Yerel Haberler
Sivas
Filmler gerçeğe dönüştü, bu teknoloji ile hayvanlar insanlarla konuşabilecek
17 Mart 2026 Salı - 12:54 Filmler gerçeğe dönüştü, bu teknoloji ile hayvanlar insanlarla konuşabilecek Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (SBTÜ) yürütücülüğünde hayata geçirilen yenilikçi bir proje ile hayvanlar adeta konuşarak sağlık durumlarını yetiştiricilere aktarabilecek. Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (SBTÜ) öncülüğünde geliştirilen ‘Sığır Sağlığının ve Verimliliğinin İzlenmesine Yönelik Yerli Rumen Sensör Boluslarının Geliştirilmesi’ projesi kapsamında, sığırların sağlık durumunu sürekli izleyebilen yerli bir sensör sistemi üretilecek. Biyouyumlu ve düşük güç tüketimine sahip olacak kapsül şeklindeki rumen sensör bolusu hayvanların iç vücut sıcaklığı, rumen pH değeri, aktivite düzeyi, geviş getirme davranışı ve rumen iç basıncı gibi kritik verileri anlık olarak ölçebilecek. Toplanan veriler kablosuz iletişim aracılığıyla dış sistemlere aktarılacak ve böylece hayvanların sağlık durumları gerçek zamanlı olarak takip edilebilecek. Erken uyarı sistemi gibi çalışacak teknoloji sayesinde doğum öncesi belirtiler, sindirim sistemi sorunları ve metabolik rahatsızlıklar erken aşamada tespit edilebilecek. Bu sayede hayvan ölümlerinin azaltılması, sürü sağlığının korunması ve işletmelerin ekonomik kayıplarının düşürülmesi hedefleniyor. Projede geliştirilecek yerli rumen bolusu teknolojisinin, mevcut benzer ürünlere kıyasla daha sade bir tasarıma sahip olması, daha az ekipmanla çalışması ve daha düşük maliyetle üretilebilmesi planlanıyor. Böylece üreticilerin bu teknolojiye erişimi kolaylaşırken, Türkiye’nin bu alandaki dışa bağımlılığının da azaltılması amaçlanıyor. "Ülke ekonomisine katkı sağlanması bekleniyor" SBTÜ koordinasyonunda yürütülen projeye Atatürk Üniversitesi, Erzurum Teknik Üniversitesi ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi de destek veriyor. Farklı üniversitelerin araştırma altyapılarının kullanılacağı proje kapsamında sensörleri içeren kapsülün tasarımı, elektronik devre doğrulama testleri ve saha denemeleri gerçekleştirilecek. Projenin tamamlanmasıyla birlikte hayvancılıkta dijital izleme teknolojilerinin yaygınlaşması, hayvan refahının artırılması ve yerli teknoloji üretimiyle ülke ekonomisine katkı sağlanması bekleniyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Bilim Teknoloji Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatih Kaburcuk, "Bu geliştireceğimiz teknoloji sayesinde artık hayvanlar da konuşabilecek. Eskiden bu düşünce hayaldi fakat bu geliştireceğimiz teknoloji sayesinde ülkemizde gerçekleşecek. Daha sürdürülebilir ve verimli bir şekilde sığır yetiştiriciliği yapılacaktır. Böylece ülkemizde süt üretim miktarı ve et üretim miktarının artmasını sağlayacaktır" dedi. "Artık hayvanların da dili olacak" Hayvanların midesine yerleştirilen boluslar sayesinde hayvanların bir rahatsızlığı olup olmadığını tespit edebileceklerini söyleyen Fatih Kaburcuk, "Sığırların ön midesi olan rumen kısmına yerleştirilen boluslar sayesinde sonrası sayesinde hayvanların vücut sıcaklığını midelerindeki PH derecesini ve bu sayede hayvanların rahatsızlık yaşayıp yaşamadığını, geviş getirmelerinde problem olup olmadığını veya ne kadar su içtiklerinin tespiti yapılabilir. Aynı zamanda sıcaklık sensörüyle hayvanın rahatsızlığının olup olmadığını önceden tespit edilebilir. Rumen sensör bolusunun içinde bulunan ivme sensörü sayesinde hayvanların adımları takip edilebilir. Eğer herhangi bir hastalık sebebiyle hayvanın hareketleri kısıtlandıysa önceden tespit edip gerekli müdahale erkenden yapılabilir, böylece muhtemel can kayıplarının önüne geçilebilir. Bu hayvanın midesine yerleştirilecek rumen sensör bolusu sayesinde hayvanların vücut sıcaklığı, mide sıvısında bulunan PH derecesi ve bir takım diğer sensörler vasıtasıyla hayvanların kızgınlık dönemi ve diğer olumsuz olabilecek komplikasyonların tespitini yaparak bize önceden haber verecek. Eskiden derlerdi ki hayvanların ağzı var dili yok. Fakat şimdi bu teknoloji sayesinde artık hayvanların ağzı var, dilleri de geliştirilecek teknoloji sayesinde olacaktır" dedi. "Midede 5 yıl kadar durabiliyor" Bu proje ile daha verimli bir sığır yetiştiriciliğinin yapılacağını belirten Kaburcuk, "Bu sensör bolusu Avrupa’da birkaç firma tarafından geliştirilmişti. Fakat hali hazırda var olan sensör bir takım ilave bileşenlere ihtiyaç duymaktaydı. Fakat bizim geliştireceğimiz bu sensör bolusu ile sadece hayvanın midesine yutturulacak kapsül yeterli olacak. İlave olarak dışarıda bir takım baz istasyonu veya tekrarlayıcılara ihtiyaç olmayacaktır. Avrupa’da muadili olan rumen sensör bolusları yaklaşık 150 dolar civarındayken bizim geliştirmeyi planladığımız sensör bolusları yaklaşık 50-60 dolar civarında olacak. Böylece daha sade, daha uygun ve daha kullanışlı olarak insanımıza sunulacak. Bilim ve Teknoloji yöneticiliğinde gerçekleştirilecek olan bu ürün Atatürk Üniversitesi, Erzurum Teknik Üniversitesi ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi koordinasyonunda gerçekleştirilecektir. Bildiğiniz üzere bazı eski çizgi filmlerden hayvanları konuştururlardı. Bu geliştireceğimiz teknoloji sayesinde artık hayvanlar da konuşabilecek. Eskiden bu düşünce hayaldi fakat bu geliştireceğimiz teknoloji sayesinde ülkemizde gerçekleşecek. Daha sürdürülebilir ve verimli bir şekilde sığır yetiştiriciliği yapılacaktır. Böylece ülkemizde süt üretim miktarı ve et üretim miktarının artmasına neden olacaktır. Geliştirilecek olan rumen sensör bolusu, hayvanın midesinde yaklaşık beş yıl kadar durabiliyor" ifadelerine yer verdi.
Hem seyyar satıcılık yapıyor, hem de gönüllü rehberlik hizmeti veriyor
17 Mart 2026 Salı - 11:33 Hem seyyar satıcılık yapıyor, hem de gönüllü rehberlik hizmeti veriyor Sivas’ta bir seyyar satıcı hiçbir eğitim almadan öğrendiği tarih bilgisini, Sivas’a gezmeye giden turistlere memleketinin tarihini anlatarak rehberlik yapıyor. Sivas’ta çorap ve mendil satarak geçimini sağlayan Nuri Çil; büyüklerinden ve okuduğu kitaplardan öğrendiği Sivas’ın tarihini yerli ve yabancı turistlere anlatıyor. Bazı yerli vatandaşların tarihi mekanlar hakkında yanlış bilgiler verdiklerine şahit olması sonucu anlamaya başladığını ifade eden Çil, seyyar satıcılığın yanı sıra bedavadan tur rehberliği yapıyor. Sivas’ın birçok tarihi yeri hakkında bilgi sahibi olan Çil, bilgilerinden dolayı da turistlerin de oldukça dikkatini çekiyor. Tarih konusunda Çil’in bildiklerine şahit olanlar durum karşısında hayrete düşüyorlar. "Tarih konusunda bildiklerimi insanlara aktarıyorum" Memleketinin tarihini anlattığını ifade eden Çil, "Ben bir Türk vatandaşıyım ve geçmişimi iyi bilmek zorundayım. Ben bu bilgileri atalarımdan, dedelerimden ve kitaplardan okuyarak öğrendim. Sivas’a dışarıdan gelenler bana soruyorlar. Biz birçok Sivaslıya soruyoruz buradaki Çifte Minareli Medresenin bize cami olduğunu söylüyorlar diye bana iletiyorlar. Bende baktım ki Sivas’a gelen birçok vatandaşa yerli halkımız yanlış bilgi veriyorlar bende elimden geldiğince Sivas’a gelenlere tarihi yerlerimizi anlatıyorum. Çifte Minare Cami değil Darülhadis Kuran-ı kerim, Fıkıh ve Hadis temelli dini eğitimlerin verildiği yer diye anlatıp bilgilendiriyorum. Gelen yerli yabancı turistler de bu durumdan memnun bir şekilde buradan ayrılıyorlar. Birçok tarihi kitap okudum, ailemden ve dedelerimden tarihi bilgilerimi öğrendim. Tarih konusunda bildiklerimi insanlara aktarıyorum" diye konuştu. "Her şey okumakla veya eğitim görmekle olmuyor" Rehberlik okuduğunu ve Nuri Çil’in hiçbir eğitim almadan kendilerinden daha fazla bilgiye sahip olduğunu belirten Sibel Gürle, "Ben Sivas’a Zonguldak Ereğli’den gezmeye geldim. Sivas gerçekten çok güzel bir şehir, Anadolu Selçuklular’dan kalma kalıntıları görmek için geldik özellikle. Buraları gelip görüp eski tarihi kokuyu hissetmek çok güzel. Çifte Minareli Medreseyi önceden çok duymuştum ve görünce de hayran kaldım. Tarihinin detaylı anlatımını dinlediğim için de çok şanslıyım. Tarihi bir yapıyı sadece bilmek değil anlamak da gerekiyor. Üzerindeki bütün oymaları, işlemeleri beyefendi çok güzel bir şeklide anlattı ve hepsinin bir anlamı var. Yapılan işlemeler, oymalar o kadar güzel yapılmış ki bunca sene ayakta kalarak günümüze kadar gelebilmiş. Bende şuanda tur rehberliği okuyorum ve buradaki beyefendinin hiçbir eğitim almadan burada gelip bunları anlatıyor olması çok güzel. Bizlerden daha çok bilgiye sahip. Eskilerden gelen aktarımla birlikte yerel halkın tarihi bilgisi tabii ki de daha iyi. Bizim onlardan örendiğimiz bilgiler daha akılda kalıcı oluyor. Tabi ki çok kaliteli ve değerli öğretim görevlilerimiz, hocalarımız var ancak buradaki beyefendinin de anlatımı ve bilgisi gerçekten çok iyi. Ben beyefendinin bu bilgilerini öğrenince çok mutlu oldum ve gurur duydum kendisiyle. Çünkü her şey okumakla veya eğitim görmekle olmuyor. O burada kendini geliştirmiş kendi bilgilerin üzerine aktarım sağlamış ve bizim gibi gelen misafirlere de bunları aktarıyor. Onun şuan anlattığı bilgilerin birçoğu birçok insanda yok. Bizim sadece kitaplarda okuduklarımız var o daha ayrıntılı anlatıyor. O anlattı Sivas’ı biz de dinledik" dedi.
Anadolu’nun "El Hamrası" Kadir Gecesi’nde doldu taştı
16 Mart 2026 Pazartesi - 22:36 Anadolu’nun "El Hamrası" Kadir Gecesi’nde doldu taştı Sivas’ın Divriği ilçesinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan yaklaşık 800 yıllık Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, Kadir Gecesi’nde doldu taştı. Tarihi Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası’nda Kadir Gecesi dolayısıyla İlçe Müftülüğü tarafından program düzenlendi. Program, teravih namazı öncesinde okunan Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından okunan Mevlid-i Şerif ve ilahilerle camide manevi bir atmosfer oluştu. Tarihi camiyi dolduran vatandaşlar, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin huzur ve bereketini birlikte yaşadı. Yoğun katılımın olduğu programda teravih namazının kılınmasının ardından cami çıkışında vatandaşlara tatlı ikram edildi. Kadir Gecesi’nde camiye gelen bir vatandaş, "Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi günahların bağışlandığı gündür. Biz de bu vesileyle Mengücekliler’den kalma Divriği Ulu Cami’de kandil gecesini ifa ettik. Rabbim nice kandillere ulaşmayı nasip etsin" dedi. Anadolu’nun "El Hamrası" 1228 yılında Mengücek Beyliği döneminde inşasına başlanan ve mimar Ahlatlı Hürrem Şah tarafından inşa edilen Divriği Ulu Cami, taş işçiliği ve mimari detaylarıyla dikkat çekiyor. Cami ve darüşşifa bölümlerinden oluşan ve 1243 yılında tamamlanan Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, ‘Anadolu’nun El Hamrası’ olarak da anılıyor. Türkiye’de UNESCO tarafından tescil edilen ilk kültürel miras olma özelliğini taşıyan cami, yaklaşık 9 yıl süren restorasyon çalışmalarının ardından geçtiğimiz yıl yeniden ziyarete açıldı.
Anadolu’nun El Hamrası Kadir Gecesi’nde doldu taştı
16 Mart 2026 Pazartesi - 22:00 Anadolu’nun El Hamrası Kadir Gecesi’nde doldu taştı Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan yaklaşık 800 yıllık Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nda Kadir Gecesi dolayısıyla program düzenlendi. Programa çok sayıda vatandaş katılarak mübarek geceyi ibadet ve dualarla ihya etti. 1228 yılında Mengücek Beyliği döneminde inşasına başlanan ve mimar Ahlatlı Hürrem Şah tarafından inşa edilen cami, taş işçiliği ve mimari detaylarıyla dikkat çekiyor. Cami ve darüşşifa bölümlerinden oluşan ve 1243 yılında tamamlanan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, ‘Anadolu’nun El Hamrası’ olarak da anılıyor. Türkiye’de UNESCO tarafından tescil edilen ilk kültürel miras olma özelliğini taşıyan camii, yaklaşık 9 yıl süren restorasyon çalışmalarının ardından geçtiğimiz yıl yeniden ziyarete açıldı. Tarihi camide, Kadir Gecesi dolayısıyla İlçe Müftülüğü tarafından program düzenlendi. Program, teravih namazı öncesinde okunan Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından okunan Mevlid-i Şerif ve ilahilerle camide manevi bir atmosfer oluştu. Tarihi camiyi dolduran vatandaşlar, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin huzur ve bereketini birlikte yaşadı. Yoğun katılımın olduğu program, teravih namazının kılınmasının ardından cami çıkışında vatandaşlara tatlı ikram edilmesiyle devam etti. "Bugün günahların bağışlanma günü" Bir vatandaş ise "Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi günahların bağışlanan gündür. Biz de bu vesile ile Mengücekliler’den kalma Divriği Ulu Camisi’nde kandil gecesini ifa ettik. Rabbim nice kandillere ulaşmayı nasip etsin" dedi.
Savaşta şehit düştü, naaşı rüya üzerine uçurumun kenarına taşındı
16 Mart 2026 Pazartesi - 12:18 Savaşta şehit düştü, naaşı rüya üzerine uçurumun kenarına taşındı Tarih araştırmacısı ve yazar İbrahim Denizli, Sivas’ta uçurumun kıyısında metfun bulunan ve kentin simge isimlerinden olan Abdülvahhab Gazi Hazretleri’ni anlattı. Evliyalar şehri olarak bilinen Sivas, sınırları içerisindeki birçok türbe ile dikkat çekiyor. Kentin birçok noktasında bulunan türbeler, hikâyeleriyle de dikkat çekiyor. Tarih araştırmacısı ve yazar İbrahim Denizli, kent merkezinde bir kayalığın kenarında türbesi bulunan Abdülvahhab Gazi Hazretleri’ni anlattı. Abdülvahhab Gazi Hazretleri’nin Sivas için çok önemli bir zat olduğuna dikkat çeken Denizli, "Abdülvahhab Gazi Hazretleri; Battal Gazi’nin silah arkadaşı gazi dervişlerden olup 731’de Bizanslılara karşı cihat ederken şehit düşmüş ve buraya defnedilmiştir" dedi. "Kılıç kuşanmış bir Allah dostu" Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinde Sivas’tan ve Abdülvahhab Gazi Hazretleri’nden bahsettiğini ifade eden İbrahim Denizli, "Abdülvahhab Gazi Hazretleri, Sivas’ta halkın Yukarı Tekke dediği yerde Akkaya denilen kayanın üzerinde bulunan türbede metfundur. Kaynaklardan anlaşıldığına göre Battal Gazi’nin silah arkadaşı gazi dervişlerden olup 731’de Bizanslılara karşı cihat ederken şehit düşmüş ve buraya defnedilmiştir. Abdülvahhab Gazi’nin adındaki "Gazi" lafzı Allah adamı, ata binen, kılıç kuşanmış bir Allah dostu. Yani Alperen olduğunu işaret ediyor" dedi. Cenazesi, uzun kumlar içinde kaldı Abdülvahhab Gazi’nin bir savaşta şehit olduğunu ve cenazesinin yıllar sonra bulunduğunu ifade eden yazar İbrahim Denizli, "Rivayetlere göre Emeviler döneminde fetih için Anadolu’ya gelmiş olan savaşçıların içinde yer alan Abdülvahhab Gazi’nin, Sivas Soğuk Çermik yakınlarında Bizans askerleriyle yapılan savaşta Ahmet Turan Gazi ile birlikte şehit olduğu belirtiliyor. Ahmet Turan Gazi’nin Soğuk Çermik’teki tepeye defnedildiği, Abdülvahhab Gazi’nin naaşının da, Mısmılırmak deresi tarafından Sivas şehrine kadar sürüklenmiş olduğu anlatılır. Uzun yıllar kumların içinde kalan Gazi’nin cenazesi; Allah dostu bir zatın gördüğü rüyasında ‘Kumların içinde beni bulun ve Akkaya Tepesi’ne defnedin’ vasiyeti üzerine yeri tespit edilerek, halk tarafından kumların içerisinden çıkarılıp "Yukarı Tekke" denilen kayalık üzerine defnedilmiş, adına türbe ve cami yaptırılmıştır" şeklinde konuştu. Sivas’ta yaşayan ve il dışından Sivas’a gidenlerin Abdülvahhab Gazi’nin türbesini ziyaret ettiğini söyleyen Denizli, "Burası Sivas’ın manevi sahibi, Abdülvahhab Gazi’nin huzuru, bir ilim-irfan merkezi. Bir zamanlar tekke olarak kullanılan cami, 1970’li yıllarda yeniden yaptırılmıştır. Sivas halkının sık sık ziyaret ettiği Abdülvahhab Gazi’nin türbesi yanında, kendi adıyla anılan bir de cami vardır. Bu ziyarete geldiğimizde yalnız Gazi’nin sandukasını görmüyoruz. Caminin içinden Abdülvahhab Gazi’nin kabrine giderken sağ tarafta camekânın içinde Kanuni Sultan Süleyman Han’ın oğullarından Beyazıt ve Osman, Orhan, Abdullah adında üç oğlunun kabirleri de bulunuyor. Allah hepsinin mekanını cennet eylesin" dedi.