Yerel Haberler
Sivas
Belediyeler susuzluktan kıvranırken Sivas’ta 6 milyon metreküplük tasarruf sağlanacak adımlar atıldı
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:47 Belediyeler susuzluktan kıvranırken Sivas’ta 6 milyon metreküplük tasarruf sağlanacak adımlar atıldı Türkiye’de birçok belediyenin susuzluktan kıvrandığı şu günlerde Sivas Belediyesi bilgi ve teknolojiyi birleştirip, kaynaktan musluğa kadar oluşturduğu su yönetimi ile 6 milyon metre küplük tasarruf sağlanacak adımlar attı. Türkiye son 52 yılın en kurak günlerini yaşarken en büyük zorluğu şehirlerin su ihtiyacını temin etmekle yükümlü belediyeler çekiyor. Su sıkıntısı ülkenin öncelikli gündem maddelerinden birini oluşturduğu günümüzde Sivas Belediyesi bulduğu yöntemlerle dikkatleri üzerine çekti. Suda kayıp kaçağı asgari seviyelere indirmek için seferberlik başlatan Sivas Belediyesi, tespit ve onarım çalışmaları, su basıncının kontrolünün sağlandığı DMA odaları ve uzaktan kumanda sistemleriyle saniyede 77 litrelik tasarruf sağladı. Davam eden projelerin hayata geçirilmesi ile saniyede 200 litrelik tasarrufla yaklaşık 6 milyon metreküp su tasarrufu hedefleniyor. Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na özel açıklamada bulunan Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, son 52 yılın en kurak günlerinin yaşandığını belirtip, "2025 yılına baktığımız zaman son 52 yılın en kurak yılını yaşadık. Sivas’ta 2022 yılı ve 2023 yılının başarı arasında hepimizin bildiği üzere 4 Eylül barajın kurması nedeniyle ilimiz günlerdir su soru yaşadı ve su kesintilerine maruz kaldı. Biz de öncelikli olarak ve şehrin en önemli sorunu olarak tabi ki alternatif su kaynakları ve aynı zamanda kayıp kaçacakta mücadeleyi birinci strateji olarak belirledik. Bununla ilgili de ilk yapmış olduğumuz çalışmaların başında özellikle yıpranmış kayıp kaçak oranının çok yüksek olduğu hatlara girmeye başladık ve bu hatlardan da biz özellikle şehir içerisinde bulunan çelik hatlarla başladık" dedi. Gece dinlemeleri ile 64 noktada kayıp kaçak tespit edildi Uzun, gece dinlemeleri ile 64 farklı noktada kayıp kaçak tespiti yaparak 42 noktanın onarımının gerçekleştirildiğini ifade ederek, "21 aylık süre içerisinde yüzde 50 civarında çelik hattı değiştirdik. Bununla birlikte çok ciddi anlamda kayıp kaçağın düştüğünü gördük. Çünkü çelik hatları açtığımızda şöyle bir manzarayla karşılaştık. Bazı bölgelerde çelik hatların delindiğini, hatta bazı bölgelerde yarıldığını, bazı bölgelerde kaynak yerlerinden patladığını gördük. Sivas’ın da arazi yapısı jipsli olduğu için altının oyduğunu, obruk oluşturduğunu ve çok ciddi anlamda da kayıp kaçağın ortaya çıktığını gördük. Aynı zamanda gece dinlemeleri yaptık. Gece dinlemeleriyle birlikte yer üstüne çıkmayan ama yer altında kalan kayıp, kaçaklarla da mücadeleye başladık. 64 tane bölgede kayıp kaçak tespit ettik. 42 civarında ki yerin onarımını yaptık. Gece dinlemelerinde tespit etmiş olduğumuz hatlardaki bu kayıplardan sadece saniyede 21 litre tasavvuf sağladık. 2025 yılında biz 11 tane DMA odası kurduk. Bu DMA odalarıyla birlikte basıncı yönetmeye başladık. Aşırı basınç yükünden dolayı hatlarda patlamalar çok oluyordu. Bunun önüne geçmiş olduk" dedi. DMA odaları ile su basıncı kontrol edilerek ciddi tasarruf sağlandı Uzun, bu basıncının kontrol edilebildiği 11 DMA odasının hayata geçirildiğini hatırlatarak, "Sivas’ta basınç yönetimi olmadığı için özellikle hatlarda basıncın yüksek olduğunu gördük. Bunun üzerine basıncı dengelediğimiz zaman musluklardaki suyun akış hızını düşürdük. Bununla birlikte el yıkarken, diş fırçalarken ya da duş alırken aşırı derecede akan suları kontrol altına alarak ciddi tasarruf sağladık. Gecenin saat üçü ya da gecenin ikisinde DM odalarını kurmuş olduğumuz bölgelerde mahallelerde ki su yoğunluklarına baktık. Özellikle bazı mahallelerde su tüketimlerinin gece çok yüksek olduğunu gördük. Hatta biz burada gece dinlemelerine yoğunlaştık ve gece dinlemelerinde bu mahallelerde aşırı derecede patlamalar olduğunu tespit ettik ve buraların da tamiratını yaptık. Böylelikle saniyede 77 litre tasarruf sağlayan bir sistemi kurmuş olduk. Bunu 11 DMA ile başardık. 2026 yıl içerisinde 25 tane daha DMA odası kuracağız. Şehirde hem basıncının yöneteceğiz, hem saniyede 200 litre su tasarrufu sağlamış olacağız" şeklinde konuştu. 200 milyonluk yatırımla 2 milyarlık kazanç sağlanacak Uzun 200 milyonluk yatırımla 6 milyon metreküplük tasarruf sağlamayı amaçladıklarını vurgulayarak şunları söyledi. "Geçmiş yıllarda 4 Eylül barajı kurduktan sonra Pusat Özen hattından 52 kilometrelik çelik hatla şehrimize su gelmişti. Bizim buradan aldığımız su 8 milyon metreküp, saniyede 200 litre su tasarrufu sağladığımızda 6 milyon metreküp tasarruf sağlamış olacağız. Bize Pusat’tan geçenlerde 2 Milyar 555 milyonluk borç geldi. Temmuz ayında suya yüzde 25 zam yapmıştık. Bizim bu borcumuz 2026 yılı içinde 3 milyar 150 milyona çıkacak. Dolayısıyla sürekli artan bir borç söz konusu. Biz 11 tane DMA ODASI için 73 milyon para yatırdık. Bizim 25 tane DMA odasını tamamladığımızda harcayacağımız para 200 milyon civarında olacak. Yani 200 milyon harcayarak 6 milyon metreküp tasarruf sağlarken 8 milyon metre küp su alarak 2.5 milyarın üzerinde bir para harcıyoruz" Uzun göreve geldikleri günden bu yana kayıp kaçak oranında yüzde 10’luk bir iyileşme sağladıklarını, hedeflerinin ise yüzde 30 olduğunu sözlerine ekledi.
Uzmanı uyardı: İdrar rengi, o hastalığın habercisi olabilir
14 Ocak 2026 Çarşamba - 12:16 Uzmanı uyardı: İdrar rengi, o hastalığın habercisi olabilir Bazı hastalarda belirti göstermeden ilerleyen hastalıklardan biri olan safra taşı rahatsızlığı ile ilgili açıklama yapan Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Erol Çakmak, "Safra kanalına düşen taşlar, ciddi ve hayati riskler oluşturabilir" dedi. Safra taşı rahatsızlığının büyük kısmının belirti vermeden ilerlerken çoğu zaman tesadüfen fark ediliyor. Özellikle sarılık ve idrar renginde koyulaşma gibi bulgular safra yollarında tıkanıklığın işareti olabiliyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Erol Çakmak, safra taşlarının çoğu hastada herhangi bir belirtiye yol açmadığını belirterek bu durumun hastalığın masum olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekti. Safra kesesinin, karaciğerin altında yer alan ve sindirime yardımcı olan safrayı depolayan armut şeklinde bir organ olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erol Çakmak, "Safra taşları, safranın içeriğinde bulunan kolesterolün kristalleşmesi sonucu zamanla oluşur. Safrada aşırı kolesterol veya bilirubin bulunması ya da safra kesesinin yeterince boşalamaması taş oluşumuna neden olabilir. Safra taşlarının büyük bir kısmı belirti vermez ve çoğu zaman ultrasonografik incelemeler sırasında tesadüfen tespit edilir" dedi. "İdrar rengindeki değişim önemli bir uyarı olabilir" Safra kesesi içerisindeki taşların, safra kesesi çıkışını tıkaması ya da safra kanalına düşmesi durumunda çeşitli şikâyetlerin ortaya çıkabileceğini vurgulayan Çakmak, "Bu durumlarda karın ağrısı, sarılık, idrar renginin kırmızı veya kahverengiye dönmesi, ateş, üşüme, titreme, bulantı ve kusma gibi belirtiler görülebilir. Safra kanalına düşen taşlar, pankreasın iltihabi hastalığı olan akut pankreatite yol açarak ciddi ve hayati riskler oluşturabilir" ifadelerine yer verdi. Zorlu safra taşı vakalarında lazer destekli tedavi Safra taşı tanısında; muayene bulgularının yanı sıra kan ve idrar tetkikleri, ultrasonografi, gerekli durumlarda bilgisayarlı tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Çakmak, "Safra kesesi hastalıklarının tedavisinde en sık tercih edilen yöntem laparoskopik cerrahidir. Safra kesesi ameliyatlarının yüzde 5’inden daha azı açık cerrahi ile yapılmaktadır. Safra kanalına taş düşmesi durumunda ERCP yöntemiyle ağızdan girilerek endoskopik olarak taş çıkarılmaya çalışılır. Ancak bazı zorlu taşlar bu yöntemle çıkarılamayabilir." Son yıllarda geliştirilen kolanjioskop cihazının bu noktada önemli bir avantaj sağladığını ifade eden Çakmak, "Ucu yaklaşık 1 milimetre çapında kamera bulunan bu sistem sayesinde safra yollarını doğrudan görüntüleyebiliyor, zorlu taşları lazerle kırarak çıkarabiliyoruz. Bu yöntem sayesinde hastalar daha büyük ve riskli ameliyatlardan korunmuş oluyor. Bununla beraber bu cihaz ile safra ve pankreas kanallarındaki darlıklar, şüpheli lezyonlar ve tümörler doğrudan görüntülenebiliyor, tanı amaçlı biyopsiler alınabiliyor" şeklinde konuştu.
Yakıttan tasarruf için kapatılıyor, donduğu zaman daha büyük masraflara yol açıyor
14 Ocak 2026 Çarşamba - 11:19 Yakıttan tasarruf için kapatılıyor, donduğu zaman daha büyük masraflara yol açıyor Dondurucu soğukların etkili olduğu Sivas’ta, tasarruf amacıyla kapatılan kombiler donma riskiyle karşı karşıya kalırken, donan kombilerde büyük masraflar ortaya çıkabiliyor. Kış aylarında kombilerin tamamen kapatılmaması gerektiğini söyleyen kombi ustası, donan kombi borularının sıcak su ile değil ılık su yardımıyla açılması gerektiğini söyledi. Sivas’ta Sibirya soğukları etkisini artırarak devam ediyor. Hava sıcaklıklarının sıfırın altında 21 derecelere kadar düştüğü kentte, dondurucu soğuklar günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Soğuktan korunmaya çalışan vatandaşlar evlerini ısıtmaya çalışırken, aşırı soğuklar nedeniyle kombilerde donma riski de artıyor. Kombilerin içerisinde bulunan don koruma sistemi sayesinde cihazın ve tesisatın donmasının önüne geçilebiliyor. Ancak kombinin tamamen kapatılması durumunda don koruma sistemi devre dışı kalarak donma riski ortaya çıkıyor. Vatandaşlar yakıttan tasarruf için kombileri kapatırken donan kombilerde ciddi hasarlar oluşuyor. Onarım maliyeti 10 ila 15 bin lira arasında değişebildiğini ifade eden kombi ustası Şafak Şimşek, donan kombi borularına sıcak su ile açmanın zarar verebileceğini söyleyerek, "Donan bir kombiyi kendi kendine açılmasını ya da ılık su ile açmaya çalışalım. Direkt sıcak su dökmek borularda ve kombilerde patlamalar olabilir" dedi. "Düşük derecede kullanmak her zaman daha karlıdır" Kış aylarında kombilerin tamamen kapatılmaması gerektiğini söyleyen Şafak Şimşek, "Kombilerin donmasının sebebi soğuk havalarda kapalı olmasıdır. Kış aylarında kombinin şalterini indirmememiz gerekiyor. Çünkü kombilerin içerisinde don koruma denilen bir sistem var. Bu sistem sayesinde kombinin donması engelleniyor. Eğer kombi donduysa borulara direkt sıcak su dökülürse, boruları çatlatabilir. Boruların sıcak bir ortamda çözülmesini beklemek lazım. Şu anda tamir ettiğimiz kombi donduğu için bloğunu ve kazanını patlatmıştı. Çok fazla masrafı bulunuyor. Kombi çok soğuk havalarda kısa sürede donabilir. Bu sebepten dolayı kombiyi kış aylarında tamamen kapatmamalıyız. En düşük derece çalıştırmak gerekiyor. Eğer kombi donarsa 10- 15 bin lira civarında bir masraf çıkabilir. Kombiyi açıp kapatmanın yakıta hiçbir faydası yoktur. Kombiyi en düşük derecede kullanmak her zaman daha karlıdır. Donan bir kombiyi kendi kendine açılmasını ya da ılık su ile açmaya çalışalım. Direkt sıcak su dökmek borularda ve kombilerde patlamalar olabilir" dedi.
Yakıttan tasarruf için kapatılıyor, donduğu zaman daha büyük masraflara yol açıyor
14 Ocak 2026 Çarşamba - 11:17 Yakıttan tasarruf için kapatılıyor, donduğu zaman daha büyük masraflara yol açıyor Dondurucu soğukların etkili olduğu Sivas’ta, tasarruf amacıyla kapatılan kombiler donma riskiyle karşı karşıya kalırken, donan kombilerde büyük masraflar ortaya çıkabiliyor. Kış aylarında kombilerin tamamen kapatılmaması gerektiğini söyleyen kombi ustası Şafak Şimşek, donan kombi borularının sıcak su ile değil ılık su yardımı ile açılması gerektiğini söyledi. Sivas’ta Sibirya soğukları etkisini artırarak devam ediyor. Hava sıcaklıklarının sıfırın altında 21 derecelere kadar düştüğü kentte, dondurucu soğuklar günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Soğuktan korunmaya çalışan vatandaşlar evlerini ısıtmaya çalışırken, aşırı soğuklar nedeniyle kombilerde donma riski de artıyor. Kombilerin içerisinde bulunan don koruma sistemi sayesinde cihazın ve tesisatın donmasının önüne geçilebiliyor. Ancak kombinin tamamen kapatılması durumunda don koruma sistemi devre dışı kalarak donma riski ortaya çıkıyor. Vatandaşlar yakıttan tasarruf için kombileri kapatırken donan kombilerde ciddi hasarlar oluşuyor. Onarım maliyeti 10 ila 15 bin lira arasında değişebildiğini ifade eden kombi ustası Şafak Şimşek, donan kombi borularına sıcak su ile açmanın zarar verebileceğini söyleyerek, "Donan bir kombiyi kendi kendine açılmasını ya da ılık su ile açmaya çalışalım. Direkt sıcak su dökmek borularda ve kombilerde patlamalar olabilir" dedi. "Düşük derecede kullanmak her zaman daha karlıdır" Kış aylarında kombilerin tamamen kapatılmaması gerektiğini söyleyen Şafak Şimşek, "Kombilerin donmasının sebebi soğuk havalarda kapalı olmasıdır. Kış aylarında kombinin şalterini indirmememiz gerekiyor. Çünkü kombilerin içerisinde don koruma denilen bir sistem var. Bu sistem sayesinde kombinin donması engelleniyor. Eğer kombi donduysa borulara direkt sıcak su dökülürse, boruları çatlatabilir. Boruların sıcak bir ortamda çözülmesini beklemek lazım. Şu anda tamir ettiğimiz kombi donduğu için bloğunu ve kazanını patlatmıştı. Çok fazla masrafı bulunuyor. Kombi çok soğuk havalarda kısa sürede donabilir. Bu sebepten dolayı kombiyi kış aylarında tamamen kapatmamalıyız. En düşük derece çalıştırmak gerekiyor. Eğer kombi donarsa 10- 15 bin lira civarında bir masraf çıkabilir. Kombiyi açıp kapatmanın yakıta hiçbir faydası yoktur. Kombiyi en düşük derecede kullanmak her zaman daha karlıdır. Donan bir kombiyi kendi kendine açılmasını ya da ılık su ile açmaya çalışalım. Direkt sıcak su dökmek borularda ve kombilerde patlamalar olabilir" dedi.
Kontrolsüz bırakılan gıdalar kurtların dengesini bozdu, kurtlar yerleşim yerlerine inmeye başladı
13 Ocak 2026 Salı - 10:12 Kontrolsüz bırakılan gıdalar kurtların dengesini bozdu, kurtlar yerleşim yerlerine inmeye başladı Kış şartlarının ağırlaşması, bilinçsiz avlanma, kontrolsüz gıda atıkları ve şehirleşme nedeniyle doğal yaşam alanlarında besin bulamayan kurtların, yerleşim yerlerinde daha çok görülmeye başladığını söyleyen Prof. Dr. İbrahim Yurdakul, bu durumun normalleşmeye başladığını belirtti. Son dönemde birçok bölgede kurtların yerleşim yerlerine yakın noktalarda görülmesi dikkat çekiyor. Doğal yaşam alanlarında besin kaynaklarının azalması, kurtları insan yaşamına daha fazla yaklaştıran temel nedenlerin başında geliyor. Bu durum tek bir etkene bağlı gelişmezken, birden fazla faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkabiliyor. Bu yıl kış mevsiminin önceki yıllara kıyasla daha sert geçmesi, yaban hayvanlarının doğal besin kaynaklarına ulaşmasını zorlaştırdı. Uzun süreli kar örtüsü ve düşük sıcaklıklar nedeniyle av bulmakta zorlanan kurtlar, alternatif besin arayışına yöneldi. Kurtların yerleşim alanlarına yaklaşmasının bir diğer nedeni ise çevreye gelişigüzel bırakılan gıda atıkları olurken, hayvanseverler ya da farklı amaçlarla bırakılan sakatat, tavuk parçaları ve mezbaha atıkları, kurtlar için cazip bir besin kaynağına dönüşebiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Yurdakul, kurtların yerleşim yerlerine inmesinin artık normalleştiğini söyleyerek, "Burada önemli olan iki faktör tavşan ve yaban domuzu sayısının azalmasıdır. Bir diğer etkense şehirleşmenin çok hızlı bir şekilde dağınıklık göstermesidir. Bu da kurtların av sahalarının daralmasına sebep oluyor. Sebebi de ekosistemin bozulmasıdır" dedi. "Bilinçsiz avlanma faktörü de bulunuyor" Kurtların besin kaynağı bulamadıkları için yerleşim yerlerine indiklerini söyleyen İbrahim Yurdakul, "Öncelikle kurtların yerleşim alanında gözükmesinin en büyük sebeplerinden bir tanesi kış şartlarının çok çetin geçmesi. Bu sene eski senelere göre kış şartları yoğun geçiyor. Bir diğer önemli nokta hayvanseverlerimizin yaptığı beslenme desteğidir. Çevresine gelişigüzel sakatat, tavuk parçaları ve mezbaha atıklarının konulmasıdır. Çünkü yaban hayvanlarını çektiği gibi kurtları da çekiyor. Kurtlar daha sonra o bölgeyi besin kaynağı olarak görüyorlar. Besin kaynağı orada bulamadıklarında da daha merkeze ineceklerdir. Merkez dediğimiz yerlerde atık gıdaların bulunduğu piknik gibi alanlardır. Bu tabi en önemli faktörlerden bir tanesidir. Bir diğer faktör ise bilinçsiz avlanmadır. Kurtlar, tabiatta yaban domuzu döngüsünü bir dengede tutar. Özellikle köyde hayvancılık yapanlara yönelik, köydeki vatandaşımız bilinçsizce yaban domuzu avı yaparak sayıyı da azaltıyor" dedi. "Bu durum normalleşiyor" Kurtların, aç kaldığı zaman yerleşim yerlerinde insanlara saldırabileceğini belirten Yurdakul, "Tavşan, kurtlar için çok güzel ve küçük besin kaynağıdır. Bu hayvanların sayısının azalması da kurtların aç kalmasına neden olacağı için kurtların, yerleşim yerlerine inmelerine sebep oluyor. Burada önemli olan iki faktör tavşan ve yaban domuzu sayısının azalmasıdır. Bir diğer etkense şehirleşmenin çok hızlı bir şekilde dağınıklık göstermesidir. Bu da kurtların av sahalarının daralmasına sebep oluyor. Sebebi de ekosistemin bozulmasıdır. Bu durum tabi ki normalleşiyor. Örneğin Norveç’e baktığımız zaman kutup ayısı halk ile iç içe yaşıyor. Bizim burada yapabileceğimiz en önemli etken yaban hayvanlarının beslenmesine yönelik belirli alanlar oluşturup, gıdalarını bırakırsak hayvanlar artık merkeze gelmekten vazgeçerler. Kurt sürüsünü gördükleri zaman vatandaşın yetkililere haber vermekten başka yapabilecekleri herhangi bir şey yoktur. Haricinde kurtlar insanlara saldıran canlılar değillerdir. Kurtlar aç kaldıkları zaman saldırır. Kurt’a besin kaynağı verilirse alışır. Eğer kurda verilen besinler geri çekilirse, agresif hareketler sergileyecektir. Çünkü kurt normalde tehlike sezmediği canlılara saldırmaz. En başta da söylediğim gibi gıdaları yerleşim yerlerinden uzağa bırakarak o bölgedeki hayvanların aç kalmamasını sağlamalıyız" diye konuştu.