Yerel Haberler
Samsun
Dağköy’de tarihle buluşma: Fatma Çavuş’un izinde anlamlı yolculuk 13 Nisan 2026 Pazartesi - 09:44:17 Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri, Samsun’un 19 Mayıs ilçesine bağlı Dağköy’de gerçekleştirdikleri belgesel çalışmasıyla Millî Mücadele’nin unutulmaz kadın kahramanlarından Fatma Çavuş’un (Fatma Yalçın) hikayesini daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü 4. sınıf öğrencileri Görgünur Eroğlu, Merve Eker, İlknur Tanış ve Dilara Fırat, bitirme projeleri kapsamında Fatma Çavuş’un yaşamını ve mücadelesini araştırmak üzere Samsun’un 19 Mayıs ilçesine bağlı Dağköy’e geldi. Genç iletişimciler, sahada yaptıkları incelemelerle tarihi yerinde gözlemleme fırsatı buldu. Dağköy’de yürütülen çalışma kapsamında öğrenciler, "Fatma Çavuş" kitabının yazarı araştırmacı-yazar Ahmet Seven ile bir araya gelerek kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdi. Seven, Fatma Çavuş’un yalnızca cephede savaşan bir figür değil, aynı zamanda bölgesel direnişin örgütleyicisi ve toplumsal bir lider olduğuna dikkat çekti. Söyleşide kahramanın cephedeki mücadelesi, fedakârlıkları ve halk üzerindeki etkisi detaylı şekilde ele alındı. Ahmet Seven, gençlerin ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, Fatma Çavuş’un Mustafa Kemal Atatürk tarafından takdir edilen önemli bir isim olduğunu vurguladı. Seven, bu tür çalışmaların milli hafızanın canlı tutulması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Öğrenciler, Dağköy’de gerçekleştirdikleri çekim ve söyleşileri dijital platformlara taşıyarak Fatma Çavuş’un hikayesini daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Hazırlanacak belgeselin, Millî Mücadele’de kadınların rolünü görünür kılması bekleniyor. Bir direniş sembolü: Fatma Çavuş 1897 yılında Samsun Dağköy’de doğan Fatma Yalçın, genç yaşta eşini kaybettikten sonra köyünün savunmasını üstlendi. Millî Mücadele yıllarında bölgede faaliyet gösteren çetelere karşı direniş örgütleyen Fatma Çavuş, kadın ve gençlerden oluşan bir savunma hattı kurarak dikkat çekti. Geliştirdiği taktikler ve kurduğu parola sistemi sayesinde köyünü korumayı başaran kahraman isim, Karadeniz direnişinin simge figürlerinden biri haline geldi. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Atatürk tarafından onurlandırılarak "Çavuş" unvanı verilen Fatma Yalçın, hayatının sonuna kadar bağımsızlık ruhunu yaşattı. 1963 yılında doğduğu köyde hayatını kaybeden Fatma Çavuş’un adı bugün eğitim kurumları ve çeşitli alanlarda yaşatılmaya devam ediyor. Fatma Çavuş’un "Eğer öleceksek, ağlaşarak değil vuruşarak öleceğiz" sözleri ise Türk kadınının direniş ruhunu simgeleyen güçlü bir miras olarak hafızalardaki yerini koruyor.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 08:38 Dijital bağımlılık artıyor: Uzmanlar uyarıyor Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, akıllı telefon kullanımının kontrolden çıkmasıyla birlikte "dijital bağımlılık" sorununun her geçen gün büyüdüğünü belirterek, özellikle gençler arasında durumun dikkat çekici boyutlara ulaştığını söyledi. Uzm. Dr. Dinççağ, sürekli telefonla meşgul olan kişilerde unutkanlık, dikkat azalması ve uykusuzluk gibi ciddi belirtiler görüldüğünü vurgulayarak, buna rağmen dijital bağımlılığın artmaya devam ettiğini ifade etti. Günlük yaşamın her alanında insanların telefon ekranına odaklanarak dış dünyayla bağını zayıflattığını dile getiren Dinççağ, trafik geçişlerinde dahi kulaklık ve telefonla meşgul olan kişilerin güvenliğini riske attığını belirtti. Toplu taşıma araçlarında, kafelerde ve ev ortamında insanların büyük bölümünün çevresinden kopuk şekilde ekran başında vakit geçirdiğine dikkat çeken Dinççağ, cep telefonlarının bireyleri yalnızlaştırdığını ve bunun geleceğin en önemli toplumsal sorunlarından biri olabileceğini kaydetti. Uzun süre internet kullanımı ve ekran karşısında geçirilen zamanın; baş ağrısı, huzursuzluk, dikkat dağınıklığı, göz sorunları gibi fiziksel etkilerin yanı sıra uykusuzluk ve depresyon gibi ciddi sağlık problemlerine yol açtığını ifade eden Dinççağ, dijital bağımlılığın artık önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıktığını söyledi. Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla 62,3 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı bulunduğunu hatırlatan Dinççağ, bu sayının nüfusun yaklaşık yüzde 70,9’una karşılık geldiğini belirtti. Günlük internet kullanımının 7 saat 13 dakika, haftalık sosyal medya kullanımının ise 25 saat 4 dakika olduğunu aktaran Dinççağ, web trafiğinin yüzde 76’sının mobil cihazlar üzerinden gerçekleştiğini ifade etti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre gençler arasında internet kullanım oranının oldukça yüksek olduğunu dile getiren Dinççağ, genç erkeklerde bu oranın yüzde 98,8, genç kadınlarda ise yüzde 96,5 seviyesinde olduğunu söyledi. Gençlerin daha çok kısa video ve görsel içerik odaklı platformlara yöneldiğini, özellikle YouTube’un yüzde 93 erişim oranıyla en yaygın platform olduğunu belirtti. Dijital bağımlılıkla mücadelede "dijital detoks"un önemine değinen Dinççağ, cep telefonlarından belirli sürelerle uzaklaşmanın, sosyal ilişkileri güçlendirdiğini ve ruh sağlığını olumlu yönde etkilediğini ifade etti. Yapılan araştırmalara göre iki haftalık dijital detoksun dikkat süresini artırdığı, ruh sağlığını iyileştirdiği ve genel iyilik halini yükselttiği tespit edildi. Kısa süreli kullanım azaltımının bile önemli faydalar sağladığını vurgulayan Dinççağ, bir haftalık telefon kullanımındaki azalmanın kaygıyı yüzde 16,1, depresyonu yüzde 24 ve uykusuzluğu yüzde 14,5 oranında düşürdüğünü belirtti. Dijital detoksun yaşam kalitesini artırdığını söyleyen Uzm. Dr. Dinççağ, toplumda farkındalık oluşturulmasının ruh sağlığı açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Bayraktepe’de heyelan riski için düğmeye basıldı: Çevre projesi geliyor
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:21 Bayraktepe’de heyelan riski için düğmeye basıldı: Çevre projesi geliyor Samsun’un Tekkeköy ilçesi Asarağaç Mahallesi’nde bulunan ve sık sık heyelanlarla gündeme gelen Bayraktepe Tabiat Parkı için Samsun Büyükşehir Belediyesi harekete geçti. Cumhurbaşkanlığı kararı ile riskli alan ilan edilen bölgede heyelan riskini ortadan kaldıracak ve Bayraktepe’nin doğal güzelliğine değer katacak çevre projesi hazırlandı. Büyükşehir Belediyesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi’nin hazırladığı jeoteknik raporları dikkate alarak bölgenin güvenliği için proje çalışmalarını tamamladı. Proje kapsamında hem heyelan riski ortadan kaldırılacak hem de spor alanları, seyir terası, yürüyüş yolları, çocuk oyun alanları ve otoparkla Bayraktepe’nin şehrin cazibe merkezlerinden biri olması hedefleniyor. Çalışmalar, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü denetiminde yürütülecek. "Kamulaştırmalar başlayacak" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Bayraktepe’nin hem uluslararası kara yolu hem de bölgedeki işletmeler için ciddi tehdit oluşturduğunu belirterek, "Bu alan Cumhurbaşkanı kararı ile ‘riskli alan’ ilan edildi. Bizler öncelikli olarak heyelan riskini ortadan kaldırmak, ardından da bölgeyi bir sosyal donatı alanı haline getirmek için adım attık. Riskli alan içerisinde kamulaştırma işlemlerine başlayarak çalışmaları ivedilikle yürüteceğiz" dedi. "Samsun’a yakışır proje" "Bayraktepe Rekreasyon Projesi"nin kente değer katacağını vurgulayan Başkan Doğan, "Yeşil alanlarından seyir terasına, oyun alanlarından spor salonlarına kadar her detay özenle planlandı. Bayraktepe yeni yüzüyle Samsun’a, turizme ve hemşehrilerimize daha güvenli ve güzel hizmet verecek" diye konuştu.
Samsun’da yeni eğitim-öğretim yılı "Yeşil Vatanı Korumak" temasıyla başlayacak
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:45 Samsun’da yeni eğitim-öğretim yılı "Yeşil Vatanı Korumak" temasıyla başlayacak Samsun İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Murat Ağar, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı öncesi yapılan hazırlıkları değerlendirdi. Ağar, yeni dönemin ilk dersinin ’Yeşil Vatanı Korumak’ temasıyla işleneceğini belirtti. Samsun’da yeni dönemde yaklaşık 260 bin öğrencinin eğitim göreceğini ifade eden İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Murat Ağar, yaz döneminde öğretmen, yönetici ve personel atamaları dahil olmak üzere tüm idari süreçlerin tamamlandığını belirtti. Ağar, yeni eğitim yılına hazır bir şekilde girileceğini vurguladı. İlk ders ormanları korumak Yeni eğitim yılına hazır olduklarını söyleyen Müdür Murat Ağar, "İlimizde yaklaşık 260 bin öğrencimizle eğitim öğretim sürecini yöneteceğiz. Yaz döneminde eğitim ve öğretim süreçlerini etkin bir şekilde yönetebilmek adına yoğun bir şekilde tamamladık. Bu kapsamda öğretmenlerimizin atama ve yer değiştirme süreçleri, yöneticilerimizi atama ve yer değiştirme süreçleri memur ve personelimizin yer değiştirme süreçlerini tamamladık. Temmuz ayında bakanlığımız özellikle okul yöneticilerin atama süreçlerini tamamlayarak kendilerini okullara yöneleceği çalışma dilimini arttırmış oldular. Bu yıl 8 Eylül Pazartesi itibarıyla ilk dersimize orman yangınlarına karşı ’Yeşil Vatanı Korumak’ temasıyla başlıyoruz. İlk dersimiz ’Yeşil Vatanı Korumak’ teması olacak. Biz de bu kapsamda valiliğimiz liderliğinde ilgili tüm paydaşlarımızın desteğiyle birlikte çalışmamızı tamamlıyoruz. Okullarımız ormanları korumakla ilgili yapacağı çalışmaları planlıyor" dedi. Velilere çağrı Okullarda yapılacak ’Aile Yılı’ ile ilgili çalışmalara velileri de davet eden Ağar, "Cumhurbaşkanlığımız tarafından bu yıl ’Aile Yılı’ olarak ilan edildi. Bakanlığımız da bu yılın en önemli gündem maddelerini ’Aile Yılı’ olarak belirledi. İlimiz genelinde de velilerimize yönelik aile okulu ve aile programları bu sene önemli gündemlerimizden bir tanesidir. Samsun’daki velilerimizi yapılacak çalışmalar çerçevesinde okullarımıza davet ediyoruz" diye konuştu. 3 yeni okul Eğitim yatırımları kapsamında bir taraftan yeni yapılan okulların olduğunu, bir taraftan da güçlendirme çalışmalarının devam ettiğini söyleyen Ağar, "Yaz döneminde bu çalışmalarımızı da devam ettirdik. Yeni açtığımız okullarımız var. Güçlendirme çalışmalarımızın çoğunu tamamladık. Bu kapsamda 3 yeni okulumuz eğitim öğretime başlayacak. Dönem içerisinde okullarımızın çalışmaları bittikçe ilgili takvimlerimiz çerçevesinde okullarımızı eğitim sürecine hazırlayacağız. Yaz döneminde taşımalı eğitimi ve benzeri kapsamdaki öğrencilerimizin okullara ulaşımı destekleyen çalışmaları tamamladık. İhale ve benzeri süreçler tamamlandı. Bu kapsamda Valiliğimizle, Büyükşehir Belediyemizle iş birliğimiz çok yüksek. 2025-2026 eğitim-öğretim yılının tüm ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum" şeklinde konuştu.
Samsun’da çevreyi kirleten işletmeler mercek altında: 72 işletmeye 39 milyon TL’nin üzerinde ceza
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:42 Samsun’da çevreyi kirleten işletmeler mercek altında: 72 işletmeye 39 milyon TL’nin üzerinde ceza Samsun’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce 2024 yılında ve 2025’in ilk 8 ayında yapılan bin 701 denetim sonucunda çevreyi kirleten 72 işletmeye ve gerçek kişiye toplamda 39 milyon 122 bin 291 TL idari para cezası uygulandı. 3 işletmenin ise faaliyeti durduruldu. Çevreyi kirleten işletmelere ve kişilere, korunan alanlarda yapılan izinsiz uygulamalara yönelik Samsun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü’nün çalışmaları sürüyor. Bu çerçevede 2025 yılında korunan alanlarda yapılan izinsiz uygulamalara yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılıklarına 7 adet suç duyurusunda bulunuldu. Yapılan denetimler sonucunda çevre ve insan sağlığı açısından tehlike oluşturan işletmeler için idari para cezaları ve faaliyet durdurmaya varan yaptırımlar devreye alınıyor. Samsun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 2025 yılının ilk 8 ayında 724 çevre denetiminde çevreyi kirleten 32 işletmeye ve gerçek kişiye 12 milyon 770 bin 960 TL ceza uyguladı. 2024 ve 2025 yılı verileri incelendiğinde ilk 8 ayda toplam bin 701 denetim sonucunda çevreyi kirleten 72 işletmeye ve gerçek kişiye toplamda 39 milyon 122 bin 291 TL idari para cezası uygulandı. 3 işletmenin faaliyeti durduruldu. Korunan alanlarda yapılan izinsiz uygulamalara yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılıklarına 24 adet suç duyurusunda bulunuldu. Anlık takip ve denetim Samsun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürü Tevfik Akçay, 11 işletme ve 15 bacada sürekli emisyon ölçüm sistemi (SEÖS) ile baca gazlarının 7 gün 24 saat anlık takip edildiğini, planlı ve ani çevre denetimlerinin sürdüğünü söyledi.
Kısırlık sorunu olanların yüzde 30-40’ında varikosel görülüyor
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:28 Kısırlık sorunu olanların yüzde 30-40’ında varikosel görülüyor Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, kısırlık (infertilite) sorunuyla doktora başvuranların yaklaşık yüzde 30-40’ında varikosele rastlandığını söyledi. Liv Hospital Samsun Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, testis torbası içerisinde yer alan damarların şişmesi olarak adlandırılan varikosel hakkında açıklamalarda bulundu. Varikoselin en belirgin belirtilerini sıralayan Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, "Kısırlık; testis ısısının bozulması, kirli kan içindeki toksik maddelerin testiste birikmesi ile testis fonksiyonları etkilenir. Bu durum öncelikle sperm üretimini, ileri evrelerde ise erkeklik hormonu üretimini bozar. Varikosel düzeltilebilir erkek kısırlığının en sık sebebini oluşturmaktadır. Testiste şişlik ve kabarıklık; damarlardaki genişleme, bir süre sonra dışarıdan görülecek kadar belirginleşip, bacaklarda görülen varislere benzer görünüm alabilmektedir. Bu durum dışarıdan kabarıklık ve şişlik şeklinde kendini belli etmektedir. Testiste ağrı; varikosel ağrısı testiste olan rahatsız edici künt nitelikte kendini belli eden bir ağrıdır. Bu ağrı genelde kasık bölgesinde ve testiste hissedilebildiği gibi zaman zaman bacağa doğru da yayılabilir. Testiste küçülme; varikosel ilerleyen dönemlerde sperm ve erkeklik hormonu üretiminden sorumlu olan testisin boyutlarında küçülmeye neden olabilmektedir. Bu durum kendini kısırlık, cinsel isteksizlik ve cinsel sağlık sorunları ile gösterebilmektedir" dedi. "Varikosel tanısı elle muayene ile konulmaktadır" Varikosel tanısının nasıl konduğuna değinen Opr. Dr. Cavıldak, "Varikosel tanısı elle muayene ile konulmaktadır. Muayene neticesine göre varikosel 3 dereceye ayrılmaktadır. Varikosel tanısı konulduktan sonra, mutlaka testis boyutları ve kıvamı da kontrol edilmelidir. Klinik tanıyı desteklemek için gerektiğinde Skrotal Doppler Ultrasonografi yapılabilir ancak tanı için mutlak gerekli değildir. Sperm parametrelerinin değerlendirildiği semen analizinin yapılması ise varikosel ameliyatı gerekliliği konusunda belirleyici olmaktadır. Varikosel teşhisi konulan kişilerde kısırlık problemi yoksa, testis boyutları ve semen parametreleri etkilenmemişse destek tedavisi önerilebilir. Ameliyat kararı verebilmek için hastada muayene ile varikosel sorununun ortaya konulması ve bu durumun sperm parametrelerini etkilediğinin gösterilmesi gereklidir. Yine adolesan dönem erkeklerde varikosele bağlı testis boyutları arasında yüzde 10’dan fazla hacim farkı oluşmuşsa, ameliyat önerilmektedir. Varikosel ameliyatının mikro cerrahi teknikle mikroskop kullanılarak yapılması gerekir. Kasık bölgesinden 2 santimlik bir kesiden girilerek mikroskobik büyütme altında genişlemiş toplardamarlar bağlanır. Atardamarlar, lenfatikler ve sperm taşıyan kanalların hasar görmemesi ve buna bağlı istenmeyen komplikasyonların oluşmaması için mikro cerrahi yöntemin kullanılması oldukça önemlidir. Yine mikro cerrahi yöntem ile yapılan ameliyat sonrası varikoselin tekrarlama riski oldukça düşük olup, yüzde 0’a yakın iken klasik teknikle bu oran yüzde 15 civarındadır" diye konuştu. Varikosel ameliyatı için mikro cerrahinin çok önemli olduğunu belirten Opr. Dr. Cavıldak, ayrıca şunları söyledi: "Bu işlem güçlü operasyon mikroskopu altında gerçekleştiği zaman ameliyat sonrası nüks ihtimali çok düşüktür. Başarı oranı (sperm parametrelerinde düzelme ve gebelik şansı) daha yüksektir. Komplikasyon riski (lenfatik, atardamar ve sperm kanallarının yaralanması) oldukça düşüktür. Ameliyat sonrası erken dönemde yara yeri temizliğine ve ameliyat bölgesine darbe almamaya dikkat etmek gerekir. Yara yerinin 2-3 gün pansuman yapılıp kapalı kalması ve duş alınmaması tavsiye edilir. İlk 1 ay ağır efor gerektiren sporlardan, hareketlerden ve cinsel aktiviteden uzak durmalarında fayda vardır. Dengeli ve düzenli beslenme, düzenli uyku, stresten ve sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durma hem ameliyat sonrası iyileşme hem de sperm değerlerinin hızlı düzelmesi için önemlidir."
Mahalleler ortaokulun kapanmasına karşı
26 Ağustos 2025 Salı - 22:01 Mahalleler ortaokulun kapanmasına karşı Samsun’un Salıpazarı ilçesindeki kırsal bir mahallede bulunan Konakören İlk-Ortaokulu’nun "ortaokul" kısmı, "yetersiz öğrenci sayısı" gerekçesiyle yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde kapatıldı. Mahalle muhtarları ve veliler, gerekli öğrenci sayısını tamamladıklarını belirterek, okulun yeniden açılması için yetkililere çağrıda bulundu. Öğrenci sayısı tartışması Konakören Mahallesi Muhtarı Sezgin Sekmen, okulun ortaokul kısmının kapanmaması için çevre mahallelerle birlikte 30 öğrenci sayısını aştıklarını söyledi. Muhtar Sekmen, "Mahallemizde 8 yıllık eğitim olmasına rağmen, okulumuzun ortaokul kısmının kapatıldığını öğrendik. Bizler, Konakören, Cevizli ve Suluca mahallelerinden toplam 32 öğrenciyi tamamladık. Buna rağmen ortaokul kısmımız kapandı. Velilerden büyük tepki görüyoruz. Okulumuzun açılmasını yetkililerden ve devletimizden istiyoruz" dedi. Suluca Mahalle Muhtarı Ramazan Sekmen ise, "8 yıldır Konakören Okulu’na taşımalı eğitimle öğrenci gönderiyorum. Okulumuzun açılması yönünde yetkililere gerekli müracaatımızı yaptık. Ancak ortaokulumuzun kapanacağını söylediler ve vatandaşlardan tepki görüyoruz" diye konuştu. Bir öğrenci velisi ise, "Ortaokulumuzun kapanacağı söylediler. Oğlumuzun sağlık sorunlarından dolayı yatılıya veremeyeceğimizi söyledik. Okulumuzun açılmasını istiyoruz" şeklinde konuştu. "Ortaokulun açılması planlanmıyor" Salıpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre, ortaokulun kapatılma kararının, öğrenci sayısının mevzuatta belirlenen alt sınırın altında kalması nedeniyle alındığı belirtildi. İlk olarak hem ilkokul hem de ortaokul bölümlerinin kapatılması düşünülse de, yapılan değerlendirmeler sonucu ilkokul kısmı zorunlu şartlar nedeniyle yeniden açıldı ve eğitim taşımalı sistemle devam ediyor. Müdürlük yetkilileri, mevcut durumda ortaokul bölümü için yeterli öğrenci kaydı bulunmadığından 2025-2026 eğitim-öğretim yılında yeniden açılmasının planlanmadığını bildirdi.
Hamsiye susayan Karadenizli balıkçılarda hazırlıklar tamamlanmak üzere
26 Ağustos 2025 Salı - 15:37 Hamsiye susayan Karadenizli balıkçılarda hazırlıklar tamamlanmak üzere Samsun’da balıkçılar, 1 Eylül’de ‘Vira Bismillah’ diyerek denize açılacakları av sezonunun hazırlıklarını tamamlama noktasına geldi. Denizlerdeki av yasağı, 1 Eylül’ün ilk saatlerinde sona erecek. Türkiye genelinde olduğu gibi Samsun’daki balıkçılar da denize açılarak ağlarını serin sulara serecek. Bu sene palamut olmayacağını öngören balıkçılar; çinekop, hamsi, istavrit, mezgit ve barbundan umutlu olduklarını belirterek, av için hazırlıklarda sona geldiklerini ifade ettiler. "Bu sene hamsi bol olacak" Bu yıl hamsinin bol olacağını söyleyen balıkçı Serkan Arslan, "Sezonun son hazırlıklarını yapıyoruz. Yeni ağlar yaptık, eskilerini onardık. Makine ve teknemizin bakımını tamamladık. Umutla yeni av sezonunun açılmasını bekliyoruz. Biz avcıyız, her seneye umutla başlıyoruz. Bu sene hamsinin bol olacağını tahmin ediyoruz. İnşallah halkımız doya doya hamsi yer. Palamut avcı bir balık. Palamut bol olduğunda küçük balıkları yiyor. Denizde de orman kanunları geçerli. Büyük balık, küçük balığı yiyor. Palamutla çinekop bol olunca hamsi olmuyor. Bu sene palamut az olduğundan hamsi avcılığının olacağını düşünüyoruz" dedi. "İşaretler palamudun olmadığı yönünde" Bu av sezonunda palamuttan ışık alamadıklarını dile getiren Seyfettin Cemcit, "İyi bir sezon bekliyoruz. Bereketli bir avcılık dönemi geçireceğiz gibi görünüyor. Tüm balıkçılar hazırlıklarında sona geliyor. Emeklerimizin karşılığını almak istiyoruz. Bu sene Karadeniz’de mezgit, kalkan ve barbun avcılığı iş yapıyor. Hamsinin çıkmasına daha var. Ağ bakımı, boya, tamirat ve mekanik sorunlarla ilgileniyoruz şu anda. Palamut şu anda denizde yok gibi. İşaretler onu gösteriyor. İnşallah sezonun devamını gelir. Havaların soğumasıyla palamut belki karasularımıza gelir" diye konuştu. "Hamsi bol, palamut az olacak" İlk göstergelere göre hamsinin bol palamudun ise az olacağını belirten Recep Akkaya ise, "1 Eylül’de tüm kayıklar denize çıkacak. Bu sene hamsi bol görünüyor. Bununla doğru orantılı olarak palamut az görünüyor. İnşallah bereketli bir sezon geçer. Yakında ağları sermeye başlarız. Hazırlıklarda sona gelindi. Hamsi, istavrit ve çinekoptan ümitliyiz ama nasibimizde ne varsa ağa da o gelecek" şeklinde konuştu. Av sezonunun açılmasını dört gözle beklediklerini ifade eden diğer balıkçılar ise bol ve bereketli bir dönem geçirmek istediklerini söylediler.