TEKNOLOJİ
OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum 18 Mart 2026 Çarşamba - 14:38:04 Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Gözlemevi-Planetaryum’da Genel Sekreterlik personeline yönelik işitsel ve görsel sunum gerçekleştirildi. Planetaryum sorumlusu Dr. Selami Kalkan tarafından yapılan sunumda, katılımcılara uzayın derinliklerine uzanan kapsamlı bir anlatım sunuldu. Gezegenlerden yıldızlara, ışık hızından karadeliklere kadar birçok başlıkta yapılan bilgilendirmeler sinevizyon gösterimiyle desteklendi. Programda planetaryumun teknik altyapısına da değinildi. 7 metre çapında kubbeli yapıya sahip sistemin, balık gözü (fisheye) mercekli özel projeksiyon cihazı sayesinde katılımcılara gerçeğe yakın üç boyutlu bir izleme deneyimi sunduğu aktarıldı. Sunum kapsamında Stellarium programı ve özel efektler kullanılarak yön bulma teknikleri, takımyıldızları, göktaşı yağmurları ve galaksiler etkileşimli şekilde anlatıldı. Güneş’in batışıyla birlikte gökyüzünde beliren gezegenler ve yıldızların hareketleri sanal ortamda gösterilerek katılımcıların uzay gözlemlerine ilişkin farkındalığı artırıldı. Kutup yıldızının bulunması, Zodyak kuşağı ve takımyıldızlarının mitolojik karşılıklarının da ele alındığı programın ardından planetaryum ortamında evrene ilişkin yaklaşık 20-25 dakikalık film gösterimi yapıldı. Etkinlik, katılımcıların planetaryum deneyimini yerinde gözlemlemesinin ardından sona erdi. Her yıl farklı yaş gruplarından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan planetaryumda gösterimlerin hafta içi 09.30, 11.00, 13.30 ve 15.00 saatlerinde gerçekleştirildiği, salonun 30 kişilik kapasiteye sahip olduğu ve rezervasyon için en az 20, en fazla 30 kişilik grupların kabul edildiği belirtildi. Gözlemevinde ise Karadeniz Bölgesi’nde uygun gözlem gecelerinin sınırlı olması nedeniyle yalnızca belirli günlerde ve uygun hava koşullarında bilimsel gözlem yapılabildiği ifade edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:32 Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı Dicle Elektrik, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirerek 642 milyon liraya denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, "Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon liralık bir katma değer sağladık. Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor" dedi. Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:00 Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler. Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi. Yılda 83 bin ton çay atığı Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi. Gümüşün yeşil yolculuğu "Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor. Antibakteriyal kalkan Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi. "Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik" Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu. Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi. Zorlu ama başarılı bir süreç Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi" Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi. "Test sonuçları başarılı çıktı" Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu. Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.
Yapay zekâ tabanlı akademisyen, dünya bilim tarihine geçti
25 Kasım 2024 Pazartesi - 11:05 Yapay zekâ tabanlı akademisyen, dünya bilim tarihine geçti Yapay zekâ tabanlı eğitmen Ai. Prof. DUX, Antalya’da düzenlenen ‘41. Türk Mikrobiyoloji Kongresinde’ ilk kez sunum yaptı. Katılımcıların sorularını da anlık olarak cevaplayan Ai. Prof. DUX, bir kongrede bilimsel sunum yapan ilk yapay zekâ olarak dünya bilim tarihine geçti. Dünyanın birçok ülkesinden bilim insanının katıldığı 41. Türk Mikrobiyoloji Kongresi’nde; yapılan sunumlar ve multidisipliner çalışmalar büyük ilgi görürken Yakın Doğu Üniversitesinin geliştirdiği yapay zekâ tabanlı akademisyeni Ai. Prof. DUX ise ilk kez bir kongrede sunum yaptı. Yakın Doğu Üniversitesi DESAM Araştırma Enstitüsü, Yapay Zekâ ve Nesnelerin İnterneti Uluslararası Araştırma Merkezi ve Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi araştırmacılarının iş birliği ile geliştirilen ‘Kene türlerinin hızlı ve doğru tanımlanmasını sağlayan yapay zekâ tabanlı uygulaması’ ilgi gördü. Doç. Dr. Cenk Serhan Özverel, Prof. Dr. Fadi Al-Turjman, Dr. Erdal Şanlıdağ, Yrd. Doç. Dr. Ayşe Şeyer Çağatan, Dr. İbrahim Ame ve Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ’ın yürüttüğü çalışmada, Hyalomma ve Rhipicephalus cinsi kenelerin tanımlanmasında VGG16, ResNet50 ve özel bir CNN modeli olmak üzere üç farklı yapay zekâ modeli kullanıldı. Çalışmada en yüksek doğruluk oranı yüzde 99,57 ile VGG16 modelinde tespit edildi. Bu model insan hatasını en aza indirerek kene tanımlamada en başarılı sonuçları elde etti. Kullanıcı dostu bir arayüzle desteklenen bu sistem, uzmanlık gerektirmeden herkesin kolaylıkla kene tanımlaması için bir uygulamaya dönüştürüldü. Bu yenilikçi çalışma, yapay zekâ tabanlı akademisyen Ai. Prof. DUX tarafından sunuldu. Sunum sırasında, jüri üyeleri ve diğer katılımcılar çalışmaya büyük ilgi gösterdi ve yöneltilen sorular Ai. Prof. DUX tarafından detaylı bir şekilde yanıtlandı. Çalışmanın ve sunumun bir yapay zekâ profesörü tarafından gerçekleştirilmesi, bu çalışmayı alanda bir ilk haline getirdi ve vektör kaynaklı hastalıklarla mücadelede önemli bir adım olarak değerlendirildi. Enfeksiyon hastalıkları ve yapay zekâ destekli çalışmalar ortaya kondu Kongrede ayrıca Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacılarından Prof. Dr. Emrah Ruh, ‘Mikroorganizmalar ve İklim Değişiklikleri’ oturumunda, iklim değişikliklerinin eklem bacaklılarla bulaşan hastalıklar üzerindeki etkilerini ele alan bir sunum gerçekleştirdi. Doç. Dr. Nazife Sultanoğlu ise ‘Göç ve Seyahat Enfeksiyonları’ oturumunda, göç ve seyahatle ilişkili enfeksiyonların matematiksel modellerle incelendiği çalışmasını paylaştı. Doç. Dr. Cenk Serhan Özverel, yapay zekâ uygulamalarıyla Mpox virüsünün hızlı, kolay ve doğru teşhisini sağlayan modelini tanıtırken, Dr. Çağlar Özketen ise yeni bir kedi koronavirüs varyantının (FCoV-23) insana bulaş riskinin ‘in silico’ modelleme yöntemiyle değerlendirildiği araştırmasını sundu.
Kahta Belediyesi kent rehberi hizmete girdi
25 Kasım 2024 Pazartesi - 09:51 Kahta Belediyesi kent rehberi hizmete girdi Adıyaman’ın Kahta ilçe Belediyesi, vatandaşların ilçeye dair tüm bilgilere hızlı ve kolay bir şekilde erişebileceği Kahta Kent Rehberi uygulamasını hayata geçirdi. Kahta Belediyesi ilçenin her yönüyle keşfedilmesini sağlayan bu yenilikçi uygulama ile teknolojiyi halkla buluşturuyor. Vatandaşların ilçeye dair her türlü bilgiye hızlı ve kolay bir şekilde ulaşmasını sağlayacak Kahta Kent Rehberi uygulaması hizmete açıldı. T.C. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü ile Kahta Belediyesi Bilgi İşlem Müdürlüğü iş birliğiyle hazırlanan rehber, kullanıcı dostu ara yüzü ve kapsamlı özellikleriyle dikkat çekiyor. Kahta Kent Rehberi, ilçedeki adres bilgileri, parsel sorgulama, etkinlik duyuruları, fotoğraf galerileri ve dış bağlantılar gibi birçok konuda vatandaşların ihtiyaçlarına cevap veriyor. Ayrıca, defin talepleri gibi özel hizmetler de sistem üzerinden kolaylıkla yapılabiliyor. Kahta Belediyesi, bu uygulama ile vatandaşların ilçeyi daha yakından tanıyabilmelerini ve interaktif bir şekilde bilgiye erişim sağlayabilmelerini amaçlıyor. Belediye yetkilileri, uygulamanın hem web sitesi üzerinden hem de mobil cihazlarda kullanılabileceğini belirterek, ‘Kahta’yı birlikte güzelleştiriyoruz’ sloganıyla bu projeye önem verdiklerini vurguladılar. Kent Rehberi, coğrafi bilgi sistemleri verilerini vatandaşlarla buluşturan, dinamik ve yenilikçi bir uygulama olarak Kahta halkının hizmetinde. Daha fazla bilgi için Kahta Belediyesi’nin resmi web sitesi ziyaret edilebilir. Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, geçtiğimiz aylarda en son 2015 yılında Google Maps ve Street View’de güncellenmiş olan navigasyonun yenilenme çalışmalarının olduğunu belirtmişti. Şehir merkezinin mevcut durumunu en güncel şekilde yansıtacak video ve fotoğrafların 360 derece çekimleri navigasyonda yer alacaktı. Böylece navigasyon sistemlerindeki eksiklikleri giderecek ve vatandaşlara daha doğru bilgi sunulacaktı. Kahta ilçesinin sokak ve caddelerin navigasyonda yenilenme çalışmasının bitmesinin ardından Kahta Kent Rehberi ile bu navigasyon eklenecek.
ADÜ Teknokent’te bu defa yılan balıklarının stratejik özellikleri araştırıldı
24 Kasım 2024 Pazar - 13:42 ADÜ Teknokent’te bu defa yılan balıklarının stratejik özellikleri araştırıldı Meksika Sargasso Körfezi’nde üredikten sonra yaşamlarını sürdürebilmek için larva halinde okyanusu aşarak 3 yıl süren 7 bin kilometrelik yolcuğun ardından Aydın ve Muğla iline sınırları olan Bafa Gölü’ne gelen yılan balıkları bilimsel araştırma konusu oldu. Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Teknokent’te çalışmalarını sürdüren ve çalışmalarına 18 ayrı patent alan Karya Farma HBX Ar-Ge, bu canlıların hayatta kalma stratejileri ve biyolojik yapılarını incelemeye aldı. Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık ve bilim kurulu üyesi Kimyager Aslı Aktaş’ın öncülüğünde gerçekleştirilen çalışmalarda, yılan balıklarının mukus salgısından esnek vücut yapısına kadar birçok özelliğin hem tıbbi hem de askeri alanlarda kullanılabileceği belirtildi. “Hayatta kalma ustalığı ve kendilerini koruma sistemleri dikkat çekici” Yılan balıklarının hayatta kalma ustalıkları ve 7 bin kilometrelik göçlerinde kendilerini koruma sistemlerini oldukça dikkat çekici bulduklarını kaydeden Hakan Başlık, “Günümüzde en gelişmiş radar ve navigasyon sistem rağmen oldukça zorlu bir yolculuğu içgüdüsel olarak tamamlayabilen bu balıkların yapısı da oldukça dikkat çekiciydi. Yılan balıklarının, avcılardan korunmak için salgıladığı kaygan mukus tabakası, bakterilere ve parazitlere karşı etkili bir kalkan oluşturuyor. Ayrıca uzun ve esnek vücut yapıları, dar alanlardan hızla kaçmalarına olanak sağlıyor. Bu özellikler, Karya Farma ekibinin yeni biyolojik kaplama malzemeleri ve sualtı operasyonlarına uygun teknoloji geliştirme konusundaki çalışmalarına esin kaynağı oldu” dedi. Yaptıkları çalışma ve araştırmalar neticesi yılan balıklarından elde edilen biyolojik yapıların çok yönlü kullanılabileceğini gördüklerini ifade eden Başlık, “Yılan balıklarındaki antibakteriyel ve antifungal özelliklere sahip mukus tabakası, uzun süre operasyonda olan ve zor şartlar altında doğada yaşamak zorunda olanların yaşam koşullarından kaynaklı enfeksiyon riskini azaltacak özelliklere sahip. Esnek vücut yapılarından esinlenerek, sualtı robotları ve operasyonel giysiler tasarlanıyor. Bunun yanında NASA için astronotların uzun süreli görevlerde minimum gıda ile maksimum enerji elde etmelerini sağlayacak diyet formları üzerine de çalışmalar yapılıyor. Yılan balıklarının metabolik adaptasyon mekanizmaları bu konuda kritik bilgiler sunuyor” dedi. Karya Farma HBX Ar-Ge, yılan balıklarının kurutularak toz haline getirilmesinin yara iyileştirici ajan olarak kullanılabileceğini de kaydeden HBX Ar-Ge araştırma ekibinden Kimyager Aslı Aktaş, yılan balıklarından elde edilen proteinlerin doku yenilenmesini hızlandırdığını ve enfeksiyonu önlediğini belirtti. Özellikle kollajen yapıların zengin olduğu tespit edilen yılan balıklarından elde edilecek bu tozun yara kremleri ve biyomedikal malzemelerde hammadde olarak kullanılabileceğini kaydetti.
Turizm sektöründe siber güvenlik zirvesi
24 Kasım 2024 Pazar - 13:36 Turizm sektöründe siber güvenlik zirvesi MATSO Yönetim Kurulu Başkanı Seydi Tahsin Güngör, ‘Turizm Sektöründe Siber Güvenlik Zirvesi’nde yaptığı konuşmada turizm sektöründe siber güvenliğin çok önemli olduğunu belirterek düzenledikleri zirve ile siber güvenlik konusunda turizm sektöründe farkındalık oluşturmak istediklerini söyledi. Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO), Savunma Sanayi Başkanlığı, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) ve Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi işbirliği ile ‘Turizm Sektöründe Siber Güvenlik Zirvesi’ gerçekleştirildi. Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen zirvede düzenlenen panelde ise katılımcılara kişisel verilen korunması kanunu kapsamında otellerde uyulması gereken güvenlik tedbirleri, e-posta saldırılarına karşı farkındalık tatbikatları, otellerde en çok yaşanan siber güvenlik olayları ve çözüm yolları, açık kaynak özgürlüğü, siber tehdit istihbaratı konularında bilgiler verildi. Panelin ardından turizmci iş adamları ile siber güvenlik firmaları arasında ikili görüşmeler gerçekleştirildi. Farkındalık oluşturulacak Zirvenin açılış konuşmasını yapan MATSO Yönetim Kurulu Başkanı Seydi Tahsin Güngör, turizm kenti olan Manavgat’ta turizm sektöründe faaliyet gösteren firmaların dijitalleşen dünyada rekabet şartlarını en az riskle gerçekleştirebilmeleri için toplantıya büyük önem verdiklerini söyledi. Başkan Güngör konuşmasında şunları söyledi: “Manavgat, eşsiz doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve kültürel zenginlikleriyle turizm sektöründe Türkiye’nin önde gelen destinasyonlarından biridir. Ancak hızla gelişen ve dijitalleşen dünyada, sektörümüz fırsatlarla birlikte veri ihlalleri, siber saldırılar ve sistem kesintileri gibi ciddi tehditlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bugün burada, bu tehditlere karşı neler yapabileceğimizi tartışmak, yenilikçi çözümler geliştirmek ve sektörümüzü daha güvenli hale getirmek için bir aradayız. Amacımız, turizm sektörünün dijital dönüşüm sürecini güvenli bir şekilde ilerletebilmesi için farkındalık oluşturmak ve iş birliği imkânlarını güçlendirmektir. Panel boyunca uzman konuşmacılarımızın değerli görüşlerini dinleyecek, siber güvenlik alanındaki en son gelişmeler ve en iyi uygulamalar hakkında bilgi edineceğiz. Etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen başta BAKA’ya, Savunma Sanayii Başkanlığına, Siber Vatan ve Siber Güvenlik Kümelenmesi uzmanları ve firmaları olmak üzere tüm ekiplere, etkinliğimize değer katan siz kıymetli misafirlerimize de teşekkür ediyorum. Bu salonu bize tahsis eden Manavgat Belediye Başkanımız Dr. Niyazi Nefi Kara’ya şükranlarımı sunuyorum”. Turizmde dijitalleşme sektöre büyüme fırsatı sundu ancak riskler var BAKA Genel Sekteri Volkan Güler ise turizm de Türkiye’de ki yatak kapasitesinin yüzde 40’ını karşılayan Antalya’da Manavgat, Alanya ve Serik’in gecelik konaklama açısından gelen turistlerin yarısından fazlasını ağırladığını belirterek bu rakamın Antalya havalimanının 80 milyon yolcu kapasitesine ulaşması ile artacağını söyledi. Turizmin çeşitlendirilmesi amacıyla çalışmaların sürdüğünü ifade eden Güler, turizmde dijitalleşmenin sektöre büyüme ve çeşitlendirme fırsatları sunduğunu ancak risklerin varlığını da kabul ettiklerini ifade etti. Sürdürülebilir turizmin uzun vade de güven ilişkisine dayandığının altını çizen Güler, dijital ortamda bu güvenin güçlendirilmesinin önemine de vurgu yaptı. Manavgat’ta düzenlenen siber güvenlik paneli ile turizm sektörü ve siber güvenlik kurumlarının işbirliğinin artırılmasının hedeflendiğini ifade eden Güler, iş gücü ve üretimde millileşmenin ülke güvenliği ile ilgili önemli bir konu olduğunu belirterek, Siber Vatan konseptinin de oluşturulacağını söyledi. Bilişim sistemlerinde güçlü olunması gerekiyor Türkiye’nin savunma sanayinde önemli bir noktaya geldiğini ifade eden Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi Genel Koordinatörü Alparslan Kesici, bu başarının genç mühendisler tarafından sağlandığını ancak bunun da zor aşamalardan geçtiğini söyledi. Rusya-Ukrayna savaşının devam ettiği, İsrail’in ise Gazze’de Filistinlilere yönelik sürdürdüğü soykırım faaliyetlerinin bulunduğu dönemde Türk Savunma Sanayisinin dost ve müttefik ülkelere güven verdiğini ifade eden Kesici, “Bu savaş ortamında, savunma alanında güçlü olmamızın yanında, siber güvenlik ve bilişim sistemlerinde de çok güçlü olmamız gerekiyor. Geçenlerde malumunuz bir İsrail’in Lübnan’da çağrı cihazlarına yönelik bir atağı oldu değil mi? Bu siber saldırı oturduğu yerden çok planlanmış, programlanmış bir olay. Şimdi bu şunu gösteriyor, bizim kendi mühendislerimizin geliştirdiği ürünlerin daha çok kullanmamız, daha çok yaygınlaştırmamız, daha çok destek olmamız gerekiyor” dedi. Siber güvenlik ve bilişim sistemlerinin güçlenmesinin Türkiye’nin siber egemenliği ve dijital egemenliğinin bir göstergesi olduğunu ifade eden Kesici, “Birçok sektörle bir araya geliyoruz ama otel işletmecilerimiz ile zaman zaman bir araya geldiğimizde onların da çeşitli problemlerle karşılaştığını görüyoruz. Biz diğer sektörlerimizin yanında olduğumuz gibi, çünkü bize bizden başka dost yok. O kullandığımız global üreticiler zamanı geldiği zaman kendi kafasına göre hizmet ediyor ve ondan bir anda ters dönebiliyor. Buna sebebiyet vermeden, buna gerek kalmadan, otel işletmecilerimizden de bizim ricamız yerli ürünlere fırsat verin” dedi.
MEVKA’dan Ar-Ge Merkezi çalışanlarına eğitim
24 Kasım 2024 Pazar - 10:35 MEVKA’dan Ar-Ge Merkezi çalışanlarına eğitim Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA), Konya’da bulunan ar-ge ve tasarım merkezlerinin kurumsal kapasitelerinin artırılmasına yönelik olarak “Ar-Ge Merkezi Uzmanlığı” eğitimi düzenledi. İnnopark Konya Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimler toplamda 27 saat sürdü. Eğitimlerin tamamlanmasının ardından başarılı bulunan katılımcılara Ar-Ge Merkezi Uzmanlığı sertifikaları verildi. Ajans olarak gerçekleştirdikleri eğitim programı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Mevlana Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. İhsan Bostancı, “Hepimizin yakından takip ettiği üzere ar-ge ve inovasyon, günümüzde rekabetin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Etkin ar-ge teşvikleri ile sanayisi desteklenen ülkeler dünya rekabet sıralamasında en üst seviyelerde yer almaktadır. Yine OECD tarafından hazırlanan raporlarda ortaya konulan görüşe göre de ülkelerin ekonomik büyümelerinin yüzde 50’si teknolojik inovasyonlara bağlıdır. Buradan hareketle tüm dünya ülkeleri, girişimcilik ve inovasyon faaliyetlerine önemli destekler sağlamakta, inovasyon faaliyetlerini sürdürülebilir ekonomik büyümenin temel unsuru olarak görmektedir. Bu noktada, devletimiz tarafından özellikle son yıllarda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, bakanlığımıza bağlı ve ilgili kuruluşlar vasıtası ile ülke ekonomisine katkıda bulunacak yüksek teknolojili ve katma değerli ürünlere yönelik olarak büyük destekler ve teşvikler verilmektedir. Gerek yeni ar-ge ve tasarım merkezlerinin kurulması, gerek mevcut merkezlerin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve gerekse de altyapılarının ve insan kaynaklarının güçlendirilmesi amacıyla pek çok uygulama hayata geçirilmektedir" dedi. "Elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum" Çalışmaların temeli hakkında bilgi veren Genel Sekreter Dr. İhsan Bostancı, "Çalışmaların temelinde ise, özel sektörde, teknolojik bilgi üretilmesini, üründe ve üretim süreçlerinde yenilik yapılmasını, teknolojik bilginin ticarileşmesini, ar-ge personeli ve nitelikli işgücü istihdamının artırılmasını desteklemek amacıyla yayımlanan ve pek çok teşvik başlığı içeren 5746 sayılı araştırma, geliştirme ve tasarım faaliyetlerinin desteklenmesi hakkında kanun yer almaktadır. Ülkemizin tahıl ambarı olarak bilinen ve özellikle son 20 yılda ar-ge ve yenilikçi teknolojiler alanında yürüttüğü çalışmaların meyvelerini toplayan şehrimizin üretim potansiyeline baktığımızda, 3 bin 400’den fazla ihracatçı firmasıyla 80’den fazla sektörde üretim yaparak bu ürettiği ürünleri 180’den fazla ülkeye satan 2023 yılı sonu itibari ile 3,36 milyar dolar ihracat gerçekleştiren bir üretim ve sanayi merkezi haline geldiğini görüyoruz. Gelinen noktada şehrimizin 2000 yılına göre ihracatını 39 kat arttırmış olması ve imalat sanayinin ihracattaki payının yüzde 93,5 olması bizleri mutlu etmekle beraber gelecek adına da umutlandırmaktadır. Ar-ge ve yenilikçi teknolojiler konusunda yapılacak yeni yatırımlarla birlikte yüksek teknolojili üretime geçiş, şehrimizin hem ülkemizin hem de dünyanın önde gelen sanayi şehirleri arasındaki yerini daha da sağlamlaştıracak hem de katma değerli üretim sayesinde ihracattaki payını artıracaktır. Bunu sağlayabilmenin yolunun ise ar-ge ve tasarım merkezlerinin sayısının ve niteliğinin artırılmasından geçtiği de başta ifade ettiğimiz gibi su götürmez bir gerçektir. Bu minvalde, şehrimizin sahip olduğu mevcut duruma baktığımızda ise 22 ar-ge merkezi, 1 tasarım merkezi bulunduğunu, bu merkezlerde toplamda yaklaşık 700 kişinin çalıştığını, toplamda devam eden proje sayısının 230 olduğunu ve bu veriler ışığında şehrimizin ülkemizde 9. sırada yer aldığını görüyoruz. Gerek ihracat rakamları ve gerekse de şehrimizin üretim dinamiklerini göz önünde bulundurduğumuzda bu sayıyı yeterli görmediğimizi ve bu noktada hem ar-ge ve tasarım merkezlerinin sayılarının artırılması hem de mevcut merkezlerin ihtiyaçlarının belirlenerek sorunların çözüme kavuşturulması noktasında elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu. "Eğitim programının hayırlara vesile olmasını diliyorum" Dr. İhsan Bostancı, son olarak, "Ajansımız tarafından düzenlenen bu eğitim programının öznesi olan ar-ge ve tasarım konusu, kurum olarak bizim hem mali destek hem de teknik destek mekanizmalarımızın odağında bulunmaktadır. Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğümüz başta olmak üzere paydaş kurumlarımız ile bu konularda çalışmaları sürdürüyoruz. Ajansımız tarafından bugüne kadar ilan edilen destek programlarında ar-ge ve yenilikçi teknolojiye dayalı ürün üretmeyi taahhüt eden projelerin her zaman öncelikli olarak desteklendiğini ve bu noktada pozitif ayrımcılık yaptığımızı da özellikle dile getirmek istiyorum. 2020 yılından bu yana özel sektör temsilcilerimizin de başvurusuna açtığımız ve şu an açık bulunan İmalat Sanayiinde Dönüşüm Teknik Destek Programı çerçevesinde; imalat sanayiinde faaliyet gösteren firmalarda yeni ar-ge ve tasarım merkezlerinin kurulmasına ya da mevcut ar-ge ve tasarım merkezlerinin ihtiyaç duyduğu danışmanlık ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik faaliyetlerin destekleneceğini de buradan tekraren duyurmak istiyorum. Ajansımız tarafından düzenlenen bu eğitim programı ile de şehrimizde bulunan ar-ge ve tasarım merkezlerimizin kurumsal kapasitelerinin artırılmasını amaçladık. 27 saat süren eğitimler boyunca, ar-ge projesi geliştirme ve hazırlama, ar-ge ve teknoloji yönetimi, ar-ge ve fikri mülkiyet, problem çözme teknikleri- trız, teknik ve mali açıdan proje döngüsü/yürütme, ürün tasarım ve geliştirme yönetimi gibi konularda eğitimler verildi. Hepsi birbirinden değerli ve konusunda uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimlerin, şehrimizdeki ar-ge merkezlerinde çalışan personellerimizin mesleki gelişimlerine büyük katkılar sunacağına olan kanaatimiz tamdır. Bu duygu ve düşüncelerle, bu eğitim programının hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu.
Gezeravcı: “Uzaya yolculuğumuz bir hikayenin başlangıç noktasıydı, bir yere varış hikayesi değil”
22 Kasım 2024 Cuma - 16:56 Gezeravcı: “Uzaya yolculuğumuz bir hikayenin başlangıç noktasıydı, bir yere varış hikayesi değil” Milli Uzay Programı’nın önemli aşamalarından biri olan insanlı uzay misyonu kapsamında, Türkiye’nin ilk astronotu olan Alper Gezeravcı, Erzurum’da öğrencilerle bir araya geldi. Milli Uzay Programı’nın önemli aşamalarından biri olan insanlı uzay misyonu kapsamında, Türkiye’nin ilk astronotu olan Alper Gezeravcı, Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğünün organizasyonunda Necip Fazıl Kısa Kısakürek Kültür Merkezi’nde öğrencilerle buluştu. Gezeravcı, programda uzayda yaşadığı deneyimle ilgili bilgiler paylaştı, tavsiyelerde bulundu ve sorulara cevap verdi. Alper Gezeravcı, insanlı uzay misyonu görevinin icrasından bugüne kadar, ülkeye döndükten sonra 106 şehir değişimiyle 208’inci programı Erzurum’da icra ettiklerini ifade ederek, “Geleceğimizin teminatı olan genç kardeşlerimizin ayağına kadar gelerek, bu görev süreçlerini anlatmak, sadece görevin teknik boyutlarını değil aslında daha ziyade manevi boyutunun onlara aşılamak, onların bugüne kadar hak ettikleri özgüveni ayağa kaldırmalarına vesile olacak ve bugüne kadar ısrarla özgüvenlerini yaftalamaya yeltenen insanların bütün çabasını boşa çıkaracak şekilde onların geleceğe bakışlarını daha öz güvenli hale getirecek bir içerik barındırıyor. Sunumu yaptığımız kitledeki kardeşlerimizin sorularından ve olaya yaklaşımlarından, dikkat seviyelerinden, bütün gelecek hedeflerini üzerlerine inşa ettiğimiz bu kardeşlerimizin geleceğimizin hakikaten teminatı olduğunu bir kere daha ispat ediyor” dedi. "Bir hikayenin başlangıç noktasıydı, bir yere varış hikayesi değil " Milli Uzay Programı’nın bir unsuru olan insanlı uzay misyonu sürecinin en önemli mimarının devletin güçlü iradesi olduğunu vurgulayan, Gezeravcı şöyle dedi: “Biz devletimizin imkanlarıyla yetişmiş bir bireyiz ve devletimizin imkanlarıyla uzaya gidip bu görevi icra edebildik. Bu konuda devletimizin güçlü iradesine ve milletimizin imkanlarına müteşekkiriz. Sürecin devamlılığı noktasında bu her yerde vurguladığımız üzere bir hikayenin başlangıç noktasıydı, bir yere varış hikayesi değil. Dolayısıyla ilk adımını attığımız bu misyonun icrasıyla ilk adımı icra ettiğimiz görevin devamında daha Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği, bu kardeşlerimizin yürüyeceği nice yol var. Buna yönelik olarak da devletimizin altyapı hazırlıkları halihazırda devam ediyor.” "Yeter ki, kimse gölge etmesin" Türk insanının, pratik zeka konusunda son derece ileri seviyede olduğunu anlatan Alper Gezeravcı, “Bu konuda asla mütevazi olmayacağım. Dünyanın başka milletleriyle bir araya geldiğimizde rutin olan akışı zaten herkes okuyarak anlayabiliyor. Ama sıkıntı işin rutinin dışına çıktığında, acil durum senaryolarını geçtiğinde ve sıra dışı şartlarla yüz yüze geldiğimizde, yüzyıllardır bulunduğumuz bu coğrafyada badirelerle mücadele etmeye alışık olmuş bu milletin evlatlarına rakip zeka konusunda ne tür çözümler üretebildiğini net olarak ortaya koyuyor. Bu noktada onların potansiyellerinden en ufak bir şüphemiz yok. Yeter ki, kimse gölge etmesin. Yeter ki, onu kimse onların özgüvenlerini yaftalayıp potansiyellerini ayak altına almaya çalışmasın” şeklinde konuştu. Erzurum Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’ya Erzurum’un önemli simgelerinden olan Oltu taşı tespihi hediye etti.
Proje pazarını 15 bini aşkın kişi ziyaret etti
22 Kasım 2024 Cuma - 13:02 Proje pazarını 15 bini aşkın kişi ziyaret etti Bartın Üniversitesi’nde (BARÜ) 7. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı 46 Bilim Kurulu üyesi, 38 hakem, 4 değerlendirici ve farklı birimlerden 183 personel ile 32 öğrenci ile hazırlanırken, 15 bini aşkın ziyaretçiyi ağırladı. Bartın Üniversitesinin (BARÜ) 2017 yılından bu yana yoğun bir katılımla düzenlediği Ar-Ge Proje Pazarında bu yılda rekor bir başvuru yapıldı. BARÜ Kutlubey Yerleşkesinde 7-8 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilen festivale 9 farklı ülkeden ve Türkiye’nin 35 ilinden araştırmacılar projeleriyle katılım gösterdi. BARÜ ile birlikte Azerbaycan’dan Hazar Üniversitesi ile Azerbaycan Teknik Üniversitesi, Bosna Hersek’ten Uluslararası Saraybosna Üniversitesi, Malezya’dan Putra Üniversitesi ve Özbekistan’dan Semerkand Devlet Mimarlık ve İnşaat Üniversitesi paydaşlığında düzenlenen etkinlikleri 15 binden fazla kişi ziyaret etti. 9 ülke, 35 il, 47 üniversite, 30 lise, 10 Ar-Ge Merkezi BARÜ 7. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarında başvuru süreci tamamlanarak ön değerlendirme sonuçları açıklandı. İlk defa bu yıl uluslararası ölçekte düzenlenen yarışmalara Türkiye ile birlikte Azerbaycan, Bosna Hersek, İran, Kazakistan, Kolombiya, Kırgızistan, Malezya ve Özbekistan’dan proje başvuruları yapıldı. Türkiye’nin 35 farklı ilinden başvuruların yapıldığı yarışmalarda, 47 üniversite, 30 lise, 10 kurum ve kuruluş ile Ar-Ge Merkezinden toplam 403 proje gönderildi. Projeler yoğun bir programla planlı ve titiz değerlendirmelerden geçti. BARÜ’nün “Akıllı Lojistik ve Bütünleşik Bölge Uygulamaları” ihtisaslaşma alanı odağında düzenlenen proje pazarında 13 farklı temada projeler alanında uzman akademisyenler, sektörden uzmanlar ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan Bilim Kurulu tarafından değerlendirildi. Ön elemeyi geçen projeler eş zamanlı bir planlamayla çevrim içi ve yüz yüze görüşmelerle bağımsız olarak puanlandı. Özgün değer, yenilikçilik, ticarileşme süreci, pazar potansiyeli, yaygın etki, sosyal çevre niteliği, çevresel fayda potansiyeli ve proje takımı niteliğinin belirtilmesi gibi kriterler üzerinden yapılan değerlendirmelerle sonuçlandırıldı. Bu süreçte iki gün boyunca 30 hakem 8 ayrı grupta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdi. Yurt dışındaki projeler ise 8 hakem tarafından 480 dakika süren çevrim içi görüşmelerle değerlendirildi. Proje Pazarında 46 Bilim Kurulu üyesi ve 4 değerlendiriciyle birlikte toplamda 88 kişi proje değerlendirme süreçlerinde aktif olarak görev aldı. Titizlikle yapılan değerlendirmeler sonucunda Lise kategorisinde ve Temel Kategoride çeşitli miktarlarda hibe desteği sağlandı. 8 teknik sunum, 3 tören, onlarca etkinlik 2 günde tamamlandı. İki gün yoğun bir programda ilerleyen festivalle ilgili çalışmalar aylar öncesinden başladı. BARÜ Rektör Yardımcısı, Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zahmakıran tarafından yapılan toplantılarda Proje ve Teknoloji Ofisi koordinasyonunda yapılacaklar planlandı. Üniversitenin iç ve dış paydaşlarının yer aldığı komitede “Türkiye Yüzyılına Değer” sloganıyla kararlar alındı ve uygulamaya konuldu. Akademik ve idari birimlerin aktif olarak yer aldığı organizasyona 183 personel ve 32 öğrenci aktif olarak katıldı. Festivalin tüm aşamalarında yer alan akademik ve idari insan kaynağı ile öğrenciler yarışmaların sorunsuz bir şekilde tamamlanması noktasında gayret gösterdi. İki gün boyunca 8 teknik sunum ve 3 törenle salon etkinliklerine binlerce kişi katıldı. Etkinlik alanında bir yandan proje tanıtımları devam ederken diğer yandan kurulan stantlarda onlarca gösteri düzenlendi. Oldukça renkli geçen etkinliklerde katılımcılar hem eğlendi hem öğrendi. Görsel, yazılı ve dijital medyada büyük ilgi gördü BARÜ 7. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı etkinlikleri İletişim Koordinatörlüğü ve Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından 7 ayrı canlı yayınla bilim ve teknoloji tutkunlarına ulaştırıldı. Canlı olarak yayınlanan 8 teknik sunum ve 3 tören BARÜ sosyal medya hesaplarından binlerce görüntülenmeye ulaştı. Ayrıca bilim ve teknoloji festivali basın temsilcileri tarafından da yakından takip edildi. 9 farklı ülkeden katılımcıların fikirleriyle yer aldığı organizasyon 21 ayrı televizyon yayınında haber olarak gösterildi. Yazılı ve dijital medyada ise festival boyunca 200’e yakın habere yer verildi. "Kazanan Türkiye oldu" BARÜ Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, iki gün süren ve dolu dolu geçen etkinliklere gösterilen ilgiden duyduğu mutluluğu dile getirerek “Türkiye’nin milli teknoloji üreten bir topluma dönüşmesi konusunda farkındalık oluşturulmasıyla fikirden ürüne giden süreçte ortak yarınlarımıza değer katmayı hedeflediğimiz bir organizasyonu daha geride bıraktık. 2017 yılından bu yana her geçen dönem üzerine ekleyerek ilerlediğimiz bu süreçte emek yoğun bir çalışmayla bir arada olduk. Yarınlarımızı emanet edeceğimiz gençlerimize güvenin bir simgesi olan festivalimizde sunulan projelerden heyecan duyduk. Heyecanımıza ortak olan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Unutulmamalıdır ki tüm stratejimizi temellendirdiğimiz ortak noktada kazanan dün olduğu gibi bugün de Türkiye olmuştur” ifadelerine yer verdi.
Red Bull Home Ground Dünya Şampiyonası’nda FUT Esports finalde mücadele edecek
22 Kasım 2024 Cuma - 12:59 Red Bull Home Ground Dünya Şampiyonası’nda FUT Esports finalde mücadele edecek VALORANT turnuvası Red Bull Home Ground, dünyanın en iyi takımlarını bir araya getiriyor. Türkiye Şampiyonu, Red Bull takımı FUT Esports, ön elemedeki maçlarının hepsinde namağlup şekilde bitirerek dünya finalinde mücadele etmeye hak kazandı. Dünyanın en büyük sezon arası VALORANT turnuvalarından Red Bull Home Ground Dünya Finali, Red Bull takımı FUT Esports’un ön elemeleri kazanmasıyla başladı. Berlin’de düzenlenen büyük finalin ilk gününde takımlar Bo1 (best of one) formatında karşı karşıya geldiler. Dünya şampiyonluğunun en büyük favorilerinden Red Bull takımı FUT Esports, elemelerdeki ilk maçını Kore takımı olan T1’e karşı 13-7 kaybederken, diğer maçında ise Fransız takımı Karmine Corp’a karşı ezici üstünlükte 13-4 kazandı. Büyük finalde dünyanın en iyi VALORANT takımlarından FNC, Karmine Corp, Team Heretics, G2, T1, Cloud9 gibi takımlar mücadele ediyor. Bu sonuçların ardından FUT Esports’un karşısına bugün İspanyol takım Team Heretics çıkacak. FUT Esports, bu maçı kazanması halinde yarı finalde mücadele etmeye hak kazanacak. FUT Esports’un yanı sıra, son ön eleme maçını dünyanın en iyi VALORANT takımlarından biri olan ve VCT 2024, Amerika Ligi’nin 2.’si G2’yi mağlup ederek finali garantilemiş oldu. G2 takımı da finale kalan 2. takım oldu.
Kaçak yapılaşmadan doğal afetlere uydu destekli yazılım geliştirdiler
21 Kasım 2024 Perşembe - 14:09 Kaçak yapılaşmadan doğal afetlere uydu destekli yazılım geliştirdiler Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, geliştirdikleri yazılım sayesinde uydu verilerini kullanarak doğal ve insan kaynaklı değişimlerin tespit edilebildiğini açıkladı. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Mühendislik Fakültesi Öğretim Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, uyduların 12 günde bir aynı bölgeden geçtiğini belirterek, bu sürelerle seçilen bölgelerdeki yeni yapılaşma, ormanlık alanlardaki değişim, su kütlelerindeki farklılıklar ve doğal afetler sonrası hasar gibi durumların takip edilebildiğini ifade etti. Kutoğlu, yazılımın yüzde 70-80 oranında doğruluk sağladığını ve kaçak yapılaşma, kaçak orman kesimi, kıyı erozyonları gibi durumların takibinde kullanılabileceğini belirtti. Ayrıca deformasyonların erken uyarı sistemlerinde değerlendirilebileceğini ve güvenli madencilik faaliyetleri için önlem alınabileceğini ifade etti. İki yılı aşkın süredir devam eden çalışmaların sonucundan memnun olduklarını söyleyen Kutoğlu, yazılımın farklı kurumlar tarafından kullanılabileceğini vurguladı. Yapılaşma ve doğa tahribatı artık gizlenemeyecek Barajlardaki çekilmeleri ve su artışlarının da gözlemlenebildiğine de dikkat çeken Kutoğlu, "Geliştirdiğimiz yazılım sayesinde seçtiğimiz bölgede seçtiğimiz tarihler arasında bu yıllar arasında da olabilir uydular aynı bölgeden 12 günde bir geçebilir. 12 günde bir aynı bölgeden geçiyor. Seçtiğimiz bir bölgede arazideki insan yapımı değişimleri veya doğal değişimleri tespit etmemiz mümkün oluyor. Bu değişimler mesela bir bölge yeni yerleşime açılmış olabilir. Orada yeni binalar yapılmış olabilir. Ormanlık alanlarda yeni alanlar açılmış olabilir. Arazide bir hafriyat, dolgu yapılmış olabilir. Kazı yapılmış olabilir. Su kütlesinde değişim olmuş olabilir. Baraj gölünde sular çekilmiş veya su artışı olmuş olabilir. Bunları geliştirdiğimiz otomatik yazılım sayesinde tespit edebiliyoruz. Veya bir deprem sonrası yada doğal afet sonrasında sel, heyelan gibi afetler sonrasındaki hasarları da otomatik olarak seçtiğimiz tarih aralığında seçtiğimiz bölgelerde gözlemlememiz mümkün oluyor. Uygulamada kırmızı renkler kütle artışını gösteriyor. Örneğin bir binanın üzerine kat çıktıysanız bu kırmızı gözükecektir. Eğer binada kat azalması varsa veya doğal afet nedeniyle bina yıkıldıysa veya başka bir sebeple bina yıkıldıysa yeniden yapı yapmak için yıkıldıysa o da mavi renkle gözükecektir. Sulak alanlarda su çekildiyse çekilen alanlar kırmızı gözükecek, su arttıysa mavi gözükecektir. Yine dağlarda kar kütleleri de iklim değişikliği bakımından onların takibi de çok önemli. Kar kütlelerindeki değişimleri de buradan takip edebiliyoruz. Eğer mavi ise kar kütlesinde artış var. Kırmızı ise erimiş anlamına gelecektir. Kıyılardaki dolgu, değişimleri görebiliyoruz. Kıyı erozyonlarını varsa sistematik bir kıyı erozyonu varsa takip etmemiz mümkün oluyor. Yer altında maden ocağı işletmesi yapıldı ve arazide tasman dediğimiz çökmeler meydana geldi. Veya bir depolama alanında madencilik amacıyla İliç’te yaşanan olay gibi kaymalar olabilir. Veya arazinin kendisinde bir hareket olabiliyor. O hareketleri de otomatik olarak tespit etmek mümkün oluyor" dedi. Uydular değişimleri adım adım izliyor Uyduların Türkiye üzerinden 12 günde bir geçtiğini ifade eden Kutoğlu, "Tabii ki hiçbir ölçme yöntemi yüzde 100 doğrulukla değil. Burada da belirli bir ihtimal dahilinde onu tespit edebiliyoruz. Örneğin Küçükçekmece bölgesinde yaptığımız analizde yüzde 70 dolaylarında yeni yapılanmaları tespit edebildiğimizi gördük. Alaplı bölgesinde ise bu oran yüzde 80 civarında. Yeni yapılaşmaları takip edebildik. Bazı bölgelerde de heyelanlı alanlarda madencilik kaynaklı tasman alanlarında da diğer yöntemlerle yakalayamadığımız, göremediğimiz olayları yakalayabildiğimizi gördük. Bu yazılımı kurumlar da kullanabilir. Örneğin kaçak yapılaşma takibi. Kaçak orman kesimi, kaçak dolgu, kaçak kazı. Bunlar takip edilebilir. Uydular 12 günde geçtiği için 12 gün arayla takibi yapılabilir. Yine belli yerlerde deformasyonlar varsa erken uyarı anlamında kullanılabilir. Kıyı erozyonları varsa, biliyorsunuz yollarımızı çok etkileyebiliyor. Bunlarla ilgili tespit edilip erken tedbir almak mümkün olabilir. Yapılardaki deformasyonlar takip edilebilir. İzinsiz kat çıkma gibi durumlar takip edilebilir. Bunun yanı sıra madencilik alanında kaçak madencilik yapılabiliyor. Veya madencilik alanında daha güvenli madencilik alanlarında depolama anlamında bazen kazalar oluyor. Daha güvenli madencilik anlamında alanlardaki hareketler önceden tespit etmek mümkün olabilir. Bizim amacımız ülkemizde biliyorsunuz çok fazlasıyla kaçak yapılaşmalar olabiliyor. Uzun zamandan beri acaba bununla ilgili bir uygulama geliştirebilir miyiz? diye çaba sarf ediyorduk. İki seneyi aşkın süredir bununla ilgili çalışmalarımızı sürdürüp netice aldık. Şimdi de elde ettiğimiz sonuçtan da memnunuz" şeklinde konuştu.
Yeni tablet VIA L50 ve VIA S50 satışa sunuldu
21 Kasım 2024 Perşembe - 12:58 Yeni tablet VIA L50 ve VIA S50 satışa sunuldu Türkiye’nin teknoloji markası Casper, donanım ve estetik açısından yeni özelliklere sahip iki yeni tabletini kılıf hediyesiyle satışa sundu. Casper VIA ailesinin iki yeni üyesi olan Casper VIA L50 ve VIA S50 tabletler; yapay zeka destekli kameraları, 11” FHD+ ekranı, güçlü işlemcileri ve uzun pil ömrü ile günlük kullanımdan eğlenceye kadar her alanda verimlilik sağlıyor. Casper VIA ailesinin iki yeni üyesi VIA L50 ve VIA S50 tabletler, kullanıcıların hayatını kolaylaştıracak yenilikçi özellikleriyle dikkat çekiyor. Geniş 11 inç FHD+ ekrana, güçlü işlemcilere ve uzun pil ömrüne sahip yeni tabletler, hayatın yoğun temposuna karşı kullanıcılara üst düzey bir performans sunuyor. Yapay zeka destekli, çift arka kamerasıyla her şartta çekim kalitesi yüksek ve net çekimlere imkan tanıyan tabletler, 128GB geniş hafıza kapasitesi ve 512GB SD kart desteğiyle de tüm verileri rahatlıkla saklayabiliyor. Hem iş hem eğitim için ideal tablet: Casper VIA L50 MediaTek’in 4.5G’yi destekleyen işlemcisi MTK Helio G99 ile donatılmış olan Casper VIA L50, 2,5 GHz hızıyla yüksek performanslı uygulamaları sorunsuz bir şekilde çalıştırıyor. 8 GB RAM ve ek 8 GB VRAM ile yoğun yükler altında bile akıcı bir deneyim sunuyor. 128 GB dahili depolama alanı ve 512 GB SD kart desteği sunan VIA L50, kullanıcıların işlem gücünü artırırken daha fazla veriyi depolamasına imkan tanıyor. Android 14 ile donatılan cihaz, en son sürüm uygulamaları tam performansta çalıştırmayı mümkün kılıyor. LTE özelliğiyle de kesintisiz internet deneyimi ve yüksek bağlantı hızı sunan VIA L50, iş ve günlük hayatın tüm ihtiyaçlarına destek sağlıyor. Hem iş hem eğlence için: Casper VIA S50 Özellikle giriş seviyesi veya eski tabletlerde kullanılan işlemciler, modern uygulamaların ihtiyaç duyduğu hız ve performansı karşılamakta yetersiz kalıyor. Bu durum, cihazın uygulamalar arasında gecikme veya donma yaşamasına ve ısı derecesinin artarak donanımsal parçaların bozulmasına neden oluyor. Tüm bu sorunları ortadan kaldıran, iş insanlarının ve öğrencilerin tüm beklentilerini karşılayan Casper VIA S50, Mediatek’in güçlü Helio G85 işlemcisi ve 8 çekirdekli 2.0Ghz hızıyla optimum performans ve üstün bir oyun deneyimi sunuyor. 11” FHD+ ekranının sunduğu doğal renk tonlarıyla dizi, film ve mobil oyunlar daha canlı ve etkileyici hale geliyor. 4GB RAM ve 4GB VRAM ile toplamda 8GB’a kadar kapasite sunan VIA S50, hem günlük işler hem de yüksek performans gerektiren görevler için ideal performansı sağlıyor. Android 14 işletim sistemiyle de geleceğin teknolojisini kullanıcılarıyla buluşturan VIA S50, geniş 128 GB hafıza kapasitesi ve 512GB SD kart desteği ile bolca depolama alanı sunarak, tüm ihtiyaçlara cevap veriyor. Her detayı yakalayan net ve kaliteli çekim teknolojisi Genellikle akıllı telefonlardan daha az çözünürlük sunan tablet kameraları, düşük kaliteli sensörler ve yetersiz lensler nedeniyle kullanıcılar tarafından olumsuz eleştirilere maruz kalıyor. Kullanıcıların beklentilerini trend teknolojilerle karşılayan Casper VIA L50 ve VIA S50, AI teknolojisiyle desteklenen iki güçlü 13MP ana, 2MP makro kamerası ve 8 MP ön kamerasıyla her bir detayı en ince ayrıntısına kadar yakalıyor. Eğlence dolu anları ölümsüzleştirmek isteyen fotoğraf tutkunlarını memnun edecek tabletler, doğal renk tonlarını birebir yansıtarak gerçekçi ve canlı fotoğraflar sunuyor. Aynı zamanda estetik bir bütünlük yakalayan şık silver kamera deko dizaynı ve zarif metal tasarımı, tabletlerin modern bir görünüme sahip olmasını sağlayarak, kullanıcılara hem görsel hem de kalite açısından premium bir deneyim sunuyor. Zamanı akıllı yöneten gelişmiş batarya Casper VIA L50 ve VIA S50, 8000 mAh kapasiteli bataryasıyla uzun süreli bir kullanım sunuyor. Gelişmiş batarya teknolojisine sahip tabletler film izleme, oyun oynama, tasarım oluşturma veya iş yönetimi gibi günlük görevleri kesintisiz bir şekilde başarıyla gerçekleştiriyor. Üstelik 18W şarj özelliğiyle de 160 dakika içinde tam dolum gerçekleştirerek, kullanıcılarına zamanı daha hızlı ve verimli yönetme ayrıcalığı sunuyor. Çift Dolby hoparlörlerle sesin her detayını yakalayın Kullanıcıların hoparlörlerde aradığı en önemli nokta, kaliteli ve temiz bir ses çıkışı. Casper VIA L50 ve VIA S50, içerisindeki Dolby destekli çift hoparlör ile zengin ve etkileyici ses deneyimi sunuyor. Her tür multimedya deneyiminde yüksek kaliteli surround ses ve üstün bir audio performansı sergileyen tabletler, kullanıcıları sesin her detayıyla büyülüyor. Sağladığı temiz ve güçlü ses çıkışı, her ortamda netlik ve derinlik sunarak sesin gücünü zirveye taşıyor. Ayrıca, enerji dostu tasarımı sayesinde çevreye duyarlı bir kullanım sunan tabletler, kullanıcıların hem ses kalitesinden hem de çevresel etkilerden ödün vermeden etkileyici bir deneyim yaşamalarını sağlıyor.