Yerel Haberler
Sivas
25 Nisan 2026 Cumartesi - 17:43 Uzmanı tanımladı, "Veteriner hekimler gıda zincirinin temel taşı konumundadır" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Atalay Uslu, 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, veteriner hekimlerin gıda zincirir temel taşı olduğunu söyledi. Veteriner hekimliğin toplum sağlığı ve gıda güvenliği açısından taşıdığı hayati öneme dikkat çeken Prof. Dr. Uslu yaptığı açıklamada, "Her yıl Nisan ayının son cumartesi günü kutlanan Dünya Veteriner Hekimler Günü, yalnızca hayvan sağlığını değil, aynı zamanda insan sağlığını ve gıda güvenliğini de koruyan, veteriner hekimlerin önemini hatırlatan özel bir gündür. Günümüzde gıda, sadece bir tüketim unsuru değil; ülkelerin ekonomik, sosyal ve hatta politik dengelerini etkileyen stratejik bir ürün haline gelmiştir. Bu nedenle güvenli, sürdürülebilir ve yeterli gıda üretimi her zamankinden daha kritik bir öneme sahiptir." ifadelerini kullandı. Gıda Zincirinin Temel Taşı: Veteriner Hekimler Veteriner hekimliğin gıda üretim sürecindeki kritik rolüne değinen Prof. Dr. Uslu, "Veteriner hekimler, hayvansal üretimin her aşamasında aktif rol alarak gıda zincirinin temel taşı konumundadır. Çiftlikten sofraya uzanan süreçte hayvan sağlığını koruyan, hastalıkları önleyen ve üretim standartlarını denetleyen veteriner hekimler, sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmanın güvencesidir. Özellikle hayvanlardan insanlara bulaşabilecek hastalıkların kontrolünde üstlendikleri rol, halk sağlığının korunmasında ne kadar kritik bir görev üstlendiklerini açıkça göstermektedir." dedi. Sürdürülebilir Üretimde Veteriner Hekimlerin Önemi Veteriner hekimliğin gıda üretimindeki rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Uslu, artan dünya nüfusu ve değişen tüketim alışkanlıklarının gıda üretiminde verimliliği artırma ihtiyacını beraberinde getirdiğini ifade etti. Bu noktada veteriner hekimlerin; bilimsel bilgi, teknoloji ve etik sorumluluk çerçevesinde üretimin sürdürülebilirliğini sağladığını belirten Prof. Dr. Uslu, antibiyotik kullanımı, hijyen standartları ve hayvan refahı gibi alanlarda yürüttükleri çalışmaların hem gıda kalitesini yükselttiğini hem de toplum sağlığını güvence altına aldığını vurguladı. Dünya Veteriner Hekimler Günü Mesajı Son olarak Dünya Veteriner Hekimler Günü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Uslu, insanlığın sağlıklı geleceği için büyük bir özveriyle görev yapan tüm veteriner hekimlerin bu özel gününü kutladığını ifade etti. Veteriner hekimlerin gıda güvenliği, halk sağlığı ve sürdürülebilir yaşam açısından vazgeçilmez bir meslek grubu olduğunu bir kez daha dile getirdi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58 Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
Araç sahiplerine uyarı geldi: "Yazlık lastikler, 7 derecenin altında tehlike oluşturuyor"
12 Kasım 2025 Çarşamba - 11:08 Araç sahiplerine uyarı geldi: "Yazlık lastikler, 7 derecenin altında tehlike oluşturuyor" Yurt genelinde düşen hava sıcaklıkları sonrası lastikçilerde yoğunluk yaşanmaya başladı. Lastikçiler, hava sıcaklığı 7 derecenin altına inmeden kış lastiklerinin takılması gerektiğinin önemini vurguladı. Yurt genelinde hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte lastikçiler yoğun mesaiye başladı. Yağışlı havaların etkisini göstermesiyle vatandaşlar araçlarının lastiklerini değiştirmeye başladı. Kış şartlarının en sert geçtiği illerden birisi olan Sivas’taki lastikçilerde yoğunluk arttı. Kentteki lastikçiler, 15 Kasım’da başlayacak olan zorunlu kış lastiği uygulaması öncesi lastikçilerden uyarılar geldi. Hava sıcaklığının 7 derecenin altına düşmeden lastiklerin değiştirilmesinin hem sürüş güvenliği hem de konfor açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Halil Alan, "5 milimetrenin altında kış lastiği kesinlikle kullanılması doğru değildir" dedi. "Hem yol tutuşu hem de konfor için kış lastiği önemli" Zorunlu kış lastiği değişiminin 15 Kasım tarihine çekildiğini ifade eden Halil Alan, "Kış ayları geldi. Zorunlu kış lastiği değişimi ise 1 Aralık tarihiden 15 Kasım tarihine çekildi. Fazla bir yoğunluk mevcut. İnsanlar lastik değişimi için buraya geliyorlar. Sivas şartlarında mevsimlik lastik gitmez. Hava sıcaklığı 7 derecenin altına düştüğü için kış lastiğini taktırmak zorundayız. Hem yol tutuşu hem de konfor için kış lastiği önemli. Kauçuk kalitesi iyi olan lastik her zaman iyidir. 5 milimetrenin altında kış lastiği kesinlikle kullanılması doğru değildir" dedi.
Sivas’ta 58 bin fidan toprakla buluşturuldu
11 Kasım 2025 Salı - 12:02 Sivas’ta 58 bin fidan toprakla buluşturuldu Sivas’ta 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında Sivas Belediyesi personeli tarafından 58 bin fidan topakla buluşturuldu. Sivas Belediyesi tarafından 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında Muhsin Yazıcıoğlu Vefa Ormanında fidanlar dikildi. Yaklaşık bin belediye personeli, kurum müdürleri ve vatandaşların katıldığı fidan dikme etkinliği 1 milyon 100 bin metrekarelik bir alanda gerçekleştirildi. Çam, gürgen, palamut, badem, mahlepten oluşan 58 bin fidan, toprakla buluşturularak can suyu verildi. "Sivas’ı daha yeşil bir yer haline getirmeyi amaçlıyoruz" Çocuklara daha yeşil bir Sivas bırakmak amacında olduklarını ifade eden Belediye Başkan Yardımcısı Ramazan Baker, "Sivas Belediyesi olarak yurt genelinde başlatılan ağaçlandırma seferberliğine bizde katıldık. Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu anısına bir vefa ormanı oluşturduk. Yaklaşık bin belediye personelimizle alanda ağaç dikiyoruz. En büyük amacımız Sivas’ımızı daha yeşil ve daha yaşanılabilir bir hale getirebilmek. Çocuklarımıza ve torunlarımıza daha yeşil bir Sivas bırakmak amacındayız. Projeye katılıp destek veren bütün belediye personellerimize ve Sivas halkına çok teşekkür ediyorum. 1 milyon 100 bin metrekarelik alanda toplamda 58 bin adet fidan dikiyoruz. Fidanlarımız çam, gürgen, palamut, badem, mahlep gibi farklı farklı ağaçlar. İlimizde Belediyemizin son 10 yılda dikilmiş olduğu ağaç sayısı toplamda 53 bin. Biz burada tek seferde 58 bin ağaç dikerek Sivas’ı daha yeşil bir yer haline getirmeyi amaçlıyoruz. 4 yılın sonunda biz bu alanı doldurarak bir orman yapmayı planlıyoruz" dedi.
OSB’nin enerji ihtiyacının yüzde 30’u güneşten karşılanıyor
11 Kasım 2025 Salı - 11:47 OSB’nin enerji ihtiyacının yüzde 30’u güneşten karşılanıyor Sivas’ta yer alan ve geçtiğimiz yıl 82 milyon dolarlık ihracat ile ülke ekonomisine katkı sunan 1. Organize Sanayi Bölgesi, çevreye duyarlı çalışmaları ile dikkat çekiyor. Karbon salınımını azaltmak amacıyla Güneş Enerjisi Santrali projesi geliştirerek hayata geçiren OSB, 2. Etap GES Projesini de faaliyete geçirdi. Sivas’ta faaliyet gösteren ve 11 bin kişiye istihdam sağlayan 1. Organize Sanayi Bölgesi (OSB), sürdürülebilir çevre hedefleri ve enerji verimliliği politikaları kapsamında önemli bir adım attı. 432 hektarlık bir alan üzerinde 200 firmanın faaliyet gösterdiği ve 2024 yılında ülke ekonomisine 82 milyon Dolar katkı sunan 1. Organize Sanayi Bölgesi, çevreci bir üretim merkezi olma hedefine ilerliyor. Daha önce 999kWe’lik Güneş Enerjisi Santralini (GES) hizmete alan OSB, 2. etap GES projesini de hayata geçirdi. Elektrik ihtiyacının büyük bir bölümünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayacak olan 1. OSB, bu sayede karbon salınımı azaltacak. Aylık 150 bin kWh, yıllık ise 1 milyon 800 bin kWh üretim yapması beklenen 2. Etap GES Projesi yıllık 860 bin 400 kg karbondioksit emisyonunu engellemesi sağlayacak. "3’üncü GES projemiz içinde şuan da çalışmalar yapıyoruz" Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Organize Sanayi Bölgesi Sanayiciler Derneği (SOSAD) Başkanı ve ESTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Timuçin, "Sivas 1. Organize Sanayi Bölgesi olarak, sanayi bölgemizde daha önce 1 MW Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesi vardı. Projemize ilave olarak yine 1 MW Güneş Enerjisi Santrali (GES) projemizi tamamladık. Şuan da elektrik üretimine başladık ve devletimizden üçüncü GES için 1 MW izin almıştık. 3’üncü GES projemiz içinde şuan da çalışmalar yapıyoruz. O da tamamlandığı zaman Organize Sanayi Bölgesi (OSB) olarak 3 MW Güneş Enerjisi Santrali’nden (GES) enerji üreteceğiz ve bu enerji üretimimiz Organize Sanayi Bölgesi’nde kullanacağız" dedi. "Daha çevreci ve daha yeşil bir OSB’ye kavuşmuş olacağız" Elektrik maliyetlerinin bu şekilde azaltılacağını ifade eden Timuçin, "Bu bizim için büyük bir avantaj sağlayacaktır. Ayrıca Organize Sanayi Bölgemizde toplam 33 bin MW sanayicilerimizin Çatı GES’leri var ve bu GES’lerle firmalarında kullandıkları enerjiyi orada üretmeye çalışıyorlar. GES ile üretilen enerji, OSB’de kullandığımız elektriğin yüzde 30’unu karşılamakta. Yüzde 70’lik kurulabilecek kapasitemiz var. Tabi GES kurabilmek için devletimizin belirli bir kota izin vermesi gerekiyor. Son zamanlarda lisanssız sanayicilere GES ile ilgili izinler daha nadiren veriliyor. Bizim burada böyle bir avantajımız var. Sağ tarafımızda gördüğümüz dağlık kısım GES kurmaya çok uygun bir arazi ve hazine arazisidir. Burası OSB’ye tahsis edilirse bizde sanayicilerimize GES bölgesi olarak tahsis ederiz. Sanayicilerimiz buraya GES kurarak tükettikleri enerjiyi burada üretmek sayesinde hem karbonsuzlaşmayı sağlamış ‘Yeşil OSB’ unvanımızı artırmış olurlar, hem de maliyetlerini azaltarak yurt içi ve yurt dışında daha güçlü konuma gelirler diye müracaatımız var. Buradan olumlu sonuç alırsak OSB’deki GES vasıtasıyla elektrik üretimini artırmayı hedefliyoruz. Karbonsuzlaşmayı daha aza indireceğiz, daha çevreci ve daha yeşil bir OSB’ye kavuşmuş olacağız" ifadelerine yer verdi.
Görüntüsü ile ‘Orhun Kitabelerini’ andırıyor, gerçeği öğrenenler ise hayrete düşüyor
11 Kasım 2025 Salı - 11:46 Görüntüsü ile ‘Orhun Kitabelerini’ andırıyor, gerçeği öğrenenler ise hayrete düşüyor Sivas’ın Karayün köyünde yer alan 4 asırlık mezarlık, Orhun Kitabelerini andıran devasa mezar taşlarıyla dikkat çekiyor. Üzerlerinde hiçbir yazı bulunmayan taşların hikâyesi ise nesilden nesile aktarılırken, ziyaretçilerini büyülüyor. Sivas kent merkezine yaklaşık 28 kilometre uzaklıkta bulunan Karayün köyündeki 4 asırlık mezarlık, büyüklü ve küçüklü dev mezar taşlarıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Köye yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki mezar taşları, görenleri hayrete düşürüyor. Yaklaşık 400 yıllık olduğu tahmin edilen mezar taşlarının üzerinde hiçbir isim veya yazı bulunmuyor. Hangi mezarın kime ait olduğu ise köy halkı tarafından nesilden nesile aktarılarak korunuyor. Mezar taşlarının büyüklüğü ve gösterişi, o dönem ailenin maddi gücüyle doğru orantılı olduğu iddia ediliyor. Köy sakinleri, taşların dereden kağnı arabalarıyla mezarlığa getirildiği, herkesin kendi atasının mezarını belirlemek için bu taşları diktiği belirtiyor. O dönemde okuma-yazmanın yaygın olmaması ve bu alanda sanatkâr bulunmaması nedeniyle mezar taşlarına herhangi bir yazı işlenmediği ifade ediliyor. 4 asırdır ayakta duran dev mezar taşları, dönemin şartlarına ışık tutuyor. "400 yıllık bir tarihi var" Mezarların tarihini nesillerce akıllarında tutarak bildiklerini söyleyen köy sakini Hüseyin Çakır, "Aklımızın yettiğince, bize anlatılanlara yaklaşık 400 yıllık bir tarihi olduğu söylenir. Bugünün şartlarında bu taşların dikilmesinde ailenin gücü etkili olduğu, ailedeki kişi sayısı ve hayvanların gücüyle bağlantılı olduğu düşünülür. Dereden taşlar toplanır ve getirilir, herkes kendi atasının mezarını belirlemek için taşlar dikmiş. Rivayete göre köyümüz 500 yıl önce kurulmuş, ilk kurulduğunda 5 hane varmış, bunların çoğalması ve başka yerlerden göç almasıyla köy bu hâle gelmiş. Bu taşların yapımı ve getirilmesi tamamen o dönemde ailenin gücüne bağlıymış. Taş dereden kesilir, kağnıya bağlanır ve buraya getirilirmiş. O zaman imece usulü de vardı. Kendi rızkları bittiğinde, sonbahar aylarında yardımlaşarak bu taşları dikmişler. Özel bir anlamı yok, sadece atayı tanımak ve unutmamak için yapılmış. O dönemde okuma yazma olmadığı için mezarlarda yazı yoktur ve o sanatı işleyecek insan da bulunmazmış. Bazı eski mezarlarda Osmanlıca yazılar var, ama küçükken rivayetleri dinlemeyi severdim. Köy odalarımız vardı, büyüklerimiz otururdu, biz onlara su getirip götürürdük, onlar kendi aralarında konuşur, bize bu mezarın hangi aileye ait olduğunu anlatırlardı. Biz de aklımızda tutarak nesillerce aktardık" dedi.
Bu OSB, enerji ihtiyacının yüzde 30’unu güneşten karşılıyor
11 Kasım 2025 Salı - 11:34 Bu OSB, enerji ihtiyacının yüzde 30’unu güneşten karşılıyor Sivas’ta yer alan ve geçtiğimiz yıl 82 milyon dolarlık ihracat ile ülke ekonomisine katkı sunan 1. Organize Sanayi Bölgesi, çevreye duyarlı çalışmaları ile dikkat çekiyor. Karbon salınımını azaltmak amacıyla Güneş Enerjisi Santrali projesi geliştirerek hayata geçiren OSB, 2. Etap GES Projesini de faaliyete geçirdi. Sivas’ta faaliyet gösteren ve 11 bin kişiye istihdam sağlayan 1. Organize Sanayi Bölgesi (OSB), sürdürülebilir çevre hedefleri ve enerji verimliliği politikaları kapsamında önemli bir adım attı. 432 hektarlık bir alan üzerinde 200 firmanın faaliyet gösterdiği ve 2024 yılında ülke ekonomisine 82 milyon Dolar katkı sunan 1. Organize Sanayi Bölgesi, çevreci bir üretim merkezi olma hedefine ilerliyor. Daha önce 999kWe’lik Güneş Enerjisi Santralini (GES) hizmete alan OSB, 2. etap GES projesini de hayata geçirdi. Elektrik ihtiyacının büyük bir bölümünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayacak olan 1. OSB, bu sayede karbon salınımı azaltacak. Aylık 150 bin kWh, yıllık ise 1 milyon 800 bin kWh üretim yapması beklenen 2. Etap GES Projesi yıllık 860 bin 400 kg karbondioksit emisyonunu engellemesi sağlayacak. "3’üncü GES projemiz içinde şuan da çalışmalar yapıyoruz" Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Organize Sanayi Bölgesi Sanayiciler Derneği (SOSAD) Başkanı ve ESTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Timuçin, "Sivas 1. Organize Sanayi Bölgesi olarak, sanayi bölgemizde daha önce 1 MW Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesi vardı. Projemize ilave olarak yine 1 MW Güneş Enerjisi Santrali (GES) projemizi tamamladık. Şuan da elektrik üretimine başladık ve devletimizden üçüncü GES için 1 MW izin almıştık. 3’üncü GES projemiz içinde şuan da çalışmalar yapıyoruz. O da tamamlandığı zaman Organize Sanayi Bölgesi (OSB) olarak 3 MW Güneş Enerjisi Santrali’nden (GES) enerji üreteceğiz ve bu enerji üretimimiz Organize Sanayi Bölgesi’nde kullanacağız" dedi. "Daha çevreci ve daha yeşil bir OSB’ye kavuşmuş olacağız" Elektrik maliyetlerinin bu şekilde azaltılacağını ifade eden Timuçin, "Bu bizim için büyük bir avantaj sağlayacaktır. Ayrıca Organize Sanayi Bölgemizde toplam 33 bin MW sanayicilerimizin Çatı GES’leri var ve bu GES’lerle firmalarında kullandıkları enerjiyi orada üretmeye çalışıyorlar. GES ile üretilen enerji, OSB’de kullandığımız elektriğin yüzde 30’unu karşılamakta. Yüzde 70’lik kurulabilecek kapasitemiz var. Tabi GES kurabilmek için devletimizin belirli bir kota izin vermesi gerekiyor. Son zamanlarda lisanssız sanayicilere GES ile ilgili izinler daha nadiren veriliyor. Bizim burada böyle bir avantajımız var. Sağ tarafımızda gördüğümüz dağlık kısım GES kurmaya çok uygun bir arazi ve hazine arazisidir. Burası OSB’ye tahsis edilirse bizde sanayicilerimize GES bölgesi olarak tahsis ederiz. Sanayicilerimiz buraya GES kurarak tükettikleri enerjiyi burada üretmek sayesinde hem karbonsuzlaşmayı sağlamış ‘Yeşil OSB’ unvanımızı artırmış olurlar, hem de maliyetlerini azaltarak yurt içi ve yurt dışında daha güçlü konuma gelirler diye müracaatımız var. Buradan olumlu sonuç alırsak OSB’deki GES vasıtasıyla elektrik üretimini artırmayı hedefliyoruz. Karbonsuzlaşmayı daha aza indireceğiz, daha çevreci ve daha yeşil bir OSB’ye kavuşmuş olacağız" ifadelerine yer verdi.
Sivas’ta 5 farklı ekmeklik buğday, pilot bölgede toprakla buluşturuldu
10 Kasım 2025 Pazartesi - 15:48 Sivas’ta 5 farklı ekmeklik buğday, pilot bölgede toprakla buluşturuldu Sivas’ta kamu-üniversite işbirliği çerçevesinde 5 farklı ekmeklik buğday tohumu, ilk kez toprakla buluşturuldu. Sivas’ın Zara ilçesinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi işbirliğinde buğday-arpa demonstrasyon çalışmaları gerçekleştiriliyor. Tödürge köyünde arazisi bulunan çiftçi Hüseyin Önder ve İbrahim Bahçıvan’a ait daha önce nadasa bırakılmış tarım arazilerinde Gündüzalp, Hayrıbol, Kuantum, Man 2021 ve İlir ekmeklik buğday çeşitlerinin ilk kez ekimi yapıldı. Proje ile daha önce hiç ekimi gerçekleştirilmemiş buğday çeşitlerinin pilot olarak belirlenen bölgede ekimi yapılarak çiftçilere modern tarım teknikleri ve verim artırıcı yöntemleri uygulanması hedefleniyor. "En üst verimi almaya çalışacağız" Konu hakkında açıklama yapan çiftçi İbrahim Bahçıvan, "İlçe Tarım ve Ziraat Odası bünyesinde Tödürge köyünde 20 dönümlük bir arazide, kendi arazimizde beş farklı ekmeklik buğday çeşidini, daha önce ekilmemiş bir buğday çeşidini deniyoruz. Toprak verimi iyi. Toprağın kalitesi şu an iyi, ekime hazır. Buğdayımızı attık, 15 gün ortalama gübre kullanıyoruz. Buğdayları da ortalama 22, 23 kilo olarak ekiyoruz. İlk defa deniyoruz. Verimi hep birlikte göreceğiz. Elimizden gelen tüm hazırlığı yaptık. Nadas tarlamızdı zaten. Pullukla sürdük, sonrasında ikilemesini, diskalosunu çektik, şu anda da mibzerle ekimini gerçekleştiriyoruz. Sonrasında da zaten ilerleyen dönemlerde, yani bahar döneminde üst gübresini vereceğiz, ilaçlarını atacağız. Elimizden gelen tüm işlemleri gerçekleştirip en üst verimi almaya çalışacağız" dedi.
Sivas’ta meralar on binlerce tuz çalısı ile yeşerecek
10 Kasım 2025 Pazartesi - 15:30 Sivas’ta meralar on binlerce tuz çalısı ile yeşerecek Sivas’ta bitki örtüsü zayıf meraların yeşertilmesi için tuz çalısı bitkisi toprakla buluşturuldu. Sivas’ta tarımsal ekosistemin iyileştirilmesi ve sürdürülebilir hayvancılığın devamı için meralara tuz çalısı bitkisi dikilmeye başlandı. 2024 yılında Sivas İl Tarım ve Orman müdürlüğü ekiplerince Kangal ilçesi Kuşkayası köyünde 500 dekar alanda dikimine başlanan tuz çalısı bitkisi 2025 yılı faaliyetleri kapsamında Kuşkayası, Yukarıhüyük, Davulhüyük, İncesu, Kızılören, Baharözü, Kurtoğlu ve Acıyurt köylerinde de dikiliyor. 3 bin 200 dekar bitki örtüsü zayıf mera alanında dikimi yapılan 355 bin tuz çalısı bitkisinin hayvancılık yapan çiftçilerin kaba yem ihtiyacının büyük oranda karşılanması hedefleniyor. "Kaba yem ihtiyacının karşılanarak hayvancılığımızın sürdürülebilir kılınmasını amaçladık" Sivas Tarım ve Orman İl Müdürü Salih İnan, tuz çalısının yoncaya eşdeğer bir besin kalitesinin olduğunu bu nedenle hayvanların beslenmesine ciddi katkı sağlayacağını belirterek, "Kentte 829 bin 177 hektarlık mera alanının 801 bin 281 hektarlık tahsis işlemleri gerçekleştirilmiştir. Sivas’ta ilk kez uygulanan proje ile ilimizin yüzde 70’i zayıf olan mera kısımlarından daha fazla istifade edilmesi, çoraklaşmanın önlenmesi, mera hayvancılığının geliştirilmesi ve meralarda otlatma ile kaba yem ihtiyacının karşılanarak hayvancılığımızın sürdürülebilir kılınmasını amaçladık. Amerikan tuz çalısı bitkisiyle 3 bin 200 dekarlık bir mera alanında ıslah çalışması gerçekleştireceğiz" diye konuştu. "Temel amacımız hayvancılığın sürdürülebilir bir şekilde devamının sağlanmasıdır" İl Müdürü İnan, "Sivas bulunduğu bölge itibarıyla meralarını çok iyi geliştirebilecek ve iyileştirebilecek bir potansiyele sahiptir. İl Müdürlüğümüz olarak geçen 24 yıl içerisinde ilimizde 52 köy ve mahallede 729 bin 597 dekar mera alanında mera ıslah ve amenajman projeleri uygulanmıştır. Mera ıslah projeleri kapsamında güneş enerjili ve cazibeli hayvan içme suyu tesisleri yaparak ilimizdeki meralardan faydalanma süresini uzattık. Temel amacımız hayvancılığın sürdürülebilir bir şekilde devamının sağlanmasıdır" dedi.
Uzmanından kalp pili taşıyanlara soğuk hava uyarısı: "Titreme cihazı yanıltabilir"
10 Kasım 2025 Pazartesi - 12:26 Uzmanından kalp pili taşıyanlara soğuk hava uyarısı: "Titreme cihazı yanıltabilir" Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, özellikle kalp pili tedavisinin ani ölümleri önlemede büyük rol oynadığını belirterek, soğuk havalarda kalp pili kullanan hastaların dikkatli olması gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Dünya genelinde kalp hastalıkları, ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Kalp rahatsızlıkları yalnızca damar tıkanıklığı yaşayan hastalarla sınırlı olmamakla birlikte tansiyon ve şeker hastaları da kalp hastalıkları açısından yüksek risk grubunda bulunuyor. Geçmişte kalp krizi sonrası hastaların yaşam şansı oldukça düşükken, günümüzde erken müdahale ile hayatta kalma oranı büyük ölçüde arttı. Ancak kalp krizinden kurtulan hastalarda zamanla kalp dokularında hasar oluşabiliyor ve bu durum kalp yetersizliği ile ritim bozukluklarına yol açabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, kalp pilinin önemine vurgu yaptı. Erdoğu, Yeni nesil kalp pillerinin MR cihazlarına girmeye imkan sağladığı, ancak tarama cihazlarından geçmenin önerilmediğini ifade ederek, "Soğuk hava nedeniyle oluşan titremeler, kalp pilinin kalbin durduğunu sanmasına ve yanlış şoklamaya yol açabilir. Bu nedenle hastalarımızın bu dönemlerde daha dikkatli olmalarını öneriyoruz" dedi. "Kalp piline ihtiyaç duyuluyor" Kalp krizleri sonrası kalp dokusunun zarar gördüğünü söyleyen İsmail Erdoğu, "Dünyada artık kalp hastalıkları en sık ölüm sebeplerinden biri. Kalp hastalıklarında çok fazla grup var. Biz kalp hastalıkları deyince sadece kalbinde stent olan ve damarlarında sorun bulunan insanlardan bahsetmiyoruz. Aynı zamanda tansiyon ve şeker hastaları da kalp hastalıklarına aday. Toplumun yaklaşık yüzde 30-35’lik bir kısmını kapsıyoruz. Çok yaygın bir hastalık ve bu hastalıkta teknolojik kapsamda, ilaç konusunda son 30 yılda çok ciddi gelişmeler oldu. Geçmişte insanları hastanelerde kalp krizinden dolayı kaybederken şimdi hastaneye başvurular sonrasında yaşama tutunmak büyük oranda mümkün. Yaşanan ölümler ise genellikle hastaneye gelmeden önce gerçekleşmekte. Kalp krizinden kurtulmanın hastalarda belli bir bedeli oluyor. Kalp krizi sonrası kalpteki dokular zarar görüyor ve kalp yetersizliği oluşuyor. Bu kalp yetersizliği olan kalplerde ritim bozuklukları ve ani ölümler gibi sorunlar gündeme gelebiliyor. Bunlardan uzun vadede korunmak için hastalarda mutlaka bir kalp piline ihtiyaç duyuluyor" dedi. "Soğuk havalarda temkinli olunması gerekiyor" Kalp pilleri ile MR cihazına girilebileceğini belirten Erdoğu, "Çok büyük bir ameliyat değil ama yine de ciddi bir cerrahi işlem. Kalp pili, tıpta son 30 yılda yaşanan gelişmelerden en büyüğü. Bir bilgisayarın küçültülüp insan vücuduna konulmuş hali aslında. İnsan ömrünü ciddi oranda uzatan bir tedavi. İnsanlar bir şokla hayata tutunurken, pil olmasaydı öleceğini düşündüğümüz birçok hastamız var. Kalp pilinin bu özelliği, uygun hastalarda ciddi oranda ani ölümü engelliyor. Hastanın başına gelecek bir kalp durması durumunda yanında bir sağlıkçı yoksa, onun ritmini düzeltecek defibrilatör cihazı yoksa hastayı hayatta tutmak mümkün değil. Uygun endikasyonlarda kalp pili olduğu zaman, pil hastaların ritmini algılıyor ve acilde yapılan şoklamayı yaparak hastayı hayata döndürüyor. Kalp pillerinde yeni teknolojilerle MR’a girmek mümkün, tomografiye zaten girebiliyorlar. Tarama cihazlarından geçmelerini uygun görmüyoruz. Bu tarz durumlarda hastalarımız ’kalp pilim var’ dediğinde muaf tutuluyorlar. Kalp pilleri ciddi teknolojik cihazlardır. Vücudun içindeki titreşimi, örneğin mikser kullanmak, kolunu sallayacak herhangi bir eylem kalp pilinde olumsuz etki oluşturabilir. Soğuk havalarda vücutta oluşan ciddi titremeler kalp pilinin hafızasını karıştırıp kalbin durduğunu düşündürebilir ve gereksiz şoklama yapabilir. Bu tarz kişilerin soğuk havalarda daha temkinli olması gerekir" diye konuştu.
Uzmanından kalp pili taşıyanlara soğuk hava uyarısı: "Titreme cihazı yanıltabilir"
10 Kasım 2025 Pazartesi - 12:18 Uzmanından kalp pili taşıyanlara soğuk hava uyarısı: "Titreme cihazı yanıltabilir" Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, özellikle kalp pili tedavisinin ani ölümleri önlemede büyük rol oynadığını belirterek, soğuk havalarda kalp pili kullanan hastaların dikkatli olması gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Dünya genelinde kalp hastalıkları, ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Kalp rahatsızlıkları yalnızca damar tıkanıklığı yaşayan hastalarla sınırlı olmamakla birlikte tansiyon ve şeker hastaları da kalp hastalıkları açısından yüksek risk grubunda bulunuyor. Geçmişte kalp krizi sonrası hastaların yaşam şansı oldukça düşükken, günümüzde erken müdahale ile hayatta kalma oranı büyük ölçüde arttı. Ancak kalp krizinden kurtulan hastalarda zamanla kalp dokularında hasar oluşabiliyor ve bu durum kalp yetersizliği ile ritim bozukluklarına yol açabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, kalp pilinin önemine vurgu yaptı. Erdoğu, Yeni nesil kalp pillerinin MR cihazlarına girmeye imkan sağladığı, ancak tarama cihazlarından geçmenin önerilmediğini ifade ederek, "Soğuk hava nedeniyle oluşan titremeler, kalp pilinin kalbin durduğunu sanmasına ve yanlış şoklamaya yol açabilir. Bu nedenle hastalarımızın bu dönemlerde daha dikkatli olmalarını öneriyoruz" dedi. "Kalp piline ihtiyaç duyuluyor" Kalp krizleri sonrası kalp dokusunun zarar gördüğünü söyleyen İsmail Erdoğu, "Dünyada artık kalp hastalıkları en sık ölüm sebeplerinden biri. Çok fazla grup var kalp hastalıklarında. Biz kalp hastalıkları deyince sadece kalbinde stent olan ve damarlarında sorun bulunan insanlardan bahsetmiyoruz. Aynı zamanda tansiyon ve şeker hastaları da kalp hastalıklarına aday. Toplumun yaklaşık yüzde 30-35’lik bir kısmını kapsıyoruz. Çok yaygın bir hastalık ve bu hastalıkta teknolojik kapsamda, ilaç konusunda son 30 yılda çok ciddi gelişmeler oldu. Geçmişte insanları hastanelerde kalp krizinden dolayı kaybederken şimdi hastaneye başvurular sonrasında yaşama tutunmak büyük oranda mümkün. Yaşanan ölümler ise genellikle hastaneye gelmeden önce gerçekleşmekte. Kalp krizinden kurtulmanın hastalarda belli bir bedeli oluyor. Kalp krizi sonrası kalpteki dokular zarar görüyor ve kalp yetersizliği oluşuyor. Bu kalp yetersizliği olan kalplerde ritim bozuklukları ve ani ölümler gibi sorunlar gündeme gelebiliyor. Bunlardan uzun vadede korunmak için hastalarda mutlaka bir kalp piline ihtiyaç duyuluyor" dedi. "Soğuk havalarda temkinli olunması gerekiyor" Kalp pilleri ile MR cihazına girilebileceğini belirten Erdoğu, "Çok büyük bir ameliyat değil ama yine de ciddi bir cerrahi işlem. Kalp pili, tıpta son 30 yılda yaşanan gelişmelerden en büyüğü. Bir bilgisayarın küçültülüp insan vücuduna konulmuş hali aslında. İnsan ömrünü ciddi oranda uzatan bir tedavi. İnsanlar bir şokla hayata tutunurken, pil olmasaydı öleceğini düşündüğümüz birçok hastamız var. Kalp pilinin bu özelliği, uygun hastalarda ciddi oranda ani ölümü engelliyor. Hastanın başına gelecek bir kalp durması durumunda yanında bir sağlıkçı yoksa, onun ritmini düzeltecek defibrilatör cihazı yoksa hastayı hayatta tutmak mümkün değil. Uygun endikasyonlarda kalp pili olduğu zaman, pil hastaların ritmini algılıyor ve acilde yapılan şoklamayı yaparak hastayı hayata döndürüyor. Kalp pillerinde yeni teknolojilerle MR’a girmek mümkün, tomografiye zaten girebiliyorlar. Tarama cihazlarından geçmelerini uygun görmüyoruz. Bu tarz durumlarda hastalarımız ‘kalp pilim var’ dediğinde muaf tutuluyorlar. Kalp pilleri ciddi teknolojik cihazlardır. Vücudun içindeki titreşimi, örneğin mikser kullanmak, kolunu sallayacak herhangi bir eylem kalp pilinde olumsuz etki oluşturabilir. Soğuk havalarda vücutta oluşan ciddi titremeler kalp pilinin hafızasını karıştırıp kalbin durduğunu düşündürebilir ve gereksiz şoklama yapabilir. Bu tarz kişilerin soğuk havalarda daha temkinli olması gerekir" diye konuştu.