Yerel Haberler
Samsun
Çizgiyle anlatılan ‘kadın’ teması sanatseverlerle buluştu 23 Mart 2026 Pazartesi - 22:51:45 Samsun’un Atakum ilçesinde, "Çizgi ve Kadın" temalı resim sergisi sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Eski öğretim üyesi Hasbi Aslan’ın 7’nci kişisel sergisi, Hasan Ali Yücel Gençlik Bilim ve Sanat Merkezi’nde açıldı. Kurdele kesimiyle açılan sergide, sanatçının çizgi üzerinden kadın imgesini ele aldığı eserler yer aldı. Bugüne kadar çok sayıda ulusal ve uluslararası sergide yer alan Aslan, çalışmalarında çizginin sanatsal ifade gücünü ön plana çıkararak toplumsal bir anlatı kurduğunu belirtti. Çizginin tarih boyunca görsel iletişimin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Aslan, "Çizgi bir ifade ve iletişim aracı olarak tüm zamanlarda yerini korumuştur. Mağara duvarlarından günümüze kadar her çağda görsel anlatımın ilk unsuru olmuştur. Sanatçılar da bu güçlü anlatım aracını eserlerinde ustalıkla kullanmıştır" dedi. Sergide kadın temasını merkeze aldığını ifade eden Aslan, kadını toplumun özü olarak nitelendirerek, bu özü resim sanatının özü olan çizgiyle anlatmaya çalıştığını söyledi. Renklerin görsel bir haz sunduğunu ancak esere ruh kazandıranın çizgi olduğunu dile getiren Aslan, resimde dengeyi ve biçimi oluşturan temel unsurun da çizgi olduğuna dikkat çekti. Sanatseverleri eserlerini görmeye davet eden Aslan, serginin kadına ve annelere verilen değerin önemine dikkat çekmek amacıyla hazırlandığını sözlerine ekledi. Serginin açılışına OMÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hamza Çalışıcı, CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, Atakum Belediye Başkan Yardımcısı Suat Yıldız, Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Deniz Gömeç, Samsun Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Hale Günaydın, Uzm. Dr. M. Emin Dinççağ ile birlikte akademisyenler ve çok sayıda sanatsever katıldı.
23 Mart 2026 Pazartesi - 21:07 Samsun’da İlaçlamacılar Mesul Müdürler ve Uygulamacılar Derneği kuruldu Samsun’da halk sağlığını korumak ve merdiven altı işletmelerle mücadele etmek amacıyla İlaçlamacılar Mesul Müdürler ve Uygulamacılar Derneği kuruldu. Yeni yapılanan derneğin ilk kamuoyu açıklamasında sağlığı tehlikeye atan uygulamalara karşı ortak hareket etme kararlılığı vurgulandı. Samsun’da halk sağlığını tehdit eden ehliyetsiz kişilere ve korsan işletmelere karşı mücadele etmek amacıyla kurulan ve hızla yapılanma sürecine giren İlaçlamacılar Mesul Müdürler ve Uygulamacılar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Dernek yönetimi en son örneğinin İstanbul Fatih’te Böcek ailesinin ölümüyle görüldüğü, sektörde yaşanan acı olayların önüne geçmek için düğmeye bastıklarını, "pompacı" olarak tabir edilen sertifikasız ruhsatsız kişilere karşı savaş açtıklarını ilan etti. Derneğin toplantısına Samsun Temizlik ve Hijyen Dayanışma Yardımlaşma Derneği yönetimi de katılarak destek mesajı verdi. "Ruhsatsız çalışan insanlarla mücadele etmek istiyoruz" Kuruluş aşamasında olduklarını ve ilk etapta 18 üyeye ulaştıklarını belirten İlaçlamacılar Mesul Müdürler ve Uygulamacılar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Hayati Çelebi, derneğin kuruluş amacını ve verecekleri mücadeleyi anlattı. Çelebi, "Son zamanlarda Türkiye’de ölümler gerçekleşti. Burada ’pompacı’ diye tabir ettiğimiz ve işi bilmeyen insanlarla, ruhsatsız çalışan insanlarla mücadele etmek istiyoruz. Birinci asli görevimiz olarak bunu görüyoruz. İkincisi Türkiye çapında bu işi hızlandırıp bu işin resmi olan firmalar tarafında yapılması gerektiğini, insanlarımızın ve sağlık açısından gerçekten güvenli gıdaların ulaşmasını sağlamak için elimizden gelen bütün gayreti sarf etmek için bu derneği kurduk. Derneğimizin amacı bundan sonraki Türkiye çapında inşallah ölümlerin gerçekleşmemesi için ve ilaçlama adı altında herhangi bir vakanın oluşmaması için düğmeye basmaya gayret edeceğiz" dedi. "Bilinçsiz kişiler tarafından yapılan ilaçlama zehirleyebiliyor" İşi bilmeyen insanlarca yapılan ilaçlamanın insan sağlığına zarar verebileceğini dile getiren Çelebi, "Bizim ilaçlarımıza çok kolay ulaşılabiliyor. Ulaşıldığı için de sonuç itibarıyla halkımız ya da bu işi bilmeyen kişiler tarafından ulaşılan bu ilaçlar insan sağlığına zarar verebiliyor. Bilinçsiz kişiler tarafından yapılan ilaçlama zehirleyebiliyor. Ayrıca insan sağlığı ile oynanırken kayıtsız vergisiz iş yapılarak ekonomiye de zarar veriyorlar" diye konuştu. Buluşmada yeni kurulan ilaçlama derneğini yalnız bırakmayan Samsun Temizlik ve Hijyen Dayanışma Yardımlaşma Derneği Başkanı Nahit Albayrak, temizlik sektöründe faaliyet gösteren Samsun il ve ilçeleri olmak dahilinde toplamda 150’ye yakın temizlik firmasının olduğunu belirtti. Albayrak, bunların hizmet vermiş olduğu binalarda ilaçlama gerektiği takdirde bu işleri daha düzenli ve resmi olarak yapan ilaçlama firmalarına yönlendirme yaptıklarını bildirdi.
Çocukların görünmeyen savaşı: Akran zorbalığı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 12:03 Çocukların görünmeyen savaşı: Akran zorbalığı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, zorbalığın ergen bireylerin sosyalleştiği okul, okul çevresi ve mahallelerde gözlemlendiğini belirterek, "Zorbalık; güç dengesizliği içeren, tekrarlayan veya tekrarlama potansiyeli olan istenmeyen saldırgan davranışlardır" dedi. Zorbalık davranışını genel olarak kimlerin sergilediğini ve hangi alanlarda yapıldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayçiçek Dinçer, "Zorbalık; bir kişinin bir kişiye karşı güç gösterisi yapmak için güç dengesizliğini içeren, tekrarlayan ya da tekrarlama potansiyeli olan istenmeyen saldırgan davranışlardır. Bu kişilerin daha çok okul dönemindeki çocuklar olduğunu söyleyebiliriz. Zorbalığın gerçekleştiği alanlar ise ergen bireylerin sosyalleştiği okul, okul çevresi ve mahallelerde gözlemleniyor" değerlendirmesinde bulundu. "Zorbalığın 3 tipi mevcuttur" Zorbalık tiplerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Ayçiçek Dinçer, şu bilgileri verdi: "Zorbalığın 3 tipi mevcuttur. Bizim akran zorbalığı dediğimiz kavram aslında geleneksel zorbalıktır. Bunun da 3 alt tipi vardır. Bunları Fiziksel, Sözlü ve İlişkisel-Sosyal olarak sıralayabiliriz. Fiziksel dediğimiz alt tip, bireyin karşı bireye fiziki şiddet uygulaması olarak tanımlıyoruz. Sözlü dediğimiz durum da bireyin görünümüne, becerilerine, yeteneklerine, ailesine, kültürüne karşı alay etme ve aşağılama durumu. İlişkisel-sosyal boyutu da daha çok mağdurun kendi sosyal ilişkilerini karalama, dedikodu yayma, bir gruptan dışlama, akran ilişkilerini bozmaya yönelik olan davranışlardır." "Dijital zorbalık artık çağımızın yükselen zorbalık türü" Dijital zorbalığın giderek yükseldiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, "Pandemi döneminde eve kapanma sürecinin bize getirdiği dezavantaj ise küçük yaşlardaki çocukların sıkça ekran başında vakit geçirmesi. Artık küçük yaşlardaki çocuklar bu beceriye sahip değilken dijital ortamı çok iyi kullanabilir hale geldiler. Dijital zorbalık artık çağımızın yükselen zorbalık türü diyebiliriz. İnternetin sınırsız ve kontrolsüz olması gençlere ‘sonsuzluk’ sağlıyor. Bu ortamlarda da gençler istenmeyen davranışlara devam ediyor. Bunları çevrimiçi ortamlarda mağdur hakkında dedikodu yapmak, mağdura ait olan fotoğrafları izinsiz şekilde paylaşmak ve dolaşıma sokmak şeklinde sıralayabiliriz. Diğer zorbalığa uğradığımız ortamlarda ortamlardan sıyrılabilsek de, dijital zorbalıkta size karşı uygulanan saldırı dijital ortama düştüğü anda çok büyük bir hızla yayılıyor ve orada depolanıyor" açıklamasında bulundu. "Siber zorbalık mağduriyetinde kız çocukları biraz öne çıkıyor" Zorbalıkta hangi cinsiyetin hangi tipe maruz kaldığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ayçiçek Dinçer, "Genel anlamda baktığımızda zorbalık, erkek ve kız çocukları arasında eşit derecede görülüyor. Lakin siber zorbalık mağduriyetinde kız çocukları biraz öne çıkıyor. Erkekler daha çok fiziksel ve sözlü zorbalığa maruz kalırken, kızlar daha çok iletişimsel ve sosyal zorbalığa maruz kalıyor" şeklinde konuştu. "Çocuklara baktığımız zaman geçmişlerinde ihmal ve istismar görebiliriz" Zorbalık davranışında zorba birey ve mağdur bireyin profillerine mercek tutan Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, "Mağdurların kişilik profiline baktığımız zaman, kendi dış görünüşlerinden memnun olmayan, sosyoekonomik olarak daha dezavantajlı kesimlerden gelen, sosyal akranlarıyla daha az sosyalleşen bireyler olduğunu söyleyebiliriz. Bu çocuklara baktığımız zaman geçmişlerinde ihmal ve istismar görebiliriz. İstismar ve ihmal de bu zorbalığı normalleştirmesine ve kabullenmesine neden oluyor. Zorbaların profiline bakacak olursak dışardan bakıldığında arkadaş ortamında ‘havalı ve popüler’ görülen çocuklar. Aslında baktığımızda bu kişilerin eğitim başarıları düşük, dürtü kontrolleri zayıf ve duyguları düzenleme becerileri alt seviyede. Bu alanlarda becerileri düşük olduğu için erişkinlik süreçlerinde iş ve sosyal hayatlarında da sıkıntı yaşıyorlar. Bu kişilerin ebeveynleri ise ‘duyarlı ebeveynlik ‘ dediğimiz ideal ebeveynlik davranışından daha uzak tutum sergiliyor. Tutarsız disiplin anlayışı benimsemiş olabilirler. Zorba çocukların arkadaş ilişkileri ise kendileri gibi bireylerle diyebiliriz" diye konuştu. "Zorbalığa seyirci olan çocuklar zorbanın inançlarını ve davranışlarını benimseme eğilimindeler" Zorba ve mağdur kişinin dışında iki profilin daha karşımıza çıktığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayçiçek Dinçer, şöyle devam etti: "Üçüncü profil olarak zorba-mağdur karşımıza çıkıyor. Çocuklar, bireyler tarafından zorbalığa maruz kalıp mağdur oluyorlar. Lakin bu mağdur çocuklar ellerine güç geçtiğinde zorbalık yapabiliyor. Mağdur olmak da zorbalıkla beraber gidebiliyor. Son olarak zorbalığa seyirci olanlar var. Bunlar direkt zorba ya da mağdur değil ama zorbanın kendisine de aynı baskıyı yapmasından korktuğu için seyirci kalıyorlar. Bazen ebeveynler olarak okulda ya da sokakta çocuklar arasında yaşanan olaylar için ‘aman sakın karışma’ diyoruz. Bu söylemlerimiz aslında bir hata. Çünkü zorbalığa seyirci olan çocuklar ya da gençler zorbanın inançlarını ve davranışlarını benimseme eğilimindeler." "Çocukların ve gençlerin tam potansiyeline erişmesine hatta hayatına neden olabilen engeller" Zorba kişilerin ve mağdurların psikolojik durumlarına değinen Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, şu bilgileri verdi: "Bir de psikolojik boyutları söz konusu. Mağdur çocukların iştahsızlık, karın ağrısı problemleri, baş ağrısı problemleri, okula gitmekte isteksizlik, okul başarısında düşüklük, okulu bırakma isteği, kaygı bozuklukları, intihar düşünceleri ve hatta ölümle sonuçlanan davranışları olabiliyor. Bunlar çocukların ve gençlerin tam potansiyeline erişmesine hatta hayatına neden olabilen engeller. Zorbalarda ise durum aslında çok da iyi değil. Dürtü kontrolleri ve duygu düzenleme becerisi zayıf, okul başarısı düşük, madde bağımlılığı ve suça eğilimi olabilen bireyler. Bu çocuklar aslında o kadar da ‘havalı ve popüler’ değiller." "Okul, aile ve çocuğu içine alan planlamayla gitmek lazım" Çocukların bu davranışı sergilememesi veya maruz kalmaması için alınabilecek önlemlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, açıklamasını şöyle tamamladı: "Okulla işbirliği içinde olup müfredatlarda akran zorbalığı ve siber zorbalıkla ilgili eğitimler verilmeli. Aileler olarak eğer çocuğumuz zorba ise, ilk olarak zorbalığı kimseye yapamayacağını bilmesi lazım. Bu bizim katı ve keskin disiplin kuralımız. Bu disiplin, çocuğun elindeki bazı ayrıcalıklar alınarak uygulanabilir. Bu yolda şiddete şiddetle başvurmamak gerek. İkinci olarak rol model olmak gerekiyor. Çocuğunuza şiddetin ne kadar yanlış olduğunu anlatmanız ve bunları da davranışlara yansıtmanız lazım. Üçüncü olarak çocukları yararlı sportif aktivitelere yönlendirmek önemli. Buradaki amacımız empati yeteneği yüksek olan çocuklar yetiştirmek. Bizler ilk olarak çocuğumuzun sonradan öğrenebileceklerini öğretmeye çalışıyoruz. Sonradan öğrenemeyeceklerini yok sayıyoruz. Seyirci olan zorbalar için ailelerin ‘seyirci kalman hiç doğru değil’, ‘senin de başına gelebilirdi’ ya da ‘sen yalnız kalmak ister miydin’ gibi sözlerle teşvik etmesi gerekiyor. Mağdur çocukları yalnız bırakmamak gerekiyor. Şu bir gerçek ki; akademik başarısı iyi olan, sosyal ve bilişsel çevresi iyi olan, yanında arkadaş çevresi olan, arkadaşlarıyla olumlu ilişkiler kurabilen çocuklar zorbalıktan korunmuş çocuklardır. Tabi ki ebeveyn ilişkileri de önemli. Aileler çocuklarıyla iletişim halindeyse o çocuklar zorbalıktan korunuyor. O yüzden okul, aile ve çocuğu içine alan planlamayla gitmek lazım."
OMÜ öğrencilerinden araştırma projelerine yoğun başvuru
27 Ekim 2025 Pazartesi - 11:07 OMÜ öğrencilerinden araştırma projelerine yoğun başvuru Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Araştırma ve Geliştirme Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen ve dört oturumdan oluşan "TÜBİTAK 2209 Proje Yazma Eğitimi" serisi yoğun ilgiyle tamamlandı. Lisans ve ön lisans öğrencilerinin bilimsel araştırma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla düzenlenen eğitimlere bin 300’ün üzerinde öğrenci başvurdu. Yoğun katılım, OMÜ öğrencilerinin proje tabanlı çalışmalara ve ulusal destek programlarına gösterdiği ilgiyi ortaya koydu. Etkinlik serisi, farklı fakülte ve birimlerden öğrencilere ulaşmak amacıyla dört oturum halinde planlandı. Eğitimler; 20 Ekim’de Mühendislik Fakültesi’nde, 21 Ekim’de İletişim Fakültesi’nde, 22 Ekim’de Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde, 24 Ekim’de yeniden Mühendislik Fakültesi’nde gerçekleştirildi. Eğitimlerde, Araştırma ve Geliştirme Koordinatörlüğü Proje Destek Birimi Uzmanları Dr. Pınar Tağrıkulu ve Öğr. Gör. Kübra Ayaz, TÜBİTAK 2209-A (Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Desteği) ve 2209-B (Sanayiye Yönelik Araştırma Projeleri Desteği) programlarına ilişkin detaylı bilgiler paylaştı. Katılımcılara proje fikrinin geliştirilmesinden başvuru formunun doldurulmasına, bütçe planlamasından yürütme süreçlerine kadar pek çok konuda kapsamlı bilgi aktarıldı. İnteraktif soru-cevap bölümleriyle öğrencilerin proje hazırlık sürecine dair merak ettikleri konular yanıtlandı. Araştırma ve Geliştirme Koordinatörlüğü, öğrencilerin erken dönemde araştırma ekosistemine dahil olmalarının önemine vurgu yaparak, bin 300’ü aşan başvurunun bu doğrultuda önemli bir başarı olduğunu ifade etti. Yüz yüze eğitimlere katılamayan öğrenciler için 31 Ekim Cuma günü saat 14.00’te çevrim içi bir eğitim daha planlandığı bildirildi.
OMÜ Rektörü Fatma Aydın: "Dermatoloji modern tıbbın en hızlı gelişen alanlarından biri"
26 Ekim 2025 Pazar - 13:16 OMÜ Rektörü Fatma Aydın: "Dermatoloji modern tıbbın en hızlı gelişen alanlarından biri" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Türk Dermatoloji Derneği tarafından düzenlenen 33. Ulusal Dermatoloji Kongresi’nde onursal başkan olarak yer aldı. Prof. Dr. Aydın, dermatolojinin modern tıbbın en hızlı gelişen alanlarından biri olduğunu söyledi. Antalya’da gerçekleştirilen kongre, OMÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı’nın ev sahipliğinde yapıldı. Dermatoloji alanında görev yapan çok sayıda akademisyen, hekim ve araştırmacının katılımıyla düzenlenen kongrede bilimsel oturumların yanı sıra güncel tıbbi gelişmelerin tartışıldığı paneller de yoğun ilgi gördü. Etkinlik kapsamında dermatoloji alanındaki güncel bilimsel gelişmeler, yenilikçi tedavi yaklaşımları ve multidisipliner uygulamalar ele alındı. Alanında uzman katılımcılar bilgi ve deneyimlerini paylaşarak bilimsel etkileşime katkı sundu. "Zaman insanlığın en tesirli eğitmenidir" Kongrenin açılışında konuşan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, bilimin sürekli yenilenmesi gerektiğini vurgulayarak "Bildiğiniz gibi zaman insanlığın en tesirli eğitmenidir, bilimsel birikimin zenginleşmesi mesleki tecrübenin derinleşmesi için zamanın kazanımlarıyla desteklenmeleri şarttır" dedi. Prof. Dr. Aydın, çağın hızla değişen dinamiklerine dikkat çekerek, "Vakit olgusunun hükmünü hız ile icra ettiği günümüzde bilgiyi güncellemek ve yeniliklere uyum sağlamak artık bir tercih değil zorunluluk hâline gelmiştir. Zira zamanın akışı içinde kendini yenileyemeyen bilgi yetersiz sıfatıyla anılmaktan kurtulamayacaktır" ifadelerini kullandı. "Dermatoloji modern tıbbın en hızlı gelişen alanlarından biri" Geçen yıl düzenlenen 32. kongreden bu yana dermatoloji alanında büyük ilerlemeler kaydedildiğini hatırlatan Aydın "Genetik ve immünolojideki gelişmeler, dijital tıp uygulamaları, biyoteknolojik yenilikler ve estetik dermatolojiye artan ilgiyle birlikte disiplinimiz önemli bir ivme kazanmıştır" diye konuştu. Rektör Aydın, dermatolojinin çağdaş tıp içindeki rolüne vurgu yaparak "İmmünolojik hastalıkların patogenezine ilişkin moleküler düzeydeki yeni bulgular, deri mikrobiyotasına yönelik araştırmalar, biyobelirteçler, gelişmiş görüntüleme sistemleri, büyük veri ve yapay zekâ destekli tanı-tedavi uygulamaları dermatolojinin klasik sınırlarını yeniden tanımlamaktadır. Derin öğrenme algoritmaları, mobil uygulamalar ve teledermatoloji modelleri artık günlük pratiğimizin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir" ifadelerini kullandı. "Sağlıkta adaletin ve eşitliğin güçlenmesi anlamına geliyor" Teknolojik dönüşümün sağlık hizmetlerinde eşitliği güçlendirdiğini belirten Prof. Dr. Aydın, "Bir zamanlar yalnızca büyük merkezlerde erişilebilen uzman görüşleri bugün ülkemizin en uzak noktalarındaki hastalara birkaç saniye içinde ulaşabilmektedir. Bu durum yalnızca teknolojik bir ilerleme değil sağlıkta adaletin erişilebilirliğin ve eşitliğin güçlenmesi anlamına gelmektedir" dedi. Aydın ayrıca kişiselleştirilmiş tıbbın yükselişiyle birlikte dermatolojinin geleceğin tıbbına yön verdiğini vurgulayarak, "Genetik profiller ve biyobelirteçler sayesinde her hasta için tek tip değil bireye özgü çözümler geliştirilebilmektedir. Bu noktada insanı merkeze alan bilimin değeri bir kez daha ortaya çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "Çevresel sürdürülebilirlik çağdaş dermatolojinin sorumluluk alanıdır" İklim değişikliği, UV maruziyeti ve çevresel toksinlerin artışı karşısında dermatolojinin sorumluluk alanlarının genişlediğini belirten Rektör Aydın, "Artık yalnızca hastalıklarla değil çevresel sürdürülebilirlikle de ilgilenmek zorundayız. Deri kanserlerinin önlenmesi, güneşten korunma bilincinin artırılması ve kozmetik ürünlerin çevresel etkileri gibi halk sağlığı boyutları da çağdaş dermatolojinin sorumluluk alanına girmektedir" ifadelerine yer verdi. "Kongreler mesleki dayanışmayı güçlendiriyor" Kongrelerin mesleki iletişim, tecrübe aktarımı ve bilimsel iş birliği açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Aydın, "Ulusal Dermatoloji Kongreleri, Türk Dermatoloji Derneği’nin geleneğinde özel bir yere sahiptir. Her oturum yeni bir fikre, her karşılaşma yeni bir paydaşlığa köprü olacaktır. Hedefimiz kongremizin yalnızca bilimsel bir etkinlik değil aynı zamanda güçlü bir topluluk ruhunun yansıması olmasıdır" şeklinde konuştu. Kongrenin başarıyla tamamlanmasında emeği geçenlere teşekkür eden Prof. Dr. Fatma Aydın, kongrenin ülke tıbbına önemli katkılar sağlayacağına inandığını da sözlerine ekledi.
Canik’te girişimci kadınlara yapay zekâ teknolojileri eğitimi
26 Ekim 2025 Pazar - 12:34 Canik’te girişimci kadınlara yapay zekâ teknolojileri eğitimi Samsun’un Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Girişimci Kadınlar İçin Yapay Zekâ Fırsatları" projesiyle kadınlara yönelik yapay zekâ araçlarının getirdiği girişimcilik fırsatları ve bu araçların etkin kullanımı konularında uygulamalı eğitim programları gerçekleştireceklerini söyledi. Canik Belediyesi ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) iş birliğiyle hayata geçirilen "Girişimci Kadınlar İçin Yapay Zekâ Fırsatları" projesinin protokolü, Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı ve OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle tarafından imzalandı. Proje kapsamında kadınlar, Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’nde yapay zekâ araçları ve bu teknolojilerle ortaya çıkan yeni iş fırsatları hakkında uzman isimlerle bir araya gelecek. "İstihdamda öncü olmaya devam ediyoruz" Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, mesleki istihdamda öncü olan projelere imza atmaya devam ettiklerini belirtti. "Girişimci Kadınlar İçin Yapay Zekâ Fırsatları" projesiyle kadınları, gelişen teknolojiyle ortaya çıkan yeni iş fırsatları ve yapay zekâ araçlarının meslek hayatında etkin kullanımı konularında uygulamalı eğitimlerle buluşturacaklarını ifade eden Başkan Sandıkçı, "Canik’te hanım kardeşlerimizi meslek hayatına hazırlıyor, mesleki istihdamda öncü olmaya devam ediyoruz. Mesleki istihdama yönelik projelerimize yenilerini eklemeyi sürdürüyoruz. Özellikle kadın istihdamına yönelik projelerimizi yeni projeler ve eğitim programlarıyla daha ileriye taşımaya devam ediyoruz. Canik’imizde hanım kardeşlerimizi ‘Girişimci Kadınlar İçin Yapay Zekâ Fırsatları’ projemizle yapay zekâ araçları konusunda uygulamalı eğitimlerle bir araya getirecek, bu araçlarla oluşturabilecekleri yeni iş fırsatları hakkında bilgilendireceğiz. Tamamen ücretsiz eğitim sürecimizin ardından hanım kardeşlerimize sertifikalarını takdim edeceğiz. Belediyemiz hanım konaklarında sürdürdüğümüz uygulamalı mesleki eğitimlerimiz, ‘Genç İş Kadını İstihdamı’ ve ‘Girişimci Kadınlar İçin Yapay Zekâ Fırsatları’ projelerimizle hanım kardeşlerimizi meslek hayatına hazırlıyor, mesleki istihdam seferberliğimizi sürdürüyoruz" dedi. Zengin eğitim içeriği Proje kapsamında Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’nde 18-40 yaş aralığındaki kadınlar için yapay zekâ araçları, bu araçların kullanımı, veri analizi, otomasyon sistemleri, dijital girişimcilik, iş modeli tasarımı ve sosyal medyada yapay zekâ destekli dijital içerik üretimi konularında uygulamalı eğitimler gerçekleştirilecek. Eğitimlere katılan kadınlar, programın sonunda yapay zekâ araçlarını kullanarak geliştirdikleri iş projelerini düzenlenecek etkinlikte görücüye çıkaracak.