Yerel Haberler
Sivas
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:49 Onlarcası arasından kendi annelerini koklayarak buldular Anneler gününde Sivas’ta bulunan Ulaş Tarım İşletmesi Müdürlüğü (TİGEM), insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da annenin önem ve kıymetini gözler önüne seren renkli görüntülere sahne oldu. Ulaş ilçesindeki Ulaş Tarım İşletmesi Müdürlüğü (TİGEM) ağıllarında baharla doğan kuzular, belirli büyüklüğe ulaştı. Yavru kuzular her gün anneleri ile bir araya gelip annelerinden süt emerek yine ağıllarına dönüyor. Onlarca kuzu, koyun sürüsü içerisinde kendi annesini kokusundan tanıyarak buluyor. İnsanlarda olduğunu gibi hayvanlarda da anne ile çocuk arasındaki bağı gözler önüne seren bu doğa olayı Anneler gününde de yinelendi. Kuzuların bulunduğu ağılın kapısının açılmasında onlarca kuzu dışarıda otlamakta olan koyun sürüsünün arasına daldı. Yavru kuzular koyunların arasında koklayarak kendi annelerini buldu ve sütlerini içtiler. Bu anlar havadan da görüntülendi. 71 bin dekar alanda tarımsal faaliyet yapılıyor İşletme hakkında bilgiler veren Ulaş TİGEM İşletmesi Hayvancılık Şubesi Şube Şefi Ziraat Mühendisi İbrahim Vefa Durdu, toplam 71 bin dekar tarım arazisinin 45 bin dekarı tarla faaliyetleri için diğer kısmının ise kültür dışı ve mera alanı olarak kullanıldığını belirterek, "İşletmemiz Sivas ilinin güneydoğusunda Sivas-Malatya karayolu üzerinde 1944 yılında kurulmuş ve 1984 yılından itibaren Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı olarak Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü bünyesinde tarımsal üretim faaliyetlerini sürdürmektedir. Yaklaşık 71 bin dekar arazi varlığı olan işletmede bu alanın 45 dekarı ekilebilir arazi olup kalan arazi mera ve kültür dışı arazilerdir. İşletmede sertifikalı tohum üretimi amacıyla; tritikale, yonca, fiğ, korunga ile hayvancılığın ihtiyacı olan kaba yem üretimleri yapılmaktadır. Ülkemiz gen kaynaklarının korunması ve yaşatılması adına işletmede Kangal Çoban Köpeği yetiştiriciliği yapılmaktadır. İşletmede Kangal Akkaraman ırkı ile koyunculuk faaliyeti sürdürülmektedir. Kangal Koyunu, Akkaraman ırkının lokal bir tipidir. Akkaraman Koyun Irkının cüsse, ağırlık ve yükseklik olarak en büyük olan tipidir. Bu tip özellikle etçi özellik gösterip kuzularda memnun edici canlı ağırlık artışlarını sağlamaktadır" dedi. 20 bin küçük baş bulunuyor Durdu, işletmelerinde 20 bin küçük baş hayvan yetiştirildiğini ifade ederek, "İşletmemizde 8 bin ana başlık bir üretim faaliyeti olmakla birlikte günümüz itibari ile hayvan sayısı toplamda 20 bin baş civarındadır. Kangal Akkaraman Koyunu özellikle bölge halkı tarafından sevilen ve yetiştiriciliği benimsenen bir ırk olup yörenin iklim, Mera ve arazi şartlarına optimum uyum sağlamış, soğuk iklimlere dayanıklı bir koyun ırkıdır" şeklinde konuştu.
Peygamber Efendimiz’in Sakal-ı Şerifi Sivas’ta her gün ziyarete açık
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:09 Peygamber Efendimiz’in Sakal-ı Şerifi Sivas’ta her gün ziyarete açık Sivas’ta yer alan tarihi Paşa Camii’nde, başka illerde sadece özel günlerde ziyarete açılan Peygamber Efendimizin Sakal-ı Şerifi her gün sabah namazından yatsı namazına kadar halkın ziyaretine açık tutuluyor. Türkiye’de genelde bulunduğu camilerde sadece kandil günleri ve bayram günleri gibi özel günlerde ziyarete açılan Peygamber Efendimizin Sakal-ı Şerifi, Sivas’ta bulunan tarihi Paşa Camii’nde her gün sabah namazından akşam namazına kadar ziyarete açık tutuluyor. 603 yıllık tarihi ile adından sıkça bahsettiren Sivas Paşa Camii, pandemi döneminde restorasyona alındı. Restorasyon zamanında cami içerisine, daha önceden sadece kandillerde ve bayramlarda minber üzerinde ziyarete açılan Peygamber Efendimizin Sakal-ı Şerifi için de bir bölme tasarlandı. Özel cam ve ışıklandırma sistemi ile tasarlanan bölme, cemaate Peygamber Efendimizin Sakal-ı Şerif’ini her gün görme fırsatı sunuyor. "Hiç ummadığımız kişiler gelip Sakal-ı Şerif’i ziyaret ediyorlar" Kente ziyarete gelen ve Paşa Caminde Sakal-ı Şerifin ziyarete açık olduğunu görenlerin dua edip namaz kıldıklarını belirten Cami İmamı Abdullah Koç, "Camimiz 1980 yılında açılmış olmasına rağmen, asıl yapılış tarihi ile birlikte camimiz bu sene 603. yılına girdi. Sakal-ı Şerif de belgeleriyle birlikte Vakıflar tarafından camimize teslim edilmiştir. Daha önce minberin üzerinde sadece kandil gecelerinde ziyarete açıyorduk. Pandemi döneminde camimiz restorasyona girdi, burada da böyle bir alan yaptırınca Sakal-ı Şerif’i de buraya alıp her gün sabah namazından yatsı namazına kadar ziyarete açık tutuyoruz. Halkımız buraya gelip ziyaret edip gidiyor. İnsanlar illaki mübarek gün ve geceleri beklemiyorlar, Sakal-ı Şerif’in hasretini çekmiyorlar. Hiç ummadığımız kişiler buraya gelip Sakal-ı Şerif’i ziyaret ediyor, iki rekât namaz kılıp gidiyorlar. Bu da ibadet etmeye bir vesile oluyor. Sabah namazından yatsı namazına kadar ziyarete açık tutuyoruz. Bazen, ‘Bu kadar da ziyarete açık tutmasanız mı?’ şeklinde söylemlerle de karşılaşıyoruz. Şehir dışından gelip camileri ve tarihi yerleri gezenler, Sakal-ı Şerif’in her gün ziyarete açık olduğunu öğrenince mutlu oluyorlar" diye konuştu. "Dua ederken kendimde tarifsiz bir huzur hissettim" Sakal-ı Şerifi ziyaret etmek için Paşa Camii’ne giden Aydın Sarıtaş, "Bugün Sakal-ı Şerif’i ziyaret ettik, dua ettik. Sakal-ı Şerif, Sivas’ta Paşa Camii’nde her gün ziyarete açık. Herkesin gelip ziyaret etmesini isterim. Dua ederken kendimde tarifsiz bir huzur hissettim, şu anda buradan da huzurlu bir şekilde ayrılıyorum. Sakal-ı Şerif, diğer illerimizde her gün ziyarete açık değil, ancak Sivas’ımızda her gün ziyarete açık olmasından dolayı çok memnunum" şeklinde konuştu. "Paşa Camii’nde her zaman ziyarete açık" Sakal-ı Şerifin Paşa Caminde her zaman ziyaret edilebileceği belirten esnaf Fatih Altun, "Sakal-ı Şerif’i ve Peygamber Efendimiz’in bütün hatıralarını biz Türkler için çok önemlidir. Türklerden başka, İslam âleminde Peygamber Efendimiz’in hatıralarına bu denli önem veren başka bir millet yoktur. Elhamdülillah, bizler de Sakal-ı Şerif’e, Hırka-i Şerif’e ve sahabelerin emanetlerine, başta İstanbul olmak üzere birçok ilimizde sahip çıkıyoruz. Sakal-ı Şerif, belirli illerde kandil günleri gibi özel günlerde ziyarete sunuluyordu. Sivas’ta Paşa Camii’nde ise her gün ziyaret edilebiliyor. Bu bizim için çok güzel bir şey. Allah, bütün müslümanlara bundan istifade etmeyi nasip etsin" dedi.
Cep telefonu bağımlılığı hafızada zayıflamaya neden oluyor
02 Mayıs 2025 Cuma - 12:26 Cep telefonu bağımlılığı hafızada zayıflamaya neden oluyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Fikriye Çelik’in ‘Dijital Amnezi’ konusu araştırması hakkında açıklamada bulunan Fakülte Dekanı Prof. Dr. Mustafa Gülmez, insanların cep telefonsuz sokağa dahi çıkmak istemediklerini belirterek, bunun sonucunda hafızada zayıflama olabileceğini vurguladı. Teknolojinin hayatımızdaki yeri her geçen gün artarken, dijitalleşmenin insan belleği üzerindeki etkileri de giderek daha çok tartışılmaya başlandı. Günümüzde insanlar, ihtiyaç duyulan bilgilere saniyeler içinde ulaşabiliyor. Eskiden kolaylıkla akla gelen telefon numaraları, adresler, önemli tarih ve bilgiler artık birkaç tuşla erişilebilen teknolojik cihazlara emanet ediliyor. Bu durum beynin bu bilgileri uzun süreli hafızaya kaydetme ihtiyacını azaltabiliyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Doç. Dr.Fikriye Çelik tarafından yürütülen ‘Dijital Amnezi’ isimli çalışma, dijital cihazların aşırı kullanımının insan belleği üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ortaya koydu. Çelik’in bu araştırması, cep telefonlarının insanların bir uzvu haline geldiğini ve özellikle gençlerin bu cihazlardan ayrı kalmakta zorlandığını ortaya koydu. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Gülmez ise sonuçların ilginç olduğunu söyleyerek, beynin gelişmesine katkı sağlayacak uygulamalar yapılması gerektiğini ifade etti. "Cep telefonları birer organ haline geldi" Mustafa Gülmez, çağın en büyük problemlerinden birisi olduğun söyleyerek, "Amnezi kelimesi, unutkanlık veya geçici olarak hafıza kaybı da demek mümkündür. Dijital amnezi kavramına baktığımızda ise dijitalleşen dünyamızda fazlasıyla kullandığımız elektronik cihazların, cep telefonları, tabletler ve bilgisayarların insanlar tarafından sürekli kullanılmasından kaynaklı, onlara daha çok güvendikleri için hafızalarını çok fazla zorlamıyorlar. Bu durum, yakın geçmişte ve uzak geçmişteki birtakım bilgilerin kaybolmasına neden oluyor. Çağımızın en temel hastalıklarından veya sağlık problemlerinden birisidir diyebiliriz. Yapılan çalışmalar ve araştırmalar da bunu destekliyor. Fakültemizde de bu konuya ilişkin yapılan çalışmalar var. Bu çalışma ise fakültenin son örneğidir. Cep telefonları artık insanların birer organı hâline geldi. Özellikle gençlerimiz cep telefonlarından ayrı kalamıyorlar. Cep telefonları olmadan sokağa, caddeye ve okula gitmek istemiyorlar. Bu durum, zaman içerisinde hafızamızda zayıflamalara neden olabiliyor" dedi. "Hastalıklara neden olabilir" İnsanların bildiği adresleri bile navigasyona sorduğunu söyleyen Gülmez, "Fakültemizde yapılan çalışmada alınan sonuçlardan bir tanesi oldukça ilginç. İnsanlar bildiği adresi dahi navigasyon uygulamalarına sorarak gidiyorlar. Bu durum insan hafızasının zayıflamasına ve ileriki dönemlerde alzheimer gibi hastalıklara yakalanmasına neden olabilir. Öğrenciler arasında yapılan araştırmalar neticesinde her 4 öğrenciden bir tanesi anne, babasının veya akrabalarından birkaç kişinin cep telefonu numarasını ezbere biliyor. Bu araştırma hafıza zayıflamasına, bellek kaybına yani amneziye neden oluyor. Nasıl ki elimiz, kolumuz gibi bir organımızı kullanmadığımızda pasif hâle geliyorsa hafızamız da zamanla unutmaya ve körelmeye neden olacaktır. Bunun önüne geçebilmek için alışkanlıklarımızın dışına çıkmamız gerek. Cep telefonlarına, navigasyon uygulamalarına güvenmeden gideceğimiz adresi kendimiz bulmamız gerek. Beynimizin gelişmesine katkı sağlamak amacıyla evimize hep aynı yoldan değil de farklı yollardan gitmeye çalışalım. Evimizin kapısını sürekli aynı elimizle değil de bu sefer de diğer elimizle açmayı deneyelim. Beyin, böylesine farklı ani hareketler ile sürekli aktif hâle gelecektir" diye konuştu.
Bu okuldan mezun olan öğrenciler aranan personel oluyor
02 Mayıs 2025 Cuma - 11:33 Bu okuldan mezun olan öğrenciler aranan personel oluyor İş piyasasında nitelikli personel açığını kapatmak için çalışmalar yürüten Teknokent Koleji, birçok farklı alanda öğrenci yetiştiriyor. Öğrencilere Akademik bilgilerin yanı sıra pratikte de eğitim veren kolej, mezun olan öğrencilerine farklı iş imkanları sağlıyor. Sivas’ta faaliyet gösteren Teknokent Koleji, öğrencilerini geleceğe hazırlıyor. Endüstri 4.0 temelli eğitim ile fen, matematik, teknoloji, bilgisayar bilimleriyle iktisadi ve idari bilimler ve mühendislikle ilgili temel bilgilerin de yer aldığı okulda nitelikli personel ihtiyacının karşılanması hedefleniyor. ‘Meslek Lisesi Memleket Meselesi’ anlayışıyla hem teorik hem de pratik eğitim alan öğrenciler, güçlü bir şekilde iş hayatına hazırlanıyor. Üniversiteye hazırlık eğitimi, yurt dışında eğitim ve çalışma imkânı, kendi işini kurma imkânı sağlayan Teknokent Koleji’nde 760 öğrenci öğrenim görüyor. "Önlerini açıyoruz" Koleje ilişkin bilgiler veren Uzman Eğitimci Onur Feridun Bozyiğit, "Teknokent Kolejimiz elektrik elektronik ve yazılım alanlarında yoğun bir çalışma gösteren teknik lisemiz. ‘Meslek Lisesi Memleket Meselesi’ anlayışıyla ilerliyoruz. Burada 760 öğrenci ve 60 personelimizle hizmet vermekteyiz. Burada 8 atölyemizde var öğrencilerimizi elektrik ve elektronik alanında her türlü bilgiyi ve donanıma sahip bir şekilde mezun ediyoruz. Öğrencilerimiz buradan mezun oldukları zaman 4 farklı alanda mesleki faaliyet gösterebilirler. Mezun oldukları zaman kendi işlerini kurabilirler. Bu konuda biz ilgili kurumlar ile yapmış olduğumuz işbirlikleri kapsamında mezun olan öğrencilerimizi yönlendiriyoruz ve iş kurma yolunda önlerini açıyoruz. Diğer bir yardımcı olduğunuz konu ise buradaki fabrikalar ve iş yerleri ile yaptığımız anlaşmalar gereğince öğrencilerimize iş imkânı sağlıyoruz. Sivas’ta bu konuda Organize Sanayilerimizle ve diğer esnaflarımızla yapmış olduğumuz protokoller ve anlaşmalar sayesinde bizim öğrencilerimiz okullarını bitirdikleri an iş bulma imkânına sahip oluyorlar. Bir diğer imkânımız ise Almanya’da yurt dışında son yıl B2 Almanca seviyesine ulaşarak yurt dışı eğitimi alarak orada hayatlarını devam ettirebilecekleri üçüncü bir formülümüz var. Son formülümüz ise ben üniversite okumak istiyorum diyen öğrencilerimiz için. Ben elektrik mühendisi olmak isteyen, elektrik elektronik alanında ilerlemek isteyen öğrencilerimiz ek puanlarımızla akademik çalışmalar yaparak öğrencilerimiz hazırlıyoruz" dedi. "Öğrencilere bütün imkânlar sağlanıyor" Okul içerisinde daha birçok imkanın sağlandığını ifade eden Bozyiğit, "Biz öğrencilerimize tornavida dan tutun priz değişmeye kadar öğrenebilecekleri bütün elektrik elektronik alanlarındaki görevleri öğretiyoruz. Elektrik elektronik çok geniş bir alanı kapsıyor. Bizler sadece elektrik alanı olarak düşünmeyelim. Biz atölyelerimiz de öğrencilerimizi yapay zekâ alanı gibi birçok alanda öğrencilerimizi yetiştiriyoruz. Bunların dışında haftada yoğun bir bilgisayar yazılım dersimiz var. Yazılım dersimizde de öğrencilerimize yazılım ve bilgisayar alanında haftada 10 ders saatinde öğretiyoruz. Bunun yanı sıra son sınıfta da staj imkânları ile birlikte saha çalışmalarını da geliştiriyorlar. Bu konuda çok geniş bir kadromuz var yedi tane elektrik ve elektronik mühendisimiz ve öğretmenimiz iki tane yazılım öğretmenimiz ve bu ekibin başında ise yine meslekten gelme bir tane de müdür yardımcımız var" dedi. "Bizi iş hayatına hazırlıyorlar" Teknokent Koleji öğrencisi Elektrik ve Elektronik bölümü 11.Sınıf öğrencisi Bekir Kaan Ges, "Burada meslek eğitimi alıyoruz. Bizi iş hayatına hazırlıyorlar. Başka okullardaki arkadaşlarımıza göre daha etkili CV’lerimiz oluyor çeşitli diploma avantajlarımız var. Farklı yerlerde staj imkânımız var, buradan mezun olduğumuzda iş yeri açma belgemiz oluyor" şeklinde konuştu.