Yerel Haberler
Sivas
Hülya Koçyiğit’in 50 yıllık film sahnesi Sivas’ta yeniden canlandırıldı 17 Mayıs 2026 Pazar - 21:17:49 Türk sinemasının unutulmaz oyuncularından Hülya Koçyiğit, 3. Sivas Uluslararası Film Festivali’nde 1976 yapımı ‘Şoför’ filminin hafızalara kazınan sahnesini 50 yıl sonra yeniden canlandırdı. Sivas Valiliği tarafından hazırlanan nostaljik çalışma, sosyal medyada büyük ilgi gördü. Hülya Koçyiğit’in 1976 yapımı ‘Şoför’ filmindeki unutulmaz sahnesi, yarım asır sonra Sivas’ta yeniden hayat buldu. 3. Sivas Uluslararası Film Festivali kapsamında Sivas’a gelen Türk sinemasının dört yapraklı yoncası arasında yer alan usta sanatçı Hülya Koçyiğit için Sivas Valiliği İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından özel bir çalışma hazırlandı. Filmde kullanılan kırmızı otomobile benzer bir araçla kent merkezinde nostaljik bir yolculuğa çıkan Koçyiğit, ‘Şoför’ filminin hafızalara kazınan sahnesini yıllar sonra yeniden canlandırdı. Çekimlerde filmde yer alan sahnelere benzer kareler kullanılarak, Sivas caddelerinde geçmişin izleri yeniden yaşatıldı. "Hafızalara kazınan sahne yeniden yaşadı" Sivas Valiliği tarafından yapılan açıklamada, "Türk sinemasının dört yapraklı yoncasından biri olan Hülya Koçyiğit, Sivas caddelerinde geçmişin zarafetini yeniden selamladı. 3. Sivas Uluslararası Film Festivali kapsamında şehrimizde bulunan kıymetli sanatçımız, 1976 yapımı ‘Şoför’ filminin hafızalara kazınan sahnesini yıllar sonra yeniden yaşadı" ifadelerine yer verildi. Nostaljik dokusuyla dikkat çeken paylaşım, sosyal medya kullanıcılarından yoğun beğeni aldı.
17 Mayıs 2026 Pazar - 11:38 Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ı besleyen Yıldız Irmağı coştu Sivas’ta etkili olan yağmurlar ve dağlık bölgelerde eriyen kar suları Yıldız Irmağı’nın debisini artırdı. Kızılırmak’ın en önemli kollarından biri olan Yıldız Irmağı, son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Sivas’ta etkili olan yoğun yağışlar ve havaların ısınmasıyla birlikte dağlık alanlarda biriken karların erimesi, bölgedeki ırmakların ve akarsuların debisini önemli ölçüde artırdı. Sivas merkeze yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan ve kentin kuzeyindeki dağlık bölgelerden doğarak Sivas Ovası’na doğru ilerleyen Yıldız Irmağı, son 30 yılın en yüksek debisine ulaştı. Kızılırmak’ın ana kolunu besleyen en önemli akarsulardan biri olarak bilinen Yıldız Irmağı’nda su seviyesinin yükselmesi dikkat çekti. Özellikle ilkbahar yağmurlarıyla birlikte hızla artan debi nedeniyle ırmakta güçlü akış gözlemlendi. "Geçtiğimiz senelerde bu kadar dolu olmuyordu" Pancar üreticisi İsmail Kaya, ırmağın 30 yıldır en yüksek seviyede olduğunu söyleyerek, "Bu sene Yıldız Irmağı son 35-40 senedir bu kadar yüksek bir şekilde akmıyordu. Aşırı yağışlardan dolayı bu sene yüksek seviyede. Geçtiğimiz senelerde bu mevsimlerde bu kadar dolu olmuyordu. Aşırı yağışlardan dolayı daha ekim yapamadım. Şu anda tarlalar suyun içerisinde. Bu yağışlar tarıma faydalı olur ama çok fazlası ekinlerde hastalık yapabiliyor. Havaların biraz ısınması lazım" dedi.
Yeni medya deprem korkusunu tetikliyor
05 Ocak 2025 Pazar - 11:15 Yeni medya deprem korkusunu tetikliyor Sosyolog Dr. Ayşe Betül Tanrıverdi, yeni medyada özellikle deprem alanındaki bilgi kirliliğinin, insanlar üzerinde doğru bilgiden daha fazla etkiye sahip olabildiğini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Sosyolog Dr. Ayşe Betül Tanrıverdi büyük travmalara neden olan 6 Şubat depremlerinin ardından normalleşme sürecinin devam ettiğini belirterek özellikle yeni medyada bilgi kirliliğinin insanlar üzerinde olumsuz etkilere sebep olduğunu belirtti. Tanrıverdi, yaşanan küçük çaplı depremler sonrasında bile yeni medya olarak adlandırılan sosyal medyada çok fazla dezenformasyonla karşılaşıldığını belirtip, “Yaşanan her depremden sonra yeni medyada çok fazla dezenformasyonlar meydana gelmekte. Bilgi kirliliği, insanlar üzerinde doğru bilgiden daha fazla etkiye sahip olabiliyor. Depremin meydana getirdiği etkiler hayli korkutucu. Depremin görüntüleri, haberleri depremzede kişilerin, öğrencilerin zihinlerinde tekrardan olumsuz etkilere sebep olabiliyor. Türkiye’nin birinci derece deprem kuşağında bulunduğu, birçok kişi tarafından biliniyor. Türkiye’de şehirleşme konusundaki çalışmalar kayda değer bir noktadadır. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti devletinin afete karşı ne kadar duyarlı olduğunu bize göstermektedir. Sivas’ta yaşanan 4 büyüklüğündeki bir depremin yıkıcı bir etki meydana getirmesi söz konusu değildir. 6 Şubat depremlerinden sonra Jeofizik Uzmanları açıklamalarında da söylediler. Sivas ve çevresinde fay hatlarının strese girdi ve 4- 4,5 şiddetindeki depremlerin yaşanması beklenmekteydi. 6 Şubat depremlerini yaşamış öğrencilerin en ufak sarsıntılarda dahi korkuya kapıldıklarını görüyoruz ve duyuyoruz. Yaşanan ufak çaplı sarsıntıları olağan bir şekilde karşılamamız gerekiyor. Sürekli deprem olacağını düşünmek, bunu dile getirmek, depremle alakalı haberleri takip etmek kişinin geçmişte yaşadığınız deprem travmasını derinleştirebilir” diye konuştu. “Öğrencilerin derslerini olumsuz etkileyebilir” Tanrıverdi, yeni medyada oluşturulan deprem paniğinin özellikle depremzede öğrenciler başta olmak üzere tüm öğrencilerde korkuya, bu korkunun da derslerdeki etki edebileceğini ifade edip, “Dikkatimizi gündelik yaşamımıza, çalışmalarımıza odaklamalıyız. Yaşanan küçük ölçekteki depremler insanlarda deprem korkularını tekrardan oluşturduğu için hayata ve topluma olan direnci düşer. Deprem sürecine hissiyatımızla değil akılcı ve rasyonel bir yaklaşım ile yaklaşmamız gerekmektedir. Depreme karşı verebileceğimiz tek savaş sakinliğimizi korumamızdır. 4- 4,5 büyüklüğündeki depremler artık çok normaldir ve hatta gündelik hayatımızın birer parçası gibidirler. Bu depremler yaşandığı zaman ne olursa olsun sakinliğimizi korumalı ve çevremizdekilerini de uyarmalıyız. Deprem tatbikatları yaparak ve deprem anında sakinleşme adın yapılan tatbikatlara da katılarak deprem korkumuzu yenebiliriz. 4- 4,5 büyüklüğündeki bir deprem 6 Şubattaki gibi bir yıkıma sebep olmaz ve bu depremler kısa süreli depremlerdir. Öğrenciler yaşanan bu depremlerde o anın korkutucu etkilerine kapılmamalarını, derslerine ve gündelik hayatlarına devam etmeleri gerektiğini tavsiye ediyorum.” dedi.
Başkan vaadini yerine getirdi, 676 emekliye nakit desteği başlıyor
04 Ocak 2025 Cumartesi - 15:45 Başkan vaadini yerine getirdi, 676 emekliye nakit desteği başlıyor 31 Mart yerel seçimleri öncesi emeklilere aylık 2 bin TL nakit desteği sözü veren Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, vaadini yerine getirdi. Başkan Uzun, belirlenen 676 dar gelirli emekliye 20 Ocak itibariyle nakit destek verilmeye başlanacağını açıkladı. Yapılan son yerel seçimlerde Sivas Belediye Başkanı olarak seçilen Dr. Adem Uzun, seçim çalışmaları döneminde vermiş olduğu vaatleri yerine getirmeye devam ediyor. Seçildiği takdirde dar gelirli emeklilere nakit destekte bulunacağının sözünü veren Uzun, 20 Ocak itibariyle 676 emekliye yardım yapılmaya başlanacağını duyurdu. Tutar ve emekli sayısının her geçen yıl artacağını ifade eden Başkan Uzun, “İnşallah görevde kaldığımız süre içerisinde bu destekleri vermeye devam edeceğiz” dedi. Seçim döneminde Sivaslılara bu konuda söz verdiğini ifade eden Başkan Adem Uzun, “Seçim öncesi emeklilere maddi destek vereceğimize söz vermiştik. Yakın tarihte yapmış olduğumuz başvurular sonrasında seçim zamanında söz vermiş olduğumuz gibi dar gelirli 676 emeklimizi belirleyerek 20 Ocak tarihi itibariyle desteklerimizi sunmaya başlayacağız. Ben bu süreçte üstün gayret gösteren ekip arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Belirli kriterler çerçevesinde 676 tane dar gelirli emeklimizi belirledik. Bu belirleme sonrasında maddi desteklerimize bu ay itibariyle başlayacağız. Önümüzdeki her ay da bu desteği sunacağız. Belirlemiş olduğumuz aylık destek tutarımız 2 bin TL. Belirlediğimiz emeklilere 2025 yılı içerisinde her ay 2 bin TL destek sağlayacağız. 2026 yılı itibariyle hem emekli sayısını hem de enflasyon oranına göre tutarı artırmayı planlıyoruz. İnşallah görevde kaldığımız süre içerisinde bu destekleri vermeye devam edeceğiz” dedi. Sosyal yardımlar her alanda devam ediyor Sivas Belediyesi’nce birçok sosyal yardımda bulunduklarını kaydeden Başkan Uzun, “Bizler Sivas Belediyesi olarak yeni bir uygulama başlatmıştık. Bunun ismi Gülkart uygulamasıydı. Emekli kardeşlerimize de yine aynı şekilde Gülkart’larımızı vereceğiz. Hem nakit çekimler yapabilecekleri gibi şehrimizin esnaflarından alışveriş yapabilecekler. Bu çalışmamızın emekli kardeşlerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Yakacak desteğimiz de 20 Ocak’ın olduğu haftadan itibaren belirlemiş olduğumuz kişilerin Gülkart’larına yatırmış olacağız. Bunu hem alışverişte hem de nakit olarak kullanabilecekler. Kırtasiye desteğimizi bin 471 öğrencimize sağladık. Sıcak yemek ve kahvaltı düzenli olarak 60 ailemize sağlamaktayız. Bin 200 ailemize ekmek desteği sağlamaktayız. Giyim ve gıda konusunda 922 ailemize destek sağlamaktayız. 435 üniversite öğrencimize destek sağladık ve sağlamaya da devam ediyoruz. Taziye evlerine şu ana kadar 13 bin 180 adet yemek dağıtıldığını ifade etmek istiyorum. Şehrimiz ve vatandaşlarımız için hayırlı ve uğurlu olsun” şeklinde konuştu.
Sabahları terzi, akşamları müzisyen
04 Ocak 2025 Cumartesi - 10:49 Sabahları terzi, akşamları müzisyen Sivas’ta 35 yıldır terzilik yapan Ahmet Arslan, hobi olarak akşamları düğün salonlarında müzisyenlik yaparak hem stres atıyor hem de hayranlarını eğlendiriyor. Terziyi ilk kez sahnede görenler ise ikiz kardeşi olduğunu düşünüyor. Sivas’ta yaklaşık 35 yıldır terzilik yapan 44 yaşındaki Ahmet Arslan, akşamları hobi olarak düğün salonlarında müzisyenlik yaparak hem stres atıyor hem de ekonomisine katkı sağlıyor. Sabahın erken saatlerinde dükkanını açarak müşteriler ile ilgilenen Arslan, gün boyunca dikiş makinesinin başından kalkmıyor. Akşam olduğunda ise eline mikrofonunu ve enstrümanını alarak düğün salonlarında sahneye çıkıp çalgı aletinin başına oturuyor. İki farklı mesleği aynı anda yürütmenin zorluklarına rağmen bundan büyük bir keyif aldığını ifade eden Arslan, azmiyle çevresinden takdir topluyor. “İkiz kardeşin var mı diye soruyorlar” Terzi Ahmet Arslan, hem gün içinde yaşadığı stresi biraz daha azaltmak hem de ekonomine katkı sağlamak için hobi olarak düğün salonlarında müzisyenlik yaptığını ifade ederek, ”Terzilik mesleğini yaklaşık 35 yıldır yapıyorum. Akşamları ise burada yaşadığımız stresi biraz daha azaltmak için hem de ekonomizme katkı sağlamak amacıyla hobi olarak düğün salonlarında müzisyenlik yapıyorum. İki meslek beni biraz zorluyor ama severek yapıyorum. Sabah erken saatlerde dükkanıma gelerek müşterilerimin tadilat işlerini en güzel şekilde yapıyorum ve bu beni mutlu ediyor. Akşamları müzisyenlik yaparak stresi atıyorum ama biraz beden yorgunluğu ister istemez oluyor. Sabah kalkıp tekrardan terzilik mesleğime devam ediyorum. Belli zaman aralıklarında müzisyenlikte iş yoğunluğu farklılık gösteriyor. Benim müzisyenlik yaptığımı gören ve duyan müşterilerim çok şaşırıyor. Bazen müşterilerimle düğün salonunda denk geliyorum ve bana ’ikiz kardeşiniz var mı’ diye soranlar oluyor. Bu çalışmaların maddi karşılığı yok fakat takdir görmek beni çok fazla motive ediyor” diye konuştu.
Sivas’ın eşsiz tarihi mimari yapıları 2025’te restore edilecek
03 Ocak 2025 Cuma - 10:38 Sivas’ın eşsiz tarihi mimari yapıları 2025’te restore edilecek Binlerce yıllık mazisi ile bilinen Sivas’ta bulunan tarihi eserler, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce restore edilecek. Hazırlanan projeler ile aslına uygun restore edilecek eserler, kentin turizmine kazandırılacak. Tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Sivas, içerisinde barındırdığı tarihi eserler ile geçmişe ışık tutuyor. Cilalı Taş Devri’nden itibaren yaşam sürülen Sivas ve çevresindeki farklı dönemlere ait birçok mimari yapı ihtişamıyla ayakta duruyor. Bahse konu tarihi eserlerin günümüze ulaşmasını sağlayan Vakıflar Bölge Müdürlüğü, titizlikle yaptığı restorasyon çalışmalarıyla eserlerin ayakta kalmasını sağlıyor. Özellikle Beylikler ve Devletler nezdinde yapılan eserleri koruyarak turizme kazandıran Vakıflar Bölge Müdürlüğü, kentteki restorasyon gerektiren eserler için de projeleri hazırladı. Kurul onayı alınan projeler ile ilgili açıklamalarda bulunan Sivas Vakıflar Bölge Müdürü Cemal Karaca, “Eserlerimizi birer birer restore ederek hem kültürümüze hem de ilimiz turizmine kazandırmış olacağız” dedi. 678 yıllık Güdük Minare’nin projesi hazırlandı 1347 yılında Eretnaoğulları tarafından yaptırılan, halk arasında ise Dabaz Tekkesi olarak da bilinen Güdük Minare’nin restorasyonunun en kısa sürede başlayacağını ifade eden Cemal Karaca, “Güdük Minare, halk arasında ‘Dabaz Tekkesi’ olarak da bilinir. Vatandaşlarımızın bir misyon yüklediği birisidir. Ancak o dönemlerde türbe olarak yapılan bir alan. Şu anda biz buranın da projesini hazırladık. Sadece projesini hazırlamakla kalmayıp kurul onayını da aldık. Kurul, tamamen projelerimizi beğendi ve olumlu yönde karar verdi. Alibaba Camii ve Esenyurt’ta bulunan tarihi camilerimiz de buna bir örnektir. Bu camilerimizin bütün çalışmaları tamamlandı. 2017 ila 2019 yılları arasında biz projelerimizi Ankara’ya sunduk. Genel Müdürlüğümüz mevcut dağılım içerisinde bazılarına yer vermedi ama diğer eserlerimizin hepsi hemen hemen tamamlandı” dedi. 2025’te eserler aslına uygun restore edilecek Sivas’ın yanı sıra Yozgat’ta da birçok tarihi eserin bulunduğunu kaydeden Karaca, “Bölge Müdürlüğü olarak Yozgat’ta da eserlerimiz var. 2025 yılı içerisinde bu çalışmaları Genel Müdürlüğü’müze sunacağız. Cumhurbaşkanlığı’ndan ödenek onayı çıktığı zaman başlayacağız. Bu hususta yetkililerimizden destek isteyeceğiz. Bu eserlerin çizilen onaylı projelerin hayata geçirilmesi konusunda müracaatımız olacak. Bu onaylar çıktığı zaman şehrimizde restore edilmeyen eserimiz kalmamış olacak. Eserlerimizi hem kültürümüze hem tarihimize kazandırmış olacağız” şeklinde konuştu.
Sivas’ta Regaip Kandili’nde vatandaşlara salep ikramı
02 Ocak 2025 Perşembe - 19:23 Sivas’ta Regaip Kandili’nde vatandaşlara salep ikramı Sivas Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Regaip Kandili nedeniyle tarihi Ulu Camii bahçesinde vatandaşlara salep ikram etti. Sivas Vakıflar Bölge Müdürlüğü, 3 ayların gelişini müjdeleyen Regaip Kandili sebebiyle vatandaşlara salep ikramında bulundu. Kentin en eski camilerinden Sivas Ulu Camii bahçesinde dağıtılan salebe vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Akşam namazı sonrası başlayan ikramlar, yatsı namazına kadar devam etti. Sivas’ın yanı sıra Yozgat’ta da salep dağıtıldığını ifade eden Sivas Vakıflar Bölge Müdürü Cemal Karaca, “Vakıflar; bundan sonra bütün dini ve milli günlerimizde bu şekilde etkinlikler yapmaya devam edecek. 3 ayların başlangıcını birlikte paylaşmak, bu manevi hazzı birlikte yaşamak adına Sivas Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak salep ikram etmeyi uygun gördük. Kış aylarında en güzeli saleptir. Regaip Kandili vesilesiyle vatandaşlarımıza salep dağıtıyoruz. Yozgat Çapanoğlu Camimizde de salep dağıtıyoruz. Güzel değerler paylaşıldıkça artar. Kandiller; trafik levhalarına benzer, bazen size yön verir. Duracağınız yeri söyler, gitmeyeceğiniz yeri ve nereye gideceğinizi söyler. İnsanın kendini düşünmesini, idrak etmesini ve bu manevi havayı teneffüs etmesini sağlar. Temennim odur ki bu kandiller bize güzel yol işaretleri olsun ve güzel işler yapmamıza vesile olsun. Herkesin Regaip Kandilini tebrik ediyorum” dedi.
Cepte taşınan tehlike kanser riskini artırıyor
02 Ocak 2025 Perşembe - 14:15 Cepte taşınan tehlike kanser riskini artırıyor Cep telefonları hayatımızı kolaylaştırsa da olumsuz yönleriyle de dikkat çekiyor. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Yaşar Alpaslan, yoğun cep telefonu kullanımının kanser oluşumunu tetiklediğini ifade etti. Teknolojik gelişmelerin bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken, diğer taraftan da insan sağlını ciddi oranda tehdit ettiğini belirten Medicana Sivas Hastanesi Nöroloji Uzmanı Yaşar Alpaslan, “Etrafımız birçok elektromanyetik dalga ile sarılmış durumdadır. Hemen hemen günün her saatinde radyo ve televizyon dalgaları, wireless dalgaları, en önemlisi de cep telefonu frekans dalgalarının sağlığımız üzerindeki olumsuz etkilerine maruz kalıyoruz. Yoğun cep telefonu kullanımının en azından beyin yorgunluğuna sebebiyet verdiği neredeyse kesin gibidir. Ayrıca baş ağrıları, uyku düzensizliği, hafıza zayıflaması, yoğun stres ve yorgunluk, konsantrasyon ve dikkat dağınıklığı gibi durumlara yol açabilmektedir” dedi. Yoğun cep telefonu kullanan kişiler risk altında Son 10-20 yıl içerinde gerek Alzheimer ve parkinson gibi organik beyin hastalıkları, gerekse depresyon, panik atak ve takıntı hastalığı gibi psikolojik hastalıkların artış gösterdiğini söyleyen Dr. Alpaslan, “Cep telefonları ile beyin tümörleri arasında somut bir bağlantı kurulamamış olsa da, en azından glioma veya menengioma gibi beyin tümörlerinin gelişme ihtimalini arttırdığı yaygın bir kanaat durumundadır. ABD’nin finans merkezi olan Wall Street’de saatlerce cep telefonlarıyla konuşan borsacılarda beyin tümörlerinin normale göre çok daha fazla görüldüğü bildirilmektedir. Washington Üniversitesi biyomühendislerinden Henry Lai, cep telefonu sinyallerinin DNA sarmalındaki fizyolojik yapıyı bozduğunu ve kopmalara neden olduğunu ifade etmektedir. Uluslararası Kanser Araştırmaları Enstitüsünün 2008’de yayınladığı raporda 10 yıl ya da daha üzeri cep telefonu kullanan kişilerde yüzde 40 daha fazla beyin tümörü tespit edildiği bildirilmektedir. 2009’da İsveç’te yapılan başka bir araştırmada ise beyin kanser oluşumunu 5 kat arttırdığı iddia edilmektedir” dedi. “Cihazları kullanmaya mecbur olsak dahi önlemleri almalıyız” Cep telefonlarını ve diğer elektronik cihazların mümkün olduğunca yatak odasında bulundurulmaması gerektiğini söyleyen Alpaslan, “Cep telefonlarını direkt kulağa götürerek değil, kulaklıkla, eğer bu mümkün olmazsa hoparlör açılarak uzaktan görüşme yapmalıyız. Cep telefonları, özellikle ilk arama yaparken en yoğun radyasyon yaydığı için birini aradığınızda iletişim sağlanmadan telefonu kulağa götürmemeliyiz. Cep telefonlarını cepte değil, çantada taşıyıp mümkün olduğunca vücuttan uzakta tutmalıyız. Cep telefonunuz açıkken kullanmıyor olsanız bile radyasyon yaymaya devam eder. Görüşmelerimiz günde yarım saati aşmamalı, mümkünse kablolu telefonları tercih etmeliyiz. Sinema, tiyatro veya konferans gibi topluluklarda tamamen kapatınız. Çünkü sessize alsanız bile mekândaki çok sayıda cep telefonunun sinyal alışverişi nedeniyle risk oluşturacaktır” dedi. “Çocukların zarar görme ihtimali çok daha yüksek” Cep telefonlarının mümkün olduğunca çocuklardan uzak tutulması gerektiğinin altını çizen Dr. Alpaslan, “Çocukların beyin gelişimleri henüz tam olmadığı için cep telefonlarından zarar görme ihtimali daha yüksektir. Yoğun cep telefonu kullanımı baş ağrıları, uyku düzensizliği gibi durumları tetikleyebilmektedir. Sonuç itibarıyla teknolojiyi kullanmalı fakat esiri olmamalıyız. Beyin sağlığımız için mümkün olduğunca elektronik ortamlardan uzak durmalı, wireless yerine kablolu internet ve ev telefonları kullanmalıyız. Cep telefonlarını sohbet ve oyun aracı olarak değil, iletişim amaçlı kısa süreler için kullanmalıyız” dedi.