Yerel Haberler
Sivas
Sigara dumanı, hava kirliliği ve beslenme şekli astımın seyrini etkiliyor
06 Mayıs 2025 Salı - 17:56 Sigara dumanı, hava kirliliği ve beslenme şekli astımın seyrini etkiliyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalında görevli Prof. Dr. Sefa Levent Özşahin, 6 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin astıma zemin hazırladığını söyleyen Özşahin, "Çevresel faktörler olarak alerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği ve beslenme alışkanlıkları astımın gelişmesinde etkili olmaktadır. Ev tozu akarları, polenler, hayvan tüyleri, küf mantarları ve hamamböceği gibi alerjenlere karşı duyarlılık astımlı hastalarda çok sık görülmektedir. Yaşadığımız ortamlarda rutubet ve küf olması, sigara dumanına maruz kalınması astım gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Astımlı hastalarda havayolları aşırı duyarlı olup uyaranlara (alerjenler, hava kirliliği, vb.) karşı aşırı yanıt vermektedir. Tetikleyici olarak kabul ettiğimiz alerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliği astım semptomlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır" dedi. Astım hastalığının bulgularının öksürük, nefes darlığı, göğüste sertlik ve hışıltı olduğunu dile getiren Özşahin, "Bu şikâyetlerin uzun sürmesi veya tekrarlaması halinde hastada astım düşünülmelidir. Astımda görülen öksürük, inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha fazladır ve uykudan uyandırabilir. Astım hastalığı kronik olup hasta ve hekim iş birliği ile hastalığın kontrolünün sağlanması mümkündür. Tedavinin hedefi astım belirtilerinin azaltılması ve bireyin normal günlük aktivitelerini yapılabilmesidir. Astım krizlerinin olmaması, acil başvurularının olmaması, gece ve gündüz belirtilerinin kaybolması ve hastanın günlük aktivitelerini zorlanmadan yapması astım kontrolünün temel göstergeleridir. Alerjisi olan bir hastanın alerjenlerden korunması, sigara dumanına maruz kalınmasının engellenmesi, grip aşısının her yıl yapılması, aşırı kilolardan kaçınılması ve ilaçların düzenli ve doğru kullanımı önemlidir. Astım tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bölümü solunum yolu ile alınmaktadır. Bu ilaçların doğru teknikle kullanımı hastalığın kontrolü için çok önemlidir. Astım kronik bir hastalık olduğu için bu sorunların aşılması ancak iyi bir hekim ve hasta iş birliği ile sağlanabilir. Hastanın ve ailenin eğitimi ve hekim ile iyi iş birliğinin kurulması astım kontrolünün sağlanmasının en önemli basamağıdır. Bu sayede astım daha kolay bir şekilde kontrol altına alınabilir" ifadelerine yer verdi.
A Milli Erkek Hentbol Takımı, Avusturya maçına odaklandı
06 Mayıs 2025 Salı - 15:27 A Milli Erkek Hentbol Takımı, Avusturya maçına odaklandı A Milli Erkek Hentbol Takımı, 2026 Avrupa Şampiyonası Elemeleri 7. Grup beşinci maçında yarın Sivas’ta Avusturya’yı ağırlayacak. A Milli Erkek Hentbol Takımı’nın, 2026 Erkekler Avrupa Hentbol Şampiyonası Elemeleri 7. Grup’ta yarın saat 19.00’da Taha Akgül Spor Salonu’nda Avusturya ile oynayacağı karşılaşma öncesi basın toplantısı düzenlendi. Kentteki bir otelde yapılan toplantıya Başantrenör Oliver Roy Camino, milli hentbolcu Yunus Özmusul ve Doruk Pehlivan katıldı. Oliver Roy Camino: "Güçlü takımlarla oynadık" Başantrenör Camino, Avrupa’da büyük takımlarla mücadele ettiklerini söyleyerek, "Avrupa’da oynamak bizler için büyük bir mücadele. Onlarla oynayarak her geçen zaman daha iyi bir hale geleceğiz. Finallere kalabilmek için iyi mücadele ettik ancak çok güçlü takımlarla oynadık. Onlarla sürekli oynayarak, mücadele ederek daha iyi seviyelere geleceğiz. Çok zor bir grupta mücadele veriyoruz. Henüz puan alamadık, ancak elimizden gelenin en iyisini yapıp çok iyi oynadık. Sporcularımla geçirdiğim süre içerisinde performanslarından çok memnun kaldım. Aynı zamanda kadromuzda genç sporcuları da barındırıyoruz" dedi. Yunus Özmusul: "Sivas halkının desteğini bekliyoruz" Milli hentbolculardan Yunus Özmusul da yarın zorlu bir maça çıkacaklarını dile getirerek, "Grubumuzun beşinci maçı için Sivas’tayız. Burada Avusturya’ya karşı oynayacağız. Şu an için gruptan çıkma şansımızı kaybettik fakat bizim için oynanacak 120 dakika daha var. 2 önemli maçımız var, Avusturya ve Almanya’ya karşı. Grubumuz zor bir gruptu, bunu kabul etmemiz gerekiyordu. Rakibimiz de önemli rakiplerdi. Diğer taraftan da Türk Milli Takımı olarak çok iyi mücadeleler ortaya koyduk. Bunu puana dökemedik. Ben puanlar hak ettiğimizi düşünüyorum. Bu son 120 dakikaya da bunun için çıkacağız. Bu maçlar bizi geliştirecek maçlar. Oynadığımız hentbol güzel bir hentbol. Artık daha fazla saygı duyuluyoruz. Ülkemiz puan bekliyor bizlerden, bunu biz gösterdik oynadığımız hentbolla. Umarım artık bunu puanlarla süsleyeceğiz. Son 120 dakikada elimizden geleni yapacağız. Evimizde oynayacağımız bu Avusturya maçı içinde tüm Sivas halkının desteğini bekliyoruz. Umarım güzel bir atmosfer olur ve bizde 2 puanı armağan ederiz" ifadelerini kullandı. Doruk Pehlivan: "Geçtiğimiz maçlarda çok iyi oynadık" Milli hentbolculardan Doruk Pehlivan ise, "Kadro olarak çok iyi bir kadro ile beraberiz. Böyle hocalarla çalışma şansını yakaladığımız için hepimiz çok mutluyuz. Adım adım daha iyiye gittiğimizi herkes hissediyordur. Geçtiğimiz maçlarda çok iyi oynadık. Umuyorum artık bir Avrupa veya Dünya şampiyonası yaşayabiliriz" diye konuştu.
6 farklı döneme ev sahipliği yapan Tarihi Sivas Kalesi turizme kazandırılacak
06 Mayıs 2025 Salı - 14:01 6 farklı döneme ev sahipliği yapan Tarihi Sivas Kalesi turizme kazandırılacak Sivas Belediyesi tarafından yapımına başlanan ve uygulanan Tarihi Kale Projesi için alanında uzman isimlerin katılımıyla çalıştay düzenlendi. Kentin tarihi yapısını gözler önüne sermek, ve yeni bir turistik merkez oluşturmak adına çalışma yürütülen Kale Projesi için çalıştay düzenlendi. Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’ndeki Tarihi Kale Çalıştayı’na Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun’un yanı sıra; Geleneksel Anadolu Kültür ve Sanat Atölyeleri Akademi Başkanı Doç. Dr. Işın Fırat, bilim insanları, akademisyenler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Toplantıda söz alan Geleneksel Anadolu Kültür ve Sanat Atölyeleri Akademi Başkanı Doç. Dr. Işın Fırat; "Bir Türk vatandaşı olarak böylesine bir yerleşkeyi hayata geçiren ve emek veren herkese şapka çıkarıyor, tebrik ediyorum. Bu yerleşkenin içinde acaba Selçuklu’yu ifade eden bir müze olabilir mi anlayışıyla sizlerle beraberim. Müzeler varlıklarını ziyaretçilerin oranıyla ve sayısıyla sağlarlar. Bu kapsamda da yaşayan ve yaşatan müzeler olmalıdır ki Türkiye’de yapılan Türk Kültür Şurası’nda da buna karar verilmiştir. Birçok müzemizde yaşayan canlandırmalar yapılmıştır. Hedefimizde de bizim şu vardı, müze ya da bu koleksiyonu seyreden kişinin çıkarken bilgili olarak uktelerle, kısadan hisselerle, nice öğretilen çıkmalıdır. Çünkü aynı zamanda müzeler bir öğretmendir." ifadelerini kullandı. "Hititlere kadar uzanan bir yerleşke" Kale projesinin Sivas’ın 36 yıllık bir projesi olduğunu ifade eden Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, "36 yıl bir insan ömrü neredeyse yarısını denk gelen bir süre ve bu süre içerisinde Temel beyden başlayıp bana gelene kadar birçok Belediye Başkanımızın da büyük emekleri var. İstiyoruz ki bu dönem artık Sivas Kale projesinde biz çok ciddi anlamda bir yol kat edelim ve inşallah bu projeyi şehrimize kazandıralım. Alana bakacak olursak Hititlere kadar uzanan bir yerleşke, bunun dışında Roma, Bizans dönemi, Selçuklu dönemi, akabinde Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemine uzanan bir geçmişi var. Anadolu’nun kavşak noktasında yer alan Sivas, Ortadoğu’da da mihenk taşı olma özelliği taşıyor. Yapılan arkeolojik kazılarda bronz sikkelerden tutun bronz bir haça kadar kaleden çıkan bazı eserleri görmekteyiz. Daha sonra Selçuklu döneminde önemli bir yerleşim yeri olduğunu görmekteyiz. Matrakçı Nasuh, Sivas Kalesi’ni zarif bir minyatürle tasvir ediyor, şehrin surlarla çevrili olduğunu görmekteyiz. İki tane iç kale göze çarpmakta, Sivas 5 kapılı devasa bir kale içerisinde yer almakta. Kale içinde ana kale ve iç kale olarak da iki ayrı bölümden oluştuğunda görmekteyiz. Turgut Cansever’in de ifadesiyle aslında Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait yapıların canlandırıldığı, özellikle de Osmanlı mimarisi ön plana çıkarıldığı bir proje olacak." dedi. Peyzaj ihalesi için çalışmaların devam ettiğini dile getiren Uzun, "Bu seneki hedefimiz 25 tane ihalesi yapılan binayı tamamlamak istiyoruz. 2026 yılında da peyzaj ihalesini tamamlamak istiyoruz. Burada yılsonu itibariyle inşallah 51 tane bina ortaya çıkmış oluyor. Bu 51 yapıyı biz ne olarak işletmemiz gerekiyor, bu çalıştayda bunu kararlaştıracağız. Sivas halkının da ortak kanısı şu, burası tarihi bir turizm mekânı. Buranın kesinlikle sürdürülebilir bir yapıda olması gerekiyor. Dolayısıyla buranın ticaretle, turizmle ve kültürle ön plana çıkan bir mekân olması gerektiği ifade ediliyor. Bu alanı peyzaj sonrasında hızlı bir şekilde donatımını yaparak şehrimize kazandırmak istiyoruz. Temel hedefimiz 2028 yılı. Terzioğlu Konağı’nın olduğu bölgeden başlayıp devamında Kerim Çavuş Cami’nin olduğu bölgeye kadar bir arkeo park alanı var. O park alanının arasındaki bölgede otoparkından tutun, oradaki konaklara kadar çalışmaları bitirmek istiyoruz. Bilim insanları, akademisyenler, basın mensupları, sivil toplum kuruluşu ve kurum temsilcilere kadar toplumun her kesiminden birçok isim davet ettik. Burada sizlerin fikirlerinizi istiyoruz. İnşallah şehrimizin ticaretine, turizmine, kültürüne, tarihine katkı sunacak önemli bir mekânın kazandırılması konusunda bu çalışmanın çok etkili olacağını düşünüyorum." şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından çalıştay tematik oturum ile devam etti. Çalıştay sonrası alanda incelemelerde bulunan katılımcılar, Kale projesi hakkında detaylı bilgi alarak projede emeği geçen Başkan Uzun ve ekibine teşekkür ettiler.
Kendisi kadar yanlış uygulamalar da öldürüyor
06 Mayıs 2025 Salı - 12:28 Kendisi kadar yanlış uygulamalar da öldürüyor Kene vakalarında yanlış uygulamaların ölümcül sonuçlar doğurabileceğini belirten Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Çetin, vücuda yapışan kenenin uzman bir kişi tarafından çıkarılması gerektiğini vurguladı. Türkiye genelinde hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte kene popülasyonu da hızla yükselişe geçti. Özellikle Sivas, Tokat, Amasya, Erzincan, Gümüşhane, Giresun ve Yozgat gibi illerde yoğunlaşan kene vakaları, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı riskini de beraberinde getiriyor. Nisan ve Mayıs aylarıyla birlikte kene vakalarında artış başlamasıyla birlikte ciddi ve ölümcül hastalıklara yol açabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Çetin, kene vakalarının görülmeye başlandığını belirterek, "Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla beraber büyük ve küçükbaş hayvan hareketliliği başlamaktadır. Özellikle Orta Anadolu bölgesinden ve Doğu Anadolu bölgesinden, Batı illerimize doğru kurbanlık hayvanların hareketliliği söz konusu. Bu süreçte, hayvanların üzerindeki keneler hayvanlarla beraber başka illere taşınabilir. Bu noktada il tarım müdürlüklerine önemli görevler düşmektedir. Hayvanlar, üzerinde kene olmadan veyahut keneleri giderilmiş ve ilaçlanmış olarak sevkiyatı yapılırsa kenenin Doğu ve Orta Anadolu illerinden batı illerine doğru hareketliliğinin azalacağını düşünüyorum" dedi. "Vakalar görülmeye başladı" İlhan Çetin, bu aylarda kene popülasyonunda ciddi bir artış görüldüğünü belirterek, "Kene popülasyonu Sivas, Yozgat, Tokat, Amasya, Erzincan, Gümüşhane ve Giresun gibi illerde yoğunlukta olmak üzere, ülkemizin hemen hemen tamamında ortaya çıkar. Özellikle Nisan-Mayıs ayları ile birlikte kene popülasyonunda ciddi bir artış görülmektedir. Havaların ısınmasıyla birlikte kenelerin yumurtadan çıkıp tabiattaki yerini almasıyla, bol miktarda kenenin ortaya çıktığını biliyoruz. İnsanların, havaların ısınması ile tabiata çıkmasından dolayı kene ısırma vakalarını görmeye başlıyoruz. Hem ilimizde hem de çevre illerde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı vakaları görülmeye başlamıştır. Bu dönemde alınacak bir takım önlemler ve tedbirler kene sayısını azaltmak açısından önem arz etmektedir. Keneyle yapılan mücadele, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığıyla da mücadelenin yolunu aşmak demektir. Risk grupları içerisinde de yer alan hayvancılıkla uğraşan kişilerin hayvanların üzerlerinde kene görmeye başladıkları andan itibaren keneyle mücadeleye başlamaları gerekmektedir. Bu konuda çok sayıda etkili ilaç bulunuyor" dedi. "Tahliller ile tespit edebiliyoruz" Hayvancılıkla uğraşan insanların hayvanların üzerindeki kenelerin elle çıkarılmaması gerektiğini söyleyen Çetin, "Her yıl bu aylarda bilim insanları ve sağlık çalışanları olarak vatandaşlarımızı kene konusunda uyarmaktayız. Kenenin yoğun olduğu illerde aktivite yaparken dikkat etmemizde fayda var. Özellikle piknik gibi bir etkinlik yapacaksak, piknikte kullandığımız örtülerin beyaz veya açık renkli olmasına özen göstermeliyiz. Hayvancılıkla uğraşan insanların hayvanlarıyla uğraşırken hayvanların üzerindeki kenelerin elle çıkarılması, el ile kene kırma işleminin yapılmaması çok önemlidir. Bu tür işlemleri yapan kişilerin kenelerden ve hayvanlardan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığını aldıklarını, ciddi manada hastalandıkları hatta hayatlarını kaybettiklerinde görülmektedir. Eğer herhangi bir şekilde vücudumuzun herhangi bir bölgesine kene yapışmış ve ısırmış ise kendimiz değil, bu konuda yetkin bir sağlık personelin tarafından çıkarılması gerekmektedir. Kene yapışmış ve çıkarılmış olsa dahi, 3-5 gün sonra kan tahlilleri yaparak ısırma olayından dolayı vücuda herhangi bir etkisinin olup olmadığını kan tahlilleri ile tespit edebiliyoruz" diye konuştu. "Ciddi sıkıntılara sokabilir" Tabiatta açık renkli kıyafetler giyilmesini öneren Çetin, "Tabiatta etkinlik yaparken açık renkli giysiler giyilmesini öneriyoruz. Böylelikle üzerimize herhangi bir şekilde kene gelmiş ise rahat bir şekilde görülebilir. İnsanlar üzerine yapışmış, ısırmış olan keneleri kendileri çıkartmaya çalışıyor. Üzerine sigara basmak ve kolonya dökmek gibi keneyi rahatsız ederek çıkartma yöntemleri uyguluyorlar. Bu tür yöntemler uygulandığında keneler kusmak suretiyle vücutlarındaki virüsü daha yoğun bir şekilde insan vücuduna vermektedir. Bu insanların hasta olma ihtimalleri yükselmekle birlikte ölme oranlarının da çok daha yüksek olduğunu bilmekteyiz. Mutlaka bir sağlık personeli tarafından kene tedavisinin yapılmasında fayda vardır. Yanlış uygulamalar insanları ciddi sıkıntılara sokabilir ve hayatlarını kaybetmelerine sebebiyet verebilir" şeklinde konuştu.