Yerel Haberler
Sivas
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:03 Sivas’ta farklı konsept, bu kahvehanede oyun yok, müzik var Sivas’ta oyun oynanmayan kahvehanede her yaştan ve meslekten insanı müzik, türkü söyleyip, çalınan müzikleri ve söylenen türküleri dinleyip vakit geçiriyor. Sivas’ta geleneksel kahvehane anlayışına farklı bir soluk getiren bir işletme, müzik ve sohbeti harmanlayan konseptiyle dikkat çekiyor. Günün her saatinde canlı müziğin eksik olmadığı kahvehanede, farklı meslek gruplarından ve yaşlardan vatandaşlar bir araya gelerek hem enstrüman çalıyor hem de keyifli vakit geçiriyor. Duvarlarda asılı gitar, bağlama ve çeşitli enstrümanlar ise mekâna adeta bir müzik atölyesi havası katıyor. Kahvehaneye gelen vatandaşlar yalnızca çay içip sohbet etmekle kalmıyor, aynı zamanda müziğin bir parçası olma imkânı da buluyor. Enstrüman çalmayı bilenler oturdukları yerden çalarak eşlik ederken, bilmeyenler ise hem dinliyor hem de öğrenme fırsatı yakalıyor. Bu yönüyle mekân, klasik kahvehanelerden ayrılarak daha üretken ve paylaşım odaklı bir ortam sunuyor. "Bu kahvehane dedikodu yapılmıyor, siyaset konuşulmuyor" Derslerden sonra kahvehaneye gelerek stres attığını belirten Matematik öğretmeni Mehmet Çağrı Oruç, "Bu kahvemizde günün her saati canlı müzik yapılıyor. Her kesimden insanın geldiği bu kahvemize çay içmeye gelebilir, sohbet edebilirsiniz. Halkımızdan vatandaşlarımız, memurlar, akademik kariyer yapan insanlar, mühendisler gibi her kesimden vatandaşlarımız geliyor. Enstrüman çalmayı bilen vatandaşlarımız gelip buradaki müzik aletlerinden alarak çalabiliyorlar. Çok dostane muhabbetin, sohbetin oldukça fazla olduğu, bunun da müzikle süslendiği sıcak bir ortam oluşuyor burada. Sivaslı hemşerilerimizi, Sivas’a tatile gelenleri veya Sivas’tan geçerek başka illere giden vatandaşlarımızı buraya bekliyoruz. Günümüzde insanlar kahvehanelere oturup oyunlar oynuyorlar ve dedikodu yapıyorlar. Bizim buradaki kahvehanemizde öylesi bir ortam oluşmuyor. Buraya gelen insanlar o günkü streslerini, yaşadıkları şeyleri geride bırakarak burada müzik yapıyorlar. Bu kahvehane dedikodudan, kahvehanelerde dönen siyaset muhabbetlerinden uzak, burada enstrüman çalıp müzik söylüyorlar. Burada enstrüman çalmayı bilenler de bilmeyenlere öğretiyor. Burası Sivas’ta eşi benzeri bulunmayan bir kahvehane. Ben, bir matematik öğretmeni olarak, ağır ve stresli işin gün sonunda buraya gelerek müzik söyleyip dinleyerek stresimi atıyorum. Herkese de tavsiye ederim. Buranın sloganı, ‘Günün her saati müzik, çay, sohbet, muhabbet’ Bunu bulacağınız başka bir yer yok" diye konuştu. "Öğretmenler gibi birçok vatandaşımız stres atmak için buraya geliyor" Kahveye gelenlerin enstrüman çalmayı da öğrenme fırsatının olduğunu ifade eden İşletme sahibi Samet Tetik, "Sivas’ımızın yıllardır süregelen kültüründe müzik var. Bizim de böylesi bir yer açma fikrimiz vardı. Daha sonra da ben burayı devraldım. Biz de bu şekilde müzik yaparak burayı işletmeye devam etmek istiyoruz. Sağ olsunlar, arkadaşlarımız da bizleri yalnız bırakmıyorlar. Burada yaklaşık 10 yıldır müzik yapılıyor. Enstrüman çalmayı öğrenmek ve müzik dinleyip oturmak isteyenlere bizim kapımız her zaman açık. Öğretmenler gibi birçok vatandaşımız stres atmak için buraya geliyor. Çalgı aleti çalabilenler, duvarda asılı olan enstrümanlardan alıp çalıyorlar. Biz de bu durumdan oldukça memnun kalıyoruz. Bildiklerimizi öğretiyoruz, bilmediklerimizi de onlardan öğreniyoruz" dedi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 09:58 Sivas’ta farklı konsept, bu kahvehanede oyun yok, müzik var Sivas’ta oyun oynanmayan kahvehanede her yaştan ve meslekten insanı müzik, türkü söyleyip, çalınan müzikleri ve söylenen türküleri dinleyip vakit geçiriyor. Sivas’ta geleneksel kahvehane anlayışına farklı bir soluk getiren bir işletme, müzik ve sohbeti harmanlayan konseptiyle dikkat çekiyor. Günün her saatinde canlı müziğin eksik olmadığı kahvehanede, farklı meslek gruplarından ve yaşlardan vatandaşlar bir araya gelerek hem enstrüman çalıyor hem de keyifli vakit geçiriyor. Duvarlarda asılı gitar, bağlama ve çeşitli enstrümanlar ise mekâna adeta bir müzik atölyesi havası katıyor. Kahvehaneye gelen vatandaşlar yalnızca çay içip sohbet etmekle kalmıyor, aynı zamanda müziğin bir parçası olma imkânı da buluyor. Enstrüman çalmayı bilenler oturdukları yerden çalarak eşlik ederken, bilmeyenler ise hem dinliyor hem de öğrenme fırsatı yakalıyor. Bu yönüyle mekân, klasik kahvehanelerden ayrılarak daha üretken ve paylaşım odaklı bir ortam sunuyor. "Bu kahvehane dedikodu yapılmıyor, siyaset konuşulmuyor" Derslerden sonra kahvehaneye gelerek stres attığını belirten Matematik öğretmeni Mehmet Çağrı Oruç, "Bu kahvemizde günün her saati canlı müzik yapılıyor. Her kesimden insanın geldiği bu kahvemize çay içmeye gelebilir, sohbet edebilirsiniz. Halkımızdan vatandaşlarımız, memurlar, akademik kariyer yapan insanlar, mühendisler gibi her kesimden vatandaşlarımız geliyor. Enstrüman çalmayı bilen vatandaşlarımız gelip buradaki müzik aletlerinden alarak çalabiliyorlar. Çok dostane muhabbetin, sohbetin oldukça fazla olduğu, bunun da müzikle süslendiği sıcak bir ortam oluşuyor burada. Sivaslı hemşerilerimizi, Sivas’a tatile gelenleri veya Sivas’tan geçerek başka illere giden vatandaşlarımızı buraya bekliyoruz. Günümüzde insanlar kahvehanelere oturup oyunlar oynuyorlar ve dedikodu yapıyorlar. Bizim buradaki kahvehanemizde öylesi bir ortam oluşmuyor. Buraya gelen insanlar o günkü streslerini, yaşadıkları şeyleri geride bırakarak burada müzik yapıyorlar. Bu kahvehane dedikodudan, kahvehanelerde dönen siyaset muhabbetlerinden uzak, burada enstrüman çalıp müzik söylüyorlar. Burada enstrüman çalmayı bilenler de bilmeyenlere öğretiyor. Burası Sivas’ta eşi benzeri bulunmayan bir kahvehane. Ben, bir matematik öğretmeni olarak, ağır ve stresli işin gün sonunda buraya gelerek müzik söyleyip dinleyerek stresimi atıyorum. Herkese de tavsiye ederim. Buranın sloganı, ‘Günün her saati müzik, çay, sohbet, muhabbet’ Bunu bulacağınız başka bir yer yok" diye konuştu. "Öğretmenler gibi birçok vatandaşımız stres atmak için buraya geliyor" Kahveye gelenlerin enstrüman çalmayı da öğrenme fırsatının olduğunu ifade eden İşletme sahibi Samet Tetik, "Sivas’ımızın yıllardır süregelen kültüründe müzik var. Bizim de böylesi bir yer açma fikrimiz vardı. Daha sonra da ben burayı devraldım. Biz de bu şekilde müzik yaparak burayı işletmeye devam etmek istiyoruz. Sağ olsunlar, arkadaşlarımız da bizleri yalnız bırakmıyorlar. Burada yaklaşık 10 yıldır müzik yapılıyor. Enstrüman çalmayı öğrenmek ve müzik dinleyip oturmak isteyenlere bizim kapımız her zaman açık. Öğretmenler gibi birçok vatandaşımız stres atmak için buraya geliyor. Çalgı aleti çalabilenler, duvarda asılı olan enstrümanlardan alıp çalıyorlar. Biz de bu durumdan oldukça memnun kalıyoruz. Bildiklerimizi öğretiyoruz, bilmediklerimizi de onlardan öğreniyoruz" dedi.
4 metrekarelik garaj, sanatseverlerin buluşma noktası oldu
04 Eylül 2025 Perşembe - 12:55 4 metrekarelik garaj, sanatseverlerin buluşma noktası oldu Sivas’ta 4 metrekarelik garaj, sanatseverlerin buluşma noktası oldu. Sivas’ta esnaflık yapan Bekir Doğan, yıllar önce motosiklet garajı olarak yaptığı alanı farklı bir amaçla değerlendirmeye karar verdi. Kaza yapıp motosikletini sattıktan sonra yaklaşık 4 metrekarelik garajı boşta kalan Doğan, burayı arkadaşlarıyla oturup sohbet edebileceği bir mekâna dönüştürdü. Zamanla yoldan geçenlerin dikkatini çeken küçük alan, Doğan’ın sanatçılarla buluşma noktası haline geldi. Aşıklar, ozanlar, şairler ve yazarlarla bir araya gelen Doğan, burada çay eşliğinde sohbetler gerçekleştiriyor. "Şiire, şairlere ve ozanlara karşı bir sevgim vardı" Motor garajının sanatçıların buluştuğu bir yer haline geldiğini ifade eden Doğan, "Eskiden bir motorum vardı. Burayı motor garajı olarak yapmıştım, akşamları motorumu buraya çekiyordum. 6 yıl kadar kullandım daha sonra ufak bir kaza geçirdim. Eşim motorumu satmamı istedi ve ben de sattım. Burası garajdı daha sonra ben de burayı dostlarımla oturabileceğim bir yer haline getirdim. Şiire, şairlere ve ozanlara karşı bir sevgim vardı. Günümün büyük bir bölümünü burada geçiriyorum çayımı demliyorum ve bekliyorum bir iki arkadaş gelsin sohbet edelim muhabbet, edelim. Benim bu dört metre karelik garajım sanatçı arkadaşlarımın buluşma noktası oldu. Burada hep birlikte muhabbet edip sohbet ediyoruz. Şiirler okuyup, saz çalıp aşık atışmaları yapıyoruz" diye konuştu. "Burada dostlukları pekiştiriyoruz" Şairler ve ozanlarla burada bir araya geldiklerini belirten şiir yorumcusu Faruk Bilge, "Burası küçük, nostaljik ve nazik bir yer. Tabiri caizse insan kalbi gibi. Bu küçük yürekten yerine göre büyük çalışmalar yapılabiliyor. Burada dostlukları pekiştiriyoruz. Edebiyat adına şairler ve ozanların dilinden eserleri, yaptığımız bir takım çalışmaları birbirimize aktarıyoruz. Bu topraklarda yetişen şairler, ozanlar ve aşıklar la bir araya geliyoruz. Bu nostaljik yerde kültürümüzün değerlerini paylaşmaya çalışıyoruz ve yeni çalışmaları birbirimizle paylaşıyoruz" şeklinde konuştu. "Burayı saraylara değişmem" Burada aşık atışmaları ve fikir alışverişleri yaptıklarını dile getiren 30 yıldır aşıklık yapan Ömer Şahin, "Evimden sonra burası benim ikinci adresim. Bu mekanın küçük olduğuna bakmayın boyutu küçük ama benim gönlümde dönümü çok büyük. Burayı saraylara değişmem. Burada bulduğum huzuru hiçbir yerde bulamıyorum, burada yaptığım samimi sohbetin tadını hiçbir yerde alamıyorum. Yaklaşık 30 yıldır aşıklık yapıyorum. Arkadaşlarımızla fırsat buldukça buraya gelip sohbet ediyoruz sohbet edip aşık atışmaları yapıyoruz, fikir alışverişi yapıyoruz" dedi.
Sivas Kongresi’nin hatırası yapay zeka ile geleceğe taşındı
04 Eylül 2025 Perşembe - 00:29 Sivas Kongresi’nin hatırası yapay zeka ile geleceğe taşındı Sivas Kongresi’nin 106. yılı anısına hazırlanan yapay zeka tabanlı ‘Karargâh Sivas’ filmi, millî mücadelenin tarihi mirasını geleceğe aktarıyor. Sivas Kongresi’nin 106. yıl dönümü dolayısıyla, Sivas Valiliği İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından tarihi belgeler ışığında kurgulanan ve yapay zeka teknolojisi ile hazırlanan Karargah ’Sivas’ adlı özel film, Sivas Kongresi’ni ve Sivas halkının milli mücadeleye verdiği unutulmaz katkıları konu edinerek kamuoyunun beğenisine sundu. Daha önce yayınladığı kısa filmler ve belgesellerle dikkatleri üzerine çeken Sivas Valiliği İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü, bu projeyle Sivas’ta bir ilki gerçekleştirerek yapay zekâ tabanlı görsel prodüksiyon alanında önemli bir adım attı. Hazırlanan filmde, Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum’dan başlayarak Sivas’a gelişi, 108 gün boyunca Sivaslıların büyük bir vefa, fedakarlık ve sadakatle gösterdiği ev sahipliği, ayrıca 4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi’nin tarihi önemi konu alıyor. Kongrenin alındığı kararlarla Türk milletinin bağımsızlık yolundaki tarihini tayin ettiği vurgulanan yapım, Mustafa Kemal Atatürk’e, Sivas Kongresi’ne ve aziz Sivas halkının hatırasına ithaf edildi. Sivas Valiliği, bu projeyle hem milli mücadelenin şanlı hatırasını gelecek nesillere aktarmayı hem de yapay zeka teknolojilerini tarihi değerlerin tanıtımı ve korunmasında etkin bir araç olarak kullanmayı hedefliyor. Sivas Kongresi, yalnızca milli mücadelenin değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı bir dönüm noktası olarak hafızalarda yerini korumaktadır. Hazırlanan film, bu yönüyle genç kuşaklara tarih bilincini aşılamayı, geçmiş ile gelece geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurmayı amaçlamaktadır. Yönetmenliğini ve senaryosunu İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Eren Karaca’nın üstlendiği ve Sivas Valiliği sosyal medya hesaplarından yayınlanan film, gerek içerdiği tarihî sahneler gerekse görsel zenginliğiyle izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı.
"Türkiye’deki Amerika" sergisi İstanbul’dan ABD’ye açılıyor
03 Eylül 2025 Çarşamba - 23:56 "Türkiye’deki Amerika" sergisi İstanbul’dan ABD’ye açılıyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı’nın "America in Turkey: 1910-1970" sergisi, İstanbul’dan başlayarak New York ve New Jersey’de sanat, diplomasi ve iş dünyasını bir araya getirecek. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı’nın America in Turkey: 1910-1970 (Türkiye’deki Amerika: 1910-1970) tarihi diplomatik arşiv belgeleri ve yazışmalar, nadir gazete küpürlerinden oluşan dökümanter sergisi İstanbul ve Amerika’da iş, sanat, bürokrasi ve diplomatik çevreleri bir araya getiriyor. Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğu ev sahipliğiyle, Global Jounalism Council (Küresel Gazeteciler Konseyi) tarafından organize edilen ve Türk-Amerikan Dernekler Federasyonu’nun destek verdiği serginin ilk teşhiri 4 Eylül’de İstanbul’da İstinye Üniversitesi’nde yapılacak. İstanbul Valisi Davut Gül’ün açılışını gerçekleştireceği sergi 13-20 Eylül’de New York, 21-27 Eylül’de New Jersey Paterson müzesinde ve 7-12 Ekim’de Awita New York Studio sergi salonunda ziyaretçileriyle buluşmaya devam edecek. Sergi 4-8 Eylül’de İstanbul’da Sergi, New York öncesinde ilk olarak 4-8 Eylül 2025 tarihleri arasında İstinye Üniversitesi’nin İstanbul Vadi’deki sergi salonunda 4 Eylül günü saat 13.30’da düzenlenecek törenle açılacak. Törene, İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra, İstanbul’daki KGK üyesi gazeteciler, medya, iş ve siyaset dünyasından önemli isimler yer alacak. Aynı gün İstinye Üniversitesi çatısı altında KGK tarafından AB projesi kapsamında gerçekleştirilecek olan MadyaLab eğitiminin başlaması dolayısıyla sergiye MedyaLab öğrencileri de katılacak. Turkish House’da ödül töreni ve sergi 13 Eylül 2025 Cumartesi günü New York’taki Türk Evi’nde Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğu’nun ev sahipliğinde "Uluslararası Medya Dostluk Ödülleri Töreni" gerçekleştirecek. Ödül töreni, medya, diplomasi, kültür ve sivil toplum dünyasından önemli isimleri bir araya getirecek. Etkinlik kapsamında ayrıca, aynı gün aynı yerde Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı’nın Türk-Amerikan ilişkilerinin tarihsel belleğini görsel belgeler, arşiv küpürleri ve nadir objeler aracılığıyla yansıtan "Türkiye’deki Amerika: 1910-1970" başlıklı özel arşivi de ilk kez sergilenecek. Darıcı’nın uzun süredir özel arşivinde bulunan ve yine kendisi tarafından aslına uygun restore edilen belgeler ilk kez gün yüzüne çıkacak. Küratörlüğünü İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Özgenur Reyhan Güler üstlendiği sergi, 20 Eylül’e kadar New York Türk Evi’nde, bunun yanında 21-27 Eylülde New Jersey Paterson müzesinde, 7-12 Ekim’de Awita New York Studio sergi salonunda ziyaretçileriyle buluşmaya devam edecek. ABD’de bir ilk Türkiye’nin yumuşak gücünü pekiştiren bir kültürel diplomasi hamlesi olacak proje, sadece gazetecilik başarılarını ödüllendirmekle kalmayıp, aynı zamanda uluslararası medya temsilcileriyle karşılıklı anlayışa dayalı, sürdürülebilir ve güvene dayalı ilişkilerin kurulmasına katkı sunmayı hedeflemektedir. Törende, farklı kategorilerde Amerika eksenli gazetecilik ve iletişim ödülleri takdim edilecek. Gazetecilik alanında; Türk Gazetecilik Onur Ödülü, Uluslararası Medya Dostluk Ödülü, Genç Gazetecilik Ödülü, Türk-Amerikan Medya İş Birliği Ödülü ve Diaspora Medyası Ödülü verilecek. Diplomasi ve iletişim kategorilerinde ise Türk-Amerikan Kültürel Diplomasi Ödülü, Kültürlerarası Diyalogda İletişim Ödülü, Türk-Amerikan Sivil Toplum İş Birliği Ödülü ve Genç Diaspora Kültür Elçisi Ödülü sahiplerini bulacak. Ayrıca, özel kategori kapsamında bu yıl ilk kez Behzat Barış Onur Ödülü takdim edilecek. Törene, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nden medya, akademi ve iş dünyasının önde gelen isimlerinin yanı sıra, sivil toplum kuruluşları, diplomatik misyon temsilcileri, hükümet yetkilileri ve kültür-sanat camiasından çok sayıda davetlinin katılımı bekleniyor. Bu proje ile medya ve iletişimin dostluk inşa etme gücüne dikkat çekilirken, Türkiye’nin uluslararası kamuoyunda daha görünür ve etkin hale gelmesine katkı sağlamak amaçlanıyor. Aynı zamanda genç gazetecilerin ve diaspora üyelerinin medya yoluyla Türkiye’yi temsil etme potansiyeline vurgu yapılmaktadır. Darıcı: "Ülkemizin tanıtımı için önemli bir hamle" Doç. Dr. Sefer Darıcı, "Sergi gerek ABD’li kurum ve kuruluşlardan gerekse yurt dışında yaşayan Türk topluluklarından oldukça ilgi gördü. Sergi tamamen kendi özel arşivimde yılların emeği belgeler ve nadir eserlerden oluşuyor. Bazı eserlerin ise bir kopyası daha maalesef yok. Ülkemizin tanıtımını ABD’nin değişik kurumları nezdinde gerçekleştireceğim için oldukça mutluyum. Dışişleri Bakanlığımız nezdinde destek veren Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğu’na, Global Journalism Council’e, Türk Amerikan Dernekleri Konfederasyonu’na, İstinye Üniversitesi’ne, İstanbul ve ABD medyasına, duyarlı bürokrat ve siyasetçilere ve Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül’e teşekkür ederim" dedi.
Sivas’ta Muhsin Yazıcıoğlu Karakucak Güreşleri coşkusu
03 Eylül 2025 Çarşamba - 14:07 Sivas’ta Muhsin Yazıcıoğlu Karakucak Güreşleri coşkusu Sivas Belediyesi tarafından bu yıl 3.’sü düzenlenen Geleneksel Uluslararası Muhsin Yazıcıoğlu Karakucak Güreşleri, yoğun bir katılım ve büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Muhsin Yazıcıoğlu Spor Kompleksi’nde düzenlenen etkinliğe; Sivas Vali Yılmaz Şimşek, Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, Türkiye İşitme Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Dursun Gözel ile çok sayıda güreş sever katıldı. Programın açılışında konuşan Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, 4 Eylül Sivas Kongresi kutlama etkinlikleri kapsamında güreş müsabakalarının düzenlenmesinden mutluluk duyduğunu ifade ederek "Sivas güreş denildiği zaman akıllara ilk gelen illerden birisi. Sivas güreşte çok başarılı olan ünlü isimler yetiştirdi. Ahmet Ayık, Taha Akgül, Hamza Yerlikaya gibi isimler var. Kıymetli güreşçiler hem ulusal hem de uluslararası arenada şehrimizi ve ülkemizi temsil ettiler. Sivas denildiğinde akla ilk gelen şeylerden birisidir güreş. Geçen sene kulübümüzü kurduk ve son bir yılda iki güreşçi kardeşimiz milli takıma girmeye hak kazandı. İnşallah ülkemizi yurt dışında yapılacak olan yarışmalarda temsil edecekler. Bu kardeşlerimize de başarılar diliyorum. Bu meydanlarda nice Ahmet Ayıklar, Taha Akgüller, Dursun Gözeller, Sebahattin Öztürkler ve Hamza Yerlikayalar yetişecek ve bizleri gururlandırılacaklar" diye konuştu. "Sivas güreş yurdu pehlivanlar ocağıdır" Sivas Valisi Yılmaz Şimşek ise, güreşlere katılan sporculara başarılar dileyerek, "Kuşkusuz ki ata sporumuz güreş bu topraklarda yalnızca bir spor değil aynı zamanda ahlakın, disiplinin ve kardeşliğin sembolüdür. Sivas güreş yurdu pehlivanlar ocağıdır. Bu geleneğin yaşatılması ve Muhsin Yazıcıoğlu gibi dava adamlarının isimlerinin bu meydanlarda ebedileştirilmesi hem şehrimiz hem de ülkemiz için ayrı bir öneme sahiptir. Bu tür organizasyonlar sadece bir sportif etkinlik değil, birlik ve beraberliğimizin, kültürel mirasımıza sahip çıkışımızın güçlü bir göstergesidir. Bu tür organizasyonlar Ahmet Ayık, Hamza Yerlikaya ve Taha Akgül gibi pehlivanların, şampiyonların yetişmesine vesile olacaktır. Sivas bugün olduğu gibi gelecekte de güreşte adından söz ettirecektir" dedi. Konuşmaların ardından minikler, yıldızlar ve büyükler kategorisinde güreş müsabakaları başladı. Güreş müsabakalarına Türkmenistan, İran, Azerbaycan ve Afrika’dan 500’ün üzerinde sporcu katılım sağladı.
Çay harareti alır mı
03 Eylül 2025 Çarşamba - 12:33 Çay harareti alır mı Bunaltan sıcaklarda ferahlamak için tercih edilen içecek türeleri kuşaktan kuşağa farklılık gösterdi. Orta yaşın üstlüdekiler çayın harareti aldığını savunurken, gençler soğuk içeceklerle ferahlamayı tercih ediyor. Ülke genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcak havalar, Sivas’ta da etkisini gösteriyor. Sıcak havalardan bunalanların ferahlamak için tercih ettiği içecekler farklılık gösteriyor. Termometrelerin 30 dereceleri göstermesiyle birlikte su ve sıvı tüketimi artarken, serin kalmak için hem geleneksel hem de çağdaş içecekler tercih ediliyor. Orta yaşın üstündekiler ‘Sıcak havalarda çay harareti alır’ diyerek bol bol çay tüketirken gençler de tam tersi soğuk içecek tüketerek ferahlamayı tercih ediyorlar. Yaşlılar çay içtiklerinde ferahladıklarını ve daha az terlediklerini iddia ederken gençler ise sıcak havada sıcak çayın kendilerine iyi gelmeyeceğini ileri sürüp soğuk içecekler tüketmeyi tercih ediklerini dile getirdiler. Özellikle sıcak havanın kendini iyice hissettirdiği öğle saatlerinde çayın daha çok tüketildiğini ifade eden kafe sahibi Rezzak Öztürk, "Sabah saat 07.00’da dükkânı açıyorum, 07.30’da çayımız hazır oluyor. İlerleyen yaş gurubundaki arkadaşlarımız geliyor hem kahvaltılarını yapıyorlar hem de çaylarını içiyorlar. Hararetlerini giderdiğini iddia edip öğle saatlerinde çayı daha da fazla içiyorlar. İlerleyen yaş gurubundaki arkadaşlarımız sıcakta çay harareti bastırır deyip bol bol çay içiyorlar ancak gençlerimizse tam tersi soğuk içeceklerle serinlemeye çalışıyorlar. Bu arkadaşlarımız sabahtan akşama kadar çay içerek ferahladıklarını söylüyorlar bende onlara katılıyorum. Bence de çay harareti alıyor" diye konuştu. "Soğuk içecekler beni daha fazla ferahlatıyor" İlerleyen yaştaki insanların 40 derecede dahi çay içtiklerini belirten müşteri İbrahim Aydoğdu, "Eski zamanlardan gelen bir söz ’sıcak havalarda çay harareti alır’ derler. Ben buna katılmıyorum. Soğuk içecekler beni daha fazla ferahlatıyor. Sıcak çay nasıl harareti alıyor ben anlamıyorum. Ben soğuk içeceklerle ferahlamayı tercih ediyorum. Genelde ilerleyen yaştaki abilerimiz sıcak havalarda çayı çok tüketiyor. Havalar 40 derece de olsa çay içiyorlar. Hava sıcak çayda sıcak, soğuk içecekler bence çok daha iyi bir serinleme yöntemi" şeklinde konuştu. "Çay harareti alıyor, terlemeyi azaltıyor" Hamdi İrfan Işın ise çayın hem harareti aldığını hem de terlemeyi azalttığını ifade ederek, "Sıcak havalarda bana göre çay içmek insanı ferahlatıyor. Gençler de soğuk içecek içtikleri zaman ferahladıklarını iddia ediyorlar. Sıcak havalarda çay içmek harareti alıyor ve terlemeyi kesiyor. Sıcak havalarda soğuk bir şeyler içtiğin zaman çok fazla terliyorsun ve tekrardan hararetin artıyor. Benim yakın arkadaşlarım, çevremdeki gençler biz sıcak havalarda çay içtiğimizde bize bakıp gülüyorlar. Nasıl çay içerek ferahlıyorsunuz diye soruyorlar. Aslında sıcak havlarda çay içmek insanı ferahlatır" dedi.