TEKNOLOJİ
CW Enerji Solarex İstanbul’da ‘CW Enerji Plus Bayi Konsepti’ni tanıttı 17 Nisan 2026 Cuma - 10:42:28 CW Enerji, 8-10 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Depolama Fuarı’nda (Solarex İstanbul) yerini alarak son teknolojiyle ürettiği ürünlerini sergiledi. Güneş enerjisi sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan fuarda CW Enerji, yüksek verimli panel teknolojilerini ve entegre üretim gücünü sektör temsilcilerine tanıttı. "CW Enerji Plus Bayi Konsepti" çerçevesinde hazırlanan fuar standı, firmanın yenilikçi vizyonunu ve güçlü bayi ağını yansıtan modern ve deneyim odaklı bir anlayışla ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Fuar hakkında değerlendirmelerde bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, Solarex İstanbul’un sektör açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Fuara her yıl düzenli olarak katılım sağladıklarını ve bu platformu sektörle buluşmak adına önemli bir fırsat olarak gördüklerini ifade eden Sarvan, "Her yıl olduğu gibi bu yıl da sahip olduğumuz üretim gücümüzü ve teknolojik yetkinliğimizi bu platformda bir kez daha güçlü şekilde ortaya koyduk. Yüksek verimlilik sunan, yerli ve milli üretim anlayışıyla geliştirdiğimiz ürünlerimizle sektörde fark oluşturmaya devam ediyoruz. AR-GE odaklı yaklaşımımız sayesinde hem ürün kalitemizi sürekli ileri taşıyor hem de inovatif çözümlerle sektöre yön veriyoruz. Fuarda sergilediğimiz çözümler de mühendislik gücümüzün ve sürdürülebilir enerji vizyonumuzun en somut göstergelerinden biri oldu" dedi. Ziyaretçiler teknolojileri yakından inceledi. Fuar stantlarının gelişim odaklı vizyonlarını ve güçlü bayi ağını yansıtan modern ve deneyim odaklı bir anlayışla tasarlandığını anlatan Sarvan, "CW Enerji Plus Bayi Konsepti ile yalnızca ürünlerimizi sergilemekle kalmayıp, iş ortaklarımıza sunduğumuz bütüncül iş modelini de deneyimleyebilecekleri bir alan oluşturduk. Standımızda beyaz eşya entegreli solar akıllı ev çözümlerimizden ve enerji depolama teknolojilerimize kadar geniş ürün yelpazemizi tanıttık, bayilik sistemimizin sunduğu avantajları da detaylı şekilde aktardık. Ziyaretçilerimiz hem teknolojimizi yakından inceleyebildi hem de iş birliği fırsatlarını değerlendirebildi. Ayrıca fuarda yüksek teknolojiye sahip ürünlerimizi, sürdürülebilir enerji çözümlerimizi ve geleceğin enerji dünyasına yön verecek projelerimizi katılımcılarla buluşturduk. Yeni nesil yüksek verimli güneş panellerimiz, on-grid / off-grid inverter çözümlerimiz, lityum tabanlı enerji depolama sistemlerimiz, solar akıllı ev teknolojilerimiz, ısı pompalarımız, esnek panellerimiz, solar sulama sistemlerimiz, solar bank ile solar aydınlatma çözümlerimiz de fuarda sergilendi" diye konuştu. Tarık Sarvan: Güvenilir tedarik zinciri gücümüzü ortaya koyduk CW Enerji’nin tam entegre üretim yapısına yönelik attığı stratejik adımları da ziyaretçilere aktardıklarını belirten Sarvan, "Güneş paneli üretiminin en kritik aşamalarından biri olan fotovoltaik hücre üretimini kendi bünyemizde gerçekleştirdiğimiz CW SolarCell ile geliştirdiğimiz yeni nesil TOPCon High Efficiency Teknolojimizi ve CW Alüminyum markamızla hayata geçirdiğimiz yerli üretim çerçeve, montaj ve altyapı çözümlerimizi ziyaretçilerimize sunduk. Fuar boyunca, üretimden nihai ürüne kadar uzanan sürdürülebilir ve güvenilir tedarik zinciri gücümüzü ortaya koyduk. Bununla birlikte inverter ve enerji depolama sistemlerini de kapsayan entegre çözümlerimizle, üretimden tüketime kadar tüm süreci tek çatı altında yönetebilen güçlü yapımızı sergiledik. Kısacası, fuar katılımcılarına uçtan uca enerji çözümleri sunma kabiliyetimizi ve yüksek verimlilik odaklı yaklaşımımızı kapsamlı şekilde aktardık. Diğer yandan fuarda yeşil hidrojen enerji çözümleri üzerine yürüttüğümüz ve AR-GE çalışmaları sonucunda geliştirdiğimiz ev tipi sistemlerimizi ve taşınabilir hidrojen yakıt hücresi teknolojilerini katılımcılarla buluşturduk" diye konuştu. Fuarda gerçekleştirdikleri birebir görüşmelerin hem yurt içi hem de yurt dışı iş birlikleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayan Sarvan, özellikle yerli ve milli teknolojilere yönelik ilginin kendilerini son derece memnun ettiğini dile getirdi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 19:29 İstanbul’un girişimcilik rotası tek platformda toplandı: "Start in Istanbul" tanıtıldı İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) tarafından hayata geçirilen "Start in Istanbul" platformu düzenlenen lansmanla tanıtıldı. İstanbul’un girişimcilik ekosistemindeki tüm aktörleri tek çatıda toplayan platform, kenti küresel yatırımcılar için bir çekim merkezi haline getirmeyi hedefliyor. İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA), İstanbul’un dinamik girişimcilik ekosistemini küresel ölçekte görünür kılmak ve kenti yatırımcılar ile girişimciler için erişilebilir bir merkez haline getirmek amacıyla dev bir adım attı. İstanbul ekosistemine dair kapsamlı ve güncel bilgileri İngilizce olarak sunan "startin.istanbul" web sitesi, düzenlenen lansman toplantısıyla tanıtıldı. 11 kategoride 330’dan fazla aktör bir arada Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren İSTKA Genel Sekreteri Dr. Ziya Taşkent, platformun kapsayıcı yapısına dikkat çekerek, "İstanbul girişimcilik ekosisteminde aktif kuluçka merkezlerinden melek yatırım ağlarına, teknoparklardan kurumsal şirketlere kadar 11 ayrı kategoride 330’un üzerinde aktörü Start in İstanbul platformunda bir araya getirdik. Bu sayı paydaşlarımızın ilgisiyle her geçen gün artmaya devam ediyor" dedi. İstanbul, Orta ve Doğu Avrupa’yı geride bıraktı Programda ayrıca İSTKA ve startups.watch iş birliğiyle hazırlanan "The State of Istanbul Startup Ecosystem 2025" raporu da paylaşıldı. Rapora göre İstanbul; 18 teknoparkı, 101 hızlandırma programı, 55 kuluçka merkezi, 16 melek yatırım ağı, 19 fonu ve 7 unicornu ile Orta ve Doğu Avrupa’daki tüm ülkeleri geride bırakarak bölgedeki liderliğini tescilledi. Sektörün öncü isimleri vizyonu değerlendirdi İSTKA Girişimcilik ve Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Serkan Korkmaz Arslan tarafından yapılan platform sunumunun ardından, sektörün önemli isimlerinin katıldığı paneller gerçekleştirildi. Arın Özkula, Haluk Zontul, Aslı Kurul Türkmen ve Mehru Öztürk gibi isimler, İstanbul’un küresel bir girişimcilik merkezi olma vizyonunu tartıştı. Kamu ve özel sektör temsilcilerini buluşturan etkinlik, yeni iş birliği köprülerinin kurulmasıyla sona erdi. "Hedefimiz İstanbul’u küresel arenada zirveye taşımak" Lansman töreninin ardından platforma ilişkin açıklamalarda bulunan İstanbul Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Ziya Taşkent, şu ifadelere yer verdi: "Bugün burada İSKA’nın yürüttüğü iki çalışmanın çıktı ve sonuçlarını girişimcilik ekosistemi ile paylaşmak için buluştuk. ’Start In Istanbul’ adıyla bir web sitesini faaliyete soktuk. Bu İstanbul’da yer alan girişimcilik aktörlerinin en güncel verilerle var olduğu bir site. İngilizce olarak hazırlandı çünkü sitenin oluşturulmasındaki esas amaç İstanbul’u küresel arenada ve küresel rekabet şartlarındaki girişimcilik sıralamasını daha yukarıya taşımak; daha erişilebilir, görünür ve bilinir kılmak. Öte yandan yine bugün 5 yıl aradan sonra İstanbul start-up ekosisteminin güncel durumunu, son trendlerle ve gelecek potansiyeliyle verilere dayalı olarak inceleyen raporun da tanıtımını yaptık. İstanbul’da halihazırda 11 ayrı rolde 330’dan fazla aktörün güncel verileri bulunuyor. Bugün de 100’den fazla katılımcının tanıklığında bu tanıtım programını gerçekleştirmiş olduk. İstanbul’da yerleşik teknolojik gelişimleri uluslararası platforma çıktıklarında kendi çalıştıkları dikeye dair bilgiler veriyor olmakla beraber İstanbul geneline ilişkin bilgilerde eksiklikler vardı. Çünkü İstanbul sadece Türkiye’nin değil bölgesinin de çok önemli bir merkezi. 58 üniversite olan, 100’den fazla hızlandırma programı, 18 teknoloji geliştirme bölgesi ve 55 kuluçka merkezi olan devasa bir kent. Sermaye yapısı ve geniş iş ağları düşünüldüğünde girişimcilik açısından da İstanbul çok önemli bir merkez. Biz bütün bu verileri bütün bu boyutlarıyla bir araya toplayalım istedik ki yabancı yatırımcılar İstanbul’a dönük ilgi ve taleplerinde bir artış sağlasınlar."
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:46 OMÜ Hayvan Hastanesi 2025’te 30 binden fazla vakaya müdahale etti Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Hayvan Hastanesi, 2025 yılı boyunca 30 bini aşkın vakaya müdahale ederek dikkat çeken bir yoğunluğa ulaştı. Günlük ortalama 85 hastaya hizmet verilen hastanede, özellikle yaz aylarında sayı 150’ye kadar çıktı. OMÜ Hayvan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Didem Pekmezci, yıl boyunca artan hasta yoğunluğuna ilişkin değerlendirmesinde, "2025 verilerine göre 30 bin 850 vakaya baktık. Bu da günlük ortalama 85 hastaya karşılık geliyor. Yaz aylarında yüksekten düşen kedi vakaları nedeniyle bu sayı 120-150’ye kadar çıkabiliyor" ifadelerini kullandı. Sahipsiz hayvanlara yönelik çalışmaların da hastanenin önemli bir sorumluluğu olduğunu vurgulayan Pekmezci, vatandaşlar tarafından getirilen sokak hayvanlarına ilk müdahalenin burada yapıldığını belirterek, "Gerekli operasyonlar modern ameliyathanelerimizde gerçekleştiriliyor, tedavi süreçleri tamamlandıktan sonra barınağa gönderiliyor" dedi. Hastane ekibini derinden etkileyen bir vakayı da paylaşan Pekmezci, bir kedi hastasına uygulanan kemoterapi sürecine dikkat çekerek, "Bir kedi hastamıza kemoterapi uyguluyorduk. Daha sonra hasta yakınının da aynı süreçten geçtiğini öğrendik. Sahibi kendi tedavisini gördükten sonra kedisini de tedaviye getiriyordu. Bu mücadele bizi çok etkiledi, süreç hala devam ediyor" sözleriyle o anları anlattı.
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:16 Kariyer Fuarı’nda en yoğun ilgiyi güvenlik ve sağlık stantları gördü Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ)’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilen Ege Kariyer Fuarı 2026 (EGEKAF’26) başta gençler olmak üzere vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Fuarda en yoğun ilgi sağlık ve güvenlik stantlarına oldu. Trafik güvenliğinden ülke güvenliğine, dezenformasyonla mücadeleden suçun önlenmesi ve suçluların yakalanmasına kadar pek çok alanda oluşturulan onlarca stant 2 gün boyunca adeta ziyaretçi akınına uğradı. Adnan Menderes Üniversitesi Öğrenci topluluklarının yanı sıra polis, jandarma, sahil güvenlik, jandarma filo komutanlığı ve çeşitli kurum ve kuruluşların stant açtığı fuarda sürüş güvenliği ve emniyet kemerinin önemi de ziyaretçilere aktarıldı. Emniyet Kemeri Simülasyon Aracı ile trafik güvenliğinin uygulamalı olarak anlatıldığı fuarda vatandaşlar simülasyon aracına binip tecrübe etmek için uzun kuyruklar oluşturdu. Bu arada sağlık görevlileri tarafından yetişkin ve çocuklara ilişkin ilk yardım eğitimi ve suni teneffüs uygulamaları da fuarın en ilgi çeken stantlarından biri oldu. Yetişkinlerin yanı sıra anne-babalar acil durumlarda suni teneffüs ve kalp masajının nasıl yapılacağını öğrendi. "Yeni nesil silahlar ve olay yeri inceleme ekipleri göz doldurdu" Güvenlik güçlerinin de çok sayıda standının yer aldığı EGEKAF’26 Fuarı’nda jandarmanın kullandığı yeni nesil silahlar da sergilendi. Güvenlik güçlerinin dosta güven düşmana korku veren stantları vatandaşlar tarafından yoğun ilgi görürken, olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarından sunduğu kesitler de faili meçhul olayların nasıl aydınlatıldığı görüldü.
KBÜ’lü akademisyenlerden savunma sanayisi ve askeri alanlara özel yüksek çözünürlüklü milli ekran hamlesi
02 Kasım 2023 Perşembe - 11:02 KBÜ’lü akademisyenlerden savunma sanayisi ve askeri alanlara özel yüksek çözünürlüklü milli ekran hamlesi Karabük Üniversitesi ve ASELSAN iş birliğiyle yapılan çalışma ile özellikle savunma sanayisi ve askeri alanlarda, yüksek çözünürlüğe ve yüksek kontrast oranına sahip ekranların ihtiyaca yönelik ve tamamen bağımsız olarak tasarlanıp üretilmesi hedefleniyor. Yapılan çalışma kapsamında ilk etapta düşük çözünürlükte bir prototip hazırlayan akademisyenler şimdiki aşamada yüksek çözünürlüğe sahip olan, özellikle askeri alanlarda arazi, sıcaklık, toz, su koşulları gibi belli özelliklere sahip yüksek çözünürlüğe sahip olacak şekilde milli ekran çalışmasını sürdürüyor. “İnce Film Transistor Dizinlerinin Geliştirilmesi” çalışmasıyla OLED teknolojisinin hareketli görüntüler oluşturabilir özellikte ve renkli piksel yapılarını destekleyecek şekilde ASELSAN tarafından kazanılması sonucunda yüksek çözünürlüklü özgün ekranlar askeri amaçlarla istenen ebatlarda özel olarak tasarlanabilecek ve özellikle aviyonik uygulamalarda kullanılabilecek. ASELSAN ile birlikte yürüttükleri proje ile yerli üretim olacak şekilde yüksek çözünürlüklü ekran yapımı gerçekleştirebileceklerini ifade eden Mühendislik Fakültesi Tıp Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tamila Anutgan, “Biz AMOLED ekran için İnce Film Transistörlerimizi cam üzerinden kendi imkanlarımızla Karabük Üniversitesinde üretmekteydik. ASELSAN ile yapılan görüşmeler ve verilen destek neticesinde İnce Film Transistörü Dizin üretiminin sanayide de uygulanması mümkün olacak. Hem yarı iletken hem yalıtkan hem de metal özelliklerini taşıyan çeşitli ince filmleri üretebilmekteyiz. Bunların hepsini kullanarak bir aygıt ortaya çıkarmaktayız. Aygıtı kullanarak bir ekranın devresini oluşturabilirsiniz. Bizim de amacımız İnce Film Transistörü dizini ve organik ışık yayan diyotu kullanarak ve bunların ikisini birleştirerek bir ekran prototipi ortaya koymaktır. Düşük çözünürlükte bir prototipimiz mevcuttur. Şimdiki aşamada biz yüksek çözünürlüğe geçmekteyiz. Bu araştırmalarımızı biz sürdürürken aslında amacımız sadece uluslararası literatüre katkıda bulunmaktaydı. ASELSAN ile birlikte yürüttüğümüz bu proje sayesinde artık bir millileştirme söz konusu ve savunma sanayimizde de İnce Film Transistörü ile dizin üretiminin mümkün olması sağlanacaktır” dedi. “Aygıt kalitesinde İnce Film Transistör üreten ilk ve tek grup” Aygıt kalitesinde İnce Film Transistör üreten ilk ve tek grup olduklarını söyleyen Teknoloji Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Prof. Dr. Mustafa Anutgan, “İlk başta basit malzemelerle başladık üretime. O malzemeleri geliştirerek ve farklı malzemeleri bir arada art arda üreterek, daha sonrasında onların desenlenmesi gibi süreçlere tabi tutarak aygıt üretimini başardık. Ürettiğimiz aygıtlar ekran teknolojisinin temelini oluşturan İnce Film Transistörler. Bu transistörler ekranda bulunan piksel dediğimiz ışık veya noktaların hangi zamanda hangi şiddette yanacağına karar veriyor. Bunu biz Türkiye’de ilk defa yapan grubuz. Bu tür çalışmalar yapan gruplar var ancak daha çok onlar araştırma alanında yer alıyor. Biz direkt ürüne yönelik bir çalışma yapmaya çalışıyoruz. Bu alanda da aygıt kalitesinde İnce Film Transistör üreten ilk ve şimdilik tek grubuz. Bunu duyan ve öğrenen ASELSAN bu alanda bir ilerleme misyonları olduğu için bizimle iletişime geçtiler ve bir proje başlattık. Bu projede şu anda ilk başta düşük çözünürlükte bir ekran prototipi ürettik. Şimdi de yüksek çözünürlüğe geçiş yaptık. Yüksek çözünürlükte de matris içinden yani ekranın içerisindeki her bir pikselden ayrı ayrı ölçümler ve sonuçlar almaya başladık” diye konuştu. “Uzak Doğu’dan Avrupa’ya kadar bu alanda çalışan ve ürün üreten herhangi bir ülke yok” Ekran teknolojisinin günümüzün temel parçalarından biri olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Mustafa Anutgan, “Cep telefonlarından, televizyonlara birçok alanda kullanılıyor. Ancak bu sivil dediğimiz pazar belli büyük şirketlerin tekelinde gibi düşünebilirsiniz. Bizim ürettiğimiz ekranlar daha çok özel kullanıma ve ASELSAN ile çalıştığımız için daha çok askeri alandaki ekranlara uygulanacak. Bu ekranların sivil ekranlardan farkı, belli koşulları sağlaması. Arazi, sıcaklık, toz, su koşulları, bunları sağlayacak şekilde belli özelliklere sahip olması gerekiyor. Bu alanda geliştirmeleri yapıyoruz” şeklinde sözlerini sürdürdü. Prof. Dr. Mustafa Anutgan, ekran teknolojisine sahip belli sayıda ülke olduğunu ifade ederek, “Özellikle Uzak Doğu’da belli ülkeleri biliyoruz ve Avrupa’da birkaç ülke bu alanda yetkin. Ancak Uzak Doğu’dan Avrupa’ya kadar bu alanda çalışan ve ürün üreten herhangi bir ülke yok. Biz burada kendi başımıza ve herhangi bir yere bağlı olmadan sıfırdan başlayarak ekran oluşturabilecek yetkinliğe sahip oluyoruz” diye konuştu. “Kendi ürünümüzü kendi tasarımıyla üretebilir hale geleceğiz” “Askeri uygulamalarda herhangi bir yerde bir ekran ihtiyacı olduğunda dışarıdan herhangi bir sipariş beklemek zorunda kalmadan kendi ürünümüzü kendi tasarımıyla üretebilir hale geleceğiz” diyen Prof. Dr. Mustafa Anutgan, şu anda prototip üretim aşamasında olduklarını, dile getirdi. Bu kapsamda testler yaptıklarını da söyleyen Prof. Dr. Anutgan, şunları söyledi: “Düşük çözünürlükte prototipini ürettik, yüksek çözünürlükte işler daha karmaşıklaşıyor ve daha zorlaşıyor. Burada da belli bir yol katettik, matris içinden belirli pikselleri adresleme yaparak ölçümleri alabiliyoruz. Bunun topyekun olarak bir ekrana dönüşmesi yine birkaç yıl sürecektir. Birkaç yıl içerisinde ekranlarımızı çalışır vaziyette ve prototip şeklinde görmüş olmayı umuyoruz.” “Minyatür OLED Ekran Birimi Geliştirilmesi Projesi” kapsamında Karabük Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Anutgan ve Mühendislik Fakültesi Tıp Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tamila Anutgan, Demir Çelik Enstitüsü Malzeme Araştırma ve Geliştirme Merkezinde (MARGEM) yaptıkları “İnce Film Transistör Dizinlerinin Geliştirilmesi” çalışmasıyla ekran arkapanel geliştirilmesi ve prototip üretimi çalışmalarını yürütüyor.
Aydın ve Ordu’da yaşanan asansör kazaları
02 Kasım 2023 Perşembe - 10:56 Aydın ve Ordu’da yaşanan asansör kazaları Eskişehirli makine mühendisi İbrahim Özçakır, Aydın ve Ordu’da yaşanan asansör olayları hakkında konuştu. Geçtiğimiz günlerde Aydın’da bir öğrencinin hayatını kaybettiği asansör kazası sonrası, olay ülke genelinde geniş yankı uyandırmıştı. Daha sonra Ordu’da da bir asansörün bozulduğu iddia edilmişti. Eskişehirli makine mühendis İbrahim Özçakır, yaşanan olumsuzluk hakkında konuştu. Mühendis Özçakır, Aydın’daki öğrencinin kabinde kalması durumunda bu kadar vahim bir olayın yaşanmayacağını tahmin ettiğini belirtti. Ordu’da ise asansörü kontrol eden arkadaşlarından aldığı bilgiyi aktaran Özçakır, asansörün bozuk olmadığını ve olayın çarpıtılmış olabileceği konusunda görüş bildirdi. “Hareket etmeseydi bugün hayatta olabilirdi” Yaşanan olaylarla ilgili de konuşan makine mühendisi İbrahim Özçakır, Aydın’da hayatını kaybeden öğrencinin kabinde kalması durumunda daha az bir hasarlar kurtulabileceği yorumunu yaptı. Ordu’da ise kontrol yapan arkadaşı ile görüştüğünü belirten Özçakır, olayın elektrik kesintisinden ibaret olduğunu, arızanın olmadığını ve durumun çarpıtıldığına değindi. İki konu hakkında da İbrahim Özçakır, “Aydın’daki kızımız keşke yerinde dursa, hareket etmeseydi bugün hayatta olabilirdi. Kazayla ilgili de şu anda yorum yapmak çok çok yanlış. Bir şeyler mi iptal edildi, bir şeyler mi eksiltildi, kaç senelik asansördür gibi bunların hepsine bir bakıp hangi yönetmeliği neye göre yapılmış bunları bir rapor yayınlandıktan sonra irdeleyip ona göre yorum yapmak daha doğru olacaktır. Ordu’da da aldığımız habere göre oradaki arkadaşlarımız normal bir asansör kalması. Yani elektrik kesilebilir ya da çok aşırı yük çok yoğun çalışmadan dolayı bizim koruyucularımız vardır motorlar durabilir. Öyle bir olay olduğu kanaatimiz var. Çünkü asansörü arkadaşlar çalışır vaziyette görmüşler. Ölümlü olaylardan sonra hepimiz de malumunuz panik oluyor. Üst seviyeye çıkıyor. Kendimizi koruma dikkatimiz artıyor. Bu olmuş olabilir diye yorumluyorum” dedi.
KBÜ’lü akademisyenlerden savunma sanayisi ve askeri alanlara özel yüksel çözünürlüklü milli ekran hamlesi
02 Kasım 2023 Perşembe - 10:56 KBÜ’lü akademisyenlerden savunma sanayisi ve askeri alanlara özel yüksel çözünürlüklü milli ekran hamlesi Karabük Üniversitesi ve ASELSAN iş birliğiyle yapılan çalışma ile özellikle savunma sanayisi ve askeri alanlarda, yüksek çözünürlüğe ve yüksek kontrast oranına sahip ekranların ihtiyaca yönelik ve tamamen bağımsız olarak tasarlanıp üretilmesi hedefleniyor. Yapılan çalışma kapsamında ilk etapta düşük çözünürlükte bir prototip hazırlayan akademisyenler şimdiki aşamada yüksek çözünürlüğe sahip olan, özellikle askeri alanlarda arazi, sıcaklık, toz, su koşulları gibi belli özelliklere sahip yüksek çözünürlüğe sahip olacak şekilde milli ekran çalışmasını sürdürüyor. “İnce Film Transistor Dizinlerinin Geliştirilmesi” çalışmasıyla OLED teknolojisinin hareketli görüntüler oluşturabilir özellikte ve renkli piksel yapılarını destekleyecek şekilde ASELSAN tarafından kazanılması sonucunda yüksek çözünürlüklü özgün ekranlar askeri amaçlarla istenen ebatlarda özel olarak tasarlanabilecek ve özellikle aviyonik uygulamalarda kullanılabilecek. ASELSAN ile birlikte yürüttükleri proje ile yerli üretim olacak şekilde yüksek çözünürlüklü ekran yapımı gerçekleştirebileceklerini ifade eden Mühendislik Fakültesi Tıp Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tamila Anutgan, “Biz AMOLED ekran için İnce Film Transistörlerimizi cam üzerinden kendi imkanlarımızla Karabük Üniversitesinde üretmekteydik. ASELSAN ile yapılan görüşmeler ve verilen destek neticesinde İnce Film Transistörü Dizin üretiminin sanayide de uygulanması mümkün olacak. Hem yarı iletken hem yalıtkan hem de metal özelliklerini taşıyan çeşitli ince filmleri üretebilmekteyiz. Bunların hepsini kullanarak bir aygıt ortaya çıkarmaktayız. Aygıtı kullanarak bir ekranın devresini oluşturabilirsiniz. Bizim de amacımız İnce Film Transistörü dizini ve organik ışık yayan diyotu kullanarak ve bunların ikisini birleştirerek bir ekran prototipi ortaya koymaktır. Düşük çözünürlükte bir prototipimiz mevcuttur. Şimdiki aşamada biz yüksek çözünürlüğe geçmekteyiz. Bu araştırmalarımızı biz sürdürürken aslında amacımız sadece uluslararası literatüre katkıda bulunmaktaydı. ASELSAN ile birlikte yürüttüğümüz bu proje sayesinde artık bir millileştirme söz konusu ve savunma sanayimizde de İnce Film Transistörü ile dizin üretiminin mümkün olması sağlanacaktır” dedi. “Aygıt kalitesinde İnce Film Transistör üreten ilk ve tek grup” Aygıt kalitesinde İnce Film Transistör üreten ilk ve tek grup olduklarını söyleyen Teknoloji Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Prof. Dr. Mustafa Anutgan, “İlk başta basit malzemelerle başladık üretime. O malzemeleri geliştirerek ve farklı malzemeleri bir arada art arda üreterek, daha sonrasında onların desenlenmesi gibi süreçlere tabi tutarak aygıt üretimini başardık. Ürettiğimiz aygıtlar ekran teknolojisinin temelini oluşturan İnce Film Transistörler. Bu transistörler ekranda bulunan piksel dediğimiz ışık veya noktaların hangi zamanda hangi şiddette yanacağına karar veriyor. Bunu biz Türkiye’de ilk defa yapan grubuz. Bu tür çalışmalar yapan gruplar var ancak daha çok onlar araştırma alanında yer alıyor. Biz direkt ürüne yönelik bir çalışma yapmaya çalışıyoruz. Bu alanda da aygıt kalitesinde İnce Film Transistör üreten ilk ve şimdilik tek grubuz. Bunu duyan ve öğrenen ASELSAN bu alanda bir ilerleme misyonları olduğu için bizimle iletişime geçtiler ve bir proje başlattık. Bu projede şu anda ilk başta düşük çözünürlükte bir ekran prototipi ürettik. Şimdi de yüksek çözünürlüğe geçiş yaptık. Yüksek çözünürlükte de matris içinden yani ekranın içerisindeki her bir pikselden ayrı ayrı ölçümler ve sonuçlar almaya başladık” diye konuştu. “Uzak Doğu’dan Avrupa’ya kadar bu alanda çalışan ve ürün üreten herhangi bir ülke yok” Ekran teknolojisinin günümüzün temel parçalarından biri olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Mustafa Anutgan, “Cep telefonlarından, televizyonlara birçok alanda kullanılıyor. Ancak bu sivil dediğimiz pazar belli büyük şirketlerin tekelinde gibi düşünebilirsiniz. Bizim ürettiğimiz ekranlar daha çok özel kullanıma ve ASELSAN ile çalıştığımız için daha çok askeri alandaki ekranlara uygulanacak. Bu ekranların sivil ekranlardan farkı, belli koşulları sağlaması. Arazi, sıcaklık, toz, su koşulları, bunları sağlayacak şekilde belli özelliklere sahip olması gerekiyor. Bu alanda geliştirmeleri yapıyoruz” şeklinde sözlerini sürdürdü. Prof. Dr. Mustafa Anutgan, ekran teknolojisine sahip belli sayıda ülke olduğunu ifade ederek, “Özellikle Uzak Doğu’da belli ülkeleri biliyoruz ve Avrupa’da birkaç ülke bu alanda yetkin. Ancak Uzak Doğu’dan Avrupa’ya kadar bu alanda çalışan ve ürün üreten herhangi bir ülke yok. Biz burada kendi başımıza ve herhangi bir yere bağlı olmadan sıfırdan başlayarak ekran oluşturabilecek yetkinliğe sahip oluyoruz” diye konuştu. “Kendi ürünümüzü kendi tasarımıyla üretebilir hale geleceğiz” “Askeri uygulamalarda herhangi bir yerde bir ekran ihtiyacı olduğunda dışarıdan herhangi bir sipariş beklemek zorunda kalmadan kendi ürünümüzü kendi tasarımıyla üretebilir hale geleceğiz” diyen Prof. Dr. Mustafa Anutgan, şu anda prototip üretim aşamasında olduklarını, dile getirdi. Bu kapsamda testler yaptıklarını da söyleyen Prof. Dr. Anutgan, şunları söyledi: “Düşük çözünürlükte prototipini ürettik, yüksek çözünürlükte işler daha karmaşıklaşıyor ve daha zorlaşıyor. Burada da belli bir yol katettik, matris içinden belirli pikselleri adresleme yaparak ölçümleri alabiliyoruz. Bunun topyekun olarak bir ekrana dönüşmesi yine birkaç yıl sürecektir. Birkaç yıl içerisinde ekranlarımızı çalışır vaziyette ve prototip şeklinde görmüş olmayı umuyoruz.” “Minyatür OLED Ekran Birimi Geliştirilmesi Projesi” kapsamında Karabük Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Anutgan ve Mühendislik Fakültesi Tıp Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tamila Anutgan, Demir Çelik Enstitüsü Malzeme Araştırma ve Geliştirme Merkezinde (MARGEM) yaptıkları “İnce Film Transistör Dizinlerinin Geliştirilmesi” çalışmasıyla ekran arkapanel geliştirilmesi ve prototip üretimi çalışmalarını yürütüyor.
OEDAŞ’ın geleceğin teknolojisi FlexiGrid Projesi’ne özel ödül
02 Kasım 2023 Perşembe - 10:38 OEDAŞ’ın geleceğin teknolojisi FlexiGrid Projesi’ne özel ödül Osmangazi Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (OEDAŞ), Geleceğin Dağıtım Şebekeleri için Esnekliğin Sağlanması (FlexiGrid) Projesi Vizyoner Proje Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. OEDAŞ Ar-Ge Müdürü Ural Halaçoğlu, “Geleceğin teknolojilerini geliştirdiğimiz bu projede ülkemizi temsil ettiğimiz için gurur duyuyoruz. Bu çalışmalarımız Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına ve ülkemize armağan olsun” dedi. Osmangazi Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (OEDAŞ), Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (Elder) tarafından düzenlenen II. Ar-Ge Eğitimi ve Yaygınlaştırma Çalıştayı’na katıldı. Çalıştay’da, Geleceğin Dağıtım Şebekeleri için Esnekliğin Sağlanması (FlexiGrid) Projesi hakkında bir sunum gerçekleştiren OEDAŞ, yapılan oylama neticesinde ’Vizyoner Proje Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu. “Esnek şebeke ve elektrik piyasasına yönelik regülasyonların oluşturulmasına rehberlik ediyoruz” OEDAŞ Ar-Ge departmanının katıldığı etkinlikte ödülü, Ar-Ge Müdürü Ural Halaçoğlu aldı. Avrupa Birliği Horizon 2020 Çerçeve Programı çerçevesinde desteklenen proje hakkında bilgi veren Halaçoğlu, “Geleceğin dağıtım şebekelerine esneklik kazandırma hedefiyle oluşturulup, 2019 yılında başlatılan ve geçtiğimiz Ağustos ayında tamamlanan projede Bulgaristan, İsveç, İsviçre ve Türkiye olmak üzere dört pilot ülke yer aldı. Biz de bu projede OEDAŞ olarak ülkemizi başarıyla temsil ettik. Eskişehir’deki Tepebaşı Yaşam Köyü’ne kurduğumuz sistem ile araçtan şebekeye enerji transferini odağına alan enerji depolama sistemleri ile bu sistemlere yenilenebilir enerjinin entegrasyonu üzerine çalıştık. Elektrikli araçlar dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek yaygınlaşıyor. Geliştirdiğimiz sistem ile araçların şebeke için sanal güç santrali gibi kullanılması ve depolanan elektriğin şebekeye aktarılması mümkün olabilecek. EPDK tarafından da desteklenen bu proje ile geleceğin akıllı sistemlerinin kurulmasına katkı sağlarken bu alandaki regülasyonların oluşturulmasına da rehberlik ettik. Türkiye’yi temsil etmekten gurur duyduğumuz projemiz, Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına ve ülkemize armağan olsun” dedi. “4 tanesi AB destekli toplam 33 proje üzerinde çalışıyoruz” OEDAŞ Ar-Ge departmanının 21’i aktif, 33 proje üzerinde çalıştığını ve bu projelerden dördünün AB destekli projeler olduğunu söyleyen Halaçoğlu, yenilenebilir enerji kaynakları, elektrikli araçlar ve şarj istasyonları, mikro şebeke ve depolama sistemleri, IoT, bilgi ve haberleşme teknolojileri, yapay zekâ, büyük veri ve siber güvenlik üzerinde çalıştıklarını belirtti.
Nuroğlu: “Doğu Karadeniz Bölgesi için 5 binin üzerinde elektrikli araç şarj istasyonuna ihtiyaç var”
02 Kasım 2023 Perşembe - 09:32 Nuroğlu: “Doğu Karadeniz Bölgesi için 5 binin üzerinde elektrikli araç şarj istasyonuna ihtiyaç var” Dünyada ve Türkiye’de elektrikli araç sayısı hızla artarken, araç şarj istasyonlarının özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’ne bakıldığında aynı oranda artış göstermediği belirtildi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Mehmet Nuroğlu, Doğu Karadeniz Bölgesi için önümüzdeki yıllar için 5 binin üzerinde elektrikli araç şarj istasyonuna ihtiyaç olduğunu söyledi. Nuroğlu, “Şu anda 10’u geçen marka Türkiye’de elektrikli araç satışını gerçekleştirir hale geldi. Bu da tabii şarj istasyonlarının gelişmesini ve sahada karşılaşmamızı sağladı. Bu konuda ilerlememiz gereken sistemi, altyapıyı ve ağ yapısını kurmamız için gerekli bazı düzenlemelere ihtiyacımız var. Bu konuda hızlı mesafe alınıyor. Şarj sistemlerine baktığımız zaman yavaş şarj ve hızlı şarj diye ikiye ayırdığımız bir yapı var. Aracı yüzde 20’den yüzde 80 durumuna 15-30 dakika gibi aralıklarla şarj eden hızlı şarj istasyonları yavaş yavaş artmaya başladı. Yeterli mi değil ancak Trabzon’dan çıkıp İstanbul’a gitmek istediğinizde belli aralıklarla hızlı şarj yapacağınız noktalar mevcut. Yaklaşık 200 bin civarında elektrikli araç şarj istasyonuna ihtiyaç var. Bunu Doğu Karadeniz Bölgesi’ne indirgediğimizde 5 binin üzerinde elektrikli araç şarj istasyonuna ihtiyaç var. Trabzon’a indirgediğimizde ise yaklaşık araç stoğunun Türkiye genelinin 10’da biri, 11’de biri kadar bir araç stoğuna sahibiz. Benzerini elektrikli araca aktardığımızda da bizim burada yaklaşık 17 bin civarında elektrikli araç yani bin 700 civarında şarj istasyonuna ihtiyacımız var. Trabzon’da bu sayıda istasyon tabii ki yok. Tabi bu sayıda araç da yok ama yavaş yavaş kurumlar artık şarj istasyonu kuruyor. Ve rakamlar artmak üzere” dedi. “Elektrik şebekesi çok önemli” Dr. Öğretim Üyesi Fatih Mehmet Nuroğlu, bazı firmaların konuyla ilgili çalışmalara başladığını ancak elektrik şebekesinin bu yükü kaldırması bakımından önemli olduğunu vurguladı. Nuroğlu “Şebeke çok önemli. Örneğin akaryakıt istasyonlarını nereye koyarsanız koyun tankerle istediğiniz gibi taşıyabiliyorsunuz ama elektrik istasyonlarında durum böyle değil. Elektriği mevcut altyapıdan beslemeniz lazım. Özellikle güçlü şarj istasyonları 180 kilowatt. 180 kilowatt iki şarj istasyonunu aynı yere bağladığınızda onun elektriksel olarak beslemesi kolay değil. Dolayısıyla koyulacak olan yerlerin şebekeden enerjiyi rahatlıkla alabilecek yerler olması ve o altyapıyı dağıtım firmasının sağlaması lazım. Bazı yerlerde rahatız, bazı yerlerde ekstra yatırıma ihtiyacımız var. Trabzon özeline baktığımız zaman özellikle 2030 yılına kadar dağıtım şebekesi noktasında yaptığımız analizlerde bir problem gözükmüyor. Ama en yakın noktaya bağlantı için yine bir yeraltı tesisat bağlantısı yapılması lazım. Altyapı buna müsait” diye konuştu. “Yaylalar dahil elektrikli araçlar için şarj istasyonları yaygınlaşmalı” Bölgenin yüksek ve önemli turizm merkezi olan yaylalarına elektrikli araçlar ile çıkanlar için şarj istasyonu kurulabileceğini de belirten Nuroğlu “Yaylalarda da elektrikli araç şarj istasyonları olabilir, olmaz diye bir şey yok. Artık 400 kilometrelerin altında menzile sahip elektrikli araç satılmıyor. Bugün baktığınız zaman tam dolu bir şarj ile rahatlıkla yaylalara gidip gelebiliyor. Bizim hızlı şarj dediğimizin yanı sıra bir de ev şebekesinden şarjı olup ihtiyacını görebileceği durumlar var. Elektrik olmayan yayla yok. Dolayısıyla yolda kalma gibi bir endişe olmayacak. Herhangi bir vatandaş, turist ya da gurbetçi geldiği zaman yaylada elektrikle aracını şarj edebilecek. Ülkemiz ve dünya elektrikli araca doğru ilerliyor. Avrupa ülkelerinde 2030-2035 yılını ilan eden iklim anlaşmasına biz de imza attık. Fosil temelli yakıtlarla çalışan araçların satışı yasaklanacak. Dolayısıyla dünya elektriğe doğru gidiyor ve burada pil teknolojisi de oldukça hızlı gelişiyor. Maliyetler oldukça aşağıda. Menziller oldukça yukarıya doğru gidiyor. O yüzden bu anlamda gelecek elektrikli araçlarındır. Ama bölgenin gerek altyapısı gerekse elektrik ağı şeklindeki ulaşımı olarak buna hazır olması lazım. Samsun’dan Hopa’ya kadar olan bölgenin belediyelerin ve valiliklerin bu konuda öncelik almaları lazım. Altyapı şebeke durumunun öngörülmesi, yatırımcının önünü açma ve mevzuat noktasında bir birliktelik yapılması lazım ki bu altyapı yaygınlaşsın. Çünkü insanlar artık rahatlıkla elektrikli araç alabiliyor ama bunları şarj etmesi çok önemli” ifadelerini kullandı.
TECNO, cilt tonu görüntüleme teknolojisi ’Universal Tone’u tanıttı
01 Kasım 2023 Çarşamba - 14:13 TECNO, cilt tonu görüntüleme teknolojisi ’Universal Tone’u tanıttı Akıllı telefon cilt tonu görüntüleme teknolojisinde önemli ilerleme kaydeden TECNO, çoklu cilt tonu görüntüleme sistemi ’Universal Tone’u piyasaya sürdüğünü duyurdu. Mobil görüntüleme teknolojisinde önde gelen şirketlerden TECNO, spektral veri tabanını ve bilgilerini entegre eden gelişmiş Yapay Zeka Destekli çoklu cilt tonu görüntüleme teknolojisi olan ‘Universal Tone’u tanıttı. Yapılan açıklamaya göre söz konusu teknoloji, küresel üniversitelerden renk bilimi akademisyenleri ile iş birliği içinde ortak araştırma ve geliştirme yoluyla geliştirildi ve bilimsel araştırmalardan toplanan ve analiz edilen yeni veriler sisteme entegre edildi. Universal Tone teknolojisi, 25 Ekim’de BBC StoryWorks tarafından hazırlanan ’Herkes için Portre’ kısa filmiyle tanıtıldı. TECNO Universal Tone, akıllı telefon fotoğrafçılığında her cilt tonunun renk ve dokusunun doğru ve uygun temsillerini yakalamak amacıyla oluşturuldu. Teknoloji, her cilt rengi ve dokusunun eşsiz güzelliğini gerçekten temsil ederken aynı zamanda tüketicilerin bireysel tercihlerine hitap eden tamamen geliştirilmiş portreler sunuyor. Konu hakkında TECNO Genel Müdürü Jack Guo, "Şirketimiz, teknolojik gelişmeyi her zaman tüketicilerin topluma ve geleceğe yönelik daha olumlu bir zihniyete sahip olmalarını sağlamanın bir yolu olarak görmüştür. Universal Tone bu misyonu somutlaştırıyor. Daha isabetli temsili görüntülemeyi desteklemek ve dünyanın her yerindeki kullanıcılarımızın çeşitli güzelliklerinin daha doğru bir şekilde yansıtılmasını sağlamak için titiz, bilimsel ve veriye dayalı bir yaklaşımdan yararlanıyor. Böylece tek bir resimde her yüzün görülmesini sağlıyoruz."
Togg CEO’su Gürcan Karakaş:“4 teker üzerinde giden bilgisayar yaptık”
01 Kasım 2023 Çarşamba - 13:37 Togg CEO’su Gürcan Karakaş:“4 teker üzerinde giden bilgisayar yaptık” Togg CEO’su Gürcan Karakaş, dijital dünyanın insan hayatının her anında olduğu için otomobil içerisinde de olmasının beklendiğini belirterek, “Bizim yaptığımız, bir otomobil tasarımı değil, bizim yaptığımız 4 teker üzerinde giden bilgisayar tasarımıdır” dedi. Türkiye’de ilk kez belediyelerde yalın yönetim uygulamasını hayata geçiren Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) iş birliğinde düzenlenen Yalın Belediyecilik Sempozyumu’nda, Togg CEO’su Gürcan Karakaş da ‘kullanıcı odaklı değer üretimi’ konu başlıklı bir sunum yaptı. Yalın düşüncenin bir kültür olduğunu, sanayide yüzyıllardır kullanılan yalın düşüncenin özünde israfı önleme, sürekli iyileştirme ve verimliliğin arttırılması konularının bulunduğunu belirten Karakaş, yalın uygulamaları belediyeler arasında ilk kez Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin uyguladığı gibi Togg’un da kendi alanında birçok ilke imza attığını kaydetti. Dünyada bazı trendlerin birçok yeniliği de beraberinde getirdiğini dile getiren Karakaş, “Yenilikler alışkanlıklarımızı değiştirirken kullanıcıların hayatlarını da değiştiriyor. Böyle olunca bazı sektörler derinden etkileniyor. Nesnelerin internetiyle, teknolojinin gelişmesiyle, temiz enerji çözümlerinin yaygınlaşmasıyla klasik otomobil dünyasının teknolojileri kökünden değişiyor. Bunun farkına varan devletler ve kurumlar kendi şirketlerine avantaj sağlamak için mevzuatlarını değiştiriyor. Ülkemiz de bu konuda oldukça ileride. Bunun sonucunda otomobil dünyasında yaşam alanları zincirleri iç içe geçiyor. Çocuklar artık otomobile binmek istemiyor. Çünkü internetleri yok. Elbette bir şekilde bu durum çözülüyor ama bu çözüm de yeterli olmuyor. Artık evde, ofiste neler yapabiliyorsak otomobilde de aynılarını yapmak istiyoruz. Cep telefonları akıllı cihazlara dönüşürken ne olduysa şuan otomobillerin de başına aynısı geliyor. Bu yolculuğun da başında değil ortalarındayız. Şuanda akıllı otomobil konusunda çözümü olmayan şirketler, 5-6 sene içerisinde sonra kaybolup gidecek” diye konuştu. “4 teker üzerinde giden bilgisayar” “Bizim yaptığımız bir otomobil tasarımı değil, bizim yaptığımız 4 teker üzerinde giden bilgisayar tasarımıdır” diyen Karakaş, Avrupa’da bile birçok üreticinin Togg’un aşamasına yetişemediğini söyledi. Yeni nesil teknoloji şirketlerinin ve yeni nesil otomobil üreticilerinin kullanıcıyla doğrudan bağ kurmak istediğini hatırlatan Karakaş, şuan için 8 tane mobil deneyim merkezi oluşturduklarını, 32 noktada servis hizmeti verdiklerini ve 10 tane de mobil servislerinin bulunduğunu dile getirdi. Kullanıcı deneyimlerini kullanarak beklentileri belirlediklerini ve bu yönde yenilikler eklediklerini anlatan Karakaş, “İlk günden itibaren kendi modülümüzü, kendi bataryamızı üretiyoruz. 2026’dan itibaren yeni nesil hücreleri de üretmeye başlayacağız. Buna sahipseniz menzili, şarj hızını ve her şeyi değiştirebilirsiniz. Fikri mülkiyetine sahip olmak bu yüzden sizi özgün ve hür kılıyor. Gemlik kampüsümüz Avrupa’nın en temiz boyahanesine sahip. Başka kirleten bir şey de olmadığı için Avrupa’nın en temiz tesisi şuan Bursa’da. Bunu önemsiyoruz. Bunun yanında doğuştan sıfır emisyona sahip araçtan bahsediyoruz. Tüm tedarikçilerimizle birlikte 2035’te karbon nötr olma hedefini belirledik. O tarihte karbon nötr olan ilk şirket olacağız” dedi. “Teveccüh karşısında çok mutlu olduk” Otomobillerin akıllanmasıyla işlerin bitmediğini, bir eko sistemin içerisinde bir bütünün bir iki parçası haline gelindiğini söyleyen Karakaş, dijital dünyanın insan hayatının her anında olduğu için otomobil içerisinde de olması beklendiğini ifade etti. “Böyle bir cihazın tasarımı bir otomobil tasarımı değil” diyen Karakaş, “Biz yola çıktığımız ilk andan itibaren ‘Bir otomobilden fazlası’ diyerek, akıllı cihaz olarak tanımlayarak hareket ettik. İlk hedefimiz, küresel boyutta rekabet edebilir teknoloji markası olabilmekti. Togg logosunu da bu hedefle tasarladık. Logodaki iki ok, doğu kültürüyle batı kültürünün en iyi yönlerini birleştirip teknolojiyi insanın etrafında buluşturmak olarak tanımlayabiliriz. Bir diğer hedefimiz ise cihazdan ziyade bir mobilite eko sistemi kurgulamaktı. Yeni nesil teknolojilerde ne uygulanması gerekiyorsa tüm istenenleri sırasıyla yaptık. 100’e yakın testten geçmemiz gerekti. Testleri tamamladıktan sonra ön satışa çıktık. Beklediğimizin üzerinde bir ilgi gördük. Bu sene üretim kapasitemizi 20 bin olarak belirlemiştik. 177 bin 467 adet ön sipariş aldık. Bunu alınca ilk olarak ‘Ne yapacağız’ dedik. Bizler bu rakamlara 4-5 sene sonra ulaşmayı bekliyorduk. Bu teveccüh karşısında çok mutlu olduk. Neticede kura çektik. 2024 yılının üretim adetlerini hemen arttırmaya başladık. Kademeli olarak da üretimi arttırıyoruz. Günde 280 adet üretim kapasitesine ulaşmış olduk. İkinci vardiyaya da geçtik. Şuan 9 ülkeden 3600’ün üzerinde çalışanımız var. Ortalama 10 buçuk yıl deneyim var” dedi. “Yalın yönetim, şehirleri geleceğe taşıyacak” TBB Genel Sekreteri ve Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu üyesi Hayri Baraçlı da ‘Açığa çıkmamış ihtiyaçların yönetimi’ konu başlıklı sunum yaptı. Belediyelerin veya işletmelerin insan vücuduna çok benzediğini söyleyen Hayri Baraçlı, kronik ağrıları ortadan kaldırabilmek için gerekli tedbirlerin alındığı gibi belediye ve işletmeleri de iyileştirebilmek için gerekli adımların atılması gerektiğini anlattı. Bunun için de bir yönetim felsefesi ortaya koymak gerektiğini belirten Baraçlı, “Etkinlik doğru işleri yapmak, verimlilik ise işleri doğru yapmaktır. Doğru işleri doğru şekilde yapabilen yerel yönetim, esasında vatandaş memnuniyetini de ön planda tutmuş oluyor. Bütünsel iyileştirmeyi hedefleyen yalın yönetim kavramı, şehirleri de geleceğe taşıyacak. Sağlıklı kentler oluşturmada hızlı çözümleri yalın yönetimle elde edebiliriz. Yalın yönetim tekniklerini kullanarak şehirlerimizi tedavi edebiliriz. Yalın yönetim, hataların oluşmadan önlenmesi ve hatanın sıfırlanmasını da amaçlamaktadır. Vatandaş memnuniyeti bu noktada önemli bir unsurdur. Yalın yönetim sorunların kaynağında tespit edilerek çözüm üretilmesini sağlar. Artık verim odaklı çalışmak tüm kamu kurumlarının ve belediyelerin en temel unsurudur. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve diğer belediyelerimiz de yalın belediyecilik çalışmalarını hızlı bir şekilde arttırarak devam ettiriyor. Kendilerine ayrıca teşekkür ediyorum” dedi. Sunumun ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ile TBB ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz tarafından Hayri Baraçlı ve Gürcan Karakaş’a günün anısına plaket takdim edildi.
Mersin’de Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi açıldı
01 Kasım 2023 Çarşamba - 10:07 Mersin’de Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi açıldı Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, ‘Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nin açılışını geleceğin bilim insanları çocuklar ile birlikte yaptı. Türkiye’de ilk ve tek olan Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde interaktif düzenekler, bilimsel etkinlikler, Türkiye’nin en büyük kapasiteli ve en büyük perde çapına sahip planetaryumunda gösteriler, gözlemevi seansları, iklim ve çevre sergileri gerçekleştirilecek. Törende konuşan Başkan Seçer, hem çocuklar hem veliler hem de tüm eğitim camiası için önemli bir açılışın gerçekleştirildiğini belirterek, katılımcılara ‘Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nin kuruluş sürecine dair bilgi vererek, emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Söz konusu merkezin günün ekonomik şartlarında yapılması halinde toplam maliyetinin yaklaşık 300 milyon lira ödenek gerektireceğini belirten Seçer, “Bu harcamalar sizin paranızla, sizlerin ödediği vergilerden bizlere aktarılan kaynaklarla gerçekleştiriliyor. Bu paralar çocuklarımıza, gençlerimize, geleceğimizin umudu evlatlarımıza helali hoş olsun” dedi. “Cumhuriyet demek, bilim merkezleri demek” Cumhuriyetin 100. kuruluş yıldönümünün kutlandığını ve Cumhuriyet’in çok geniş kapsamlı bir kavram olduğunu dile getiren Seçer, “Cumhuriyet bize hayata, insan yaşamına ve medeniyete dair her şeyi ifade ediyor. Cumhuriyet demek, bilim merkezleri demek. Bilim, okul, eğitim, demokrasi, insan hakları, kadın hakları, birey hakları, ayrımsız bir toplum, vatandaşın devlet karşısında eşit yurttaş anlayışı demek. Cumhuriyet basit bir kavram değil, Cumhuriyet içi dolu dolu, kutsal, bebek gibi, evlat gibi korunacak bir kavram ve bir anlayıştır. Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun” diye konuştu. Seçer, merkezin çocukların eğitimine önemli katkılar sunacağını ve Türkiye’de isminden söz ettirecek bir bilim merkezi olduğunu vurguladı. Merkezin temasının ‘İklim ve Çevre’ olduğunu ve çağın güncel sorunlarının da iklim değişikliği ve çevre kirliliği olduğunu aktaran Seçer, “Buna atıf olarak bu temayı bilim merkezimize uygun gördük. Bilim merkezimizde interaktif düzenekler var. Çocuklarımızı önümüzdeki süreçte belli bir program dahilinde buraya getirdiğinizde bu interaktif düzeneklerin çocuklarımızın eğitimine ne kadar katkı sunacağını veliler olarak sizler de göreceksiniz. Burada önümüzdeki süreçte bilimsel etkinlikler de yapacağız. Bir bilim fuarı yapmayı planlıyoruz. Türkiye’nin, hatta dünyanın saygın bilim insanlarının öğrencilerimize konferans vermesini sağlayacağız” ifadelerini kullandı. Perde çapı ve kapasitesi ile Türkiye’nin en büyük planetaryumunda gerçekleştirilecek gösterileri çocukların ilgi ile takip edeceklerini ifade eden Seçer, “Planetaryumda çocuklarımızın uzayı izleme imkanı olacak. Günlük ortalama olarak bin öğrenciyi burada ağırlayabiliriz. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile de görüşmelerimizi yaptık. Düzenli olarak, efektif bir şekilde öğrencilerimizin bilim merkezinden yararlanmasını sağlayacağız. Özellikle eğitimde fırsat eşitliği adına dezavantajlı mahalle ve köylerden çocuklarımızın buraya gelmelerini sağlamak için Belediyemiz gerekli desteği sağlayacak” şeklinde konuştu. Mersin’in, yeni, daha değerli ve konforlu bir yaşam, daha refah bir toplumda, daha temiz bir çevrede, daha iyi okullarda çocuklarını eğitme arzusuyla Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen yurttaşların oluşturduğu bir kent olduğunun altını çizen Seçer, bu durumun Mersin’in zenginliği olduğunu kaydetti. Mersin’in geliştiğine ve güzelleştiğine de dikkat çeken Seçer, büyükşehir belediyesi olarak yaptıkları yatırımlar sayesinde kente bir sinerji kattıklarını söyledi. “Mersin’in dört bir yanı böyle olsun. Tarsus da Anamur da Çamlıyayla da böyle olsun. Çocuklarımız 13 ilçemizde, eğitime ulaşabilsinler. Eğitimde fırsat eşitliği oluşturalım” diye konuşan Seçer, büyükşehir Belediyesi olarak ‘öğrenciler YKS ve LGS’ye hazırlanabilsin’ düşüncesi ile şu anda 7 bin öğrenciye kurs ve sınava hazırlık merkezlerinde eğitim verdiklerini kaydetti. "Her vatandaşın devlet imkanlarına ulaşma hakkı eşittir" Kurs merkezlerinin sadece kent merkezinde değil ilçelerde de olduğunu belirten Seçer, "Her yurttaşın devlet imkanlarına ulaşmada hakkı eşittir. Bunu düşünerek bunları yaptık. Mersin’de yapılan her şey değerli, önemli. Mersin gelişen, büyüyen bir kent. Mersin’i bugünkü bulunduğu yerden çok daha iyi noktalara getireceğiz. Bizler çağdaş insanlarız, bizim mürşidimiz belli. Bizler, 100. yılını kutladığımız Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde gideriz. O’nun dediği gibi ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’ diyen felsefenin ardından giderleriz. Onun için bilim merkezi açıyoruz. Onun için öğrencilerimize destek veriyoruz, eğitim merkezleri açıyoruz, eğitim yardımları yapıyoruz. Öğrencilerimize üniversitenin kapısında 6 TL’ye 3 çeşit yemek imkanı sağlıyoruz. Onun için sahillerimizde çocuklarımıza Türkiye’nin en güzel okuma salonunu yapıyoruz. Bunları Mustafa Kemal’in peşinden gittiğimiz için yapıyoruz. Onun için kıyılarımızı ranta değil, halka açıyoruz. Gelecek günler bu günlerden çok daha iyi olacak. Şunu unutmayalım hepimiz biriz, kardeşiz ve hepimizin kimliği Türkiye Cumhuriyeti kimliği. Birlik, beraberlik içerisinde daha da çok çalışarak gelecek günleri bu günlerden çok daha iyi yapacağız. İklim ve Çevre Bilim Merkezimiz Mersinimize, Türkiye’mize ve çocuklarımıza hayırlı, uğurlu olsun" dedi. ‘Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nin sadece Yenişehir’de değil, tüm bölgede ve Türkiye’deki en kıymetli bilim merkezi olduğunu belirten Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ise “Kurtuluşumuz mutlaka eğitimde ve doğru yetiştireceğimiz nesillerdedir. Biz yatırımımızı çocuklara yapıyoruz. Onları 0-3 yaş erken çocukluk eğitiminden alarak doğru bir temelle yükseltiyoruz” diye konuştu. Konuşmaların ardından Başkan Seçer, protokol üyeleri ve çocuklarla açılışı birlikte yaptı.
ESOGÜ ‘Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Araştırma Platformu’nda
31 Ekim 2023 Salı - 14:54 ESOGÜ ‘Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Araştırma Platformu’nda ‘Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Araştırma Platformu’nun yürütücüleri arasında yer alan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ), platformun Ankara’da gerçekleştirilen tanıtım ve imza törenine katıldı. Deprem riskini azaltmaya yönelik Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın bir araya gelmesi ile oluşturulan ve 14 üniversitenin yürütücülüğünde hayata geçirilen "Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Araştırma Platformu"nun tanıtım ve imza töreni Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirildi. Platformun yürütücüleri arasında yer alan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ)’ni temsilen törene Rektör Prof. Dr. Kamil Çolak ve Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Volkan Karabacak katıldı. Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Araştırma Platformu ile ülkemizde deprem üretme potansiyeli bulunan fayların özelliklerinin tüm yönleriyle araştırılması hedefleniyor. Bu çerçevede ESOGÜ’de Prof. Dr. Volkan Karabacak yürütücülüğünde gerçekleştirilecek proje 6.7 milyon TL bütçe ile desteklenerek 2 yıl içerisinde Eskişehir’i etkileyebilecek nitelikte deprem senaryolarının ortaya konması amaçlandı. Proje ile Türkiye genelinde üretilecek bilimsel veri, deprem tehlikesi altındaki alanlarda yeni oluşturulacak yerleşim alanlarının belirlenmesinde ilgili kurumlara temel oluşturması ve böylece Türkiye Diri Fay Haritası ve Türkiye Deprem Tehlike Haritası’nın güncellenmesine eşsiz nitelikte katkı sağlanması hedefleniyor. Ayrıca proje çerçevesinde yetiştirilecek lisansüstü öğrenciler ile Türkiye’de deprem çalışmaları konusunda uzman açığının kapatılmasına katkı sağlanacak.
Türk bilim insanı gençlere ilham olacak
31 Ekim 2023 Salı - 09:52 Türk bilim insanı gençlere ilham olacak İlaç geliştirme ve biyofizik alanlarında yapmış olduğu çalışmalarıyla tanınan Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Durdağı Amerikan Biyofizik Derneği’nin 2024-2026 dönem Türkiye Elçisi oldu. Biyofizik alanındaki bilgilerin geliştirilmesi ve yayılmasına öncülük etmek için 1958 yılında kurulan Amerikan Biyofizik Derneği’nin, Ambassador Programı’na bu yıl Türkiye’den elçi olarak BAU Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Durdağı seçildi. Biyofizik alanını tanıtmak ve çalışmaları teşvik etmek, bu alanda kariyer yapmak isteyenlere verdikleri eğitimle tüm dünyadaki biyofizik ağını büyütmeyi hedefleyen derneğin, Amerika dışında çok az sayıda ülkede temsilcisi bulunuyor. Üç yıl boyunca görevini sürdürecek olan Prof. Dr. Serdar Durdağı, “Biyofizik elçisi olarak görevim bu alana ilgisi olan gençlerin motivasyonunu artırıp, iyi bir bilim insanı olmaları için teşvik etmek. En büyük hedefim gençlerin özellikle bu alanlara kanalize olması ve bu alanlarda yeni çalışmalar üretmeyi başarmasıdır” dedi. Biyofizik’i gençlere tanıtacak” Prof. Dr. Serdar Durdağı, biyofizik alanını uluslararası düzeyde geliştirmeyi ve tanıtmayı hedefleyen Ambassador Programı’na Türkiye elçisi olarak seçilmekten memnun olduğunu belirterek şunları söyledi: "Amerikan Biyofizik Derneği hem Amerika’da hem de yurtdışından 7500’den fazla üyesi bulunan çok saygın bir kuruluştur. Her yıl bu dernek tarafından yapılan yıllık bilimsel toplantılara dünyanın tüm bölgelerinden biyofizik alanında çalışma yapan bilim insanları katılarak çalışmalarını sunar. Ben, 2010 yılında bu derneğe üye oldum. Dernek özellikle son birkaç yılda Ambassador Programı ile Amerika dışındaki ülkelerden temsilciler seçmeye başladı. ’Biyofizik Elçisi’ adı verilen bu bilim insanları üç yıl süreyle biyofizik alanını tanıtmak, özellikle lise ve üniversite düzeyindeki öğrencilerle etkinlikler düzenlemek, biyofizik alanında tematik toplantılar ve sunumlar yapmakla görevli. Ayrıca Biyofizik haftasında bu alandaki çalışmaları öne çıkarmak ve biyofizikle ilgili bilgilerin medyada yer almasını sağlamak da görevlerinin arasında yer alıyor. Her dönem Amerika dışında seçilen birkaç ülkeden bilim insanına Biyofizik Elçisi unvanı veriliyor. 2024-2026 döneminde Türkiye de bu ülkeler arasında yer aldı." “Moleküler düzeydeki hesapsal çalışmalar oldukça önemli” Derneğin elçi seçim sürecinde araştırmalar, yayınlar, üç yıl boyunca gerçekleştirmeyi planladığınız projeler ve çalışma faaliyetleri gibi zorlu kriterler bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Durdağı, “Ben de biyofizik alanında çalışmalar yürütüyorum. Özellikle yapay zekâ tabanlı ve bilgisayar destekli moleküler simülasyonlar ile farklı hastalıklara karşı tedavi seçeneklerini ortaya çıkarmayı ve moleküler simülasyonlar ile farklı genel ve nadir hastalıkların atom düzeyinde moleküler mekanizmalarını aydınlatmayı hedefliyorum. Biyofizik çalışmalarında moleküler düzeydeki hesapsal çalışmalar oldukça önemlidir. Örneğin vücuda alınan ilaçların yapmış olduğu etkileşimlerin moleküler düzeyde incelenmesi gibi konuları artık yapay zeka destekli yöntemlerle çok daha etkin bir şekilde inceleyebiliyoruz. Kariyerini yaşam bilimleri üzerine özellikle fizik ve biyoloji üzerine kurmayı düşünen ve bu alanda çalışma yapmak isteyen öğrencilere de ilham olmaya çalışacağız” dedi. “Anti-kanser moleküllerin keşif çalışmaları sürüyor” Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nın (TÜSEB) özellikle sağlık ve yaşam bilimleri alanlarındaki yenilikçi birçok projeyi desteklediğini belirten Prof. Durdağı gelecekte yapacağı projelerle ilgili şunları söyledi: “İki kurum da yeni sanal molekül tarama yöntemlerinin geliştirilmesine yönelik yapmış olduğumuz proje başvurularımızı kabul etti. Makine öğrenmesi temelli yaklaşımlar kullanarak yeni aktif anti kanser moleküllerin geliştirmesine yönelik projeler gerçekleştiriyoruz. Bu projelerle milyonlarca molekülden oluşan geniş molekül kütüphanelerini çok kısa sürede doğruluk oranı çok yüksek olarak tarayabiliyoruz ve taramalar sonucunda da belirlediğimiz moleküllerin biyolojik aktivite testlerini Bahçeşehir Üniversitesinde kurulan Hesaplamalı İlaç Tasarım Merkezi (HİTMER) de bulunan laboratuvarlarımızda çalışma fırsatımız olacak. Kanser günümüzde çok büyük bir sağlık problemi. Bu nedenle bu projelerin desteklenmesi çok önemli. Bu yapılan temel bilim çalışmaları özellikle klinik denemelere geçecek yeni aday moleküllerin belirlenmesinde son derece önemli sonuçların değerlendirilmesini sağlıyor. Bu ve benzeri projelerde özellikle bu konularda yüksek motivasyonu olan genç Türk bilim insanlarının yer almasını çok arzu ediyorum ve bu yönde de özellikle gençlerimizi motive etmeye çalışıyorum. Ambassador Programı vesilesiyle buna katkı sağlayacağım için mutluluk duyuyorum” dedi.