Yerel Haberler
Sivas
22 Şubat 2026 Pazar - 13:43 Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birisiydi, TMSF’ye devrediliyor Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi, bir zamanlar Türkiye’nin en büyük 50 şirketinden birisi olan Sivas Demir Çelik Fabrikası’nın (SİDEMİR) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) devri için karar aldı. Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük 50 sanayi kuruluşu arasında yer alan SİDEMİR, 1998 yılında özelleştirilmiş iş adamı Erol Evcil tarafından satın alınmıştı. Yıllık 720.000 ton çelik üretim kapasitesiyle inşaat demiri ve tel çubuk kaliteleri için 100 mm ila 160 mm kare kütükler üretmekteydi. İç piyasa başta olmak üzere, Avrupa, Orta ve Uzak Doğu, Afrika, Amerika’ya ihracat yapan işletme yaklaşık 4 yıldır üretime ara vermek zorunda kaldı. İşçi çıkartan ve çalışan işçilerinin maaşlarını ödeyemeyin işletme biriken işçe ve devlet alacaklarından dolayı mahkemelik oldu. İşletmeyle ilgili devam eden birçok dava bulunurken Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi aldığı kararla SİDEMİR’in TMSF’ye devredilmesi kararı aldı. Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi, Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 30 Kasım 2025 tarihli bilirkişi raporuna göre ‘Sivas Demir Çelik Fabrikasının iyi yönetilemediği, fabrikanın değerinin düştüğü, fabrikayla ilgili önceden atanan kayyımlık görevinin tedbiren Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından yerine getirilmesine, şirket üzerindeki rehinlerin karar kesinleşinceye kadar devamına’ karar verdi. Mahkeme itiraz yolunu açık bıraktı.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:53 Arazide tek başına yürüyen yavru vaşak, sürüden ayrılan pengueni hatırlattı Sivas’ta sürücünün tarlada fark edip görüntülediği yavru vaşak, arazide uzaklaşırken arkasına dönüp bakmasıyla yıllar sonra yeniden gündeme gelen ’sürüsünden ayrılan penguen’ belgeselindeki sahneyi hatırlattı. Sivas’ta yaşayan Musa Karaçınar, aracıyla Doğanşar ilçesi tarafına doğru seyir halindeyken yolun ortasında su birikintisine benzer koyu renkli bir karartı fark etti. Durumdan şüphelenen Karaçınar, aracını yol kenarına çekerek, karartıyı incelemeye başladı. Yaklaştığında bunun yavru bir vaşak olduğunu anlayan Karaçınar, cep telefonuyla görüntü almaya başladı. Bir süre yol kenarında duran vaşak, daha sonra ağır adımlarla arazinin içine doğru ilerledi. Karaçınar, vaşağı gözden kaybolana kadar bir müddet daha izledi. Arazide uzaklaşan vaşağın ilerlerken bir an arkasına dönüp bakması ise dikkat çekti. Bu anlar, Encounters at the End of the World adlı belgeselde yer alan ve sürüsünden koparak tek başına ters yöne yürüyen penguen sahnesini hatırlattı. Söz konusu penguen görüntüleri, yıllar sonra sosyal medyada yeniden paylaşılarak gündem olmuş, ’sürüsünden ayrılıp kendi yolunu seçen penguen’ olarak geniş kitlelerce konuşulmuştu. "Yavru bir vaşaktı" İlk defa bir vaşak gördüğünü söyleyen Musa Karaçınar, "Doğanşar tarafında aracımla yolculuk yapıyordum. Daha sonra ise yolun ortasında bir vaşak olduğunu fark ettim. Aracımdan inip fotoğraflarını ve videolarını çekmeye çalıştım ama kaçtı. İlk defa vaşak gördüm ve arabadan iner inmez görüntü almaya başladım. Büyük değil yavru bir vaşaktı" dedi.
Sivas’ın yöresel lezzeti Sivas Kellesi coğrafi işaret aldı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:42 Sivas’ın yöresel lezzeti Sivas Kellesi coğrafi işaret aldı Sivas yöresine özgü, yüzyıllardır süregelen lezzetlerden "Sivas Kellesi", Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret olarak tescil edildi. Tescille birlikte ürünün geleneksel üretim yöntemi ve yöresel kimliği koruma altına alındı. Sivas Ticaret Borsası tarafından 2024 yılında coğrafi işaret tescili için başvurusu yapılan, Sivas’ın köklü gastronomi kültürünün önemli unsurlarından ‘Sivas Kellesi’, 06 Şubat 2026 tarihi itibarıyla Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret tescili aldı. Yöreye özgü niteliği ve geleneksel üretim yöntemiyle dikkat çeken Sivas Kellesi’nin tescillenmesi, hem yerel üreticiler hem de Sivas mutfağının tanıtımı açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirildi. Coğrafi işaretle birlikte ürünün taklit edilmesinin önüne geçilmesi ve katma değerinin artırılması hedefleniyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Ticaret Borsası Başkanı Hayrullah Karakaya, coğrafi işaret tescillerinin yerel kalkınma açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Coğrafi işaretli ürünler; yerel üretimi desteklemek, kırsal kalkınmaya katkı sağlamak, geleneksel bilgi ve kültürel değerleri korumak, turizmi geliştirmek ve ürün taklitçiliğiyle mücadele etmek amacı taşımaktadır" dedi. Sivas Kellesi’nin ayırt edici özelliklerine de değinen Karakaya, ürünün yalnızca Sivas’ta yetiştirilen Kangal Akkaraman koyununun kellesinden yapıldığını vurguladı. Kangal Akkaraman koyununun iri yapılı ve boynuzsuz olması sayesinde Sivas Kellesi’nin diğer kelle çeşitlerinden kolaylıkla ayırt edildiğini ifade eden Karakaya, hayvanların Sivas’ın yüksek rakımlı meralarında, endemik ve aromatik bitkilerle beslenmesinin lezzete doğrudan etki ettiğini söyledi. Karakaya, Kangal Akkaraman koyununa ait kellelerin temizlendikten sonra 15-16 saat boyunca odun fırınlarında, krom veya nikel kaplarda ve hava almadan pişirildiğini belirtti. Sivas Kellesi’nin yalnızca bir yemek değil, aynı zamanda önemli bir kültürel miras olduğunu dile getiren Karakaya, "Kelle, Sivas’ta sabah kahvaltılarının vazgeçilmezidir. Sabahın erken saatlerinde başlayan bu gelenek genellikle 05.00’te başlar ve 08.00 itibarıyla sona erer. Halk arasında ‘kelle kırdırma’ olarak adlandırılan bu alışkanlık, dededen toruna aktarılan ve Sivas’ı diğer şehirlerden ayıran önemli kültürel değerlerden biridir" ifadelerini kullandı. Başkan Karakaya, Sivas’ın sahip olduğu yöresel ürünlerin korunması ve katma değerinin artırılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini de sözlerine ekledi.
Yakalandığı hastalık, ata tohum mücadelesine engel olmadı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 10:36 Yakalandığı hastalık, ata tohum mücadelesine engel olmadı Kanser hastalığıyla mücadele eden emekli öğretmen Mustafa Bakay, kısırlaştırılmış tohumlara karşı yıllardır ata tohumlarını yaşatmak için çalışıyor. Kendi yetiştirdiği sebzelerden elde ettiği tohumları çoğaltarak ücretsiz olarak vatandaşlara dağıtan Bakay, sağlık sorunlarına rağmen ata tohumu mücadelesinden vazgeçmedi. İsrail ve Hollanda gibi ülkelerden temin edilen kısırlaştırılmış tohumlara inat, doğal ve yerli üretimi savunan emekli öğretmen Mustafa Bakay, yıllardır ata tohumlarını yaşatmak için büyük bir özveriyle çalışıyor. Kendi imkânlarıyla yetiştirdiği sebzelerden yeniden tohum elde eden Bakay, bu tohumları çoğaltarak ücretsiz şekilde vatandaşlara dağıtıyor. Hayatını ata tohumunun geliştirilmesine ve gelecek nesillere aktarılmasına adayan Bakay, modern tarımın dayattığı kısırlaştırılmış tohumlara karşı yerli ve endemik bitkilerin korunmasını bir yaşam mücadelesi haline getirdi. Yıllar boyunca Anadolu’nun farklı bölgelerinden topladığı ata tohumlarını özenle çoğaltan Bakay, bu tohumların yok olmaması için büyük bir çaba sarf etti. Yakalandığı kanser hastalığına rağmen ata tohumu davasından vazgeçmeyen Mustafa Bakay, sağlık sorunları nedeniyle Sivas’ta düzenlenen ata tohumu dağıtım etkinliğine katılamadı. Ancak programa telekonferans yoluyla bağlanan Bakay, "Ata tohumlarını ve endemik bitkileri koruma davasında bizi yalnız bırakmadınız. Ben bu konuda Sivas’a güveniyorum. Sizleri gördükten sonra Sivas’a olan özlemim bir nebze olsun hafifledi. Aranızda olmayı çok isterdim ama sağlık problemlerinden dolayı katılamadım" ifadelerini kullandı. "Aramıza dönecek" Hocanın rahatsızlığından dolayı etkinliği sürdürme görevini üstlendiklerini söyleyen Birlik ve Dayanışma Bahçeleri Grubu Yönetim Kurulu üyesi Ömer Ada, "Vatandaşlarımızla Birlik ve Dayanışma Bahçelerimizin geleneksel hale getirdiği yıllık ata tohumu takas, dağıtım etkinliği yapacağız. Hocamızın rahatsızlığından dolayı bugün bu görevi biz sürdürüyoruz, kendisine de buradan şifalar diliyoruz. Hocamız şu an tedavi görüyor ve doğal besleniyor. Bu doğal beslenmesinden dolayı da hastalığı iyileşme evresinde. Kendisinin ata tohumuyla beslenmesi dolayısıyla iyileşmesinde öncü oldu, kanser hastasıyken artık tahlilleri temiz çıkıyor. Yakında inşallah kendisi de aramıza dönecek. Ata tohumunun en büyük özelliği sürdürülebilir, genetiğinin bozulmamış olması yani gelecek yıl tekrar ekebiliyor olmamız ve eski tat, aroma, kokunun olduğu o lezzetli tatlar bu tohumlarda bulunuyor. Aldığımız hibrit tohumlarla ertesi sene tekrar dikim yapamayız ve aynı tat, aromayı bulamayız. Ata tohumları hastalıklara karşı da dirençlidir, diğer tohumlarda belli bir takvim vardır" dedi. "Dedelerimizin kullandığı tohumdur" Programa katılan Oğuz Şahin, "Çiftçiyim, tarımla uğraşıyorum. Ata tohumu bildiğimiz gibi diğer ülkelerin kimyasal, biyolojik hastalıklı tohumlarını almak yerine eskiden babaannelerimizin, dedelerimizin kullandığı tohumdur. Hiçbir kimyasal, zararlı etkenleri yoktur, doğal bizim atalarımızın tohumlarıdır. İnşallah daha çok yaygınlaşır ve diğer ülkelerden almak zorunda kalmayız" diye konuştu. Programa katılan Nuh Cinli ise "Bu yıl ilk defa katılıyorum. Allah ne verdiyse bereket versin deyip başlayacağız. Ata tohumu genetiğiyle oynanmamış, tamamen doğal olduğu için tercih ettik ve geldik" şeklinde konuştu.