Yerel Haberler
Sivas
Sivas’ta tatbikatlar gerçeğini aratmadı 12 Mayıs 2026 Salı - 16:08:10 Sivas’ın İmranlı ilçesinde gerçekleştirilen tatbikatlar gerçeğini aratmadı. Deprem, yangın, trafik kazası ve yüksekten kurtarma senaryolarının uygulandığı tatbikata katılan Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, ekiplerin koordineli çalışmasının memnuniyet verici olduğunu söyledi. Sivas’ın İmranlı ilçesinde, olası afetlere karşı hazırlık seviyesini artırmak ve farkındalık oluşturmak amacıyla İmranlı Meslek Yüksekokulu’nda (İMYO) kapsamlı tatbikat programı gerçekleştirildi. İmranlı Aramas Kurtarma Timi (İMAYKUT) tarafından gerçekleştirilen tatbikatta senaryo gereği ilçede 6.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin ardından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), 112 Acil Sağlık ekipleri, Sivas ve İmranlı Belediyesi itfaiye ekipleri ile ilgili kurumlar hızla olay yerine sevk edildi. Tatbikat kapsamında deprem, yangın, trafik kazası ve yüksekten kurtarma senaryoları ekiplerce uygulamalı olarak icra edildi. Öğrenci ve katılımcılara afet anında doğru davranış şekilleri ile müdahale yöntemleri hakkında bilgi verildi. Tatbikat sonrası açıklamalarda bulunan Vali Şimşek, gerçekleştirilen organizasyonun gerçeğini aratmadığını belirterek, "Büyük bir heyecanla sizleri izledik. Tatbikatta görev alan tüm ekiplerimizi tebrik ediyorum" dedi. "Her zaman hazırlık olmak zorundayız" Tatbikatların afetlere hazırlık açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Şimşek, bu tür uygulamalar sayesinde eksikliklerin görüldüğünü, ekiplerin kapasitesinin test edildiğini ve kullanılan ekipmanların etkinliğinin değerlendirildiğini ifade etti. Arama kurtarma ekiplerinin koordineli çalışmasının memnuniyet verici olduğunu vurgulayan Şimşek, ekiplerin son teknoloji ekipmanlarla donatıldığını ve olası afet durumlarında etkin müdahale kapasitesine sahip olduğunu söyledi. Şimşek, "Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten korusun. Ancak tedbiri hiçbir zaman elden bırakmamalıyız. Her zaman hazırlıklı olmak zorundayız" ifadelerini kullandı.
Özdemir: "Sihirli kelimemiz girişimcilik"
16 Nisan 2025 Çarşamba - 17:18 Özdemir: "Sihirli kelimemiz girişimcilik" Orta Anadolu Kalkınma Ajansı koordinasyonunda, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Teknokent, Sivas Bilim Teknoloji Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi ve Sivas İŞGEM’in paydaşlığında gerçekleştirilen Start In Sivas Girişimcilik Zirvesinin final programı gerçekleştirildi. Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonunda düzenlenen programa Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Belediye Başkanı Adem Uzun, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül, Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Emre Biçer, Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zeki Özdemir, ORAN Genel Sekreteri Yunus Emre Şeker, il protokolü ile iş insanları ve girişimciler katıldı. Programda konuşan Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zeki Özdemir, katılım sağlayan girişimcileri tebrik ederek, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti. Başkan Zeki Özdemir, "Odamız, valiliğimiz, belediyemiz ve üniversitelerimizle birlikte bu tür çalışmalara birlikte omuz verdiğimiz için bu güzel sonuçlar ortaya çıkıyor. Üniversitelerimizdeki teknoloji transfer ofisleri ile teknokentlerin, şehrimize ve sanayimize kazandıracağı girişimlere ön ayak olmasının değerini bugün çok daha iyi anlıyoruz. Bu yapıların bir an evvel sanayiye ve üretime katılabilmeleri için de elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz. Sivas Ticaret ve Sanayi Odası olarak birkaç sihirli kelimemiz var; bunlardan biri de girişimcilik. Girişimcilik dediğimizde, tabiri caizse her şeyi bir kenara bırakıp koşuyoruz. Çünkü her şey girişimcilikle başlıyor" dedi. Vali Yılmaz Şimşek ise "Bugün burada, fikirlerini cesaretle hayata geçiren genç beyinleri, geleceğin liderlerini ve iş dünyasının yeni aktörlerini gururla izliyoruz. Sivas, bundan sonra da girişimcilik ruhunu besleyen, yeni fikirleri destekleyen, gençleri geleceğe hazırlayan bir şehir olmaya devam edecektir" dedi. Program kapsamında il protokolü, 7 girişimci ekibin oluşturduğu prototip sergisini gezerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Kapalı havalar depresyona neden oluyor, sinir ve öfke artıyor
16 Nisan 2025 Çarşamba - 11:50 Kapalı havalar depresyona neden oluyor, sinir ve öfke artıyor Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, havaların kapalı olmasıyla birlikte kişilerde depresyon ve kaygı bozukları meydana gelebileceğini belirterek, buna bağlı olarak bireylerde sinir ve öfke durumlarının meydana gelebileceğini vurguladı. Ülke genelinde etkili olan kapalı ve yağışlı havalar, insan psikolojisi üzerinde olumsuz etkiler oluşturuyor. Güneşli havalarda insanlar kendilerini daha enerjik ve mutlu hissederken, kapalı havalarda ise bu durum tam tersine dönebiliyor. Özellikle sabahları yataktan çıkmakta zorlanma, işe ya da okula gitmek istememe, sosyal ortamlardan uzaklaşma gibi davranışlar sıkça ortaya çıkıyor. Bu tür davranışlar uzun vadede depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlara yol açabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, havaların kapalı olmasıyla beraber insanlarda isteksizliğe bağlı olarak psikolojik anlamda birçok çöküntü yaşanabileceğini belirterek, bu olumsuz durumları en aza indirmek için gün ışığında yapılacak olan yürüyüşlerin psikolojik açıdan iyi gelebileceğini ifade etti. "Huzursuz ve kederli hissediyorlar" Kerime Begüm Özkaya, insanların kapalı havalardan bir şey yapmak istemediklerini belirterek, "Havaların kötü gitmesi ile beraber insan psikolojileri de olumsuz etkilenmektedir. Biliyoruz ki güneşli havalarda insanlar kendilerini daha enerjik ve mutlu hissediyorlar. Fakat böyle hava karanlık olduğu zaman kişi kendini mutsuz, huzursuz ve kederli gibi hissediyor. Hiç bir şey yapmak istemiyor. Yataktan çıkmak işe gitmek istemiyorlar. Günlük hayatlarında neler yapıyorlarsa, evlerine kapanmak kapıları ve pencereleri kapatmak istiyorlar. Bu da kişilerde çeşitli psikolojik sorun ve sıkıntılar oluşturabiliyor. Depresyon ve kaygı bozuklukları meydana gelebiliyor. İnsanlarsa uzaklaşma olsun birçok çeşitli sorun ve sıkıntılara sebep oluyor. Onun için bizim önerimiz gün ışığında kişinin en azından 5 -10 dakika güneşe çıkması yürüyüş yapması çok önemli. Çünkü yürüyüşle beraber mutluluk hormonu çok fazla salgılanıyor. Eğer kişi çok yoğun çalışıyorsa işe gittiği zaman en azından iş yerinde kısa küçük molalar vermesi, çok fazla tüketmeden çay olsun kahve olsun tüketimini sağlaması kişinin kendini iyi hissetmesi için önemlidir" dedi. "Öfke ve sinir yapabilir" İnsanların psikolojik anlamda daha iyi hissetmesi için adımlar atması gerektiğini söyleyen Özkaya, "Kişinin arkadaşlarıyla beraber görüşmesi, ailesiyle daha çok vakit geçirmesi, farklı etkinliklerde bulunması, eğer sevdiği bir hobi varsa ona daha çok yoğunluk vererek psikolojik anlamda kendini daha iyi hissetmesi için adımlar atması gerekiyor. Bu kapalı havalar psikolojimizi etkiliyor ama hava ne kadar kötü veya iyi olsa da insanın psikolojisi kendisine bağlıdır. Onun için kendimizi iyi ve mutlu hissetmemiz adına fayda sağlayacaktır. Havaların kapalı olmasıyla beraber insanlar da isteksizliğe bağlı olarak psikolojik anlamda birçok çöküntü yaşıyorlar. Kişi kendini sinirli ve öfkeli hissedebilir. Fakat bu durumun havadan kaynaklı olduğunu net bir şekilde söyleyemeyiz. Havanın bu durumlara etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Ama kişide öfkeye bir yatkınlık varsa hava güneşli de olsa kişi kendini kötü hissedebilir" diye konuştu. Vatandaşlar ise kapalı havalarda psikolojik olarak düşüş yaşadıklarını ve daha depresif hissettiklerini söyledi.
Uzmanı, egzersizin parkinson hastaları için önemine vurgu yaptı
16 Nisan 2025 Çarşamba - 10:03 Uzmanı, egzersizin parkinson hastaları için önemine vurgu yaptı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Burhanettin Çiğdem, Parkinson hastalığına dair bilgiler verdi. Parkinson hastalığının ilk kez 1817 yılında James Parkinson tarafından tanımlandığını söyleyen Çiğdem, "Parkinson hastalığı beyinde dopamin adı verilen, beyin hücrelerinin birbirleriyle haberleşmesini sağlayan maddeyi üreten hücrelerin bozulması sonucu ortaya çıkar. Beyinde dopamini üreten bu hücreler hareketlerin kontrolünden, uyumundan ve akıcılığından sorumludur. Parkinson hastalığı erişkinlerde Alzheimer hastalığından sonra ikinci sıklıkta görülen nörodejeneratif (sinir hücrelerinin harabiyeti sonucu ortaya çıkan ) bir hastalıktır" dedi. "Hareketlerde yavaşlama temel belirtisidir" Tüm dünyada 10 milyon üzerinde insanın Parkinson hastalığı tanısıyla takip edildiğini söyleyen Çiğdem, "Parkinson hastalığının görülme sıklığı 55-60 yaş üzerindeki nüfusta yüzde 1’dir. Yaşam süresinin uzaması nedeniyle toplumda yaşlı nüfusunun artması Parkinson hastalarının sayısında da artışa neden olmaktadır. Parkinsonluların yüzde 5-10 kadarı 20’li ve 30’lu yaşlarda da görülebiliyor. Genç yaşta görülen bu vakalar genellikle kalıtsaldır ve akraba evlilikleri genç hastaların artmasına neden olabilir. Parkinson hastalığının temel belirtisi kişinin hareketlerinde yavaşlamadır. Buna ek olarak eklem hareketlerinde katılık, titreme erken dönemde ortaya çıkan diğer belirtilerdir. Hastalığın ileri dönemlerinde bu belirtilere denge bozukluğu da eklenir. Parkinson hastalığında bu motor bulguların dışında belirti ve bulgular da izlenir. Bu belirtiler kabızlık, pozisyon değişikliği ile kan basıncının düşmesi, depresyon, anksiyete, uyku bölünmeleri, huzursuz bacak sendromu olarak sayılabilir. Hastalığın tedavisinde yer alan ilaçlar hastalığı durduramamakta ancak belirtileri hafifleterek hastaların günlük yaşam faaliyetlerini rahat sürdürebilmesine yardım etmektedirler. Hastalığın tanısı konulduğunda hemen tedaviye başlanmalıdır. Çünkü hastalığın erken evresinde tedaviye başlandığında dopamin eksikliğinin beyinde oluşturacağı diğer işlev bozuklukları geciktirilebilmektedir" diye konuştu. "Parkinson hastaları için egzersiz ve hareket çok önemli" Parkinson hastalığı ile mücadele etmede erken teşhisin, uygun ilaçlarla doğru tedavi seçiminin uzmanlarca yapılmasının ve fizyoterapi ile egzersizin önemli olduğunun altını çizen Çiğdem, "Böylece hastalık önemli ölçüde kontrol altına alınabilir. Parkinson hastaları için egzersiz ve hareket, yürüyüş ve denge bozukluklarının kontrolünde çok önemlidir. Egzersiz sadece yürüyüş, denge, duruşu düzeltmekle kalmaz, Parkinson hastalığının depresyon, durgunluk, yorgunluk ve kabızlık gibi diğer belirtilerini de olumlu etkiler. Egzersiz hareketsizlikten kaynaklanan kalp damar hastalıkları ve kemik erimesine karşı da koruyucu işlev görür. İlaç tedavisini aksatmamak ve ilaçları aniden kesmemek gerekir. İlaçlar başka bir sağlık sorunu nedeniyle bir süre kullanılamayacaksa nöroloji doktorunun önereceği takvime göre azaltılıp düzenlenmelidir. Parkinson hastalığının başlangıç tedavisi ilaç tedavisidir. Cerrahi tedavi hastalığın orta evrelerinde, ilaçlar belirtileri kontrol ettiği halde, ilaca bağlı istemsiz hareketler ve ilaç aralarında aşırı yavaşlama gibi sorunların ortaya çıktığı durumlarda uygun hastalara yapılabilir. Unutkanlığı, denge bozukluğu olan veya sık düşen Parkinson hastalarında cerrahi tedavi yapılmamaktadır. Parkinson hastalığı yaşam boyu bireye eşlik edeceğinden ona teslim olmamak, onu yönetmek gerekir. Tedaviye uyan ve yaşam biçimini uyarlayabilen hastaların yaşam kaliteleri artacağı için iş ve sosyal yaşamını daha rahat sürdürebilirler" ifadelerine yer verdi.
Senet oyunu, banka borcunu 2 katı ödemesine neden oldu
15 Nisan 2025 Salı - 15:07 Senet oyunu, banka borcunu 2 katı ödemesine neden oldu Kefil olduğu vefat eden oğlunun banka borcunu, tebligattan üç gün önce düzenlenen farklı senet nedeniyle 2 kat ödemek zorunda kalan baba hakkını arıyor. Sivas’ta yaşanan olayda, bir babanın vefat eden oğlunun çektiği banka borcundan dolayı yaşadıkları dikkat çekti. Seyithan Mütevellioğlu’nun ticaretle uğraşan oğlu Hakkı Can Mütevellioğlu, şirketleri adına 2019 tarihinde Türkiye Ekonomi Bankası’ndan (TEB) kredi kullandı. Baba Seyithan Mütevellioğlu oğluna kefil oldu. Ayrıca banka tarafından üzerinde sadece imzalar bulunun, borç ve tarih kısmı doldurulmamış senet alındı. Vade sürecinde Hakkı Can Mütevellioğlu geçirdiği rahatsızlık sonucu vefat etti. Ödemelerde aksama olunca banka 7/10/2021 tarihinde 121 bin 209 TL borç ihtarnamesi gönderdi. Bir süre sonra banka vekili avukat R.U, ihtarname üzerinde yazılı olan tarihten üç gün öncesine ait 5/10/2021 tarihli ve ihtarname üzerindeki rakamdan farklı olarak 187 bin TL yazılı senedi icraya koydu. Mütevellioğlu, 121 bin TL’lik borcu icra giderleri ve faizleriyle birlikte 262 bin bira olarak ödemek zorunda kaldı. Mütevellioğlu, senedin borcun üstünde bir rakamlar icraya verildiği, ihtarnameden 2 gün önceki tarihle düzenlendiği gibi iddialarla itiraz etmesine rağmen sonuç olamadı. Hukuki yollarda netice alamayan Mütevellioğlu durumu CİMER’e yazarak hak arayışını sürdürdü. Aynı zamanda banka ve avukat hakkında suç duyurusunda bulundu. "Yetkililerin bu konuya el atmasını istiyorum" Yaşadığı süreci anlatıp, adalet istediğini belirten Mütevellioğlu, "07.10.2021 tarihinde Türkiye Ekonomi Bankasından tarafıma ve borçlu firmaya faiziyle birlikte 121 bin 209 lira borcunuz var diye bir ihtarname gönderdi. Sözleşme imzalarken banka bize boş bir belge imzalattı. Bu belge bir hafta sonra 14.10.2021 tarihinde 187 bin lira yazılarak icra işlemiyle tahsilat yapıldı. Bankanın bildirdiği borç 121 bin 209 lira, bir hafta sonra doldurulan senet 187 bin lira. Arada yaklaşık 60 bin liralık fark var. Bizden 262 bin lira olarak bu para tahsil edildi. Bankadan ve avukatımdan davacıyım. Yapılan haksızlık ortada, gerekli belgeler elimde. Bu süreçte savcılığa şikâyette bulundum. 2021 tarihinde Menfi Tespit davası açtık. Bu davalara Savcılık kovuşturmaya yer yok dedi. Bizde itiraz ettik, itirazımız genişletildi. Sonrasında itirazımız reddedildi. Ceza davasında itirazımız reddedildiği için Hukuk davası da düştü. Bu süreçte biz de istinaf yoluna gidiyoruz, kanun bulma yoluna gidiyoruz. Ben bu konuyu CİMER ’e de yazdım. Yetkililerin bu konuya el atmasını istiyorum. Elimde her türlü bilgi, belge ve bilirkişi raporu var. Hepsi lehimedir ancak Savcılığımız ve Sulh hâkimliğimiz bunların hiçbirini dikkate almadan itirazımızı reddetti" dedi.
Sabır işi dizgicilik, gelişen teknolojiyle kolaylaşsa da sabır istediği için çalışan bulunamıyor
15 Nisan 2025 Salı - 11:41 Sabır işi dizgicilik, gelişen teknolojiyle kolaylaşsa da sabır istediği için çalışan bulunamıyor Sivas’ta 35 yıldır dizgicilik mesleğini sürdüren Abdulkadir Kocatürk, teknolojinin gelişmesiyle dizgi sürecinin kolaylaştığını ancak aşırı sabır istediği için bu mesleğe olan ilginin giderek azaldığını söyledi. Kitap, dergi ya da broşür gibi yayınların sayfa düzenini ve metin yerleşimini hazırlama işi olarak bilinen dizgicilik, teknolojiye yenilen meslekler arasında yerini aldı. 1980’li yıllarda bir kitabın harf dizilmesi aylar sürerken, şimdi aynı işlem birkaç günde tamamlanabiliyor. Eskiden sınırlı sayıda yazı karakteri kullanılırken bugün yüzlerce font seçeneği bulunuyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlük matbaasında çalışan 57 yaşındaki Abdulkadir Kocatürk, 35 yıldır dizgicilik mesleğini sürdürüyor. Harf dizgiciliğinden bilgisayar destekli dizgiye geçiş sürecini anlatan Kocatürk, gençlerin sabırsız oluşunun mesleğin geleceğini tehdit ettiğini ifade etti. Artık dizgi öğrenmek isteyen çırak bulamadıklarını söyleyen dizgi ustası, dizgiciliğin unutulmaya yüz tuttuğunu söyledi. "Gençler dizgiyi duyar duymaz vazgeçiyor" Dizgicilik mesleğini icra edecek çırak bulamadıklarını söyleyen Abdulkadir Kocatürk, "Yaklaşık otuz beş yıldır bu mesleği yapıyorum. Dizgiciliği bilgisayarda yapmak daha kolay çünkü sayfa tasarımı, grafik ve yazı karakterlerini bilgisayar teknolojisinin gelişmesiyle daha rahat kullanabiliyoruz. Üç yüz sayfalık bir kitap, 80’li yıllarda harf dizisi ile yapıldığı zaman dizinin bitmesi 2-3 ay sürerdi. Şimdi ise bilgisayar ortamında 2-3 günde bitirilebiliyor ve hata oranı çok düşük oluyor. Bizim işimiz uzun süreli sabır isteyen bir iş. 300-400 Sayfalık bir kitabı hazırlarken insanlar sıkılıyor. Gençler dizgi yerine grafik tasarım dediğimiz bilgisayarda tasarım yapma işine yöneliyor. Artık insanların dizgiye olan ilgisi azaldı, bilhassa gençlerin hiç ilgisi yok. Yetiştirmek için eleman aradığımızda dizgiyi duyunca insanlar vazgeçiyor. İstek olmadığı için çırak yetiştirme imkânı şu anda yok" diye konuştu. "1’nci sayfada yaptığı çalışmanın kalitesini 100’ncü sayfada koruyamıyorlar" Artık insanların sabır istemeyen işlere yöneldiklerini ifade eden Kocatürk, "İnsanlar artık sabırsız bir yapıda olduğundan, uzun süre bir işin içerisinde oyalanmayı istemiyor. Bir sayfalık grafik tasarım çalışmasını 1-2 saate yapıp çıkıyorlar ama bir kitabın içine girdiği zaman durum çok farklı oluyor. Sabırları olmadığı içinde dizgi işine yönelmiyorlar. Harf diziminde Times New Roman, Arial gibi standart karakterler vardır. Sabit karakterler 15-20 adetten fazla değildi. Ama şimdi yüzlerce karakter var. İstediğimiz kitabı, istediğimiz formatta, yazı karakterinde ve puntoda yazabiliyoruz. Ancak harf dizgisinde hem yazı karakterine hem de yazı büyüklüğü puntosunun standart olmasından ötürü bu iş daha zor oluyordu. Şimdi ise bilgisayar ortamında hem karakterin fazla olması hem de karakterin büyüklüğünü ayarlayabilmemiz daha kolay oluyor. İnsan sabırsız olduğu zaman onlarca yüzlerce sayfanın içinden çıkamaz. Gençlerde gördüğümüz en büyük eksiklikte bu zaten. Kitaba başlıyor. Ben bu işi yapacağım, diyor. 1. sayfada yaptığı çalışmayla 100.sayfada yaptığı çalışma çok farklı oluyor. 1. sayfada yapmış olduğu çalışmanın kalitesini 100.sayfada koruyamıyor" dedi.