Yerel Haberler
Samsun
Düdükten rotaya: Mete Kalkavan öğrencilerle deneyimlerini paylaştı 28 Nisan 2026 Salı - 10:19:01 FIFA kokartlı eski hakem Mete Kalkavan, yeşil sahalardan iş dünyasına ve denizcilik sektörüne uzanan kariyer yolculuğunu üniversite öğrencileriyle paylaştı. Samsun Üniversitesi Denizcilik İşletmeleri Yönetimi Bölümü tarafından düzenlenen "Yeşil Sahalardan Mavi Denizlere" başlıklı söyleşi programı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Programın açılış konuşmasını Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mehmet Selman Kobanoğlu gerçekleştirdi. FIFA kokartlı eski hakem Mete Kalkavan, söyleşide hakemlikten iş dünyasına ve denizcilik sektörüne uzanan kariyer sürecini anlattı. Sahalarda kazandığı karar verme, zaman yönetimi, disiplin ve adalet anlayışının iş hayatına doğrudan yansıdığını belirten Kalkavan, iyi bir yöneticinin adil olması, doğru iletişim kurması ve zamanı etkin kullanması gerektiğini vurguladı. Öğrencilerin soruları üzerine hakemlik döneminden örnekler paylaşan Kalkavan, zorlu anlarda doğru karar alabilmenin sabır ve güçlü bir sorumluluk bilinci gerektirdiğini ifade etti. Öğrencilere tavsiyelerde de bulunan Kalkavan, özellikle yabancı dilin denizcilik sektöründe önemli bir avantaj sağladığını dile getirdi. Sektörün küresel yapısına dikkat çeken Kalkavan, gençlerin yalnızca akademik anlamda değil, iletişim becerileri ve sektörel farkındalık açısından da kendilerini geliştirmeleri gerektiğini söyledi. Söyleşide Samsun’un denizcilik açısından taşıdığı öneme de değinildi. Kalkavan, liman kenti kimliği ve ticari potansiyeliyle Samsun’un Türkiye için önemli bir merkez olduğunu ifade ederek, kentin kendisi için de özel bir yere sahip olduğunu belirtti. Program, öğrencilerin sorularının yanıtlanmasının ardından günün anısına yapılan teşekkür takdimiyle sona erdi.
28 Nisan 2026 Salı - 09:25 Samsun’da çiftçilere sorgum sudan tohumu dağıtıldı Samsun’da Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında, hayvancılıkta maliyetleri düşürmesi amacıyla üreticilere sorgum sudan otu tohumu teslim edildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında Samsun’un Terme ilçesinde üreticilere sorgum sudan otu tohumu teslim töreni düzenlendi. Programa, Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, Terme İlçe Tarım ve Orman Müdürü Barış Padem, mahalle muhtarları ve çok sayıda üretici katılım sağladı. TAKE Projesi kapsamında Terme’de 2026 yılı için toplamda 4 bin 130 kilogram tohum teslimi yapılarak bin 375 dekar alanda ekim yapılacak. Projede yüzde 50 hibeyle 98 üretici faydalanacak. Samsun il genelinde 370 bin büyükbaş ve 264 bin 677 küçükbaş hayvan bulunurken, yıllık yaklaşık 645 bin dekar alanda yem bitkisi üretimi yapılıyor. 1.300 dekar alanda sorgum sudan otu melezi ekiminin gerçekleştirilmesiyle beraber projenin silajlık yem üretimini artırarak hayvancılıkta maliyeti düşürmesi hedefleniyor. Daha düşük maliyet, daha yüksek verim hedefleniyor Sorgum sudan otu melezinin yaygınlaştırılarak, hayvancılık işletmelerinin ihtiyaç duyduğu kaliteli kaba yem açığının azaltılmasının yanı sıra maliyetlerin düşürülerek verimin artırılması hedeflendiğine dikkati çeken Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi kapsamında üreticilerimize tohumluk desteğimiz oluyor. Her sene farklı ürünlerde tohum desteği veriyoruz. Samsun ilimizde de bugüne kadar genelde soya yetiştiriciliği konusunda özellikle Terme’nin de içerisinde bulunduğu ilçelerimize destek verilmiştir. Üreticilerimiz genelde mısırdan silaj yapmayı tercih ediyor. Ancak mısır çok su tüketen bir ürün. Bakanlığımızda su tüketimini merkeze alan üretim planlamasını başlatmıştır. Suyu daha az kullanan sorgum sudan otu melezi de bu noktada bizim için çok önemli. Hayvancılık işletmelerinin en önemli maliyetlerinin başında yem maliyeti geliyor. Üreticilerimizin maliyetini düşürme anlamında onlara katkı sağlıyor" dedi. Programda yapılan konuşmaların ardından üreticilere tohumları teslim edildi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 23:55 OMÜ’de Ulusal Ebeler Haftası etkinliklerle kutlandı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), Ulusal Ebeler Haftası’nı düzenlenen etkinliklerle kutladı. OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü tarafından Mezun Takibi Komisyonu iş birliğiyle düzenlenen "Ulusal Ebeler Haftası" etkinliği, Sağlık Bilimleri Fakültesi Konferans Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Dekan Prof. Dr. Esra Pancar Yüksel, Uluslararası Ebeler Konfederasyonu’nun (ICM) 2026 yılı teması olan "Bir milyon daha fazla ebe" vurgusuna dikkat çekerek, ebeliğin sağlık sistemindeki kritik rolünü ifade etti. Ardından söz alan Ebelik Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Şebnem Rüzgar, mesleğin önemini anlattı. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen mezun–öğrenci buluşmasında, OMÜ Samsun Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü 2007 yılı mezunu Uzman Ebe Rukiye Tunç Aydın, "Ebelikte Mesleki Deneyimler" başlıklı sunumuyla öğrencilerle bir araya geldi. Aydın, saha deneyimlerini ve mesleki birikimini paylaşarak, genç ebe adaylarına yol gösterici bilgiler verdi. Program çerçevesinde düzenlenen törende 66 ebelik öğrencisi fetoskoplarını teslim alarak, meslek yaşamlarına ilk sembolik adımlarını attı. Duygu dolu anların yaşandığı törende öğrenciler sahneye davet edilerek fetoskopları takdim edildi. Etkinliğin devamında Dr. Öğr. Üyesi Nuran Mumcu tarafından 4. sınıf öğrencilerine yönelik "Doğum Bakım Rehberi ve Partograf Atölyesi" düzenlenirken, dönem boyunca hazırlanan ders materyalleri de sergilendi. Öğrenciler ile mezunlar arasında bilgi ve deneyim paylaşımını sağlayan etkinlik, mesleki dayanışmayı artıran önemli bir buluşma olarak değerlendirildi. Program, hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi. Programa Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Seval Ağaçdiken Alkan, Ebelik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zeliha Koç, akademisyenler, mezun öğrenciler ile OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (SUVAM) ve Samsun Şehir Hastanesi’nde görev yapan ebe ve hemşireler katıldı. Ayrıca farklı sağlık kurumlarından çok sayıda sağlık profesyoneli de etkinlikte yer aldı.
Sıcak çarpmasında ilk yardımın önemi
25 Haziran 2025 Çarşamba - 13:18 Sıcak çarpmasında ilk yardımın önemi Dahiliye (İç Hastalıkları) Uzmanı Dr. Özkan Akyol, sıcak çarpmasının önemli bir durum olduğunu belirterek, bireyin beynine ve hayati organlarına zarar gelmesini önlemek için vücudun bir an önce normal bir sıcaklığa getirilmesine odaklanıldığını söyledi. Yaz döneminin gelmesiyle sıkça karşılaşılan sıcak çarpmasının (hipertermi) önemli bir rahatsızlık olduğunu ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirten Liv Hospital Samsun Dâhiliye Kliniği’nden Uzm. Dr. Özkan Akyol, "Sıcak çarpması anlaşıldığında ilk müdahale oldukça önemlidir. Hasta serin ve havadar bir yere alınır. Giysiler çıkarılır. Sırt üstü yatırılarak kol ve bacaklar yükseltilir. Sıcak çarpması ya da güneş çarpması olarak da bilinen hipertermi, genellikle yüksek sıcaklıklara uzun süre maruz kalmanın, uzun süreli veya yoğun fiziksel eforun veya ilaç kullanımın bir sonucu olarak bireyin vücudunun ısı düzenleme mekanizmalarının yetersiz kalarak aşırı ısınması durumuna verilen isimdir. Isıdan dolayı yaralanmanın en ağır ve ciddi türlerinden birisi olan sıcak çarpması, insan vücut ısısının 40 derece veya üstüne çıktığı durumlarda meydana gelebilir. Sıcak çarpması, acil tedavi ve müdahale gerektirir. Tedavi edilmeyen sıcak çarpması bireyin beynine, kalbine, böbreklerine ve kas dokusuna hızla kalıcı zarar verebilir. Tedavinin gecikmesi hasarı ağırlaştırır, ciddi komplikasyon veya ölüm riskini artırır" dedi. Sıcak çarpması belirtilerini doğru anlamanın önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Akyol, sıcak çarpması belirtileri ve ilk müdahale ile ilgili, "Yüksek derece ısı ve nem sonucu vücut ısısının ayarlanamaması sonucu ortaya bazı bozukluklar çıkar. Sıcak çarpmasının belirtileri şunlardır: Adale krampları, güçsüzlük, yorgunluk, baş dönmesi, davranış bozukluğu, sinirlilik, solgun ve sıcak deri, bol terleme (daha sonra azalır), mide krampları, kusma, bulantı, bilinç kaybı, hayal görme, hızlı nabızdır. Hasta serin ve havadar bir yere alınır. Giysiler çıkarılır. Sırt üstü yatırılarak kol ve bacaklar yükseltilir. Bulantısı yoksa ve bilinci açıksa su ve tuz kaybını gidermek için 1 litre su, 1 çay kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı tuz karışımı sıvı ya da soda içirilir" diye konuştu. "Güneş gözlüğü korunmak için tercih edilmelidir" Sıcak çarpmasına karşı alınması gereken önlemlere dikkat çeken Uzm. Dr. Akyol, tedavi yolları hakkında da şunları söyledi: "Özellikle güneş gözlüğü ve şemsiye gibi güneş ışığından koruyacak aksesuarlar kullanılmalıdır. Mevsim şartlarına uygun, terletmeyen, açık renkli ve hafif giysiler giyilmelidir. Bol miktarda sıvı tüketilmelidir. Vücut temiz tutulmalıdır. Her öğünde yeteri miktarda gıda alınmalıdır. Gereksiz ve bilinçsiz ilaç kullanılmamalıdır. Direkt güneş ışığında kalınmamalıdır. Kapalı mekânların düzenli aralıklarla havalandırılmasına özen gösterilmelidir. Sıcak çarpması tedavisi, bireyin beynine ve hayati organlarına zarar gelmesini önlemek veya zararı azaltmak için vücudun bir an önce normal bir sıcaklığa soğutulmasına odaklanır. Birey soğuk suya daldırılır. Soğuk veya buzlu su banyosunun, vücut sıcaklığını hızla düşürmenin en etkili yolu olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Birey ne kadar çabuk soğuk suyla temas ederse, ölüm ve organ hasarı riski o kadar az olur. Soğuk suya daldırmanın mümkün olmadığı durumlarda sağlık çalışanları buharlaştırma yöntemi kullanarak vücut sıcaklığını düşürmeye çalışabilir. Bireyin vücudu üzerinde soğuk su buharlaştırılarak cildin soğumasını sağlayabilir. Buz torbaları veya özel soğutma battaniyeleri, bireyin vücut ısısını düşürmek için kullanılabilir. Buz torbaları özellikle kasıklara, boyuna, sırta ve koltuk altına konulabilir. Titreme görülen vakalarda, titremeyi durdurmak için ilaç verilebilir. Vücut ısısını düşürmeye yönelik tedaviler bireyde titremeye yol açarsa, doktor bireye bir kas gevşetici verebilir. Normal şartlarda titreme bireyin vücut ısısının artması için gösterdiği bir tepkidir ve hipertermi durumunda tedaviyi daha az etkili hale getirebilir."
Simit ve pasta üreten işletmelere denetim
25 Haziran 2025 Çarşamba - 12:59 Simit ve pasta üreten işletmelere denetim Samsun’un İlkadım Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, simit ve pasta üretimi yapan işletmelerde hijyen, etiket ve ruhsat denetimi gerçekleştirdi. Vatandaşların güvenli ve sağlıklı alışveriş yapabilmesi amacıyla denetimlerini sürdüren İlkadım Belediyesi, özellikle gıda sektöründeki kontrollerine önem veriyor. Bu kapsamda zabıta müdürlüğü ekipleri, simit ve pasta imalatı yapan işletmeleri mercek altına aldı. Denetimlerde hijyen kuralları, ürün etiketleri ve işyeri ruhsatları incelendi. Eksiklik tespit edilen işletmelere ise gerekli uyarılar yapıldı. Halk sağlığının birinci öncelik olduğunu söyleyen İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "Halk sağlığını tehdit eden her unsurun karşısındayız. Vatandaşlarımızın güvenle alışveriş yapabilmeleri ve esnaflarımızın emeklerinin karşılığını alabilmeleri için ekiplerimiz sahada aktif şekilde görev yapıyor. Son olarak simit ve pasta imalatı yapan işletmelerimizde hijyen, etiket ve ruhsat denetimleri gerçekleştirdik. Uygun şartları taşımayan işletmelere gerekli uyarılar yapılıyor, ihlallerin devamı halinde ise cezai işlemler uygulanıyor. İlkadım’da halkımızın her anında yanında olmaya devam ediyoruz. Sağlıklı ve güvenilir gıdaların sofralarımıza ulaşması için çalışmalarımızı ve denetimlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.
Prof. Dr. Yılmaz: "Samsun ’denizi yasaklı şehir’ olmamalı"
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:03 Prof. Dr. Yılmaz: "Samsun ’denizi yasaklı şehir’ olmamalı" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, Karadeniz’de yaz sezonu ile birlikte muhtemel boğulma olaylarına karşı uyarıda bulunarak, "Samsun özellikle denize girme hususunda ’yasaklı şehir’ olmamalı. Bu en son başvurulacak yöntem olmalı. Yasak yerine eğitim ve önlem ön planda olmalı" dedi. Samsun’un Karadeniz Bölgesi kıyı kuşağında önemli bir konumda bulunduğunu, kumlu plajlarının turizm açısından kıymetli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, bu anlamda deniz turizminin Samsun için önemli olduğuna dikkat çekti. Yaz mevsiminin kısalığı nedeniyle tüm Karadeniz sahillerinde olduğu gibi Samsun’da da denize girme mevsiminin 2 ay ile sınırlı olduğunu belirten Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Geçtiğimiz yıllarda görüldüğü üzere deniz mevsimi aynı zamanda boğulmaları da beraberinde getirmektedir. Bu, bütün kıyılarımız için önemli bir sorun" diye konuştu. "Yasak yerine önlem alınmalı" Geçmişte fırtınalı havalarda denize girme yasağı getirildiğini hatırlatan Yılmaz, "Geçtiğimiz yıllarda Samsun Valiliği fırtınalı havalarda denize girme yasağı getirdi. Bu da halkı büyük ölçüde rahatsız etti. Samsun özellikle denize girme hususunda ’yasaklı şehir olmamalı’ diye düşünüyoruz. Aslında Türkiye’deki hiçbir yer bu anlamda yasaklı olmamalıdır" şeklinde konuştu. "Fırtınalı havalarda denize girmekten kaçınmak gerekiyor" Boğulmaların temel nedenlerine dikkat çeken Prof. Dr. Yılmaz, "Özellikle boğulmaların sebebi fırtınalı havalardır. Bu fırtınalı havalar esnasında kıyıya yakın kesimlerde deniz dibi morfolojisi dalga ve akıntılarla değişmektedir. Bir hafta arayla aynı yerde denize girilmiş olsa bile zemindeki bu değişiklikler vatandaşlarımızı gafil avlamakta, sürekli yer değiştiren rip akıntıları da insanlarımızı hazırlıksız yakalamaktadır. Samsun’da özellikle Atakum sahilleri yaz ayları boyunca sadece içerdeki taşra ilçelerinden değil, aynı zamanda Tokat, Çorum ve Amasya gibi illerden de yoğun şekilde günübirlikçi turist kabul etmektedir. Gelenlerin büyük kısmı bu riskleri bilmeden denize girmekte, bunun sonucunda da can kayıpları ve boğulma tehlikesi geçiren vatandaşlarımızda kalıcı hasarlar yaşanmaktadır. Bu tür olumsuzlukları yaşamamak için; fırtınalı havalarda denize girmekten kaçınmak, normal hava şartlarında bile rip akıntılarına dikkat etmek, ıssız yerlerde denize girmekten kaçınmak gerekiyor. Özellikle ailece gelenler tedbir olarak yanlarında bir tane de olsa bir can yeleği bulundurabilir. Bütün tedbirler alındığı halde yine de boğulma vakaları artıyorsa, kara yollarındaki sık kaza yaşanan kör noktalar gibi, elbette bazı kesimlerde yasaklar getirilebilir. Fakat bu en son başvurulacak yöntem olmalıdır" ifadelerini kullandı. "Sahillerimizden canlı yayın sistemi kurulmalı, vatandaşlar anlık uyarılmalı" Canlı yayın kameraları ile denizin durumu hakkında iç kesimlerdeki vatandaşları anlık uyarılması gerektiği önerisinde bulunan Yılmaz, "Dikkat edilmesi gereken bir başka husus da günlük hava durumlarında kıyı ile iç kesimler arasındaki farklılıklardır. Çorum veya Amasya’da hava sıcak ve durgun iken, Samsun sahillerinde fırtına ve dalgalı deniz olabiliyor. Bazen Samsun’da bile hava güneşli iken denize girilemiyor. Denizin bu durumunu bilmeden iç kesimlerden günübirlik gelenler ’o kadar yol gelmişken’ diyerek inatla denize girmek istiyorlar. Atakum sahillerinde en çok tercih edilen kesimlere konabilecek canlı yayın kameraları ile denizin durumu hakkında iç kesimlerdeki vatandaşlar anlık uyarılabilir. En azından telefon uygulamaları üzerinden de bu tür uyarılar yapılabilir. Onlar da bu durumda gelmez ya da tedbirli gelirler. Denizle inat etmezler ve muhtemel can kayıpları ortadan kalkar" açıklamasında bulundu. "Yüzme seferberliği ilan edilmeli, herkes yüzme bilmeli" En önemlisinin özellikle gençlerin, hatta yetişkinlerin bile deniz mevsimini beklemeden yüzmeyi öğrenmeleri gerektiğini belirten Yılmaz şunları söyledi: "Gençlik Spor İl Müdürlükleri Milli Eğitim Bakanlığı ile iş birliği yaparak ilköğretim seviyesinde yüzme bilmeyen genç kalmayacak şekilde eğitimlere ağırlık vermeleri bunu milli bir görev saymaları lazım. Havuzu olan il ve ilçelerden başlayarak gerçek anlamda bir yüzme seferberliği ilan edilmelidir. Çünkü sadece denizlerde değil, iç kesimlerdeki göl, gölet ve sulama kanallarında da her yıl çok sayıda can kaybı yaşanmaktadır. Mülki amirler bulundukları coğrafyanın şartlarına göre insanların hayatlarını kolay sürdürebilmeleri ve muhtemel risklere karşı vatandaşları uyarma ve onların bulundukları coğrafi çevrede sağlıklı yaşamaları için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu da yasak koyarak değil, eğitim ve güzel örneklerin yaygınlaştırılması ile mümkündür. İç kesimlerde, özellikle Ayvacık ve Kolay gibi baraj gölleri kenarlarında son derece uygun yerler var. İnsanlar deniz için gelip denize giremedikleri takdirde bu yerlerde günlerini geçirebilir, tatillerini değerlendirebilirler."
Başkan Kul: "Terme’yi uluslararası platformlarda da temsil etmekten onur duyuyorum"
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:55 Başkan Kul: "Terme’yi uluslararası platformlarda da temsil etmekten onur duyuyorum" Samsun’un Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) Liderler Zirvesi ve Siyasi Komite Toplantısı için bulunduğu Norveç’te ilçesini uluslararası platformlarda temsil etmekten onur duyduğunu söyledi. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, CEMR Liderler Zirvesi ve Siyasi Komite Toplantısı için bulunduğu Norveç’in başkenti Oslo’da, Türkiye heyetiyle birlikte önemli temaslarda bulundu. Başkan Kul, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanvekili ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın başkanlığında oluşturulan ulusal heyet içinde yer alarak, Türkiye’nin Oslo Büyükelçisi Gülin Dinç tarafından verilen resepsiyona katıldı. Resepsiyon sırasında gerçekleştirilen görüşmelerde, uluslararası ilişkilerin güçlendirilmesi, yerel yönetimlerin küresel meselelerdeki etkisi ve şehir diplomasisinin rolü gibi başlıklar ele alındı. Başkan Kul, bu tür diplomatik buluşmaların yerel yönetimlerin vizyonunu genişlettiğini belirterek, "Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) Liderler Zirvesi ve Siyasi Komite Toplantısı için Norveç’in başkenti Oslo’dayız. Zirve öncesinde Türkiye Belediyeler Birliği heyetimizle birlikte Norveç Parlamento binasını ziyaret ettik. Terme’mizi yalnızca ulusal değil, uluslararası platformlarda da temsil etmekten onur duyuyorum. Yerel yönetim anlayışımızı, Avrupa’da yükselen bir vizyonla güçlendirmeye devam ediyoruz" dedi.
Anneliğin görünmeyen yüzü: Lohusalık sendromu
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:21 Anneliğin görünmeyen yüzü: Lohusalık sendromu Psikolog İrem Durna, lohusalık sendromunun korkulacak bir durum olmadığını, anlayış ve destekle kolaylıkla üstesinden gelinebileceğini söyledi. Uzmanlar, doğumu bir kadının hayatında hem fiziksel hem de duygusal olarak derin değişimlere yol açan bir deneyim olarak tanımlıyor. Ancak bu büyük dönüşüm süreci her zaman mutluluk tabloları ile uyuşmuyor. Doğum sonrası dönemde bazı kadınlar lohusalık sendromu diye bilinen, duygusal olarak zorlu bir süreçle karşılaşabiliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Psikoloğu İrem Durna, lohusalık sendromu ile başa çıkmanın yollarını aktardı. Lohusalık sendromunun belirtilerinden bahseden Psikolog İrem Durna, "Lohusalık sendromunun en önemli belirtileri; aşırı duygusal tepkiler, enerji kaybı ve halsizlik, konsantrasyon zorluğu, başkalarından uzaklaşma, değersizlik veya suçluluk hissi, keyif alamama (anhedoni), kendi duygularını tanımlayamama, baş ağrısı, mide rahatsızlıkları, hızlı kalp atışı gibi stres kaynaklı fiziksel şikayetler. kaygı bozukluğu ve obsesif düşüncelerdir. Bu belirtiler, annenin günlük yaşamını olumsuz etkileyebileceği gibi, bebekle sağlıklı bir bağ kurmasını da zorlaştırabilir" dedi. "Lohusalık sendromunun üstesinden gelmek mümkün" Sendromun çözümü hakkında da bilgi veren İrem Durna, "Lohusalık sendromunun en önemli özelliklerinden biri, profesyonel destekle tamamen çözülebilir olmasıdır. Psikoterapi, annenin duygularını anlamasına ve bunlarla başa çıkmasına yardımcı olabilir. Özellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemler, annenin olumsuz düşüncelerle baş etmesine yardımcı olur. Lohusalık sendromu, korkulacak bir durum değildir; aksine, anlayış ve destekle kolaylıkla üstesinden gelinebilir. Bu dönemde annenin kendisine şunu hatırlatması önemlidir; ‘mükemmel olmak zorunda değilim, elimden gelenin en iyisini yapıyorum.’ Unutmayın, yalnız değilsiniz. Lohusalık sendromuyla baş etmek, hem bireysel hem toplumsal bir farkındalık meselesidir. Annelerin bu süreci paylaşması, yalnızca kendilerini değil, aynı zamanda diğer anneleri de güçlendirecek bir adımdır" diye konuştu.