Yerel Haberler
Samsun
3 kişinin öldüğü akaryakıt istasyonu faciasında iddianame hazırlandı: 2 kişi hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istendi
24 Eylül 2025 Çarşamba - 11:42 3 kişinin öldüğü akaryakıt istasyonu faciasında iddianame hazırlandı: 2 kişi hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istendi Samsun’da akaryakıt istasyonunda baba ve 2 çocuğunun hayatını kaybettiği heyelan faciasıyla ilgili savcılık tarafından hazırlanan iddianame tamamlandı. İddianamede 2 şüpheli hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istendi. Olay, 27 Nisan 2025 tarihinde saat 22.50’de Canik ilçesindeki Lovelet Alışveriş Merkezi(AVM) yanındaki akaryakıt istasyonunda meydana geldi. İstasyonun oto yıkama bölümünde aracını yıkayan Adem Kaya (35), eşi Çiğdem Kaya (31) ile çocukları Açelya Mina (7) ve Ayla Kaya (5), istasyon sahasında yaşanan toprak kayması sonucu göçük altında kaldı. Kaya ailesinden 3 kişi hayatını kaybederken, anne Çiğdem Kaya ise yaralı olarak kurtuldu. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede olayın iş güvenliği ihmalleri nedeniyle meydana geldiği belirtildi. Çiğdem Kaya’nın hayati tehlike taşımayan yaralar aldığı ifade edilen iddianamede, akaryakıt istasyonu sahibi Mehmet Zeki Gedikli’nin 2011’den beri işletmeyi iş güvenliği ve denetim yükümlülüklerini yerine getirmeden yönettiği, Kemal Yıldırım’ın ise sahada fiilen müdür gibi hareket ettiği ve sorumluluk kabul etmediği belirtildi. Bilirkişi raporu: "Ruhsatsız ve tedbirsiz" Dosyaya giren bilirkişi raporunda, oto yıkama bölümünün tesisin vaziyet planında yer almadığı, ruhsat ve izin belgesi bulunmadığı ve gerekli iş güvenliği tedbirlerinin alınmadığı vurgulandı. Raporda, işletme yetkililerinin heyelan ve toprak kayması risklerine karşı koruma önlemlerini göz ardı ettiği kaydedildi. İddianamede, tutuklu bulunan Mehmet Zeki Gedikli ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Kemal Yıldırım hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 85/2, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianame, Samsun 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
‘Düşük doğum kilosu işitme kaybına yol açabilir’
24 Eylül 2025 Çarşamba - 11:38 ‘Düşük doğum kilosu işitme kaybına yol açabilir’ Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, işitme kaybına yol açan faktörlerin yüzde 50’sinin önlenebilir olduğunu belirterek, "Düşük doğum kilosu, annenin hamilelikte kullandığı bazı ilaçlar ve bazı hastalıklar doğuştan işitme kaybına sebep olabiliyor" dedi. Liv Hospital Samsun KBB Kliniği’nden Opr. Dr. Karadavut, İşitme Engelliler Haftası kapsamında toplumda işitme sağlığının korunmasına dikkat çekti. Opr. Dr. Karadavut, işitme kayıplarının sadece doğuştan değil, sonradan da gelişebileceğini söyledi. Karadavut, "İşitme kayıpları, kulağın bir veya daha çok bölgesinin hasar görmesiyle ortaya çıkıyor. Ebeveynler arasında akrabalık, ailede kalıtsal işitme kaybı öyküsü, düşük doğum kilosu, ateşli hastalıklar, bazı ilaçlar ve travmalar doğuştan işitme kaybına yol açabilir. Enfeksiyonlar, tümörler, yaşlanma gibi faktörler ise sonradan edinilen işitme kaybı sebebi olabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, işitme kaybının yüzde 50’sinin önlenebilir olduğunu bildiriyor" diye konuştu. "Yeni doğan ve erken yaş taramaları ihmal edilmemeli" Karadavut, erken teşhisin önemine de vurgu yaparak, "Çocukların yeni doğan döneminde işitme taramasından geçmesi, gerekli aşıların yaptırılması ve ototoksik ilaç kullanımında dikkatli olunması gerekiyor. Orta kulak iltihabı etkin şekilde tedavi edilmeli ve aşırı gürültüden kaçınılmalı. Aileler bebeklerinde veya kendilerinde işitme kaybından şüphelenirse en kısa zamanda uzman doktora başvurmalı" ifadelerini kullandı. Opr. Dr. Karadavut ayrıca, Türkiye’de engelli bireylerin haklarının anayasal güvence altında olduğunu hatırlatarak, işitme engelli vatandaşların toplumda farkındalık oluşturacak şekilde desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
3 kişinin öldüğü akaryakıt istasyonu faciasında iddianame hazırlandı: 2 kişi hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istendi
24 Eylül 2025 Çarşamba - 11:16 3 kişinin öldüğü akaryakıt istasyonu faciasında iddianame hazırlandı: 2 kişi hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istendi Samsun’da akaryakıt istasyonunda baba ve 2 çocuğunun hayatını kaybettiği heyelan faciasıyla ilgili savcılık tarafından hazırlanan iddianame tamamlandı. İddianamede 2 şüpheli hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istendi. Olay, 27 Nisan 2025 tarihinde saat 22.50’de Canik ilçesindeki Lovelet Alışveriş Merkezi(AVM) yanındaki akaryakıt istasyonunda meydana geldi. İstasyonun oto yıkama bölümünde aracını yıkayan Adem Kaya (35), eşi Çiğdem Kaya (31) ile çocukları Açelya Mina (7) ve Ayla Kaya (5), istasyon sahasında yaşanan toprak kayması sonucu göçük altında kaldı. Kaya ailesinden 3 kişi hayatını kaybederken, anne Çiğdem Kaya ise yaralı olarak kurtuldu. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede olayın iş güvenliği ihmalleri nedeniyle meydana geldiği belirtildi. Çiğdem Kaya’nın hayati tehlike taşımayan yaralar aldığı ifade edilen iddianamede, akaryakıt istasyonu sahibi Mehmet Zeki Gedikli’nin 2011’den beri işletmeyi iş güvenliği ve denetim yükümlülüklerini yerine getirmeden yönettiği, Kemal Yıldırım’ın ise sahada fiilen müdür gibi hareket ettiği ve sorumluluk kabul etmediği belirtildi. Bilirkişi raporu: "Ruhsatsız ve tedbirsiz" Dosyaya giren bilirkişi raporunda, oto yıkama bölümünün tesisin vaziyet planında yer almadığı, ruhsat ve izin belgesi bulunmadığı ve gerekli iş güvenliği tedbirlerinin alınmadığı vurgulandı. Raporda, işletme yetkililerinin heyelan ve toprak kayması risklerine karşı koruma önlemlerini göz ardı ettiği kaydedildi. İddianamede, tutuklu bulunan Mehmet Zeki Gedikli ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Kemal Yıldırım hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 85/2, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianame, Samsun 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
Karnı doyunca hapşıran genç kadın Samsun’da şifa buldu
24 Eylül 2025 Çarşamba - 10:48 Karnı doyunca hapşıran genç kadın Samsun’da şifa buldu Üç yıldır yediği her yemek sonrası hapşırık krizine giren ve Almanya’da çare bulamayan 20 yaşındaki genç kadın, Samsun’da aldığı doğru ’doyma hapşırması’ tanısı ve tedavisinin ardından sağlığına kavuştu. Almanya’da yaşayan 20 yaşındaki bir genç kadın, üç yıldır her yemek sonrası art arda gelen hapşırık krizleri ve şiddetli burun akıntısıyla mücadele ediyordu. Alerji testi yaptırmış, farklı tedaviler denemiş ancak çare bulamamıştı. Almanya’da yalnızca ’okyanus suyu spreyi’ önerilerek eve gönderilen hasta, yıllarca cevapsız kalan sorusunun yanıtını Türkiye’de aldı. Medicana International Samsun Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nde (KBB) yapılan ayrıntılı değerlendirmeler sonunda genç kadına, nadir görülen ancak çoğu kez gözden kaçan bir tanı kondu. ’Doyma hapşırması’ tanısı koyarak hastayı değerlendiren KBB Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, genç kadının yaşadığı tabloyu doğru tanıyla aydınlatarak tedaviye başladı. "Ne yesem hapşırıyordum" Yemek yedikten sonra yaşadıklarını anlatan genç kadın, "Tatlı, tuzlu, baharatlı ya da sütlü ne yesem değişmiyordu. Sofradan kalktığım an hapşırmaya başlıyordum. Bazen 5-6 kez üst üste hapşırıyordum ve burun akıntım çok şiddetli oluyordu. Bu durum sosyal hayatımı da zorlaştırdı" dedi. Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, bu durumun nadir görüldüğünü vurgulayarak, "Poliklinikte yapılan incelemelerle, baharatlı ve asitli yiyeceklerle tetiklenen gustatuar rinit ihtimali dışlandı. Ayrıca yapılan alerjik testler de negatif bulundu. Böylece tabloya en uygun tanı netleşti. O da ’doyma hapşırması’. Doyma hapşırması, midenin dolmasıyla birlikte vagus siniri üzerinden burun mukozasının uyarılması sonucu ortaya çıkan bir refleks. Hastamızda da bu mekanizmanın çalıştığını gözlemledik. Çoğu kez alerjiyle karıştırılıyor ve yanlış tedaviler uygulanıyor. Doğru tanı sayesinde gereksiz tedavilerden kaçınmak mümkün oluyor" dedi. Hastalığın tedavi kısmından da bahseden Turgut, "Tedavide yavaş yemek yemek hapşırık krizlerini azaltabiliyor. Gerekli durumlarda ilaç tedavisi uygulanabiliyor. Benzer şikâyetleri olanların bir KBB uzmanına başvurması öneriliyor. Doyma hapşırması, toplumda çok sık görülmese de doğru tanı konulmadığında yıllarca süren şikâyetlere yol açabiliyor. Genç kadının yaşadığı bu deneyim, doğru tanının önemini bir kez daha ortaya koydu. Doyma hapşırması; midenin dolmasıyla birlikte hapşırık refleksinin tetiklenmesiyle ortaya çıkar. Alerji ya da enfeksiyonla ilişkili değildir. Genetik yatkınlık söz konusu olabilir. Tedavide en önemli nokta ise doğru tanı ve yaşam tarzı düzenlemeleridir" diye konuştu. Yıllarca doyma hapşırması sıkıntısıyla mücadele eden genç kadın, Samsun’da aldığı tanı ve tedavinin ardından Almanya’da sosyal yaşamına devam etti.
Yeni üniversitelerin illere olumlu etkisi bilimsel olarak kanıtlandı
24 Eylül 2025 Çarşamba - 10:31 Yeni üniversitelerin illere olumlu etkisi bilimsel olarak kanıtlandı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Beşeri ve İktisadi Coğrafya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Altuğ, 2006 yılından sonra kurulan üniversitelerin daha önce üniversite bulunmayan illerin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine katkı sağladığını söyledi. Bazı araştırmacı ve yorumculara göre üniversite sayısının artması olumlu karşılanırken, bazılarına göre ise olumsuz karşılanıyor. OMÜ’den Doç. Dr. Fatih Altuğ, yaptığı bilimsel araştırma ile ‘her ile bir üniversite’ politikasının etkisini yerel ve bölgesel kalkınmaya etkisi ile ulusal ve bölgesel inovasyon performansına etkisini inceledi. Çalışması hakkında bilgi veren Doç. Dr. Altuğ, "Yeni kurulan üniversitelerin illerin inovasyon performansına etkisini değerlendirdiğimizde pozitif bir tablo ile karşılaşılmıştır. 1995-2006 yıllarını kapsayan ve henüz 41 ilde hiç üniversitenin bulunmadığı bu dönemde üniversitelerin toplam patent başvuru sayısı ise 139’da kalmıştır. Yani Türkiye’deki patent başvurusunun yaklaşık yüzde 2,48’i üniversiteler tarafından yapılmıştır. 12 yıllık dönemde üniversiteye sahip olmayan 13 ilde hiç patent başvurusu yapılmamıştır. 2016-2018 döneminde ise üniversitelerin toplam patent başvuru sayısı 2 bin 791’e yükselmiş ve ülke genelinde patent başvurusu yapılmayan il kalmamıştır. Özellikle yeni kurulan üniversitelerin bulunduğu ilin inovasyon performansına katkısı oldukça yüksektir. Kilis, Bartın, Bingöl gibi illerde üniversiteler illerdeki toplam patent başvurusunun 2/3’sinden fazlasını gerçekleştirmişlerdir" dedi. "Yeni üniversite iş yeri sayısını yüzde 50, istihdamı yüzde 30 arttırdı" Örnek olarak çalışılan Giresun’da üniversite kurulduktan sonra yaşanan ekonomik gelişmeleri ele alan Altuğ, "İkinci olarak yerel ve bölgesel bir bakış açısı ile 2006 yılından sonra kurulan üniversitelerin kuruldukları ilin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine ne gibi katkısı olduğu araştırılmıştır. Bunun için Giresun Üniversitesi örneklem olarak seçilmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar ezberleri bozan niteliktedir. Bu çalışma kamuoyunda yaygın olan ve çoğunlukla önyargılı bir değerlendirmeyle ‘Yeni kurulan üniversitelerin aslında çok da başarılı olmadığı, illere etkisinin önemsiz olduğu’ şeklindeki yorumların bilimsel kanıtlardan uzak olduğunu ortaya koymuştur. Giresun üniversitesinin Giresun şehrine olan etkisini araştırdığımız ve sonuçlarını kitap halinde yayınladığımız çalışmaya göre üniversitenin şehrin ekonomisine önemli katkısı olmuştur. Anketler, görüşmeler ve ikincil verilere dayanarak elde ettiğimiz veriler ve geliştirdiğimiz hesaplama tekniğine göre Giresun Üniversitesi’nin Giresun’un ekonomisine doğrudan katkısı yıllık yaklaşık olarak 30 milyon dolar civarındadır. Bunun yanı sıra özellikle hizmet sektörünün gelişmesine paralel olarak iş yeri sayısı ve istihdama da ciddi katkılar yapmaktadır. İş yeri sayısında yüzde 50’den, istihdamda ise yüzde 30’dan fazla artış yaşanmıştır. 2006 öncesinde Giresun’da yılda ortalama 30-35 tiyatro gösterisi sahnelenirken sonrasında bu sayı 120-130’a kadar çıkmıştır. Tıp fakültesi, diş hekimliği fakültesi, eğitim ve araştırma hastanesi sayesinde şehrin imkanları her geçen gün gelişmiştir. Bütün bu gelişmeler göç veren bir şehir olan Giresun’un net göç hızını pozitif yönde etkilemiştir. Özellikle merkez ilçe nüfusunda ciddi bir artış yaşanmıştır" diye konuştu. Araştırmasının sonucu hakkında da bilgiler veren Altuğ, "Sonuç olarak Türkiye ile yakın nüfusa sahip olan Almanya’da, Türkiye’deki üniversite sayısının 2 katından daha fazla üniversite bulunmaktadır. Bugün ismini duyduğumuz ve dünya sıralamasında üst sıralarda olan Stanford, Harvard ve MIT gibi üniversitelerin kurulma öyküsü ve amacı bizim üniversitelerimizden çok da farklı değildir. Fakat burada esas olan bundan sonrasıdır. Son 20 yılda kurulan birçok üniversitenin alt yapı eksikliği kalmamıştır. Artık iyi bir organizasyon ve yönetim anlayışı ile çağı yakalamış, küresel, ulusal ve bölgesel problemlere çözüm üreten, rekabetçi ve yüksek niteliğe sahip yükseköğretim kurumları inşa edilmelidir. Bunun için yükseköğretim politikalarının güncellenmesi önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Altuğ’un bu bilimsel çalışması hem makale olarak bilimsel bir dergide yayımlanırken hem de kitaplaştırıldı.
Samsun’da ihracat için "Sektörel Dış Ticaret Sermaye Şirketi" kuruluyor
24 Eylül 2025 Çarşamba - 09:45 Samsun’da ihracat için "Sektörel Dış Ticaret Sermaye Şirketi" kuruluyor Samsun’un ihracat kapasitesini artırmak ve yerli firmaların dünya pazarlarına açılmasını kolaylaştırmak amacıyla özel statülü "Sektörel Dış Ticaret Sermaye Şirketi" kuruluyor. Samsun’un ihracat kapasitesini artırmak ve yerli firmaların dünya pazarlarına açılmasını kolaylaştırmak amacıyla özel statülü Sektörel Dış Ticaret Sermaye Şirketi kurulmasıyla ilgili bilgilendirme toplantısı, Vali Orhan Tavlı başkanlığında gerçekleştirildi. Samsun Valiliği’nden toplantıyla ilgili yapılan açıklamada, şirketin küçük ve orta ölçekli işletmelerin yurt dışı pazarlara birlikte açılmalarını sağlayacağı vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "KDV iade süreçlerinde sağlanan avantajlarla firmalar finansal yükten kurtulacak, ihracat gelirleri daha hızlı tahsil edilerek işletmelerin nakit akışına doğrudan katkı sağlanacak. Ticaret Bakanlığı’nın ihracata yönelik teşviklerine daha kolay erişim, yurt dışı fuarlardan marka tanıtımına kadar birçok alanda sağlanan hibe ve desteklerden Samsun iş dünyası etkin biçimde yararlanacak. İhracat artışı ile üretim ve istihdam büyüyecek, otomotiv yan sanayii, savunma sanayii ve medikal sektörlerinde ihracat artırılacak, sanayi, tekstil, mobilya, tarım ve gıda sektörlerinde iş gücü talebinde artış sağlanacak." Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın başkanlık ettiği toplantıda; Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu, ASKON Samsun Şube Başkanı Ahmet Alp Doğru, SAMGİAD Başkanı Aytekin Demir, ASRİAD Samsun Şube Başkanı Tuncay Bulut, MİLAD Samsun Şube Başkanı Berkay Erkan, ORKASİFED Samsun Şube Başkanı Mehmet Akif Koçak, MÜSİAD Samsun Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Barış Kadir Yalçın ve SAMİKAD Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Moral Ergin hazır bulundu.
OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri MYO’da akademik yıl açılışı
24 Eylül 2025 Çarşamba - 09:27 OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri MYO’da akademik yıl açılışı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (MYO) iş birliğinde düzenlenen 2025-2026 Akademik Yılı Açılış Programı, akademisyen, idari personel ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kesten, "Üniversiteler bilgi üretimi ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme görevlerinin yanı sıra topluma yön veren kurumlar olma sorumluluğunu da taşır. Sağlık alanında yetiştirdiğimiz gençler yalnızca meslek sahibi değil, aynı zamanda insan hayatına dokunan bireyler olacaklardır. 2025-2026 akademik yılının üniversitemize, öğrencilerimize ve ülkemize başarı, sağlık ve huzur getirmesini temenni ediyorum" dedi. Program; Dr. Öğr. Üyesi Berrin Tekeli Yiğit ve Arş. Gör. Bora Gizem’in müzik dinletisiyle devam etti. Etkinlik kapsamında ayrıca Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Aydın Sena Sezgin Aydın küratörlüğünde "Yıl Boyunca Kadın" temalı, Öğr. Gör. Dr. Gürsel Akçagüven küratörlüğünde ise "Atatürk ve Cumhuriyet" temalı resim sergileri açıldı. Katılımcılar ayrıca 112 Acil Sağlık ve UMKE ekipleriyle buluştu, fakülte ve MYO bünyesindeki bölümlerin tanıtım stantlarını gezdi. Programa ayrıca; OMÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Erhan Burak Pancar, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esra Pancar Yüksel, Sağlık Hizmetleri MYO Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Faruk Tan ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.