Yerel Haberler
Sivas
İsmet Taşdemir: "Galip geldiğimiz için mutluyuz" 23 Şubat 2026 Pazartesi - 15:59:02 Özbelsan Sivasspor Teknik Direktörü İsmet Taşdemir, Sakaryaspor maçından galibiyetle ayrıldıkları için mutlu olduğunu söyledi. Trendyol 1. Lig’in 27. haftasında Sakaryaspor’u evinde 4-1 mağlup eden Özbelsan Sivasspor’da Teknik Direktör İsmet Taşdemir, karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Taşdemir, "3 gün önceki maçtan sonra çok daha önem kazanan bir maçtı. Zor bir maçtı. Rakibimizin de ümitleri azalmıştı ama oyuncularımız gerçekten iyi mücadele ettiler. Skoru koruma adına da doğru işler yaptık. Galip geldiğimiz için mutluyuz. Haftaya bu seriyi devam ettirmemiz lazım. Şimdiden önümüzdeki haftaki maça odaklanıp, yolumuza devam edeceğiz. 2’de 2 yapmamız gerekiyor. Sezon boyunca 8. galibiyetini alan bir takımdan bahsediyoruz. Geçmişe dönük bu takım nasıl kuruldu diye eleştiri yapmayacağım. Elimizdeki oyuncularımızla sezonu tamamlayacağız. Biz daha farklı oyunlar ve skorlar da alabiliriz. 90 dakikaya baktığımızda pozisyon vermedik. 3 haftada 8 tane gol attık, bu da önemli. Üzerine katarak devam edeceğiz. Murat Paluli yarından sonra bizimle idmanlara başlayacak. Uğur Çiftçi’nin de daha 2-3 haftası var dönmesi için. Tek temennimiz bundan sonra sakatlık vermeden maçlarımızı oynamak. Biz sezon boyunca yapmadığımız 2’de 2’yi yapmalıyız. Bence güzel bir galibiyetti. Yarından sonra diğer maçımıza odaklanacağız" diye konuştu.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 15:31 Trendyol 1. Lig: Özbelsan Sivasspor: 4 - Sakaryaspor: 1 Trendyol 1. Lig’in 27. haftasında Özbelsan Sivasspor, evinde Sakaryaspor ile karşılaştı. Müsabaka 4-1 Sivasspor’un üstünlüğü ile sonuçlandı Maçtan dakikalar 6. dakikada ceza sahası ön çizgisinde topla buluşan Manaj, pasını Ethemi’ye aktardı. Sağ köşeye sert vuruş yapan Ethemi, meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 1-0 16. dakikada Sivasspor köşe vuruşu kazandı. Kale sahası içerisinde topu önünde bulan Appindangoye’nin vuruşu kaleciden sekti. Seken topa sert vuruş yapan Okan Erdoğan farkı ikiye çıkaran golü kaydetti. 2-0 20. dakikada Ceza sahası önünde topla buluşan Charisis, topu sol kanattaki Ethemi’ye aktardı. Meşin yuvarlağı sağına çekerek uzak köşeye sert vuruş yapan Ethemi, fileleri sarstı. 3-0 26. dakikada Sakaryaspor’da kazanılan serbest vuruşta topun başına geçen Caner Erkin, ortasını kale sahasına yaptı. Savunmadan çıkan Salih Dursun, kafa vuruşu ile topu ağlara gönderdi. 3-1 45+1. dakikada hakeme yoğun itirazda bulunan Caner Erkin, ikinci sarıdan kırmızı kart görerek oyundan ihraç edildi. 90. dakikada sol kanattan Ermihan’ın ortasında Avramovski’nin şutu kaleci Szumski’den döndü. Seken topu Rey Manaj filelerle buluşturdu. 4-1 Hakemler: Gürcan Hasova, Mehmet Dura, Orhun Aydın Duran Özbelsan Sivasspor: Göktuğ bakırbaş, Feyzi Yıldırım, Appindangoye, Okan Erdoğan, Emirhan Başyiğit, Cihat Çelik (Daniel Avramovski dk. 85), Malle (Okoronkwo dk.46), Kamil Fidan (Mert Çelik dk. 74), Charisis, Ethemi, Manaj Yedekler: Gökhan Akkan, Özkan Yiğiter, Badji, Bekir Göke, Kerem Atakan Kesgin, Emre Gökay, Savaş Ala Yardımcı Antrenör: İsmet Taşdemir Sakaryaspor: Szumski, Teixeira, Salih Dursun(Arif Kocaman dk.46), Burak Bekaroğlu, Caner Erkin, Mete Kaan Demir (Emre Demir dk. 63), Vukovic, Soro (Emrecan Terzi dk. 46), Pena (Fofana dk. 64), Kwabena, Melih Bostan (Poyraz Efe Yıldırım dk. 46) Yedekler: Mehmet Ataberk Dadakdeniz, Zwolinski, Kerem Şen, Haydar Karataş, Serkan Yavuz Teknik Direktör: Mustafa Dalcı Goller: Ethemi (dk. 6 ve 20), Okay Erdoğan (dk. 16), Rey Manaj (dk. 90+2) (Sivasspor), Salih Dursun (dk. 26) Kırmızı kartlar: Caner Erkin (dk. 45+1) (Sakaryaspor) Sarı kartlar: Burak Bekaroğlu, Caner Erkin, Salih Dursun, Vokovic, Emrecan Terzi (Sakaryaspor), Appindangoye, Charisis (Sivasspor)
23 Şubat 2026 Pazartesi - 12:27 Sivas’ta gayrimenkul vaadiyle 2.4 milyonluk vurgun operasyonu Sivas merkezli nitelikli dolandırıcılık soruşturmasında, kendilerini gayrimenkul sahibi gibi tanıtarak 2.4 milyon TL haksız kazanç elde ettikleri belirlenen 3 şüpheli, Mersin ve İzmir’de düzenlenen eş zamanlı operasyonla yakalandı. Şüphelilerden biri tutuklanarak cezaevine gönderildi. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen nitelikli dolandırıcılık soruşturması kapsamında önemli bir operasyona imza atıldı. Asayiş ve istihbarat birimlerince teknik takipli projeli çalışma sonucu, şüphelilerin kendilerini gayrimenkul sahibi olarak tanıtıp bir vatandaşı 2.4 miyyon TL dolandırdıkları tespit edildi. Şüphelilerin belirlenen adreslerine yönelik 17 Şubat 2026 tarihinde Mersin ve İzmir illerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda M.Z.T., S.A. ve T.D. isimli 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda dolandırıcılık olaylarında kullanıldığı değerlendirilen 4 cep telefonu, 1 bilgisayar, 4 sim kart, 1 tablet, 2 hafıza kartı ve 1 kayıt cihazı ele geçirilerek muhafaza altına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler, 19 Şubat 2026 tarihinde adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden biri çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Emniyet tarafından yapılan açıklamada ise vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla çalışmaların 7 gün 24 saat kesintisiz sürdürüldüğünü ve gelen tüm başvuruların titizlikle değerlendirildiğini bildirildi.
Kötü arkadaş ve yanlış rol modeller çocuk suçluluğu arttırıyor
28 Ocak 2026 Çarşamba - 09:55 Kötü arkadaş ve yanlış rol modeller çocuk suçluluğu arttırıyor Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, kötü arkadaş ve yanlış rol modellerin çocuk suçluluğunu arttırdığını belirerek, çocuklara rol model olarak sosyal medya fenomenleri yerine Selçuk Bayraktar gibi milli ve başarılı uygun rol modelleri örnek gösterdi. Çocuk suçluluğu, çocuk istismarı, kriminoloji ve adli sosyal hizmet alanında önemli çalışmalara imza atan Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, geçtiğimiz günlerde TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda görüşleri alınmıştı. Nedenleri 7 yaşına kadar inebiliyor Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı özel açıklamada, çocuk suçluluğu, sebepleri ve önlenmesine yönelik bilgiler verdi. Gönültaş, sebeplerin 7 yaşına kadar indiğini belirterek, " Çocuk suçluluğu son dönemlerde oldukça dikkat çeken bir konu halinde geldi. Sadece bizim için değil, küresel olarak da diğer toplumlarda, diğer devletlerde de önemli konular içerisinde. Tabi ki çocukların suça karışması, suçla karşı karşıya kalması hem bir başkasını mağdur etmeleri açısından problemli bir durum hem de bu çocukların mağdur olma ihtimallerini de artabiliyor. Çünkü diğer suçlularla karşılaşma ihtimalleri artıyor. Bu etkileşim onları maalesef başka suçluların mağduru olma ihtimallerini artırıyor. Yani hem suçluluk anlamında hem mağdur olma anlamında çocuklar için ciddi bir problem" dedi. Kaynağı sosyalizasyon problemleri Gönültaş, Çocuk suçluluğunun başlıca nedeninin çocuktaki sosyalizasyon problemleri olduğunu ifade ederek, "Çocuk suçluluğu nedir? Çocuk suçluluğu bir çocuktaki sosyalizasyon problemleri sonucu bir takım anti sosyal eğilimler ortaya çıkıyor, işte bu sosyal eğilimler daha da ciddileşerek yıkıcı bozucu davranışlar haline gelmeye başlıyor ve o anda artık buna bir polisiye müdahale gerekli oluyor. Yani ceza adalet sisteminin müdahalesi gerekli oluyor. Biz genel olarak böyle baktığımızda hem biyolojik, hem psikolojik hem sosyal hem de hukuki boyutunu içine alacak şekilde tanımlamamızı yapıyoruz. Çocuk suçluluğu dediğim gibi sosyalizasyon problemleriyle iç içe olan bir konu, ta küçük yaşlara kadar gidiyor. Belki de 7 yaşına kadar gidiyor. 7-12 yaş arası bu anlamda çok önemli bizim için. Özellikle anti sosyal davranışları daha ciddi noktalara dönmeden fark edilip müdahale edilebilirse çocuk suçluluğunda tesirli önleme belki de burası olabilir. Tabii anti sosyal davranışlardan kastımız, her insan bir şekilde anti sosyal davranışlarda bulunabilir ama bazı çocuklar maalesef gerekli önleyici müdahaleler olmadığında ya da özellikle sosyalizasyonda aile, okul, arkadaş grupları, toplum, akrabalar, medya bunlar çok önemli unsurlar yetersiz kaldığında ya da ters etki ettiğinde çok daha ciddi anti sosyal davranışlar işleyebiliyorlar. Bu anti sosyal davranışlara ‘yıkıcı bozucu davranışlar’ diyoruz. Bunların özelliği de şu; Türk Ceza Kanunu’nda bir suç olarak değerlendirilmiyorlar. Suç değiller ancak çocukların suç işlemesini kolaylaştıran, suça staj yapmak gibi, hazırlanmak gibi davranışlar olarak karşımıza çıkıyorlar. Müdahale edilmediğinde artık birine zarar verecek, Türk Ceza Kanunu’na göre suç oluşturacak bir noktaya gelebiliyorlar. Bundan sonra da çocuk için adalet sistemi süreci başlıyor" dedi. "Uluslararası standartların üzerindeyiz" Gönültaş, Türkiye’nin çocuk suçlulara müdahalede uluslararası standartların üzerinde şartlarda olmasına rağmen bunun yeterli olmadığının altını çizerek, "Ülke olarak biz çocuk suçlarına müdahale konusunda uluslararası standartların üstünde şartlarda müdahaleler, yaklaşımlar yapıyoruz. Ama problem nerede? Tabii ki problem önleme noktasında. Tabii ki daha etkili çalışmalar yapmak gerekiyor. 2010 yılında, Adana’da ‘Yaşam Koçlarıyla Umut Yıldızı Projesi’ adını verdiğimiz projeyi çalıştık. Bu projede özellikle bir ya da 2 defa suça karışmış çocuklarımızı gönüllü olmak şartıyla tabi ki aileleriyle görüşerek sosyal inceleme raporları hazırlayarak gönüllü olanları projeye dahil ettik. Sivil toplum örgütlerimizden destek aldık. Çocuklarımıza meslekler öğrettiler, mobilyacılık gibi demir kaynakçılığı gibi meslekler öğrettiler. Diğer yandan da çocukların kalan boş vakitlerinde de kültürel faaliyetler, tarihi milli değerlerin öğrenilmesiyle ilgili çalışmalar yaptık. O zaman Çocuk Şube’sinde ve Toplu Destekli Polis Şubesi’nde çalışan gönüllü arkadaşlarımızı her bir çocuğa yaşam koçu olarak eşleştirdik. Proje iki noktada katkı sağladı: Bir yandan çocuklarımız faydalı bir uğraşı ve meslek öğrenirken, yaşam koçlarımız da çocukların sosyalleşmesine katkı sağladı. Şu anki en çok üzüldüğümüz nokta şu ki çocuklar maalesef çok ağır şiddet olaylarına karışabiliyorlar. Bunlarda fail oluyorlar. Neticesinde birini öldürmekle, birini katletmekle sonuçlanabiliyor. Maalesef en kötü olanı ise aileler suç işleyen çocuklarını kahramanlaştıran ‘benim oğlumdur, benim çocuğumdur, yapar eder, benim çocuğum yanlış yapmamıştır, yaptığı her türlü yanlışta arkasında dururum’ tarzdaki yaklaşımları. Bu, çocukların daha ciddi suçlara karışmasını kolaylaştırıyor" dedi. "Kötü arkadaş suçun öğrenilmesini kolaylaştırıyor" Kötü arkadaşın suçun öğrenilmesini kolaylaştırdığına dikkat çeken Gönültaş, "Akran zorbalıklarıyla birlikte başlayan olumsuz akran ilişkileri ve kötü arkadaşlıklar da çocukların suçu öğrenmesini kolaylaştırıyor. Bazen öyle oluyor ki arkadaş grupları suçluluğun öğrenildiği, sonra suç işlemi metotlarının geliştirildiği ortamlar haline gelebiliyor. Özellikle bizim hem akademik olarak hem de daha öncesinde bu alanda çalışmış biri soruşturmacı her zaman tavsiye ettiğimiz şey şudur; ‘ iyi arkadaş, iyi arkadaş, iyi arkadaş’ Bizim hocalarımız derslerde şunu söylerlerdi. Bir cüzzamlıyla aynı ortamda olsanız aynı kaptan yeseniz içseniz yine bulaşmama ihtimali var. Bu tıbbi olarak da ispatlanmış ama bir kötü biriyle, olumsuz biriyle bırakın aynı odayı olmayı yan odada olsa bile onun olumsuzluğunun, kötülüğünün size bulaşmama ihtimali yok. Onun için çok dikkat etmek gerekiyor." Dedi. Sosyal medya kötü örnek oluyor Gönültaş, sosyal medya fenomenlerinin çocuklara kötü örnek olduğunu ve suça teşvik ettiğini ileri sürüp, "Günümüzde artık gençlerin arkadaşlık ortamları, sosyal medyaya doğru kaymaya başladı. Sosyal medyada takip ettikleri kişiler var. Fenomen adı altındaki bu kişilerin çok fazla takipçileri olmaları, bir başarı unsuru gibi görülüyor. Bu mecrada mafyatik tipler lüks yaşamlarını gösteriyorlar, lüks arabalar bindiklerini, iyi giyindiklerini, iyi yaşadıklarını gösteriyorlar. Bunları gören çocuklar bu yaşantılara özeniyorlar. Suç örgütlerinin en çok ihtiyaç duyduğu şey, kullanabilecekleri elemanlardır. Eylemlerini yaptırabilecekleri, suçları üstlerine yıkabilecekleri gençleri bulmaktır. Bu örgütler ve kişiler sosyal medya paylaşımları ile lüks yaşantıya özenti duyan gençlere bu hayatları yaşayabilecekleri mesajını verip onları tuzaklarına çekmek istiyorlar" şeklinde konuştu. Çeteler suç işlemeyi ve vicdani rahatsızlığı yenmeyi öğretiyor Gönültaş, çeteler tarafından suç işlemeyi ve vicdanı rahatsızlığı yenmesini öğrenen çocukların ilerleyen yaşlarda çok daha büyük ve tehlikeli suçlar işleyebileceklerini altını çizerek, "Çeteler çocuklara suç işlettiklerinde onlara suçu öğrettikleri gibi, suçu işlediklerinde meydana gelen vicdani rahatsızlığın üstesinden gelmeyi de öğretiyorlar. Çocuklar vicdani bir rahatsızlık duymadıklarında çok daha tehlikeli olabiliyorlar. Bu, ileriki yaşlarda işlenebilecek çok ciddi suçlar için de bir zemin sağlamış oluyor. Küçük yaşlarda suç işlemeye başlamış, vicdanı rahatsızlığın üstesinden gelmeyi öğrenmiş, ileriki yaşlarında daha ciddi suçları işlediğinde, ‘Ben haklıydım işte. Karşı taraf haksızdı, ben aslında ona zarar vermedim, ben ne yaptıysam daha iyi şeyler için yaptım’ gibi bir takım çarpıtmalar geliştiriyorlar ve suç işlemeleri kolaylaşıyor" ifadelerine yer verdi. Umut Yıldızı Projesi ile yüzde 85’lik başarı sağlandı Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, 2010 yılında Adana’da suça karışan çocuklar üzerinde uyguladıkları ‘Yaşam Koçlarıyla Umut Yıldızı Projesi’ ile yüzde 85 oranında başarı sağladıklarını hatırlatarak, "işte biz bu ‘Umut yıldızı projesi’ ile çocukların boş zamanların değerlendiremediklerini fark ettik. Özellikle suç işleyen çocuklardaki en büyük problem şu, boş vakitleri nasıl değerlendireceklerini bilemiyorlar. İkinci olarak uygun kişileri kendilerini rol model olarak almıyorlar. Biz projemiz ile yaşam koçlarını kendilerine rol model almalarını istedik. Meslekler öğreterek faydalı uğraşı edilmelerini istedik. Proje bittikten sonraki 6 aylık döneminde baktığımızda çocukların yaklaşık yüzde 85’inin herhangi bir suça karışmadığını gördük. Tabii bu bizi çok sevindirdi. Çocuklarımızın yüzde 60’ı ise bir işte çalışmaya devam etti. Kendi işini kuran, kendi işini yapanlar oldu. Büyüyüp yetişkin hale gelmelerine rağmen eğitim aldıkları kurumlarla bağını kopartmayanlar oldu." Şeklinde konuştu. Selçuk Bayraktar’ı örnek rol model olarak gösterdi Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, çocuk suçluluğun önlenmesi için çocukların önüne uygun rol modellerin konulması gerektiğine dikkat çekip şunları söyledi. "Eğer biz çocuk suçluluğunu önlemek istiyorsak çocuklarımıza uygun rol modeller bulmamız lazım. Sosyal medyadaki bu tarz tipleri mi, yoksa bizim tarihimizdeki milli modelleri mi? Bu anlamda ben şu anda çok önemli bir değerimiz olan Selçuk Bayraktar olduğunu görüyorum. Hem milli bir yönü var hem de çağın teknolojik gereksinimleri noktasında kendini yetiştirmiş, ülkesine katkı sağlayan bir mühendislik yönü var. Özellikle erkek çocuklar için önemli bir rol model olacağına inanıyorum. İkinci olarak ise çocuklarımıza gelecekte kendilerine faydalı olacak beceriler öğretebilirsek doğal olarak başka olumsuzlukların içerisine girme ihtimalleri de azalmış olacaktır" (GF-
Sivas Belediyesi mali disiplinde Türkiye’nin zirvesine oturdu
27 Ocak 2026 Salı - 14:09 Sivas Belediyesi mali disiplinde Türkiye’nin zirvesine oturdu Sivas Belediyesi, uyguladığı ekonomik politikalar sonucunda ‘bütçe disiplininde zirve yapan iller’ arasında yer aldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan, yerel yönetimlerin mali yeterlilik oranlarını gösteren "bütçesi fazla veren belediyeler" haritasında Sivas, yüzde 115,22 bütçe yeterlilik oranı ile "bütçe disiplininde zirve yapan iller" kategorisinde yer aldı. Belediyelerin kendi öz kaynaklarıyla giderlerini karşılayabilme kapasitesini ve finansal sürdürülebilirliğini ortaya koyan bu oran, aynı zamanda yeni yatırımların önünü açan güçlü bir mali yapıyı ifade ediyor. Yüzde 115 ve üzeri bütçe yeterlilik oranı, belediye ekonomisinin sağlamlığını ve yönetimde mali disiplinin başarısını ortaya koyuyor. Yarım kalan işler tamamlanıyor, yeni yatırımlar yapılıyor Sivas Belediyesi, bir yandan geçmiş dönemden yarım kalan yatırımları tamamlayıp seçim vaatlerini hayata geçirirken, diğer yandan mali disiplinden ödün vermeden yoluna devam ediyor. 2025 yılında altyapı yatırımlarına ağırlık veren Sivas Belediyesi; araç filosunu da güçlendiriyor. Rekor seviyede asfalt serimi gerçekleştiren belediye, geçmiş dönem borçlarını düzenli şekilde ödedi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla mevcut destekleri artıran Sivas Belediyesi, aynı zamanda yeni sosyal destek programlarını da hayata geçirdi. Sivas’ın en büyük taş kırma ve eleme tesisi olan Tecer Taş Ocağı hizmete açılırken, İşhan’da da yeni bir ocak faaliyete geçirildi. Belediye iştiraklerinden olan Özbelsan’da da yeni yatırımlar hayata geçirildi. Afet dönemlerinde şehrin tamamının ekmek ihtiyacını karşılayabilecek kapasitedeki yeni ekmek fabrikası, yenilenen asfalt şantiyesi ve Özbelsan markalı su sayaçları yeni dönemin öne çıkan yatırımları olarak dikkat çekiyor. Tasarruflar yatırıma dönüşüyor Tüm bu yatırımlar, Sivas Belediyesi tarafından kendi öz kaynaklarıyla finanse edilirken, aynı zamanda önemli bir tasarruf politikası da hayata geçirilmiş durumda. Su kayıp-kaçak oranlarının 10 puan düşürülmesiyle yaklaşık 57 milyon TL, yeni açılan taş ocakları sayesinde ise yıllık yaklaşık 250 milyon TL tasarruf sağlandı. Bunun yanı sıra temsil ve ağırlama giderleri de ciddi oranda azaltıldı. Elde edilen bu mali başarı; doğru planlama, güçlü mali disiplin ve kaynakların etkin kullanımı sayesinde Sivas Belediyesi’nin hem bugününü hem de yarınını güvence altına alınıyor.
Eksi 20 derecede sürü halinde suya girdiler
27 Ocak 2026 Salı - 10:28 Eksi 20 derecede sürü halinde suya girdiler Sivas’ta yaban hayatı fotoğrafçısı Mustafa Aslan, bir domuz sürüsünün sıfırın altında 20 derece soğuk suya girip karşı kıyıya geçtiği anlara tanıklık ederek o anları görüntüledi. Sivas’ta yaban hayatını görüntülemek için doğaya çıkan doğa fotoğrafçısı Mustafa Aslan, dikkat çeken bir ana tanıklık etti. Bölgede ilerlerken birden fazla ayak izi fark eden Aslan, kısa süre sonra bir domuz sürüsünün hareket halinde olduğunu gözlemledi. Bir süre sonra sürünün karşı tarafa geçmek için tepeyi dolaşmak yerine daha kısa olan su yolunu tercih ettiklerini gördü. Hava sıcaklığının sıfırın altında 20 dereceye kadar düştüğü bölgede domuzlar, tek sıra halinde suya girerek yüzmeye başladı. Aslan, soğuk havaya rağmen ilerleyişini sürdüren domuz sürüsünün, kısa sürede karşı kıyıya ulaştığını gördü. O anları görüntüleyen Mustafa Aslan, domuzların suya yaklaştığını gördüğünde ilk başta su içeceklerini sandıklarını ve daha sonra ise suya girdiklerinde şaşırdıklarını belirterek, "Yaklaşık 40’a yakın domuz vardı. O gün bir şey çekemedik diye üzülmüştük ama son dakika doğa sürprizini yaptı" dedi. "Etkileyici bir görüntüydü" Sürünün içerisinde bir hiyerarşi olduğunu söyleyen Mustafa Aslan, "Barajın kenarında domuz sürüsü gördük. Hava çok soğuktu, o akşam sıcaklığı sıfırın altında 20 dereceye düştü. Barajın bazı kısımları donmuştu, bazı kesimleri ise açıktı. Domuzlar suyun kenarına indi, biz su içeceklerini sandık ama sonra bizi şaşırttılar. Öndeki domuz suya atladı, ardından sürü peşinden geldi ve karşıya, bizim olduğumuz yere doğru yüzmeye başladılar. Çok hızlı yüzücüler ve aynı zamanda karada da oldukça seri hareket edebiliyorlar. Kısa sürede büyük bir mesafe katederek bizim bulunduğumuz bölgeye çıktılar. Oldukça etkileyici bir görüntüydü. O soğukta hayvanların buz gibi suya girmesi, uzun yolu dolaşmak yerine kısa yolu tercih etmeleri ve geçiş sırasında tek sıra halinde en öndekini takip etmeleri adeta bir kurt sürüsünü andırıyordu. Diğer hayvanlarda da benzer bir hiyerarşi var. En öndeki yolu açar ve yön gösterir. Bunu görüntülemek bizim için güzel ve keyifliydi. Domuzların yağ tabakaları oldukça kalın, bu da onları hem darbelerden hem de soğuktan koruyor. Bu sayede böyle zorlu şartlarda mücadele edebiliyorlar. Yaklaşık 40’a yakın domuz vardı. O gün bir şey çekemedik diye üzülmüştük ama son dakika doğa sürprizini yaptı" dedi.
Eksi 20 derecede sürü halinde suya giren domuzlar böyle görüntülendi
27 Ocak 2026 Salı - 10:23 Eksi 20 derecede sürü halinde suya giren domuzlar böyle görüntülendi Sivas’ta yaban hayatı fotoğrafçısı Mustafa Aslan, bir domuz sürüsünün sıfırın altında 20 derece soğuk suya girip karşı kıyıya geçtiği anlara tanıklık ederek, o anları görüntüledi. Sivas’ta yaban hayatını görüntülemek için doğaya çıkan doğa fotoğrafçısı Mustafa Aslan, dikkat çeken bir ana tanıklık etti. Bölgede ilerlerken birden fazla ayak izi fark eden Aslan, kısa süre sonra bir domuz sürüsünün hareket halinde olduğunu gözlemledi. Bir süre sonra sürünün karşı tarafa geçmek için tepeyi dolaşmak yerine daha kısa olan su yolunu tercih ettiklerini gördü. Hava sıcaklığının sıfırın altında 20 dereceye kadar düştüğü bölgede domuzlar, tek sıra halinde suya girerek yüzmeye başladı. Aslan, soğuk havaya rağmen ilerleyişini sürdüren domuz sürüsünün, kısa sürede karşı kıyıya ulaştığı gördü. O anları görüntüleyen Mustafa Aslan, domuzların suya yaklaştığını gördüğünde ilk başta su içeceklerini sandıklarını ve daha sonra ise suya girdiklerinde şaşırdıklarını belirterek, "Yaklaşık 40’a yakın domuz vardı. O gün bir şey çekemedik diye üzülmüştük ama son dakika doğa sürprizini yaptı" dedi. "Etkileyici bir görüntüydü" Sürünün içerisinde bir hiyerarşi olduğunu söyleyen Mustafa Aslan, "Barajın kenarında domuz sürüsü gördük. Hava çok soğuktu, o akşam sıcaklığı sıfırın altında 20 dereceye düştü. Barajın bazı kısımları donmuştu, bazı kesimleri ise açıktı. Domuzlar suyun kenarına indi, biz su içeceklerini sandık ama sonra bizi şaşırttılar. Öndeki domuz suya atladı, ardından sürü peşinden geldi ve karşıya, bizim olduğumuz yere doğru yüzmeye başladılar. Çok hızlı yüzücüler ve aynı zamanda karada da oldukça seri hareket edebiliyorlar. Kısa sürede büyük bir mesafe kat ederek bizim bulunduğumuz bölgeye çıktılar. Oldukça etkileyici bir görüntüydü. O soğukta hayvanların buz gibi suya girmesi, uzun yolu dolaşmak yerine kısa yolu tercih etmeleri ve geçiş sırasında tek sıra halinde en öndekini takip etmeleri adeta bir kurt sürüsünü andırıyordu. Diğer hayvanlarda da benzer bir hiyerarşi var. En öndeki yolu açar ve yön gösterir. Bunu görüntülemek bizim için güzel ve keyifliydi. Domuzların yağ tabakaları oldukça kalın, bu da onları hem darbelerden hem de soğuktan koruyor. Bu sayede böyle zorlu şartlarda mücadele edebiliyorlar. Yaklaşık 40’a yakın domuz vardı. O gün bir şey çekemedik diye üzülmüştük ama son dakika doğa sürprizini yaptı" dedi.