TEKNOLOJİ
OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum 18 Mart 2026 Çarşamba - 14:38:04 Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Gözlemevi-Planetaryum’da Genel Sekreterlik personeline yönelik işitsel ve görsel sunum gerçekleştirildi. Planetaryum sorumlusu Dr. Selami Kalkan tarafından yapılan sunumda, katılımcılara uzayın derinliklerine uzanan kapsamlı bir anlatım sunuldu. Gezegenlerden yıldızlara, ışık hızından karadeliklere kadar birçok başlıkta yapılan bilgilendirmeler sinevizyon gösterimiyle desteklendi. Programda planetaryumun teknik altyapısına da değinildi. 7 metre çapında kubbeli yapıya sahip sistemin, balık gözü (fisheye) mercekli özel projeksiyon cihazı sayesinde katılımcılara gerçeğe yakın üç boyutlu bir izleme deneyimi sunduğu aktarıldı. Sunum kapsamında Stellarium programı ve özel efektler kullanılarak yön bulma teknikleri, takımyıldızları, göktaşı yağmurları ve galaksiler etkileşimli şekilde anlatıldı. Güneş’in batışıyla birlikte gökyüzünde beliren gezegenler ve yıldızların hareketleri sanal ortamda gösterilerek katılımcıların uzay gözlemlerine ilişkin farkındalığı artırıldı. Kutup yıldızının bulunması, Zodyak kuşağı ve takımyıldızlarının mitolojik karşılıklarının da ele alındığı programın ardından planetaryum ortamında evrene ilişkin yaklaşık 20-25 dakikalık film gösterimi yapıldı. Etkinlik, katılımcıların planetaryum deneyimini yerinde gözlemlemesinin ardından sona erdi. Her yıl farklı yaş gruplarından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan planetaryumda gösterimlerin hafta içi 09.30, 11.00, 13.30 ve 15.00 saatlerinde gerçekleştirildiği, salonun 30 kişilik kapasiteye sahip olduğu ve rezervasyon için en az 20, en fazla 30 kişilik grupların kabul edildiği belirtildi. Gözlemevinde ise Karadeniz Bölgesi’nde uygun gözlem gecelerinin sınırlı olması nedeniyle yalnızca belirli günlerde ve uygun hava koşullarında bilimsel gözlem yapılabildiği ifade edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:32 Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı Dicle Elektrik, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirerek 642 milyon liraya denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, "Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon liralık bir katma değer sağladık. Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor" dedi. Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:00 Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler. Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi. Yılda 83 bin ton çay atığı Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi. Gümüşün yeşil yolculuğu "Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor. Antibakteriyal kalkan Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi. "Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik" Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu. Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi. Zorlu ama başarılı bir süreç Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi" Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi. "Test sonuçları başarılı çıktı" Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu. Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.
Dünyaca ünlü profesöre yapay zeka ile ürün tanıttırdılar
21 Aralık 2024 Cumartesi - 14:38 Dünyaca ünlü profesöre yapay zeka ile ürün tanıttırdılar Dünyanın ilk rahim naklini, Türkiye’nin ilk yüz ve çift kol nakillerini gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan, dolandırıcıların hedefi oldu. Sosyal medyada, yapay zekâ teknolojisi kullanılarak oluşturulan bir videoda, Özkan’ın adı ve sesi taklit edilerek sahte bir krem tanıtımı yapıldığı ortaya çıktı. 10 gün önce dolaşıma giren video, suç duyurusuna rağmen halen kaldırılmadı. Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ın, daha önce verdiği bir röportajını alan dolandırıcılar, yapay zekayla sesini bire bir kopyalayıp, sahte bir kreme övgüleri video haline getirip sosyal medyada paylaştı. Sahte bir haber görüntüsü olarak hazırlanan videoda, bir haber spikeri, "Portekiz sağlık komitesinin toplantısında bir doktorun yasağa öfkelenip temsilciye saldırdığını" duyuruyor. Ardından Prof. Dr. Ömer Özkan’ın adını ve görüntüsünü kullanan bir yapay zekâ modeli, kremle ilgili şu ifadeleri seslendiriyor: “Sağlıklı olup olmadıkları umurlarında değil. Yeni bir krem formülü geliştirdik. Binlerce insan faydalandı. Ağrıyı tamamen ortadan kaldırıyor ve eklemleri yeniliyor. Bu kremi talimatlara uygun olarak günde bir kere uygulayın. Satış rekorları kırdık ve şu an da Avrupa çapında 1 milyondan fazla memnun müşterimiz referanslarını bıraktı. Acı çekmeye devam etmek istiyorsanız haplara ve ameliyatlara para harcamaya devam edin. Yaşıma rağmen eklemlerimi iyileşirdim ve kendimi harika hissediyorum.” Prof. Dr. Özkan’dan uyarı Olayın ardından açıklama yapan Prof. Dr. Ömer Özkan, dolandırıcılığa karşı uyarıda bulundu: "Beni Kenyalı bir doktor olarak tanıyorlar. Portekiz Meclisinde kavga etmişim, ilacıma karşı çıkanları dövmüşüm diye anlatılıyor. Bu tamamen yapay zekâ ile hazırlanmış bir video. Konuşmadığım bir konuda konuşmuşum gibi gösterilmiş. Bu ürünün benimle hiçbir ilgisi yok. İnsanların umutlarıyla oynuyorlar ve kişilik haklarıma saldırıda bulunuyorlar. Toplumda bu yöntemle kargaşa çıkarılabilir, kamuoyunu yanlış yönlendirebilirler." Prof. Dr. Özkan, bu tür yöntemlerin yalnızca bireysel zarar değil, toplumsal sorunlara da yol açabileceğine dikkat çekerek, özellikle tanınmış kişilerin ses ve görüntülerini taklit ederek yapılan manipülasyonların, kamu güvenliğini tehdit edebileceğini belirtti. Hukuki süreç devam ediyor Olayla ilgili suç duyurusunda bulunan Özkan, 10 gün geçmesine rağmen videoların sosyal medyada hala yayında olduğunu ifade etti. Bu süreçte, ünlü sanatçı Levent Yüksel’in de benzer şekilde adının kullanıldığı başka bir videonun yayınlandığını belirten Özkan, yasal düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Özkan, “Suç duyurusunda bulanalı 10 gün oldu ama video hala devam ediyor. Geçtiğimiz hafta salı ya da çarşamba günü videoyu gördüm. Levent Yüksel’in olduğu video yayınlanalı 5 gün oldu” şeklinde konuştu. Yapay zekâ suistimali Özkan, yapay zekâ teknolojisinin kötü amaçlarla kullanılmasının giderek büyüyen bir tehdit olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bu durumu ’yapay zekâ şiddeti’ olarak adlandırıyorum. Sesimizi ve görüntümüzü manipüle ederek şiddet, dolandırıcılık ya da kamuoyu manipülasyonu yapabilirler."
realme, soğuğa duyarlı renk değiştiren telefonunu tanıttı
21 Aralık 2024 Cumartesi - 10:00 realme, soğuğa duyarlı renk değiştiren telefonunu tanıttı realme, 14 Pro Serisi ile tasarımda yeni bir dönemi başlattı. Soğukta arka kapak rengi değişen arka kapağıyla dikkat çeken telefon, gece çekimlerinde yüksek kalitede fotoğraf veren teknolojisi ve dayanıklılığı da bir araya getiriyor. Akıllı telefon dünyasında yenilikleriyle öne çıkan realme, 14 Pro Serisi ile tasarımda yeni özelliklerden birini tanıttı. Soğuğa duyarlı renk değiştiren telefon olarak dikkat çeken bu seri, İskandinav tasarım stüdyosu Valeur Designers ile geliştirildi. İnci dokusundan ilham alan tasarımı ve yenilikçi teknolojik detaylarıyla, 14 Pro Serisi estetik ve fonksiyonelliği bir araya getiriyor. Telefonun özellikleri şöyle açıklandı: Soğuğa duyarlı renk değiştirme teknolojisi, 14 Pro Serisinin en dikkat çekici özelliklerinden biri. Cihaz, 16 derecenin altındaki sıcaklıklarda arka kapağındaki inci beyazı rengini maviye dönüştürerek canlı bir görsel şölen sunuyor. Ortamın ısınmasıyla birlikte eski rengine dönüşüyor. Her telefonun dokusu farklı realme14 Pro Serisi’nin ‘İnci Tasarımı’ farklı detaylarla dolu. Deniz kabuğu dokusundan esinlenilmiş inci beyazı renk seçeneği, yumuşak mat yüzeyi ve inci parlaklığını kullanıcılarla buluşturuyor. Her bir cihazı farklı kılan füzyon elyafı sayesinde, her arka kapak bir sanat eseri niteliği taşıyor. Aynı zamanda yüzde 95 oranında çevre dostu malzemeler kullanıldığından doğayla da uyum içinde. realme 14 Pro+, kavisli ekran teknolojisindeki yenilikleriyle öne çıkıyor. Yüzde 93,8’lik ekran-gövde oranı, akıcı kenar kaydırma deneyimi sunuyor. Geceyi aydınlatan flaş teknolojisi realme 14 Pro+, ’Ocean Oculus’ tasarımıyla dikkat çeken üçlü kamera ve üçlü flaş sistemiyle donatıldı. Cihaz, sektörde ilklerden biri olan ’MagicGlow’ Üçlü Flaş teknolojisiyle özellikle gece portrelerinde öne çıkıyor. Bu teknoloji, düşük ışık koşullarında cilt tonlarını otomatik olarak düzenleyerek portre çekimlerinde daha net ve doğal sonuçlar sunuyor. Bu yönüyle yeni model, genç kullanıcıların farklı fotoğraf ihtiyaçlarına yeni çözümlerle karşılık veriyor. Su geçirmez dayanıklı tasarım IP66, IP68 ve IP69 sertifikalarına sahip olan telefon, toza ve suya karşı direnç gösteriyor. Bir saate kadar 1,5 metre suya daldırılabilen bu cihaz, TÜV Rheinland sertifikasına sahip.
ERÜ’de yeni alınan ‘anjiyografi’ ve ‘ultrasonografi’ cihazı hizmete başladı
20 Aralık 2024 Cuma - 17:42 ERÜ’de yeni alınan ‘anjiyografi’ ve ‘ultrasonografi’ cihazı hizmete başladı Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nde kullanılmak üzere bağışlanan anjiyografi ve ultrasonografi cihazı, düzenlenen açılış töreni ile hizmete başladı. ERÜ Tıp Fakültesi’nde düzenlenen törene Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, ERÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Dursun, hayırseverler, protokol üyeleri, akademisyenler ve personeller katıldı. Programda açılış konuşmasını yapan hayırsever Turkuaz Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Özkaya; "Bugün günlerden Cuma. Hayırlı bir gün ve hayırlı bir açılış için de hep birlikte buradayız. Bu aldığımız cihazın üniversitemizin niteliğine katkı sağlaması açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Ben rektörümüze, dekanımıza ve başhekimimize bizi doğru bir cihaz alımına yönlendirdikleri için teşekkür ediyorum. İnşallah hastalıkların ön tanısında tıp fakültemizin elini güçlendirecek bir cihaz olduğuna inanıyorum. Hayırlı olsun diyorum” dedi. ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun da; "Yaklaşık 40 milyon TL’lik bir hayır ile karşı karşıyayız. Bunlar bizim için çok kıymetli. Özellikle vermiş olduğumuz hizmetlerin kalitesi, süreçleri, cihazlarımızın yenilenme süreçleri üniversitemizin sağlık alanındaki etkinliğini daha da arttırmaktadır. Çünkü biz sadece Kayseri’ye değil, bölgeye hitap eden imkana sahibiz. Biz bu süreçlerde yardımcı olan hayırseverlerimize çok teşekkür etmek istiyoruz. Bu süreçte isteme noktasında olmadan ihtiyacı anında bize alıp teslim etme noktasında olmaları ki; sadece cihaz olarak değil, buranın tadilat süreçlerinde de sağlamış olduğu katkılar bizim için çok önemli. Ben hastalarımıza şifa olması düşüncesi ile hayırlarının kabul olmasını diliyorum ve teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise, “Teknoloji gelişti. Bilim her geçen gün üzerine bir şeyler ekliyor. Bizim de bunu takip etmemiz lazım. O açıdan günün şartlarına uygun, burada çalışanlarımızı yüreklendirecek, öğrencilerimize yada ihtisas yapanlara kazanım sağlayacak böyle anlamlı jestten dolayı aileyi ben bir kez daha tebrik ediyorum. Bizler üzerimize ne düşüyorsa üniversitemizle, tıp fakültemizle ilgili her zaman varız diyoruz” dedi. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de Erciyes Üniversitesi’nin gururlandırmaya devam ettiğini ifade ederek; “Şimdi bakıldığı zaman bir cihaz gibi görünüyor. Belki bir bina gibi görünmüyor ama rakamları duyulduğunda devasa binalardan daha büyük oluyor. Dolayısıyla ben gerçekten teşekkür ediyorum. Erciyes Üniversitesi her geçen gün bizi gururlandırmaya devam ediyor. Her hafta bir ödül alıyoruz. Uluslararası basında Erciyes Üniversitesi konu oluyor. Bundan dolayı da rektörümüzü tebrik ediyorum. Ben hayırlı uğurlu olsun diyorum. İnşallah yeni açılışlarda beraber oluruz diyor, herkese saygılar sunuyorum” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından yapılan kurdele kesimi ile anjiyografi ve ultrasonografi cihazları hizmete açıldı.
Milli İstihbarat Akademisi Öğretim Üyesi Dr. Erbay: “Türkiye’de yapay zeka modelinin geliştirilmesi güvenlik anlamında oldukça önemli”
20 Aralık 2024 Cuma - 14:37 Milli İstihbarat Akademisi Öğretim Üyesi Dr. Erbay: “Türkiye’de yapay zeka modelinin geliştirilmesi güvenlik anlamında oldukça önemli” Milli İstihbarat Akademisi (MİA) Öğretim Üyesi Dr. Celal Erbay, “Yapay zekayı biraz daha güvenlik kısmında, siber güvenlik saldırılarını engellemesindeki hızından faydalanma adına kullanabiliriz ve değerlendirebiliriz. Özellikle dil modellerinin geliştirilmesi anlamında Türkiye’de de böyle bir yapay zeka modelinin geliştirilmesi güvenlik anlamında oldukça önemli” dedi. MİA tarafından düzenlenen "Yapay Zeka, Toplum ve Güvenlik Çalıştayı" başladı. Çalıştay katılımcılarından Milli İstihbarat Akademisi Öğretim Üyesi Celal Erbay, İHA’ya yaptığı değerlendirmede yapay zekanın toplumları değiştirdiğini ve toplumları etkilediğini ifade etti. Yapay zekanın getirdiği fırsatlar kadar riskler olduğuna dikkat çeken Erbay, "Yapay zeka sonuçta son yıllarda özellikle toplumların gündemine gelen bir konu fakat geçmişine baktığımız zaman 1950’lere kadar dayanan bir terim. Ardından yine baktığımız zaman 1980’lere geldiğimizde güvenlik alanında dünyada özellikle ABD gibi ülkelerde kullanılmaya başlanan bir konu. Orada aslında birçok ortamda yapay zekanın geliştirildiği ve bunların aktif bir şekilde kullanıldığını görüyoruz. Yapay zekayı şöyle tarif edebiliriz; en temelinde güvenlik anlamında kullanımına baktığımız zaman veri analizi ve siber güvenlik. Burada yapay zekanın veri analizinde işleri yüzde 50 hızlandırdığı, yine siber güvenlik saldırılarını yüzde 30, yüzde 40’lar oranında hızlandırdığını, daha doğrusu önlediğini biliyoruz. Bu tür bilgiler açık ortamlarda bulunmakta” ifadelerini kullandı. Genelde yapay zekanın işleri, iş fırsatlarını azaltacağı, insanların iş kaybına yol açacağıyla ilgili bazı ön yargılar ve endişeler olduğunu belirten Erbay, “Fakat biz yapay zekayı biraz daha güvenlik kısmında özellikle bir takım arkadaşı ve yan işlerimizde yardımcı olacak bir arkadaş olarak görüp, işlerimizi hızlandırma adına, siber güvenlik saldırılarını engellemesindeki hızından faydalanma adına kullanabiliriz ve değerlendirebiliriz” dedi. Yapay zekada hızlı bir gelişim yaşandığına dikkat çeken Erbay, “En başta sorduğumuz sorulara cevaplarla başladı. Ardından yapay zekanın verilen komutlarla resim üretmesi, fotoğraflar üretmesi ve son zamanlarda da artık bu video üretimine kadar geldi. Burada sizin verdiğiniz verilerle, daha doğrusu verdiğiniz talimatlarla istenilen herhangi bir ses kaydının oluşturulması, videonun oluşturulması, fotoğrafların oluşturulması çok ciddi dezenformasyonlara yol açabilir. Bunlarla ilgili de açıkçası farklı önlemlerin alınması oldukça zaruri. Burada özellikle kötü aktörler, dünyada bulunan kötü aktörlerin ülkeleri bile birbirine düşürebilecek diplomasi, zafiyete yol açabilecek bu tür ürünler üretmesi oldukça önemli. Bunların tespit edilip ortaya çıkarılması da ayrıca çalışılması gereken önemli konulardan bir tanesi” şeklinde konuştu. ABD’de seçimlerde bazı firmaların veri toplayarak insanları manipüle etmek amacıyla yapay zekayı kullandığını bildiklerini aktaran Erbay, “Bunlar aslında biraz daha 2015, 2016, 2017’li yıllar. O süreçlerdeki yapay zekanın kullanımı ya da yapay zekanın çalıştığı algoritmalar ve donanımsal altyapılar şu anda aslında misli misli ilerlemiş durumda” dedi. Dezenformasyonla ilgili çalışmaların şu an çok daha yüksek seviyelere ulaştığını belirten Erbay, “Bu yüzden aslında dikkat edilmesi gereken konular bunlar. İnsanların verileri artık ortamlarda, sosyal medyada ya da diğer ortamlarda erişilebilir durumda ve yapay zekadaki donanımların ilerlemesiyle birlikte bu verilerin analizi de aslında oldukça hızlanmış durumda. Tabii ki burada yapılan çalışmalar aslında bu teknolojilerle üretilen video veya resim veya ses kayıtlarının aslında gerçek olmadığını gösterecek çalışmalar da yapılabilir. Aslında bu çalışmalar da yine yapay zeka teknolojileri kullanarak yapılmaktadır. Biliyorsunuz dünyada yapay zeka modellerini geliştiren uluslararası büyük firmalar var, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde. Sabahki sunumlarda hocalarımız da bunları ifade etti. Dünyada baktığımız zaman Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Avrupa Birliği biraz daha bu konularda ön planda gözüküyor. Bunun en büyük, en temel sebebi de aslında geliştirdikleri büyük dil modelleri. Büyük dil modellerinin de geliştirilmesi için çok ciddi altyapılar gerekiyor. Donanımların oluşturulması gerekiyor. Örneğin Avrupa’da geliştirilen bir dil modeli için ihtiyaç duyulan altyapısal donanımların maliyeti yaklaşık 1 milyar dolardı. Bunlar maliyetli konular. Özellikle dil modellerinin geliştirilmesi anlamında Türkiye’de de böyle bir yapay zeka modelinin geliştirilmesi güvenlik anlamında oldukça önemli” diye konuştu. Erbay, güvenlik tarafındaki analizlerin çok hızlı bir şekilde yapılması için kendi dil modellerini kullanmanın oldukça zaruri olduğunu, bu anlamda da TÜBİTAK’ta yapılan çalışmalar olduğunu bildiklerini söyledi.
Türkiye’nin ilk Lisansüstü Eğitim Otomasyon Sistemi KBÜ’de tanıtıldı
20 Aralık 2024 Cuma - 10:26 Türkiye’nin ilk Lisansüstü Eğitim Otomasyon Sistemi KBÜ’de tanıtıldı Dijitalleşmede marka üniversite olma hedefi doğrultusunda yeni uygulamaları hayata geçirmeye devam eden Karabük Üniversitesi, lisansüstü eğitimde dijitalleşmeyi bir üst seviyeye taşıyacak yeni otomasyon sistemini tanıttı. Dijital üniversite hedefi doğrultusunda emin adımlarla ilerleyen Karabük Üniversitesi, Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık’ın öncülüğünde dijitalleşme çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Karabük Üniversitesi tarafından hayata geçirilecek olan Lisansüstü Eğitim Otomasyon Sistemi, akademik ve idari süreçlerin dijitalleşmesini sağlayarak hız, verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından önemli katkılar sunmayı hedefliyor. Hamit Çepni Konferans Salonu’nda düzenlenen tanıtım toplantısına Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, rektör yardımcıları Prof. Dr. Hasan Solmaz, Prof. Dr. Elif Çepni ve Prof. Dr. İsmail Rakıp Karaş, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ersin Müezzinoğlu, Safranbolu Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Bayram, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Sun, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Zeynep Özcan, Eskipazar Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Tülay Ekemen Keskin, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Durdane Yılmaz Güven, Bilgi İşlem Daire Başkanı Dr. Öğretim Üyesi İsa Avcı, akademik ve idari personel ile davetliler katıldı. Lisansüstü Eğitim Otomasyon Sistemi, sadece süreçlerin hızlanmasını değil, aynı zamanda kağıt kullanımını azaltarak çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlamayı da hedefliyor. Sistem, kullanıcı dostu panelleri ve gelişmiş güvenlik özellikleriyle hem öğrencilerin hem de akademik ve idari personelin işlerini kolaylaştıracak. Pilot uygulamanın Ocak 2025’te başlatılması planlanırken, ilerleyen dönemde sistemin tam kapasiteyle tüm enstitüye entegre edilmesiyle Karabük Üniversitesi, Türkiye’de dijitalleşme alanında öncü bir rol üstlenmeyi amaçlıyor. Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, konuşmasında LEOS’un Karabük Üniversitesinin dijitalleşme ve yerli yazılım vizyonu doğrultusunda geliştirilmiş bir sistem olduğunu vurguladı. LEOS’un sadece üniversitenin değil, Türkiye genelindeki lisansüstü eğitim süreçleri için de örnek teşkil edeceğini belirten Kırışık, sistemin özellikleri ve katkılarını şu sözlerle anlattı: “Türkiye’de ilk olarak ortaya çıkan bir çalışmayı bugün tanıtıyoruz ve duyurusunu yapıyoruz. Lisansüstü Eğitim Enstitümüzün bir otomasyon sisteminin olması, bir online sistem üzerinden bu işlemlerin yürütülmesi gerçekten son derece önemli bir iş ve işlem. Lisansüstü Eğitim Enstitümüzün, anabilim dallarımızın, hocalarımızın, öğrencilerimizin işlemlerini kolay ve daha hızlı bir şekilde yapılmasını sağlayacak, evrak trafiğini ortadan kaldıracak bir otomasyon sistemi olarak Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Otomasyon Sistemi’ni kurduk. Bu yazılımımız Türkiye’de ilk olması oldukça önemli. Türkiye’de ilk olması ve oldukça geniş işlemleri yapabilme performansı göstermesi bizim açımızdan oldukça kıymetli. 250 tane alt menüsü var. İşlem yapabileceğimiz kapasitesi oldukça yüksek.” LEOS’un çevre dostu yönüne de dikkat çekerek, kağıt tasarrufunu artıracak bir sistem olmasının önemine değinen Rektör Kırışık, “Kâğıt kullanımında çok büyük bir tasarruf bize getirecek. Otomatik kararlar oluşturma konusunda sistem bize yardımcı olacak. Yine tez öneri sınavı, tez izleme komitesi sınavları, mezuniyet kontrol işlemleri gibi pek çok işlemin yapılmasında bize bu LEOS sistemi destek olacak. Yine alarm ve uyarı mekanizmalarıyla sürelerin bitmeden önce sürelerin az kaldığını bitmek üzere olduğunu bize hatırlatacak güzel bir sistem oluşturacak” diye konuştu. LEOS’un tamamen Karabük Üniversitesi tarafından geliştirilmiş, yerli ve milli bir yazılım olduğunun altını çizen Kırışık, “Bilgi işlem çalışmalarımızda iki şeye çok büyük önem veriyoruz Bizim temel vizyonumuz bütün şifreleri, sistemin bütün verileri Karabük Üniversitesine ait yazılımlar oluşturma kararlılığıyla yola çıktık. Biz yapalım bize ait olsun herhangi bir değişiklik yapmak gerektiğinde şifreleri de bize ait olsun ki rahatlıkla yazılımda değişiklikler, dönüşümler, geliştirmeler yapalım istedik. Dolayısıyla sistemlerimizin büyük bir çoğunluğunu bu hale çevirdik. Yeni yazılımlarımızın tamamı bu şekilde yazılımı, şifreleri her şeyi bize ait bir şekilde ortaya çıktı. Bu anlamda bizim için yerli ve milli bir otomasyon sistemi olması LEOS’un çok kıymetli. Ayrıca tamamen bize ait olması, yüzde yüz bize ait olması son derece önemli. Dolayısıyla adım adım üniversitemizin bilgi iletişim ağını oluşturuyoruz, geliştiriyoruz. LEOS’ta bilişim mimarimizin son derece önemli bir parçasını oluşturuyor. İnşallah bu sürece sizlerin destek olmasını bekliyoruz. Sizlerin katkı sağlamanızı bekliyoruz. Bu sistem hepimizin hayatını kolaylaştıracak süreçleri kısaltacak bir sistem ifadelerini kullandı. Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Zeynep Özcan, “LEOS ile lisansüstü programların değerlendirilmesi, takibi ve mezuniyeti gibi işlemlerinin kullanıcı dostu bir ara yüzle hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirmesini sağlayacaktır. Tasarruf ve sürdürülebilirlik açısından üstün bir değere sahip olan otomasyon sistemi manuel işlemleri azaltarak insani hataları minimize etmesi bakımından oldukça kıymetlidir. Demosu başarıyla tamamlanan sistem bahar dönemi itibariyle üç farklı alandan Makine Mühendisliği, İşletme ve Anatomi olmak üzere üç pilot ana bilim dalı üzerinden canlı performansa geçecektir” şeklinde konuştu. Açılış konuşmalarının ardından Bilgi İşlem Daire Başkanlığı personeli Mesut Çiçek ve Burak Karagöz tarafından Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Otomasyon Sistemi tanıtıldı. Program, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.
Selçuk Bayraktar’a fahri doktora unvanı
19 Aralık 2024 Perşembe - 17:14 Selçuk Bayraktar’a fahri doktora unvanı Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayisinin öncülerinden Baykar’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Savunma Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar’a Süleyman Demirel Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı belgesi verildi. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ve Türkiye Teknoloji Takımı (T3 Vakfı) tarafından Prof. Dr. Lütfü Çakmakçı Konferans Salonu’nda "Milli Teknoloji Hamlesi" başlıklı söyleşi düzenlendi. Programa konuşmacı olarak katılan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Savunma Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar’a ayrıca fahri doktora unvanı belgesi verildi. Programda konuşan Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Selçuk Bayraktar’ın Türkiye’nin savunma sanayisindeki dönüşümünde oynadığı kritik rolü vurgulayarak, "Ülkemizde atılmış en önemli adımların sahibini ağırlamaktan gurur duyuyoruz. Dosta güven, düşmana korku veren bu gücümüz her gün adım adım ilerliyor. Kendisine ülkemize sağladığı katkılar ve Isparta’mıza teşrifleri için teşekkür ediyorum" dedi. "Türkiye SİHA ve İHA alanında dünya lideri" Söyleşide konuşan Selçuk Bayraktar, Türkiye’nin insansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) alanında dünya liderliğini üstlendiğini belirtti. Dünya SİHA pazarının yüzde 65’ine sahip olan Türkiye’nin başarısına dikkat çeken Bayraktar, Baykar’ın büyüme hikayesini anlattı. Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar TB2’nin 2014 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirdiğini hatırlatan Bayraktar, "Şu anda Bayraktar TB2, 35 ülkede aktif olarak görev yapıyor ve dünyanın en fazla ülkeye ihraç edilen SİHA’sı oldu" dedi. Bayraktar, 2015 yılında Roketsan’ın yaptığı mühimmatlarla silahlanan TB2’nin Türkiye’nin ilk SİHA’sı olduğunu ifade ederek, 6 kilodan başlayan serüvenin 2019’da 6 tonluk AKINCI’nın uçuşuyla devam ettiğini belirtti. 2023 yılında uçurulan KIZILELMA insansız savaş uçağının yeni bir dönemin kapılarını araladığını dile getiren Bayraktar, KIZILELMA’nın 2024’te üretim versiyonunun uçuşunu gerçekleştirdiğini ve seri üretim sürecinin devam ettiğini söyledi. Bayraktar, kısa pistli gemilerden otomatik iniş ve kalkış yapmayı başaran Bayraktar TB3’ün dünyada bir ilk olduğunu da belirterek, bu başarının Türkiye’nin teknoloji alanındaki liderliğini pekiştirdiğini ifade etti. "Savunma sanayisinde yüzde 80 yerlilik oranına ulaştık" Baykar’ın gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını ihracattan elde ettiğini belirten Selçuk Bayraktar, firmanın son üç yıldır en yakın rakibinden üç kat büyük olduğunu açıkladı. Savunma sanayisindeki yerlilik oranının yüzde 80’in üzerine çıktığını vurgulayan Bayraktar, 20 yıl önce bu oranın yüzde 89 oranında dışa bağımlı olduğunu ifade etti. Uzay çalışmaları Baykar’ın uzay teknolojileri üzerine de çalıştığını belirten Bayraktar, yeni kurulan Fergani girişimiyle küresel konumlama sistemi inşa etmeyi ve bağımsız fırlatma araçları geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Bayraktar ayrıca, Türkiye’nin ilk uydusunu önümüzdeki ay uzaya göndermeyi planladıklarını açıkladı. Selçuk Bayraktar, gençlere hitaben yaptığı konuşmada, Türkiye’nin tam bağımsız ve müreffeh bir geleceğe ulaşması için kararlılıkla çalışmaya devam edilmesi gerektiğini ifade etti.
Selçuk Bayraktar’a Fahri Doktora unvanı
19 Aralık 2024 Perşembe - 17:03 Selçuk Bayraktar’a Fahri Doktora unvanı Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayisinin öncülerinden Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Savunma Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar, Süleyman Demirel Üniversitesi tarafından Fahri Doktora unvanı ile onurlandırıldı. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ve Türkiye Teknoloji Takımı (T3 Vakfı) tarafından düzenlenen "Milli Teknoloji Hamlesi" söyleşisi kapsamında gerçekleştirilen tören, Prof. Dr. Lütfü Çakmakçı Konferans Salonu’nda yapıldı. Başkan Şükrü Başdeğirmen’den teşekkür Törende konuşan Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Selçuk Bayraktar’ın Türkiye’nin savunma sanayisindeki dönüşümünde oynadığı kritik rolü vurgulayarak, "Ülkemize atılmış en önemli adımların sahibini ağırlamaktan gurur duyuyoruz. Dosta güven, düşmana korku veren bu gücümüz her gün adım adım ilerliyor. Kendisine ülkemize sağladığı katkılar ve Isparta’mıza teşrifleri için teşekkür ediyorum" dedi. Türkiye SİHA ve İHA alanında dünya lideri Söyleşide önemli açıklamalarda bulunan Selçuk Bayraktar, Türkiye’nin insansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) alanında dünya liderliğini üstlendiğini belirtti. Dünya SİHA pazarının yüzde 65’ine sahip olan Türkiye’nin başarısına dikkat çeken Bayraktar, Baykar’ın büyüme hikayesini anlattı. Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar TB2’nin 2014 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirdiğini hatırlatan Bayraktar, "Şu anda Bayraktar TB2, 35 ülkede aktif olarak görev yapıyor ve dünyanın en fazla ülkeye ihraç edilen SİHA’sı oldu" dedi. Bayraktar, 2015 yılında Roketsan’ın yaptığı mühimmatlarla silahlanan TB2’nin Türkiye’nin ilk SİHA’sı olduğunu ifade ederek, bu sürecin 6 kilodan başlayan bir serüvenin, 2019’da 6 tonluk AKINCI’nın uçuşuyla devam ettiğini belirtti. KIZILELMA ve yeni teknolojik hedefler 2023 yılında uçurulan KIZILELMA insansız savaş uçağının yeni bir dönemin kapılarını araladığını dile getiren Bayraktar, KIZILELMA’nın 2024’te üretim versiyonunun uçuşunu gerçekleştirdiğini ve seri üretim sürecinin devam ettiğini söyledi. Bayraktar, kısa pistli gemilerden otomatik iniş ve kalkış yapmayı başaran Bayraktar TB3’ün dünyada bir ilk olduğunu belirterek, bu başarının Türkiye’nin teknoloji alanındaki liderliğini pekiştirdiğini ifade etti. Savunma Sanayisinde İhracat ve Yerlilik Baykar’ın gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını ihracattan elde ettiğini belirten Selçuk Bayraktar, firmanın son üç yıldır en yakın rakibinden üç kat büyük olduğunu açıkladı. Savunma sanayisindeki yerlilik oranının yüzde 80’in üzerine çıktığını vurgulayan Bayraktar, 20 yıl önce bu oranın yüzde 89 oranında dışa bağımlı olduğunu hatırlattı. Uzay çalışmaları Baykar’ın uzay teknolojileri üzerine de çalıştığını belirten Bayraktar, yeni kurulan Fergani girişimiyle küresel konumlama sistemi inşa etmeyi ve bağımsız fırlatma araçları geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Ayrıca, Türkiye’nin ilk uydusunu önümüzdeki ay uzaya göndermeyi planladıklarını açıkladı. Bayraktar’dan gençlere çağrı Selçuk Bayraktar, gençlere hitaben yaptığı konuşmada, Türkiye’nin tam bağımsız ve müreffeh bir geleceğe ulaşması için kararlılıkla çalışmaya devam edilmesi gerektiğini ifade etti. Program üniversiteli gençlerin Bayraktar’a sordukları soruların ardından sona erdi.
Yerli malı ’Togg’ ile karşılandı
19 Aralık 2024 Perşembe - 13:24 Yerli malı ’Togg’ ile karşılandı Bursa’da yerli malı etkinliği çerçevesinde öğrenciler, Türkiye’nin yerli arabasını yakından inceleme fırsatı buldu. Cavit Çağlar Ortaokulunda gerçekleşen etkinliğe Bursa İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Altınok’unda katılımı ile yerli malı haftası etkinlikleri çerçevesinde program düzenlendi. Öğrencilere yerli üretimin önemini vurgulayan etkinlikte, hem geleneksel yerli malı ürünleri ve etkinlikler yapılırken, hem de Türkiye’nin yerli otomobili olan Togg’un tanıtımı gerçekleştirildi. Mehmet Altınok, yıllardır okullarda meyvelerin, sebzelerin ve etkinliklerin olduğunu ancak bu yıl etkinliklerin kapsamını genişleterek yerli arabayı da öğrenciler ile buluşturduklarını belirtti. Altınok, "Milli Eğitim Bakanlığımızca yerli malı etkinlikleri kapsamında yerli malını tanıtıyoruz öğrencilerimize. Yıllardan beri okullarımızda çeşitli etkinlikler oluyor, domates, biber, patlıcan gibi meyve ve sebzeler tanıtılıyor. Ancak bu sene sadece böyle olsun istemedik. Artık bizim gençlerimiz çok güzel şeyler yapıyorlar; elektronik malzemeler, araçlar, uçaklar, gemiler üretiyor. Çocuklarımız bunun farkında olsun diye bir farkındalık oluşturarak, bugün dört farklı okulda hem yerli malı etkinliğimizi hem de yerli arabamızı da tanıtıyoruz " dedi. Altınok, etkinlikler sırasında öğrencilerin yerli üretimi daha yakından tanıma fırsatı bulacaklarını ifade ederek, “Bugün Cavit Çağlar Ortaokulu’nda Togg marka aracımızı tanıtıyoruz. Yerli ve milli üretimin gücünü öğrencilerimize göstermek istiyoruz. Ayrıca önümüzdeki yıl, Mudanya veya Gemlik’te deniz kuvvetlerimizle iletişime geçerek, yerli gemilerimizi de öğrencilerimize tanıtacağız. Yerli ve milli projelerin her bir parçası, ülkemizin geleceğini daha aydınlık kılacaktır” şeklinde konuştu. Etkinlik, öğrencilere sadece yerli malı ürünlerin tanıtımını yapmakla kalmayarak, aynı zamanda Türkiye’nin teknolojik alandaki ilerlemelerini de gösterdi.
Erzurum’da “İleri Mikroskop Teknikleri” çalıştayı düzenlendi
19 Aralık 2024 Perşembe - 13:21 Erzurum’da “İleri Mikroskop Teknikleri” çalıştayı düzenlendi Atatürk Üniversitesi ev sahipliğinde; ZEISS, Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Bilim Müzesi, Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (DAYTAM) iş birliğiyle düzenlenen “İleri Mikroskop Teknikleri Çalıştayı”, 17-18 Aralık 2024 tarihlerinde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Bilim dünyasında mikroskopi tekniklerinin önemini ve bu alandaki en son teknolojik gelişmeleri araştırmacılar ve öğrencilerle buluşturmayı amaçlayan çalıştay, iki gün boyunca teorik ve uygulamalı oturumlara ev sahipliği yaptı. Mikroskopi Tekniklerinin Bilimsel Araştırmalara Katkıları Etkinliğin ilk günü Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Bilim Müzesinde düzenlendi. Açılış konuşmalarını Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Türkez, DAYTAM Müdürü Doç. Dr. Bilal Nişancı ve Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Bilim Müzesi Müdürü Prof. Dr. Levent Gültekin yaptı. Açılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Levent Gültekin, “Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Müzesi; Taksonomide Dijital Uygulamalar” başlıklı sunumunda biyolojik çeşitlilik çalışmalarında dijital teknolojilerin kullanımıyla ilgili bilgi verdi. ZEISS firmasından Mohsen Samadi Khoshkhoo, “Extending Synchrotron X-ray Microscopy to the Laboratory” başlıklı konuşmasında X-ray mikroskobisinin araştırmalara sunduğu yenilikleri ve laboratuvar uygulamalarını detaylandırdı. İlk gün, Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Bilim Müzesi’ndeki gezi ve dijital fotoğraflama uygulamalarıyla sona erdi. Yaşam Bilimlerinde ve Malzeme Biliminde Mikroskopik Uygulamalar Çalıştayın ikinci günü, teknoloji ve uygulama odaklı atölyelerle devam etti. ZEISS Bölge Satış Müdürü Can Samim ve İş Ortağı Yöneticisi Dr. Seda Kaya’nın firmanın yenilikçi mikroskop teknolojileri üzerine yaptıkları bilgilendirici sunumların ardından, uygulamalı eğitimler gerçekleştirildi. ZEISS Uygulama Uzmanlarından Volkan Erkut tarafından verilen “Cross-beam Electron Microscope Workshop”, katılımcılara elektron mikroskoplarının çalışma prensiplerini ve malzeme bilimindeki uygulamalarını deneyimleme fırsatı sundu. Ardından, ZEISS Uygulama Uzmanı Efe Can Yıldırım’ın düzenlediği “Confocal Microscope Workshop”, konfokal mikroskopi tekniklerinin biyoloji ve yaşam bilimlerindeki kullanımını ele aldı. Atölye çalışmaları, soru-cevap oturumlarıyla son buldu. Katılımcılar, uzmanlara merak ettikleri soruları yöneltme ve mikroskopi teknikleriyle ilgili detaylı bilgi alma fırsatı yakaladı. Bilim ve İş Birliği Vurgusu “İleri Mikroskop Teknikleri Çalıştayı”, katılımcılara mikroskopi teknolojilerindeki en güncel gelişmeleri hem teorik bilgilerle hem de uygulamalı atölyelerle aktarma fırsatı sundu. Özgül Laboratuvar Çözümlerinin katkılarıyla gerçekleşen bu etkinlik, Atatürk Üniversitesinin bilimsel iş birliklerini geliştirme, yenilikçi teknolojileri bilim insanlarıyla buluşturma ve bilim dünyasına değer katma misyonuna önemli bir örnek teşkil etti. Atatürk Üniversitesi, bu tür etkinliklerle bilimsel araştırmalara ilham vermeye, genç araştırmacıları yenilikçi teknolojilerle tanıştırmaya ve bilimin geleceğine ışık tutmaya kararlılıkla devam edecektir.