Yerel Haberler
Sivas
08 Mayıs 2026 Cuma - 18:56 Başkan Uzun: "Atıl yapıları tek tek şehre kazandırıyoruz" Sivas Belediyesi tarafından kapsamlı şekilde yenilenerek yeniden hizmete açılan Yenişehir Hanımlar Kültür Merkezi’nde 12 farklı kursta 250 kursiyer eğitim alacak. Sivas Belediyesi tarafından yenilenerek yeniden hizmete açılan Yenişehir Hanımlar Kültür Merkezi düzenlenen törenle vatandaşların kullanımına sunuldu. Kamu kaynaklarının verimli kullanılması ve atıl durumdaki yatırımların yeniden şehre kazandırılması hedefiyle çalışmalarını sürdüren Sivas Belediyesi, bir süredir kullanılmayan Yenişehir Hanımlar Kültür Merkezi’ni kapsamlı yenileme çalışmalarının ardından yeniden faaliyete geçirdi. Düzenlenen açılış törenine Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun’un yanı sıra sivil toplum kuruluşu temsilcileri, mahalle muhtarları ve vatandaşlar katıldı. Törende konuşan Kadın Kuaförlüğü Kursiyeri Esra Özdal, merkezde verilen eğitimlerin kadınların sosyal ve ekonomik hayatta daha aktif rol almasına katkı sunduğunu belirterek, kendilerine bu imkânı sağlayan belediye yönetimine teşekkür etti. Yenişehir Hanımlar Kültür Merkezi’nde Kur’an-ı Kerim, Hazır Giyim, El Nakışı, Mefruşat, Aşçı Çırağı ve Kadın Kuaförlüğü başta olmak üzere toplam 12 kursta 250 kursiyerin eğitim aldığı öğrenildi. "Atıl yapıların tamamını şehrimize kazandırıyoruz" Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun ise göreve geldikleri günden bu yana şehirde atıl durumda bulunan alanları yeniden kazandırmak için çalışma yürüttüklerini söyledi. Yenişehir Hanımlar Kültür Merkezi’nin mahalle sakinleri için önemli bir ihtiyacı karşıladığını ifade eden Uzun, "Mahalle muhtarımızın ve özellikle hanım kardeşlerimizin talepleri vardı. Biz de hızlı bir şekilde planlamalarımızı yaparak binayı yeniden ayağa kaldırdık. Hem mahallemize değer kattık hem de vatandaşlarımızın taleplerini yerine getirdik. Şehrimizdeki atıl yapıların tamamını birer birer yeniden kullanıma kazandırıyoruz" dedi. Konuşmaların ardından edilen dualar eşliğinde kurdele kesilerek merkezin açılışı gerçekleştirildi.
Uzmanı açıkladı: "Kangallar, düşmanı olan kurtların yavrusuna bile sahip çıkar"
18 Mayıs 2025 Pazar - 11:43 Uzmanı açıkladı: "Kangallar, düşmanı olan kurtların yavrusuna bile sahip çıkar" Cesareti ve gücüyle ön plana çıkan kangalların dişileri de merhameti ve sadakatiyle adından sıkça bahsettiriyor. Bir köpeğin öksüz kalmış yavrusuna sahip çıkan kangallar başka hayvanların bile yavrularına aynı şefkatle yaklaşabiliyor. Gücü, cesareti ve sadık yapısı ile dünya markası olarak adlandırılan kangal köpekleri annelik içgüdüleriyle de ön plana çıkıyor. İri cüssesi, sadık yapısı, sürü koruma görevini en iyi yapmasıyla bilinen kangal köpekleri, kendi yavrularının dışında başka köpeklerin yavrularına annelik yapabildiği gibi başka hayvanların yavrularını sahiplenebiliyor. Doğurduğu bütün yavrular eşit şekilde bakan ve annelik yapan kangallar annelik duygularını ve içgüdülerini dışarıya en fazla yansıtan hayvanlar arasında yer alıyor. 30 yıldır kangallarla iç içe hayat süren uzman kangal yetiştiricisi Hüseyin Yıldız, "Kangallar düşmanı olan kurt yavrusuna bile annelik yapabilir" dedi. "Kangallar kadar sahipkâr başka bir hayvan yoktur" Kangallar kadar sahipkâr ve Anadolu insanının özelliklerini taşıyan bir başka hayvanın olmadığını ifade eden Hüseyin Yıldız, "Kangal doğada mağdur kalan, öksüz kalan bütün yavruların annesidir. Kangal başka köpeklerin yavrularını sahiplenebildiği gibi tavşan yavrusu, ceylan yavrusu, koyun yavrusu veya düşmanı olan kurt yavrusuna bile annelik yapabilir. Kangalın sahiplenmediği hiçbir yavru yoktur. Kangal bu anlamda annelik duygularını, içgüdülerini en fazla yansıtan hayvandır. 30 yıldır ben bu işi yapıyorum fazlasıyla buna şahit oldum. Kangallar içgüdüsel olarak inanılmaz derecede annelik duygularına sahip bir karakterdir. Kangal kadar sahipkâr başka bir hayvan yoktur. Düşman olarak gördüğü bir kurdun yavrusuna da sahip çıkabilir. Kangallar Anadolu’da yaşayan halkın karakterini almış bir kadim mirastır" şeklinde konuştu. "Kangal Anadolu anneleri gibidir" Kangalların Anadolu anneleri gibi bütün zorluklara rağmen yavrularına aynı ilgiyi ve beslenme şartlarını sunduğunu belirten Yıldız, "Anne kangal 20 yavruyu da önüne koysanız onları tadımlık da olsa emzirebilir onlara kucak açar. Bir anne kangal 25 ila 30 gün boyunca yavrularını emzirebilir. Sonrasında kangallarda içgüdüsel olarak kusma eylemi başlar. Anne yavrularının doymadığını hissederek midesindekini harmanlayıp dezenfekte ederek yavrularını doyurmaya devam eder. Bir anne kangal 40 günden sonra yavruların karakteristik özelliklerini tamamlar ve onları doğaya katar. Bütün canlıların anneleri kutsaldır. Kangal Anadolu anneleri gibidir. Bütün zorluklara rağmen eşit şartlarda yavrularını besler ve hepsine sahipkâr davranır" dedi.
Uzmanı açıkladı: "Kangallar, düşmanı olan kurtların yavrusuna bile sahip çıkar"
18 Mayıs 2025 Pazar - 11:22 Uzmanı açıkladı: "Kangallar, düşmanı olan kurtların yavrusuna bile sahip çıkar" Cesareti ve gücüyle ön plana çıkan kangalların dişileride merhameti ve sadakatiyle adından sıkça bahsettiriyor. Bir köpeğin öksüz kalmış yavrusuna sahip çıkan kangallar başka hayvanların yavrularına da aynı şefkatle yaklaşabiliyor. Gücü, cesareti ve sadık yapısı ile dünya markası olarak adlandırılan, kangal köpekleri annelik içgüdüleriyle de ön plana çıkıyor. İri cüssesi, sadık yapısı, sürü koruma görevini en iyi yapmasıyla bilinen Kangal köpekleri, kendi yavrularının dışında başka köpeklerin yavrularına annelik yapabildiği gibi başka hayvanların yavrularını sahiplenebiliyor. Doğurduğu bütün yavrular eşit şekilde bakan ve annelik yapan kangallar annelik duygularını ve içgüdülerini dışarıya en fazla yansıtan hayvanlar arasında yer alıyor. 30 yıldır kangallarla iç içe hayat süren uzman kangal yetiştiricisi Hüseyin Yıldız, "Kangallar düşmanı olan kurt yavrusuna bile annelik yapabilir" dedi. "Kangallar kadar sahipkar başka bir hayvan yoktur" Kangallar kadar sahipkâr ve Anadolu insanının özelliklerini taşıyan bir başka hayvanın olmadığını ifade eden Hüseyin Yıldız, "Kangal doğada mağdur kalan, öksüz kalan kalan bütün yavruların annesidir. Kangal başka köpeklerin yavrularını sahiplenebildiği gibi tavşan yavrusu, ceylan yavrusu, koyun yavrusu veya düşmanı olan kurt yavrusuna bile annelik yapabilir. Kangalın sahiplenmediği hiçbir yavru yoktur. Kangal bu anlamda annelik duygularını, içgüdülerini en fazla yansıtan hayvandır. 30 yıldır ben bu işi yapıyorum fazlasıyla buna şahit oldum. Kangallar içgüdüsel olarak inanılmaz derecede annelik duygularına sahip bir karakterdir. Kangal kadar sahip kâr, kangal kadar Anadolu bir hayvan yoktur. Düşman olarak gördüğü bir kurdun yavrusuna da sahip çıkabilir ona yakınabilir. Kangallar Anadolu’da yaşayan halkın karakterini almış bir kadim mirastır" şeklinde konuştu. "Kangal Anadolu anneleri gibidir" Kangalların Anadolu anneleri gibi bütün zorluklara rağmen yavrularına aynı ilgiyi ve beslenme şartlarını sunduğunu belirten Yıldız, "Anne kangal 20 yavruyu da önüne koysanız onları tadımlık da olsa emzirebilir onlara kucak açar. Bir anne kangal 25 ila 30 gün boyunca yavrularını emzirebilir. Sonrasında kangallarda içgüdüsel olarak kusma eylemi başlar. Anne yavrularının doymadığını hissederek midesindekini harmanlayıp dezenfekte ederek yavrularını doyurmaya devam eder. Bir anne kangal 40 günden sonra yavruların karakteristik özelliklerini tamamlar ve onları doğaya katar. Bütün canlıların anneleri kutsaldır. Kangal Anadolu anneleri gibidir. Bütün zorluklar rağmen eşit şartlarda yavrularını besler ve hepsine sahip kar davranır" dedi.
Sivas Belediyesi araç filosuna güç kattı
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 14:48 Sivas Belediyesi araç filosuna güç kattı Sivas Belediyesi, 2025 yılında araç filosuna 207 milyon TL değerinde 51 araç kattı. Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, 51 yeni aracı, belediyenin araç filosuna kattı. Piyasa değeri 207 milyon TL olan kamyon, iş makinesi ve hizmet araçları için tanıtım programı düzenlendi. Tarihi Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Kongre Müzesi bahçesinde düzenlenen programa Belediye Başkanı Adem Uzun’un yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. "Bu araçlarla birlikte hizmet kalitemizi arttıracağız" Tanıtım programında konuşan Başkan Adem Uzun, "2025 yılında şuan itibariyle 51 tane aracı belediyemiz bünyesine kazandırdığımızı ifade etmek istiyorum. Burada şuan sergilediğimiz araç sayısı 36. 15 tane daha aracımız bir ay içerisinde gelecek ve Sivas şehrimizin hizmetine sunmuş olacağız. Çöp araçları, engelli bireyler için minibüs, park bahçelerde kullanılacak olan platform araçlarımız var. Bunları da yakın tarihte getirmiş olacağız. Bu araçlarla birlikte hizmet kalitemizi arttıracağız. Şehrimizin çok önemli sorunları vardı. Bu sorunlar üzerine korkusuzca gidiyoruz. Sivas’ı 4 yılın sonunda örnek bir belediyecilik anlayışıyla tüm Türkiye’de herkesin takdir ettiği bir Şehir Belediyeciliği ortaya koyacağız. Bu almış olduğumuz araçlarımız Sivas şehrimize hayırlı uğurlu olsun. Bunlar Sivas halkının malıdır. 51 aracın toplam maliyeti 207 milyon TL" diye konuştu.
Tarihi dizilerde gördüler, biniciliğe merak saldılar
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:08 Tarihi dizilerde gördüler, biniciliğe merak saldılar Son yıllarda ekranlarda artan tarihi dizilerde ata binen kadın karakterler, kadınlar arasında biniciliğe olan ilgiyi artırdı. Hobi amaçlı at çiftliklerine giderek biniciliğin inceliklerini öğrenen kadınlar, boş zamanlarını değerlendirmeye başladı. Son yıllarda izleyiciyi ekran başına kilitleyen Türk tarih dizilerinde ata binen güçlü kadın karakterler, atlara olan ilgiyi artırdı. Ata binmenin Türk kültüründeki yerini fark eden birçok kadın, biniciliğe yönelerek hem atalarına duyduğu bağlılığı yeniden keşfetmeye başladı hem de hayvanlarla ve kendi iç dünyalarıyla bambaşka bir bağ kurdu. Binicilik, kadınlar için artık yalnızca bir spor değil; cesaret, özgüven ve dirilişin sembolü haline geldi. Sivas’ta at çiftliğinde her geçen gün artan kadın binici sayısı, bu ilgiyi gözler önüne seriyor. Giderek artan bu ilgi, ata sporlarının yeniden canlanmasına ve kadınların bu alanda daha fazla söz sahibi olmasına da katkı sağlıyor. "Yüze yakın kişiye ders verdim, yüzde 60’ı kadındı" Kadınların ata binicilik konusunda daha disiplinli olduğunu söyleyen At Eğitmeni Ekrem Çelik, "Bilindiği üzere atları ehlîleştiren Türk’lerdir. At, Türk’ün kanadıdır. Çiftlikte, özellikle bayan binici sayımız çok yüksek. Kadın binici, eğitmen eşliğinde daha iyi öğreniyor. Erkek binici ise, atı alıp kendi kendine düşe kalka öğrenebiliyor. Ata binmek, kadınların eğitmensiz öğrenebileceği bir spor değil. Bundan dolayı kadınlar eğitim alarak öğrenmeyi tercih ediyor. Yüze yakın kişiye ders verdim, yüzde 60’ı kadındı" "O gün düştüğümde kalkıp yeniden binmeseydim, o korku belki de devam edecekti" Atlarla kurduğu bağın genetik bir kökeni olduğuna inandığını söyleyen Meryem Bahar, "Ata binmek, çocukluğumdan gelen bir hayaldi. Üniversite okuduğum dönemde fırsat bulamamıştım. 29 yaşımda ata binmek nasip oldu. Ata binmenin, genlerimizde var olduğunu düşünüyorum. Atlarla bu yüzden sıkı bağlantı kurduğumuzu düşünüyorum. Çiftliğe geldikten sonra, ata banyo yaptırarak güne başlıyoruz. Tımarlayıp, eyerleyip doğaya çıkartıyoruz. Yaptığımız şeyler, en az ata binmek kadar keyifli oluyor. Atlarla aynı atmosferde bulunmak çok keyif verici bir duygu veriyor. At maceramda unutamadığım hatıralar içinde, düştüğüm anlar aklıma geliyor. Daha sonra korku gelişmesin diye kalkıp yeniden binmiştim. O gün düştüğümde kalkıp yeniden binmeseydim, o korku belki de devam edecekti. Kadınlar ata binmek için hiç çekinmesinler. Ata binmek, aynı zamanda cesaret isteyen bir iştir. Kadınlar, biraz cesaret ve özgüven ile birlikte en yakın at çiftliğine uğrayabilirler. Ata binmeden önce atlarla vakit geçirdikten sonra binmek isteyeceklerdir" "Kadın olarak ata binmek beni çok değerli hissettiriyor" Ata binmenin kendisine güç kattığını söyleyen Eda Yörük, "Ata binmenin kültürümüzdeki yerini biliyordum. Atalarımızın bu kadar üzerine düştüğü şeyi, bende deneyimlemek istedim. Sivas’ta, bir at çiftliğine gittim ve kursa başladım. Ata bindikten sonra bir daha inemedim. 5 yıldır ata biniyorum. Kadın olarak ata binmek beni çok değerli hissettiriyor. Çünkü ata binmek güç isteyen bir spor. Biz kadınlar, ata binerken erkeklere göre dezavantajlı oluyoruz. Biz kadınlarında ata binebildiğimizi ve ata hâkim olabildiğimizi görmek beni çok mutlu ediyor. Ata binmenin kültürümüzdeki değerini bilmek beni gururlandırıyor. Çiftlikte bir günümüz atımızla vakit geçirmekle başlıyor. Çünkü ilişkimiz, sadece ata bindiğimizde başlamıyor. Atı da kendimizi de hazırlamamız gerekiyor. Bakımlarını yaptıktan sonra atı binişe hazırlıyoruz. Ata bindikten sonra tekrar bakımları ile ilgileniyoruz. Çünkü ata binmek tek zamanlı bir iş değil. Bindikten ve indikten sonrası çok teferruatlı bir iş oluyor. Spor olarak güzel bir şey olmasının yanı sıra ata binmek, ruha da iyi geliyor. At biniciliği alanında kadınlarında artık söz sahibi olması güzel hissettiriyor. Kadınların ata binmesinin geç kalınmış bir durum olduğunu düşünüyorum. Bende geç keşfettim. Atı şaha kaldırmakta çok zorlanmadım. Çünkü bindiğim ata eğitimi verilmişti. Bende gerekli eğitimleri aldıktan sonra bir uyum içerisinde hareket edebildik. Attan düşme hatıralarımı unutamıyorum. Her düşüşümde farklı bir cesaretle binmeye devam ettim"
Tarihi dizilerde gördüler, biniciliğe merak saldılar
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:01 Tarihi dizilerde gördüler, biniciliğe merak saldılar Son yıllarda ekranlarda artan tarihi dizilerde ata binen kadın karakterler, kadınlar arasında biniciliğe olan ilgiyi artırdı. Hobi amaçlı at çiftliklerine giderek biniciliğin inceliklerini öğrenen kadınlar, boş zamanlarını değerlendirmeye başladı. Son yıllarda izleyiciyi ekran başına kilitleyen Türk tarih dizilerinde ata binen güçlü kadın karakterler, atlara olan ilgiyi artırdı. Ata binmenin Türk kültüründeki yerini fark eden birçok kadın, biniciliğe yönelerek hem atalarına duyduğu bağlılığı yeniden keşfetmeye başladı hem de hayvanlarla ve kendi iç dünyalarıyla bambaşka bir bağ kurdu. Binicilik, kadınlar için artık yalnızca bir spor değil; cesaret, özgüven ve dirilişin sembolü haline geldi. Sivas’ta at çiftliğinde her geçen gün artan kadın binici sayısı, bu ilgiyi gözler önüne seriyor. Giderek artan bu ilgi, ata sporlarının yeniden canlanmasına ve kadınların bu alanda daha fazla söz sahibi olmasına da katkı sağlıyor. "Yüze yakın kişiye ders verdim, yüzde 60’ı kadındı" Kadınların ata binicilik konusunda daha disiplinli olduğunu söyleyen At Eğitmeni Ekrem Çelik, "Bilindiği üzere atları ehlîleştiren Türk’lerdir. At, Türk’ün kanadıdır. Çiftlikte, özellikle bayan binici sayımız çok yüksek. Kadın binici, eğitmen eşliğinde daha iyi öğreniyor. Erkek binici ise, atı alıp kendi kendine düşe kalka öğrenebiliyor. Ata binmek, kadınların eğitmensiz öğrenebileceği bir spor değil. Bundan dolayı kadınlar eğitim alarak öğrenmeyi tercih ediyor. Yüze yakın kişiye ders verdim, yüzde 60’ı kadındı" "O gün düştüğümde kalkıp yeniden binmeseydim, o korku belki de devam edecekti" Atlarla kurduğu bağın genetik bir kökeni olduğuna inandığını söyleyen Meryem Bahar, "Ata binmek, çocukluğumdan gelen bir hayaldi. Üniversite okuduğum dönemde fırsat bulamamıştım. 29 yaşımda ata binmek nasip oldu. Ata binmenin, genlerimizde var olduğunu düşünüyorum. Atlarla bu yüzden sıkı bağlantı kurduğumuzu düşünüyorum. Çiftliğe geldikten sonra, ata banyo yaptırarak güne başlıyoruz. Tımarlayıp, eyerleyip doğaya çıkartıyoruz. Yaptığımız şeyler, en az ata binmek kadar keyifli oluyor. Atlarla aynı atmosferde bulunmak çok keyif verici bir duygu veriyor. At maceramda unutamadığım hatıralar içinde, düştüğüm anlar aklıma geliyor. Daha sonra korku gelişmesin diye kalkıp yeniden binmiştim. O gün düştüğümde kalkıp yeniden binmeseydim, o korku belki de devam edecekti. Kadınlar ata binmek için hiç çekinmesinler. Ata binmek, aynı zamanda cesaret isteyen bir iştir. Kadınlar, biraz cesaret ve özgüven ile birlikte en yakın at çiftliğine uğrayabilirler. Ata binmeden önce atlarla vakit geçirdikten sonra binmek isteyeceklerdir" "Kadın olarak ata binmek beni çok değerli hissettiriyor" Ata binmenin kendisine güç kattığını söyleyen Eda Yörük, "Ata binmenin kültürümüzdeki yerini biliyordum. Atalarımızın bu kadar üzerine düştüğü şeyi, bende deneyimlemek istedim. Sivas’ta, bir at çiftliğine gittim ve kursa başladım. Ata bindikten sonra bir daha inemedim. 5 yıldır ata biniyorum. Kadın olarak ata binmek beni çok değerli hissettiriyor. Çünkü ata binmek güç isteyen bir spor. Biz kadınlar, ata binerken erkeklere göre dezavantajlı oluyoruz. Biz kadınlarında ata binebildiğimizi ve ata hâkim olabildiğimizi görmek beni çok mutlu ediyor. Ata binmenin kültürümüzdeki değerini bilmek beni gururlandırıyor. Çiftlikte bir günümüz atımızla vakit geçirmekle başlıyor. Çünkü ilişkimiz, sadece ata bindiğimizde başlamıyor. Atı da kendimizi de hazırlamamız gerekiyor. Bakımlarını yaptıktan sonra atı binişe hazırlıyoruz. Ata bindikten sonra tekrar bakımları ile ilgileniyoruz. Çünkü ata binmek tek zamanlı bir iş değil. Bindikten ve indikten sonrası çok teferruatlı bir iş oluyor. Spor olarak güzel bir şey olmasının yanı sıra ata binmek, ruha da iyi geliyor. At biniciliği alanında kadınlarında artık söz sahibi olması güzel hissettiriyor. Kadınların ata binmesinin geç kalınmış bir durum olduğunu düşünüyorum. Bende geç keşfettim. Atı şaha kaldırmakta çok zorlanmadım. Çünkü bindiğim ata eğitimi verilmişti. Bende gerekli eğitimleri aldıktan sonra bir uyum içerisinde hareket edebildik. Attan düşme hatıralarımı unutamıyorum. Her düşüşümde farklı bir cesaretle binmeye devam ettim" (AKD-RM-