Yerel Haberler
Şanlıurfa
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İstanbul’daki saldırıyı yapan teröristlerin ve onlara emir verenlerin en büyük siyasi hamisi genel başkanı başta olmak üzere CHP yöneticileridir”
07 Şubat 2024 Çarşamba - 16:20 Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İstanbul’daki saldırıyı yapan teröristlerin ve onlara emir verenlerin en büyük siyasi hamisi genel başkanı başta olmak üzere CHP yöneticileridir” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İstanbul’daki saldırıyı yapan teröristlerin ve onlara emir verenlerin en büyük siyasi hamisi genel başkanı başta olmak üzere CHP yöneticileridir” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, belediye başkan adayları tanıtım toplantısı ve deprem konutları teslim töreni için Şanlıurfa’ya geldi. Kapalı spor salonununda düzenlenen aday tanıtım toplantısında konuşan Erdoğan, CHP’yi eleştirerek, "İstanbul’daki saldırıyı yapan teröristlerin ve onlara emir verenlerin en büyük siyasi hamisi genel başkanı başta olmak üzere CHP yöneticileridir” ifadelerini kullandı. “Kendi bireysel hesapları peşinden koşanlardan asla olmadık” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın izniyle yıl sonuna kadar deprem illerimizde 200 bin konutun teslimiyatını yapacağız. Evliyalar şehri Şanlıurfa kardeşliğin kıymetini çok iyi bilir. Dimdik ayaktayız, ayakta olacağız. Tarih boyunca büyük medeniyetlere, insanlığa hizmet etmiş Urfa bölgesinin kalbimizde büyük önemi var. Ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetlerden Şanlıurfa da payını aldı. Şanlıurfa; tarihi, kültürü, zengin insan kaynağı potansiyeli hayaline kavuşturmak kolay olmuyor. Hep beraber çok çalışmamız gerekiyor. Sadece çalışmak da yetmiyor. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi sıkı tutmamız aramıza kimseyi sokmamamız gerekiyor. Maddi ve manevi değerleriyle mübarek olan bu şehir aynı zamanda içinde pek çok zorluğu barındıran bir yapıya sahiptir. Sizler şahitsiniz, bizler sizlerin iradesinden asla taviz vermeden hep şehrin daha ileriye gitmesi için ne gerekiyorsa onu yapmaya gayret gösterdik. Devlet yatırımlarını planlarken de, milletvekili, belediye başkan adaylarımızı belirlerken de aynı anlayışla hareket ettik. Şanlıurfa’nın isminin arkasına saklanıp Şanlıurfalıların iradesini istismar edip kendi ajandaları kendi gündemleri, kendi bireysel hesapları peşinden koşanlardan asla olmadık. Eksiklerimiz, hatalarımız çıkabilir. Ama şehrimize kazandırdıklarımızı kimse inkar edemez. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan adaylarımızı da, ilçe belediye başkan adaylarımızı da bu şuurla belirledik. Şanlıurfa’ya katkı verebilecek isimlerle 31 Mart’ta sizlerin huzuruna çıkmaya çalıştık. Artık hepimize düşen cumhurbaşkanıyla, bakanlarıyla, teşkilatıyla el ele vererek önce adaylarımızın seçilmesini, ardından da onlar vasıtasıyla şehrimize en güzel hizmetlerin getirilmesini sağlamaktır” dedi. “Herkes siyasetçi olabilir ama herkes devletçi olamaz” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçmişte bizimle birlikte yol yürüyerek şimdi çeşitli gerekçelerle yolunu değiştirenlerin tercihleri kendilerini ilgilendirir. Herkes siyasetçi olabilir ama devletçi olamaz. Keşke her zaman her durumda ideal olanı elde edebilsek. Bu olmuyorsa bize düşen mümkün olanı değerlendirmektir. Bizim bu tür tartışmalarla kaybedecek vaktimiz yok. Hep beraber işimize bakacağız. Mesele yatırımlarla şehrimize eser kazandırmaksa üzerimize kimseyi tanımıyoruz. Kimsenin kısır tartışmalarla bizi meşgul etmesine izin vermeyiz. İsmail Fakirullah’ın dediği gibi; ‘Beni anlamayan yakınımda olsa uzağımdır. Beni anlayan uzağımda olsa yakınımdır’. Bizi anlayanlarla mücadelemizi sürdüreceğiz. Hedefimiz 31 Mart’ta sandıkları patlatarak yatırımlarımızı sürdürmektir. Belediye başkan adaylarımızla bunu başaracağız. Bunun dışında her şey bizim için teferruattır. 31 Mart’ta Türkiye yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? Seçim akşamı Türkiye haritasını Cumhur İttifakı renklerine boyamaya hazır mıyız? Rabbim hepinizden razı olsun” ifadelerini kullandı. “Türkiye ne zaman atağa kalksa hemen kirli ittifaklar devreye giriyor” Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye ne zaman önündeki fırsatları değerlendirerek gelişme, kalkınma, büyüme hızını arttırsa hemen kirli senaryolar devreye giriyor. Geçtiğimiz 21 yılda buna defalarca şahit olduk. 2011 seçimlerinin ardından 2023 hedeflerimiz ile büyük bir atılımı hayata geçirmiştik. Bu büyük hamlenin önü 2013 gezi olaylarıyla başlayıp farklı amaçlarla hala devam ettirilen bir dizi engelle kesilmeye çalışıldı. FETÖ ihanet çetesinin darbe girişimleri bu oyunun bir parçasıydı. PKK, DHKPC gibi terör örgütlerinin harekete geçirilmesi bunun bir parçasıydı. Çukur olaylarıyla kendi illerimizin bizden kopartılmak istenmesi bunun bir parçasıydı. Terör örgütü DEAŞ’ın üzerimize salınması bu oyunun bir parçasıydı. Sınırlarımızda kurulmaya çalışılan teröristler bu oyunun bir parçasıydı. Komşularımızla yaşadığımız pek çok gerginlik de bu oyunun bir parçasıydı. Ekonomimizin çökertilmesi için yapılan gizli açık operasyonlar bu oyunun bir parçasıydı. Milletimizle birlikte tüm bu oyunları birer birer bozduk. Önümüze çıkartılan her engeli aşarak daha çok çalışma ve birazda gecikme pahasına hedeflerimize adım adım yürüdük. Milletimiz alnının akıyla bu sınavları verirken maalesef muhalefet tarafı sınıfta kalmıştır." “CHP, ülke ve milletin düşmanı kim varsa değirmenlerine su taşıyor” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Burada birinci derecede sorumluluk ana muhalefet sıfatıyla CHP’ye aittir. Bu partinin yöneticileri lafa gelince cumhuriyetin kurucu fırkası olmaktan dem vurur. Kirli ittifaklarını gizlemek için tek ayak üstünde 40 yalan söylerler. Ama gerçekte uzunca bir süredir ülke ve milletin düşmanı kim varsa onların değirmenlerine su taşımaktan, ekmeğine yağ sürmekten, operasyonlarına alet olmaktan geri durmazlar. Ülkenin ortak çıkarlarından milli hissiyatından kopmuş bir siyasetin ucunun varabileceğini CHP yöneticilerinin örneğinde gördük. Bu parti ülkemize yönelik bir toplumsal kaos operasyonu olan Gezi Olayları’na sahip çıktı. Bu parti FETÖ ihanet çetesinin montaj kasetlerini aylarca Meclis kürsüsüne taşıyarak darbe girişimine ortak oldu. Bu parti sınırlarımıza dayanan PKK/YPG terör örgütü mensuplarını yurt sever diye sahiplenerek cumhuriyetimizi hiçe saydı. Bu parti 15 Temmuz gecesi darbecilerin tanklarını alkış tutarak milli iradeye ihanet etti. Bu parti doğrudan ülkemizi hedef alan tüm emperyalist tuzaklara küçük siyasi hesaplar uğruna mihmandarlık yaptı. Bu parti uzunca bir süredir yerli ve milli bir siyasi yapının yapmaması gereken ne varsa hepsini yaptı. Epeyce bir vakittir CHP yönetim ine hakim olan zihniyetin Türkiye’nin çıkarlarıyla milletimizin değerleriyle vatandaşlarımızın hayalleriyle hiçbir bağı kalmamıştır. Cumhuriyetimizin kurucusunun hatırına bu partiye oy veren ülke ve milletine olan sevgisinden asla şüphe etmediğimiz insanlarımızı tenzih ediyorum. Onlar da mevcut CHP yönetiminin mağdurudur” dedi. “İstanbul’daki saldırıyı yapan teröristlerin ve onlara emir verenlerin en büyük siyasi hamisi genel başkanı başta olmak üzere CHP yöneticileridir” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye üzerinde hesabı olan herkesin kullanabileceği bir aparat haline gelen CHP’nin bu içler acısı durumu İstanbul’daki son terör saldırısıyla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu saldırıyı yapan teröristlerin ve onlara emir verenlerin en büyük siyasi hamisi genel başkanı başta olmak üzere CHP yöneticileridir. Özgür efendi bu örgütün cezaevindeki elebaşına genel başkan seçildiği kongre kürsüsünden bizzat selam gönderdi. CHP yöneticilerinden bazılarının eylemi yapan teröristleri savunmak için Meclise verdikleri soru önergeleri dahi var. CHP güdümündeki medya kuruluşlarının terör örgütlerinin bültenine dönen içler acısı halini saymıyorum. Bu parti uzunca bir süredir PKK’nın siyasi uzantılarıyla yoldaşlık yapıyor kirli pazarlıklarla al gülüm ver gülüm. Halbuki terör örgütleri de onların iç ve dış uzantıları da CHP’yi emellerine ulaşmak için bir koçbaşı olarak kullanmaktadır. Asıl suç siyasi kariyerleri uğruna kendini kullandırtan CHP yönetimidir. Eski genel başkanları 13 kez milletten kırmızı kart yedi şimdi dört duvar arasında kendince siyaset yapıyor. CHP’nin mevcut genel başkanı aynı istikamette ilerliyor. CHP’nin girdiği bu yol ülke millet için hayırlı değildir. Şu anda CHP kendi bünyesinde bir iç savaş yaşıyor. Eskisinin bir taraftan yenisinin bir taraftan başkalarının öteki taraftan birbirine kılıç salladığı bu iç savaşın ne zaman biteceğini kimse bilmiyor” diye konuştu.
(Özel) Depremin 1. Yıl dönümünde Siverekli STK’lar Adıyamanlı Depremzedeleri unutmadı
07 Şubat 2024 Çarşamba - 15:08 (Özel) Depremin 1. Yıl dönümünde Siverekli STK’lar Adıyamanlı Depremzedeleri unutmadı Adıyamanlıların sevgisini kazanan Siverekli STK’lar, depremin birinci yıl dönümünde de Adıyamanlı depremzedeleri unutmadı. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası ülke genelinde başlayan yardımlaşma ve dayanışma çalışmaları ülke genelinde çığ gibi büyümüş ve ülkenin dört bir yanından depremzedelere vatandaşlar yardım etmişti. Depremde büyük yıkım yaşayan illerden biri de Adıyaman’dı. Binlerce insanın etkilendiği ve soğukta dışarda kaldığı deprem sonrası ilk saatlerde, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan STK ve vatandaşlar depremzedelerin yardımına koşmuş, vatandaşlara ve kurtarma ekiplerine çorba, yiyecek, battaniye ve temel yaşam malzemeleri ihtiyaçları karşılamıştı. Siverek’ten özelikle Adıyaman’a depremin ilk günlerinden, yaraların sarılmasına kadar sayısız yardım çalışmaları devam etmiş ve bu yardım çalışmaları sonucu, Siverekliler ile Adıyamanlılar arasında bir sevgi köprüsü kurulmuştu. Depremin birinci yıl dönümünde de Siverekliler depremzedeleri unutmadı Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde faaliyet gösteren Siverek İyilik Sensin Derneği, Siverek Kızılay’ı, Harran Üniversitesi öğrenci grubu, Başıbüyük Derneği ve Siverek Toptancılar sitesi Kooperatifi işbirliğiyle depremin birinci yıl dönümünde Adıyaman’da bulunan bir konteynır kenti ziyaret edildi. Depremzede çocuklar moral ve motivasyon amacıyla, değişik eğlenceler hazırlayan gönüllüler, konteyner kentte yaşayan tüm çocuklara oyuncak ve çeşitli hediyeler dağıttı, yardıma ihtiyacı olan ailelere gıda, hijyen malzemeleri desteğinde bulundu. Meydanda kurulan pamuk şeker makinasıyla da eğlenmeye gelen çocuklara pamuk şekeri dağıtıldı. Yapılan çalışma ile ilgili açıklamada bulunan Harran Üniversitesi Öğretim üyesi Doç.Dr Hasan Bardakçı,” 6 Şubat depremin yıl dönümünde biz bugün Siverekli STK’lar olarak Adıyamanlı kardeşlerimizi hem görmek, onları unutmadığımız hissettirmek ve hem de buradaki çocuklarımıza bir nebzede olsa acıları ve hüznü unutturmak amacıyla Adıyaman’a geldik. Güzel bir gün geçirdik, inşallah bir daha bu acıyı yaşamayız” dedi Siverek Kızılay Başkan Yardımcısı Abdürrahim Kürkçü,” Biz bugün Adıyaman depreminin yıl dönümü münasebetiyle Siverekli STK’lar olarak Adıyaman‘a gelmiş bulunmaktayız, amacımız buradaki çocukları eğlendirmek onlarla güzel vakit geçirmek birazcık da olsa onların acılarını dindirmektir. Depremzede çocuklarımıza hediyeler getirdik, pamuk şeker dağıttık, ihtiyaç sahibi ailelere gıda hijyen paketleri verdik, bu güzel çalışmaya vesile olarak tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum” dedi Siverek İyilik Sensin Başkan Yardımcısı Osman İzol ” Bu bugün Siverek’ten 5 Sivil Toplum Kuruluşu olarak toplandık ve Adıyaman‘a bir yardım çalışması yaptık. Bildiğiniz gibi bugün 6 Şubat depremin yıl dönümü, bugün tekrar yüreğimizin attığı yere geldik, acıları paylaştığımız yere geldik. Siverek STK’lar olarak bugün çocuklarla eğlendik, çocuklar için oyuncaklar getirdik, temel ihtiyacı olan ailelere gıda kolileri getirdik ve gıda malzemelerimizi dağıttık bugün çok güzel geçti. Bu faaliyette bulunan tüm sivil toplum kuruluşlarımıza ve destek olan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum “ diye konuştu.
Depremde ölen öğretmen ve öğrenciler unutulmadı
06 Şubat 2024 Salı - 13:31 Depremde ölen öğretmen ve öğrenciler unutulmadı Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Şanlıurfa’da, hayatını kaybeden öğrencilerin eğitim gördükleri sınıflara karanfil bırakıldı. Duygu dolu anların yaşandığı anma programında, öğrenciler ölen arkadaşlarının fotoğraflarıyla hasret giderdi. Şanlıurfa’da Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenler için anma programları devam ediyor. Anma programı çerçevesinde, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ ve beraberindekiler, İbrahim Tatlıses İlkokulunu ziyaret ederek, depremde hayatını kaybeden öğrencilerden Dicle Fırat, Fırat Fırat ve Hazal Fırat kardeşler ile Khalid El Hammud’un sıralarına ve öğretmen Özgür Fırat’ın masasına karanfil bıraktı. Bozdağ, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, depremde hayatını kaybeden öğrenciler, öğretmenler ve tüm vatandaşlara Allah’tan rahmet diledi. Bozdağ, açıklamasının devamında, “6 Şubat depremi vesilesiyle Hakk’a giden sınıfımızın öğrencisi Fırat Fırat kardeşimize, yine bu okulumuzda hayatını kaybeden diğer öğrencilerimize ve Türkiye’de depremde hayatını kaybeden öğretmenlerimize, öğrencilerimize, her bir vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına ve sizlere baş sağlığı diliyorum” dedi. Ölen arkadaşlarını unutamadıklarını aktaran öğrencilerden Sadık Mısır, “Arkadaşım vefat etti, mekanı cennet olsun. Onu çok özlüyorum. Onun masasına çiçek bıraktı, onu çok özlüyoruz” şeklinde konuştu. Törene, AK Parti Şanlıurfa milletvekilleri Emin Önen, Abdürrahim Dusak, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül ile İl Milli Eğitim Müdürü Asım Sultanoğlu da katıldı.
Enkaz altından böyle kurtarıldılar, aile o geceyi anlattı
06 Şubat 2024 Salı - 07:08 Enkaz altından böyle kurtarıldılar, aile o geceyi anlattı Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Şanlıurfa’da 40 kişinin hayatını kaybettiği apartmandan sağ kurtulan aile, o gece yaşadıklarını anlattı.Kahramanmaraş merkezli 10 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler nedeniyle Şanlıurfa’da 71 bina yıkıldı, 170 kişi hayatını kaybetti. Depremde ilk yıkılan binalardan bir olan Osman Ağan Apartmanı’nda ise 40 kişi hayatını kaybederken, 11 kişi ise yaralı olarak kurtarıldı. 40 kişinin öldüğü apartmandan yaralı olarak kurtarılan 5 kişilik İstegün ailesi, asrın felaketi olarak adlandırılan o geceyi anlattı. Yıkılan apartmanın enkazı altından yaklaşık 7 saat sonra çıkarılan İstegün ailesi, hayatını kaybeden komşularının acısını yaşadıklarını belirtti.Baba Eyüp Sabri İstegün, depremi hissettiği anda çocuklarını yanına çağırdığını, oluşan hayat üçgeni içerisinde yardım beklediklerini söyledi. Üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen geceleri halen deprem korkusu yaşadıklarını belirten aile fertlerinden Hayrunnisa İstegün, “Biz hala geceleri korkarak uyuyoruz. Gözümüzü kapattığımızda, o anlar aklımıza geliyor, tekrar gözlerimizi açıyoruz” dedi.“Sapsarı bir ışık sanki içerde şimşekler çakıyor”Depremde ailesiyle nasıl hayatta tutunduklarını anlatan baba Eyüp Sabri İstegün, “6 Şubat gecesini aslında hatırlamak istemiyoruz. Allah bir daha kimseye yaşatmasın. İlk depremi hissettiğimiz zaman, hafif bir sarsıntı oldu, uyandım. Yatakta 3-5 saniye falan oturdum, sarsıntı devam etti. Ben kalktım koridora doğru yürüdüm. Çocuklara seslendim. Benim çocuklar kendi odalarında, onlar sarsıntıda koridora çıktı, oğlumda kendi odasında, bu arada öyle bir sarsıntı oluyor ki karolar yerinden oynuyor. Karolar kapıyı sıkıştırmış, sonra bir şekilde kapı açıldı, çocuk yanıma geldi. Teskin vermeye çalıştım, ‘korkmayın deprem oluyor ama korkmayın gelin yanıma’ dedim. Yanıma geldiler, tam yetiştiler, döndüm öyle sol tarafıma döndüm, hanım da kalkmış bize doğru gelmeye çalışıyor ama gelemiyor. Sarsıntıdan dolayı gelemiyor. Seslendim birkaç sefer seslendim, pencerenin köşesini tutmuş çünkü sarsıntı öyle bir şiddetli ki anlatamam yani hem alttan vuruyor hem sağa sola savuruyor. O gıcırtılar, o bina kolonlarının çatırtıları geldiği zaman bir uğultu var. O çökme anında bir ışık parıldadı. Sapsarı bir ışık sanki içerde şimşekler çakıyor. O şimşeklerin aydınlığı içeriye yansıdı. Ondan sonra binanın çökmesi bir oldu. İlk 45 dakika, 1 saat kendimizde değildik. Sonra kendimize gelmeye başladık, sesler gelmeye başladı. Yukarıdan sesler, aşağıdan bağrışmalar gelmeye başladı. O sırada o kadar çok toz yutmuşuz ki anlatamam. Göğsümüze kadar enkazın altındayız, kıpırdayamadık. Yani bize bir hayat üçgeni oluşmuş, 1 metrekare yer oluşmuş. Döndüm sol tarafımda yatak odasında bulunan eşime seslendim. 5-10 sefer seslendim, baktım ses yok. Ses gelmeyince artık dedim eşim gitti, ben çocuklarla ilgileneyim. Çocuklarla ilgileneyim, bize yetişirler, umudumuz kesmedik, hiç bir zaman umutsuzluğa kapılmadık. Daha önce Van depreminde çalıştım. Van Erciş depreminde UMKE olarak çalıştığım zaman, 112 Acil Servis olarak oraya yardıma gittik. Enkazda tablalar hep üst üste çökünce tüneller açılırdı, ekipler o tüneller içinden yaralılara ulaşıyordu. Bu kez kurtarılmayı bekleyen bizler olduk. Bize ilk olarak enkaz altında bir polis memuru ulaştı, bize bir soba borusu kadar genişlikteki boşluktan el feneri ve su attı. O gece aile olarak dairemizde 5 kişi kalıyorduk. Düşün 12 daireden 11 kişi kurtulmuşuz, 40 kişi hayatını kaybetti. Ev sahibim Mehmet abi, o gece anne ve babasını yanına getirdi, ’ahiretimi getirdim, evimde ısınsınlar’ dedi. Evinde doğalgaz var diye anne ve babasını yanına getirdi, beraber ahirette gittiler. Onlar 6 kişi, benim alt katımda Suriyeli aile vardı, onlar 6 kişi, benim karşı komşum 5 kişi, düşünün o bina 40 kişiye mezar oldu. Kapı ve pencerelerim halen eskiydi, keresteden yapılmıştı, 5’e 25 kalaslardan yapılmıştı, o kalasların sayesinde hayatta kaldık. O kalaslar kırılmadı. Şimdiki kapılara bakıyorsun kağıt gibi eziliyor" dedi.“Biz hala geceleri korkarak uyuyoruz”Depremden yaralı olarak kurtulan Hayrunnisa İstegün ise, “Önce açıkçası geçeceğini düşündük çünkü burası aktif bir fay hattının üzerinde bir yer değil, deprem yaşanan bir bölgedeyiz. Genelde çevre illerde olan depremlerin o sarsıntılarını ufak hissettiğimiz birçoğunda evden bile dışarı çıkmadığınız bir yerde yaşıyoruz. O akşam da en başta öyle olacağını düşünmüştüm ama öyle olmadı. Bizim yan yana gelmemiz ile yere düşmemiz yani binanın yıkılması bir oldu. Birbirimizi kontrol ediyorduk, zifiri karanlığın içerisindeydik. Ben, kız kardeşim, erkek kardeşim ve babam aynı yerde sıkışmıştık, annem diğer odanın diğer ucunda kalmıştı çünkü bize yetişememişti. O da orada belden aşağısı sıkışmıştı. Annem ilk hastaneye götürülenlerdendi. Biz saatlerce kurtarılmayı bekledik. Saatlerce bize gelsinler diye bağırdık yardım istedik ama aynı zamanda da annemize de seslendik. Bizi orada en çok yıpratan şey, annemizin yokluğuydu. Çünkü aşağıda insanların sesini duyuyorsunuz, altımızdaki insanların sesini duyuyorduk, sol tarafımızdaki insanların sesini duyuyoruz ama annemin sesini kesinlikle duymuyorduk. Üzerimizden blok kaldırıldıkça sesleri artık net bir şekilde duyuyorduk, hatta kendi ailemden ilk sesini duyduğum dayım olmuştu. Korkmayın, biz buradayız, birazdan geleceğiz, birazdan çıkacaksınız dediler ama hani biz orada kalmaktan ziyade annemiz için endişeleniyorduk. Çok ağrılı, çok sancılı bir süreçti bizim için ve halen de öyle devam ediyor. Yeniden bir hayat kurmak, hiç kolay değil. Üzerinden yaklaşık bir sene geçti ama biz hala geceleri korkarak uyuyoruz. Gözümüzü kapattığımızda o anlar aklımıza geldiği zaman gözlerimizi tekrar acıyoruz. Umarım bir daha yaşanmaz umarım hiçbir yerde yaşanmaz ve umarım bunların önlemleri alınmıştır" ifadelerini kullandı.170 kişinin hayatını kaybettiği, 3 bin 294 kişinin yaralandığı Şanlıurfa’da, arama-kurtarma çalışmaları 4’üncü günde son bulmuştu.
Enkazdan kendisini kurtaran ekibi görünce gözyaşlarına hakim olamadı
06 Şubat 2024 Salı - 07:08 Enkazdan kendisini kurtaran ekibi görünce gözyaşlarına hakim olamadı Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Şanlıurfa’da 40 kişinin öldüğü apartmandan yaralı olarak kurtarılan aile, bir yıl sonra kendilerini kurtaran AFAD ekibi tarafından ziyaret edildi. Buluşma anında duygu dolu anlar yaşandı.Şanlıurfa’da 6 katlı Osman Ağan Apartmanı’nın enkazından 7 saat sonra yaralı olarak kurtarılan 5 kişilik İstegün ailesi, bir yıl sonra kendilerini kurtaran AFAD ekibi ile buluştu. Duygu dolu anların yaşandığı buluşmada, ailenin en küçük ferdi Erdem İstegün, gözyaşlarına hakim olamadı. Aileyi evlerinde ziyaret eden AFAD ekibi, kurtardıkları İstegün ailesinin fertleriyle kucaklaştı. Ekipler, ziyaretin ardından evden ayrıldı.Depremin ilk anında yıkılan Osman Ağan Apartmanı’nda 40 kişi hayatını kaybederken 11 kişi ise yaralı olarak kurtarıldı.Şanlıurfa Afet Yönetim Merkezi Şube Müdür Vekili Mehmet Ali Urluk, deprem anında ve sonrasında yapılan çalışmaları anlattı. Urluk, “O gün bizde afetzedeydik fakat insanların bize ihtiyacı olduğunu biliyorduk. Zaman çok değerliydi. Hızlı olmak zorundaydık. Ailemizi dahi düşünemedik. Yıllardır aldığımız eğitimler gereği öncelikle bize umut bağlayan insanlara yardım etmek zorundaydık. Ailemizi güvene aldıktan sonra yardıma koşmaya başladık. İnsanları bir an önce enkaz altında kurtarmaya başladık. Depremin 2’nci günü enkazdan bir yaralıyı ekiplerimiz kurtardı. O anda büyük bir sevinç yaşadık. 6 yaşındaki Ahmet’i Şelli Apartmanında yaralı olarak kurtardık. İnanın her çıkan canlı, bize inanılmaz sevinçler yaşattı. Tabi bunun yanında üzücü haberler de alıyorduk. 180’e yakın hayatını kaybeden vatandaşımız oldu. Bu can kayıpları bizi derinden üzüyordu. Biz bu kayıpların acısını yüreğimizin en derin noktasında hissediyorduk. Ülkece inşallah bir daha böyle acılar yaşamayız. İnşallah bu afetlerden dersler çıkarırız. Bunun çalışmalarını sürdürüyoruz. Eğitimler vermeye başladık. Eğitimlerimize devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.