve talebe istinaden gerçekleştirilen çalışmalar ile sürece dair kendilerine kısa mesaj yoluyla bilgi sağlıyoruz. Yapay zekâ destekli çağrı merkezimizle ayrıca ekiplerimizin çalışmalarını koordinasyonlu bir şekilde yürütmesini gerçekleştiriyoruz. Birimler arası bildirim ve hemşehrilerimize geri dönüşleri yapay zekâ sistemiyle gerçekleştiriyoruz" şeklinde konuştu.
Ruh sağlığının en güçlü ilacı: Uyku
29 Aralık 2025 Pazartesi - 13:05 Ruh sağlığının en güçlü ilacı: Uyku Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde en güçlü desteklerden birinin uyku olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir, "Ruh sağlığınızı güçlendirmenin ilk adımı uykunuzu ciddiye almaktan geçer" dedi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir, uyku düzeninin ruh sağlığı üzerindeki belirleyici etkisine dikkat çekti. Uykuya yalnızca dinlenme olarak bakılmaması gerektiğini ifade eden Taşdemir, uykunun depresyon, anksiyete ve bipolar bozukluk gibi birçok psikiyatrik hastalıkta iyileştirici bir rol üstlendiğini vurguladı. Uyku süresinden çok zamanlamanın önemine işaret eden Taşdemir, "Uzun saatler uyumak değil, doğru zamanda ve yeterli sürede uyumak iyi uyku olarak tanımlanır. Gece yarısından önce başlayan ve yaklaşık 7,5–8 saat süren uyku, zihinsel dengeyi korumada kritik öneme sahiptir" diye konuştu. Melatonin hormonunun salgılandığı saatlerin önemine de değinen Taşdemir, "Melatonin salgısının en yoğun olduğu 23.00 ile 03.00 saatleri arasında uyumak, beynin kendini onarması ve duygusal düzenlemenin güçlenmesi açısından büyük önem taşır. Bu nedenle uykuya gece yarısından önce başlanmalıdır. İyi bir uykudan söz edebilmek için melatonin salgısı şarttır" şeklinde konuştu. Toplum genelinde uyku alışkanlıklarının sağlıksız bir noktada olduğuna dikkat çeken Taşdemir, zamanında ve yeterli uyunan uykunun ruh sağlığını güçlendirdiğini belirterek, "İyi uyku çok uyumak değildir. Doğru zamanda uyunan uyku, ruh sağlığını korumanın en temel adımıdır" ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet’i kuran şehirlerin odaları buluştu
29 Aralık 2025 Pazartesi - 11:28 Cumhuriyet’i kuran şehirlerin odaları buluştu Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde kilit rol oynayan Samsun, Amasya, Erzurum ve Sivas’ın Ticaret ve Sanayi Odaları, "Cumhuriyet’i Kuran Şehirler" temasıyla Ankara’da bir araya geldi. Programda konuşan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, etkinliğin yalnızca bir anma değil, aynı zamanda her kuşağın Cumhuriyet bilincini yeniden inşa etmesi gereken bir sorumluluk taşıdığını vurguladı. Murzioğlu, "Bu proje burada sona ermiyor, asıl şimdi başlıyor" diyerek, Cumhuriyet’i kuran şehirlerin mirasının gelecek nesillere taşınması gerektiğini ifade etti. Cumhuriyet’i Kuran Şehirler Buluşması’nın beşinci durağı Samsun, Amasya, Erzurum ve Sivas’tan sonra Ankara oldu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Ankara Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen program, Cumhuriyet Müzesi (2. TBMM Binası) Ulus’ta gerçekleştirildi. Ev sahibi olarak konuşan Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, Ankara’nın Milli Mücadele’de üstlendiği tarihi role dikkat çekerek, Cumhuriyetin başkentte millet iradesiyle kurumsallaştığını vurguladı. Ardıç, bu anlamlı buluşmanın şehirler arası birlik ve ortak hafızayı güçlendirdiğini ifade ederek, emeği geçenlere teşekkür etti. Murzioğlu: "Bu proje burada sona ermiyor, asıl şimdi başlıyor" Programda konuşan Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, etkinliğin yalnızca bir anma değil, aynı zamanda bir sorumluluk taşıdığını belirterek, "Bugün, Cumhuriyet’i Kuran Şehirler Buluşması’nın son durağında; tarihimizin dönüm noktalarından birine tanıklık eden Cumhuriyet Müzesi’nde bir araya gelmenin onurunu ve gururunu yaşıyoruz. ‘Siyasî ve askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa kazanılacak başarılar yaşayamaz ve sürekli olamaz.’ Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere miras bıraktığı bu sözün rehberliğinde, Cumhuriyet’i Kuran Şehirlerin iş kanadının temsilcileri olarak; bir milletin geleceğine yön veren şehirleri adım adım dolaştık. Her şehirde yalnızca bir mekânı değil; bir fikri, bir direnişi, bir umudu ve bir kararlılığı gördük. Bu yolculuk bize bir kez daha hatırlattı ki Cumhuriyet, tek bir günde ve tek bir şehirde kurulmadı. Cumhuriyet, Anadolu’nun dört bir yanında filizlenen ortak bir iradenin eseri olarak doğdu. Ve bugün, o iradenin devlet aklına dönüştüğü, millet egemenliğinin kurumsallaştığı şehirdeyiz. Bizler bugün; kuruluşun ve kurtuluşun meşalesinin yakıldığı, istiklal yolunda ilk adımın atıldığı 19 Mayıs Şehri Samsun’dan geliyoruz. Ve tam 106 yıldır, bu ruhu diri ve genç tutmak için çalışıyoruz. Bu anlamlı yolculuğun son durağında; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını, Meclis kürsüsünde ve cephede mücadele eden tüm kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyoruz. Onların bizlere bıraktığı en büyük miras; bağımsız düşünce, ortak akıl ve ortak gelecek idealidir. Cumhuriyet’i kuran şehirlerden aldığımız ilhamla şunu açıkça ifade etmek isterim; bu proje burada sona ermiyor. Asıl şimdi başlıyor. Çünkü Cumhuriyet, her kuşağın yeniden inşa etmesi gereken bir bilinçtir. Bu duygu ve düşüncelerle; bu anlamlı projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese ve bu anlamlı günde bizleri yalnız bırakmayan; Türk iş dünyasının ekonomik zaferler yolundaki en kıymetli destekçisi ve temsilcisi olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür ediyorum" dedi. Başkanlardan, ortak gelecek vizyonu vurgusu Törende konuşan Amasya TSO Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kırlangıç, Erzurum TSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın ve Sivas TSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, etkinliğin tarihî sorumluluk ve ekonomik iş birliği açısından önemine değinerek, ortak gelecek vizyonuna dikkat çekti. Programda ayrıca Cumhuriyet Müzesi Müdürü Bahar Çakırhan, 2. TBMM Binası’nın tarihi misyonu ve Cumhuriyet tarihindeki yeri hakkında katılımcılara bilgilendirmede bulundu. Etkinliğin devamında TOBB ETÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Sarınay, "Millî Mücadele Dönemi ve Cumhuriyet’e Giden Yolda Ankara’nın Rolü ve Önemi" başlıklı söyleşisiyle tarihi süreci kapsamlı şekilde aktardı. Hisarcıklıoğlu: "Cumhuriyetimizi Kuran Şehirler, istiklale giden yoldaki kararlılığımızın nişanesidir" Cumhuriyet Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinliğin ardından bir otelde düzenlenen Cumhuriyeti Kuran Şehirler Gala Yemeği programına TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu da katıldı. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu burada yaptığı konuşmada, Cumhuriyet’in kuruluşuna katkı sunan Samsun, Amasya, Erzurum ve Sivas şehirlerinin önemine vurgu yaptı. Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl kurulduğunun hatırlatılması ve gelecek nesillere aktarılması gerekliliğine vurgu yapan Hisarcıklıoğlu, "İşte sizler bu vizyonla hareket ederek, çok doğru ve değerli bir işe imza attınız. Cumhuriyetimizin kuruluşuna giden yolda, Samsun’dan başlayıp, Amasya, Erzurum ve Sivas’ta milli bir istiklal harbi hüviyeti kazanan bu destansı mücadeleye sahip çıktınız. Bu dört şehrimiz, istiklale giden yolda kararlılığımızın nişanesidir. Milli birlik ve bağımsızlık fikrini tüm Anadolu’ya yayan, milletimizi tek yürek olarak ayağa kaldıran, simge şehirler sizlerin içerisinde yaşadığı şehirlerdir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında daha güçlü bir Türkiye için omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Millî Mücadele kahramanlarımızı, tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum" diye konuştu.
2025’te en çok yüz gençleştirme ameliyatı yapıldı
29 Aralık 2025 Pazartesi - 10:11 2025’te en çok yüz gençleştirme ameliyatı yapıldı Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, 2025 yılında en çok yüz gençleştirme ameliyatı gerçekleştirdiklerini belirterek, Samsun’un estetik cerrahi alanında yurt içinden ve yurt dışından yoğun talep gördüğünü söyledi. 2025 yılının bitimine sayılı günler kala FBM Tıp Merkezi çalışanları, düzenlenen moral ve motivasyon yemeğinde bir araya geldi. Programda yılın personellerine ve kurumdan ayrılacak çalışanlara plaket takdim edildi. "En çok ilgi yüz gençleştirme ameliyatlarına oldu" Etkinlikte konuşan Prof. Dr. Hayati Akbaş, "2025 yılında kliniğimizde en sık yapılan estetik ameliyat yüz gençleştirme oldu. Türkiye’nin yanı sıra dünyanın birçok ülkesinden hastalar estetik uygulamalar için Samsun’u tercih etti. Özellikle Amerika başta olmak üzere farklı ülkelerden hastalar yüz gençleştirme ameliyatları için kliniğimize başvurdu. Vasküler malformasyonlar, burun deformiteleri, kepçe kulak, büyük göğüsler, doğuştan meme yokluğu, karın germe ve doğum sonrası deformiteler gibi birçok farklı ameliyat gerçekleştiriyoruz. Ancak en yoğun talep yüz gençleştirme ameliyatlarına oldu" dedi. "Erkeklerde estetik ameliyatlara ilgi artıyor" Kadınların estetik ameliyatlara ilgisinin erkeklere göre daha fazla olduğunu belirten Akbaş, "Ancak erkeklerde de son yıllarda ciddi bir artış söz konusu. Saç ekimi, burun estetiği ve liposuction gibi operasyonlarda bazı alanlarda erkek hasta sayısı kadınları geçebiliyor. Genel tabloya bakıldığında kadınların estetik yaptırma oranı hâlâ biraz daha yüksek" diye konuştu. "Genç yaşta estetik başvurularına uyarı" Sosyal medyanın yaygın kullanımının estetik konusunu suistimale açık hâle getirdiğini ifade eden Akbaş, özellikle genç yaş gruplarına dikkat çekerek şunları söyledi: "13-14 yaşındaki çocukların aileleriyle birlikte estetik talepleriyle başvurduğunu görüyoruz. Bu son derece yanlış bir durum. Estetik ameliyatlar, vücut gelişimi tamamlandıktan sonra yapılmalıdır. Bunun istisnası kepçe kulak ameliyatlarıdır; bu operasyonlar çocukların sosyal hayata başlamasından önce yapılabilir. Diğer estetik ameliyatlar ise 18-19 yaşından sonra, vücut gelişimi tamamlandıktan sonra uygulanmalıdır. 2025 yılında sosyal medyanın etkisiyle 13-17 yaş grubundan başvuruların arttığını gözlemledik. Bu noktada hekimlerin çok daha titiz ve dikkatli olması gerekiyor." Etkinlik yemek ikramı ve müzik dinletisinin ardından sona erdi.