Yerel Haberler
Sivas
12 Nisan 2026 Pazar - 16:48 Türkiye’nin en büyük 50 şirketinden birisiydi, işçiler ayağa kaldırılmasını istedi Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük 50 şirketinden birisi olan Sivas Demir Çelik Fabrikası’nın (SİDEMİR), Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devri kararı sonrası, haklarını alamayan işçiler ayağa kaldırılmasını istedi. İşçiler, alamadıkları haklarının yanında yeniden ülke ekonomisine kazandırılması için dev işletmenin ayağa kaldırılmasını istedi. Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük 50 sanayi kuruluşu arasında yer alan SİDEMİR, 1998 yılında özelleştirilmiş iş adamı Erol Evcil tarafından satın alınmıştı. Yıllık 720.000 ton çelik üretim kapasitesiyle inşaat demiri ve tel çubuk kaliteleri için 100 mm ila 160 mm kare kütükler üretmekteydi. İç piyasa başta olmak üzere, Avrupa, Orta ve Uzak Doğu, Afrika, Amerika’ya ihracat yapan işletme yaklaşık 4 yıldır üretime ara vermek zorunda kaldı. İşçi çıkartan ve çalışan işçilerinin maaşlarını ödeyemeyin işletme biriken işçi ve devlet alacaklarından dolayı mahkemelik oldu. İşletmeyle ilgili devam eden birçok dava bulunurken Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi aldığı kararla SİDEMİR’in TMSF’ye devredilmesi kararı aldı. Mahkeme kararının ardından fabrikanın yeniden aktif edilmemesi üzerine fabrika çalışanları bir basın açıklaması düzenledi. Sivas Kent Meydanı’nda toplanan fabrika işçileri, yıllardır alamadıkları haklarının yanında, ülke ekonomisi adına fabrikanın yeniden ayağa kaldırılması için çağrıda bulundular. "İşçinin geleceği belirsizliğe itildi" İşçiler adına konuşan işçilerinden Hakan Evren, silinen SGK primleri ile işçinin geleceğinin belirsizliğe itildiğini ifade ederek, "Bugün burada sadece bir fabrikanın değil, bir şehrin emeğinin, alın terinin ve hakkının konuşulması için toplandık. Söz konusu olan yer; yıllarca üretmiş, istihdamı sağlamış, Sivas’ın ekonomisine can vermiş olan Sivas Demir Çelik Fabrikasıdır. Ancak ne yazık ki bu fabrika, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu yani TMSF tarafından devralındıktan sonra beklenen şekilde işletilmemiş, üretim sürekliliği sağlanamamış ve en önemlisi çalışanların hakları ciddi şekilde zedelenmiştir. Burada altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum. İşçilerimizin Sosyal Güvenlik Kurumu yan! SGK primleri silinmiştir. Bu sadece bir ‘kayıt silme’ meselesi değildir. Bu; emeklilik hakkının gaspıdır, sağlık güvencesinin yok sayılmasıdır, geleceğin belirsizliğe itilmesidir. Ve en önemlisi, anayasal bir hakkın elinden alınmasıdır. Çünkü SGK primi demek sadece maaştan kesilen bir rakam değildir. O, işçinin geleceğidir. O, çocuğunun hastaneye gittiğinde güvende olmasıdır. O, yıllarca çalıştıktan sonra insan gibi yaşama hakkıdır" dedi. "SİDEMİR yeniden ayağa kalkmalıdır" Evren, SİDEMİR’in ülke ekonomisi için yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini vurgulayarak, "Bugün geldiğimiz noktada çok net bir gerçek vardır: Sivas Demir Çelik Fabrikası şu an çalışır durumdadır. Makinalar ayaktadır. Altyapı hazırdır. İş gücü vardır. Yani bu fabrika hiçbir ciddi engel olmadan yeniden üretime geçirilebilir. Bu sadece ekonomik bir mesele değildir. Bu, Sivas’in yeniden ayağa kalkması meselesidir. Bu, gençlerin iş bulması meselesidir. Bu, göçün durması meselesidir. Buradan açık çağrımızdır: sayın Sivas milletvekilleri, sayın valimiz, sayın belediye başkanımız ve tüm yetkili devlet büyüklerimiz. Bu meseleye sessiz kalmayın. Bu fabrika yeniden çalıştırılmalıdır. İşçilerin tüm hakları iade edilmelidir. SGK primleri yeniden tanınmalı, mağduriyetler giderilmelidir. Bu bir lütuf değil, bir zorunluluktur Bu bir yardım değil, bir hakkın teslimidir. Unutmayalım: bir şehir, fabrikasıyla büyür. Bir ülke, işçisinin hakkını koruyarak güçlenir. Bizler hakkımızı istiyoruz. Adalet istiyoruz. Üretim istiyoruz ve diyoruz ki: Sivas Demir Çelik yeniden ayağa kalkmalıdır" şeklinde konuştu. İşçiler basın açıklamasının ardından slogan atıp dağıldı.
Uçurumun kıyısındaki türbede Ramazan yoğunluğu yaşanıyor
27 Şubat 2026 Cuma - 15:18 Uçurumun kıyısındaki türbede Ramazan yoğunluğu yaşanıyor Sivas’ta uçurumun kıyısında bulunan Yukarı Tekke Camisi ve Abdulvahabi Gazi Hazretlerinin türbesinde Ramazan yoğunluğu yaşanıyor. Ramazan ayının huzur ve bereketini birlikte yaşamak isteyenler hem Cuma namazını eda etmek, Abdulvahabi Gazi Hazretleri’nin türbesini ve şehzadelerin kabirlerini ziyaret ederek dua etmek için uçurumun kıyısındaki camiye akın ettiler. Namaz saatinde cami tamamen doldu. Sandukaların başında ise yoğunluk yaşandı. "Her cuma buraya gelmeye çalışıyorum" Türbede dua eden Arif Hikmet Koçtürk, "Sivas için büyük ve mübarek bir zattır. Herkesin Allah dualarını kabul etsin. Elimden geldikçe her cuma buraya gelip dua etmeye çalışıyorum. Allah’ım bu günümüzü aratmasın. Bugün geldik ve cuma namazını kıldık, duamızı ettik. Bu mutluluğun yeri doldurulamaz, ruhumu rahatlattı. Sabah namazında evimden çıkınca bu mübarek cami gözüküyor, elimi açıp dua ediyorum. Burada yatan bütün Müslümanlara rahmet olsun. Cuma Müslüman’ın bayramıdır" dedi. Ramazan ayında evliya ziyaretlerinin önemli olduğunu belirten Kadriye Sarıkaya, "Abdulvahabi Gazi Sivas’ın büyük koruyucularından, Allah dostlarındandır. Özellikle Ramazan aylarında evliya ziyaretleri çok kutsaldır. Biz her cuma buraya gelip bu mübareğin nuruyla nurlanıp ve bereketiyle bereketlenip dualarımızı yanında etmeyi seviyoruz. Sivasın manevi koruyucularından Abdulvahabi Gazi Hazretleri’nin Allah tarafından verilen bir maneviyatı, bir bereketi vardır. Bir Sivaslı olarak burayı çok seviyoruz. Abdulvahabi Gazi Hazretleri Peygamber Efendimizin sahabelerindendir ve o zamanki savaşlara katılmıştır. Yüzyıllar sonra buradaki mübarek kabri çamurun altında yüz sene kalmış, Müslüman yaşlı bir adamın rüyasına girip yerini belli etmiş ve bulunmuştur. Bulunduğunda ise yeni şehit edilmiş gibi alnındaki kan izinin taze olduğu söylenir. Daha sonra yeniden mübarek bir zatın rüyasına girerek burayı işaret ettiği, buraya defnedilmesini ve buraya bir cami yapılmasını istediği aktarılır. Sonrasında buraya defnedilmiş ve kayanın dibine cami yapılmıştır. Yüce Rabbim buraları koruyor, kıyamete kadar da buraya hiçbir şey olmaz" diye konuştu. Abdulvahap Gazi kimdir Abdulvahap Gazi, Emeviler döneminde yaşamış ve İslam kuvvetleriyle Anadolu seferine katılmış ünlü bir ordu komutanıdır. Taberi ve İbnü’l Kesir, Abdulvahap Gazi’nin 731 yılında şehit düştüğünü belirtir. Abdulvahap Gazi, Battal Gazi’nin ve Ahmet Turan Gazi’nin silah arkadaşıdır. Abdulvahap Gazi’nin Sivas’tan başka İznik, Elazığ ve Bayburt’ta da türbe ve makamları bulunmaktadır. Peygamber Efendimizin(sallallâhu aleyhi vesellem) sancaktarı Rivayetlere göre Abdulvahap Gazi, Peygamber Efendimizin(sallallâhu aleyhi vesellem) sancaktarıdır. Peygamber Efendimize(sallallâhu aleyhi vesellem) ait mübarek emanetleri Malatya’ya gidip Battal Gazi’ye teslim etmiştir. Daha sonra Battal Gazi ve Ahmet Turan Gazi, Anadolu’yu İslamlaştırmak için birlikte hareket etmişlerdir. Abdulvahap Gazi, Soğuk Çermik yakınlarındaki bir savaş sırasında Ahmet Turan Gazi ile birlikte şehit düşmüş; sel sularına kapılarak kaybolmuştur. Daha sonra görülen bir rüyanın ardından bedeni bulunarak, Yukarı Tekke’de uçurumun kenarında defnedilmiştir.
Uçurumun kıyısındaki türbede Ramazan yoğunluğu yaşanıyor
27 Şubat 2026 Cuma - 15:16 Uçurumun kıyısındaki türbede Ramazan yoğunluğu yaşanıyor Sivas’ta uçurumun kıyısında bulunan Yukarı Tekke Camisi ve Abdulvahabi Gazi Hazretlerinin türbesinde Ramazan yoğunluğu yaşanıyor. Ramazan ayının huzur ve bereketini birlikte yaşamak isteyenler hem Cuma namazını eda etmek, Abdulvahabi Gazi Hazretleri’nin türbesini ve şehzadelerin kabirlerini ziyaret ederek dua etmek için uçurumun kıyısındaki camiye akın ettiler. Namaz saatinde cami tamamen doldu. Sandukaların başında ise yoğunluk yaşandı. "Her Cuma buraya gelmeye çalışıyorum" Türbede dua eden Arif Hikmet Koçtürk, "Sivas için büyük ve mübarek bir zattır. Herkesin Allah dualarını kabul etsin. Elimden geldikçe her Cuma buraya gelip dua etmeye çalışıyorum. Allah’ım bu günümüzü aratmasın. Bugün geldik ve Cuma namazını kıldık, duamızı ettik. Bu mutluluğun yeri doldurulamaz, ruhumu rahatlattı. Sabah namazında evimden çıkınca bu mübarek cami gözüküyor, elimi açıp dua ediyorum. Burada yatan bütün Müslümanlara rahmet olsun. Cuma Müslüman’ın bayramıdır" dedi. Ramazan ayında evliya ziyaretlerinin önemli olduğunu belirten Kadriye Sarıkaya, "Abdulvahabi Gazi Sivas’ın büyük koruyucularından, Allah dostlarındandır. Özellikle Ramazan aylarında evliya ziyaretleri çok kutsaldır. Biz her Cuma buraya gelip bu mübareğin nuruyla nurlanıp ve bereketiyle bereketlenip dualarımızı yanında etmeyi seviyoruz. Sivasın manevi koruyucularından Abdulvahabi Gazi Hazretleri’nin Allah tarafından verilen bir maneviyatı, bir bereketi vardır. Bir Sivaslı olarak burayı çok seviyoruz. Abdulvahabi Gazi Hazretleri Peygamber Efendimizin sahabelerindendir ve o zamanki savaşlara katılmıştır. Yüzyıllar sonra buradaki mübarek kabri çamurun altında yüz sene kalmış, Müslüman yaşlı bir adamın rüyasına girip yerini belli etmiş ve bulunmuştur. Bulunduğunda ise yeni şehit edilmiş gibi alnındaki kan izinin taze olduğu söylenir. Daha sonra yeniden mübarek bir zatın rüyasına girerek burayı işaret ettiği, buraya defnedilmesini ve buraya bir cami yapılmasını istediği aktarılır. Sonrasında buraya defnedilmiş ve kayanın dibine cami yapılmıştır. Yüce Rabbim buraları koruyor, kıyamete kadar da buraya hiçbir şey olmaz" diye konuştu. Abdulvahap Gazi kimdir Abdulvahap Gazi, Emeviler döneminde yaşamış ve İslam kuvvetleriyle Anadolu seferine katılmış ünlü bir ordu komutanıdır. Taberi ve İbnü’l Kesir, Abdulvahap Gazi’nin 731 yılında şehit düştüğünü belirtir. Abdulvahap Gazi, Battal Gazi’nin ve Ahmet Turan Gazi’nin silah arkadaşıdır. Abdulvahap Gazi’nin Sivas’tan başka İznik, Elazığ ve Bayburt’ta da türbe ve makamları bulunmaktadır. Peygamber Efendimizin(sallallâhu aleyhi vesellem) sancaktarı Rivayetlere göre Abdulvahap Gazi, Peygamber Efendimizin(sallallâhu aleyhi vesellem) sancaktarıdır. Peygamber Efendimize(sallallâhu aleyhi vesellem) ait mübarek emanetleri Malatya’ya gidip Battal Gazi’ye teslim etmiştir. Daha sonra Battal Gazi ve Ahmet Turan Gazi, Anadolu’yu İslamlaştırmak için birlikte hareket etmişlerdir. Abdulvahap Gazi, Soğuk Çermik yakınlarındaki bir savaş sırasında Ahmet Turan Gazi ile birlikte şehit düşmüş; sel sularına kapılarak kaybolmuştur. Daha sonra görülen bir rüyanın ardından bedeni bulunarak, Yukarı Tekke’de uçurumun kenarında defnedilmiştir.