Yerel Haberler
Sivas
Sivas’ta Hıdırellez kutlamalarında kış ile bahar adeta iç içe geçti 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:04:05 Sivas’ta baharın müjdecisi Hıdırellez, yağmurlu havaya rağmen coşkuyla kutlandı. Kış etkilerinin sürdüğü kentte yağmur altında yapılan etkinlikler ilginç görüntüler oluşturdu. Hıdırellez, Paşabahçe Mesire Alanı’nda düzenlenen programla kutlandı. Kış etkilerinin devam ettiği kentte, Hıdırellez günü yağan yağmur renkli ve ilginç görüntülere sahne oldu. Programa Sivas Valisi Yılmaz Şimşek ve il protokolü ile çok sayıda vatandaş katıldı. Yağmura rağmen alanı dolduran vatandaşlar, halk oyunları ekiplerinin gösterileriyle coşkulu anlar yaşadı. Geleneksel kıyafetlerle sahne alan ekipler, izleyicilerden büyük alkış aldı. Etkinlikler kapsamında düzenlenen geleneksel yarışmalar ise renkli görüntüler oluşturdu. Vali Yılmaz Şimşek ve eşi Çiğdem Olgun Şimşek’in yumurta tokuşturması ile başlayan yarışmalar; yumurta taşıma, halat çekme ve çuval yarışı ile devam etti. Yağmur altında gerçekleşen yarışmalarda vatandaşlar hem eğlendi hem de tatlı rekabet yaşadı. Soğuk ve yağışlı havaya rağmen baharın simgesi olan Hıdırellez’in coşkusu hissedildi. Program, Vali Yılmaz Şimşek ve eşi Çiğdem Olgun Şimşek’in katılımcılara yemek ikramında bulunmasıyla sona erdi. "Çok köklü bir geleneğimizdir" Programda konuşan Vali Yılmaz Şimşek, "Hıdırellez asırlardır bu topraklarda yaşatılan, umutlarımızı tazeleyen ve kardeşliğimizi pekiştiren çok köklü bir geleneğimizdir. Baharın gelişiyle birlikte doğa nasıl yeniden canlanıyorsa, bizler de kardeşliğimizi ve dayanışmamızı yeniden güçlendiriyoruz. Bu tür etkinlikler geçmişimiz ile geleceğimiz arasında kurulan en güçlü bağdır. Programın düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlarımıza teşekkür ediyor, tüm hemşerilerimizin Hıdırellez Bayramı’nı kutluyorum" dedi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:58 Sivas’ta Hıdırellez kutlamalarında kış ile bahar adeta iç içe geçti Sivas’ta baharın müjdecisi Hıdırellez, yağmurlu havaya rağmen coşkuyla kutlandı. Kış etkilerinin sürdüğü kentte yağmur altında yapılan etkinlikler ilginç görüntüler oluşturdu. Sivas’ta baharın habercisi olarak kabul edilen Hıdırellez, Paşabahçe Mesire Alanı’nda düzenlenen programla kutlandı. Kış etkilerinin devam ettiği kentte, Hıdırellez günü yağan yağmur renkli ve ilginç görüntülere sahne oldu. Programa Sivas Valisi Yılmaz Şimşek ve il protokolü ile çok sayıda vatandaş katıldı. Yağmura rağmen alanı dolduran vatandaşlar, halk oyunları ekiplerinin gösterileriyle coşkulu anlar yaşadı. Geleneksel kıyafetlerle sahne alan ekipler, izleyicilerden büyük alkış aldı. Etkinlikler kapsamında düzenlenen geleneksel yarışmalar ise renkli görüntüler oluşturdu. Vali Yılmaz Şimşek ve eşi Çiğdem Olgun Şimşek’in yumurta tokuşturması ile başlayan yarışmalar yumurta taşıma, halat çekme ve çuval yarışı ile devam etti. Yağmur altında gerçekleşen yarışmalarda vatandaşlar hem eğlendi hem de tatlı rekabet yaşadı. Soğuk ve yağışlı havaya rağmen baharın simgesi olan Hıdırellez’in coşkusu hissedildi. Program, Vali Yılmaz Şimşek ve eşi Çiğdem Olgun Şimşek’in katılımcılara yemek ikramında bulunmasıyla sona erdi. "Çok köklü bir geleneğimizdir" Programda konuşan Vali Yılmaz Şimşek, "Hıdırellez asırlardır bu topraklarda yaşatılan, umutlarımızı tazeleyen ve kardeşliğimizi pekiştiren çok köklü bir geleneğimizdir. Baharın gelişiyle birlikte doğa nasıl yeniden canlanıyorsa, bizler de kardeşliğimizi ve dayanışmamızı yeniden güçlendiriyoruz. Bu tür etkinlikler geçmişimiz ile geleceğimiz arasında kurulan en güçlü bağdır. Programın düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlarımıza teşekkür ediyor, tüm hemşerilerimizin Hıdırellez Bayramı’nı kutluyorum" dedi.
Yaz geldi, bayılmalar arttı
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:34 Yaz geldi, bayılmalar arttı Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Osman Yılmaz, hava sıcaklığının artmasıyla bayılma vakalarında artış olduğunu, her bayılmanın ciddi bir hastalık belirtisi olmadığını belirtip bayılma türlerini açıkladı. Artar sıcaklarla birlikte bayılma vakalarında da artış gözlendi. Nem oranının yükselmesi ve vücuttaki sıvı kaybının artması, uzun süre güneş altında kalmak, yetersiz beslenme ve uyku düzeni bayılma riskini arttırıyor. Medicana Sivas Hastanesinde görevli Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Osman Yılmaz, her baygınlığın ciddi bir hastalığın göstergesi olmadığını ifade edip bayılma türleri hakkında bilgiler verdi. "Bayılma nedenlerini bilmek gerekiyor" Osman Yılmaz, bayılmanın insan hayatı boyunca karşılaşılan bir durum olduğunu söyleyerek, "Senkop yani bayılma, bir insanın hayatı boyunca gerek kendisi gerekse yakınları aracılığıyla karşılaştığı bir durumdur. Beyin hücrelerinin ihtiyacı olan su, şeker ve oksijen gibi maddelerin azalması sonucu ortaya çıkan geçici bilinç kaybı halidir. Basit senkop nedenlerini de tanımak önemli. Biyolojik hastalık durumlarına bağlı bayılma nedenleri vardır. Biyokimyasal ve endokrin bozukluklar, kan şekerinin aşırı yükselmesi sonucu oluşan hiperglisemi ve kan şekerinin aşırı düşmesiyle oluşan hipoglisemi de bilinç kaybına yol açabilir. Epilepsi gibi nörolojik hastalıklar da bayılmaya neden olabilir. Kalp ve organ yetersizlikleri, kalp ve damar hastalıkları, doğuştan gelen kalp kapağı sorunları da senkop nedenlerindendir. Psikiyatrik bozukluklar özellikle kadınlarda ve genç kızlarda görülür. Kişinin içinde bulunduğu psikolojik durumdan kurtulamaması bayılmalara yol açabilir" dedi. "Tetikleyen bazı faktörler var" Sıcak havalarda sıvı kaybına bağlı bayılma durumunun ortaya çıktığını belirten Yılmaz, "Basit bayılma nedenlerinden biri de ortostatik hipotansiyondur. Bu durumda kişi oturur ya da yatar pozisyondayken aniden ayağa kalktığında tansiyon düşüklüğü nedeniyle bulunduğu yere tutunamadan bayılır. Bir diğer bayılma türü ise vazomotor senkoptur. Beynin dolaşımı ve kalp işleyişini kontrol edemediği durumlarda ortaya çıkar. En bilinen örnekler kan görme, ani korku ya da aşırı heyecan yaşanmasıdır. Ortostatik hipotansiyonu tetikleyen bazı faktörler vardır. Aşırı yorgunluk, düzensiz uyku, açlık ve sıvı kaybı bu nedenler arasında yer alır. Özellikle yaz aylarında sıvı kaybının artması bu bayılma türünü daha sık hale getirir. Bacak kasları zayıf olan kişilerde bayılma daha kolay gerçekleşir. Uzun süre sporla uğraşan kişilerde kalp atım hızı ortalama 45-50 arasında seyreder. Bu kondisyon açısından iyi bir durumdur ancak bu kişiler oturdukları yerden aniden kalktıklarında kalp hızları aniden yükselemediği için bayılma yaşayabilirler" diye konuştu. "Bilinç kaybı meydana gelebilir" Sıcak havalarda bayılmanın iki temel nedeni olabileceğini ifade eden Yılmaz, "Sıcak havalarda bayılmanın iki temel nedeni olabilir. Biri biyolojik hastalıklara bağlı bayılmalar, diğeri ise basit bayılma halleridir. Güneş çarpması gibi durumlar doğrudan sinir sistemini etkileyebilir. Güneşin başa doğrudan etki etmesiyle bilinç kaybı meydana gelebilir. Bir diğer yaygın neden ise aşırı sıcaklara bağlı sıvı kaybıdır. Sıvı kaybı beyne giden kan akışını azaltır ve bu da bayılmaya yol açar. Bayılan bir kişiye ilk müdahale profesyonel destek gelene kadar yapılmalıdır. Kişinin solunumu ve nabzı kontrol edilmelidir. Rahat nefes alması sağlanmalı, baş hafifçe geriye doğru çekilmeli ve dilin arkaya kaçmaması için baş hafif yana çevrilerek sabitlenmelidir. Sıkı kıyafetler gevşetilmeli, örneğin kravat ya da başörtüsü gibi eşyalar çıkarılmalıdır. Ortam sakin olmalı ve kişinin vücut pozisyonu doğru ayarlanmalıdır. Ayılmayı kolaylaştırmak için ayaklar gövdenin üzerine yükseltilmelidir" şeklinde konuştu.
El yazma eserlere üst düzey koruma: Eserler ASELSAN teknolojisi ile korunuyor
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:59 El yazma eserlere üst düzey koruma: Eserler ASELSAN teknolojisi ile korunuyor Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait binlerce el yazma kitaba ev sahipliği yapan Sivas Ziyabey Yazma Eser Kütüphanesi’nde güvenlik kamerası, hareket sensörlü alarm sistemleri, parmak izi gibi ileri teknolojilerin yanı sıra kitapların güvenliği için böcek tuzaklarına kadar her şey düşünüldü. Türkiye’nin en önemli kültürel miraslarından biri olan Sivas’taki Ziyabey Yazma Eser Kütüphanesi, sadece ülke sınırları içinde değil, dünyada de eşi benzeri bulunmayan nadir el yazma eserlerine ev sahipliği yapıyor. Kütüphanede bulunan paha biçilemez eserler, özel güvenlik önlemleriyle 7 gün 24 saat korunuyor. Bankaları aratmayan bir güvenlik sistemiyle donatılan kütüphanede, mesai saatleri dışında devreye giren hareket sensörleri, en ufak hareketi algılayarak anlaşmalı güvenlik firmasına sinyal gönderiyor. El yazma kitapların bulunduğu özel alanlara ise parmak izi tanımlaması olmadan giriş yapılamıyor. Kitapların zamana yenik düşmemesi için de önlemler alınan kütüphanede böcek tuzakları da bulunuyor. Üst seviyede güvenlik önlemi alındığını ifade eden kütüphane müdürü Mehmet Akif Özaydın, "Müdür, memur ve depo sorumlusu da olsa aynı anda tek kişi asla giremiyor" dedi. "Aynı anda tek kişi içeri giremiyor" Ziyabey Yazma Eser Kütüphanesi Müdürü Mehmet Akif Özaydın, "Kitaplarımızın güvenlik açısından korunması gerekiyor. Bundan ötürü Yazma Eser Kütüphanemiz 7/24 vardiyalı çalışan güvenlik görevlileriyle korunmaktadır. Kütüphane, 24 saat boyunca güvenlik kameralarıyla görünmeyen açıları dahi çekecek şekilde izlenmektedir. Kitaplarımızın bulunduğu depo alanları dediğimiz bölümlere parmak izi ve şifre ile girebiliyoruz. Müdür, memur ve depo sorumlusu da olsa aynı anda tek kişi asla giremiyor. Giriş-çıkış ise, girme sebebi ve zamanı olacak şekilde defterlere kaydediliyor" diye konuştu. El yazma eserler ASELSAN teknolojisi ile korunuyor Kütüphanenin ASELSAN ile ortak güvenlik çalışması yürüttüğünü ifade eden Özaydın, "Aynı zamanda ASELSAN firması ile de anlaşmamız var. Binamızın her bölümünde güvenlik sebebiyle hareket sensörleri bulunuyor. Hareket sensörleri mesai bitiminden sonra devreye giriyor ve en ufak harekette doğrudan ASELSAN şirketine bir sinyal gönderiyor. ASELSAN şirketi bize dönüş sağlayıp ulaşamadığı takdirde olumsuz bir durum olduğu kanaatine varırsa, güvenlik güçleriyle iletişime geçip kütüphaneye polis yönlendiriyor. Kitaplarımız maddi ve manevi paha biçilemez kitaplar, bunları korumak bizim görevimizdir" dedi. Kütüphane güvenliğinin yanı sıra kitapların zamana karşı direnişi için de önlemler aldıklarını ifade eden Özaydın, "Eserlerin korunması için birtakım tedbirler almak durumundayız. Kitaplarımızın sürekli olarak belirli aralıklarda havalandırmasını yapıp, tozlarını alıyoruz. Böcekler kitapların en büyük düşmanları. Böcekler için böcek tuzağı dediğimiz tuzakla önlem alıyoruz. Isı ve nem oranını dengelememiz gerekiyor. Bunun için istatistikler tutuyoruz" şeklinde konuştu.
Sivaslı akademisyen Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ne aday gösterildi
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:30 Sivaslı akademisyen Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ne aday gösterildi Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Öğr. Gör. Kenan Çarboğa’yı 2025 Yılı Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Ülkemizde, 1986-2000 yılları arasında 14 Kasım 1984 tarih ve 84/8769 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe giren ‘Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğü’ çerçevesinde Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından her yıl düzenlenen, ‘Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ bu yıl da sahibini arıyor. Sivaslı akademisyen aday gösterildi Geçtiğimiz yıllarda bir çok ülke Cumhurbaşkanına verilen bu ödül alanında Dünya’da ki en prestijli ödüllerden birisi olarak kabul ediliyor. 2025 yılı ödülü için Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Öğr. Gör. Kenan Çarboğa’yı 2025 Yılı Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ne aday gösterdi. Çarboğa, Türk Dünyası üzerindeki bilimsel çalışmalar ve Türkiye’yi temsilen katıldığı önemli organizasyonlarla biliniyor. Ödülü kimler aldı Farklı yıllarda Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ne layık görülen bazı isimler şunlar; 5. NATO Genel Sekreteri Joseph Luns, Federal Almanya Cumhurbaşkanı Richard Von Weizsaecker, Japon prensi Takahito Mikasa, 7. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 3. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, 1. K.K.T.C Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş.
Dünyaca ünlü ‘doktor balıklar’ mührün kaldırılmasını bekliyor
08 Temmuz 2025 Salı - 12:43 Dünyaca ünlü ‘doktor balıklar’ mührün kaldırılmasını bekliyor Sedef ve egzama hastalığının dünyadaki tek doğal tedavi merkezi olan Kangal Balıklı Kaplıcası, Ocak ayından bu yana kapalı bulunuyor. Mülkiyeti İl Özel İdaresi’nde bulunan ve özel bir işletme tarafından kiralanan işletmedeki itilaf sürerken hastalar 7 aydır tedavi alamıyor. Sivas’ın Kangal ilçesine 13 kilometre uzaklıkta bulunan "Kangal Balıklı Kaplıca" dünyada sadece burada bulunan doktor balıklarıyla tanınıyor. Tedavi olmak isteyen sedef, egzama gibi cilt hastaları, 37 derecelik sıcaklıktaki selenyumlu suda doktor balıkların dokunuşlarıyla şifa bulabiliyorlardı. Dünyada sadece Sivas’ın Kangal ilçesinde bulunan ve sedef hastalığının dünyadaki tek doğal tedavi merkezi olarak bilinen Kangal Balıklı Kaplıca, Bolu’da meydana gelen yangın faciası sonrası 31 Ocak tarihinde İl Özel İdaresi ekipleri tarafından yapı ruhsatı bulunmadığı gerekçesiyle mühürlenmişti. Mülkiyet sahibi il özel idaresi olmasına rağmen eksik evraktan dolayı kiracı işletme mağdur olurken asıl mağduriyeti 7 aydır tedavisi aksayan hastalar yaşadı. Özel idare sözleşme süresi doldu dedi, işletme yetkilileri 2039’u işaret etti Sivas İl Özel İdaresi ekipleri, mülkiyeti İl Özel İdaresi’nde olan tesisin kira sözleşmesinin sona erdiği gerekçesiyle tesise giderek devir teslim işlemlerini başlattı. Ancak işletici firma 2039 yılına kadar sözleşmenin devam ettiği gerekçesiyle devir teslim işlemlerine itiraz etti. Bunun üzerine devir teslim gerçekleştirilemedi. "Hukuki değil siyasi ve bürokratik baskı" Firma yetkilileri yapılmak istenilenin hukuki olmadığını, siyasi ve bürokratik baskı içerikli olduğunu ileri sürüp tesis önünde bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamada konuşan Fuat Ünsal, "Bugün burada balıklı kaplıcanın önünde bir adaletsizliği, haksızlığın, karşısında durmak için toplandık. Bu tesis sadece sıcak sudan içeresinde bulunan doktor balıklardan ve taş duvarlardan ibaret değildir. Dünyanın dört bir yanından gelen yıllardır binlerce insanın, dertlerine çare arayan sedef hastalarının umudu ve şifa kaynağıdır. Ülke ekonomisin katkı sunan, bölge istihdamında önemli rol oynayan bir değerdir. Burası bir sağlık merkezi, hastane ve insanlık mirasıdır. Ne yazık ki bu şifa kaynağı yer, hukuki değil siyasi ve bürokratik baskılardan dolayı sessizce boğulmak istenmektedir" dedi. "Bu uygulama bir vicdansızlıktır" Tesiste binalardan uzak olan havuzların dahi mühürlendiğini ifade eden Ünsal, "Bir işletmeye değil bir inanışa, geleneğe halkın doğal hastanesine gözdağı veriliyor. Hangi kanun hangi yasa hangi vicdan insanları iyileştiren, üzerinde hiçbir yapı bulunmayan insanların tedavi amaçla kullandığı açık havuzları bile mühürlenmesini meşru görebilir. Hangi akıl binlerce hastanın çığlığını, şifa arayışını yok sayabilir. Bu mesele bir ruhsat meselesi değildir bu mesele siyasidir. Bu uygulama bir vicdansızlıktır. Biz bu vicdansızlığa susmayacağız. Şifa dağıtan bir suyu mühürleyebilirsiniz ama vicdanları asla mühürleyemezsiniz. Bugün burada insan onurunu, sağlık hakkını ve adaletin sesini savunuyoruz. Balıklı Kaplıca bir an önce yeniden açılmalı, binlerce çaresiz hastaya yeniden şifa dağıtmaya başlamalıdır" diye konuştu.
Enerji içecekleri dişleri döküyor
08 Temmuz 2025 Salı - 11:05 Enerji içecekleri dişleri döküyor Uzman diş doktoru uyardı, dişlerdeki mine tabakasını yok eden enerji içecekleri, dişlerde tedavisi mümkün olmayan hasarlara neden oluyor. Yaygınlaşan enerji içeceği tüketimi beraberinde bir çok sağlık problemini getiriyor. Diş hekimleri, enerji içeceklerinin yüksek miktarda; şeker, asit ve kafein içerdiğine dikkat çekerek, enerji vermediği gibi diş minesini zayıflatarak çürük riskini yükselttiğini belirtiyor. Erken yaşta diş minesini aşındıran enerji içecekleri, diş eti hastalılarına ve geri dönüşümü olmayan diş kayıplarına da yol açabiliyor. "Enerji içecekleri yalancıdır" Uzman Diş Doktoru Hüseyin Ceylan, enerji içeceklerinin aslında enerji vermeyen yalancılar olduğunu belirterek, "Son 10-15 yıldır hayatımıza giren bu içeceklerin tüketimi gittikçe artmaktadır. Enerji içeceklerini sınava hazırlanan gençler, uzun odaklı çalışan gençler daha çok tercih ediyor. Gece kulüpleri gibi yerlerde de yine gençler tarafından çeşitli karışımlar ve kokteyller halinde tüketilirler. Enerji içecekleri dişlerimizi eriten ve enerji verdiğini iddia eden yalancılardır. Enerji içeceğinin içinde yaklaşık 35-40 gram yani 7 ila 8 kesme şekere eşdeğer yüksek fruktozlu mısır şurubu bulunur. Ayrıca 80 ila 200 gram arası kafein ve günlük ihtiyacın 20 katı kadar B vitamini içerir. Bu fazla miktardaki B vitamini böbrekler tarafından vücuttan atılır ve insana hiçbir faydası yoktur. İçerdiği şeker de doğrudan enerji patlaması yapacak bir şeker değildir. Enerji içecekleri enerji vermez, sadece uyarıcıdır. Bu içecekler enerji sağlamadığı gibi asidik pH değerine sahiptir ve içerdiği yoğun şeker nedeniyle de diş çürümesinde etkin rol oynar. Yüksek asidik seviyeleri diş minesini parçalar ve dişlerde hassasiyete neden olur" şeklinde konuştu. "Geri dönüşümü olmayan zararlar veriyor" Enerji içeceklerini dişlere verdiği zararların geri dönüşümsüz diş kayıplarına yol açtığını belirten Ceylan. "Enerji vaadiyle sunulan bu içeceklerin diş sağlığı üzerindeki zararları bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmıştır. Dişlere verdiği zararlar geri dönüşümsüzdür. Diş çürükleri, diş minesi erozyonu, diş çürüğüne bağlı hassasiyet ve diş eti hastalıklarına sebebiyet verirler. Özellikle küçük yaşta tüketilmeleri, çocuklarda süt dişleriyle birlikte çıkacak olan daimi dişlerin de erken yaşta kaybedilmesine yol açar. Bu içecekler dişlerde kırılma ve aşınma gibi tedaviyle geri döndürülemeyecek sonuçlara neden olur. Erken yaşta kaybedilen dişlerin yerine yapılacak tedavileri de olumsuz etkiler. Hem daha fazla maliyet ortaya çıkar hem de tedavi süreci uzar. Sonuç olarak enerji versin diye içilen bu içecekler, hayatınızın geri kalan kısmında diş sağlığınız için harcayacağınız tüm enerjiyi tüketebilir" dedi.
Gece yarısı brandayı keserek kuruyemiş çaldılar
08 Temmuz 2025 Salı - 11:04 Gece yarısı brandayı keserek kuruyemiş çaldılar Sivas’ta gece vakti kuruyemiş dükkanından hırsızlık yapan gençler güvenlik kameralarına yakalandı. İş yeri sahibi hırsızlıktan çok hırsızlığı gençlerin gerçekleştirmesine üzüldü. Olay, Sivas’ta saat 02.00 sıralarında 2’si kız 3 gencin sebze halindeki bir kuruyemiş dükkanına gelmesiyle meydana geldi. Tezgahı örtüp brandayı keserek bol miktarda kuruyemiş çalan gençler, çaldıkları kuruyemişleri giysilerinin altına gizleyerek olay yerinden uzaklaştılar. Yaşananlar güvenlik kameralarına anbean yansıdı. İş yeri sahibi yaşanan olayı dükkanına geldiğinde fark etti. Kamera kayıtlarını izlediğinde hırsızlıktan çok gençlerin hırsızlığı gerçekleştirmesine üzüldü. Hırsızlıktan çok gençlere üzüldü İş yeri sahibi Emde Bulut, kamerayı izlediğinde hırsızlıktan çok hırsızlığı gençlerin gerçekleştirmesine üzüldüğünü belirterek, "Sabah saatlerinde dükkâna geldiğimizde, dışarıdaki tezgâhımızın üzerindeki çadırın açık olduğunu gördük. Güvenlik kameralarını kontrol ettiğimizde, gece saat 02.00 sıralarında 2’si kız 3 gencin brandaları açıp hırsızlık yaptıklarını gördük. Bu olaylar sürekli oluyor. 1 ay içerisinde 3-4 defa başımıza geldi. Şikayetçi olduk, ancak bir sonuç elde edemedik. Her seferinde 4-5 bin liralık zarara uğruyoruz. Brandalarımız yırtılıyor ve mağdur oluyoruz. Bizi bu olayda en çok şaşırtan şey ise, gece saat 02.00 sıralarında 2 kız ve 1 erkeğin bu olayı gerçekleştirmesi oldu. Genç yaştaki arkadaşların bu hırsızlığı yapması bizi çok üzdü, çok şaşırttı. Normalde bize gelip bir şeyler isteyen herkese yardımcı oluyoruz. Genellikle bu gençler fındık, Antep fıstığı, ceviz gibi pahalı kuruyemişler çalıyorlar. Buradan çaldıkları malzemeleri kendi aralarında yiyorlar ya da satıyorlar. Genç arkadaşların bu zamanda bu tip hırsızlık yapması, ilerleyen yaşlarında daha büyük hırsızlıklar yapmalarının da önünü açıyor" şeklinde konuştu.