Yerel Haberler
Trabzon
Başkan Genç’ten İran’ın Trabzon Başkonsolosluğu’na taziye ziyareti 05 Mart 2026 Perşembe - 13:32:36 Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İranlılar ve İran’ın dini lideri Ali Hamaney için Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebati’ye taziye ziyaretinde bulundu. Ziyarette Başkonsolos Naser Mohebati’ye başsağlığı dileklerini ileten Başkan Genç, "Amerika ve İsrail’in saldırılarını en başından bu yana kesinlikle kabul edilemez buluyoruz, şiddet ve nefretle kınıyoruz. Bölgenin jeostratejik konumu maalesef tarihten bu yana emperyal güçlerin odağı olmuştur. Türkiye, İran ve Gürcistan bu kadim coğrafyanın halklarıdır. Bu toprakların hukukunu korumaya kararlılıkla devam edeceğiz. Yaşananlardan dolayı büyük bir üzüntü duyduk. Bu haksız ve hukuksuz saldırıların bir an önce son bulmasını temenni ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürecin başından itibaren diplomatik girişimlerde bulunduğunu da vurgulayan Başkan Genç, "Sayın Cumhurbaşkanımız, bu saldırıların yaşanmaması ve bölgede barışın sağlanması adına yoğun bir diplomatik çaba ortaya koymuştur. Ne yazık ki bugün uluslararası hukukun ciddi şekilde zedelendiğini görüyoruz. Türkiye olarak bölgede barışın, istikrarın ve bağımsız devletlerin egemenliğinin korunmasını önemsiyoruz. Şu ana kadar binin üzerinde İranlı kardeşimizin hayatını kaybetmesi hepimizi derinden üzmüştür. Ali Hamaney ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyor, kardeş İran halkına başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" diye konuştu. Ziyaretin sonunda Başkan Genç, Ali Hamaney ve savaşta ölen İranlılar için açılan taziye defterini imzaladı.
05 Mart 2026 Perşembe - 11:55 Şampiyon atıcıya Trabzon Havalimanında karşılama Ermenistan’da düzenlenen Avrupa Havalı Silahlar Şampiyonası’nda 1 altın ve 1 gümüş madalya kazanan Trabzonlu sporcu Buğra Selimzade bugün Trabzon Havalimanı’nda karşılandı. 37 yaşındaki sporcu Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası’nda milli takım ile 10 metre Havalı Tabanca Erkekler Trio yarışmasında altın madalya kazandı. Daha önce turnuvada takım halinde gümüş madalya kazanan milli atıcılar Yusuf Dikeç, İsmail Keleş ve Buğra Selimzade, 10 metre Havalı Tabanca Erkekler Trio yarışmasında, eleme yarı finalinde topladığı 579 puanla lider olarak altın madalya maçına çıkmaya hak kazandı. Finalde Ukrayna (Maksym Himon, Oleh Omelchuk, Viktor Bankin) ile karşılaşan ay-yıldızlılar, maçı 17-11 kazanarak bu kategoride üst üste 3’üncü Avrupa şampiyonluğuna ulaştı. Daha önce 3 kez 10 metre havalı tabanca takım kategorisinde Avrupa Şampiyonluğu, 10 metre havalı tabanca kategorisinde Büyük Erkekler Türkiye Şampiyonluğu, 10 metre havalı tabanca kategorisinde Dünya üçüncülüğü, 2025 HN Kup ikinciliği, Ateşli Silahlar Avrupa Şampiyonası’nda da 50 metre tabanca kategorisinde de ikinciliği, Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası takım ikinciliği bulunan Selimzade, Ermenistan’da bir de altın madalya kazanarak koleksiyonuna yeni bir başarı ekledi. Bugün Trabzon’a gelen Ortahisar Belediyesi sporcusu milli atıcı Buğra Selimzade’yi havalimanında Ortahisar Belediye Başkan Yardımcısı Cüneyt Zorlu, Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Mustafa Uzunoğlu, şampiyon sporcunun ailesi ve vatandaşlar karşıladı. Selimzade’ye çiçek vererek tebrik eden Zorlu, "Sporcumuz Buğra Selimzade’nin de yer aldığı Atıcılık Milli Takımımız, Ermenistan’da elde ettiği başarılarla hepimize büyük bir gurur yaşattı. Buğra Selimzade de başarılarına yenilerini ekleyerek Trabzon’a 1 altın ve 1 gümüş madalyayla döndü. Kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum" dedi.
05 Mart 2026 Perşembe - 10:39 Chibuike Nwaiwu: "Taraftarın gönlünde yer edinmiş oyuncu olarak hatırlanmak isterim" Trabzonspor’un Nijeryalı oyuncusu Chibuike Nwaiwu, bordo-mavili takımdan ayrıldığında kupalar kazanmış ve taraftarın gönlünde yer edinmiş bir futbolcu olarak hatırlanmak istediğini söyledi. Trabzonspor’un Nijeryalı savunma oyuncusu Chibuike Nwaiwu, kariyer yolculuğu, Trabzon’daki futbol atmosferi ve hedefleri hakkında kulüp dergisine açıklamalarda bulundu. Futbola Nijerya’da başladığını belirten Nwaiwu, zorlu şartlara rağmen hayalinin peşinden gittiğini belirterek, "Her şey için ve bu yolculuk için Tanrı’ya şükrediyorum. Başlangıçtan itibaren hiç kolay değildi çünkü ülkem çok zor bir ülke. Nijerya’da çok fazla yetenek var ama futbol oynamak ve destek bulmak zor olabiliyor. Kimse beni futbola yönlendirmedi. Kendi yeteneğimi gördüm ve başarılı olabileceğime inandım. Çok çalıştım, çok mücadele ettim. Ailem ve dostlarım da her zaman yanımda oldu" dedi. "Onuachu, Trabzonspor’a gelmem gerektiğini söyledi" Transfer sürecinde Paul Onuachu ile konuştuğunu aktaran Nwaiwu, "Paul benim ağabeyim gibi. Sosyal medyadan ona yazdım ve fikir almak istediğimi söyledim. Açıkçası bana cevap vereceğini düşünmüyordum ama bana geri döndü. Kulüp hakkında çok güzel şeyler anlattı. Kariyerimde bir sonraki adıma geçmek istiyorsam Trabzonspor’a gelmem gerektiğini söyledi. Şehrin güzelliğinden, taraftarın büyüklüğünden ve kulüpteki aile ortamından bahsetti. Ona her zaman saygı duyacağım" ifadelerini kullandı. "Trabzon’da kendimi evimde gibi hissediyorum" Trabzon’daki futbol atmosferinin kendisini etkilediğini belirten Nwaiwu, "Ülkemde de futbol çok seviliyor ama burada tutku çok büyük. Taraftarlar bana çok sevgi gösteriyor ve kendimi evimde gibi hissettiriyorlar. Bunun için çok minnettarım. Ben de çok çalışarak onları mutlu etmek istiyorum" diye konuştu. "Türkiye Ligi gerçekten çok zor" Nijerya, Avusturya ve Türkiye liglerini kıyaslayan Nwaiwu, Süper Lig’in oldukça yüksek tempoya sahip olduğunu belirterek, "Nijerya Ligi fiziksel olarak çok güçlü ve zorlayıcıdır. Avusturya Ligi daha disiplinli bir yapıya sahip. Ancak Türkiye Ligi gerçekten çok zor. Tempo çok yüksek ve ligde çok kaliteli oyuncular var. Burası bambaşka bir seviye" değerlendirmesinde bulundu. "Agresif ve korkusuz bir oyuncuyum" 1.93’lük boyuyla hava toplarında etkili olduğunu dile getiren Nwaiwu, oyun tarzını ise şöyle anlattı: "Kendimi agresif ve korkusuz bir oyuncu olarak tanımlarım. Saha içinde risk almayı sevmem. Daha çok garanti ve sağlam oynamayı tercih ederim. Top kazanmayı seviyorum. Hem stoper hem de ön libero pozisyonunda oynayabilmem benim için bir avantaj. Nijerya’daki hocalarım Finidi George ve Koç Yem bana çift pozisyonda oynama özelliğini kazandırdı. Bu da kariyerimde ilerlememe yardımcı oldu." "Milli takım hayalim için çalışıyorum" Nijerya Milli Futbol Takımı’nda oynamanın her futbolcu gibi kendi hayali olduğunu belirten Nwaiwu, "Kendime ve Tanrı’ya inanıyorum. Milli takımın beni izlediğini biliyorum. Davet edip etmemek onların kararı ama ben zirveye ulaşmak için çalışmaya devam edeceğim, her oyuncunun hayali ülkesiyle kupalar kazanmaktır. Trabzonspor’un bana ülkemi en üst seviyede temsil edeceğim platformu sağlayacağına inanıyorum" şeklinde konuştu. "Taraftarın gönlünde yer edinmek en büyük hedefim" Trabzonspor’dan ayrıldığında nasıl hatırlanmak istediği sorusuna ise Nwaiwu, "Takımımla birlikte kupalar kazanmış ve buna katkı sağlamış bir oyuncu olarak hatırlanmak isterim. Taraftarın gönlünde yer edinmek en büyük hedefim" yanıtını verdi. "Gençlere tavsiyem pes etmemeleri" Genç futbolculara tavsiyelerde bulunan Nwaiwu, "Küçükken bana ’asla pes etme, çok çalış ve hedeflerine ulaşacaksın’ diye öğüt verilirdi. Ben de hep bunu yaptım. Eğer bugün buradaysam bunun nedeni çok çalışmak ve pes etmemektir. Gençler de hayallerinden vazgeçmemeli" ifadelerini kullandı. Saha içinde en sevmediği davranışın bazı oyuncuların kolay faul almaya çalışması olduğunu belirten Nwaiwu, "Dokunmasanız bile kendilerini yere bırakabiliyorlar. Bunun dürüst olmadığını düşünüyorum ve buna tahammül edemiyorum" diye konuştu. "Futbol dışında vakıf çalışmalarıyla ilgileniyorum" Boş zamanlarında Nijerya’daki futbol akademisiyle ilgilendiğini ve ayrıca yardım faaliyetleri yürüttüğünü belirten Nwaiwu, "Chibuike Charity Foundation adında bir vakfımız var. Yoksul insanlara, eşlerini kaybetmiş kadınlara ve imkanı olmayan çocuklara yardım ediyoruz. Tıbbi destek ve temel ihtiyaç yardımları sağlıyoruz. İnsanlara yardım etmek beni mutlu ediyor" dedi. Her maçtan önce annesini arayıp dua aldığını da dile getiren Nwaiwu, "Kız arkadaşım da bana ’git ve parılda’ der. Bunun bana şans getirdiğine inanıyorum" ifadelerini kullandı. Nwaiwu’nun rüya 11’i Nijeryalı oyuncu rüya kadrosunu ise şu isimlerden oluşturdu: "Gianluigi Buffon, Marcelo Vieira, Pepe, Sergio Ramos, Philipp Lahm, Toni Kroos, Kaka, Xavi Hernandez, Cristiano Ronaldo, Lionel Messi ve Zlatan Ibrahimovic."
Aho peyniri için coğrafi işaret başvurusu yapıldı
15 Haziran 2025 Pazar - 09:12 Aho peyniri için coğrafi işaret başvurusu yapıldı Trabzon’un Araklı ilçesine özgü yöresel lezzetlerden biri olan Aho peynirinin coğrafi işaret alması için başlatılan başvuru süreci devam ediyor. Peynir üreticisi Yalçın Çebi, "Geç kaldık ama sonunda bu değerimize hak ettiği coğrafi işareti kazandırıyoruz" dedi. Yaklaşık 2 bin rakımlı Bahçecik, Erikli ve Kavraz yaylalarında üretilen Aho peyniri, sadece tuz ve özel seçme lor peynirinden elde ediliyor. Üretici Yalçın Çebi, bu özel peynirin Araklı yöresine özgü olduğunu belirterek, "Eskilerimiz yokluklar içinde bu peyniri yaptı. Tamamen doğal, iştah açıcı ve doyurucu bir peynir. Aho ismi, Aholu köylülerimizden geliyor" diye konuştu. Aho peynirinin 2 bin rakımlı yaylalarda üretildiğini kaydeden Çebi, "Eskilerimiz Aho peynirini yokluklar içerisinde yaptılar. Aho peyniri, ilçemizin yaklaşık 2 bin rakımlı Bahçecik, Erikli, Kavraz yani Aho dediğimiz köylülerimiz tarafından sadece tuz ve lor peynirinden yapılıyor. Peynirimizin özelliği doyurucu, iştah açtırıcı tamamen doğal Araklı’ya özgü bir peynirdir. Peynirimizin adı da Aholu köylülerimizin adından esinlendirilmiştir. Peynirin ana yeri Erikli, Kavraz, Salarut yaylaları. Eskiden buralarda hayvancılık boldu, üretim çoktu. Aho peyniri yaklaşık 4-5 ay, özellikle mayıs ayında toplanan lorlardan yapılıyor. Yaylalarımızda, imalathanemiz var çok tercih edilen bir peynir çeşididir. En çok sipariş aldığımız yerler İstanbul, Ankara, İzmir tarafları ancak genelde yöremizin insanı daha çok tüketiyor" dedi. "Coğrafi işaret başvurusu bizi mutlu etti" Coğrafi işaret başvuru süreciyle ilgili çok mutlu olduklarını ifade eden Çebi, "Aho peyniri, tamamen doğal sadece tuz ve lor peynirden yapılıyor. Coğrafi işaret alacağımız için çok mutluyuz. Biraz geç kalındı ama iyi ki de coğrafi işareti alıyoruz. Herkesi şirin Araklı’mıza, peynirimize bekliyoruz. Böyle doğal tatları herkesin tatmasını bekliyoruz. Çok mutluluk verici bir şey. Özellikle mayıs ayında hayvanlarımız yaylalara gidiyor. Orada imalathanemiz var şu an orada peynirlerimizi yapıyoruz. Peyniri, mayıs-haziran ayında yaparak yıl boyu satıyoruz. Aho peynirinin tarihinin 150-200 yıl öncesine kadar uzandığını biliyoruz. Eskiden yaylalarımızda elektrik yoktu, su yoktu hiçbir şey yoktu. Eskilerimiz bunu tuz ve lor peynirden yapıyordu. Yaklaşık 5-6 ay bekletildikten sonra satılıyor. Peynirimizin özelliği tuz oranı biraz yüksek olduğundan yaklaşık bir yıla kadar dayanabiliyor. Diğer peynirler gibi tuzsuz değildir. Tuzsuz peynirler hemen bozulabilir bunda öyle bir sıkıntımız yok ancak yine de buzdolabında muhafaza edilmesini öneriyoruz" diye konuştu. "Aho peyniri, Araklı’nın markası olmalı" Çevre sakinlerinden Sercan Demirbağ ise Aho peynirinin bölgenin önemli bir değeri olduğunu vurgulayarak, "Her kahvaltıda tükettiğimiz bir peynir. Bizde bağımlılık yapmış bir peynir. Karadeniz’de kahvaltı peynir ve tereyağsız olmaz. Aho peyniri bizim için sadece bir tat değil, bir alışkanlık. Coğrafi işaretle bu değer resmileşmeli" dedi. Yöre halkı, coğrafi işaret tescilinin tamamlanmasıyla birlikte Aho peynirinin hem ekonomik hem de kültürel olarak Araklı’ya katkı sağlayacağı görüşünde birleşiyor.
Reklam, sinema ve dizi alanlarında çeşitli projelerde yer aldı ama onun tercihi köy hayatı oldu
14 Haziran 2025 Cumartesi - 09:29 Reklam, sinema ve dizi alanlarında çeşitli projelerde yer aldı ama onun tercihi köy hayatı oldu İstanbul’daki şehir hayatını ve sanat kariyerini geride bırakan Kısmet Ekim Tekinbaş (44) memleketi Trabzon’un Araklı ilçesindeki mahallesine dönerek yeni bir yaşam kurdu. Deprem korkusu ve doğaya özlemle yola çıkan Tekinbaş, yıllardır tek başına köyde hem üretim yapıyor hem de yaşam alanını kendi elleriyle inşa ediyor. Müjdat Gezen Sanat Merkezi mezunu olan Kısmet Ekim Tekinbaş, reklam, sinema ve dizi alanlarında çeşitli projelerde yer aldı. Ancak büyük şehirde yaşamanın stresinin ve özellikle İstanbul’daki deprem kaygısının etkisiyle radikal bir karar vererek ailesinin köyüne yerleşti. Dünyanın birçok yerini gezen Tekinbaş, Araklı ilçesi Erenler Mahallesi’ndeki baba evine yaklaşık üç yıl önce kesin dönüş yaparak harabe durumdaki evi kimseden yardım almadan kendi çabalarıyla adeta yeniden inşa etti. Usta desteği almadan, evin sıvasından boyasına kadar tüm ağır işleri kimseden yardım almadan tek başına yapan Tekinbaş, asla geri dönmeyi düşünmediğini belirterek "Buraya ölmeye geldim, asla geri dönmem" dedi. "Köy hayatında her gün yeni bir şey öğreniyorum" Köy hayatı konusunda deneyimi olmadığını dile getiren Tekinbaş, zamanla bu yaşam tarzına alıştığını belirterek, "Trabzonluyum kendimi buraya ait hissediyorum. Müjdat Gezen Sanat Merkezi mezunuyum. Reklam, sinema dizi deneyimlerim var. Bir süre önce İstanbul’da deprem korkusuyla yaşayamayacağımı düşünerek Trabzon’a ailemin köyüne dönmeye karar verdim. Bu benim için çok büyük bir karardı. Çünkü tek başıma yaşamak ve buradaki işleri tek başıma yapmak zorunda idim. Bunu göze alarak köyüme geldim. Öğrenmenin yaşı olmadığını fark ettim. Burada karşılaştığım her zorluk bana yeni bir şey öğretti. Karadenizlinin çalışkanlığı bende de varmış, bunu buraya gelince anladım. Buradaki yeşillikler hayatımda hiç görmediğim güzellikte. Ne kadar baksam da doyamıyorum" ifadelerini kullandı. Evini kendi elleriyle yaptı, toprağıyla bağ kurdu Sanatla iç içe bir hayat sürdüğü için mimarlık ve tasarım konularına da ilgisi olduğunu kaydeden Tekinbaş, "Videolar izledim, insanlara sordum ve bu yapıları kendi kararlarımla yaptım. Yaklaşık üç yıldır gece gündüz çalışarak buraları bu hale getirdim," şeklinde konuştu. Köy yaşamının sanılanın aksine çok üretken ve huzurlu olduğunu belirten Tekinbaş, "Ektiğim sebzelerden yemek yapıyorum, deri çanta dikiyorum. Burada hep meşgulsünüz, iş hiç bitmiyor. Gürültü yok, araba sesi yok, huzur var. Buraya ölmeye geldim, asla geri dönmem. Buradaki hayatı hiç hayal etmemiştim. Tek başıma olduğum için burada tek başıma yapamayacağımı düşündüm. Kendime ait bir aracım yok her şeyi sırtımda taşıyacağımı da biliyordum. Burada geldikten sonra buradaki hayatın muhteşem olduğunu anladım. Hiç araba sesini duymadığım üst kat komşumun gürültüsüyle yaşamadığım bir yer olduğunu fark ettim. Burada hiç iş bitmediği için sıkılmıyorum. Ektiğim sebzelerden yemeğimi yapıyorum, deri çanta dikiyorum. Dolayısıyla burada hep meşgulsünüz. Burası gerçekten huzurlu bir ortam. Asla geri dönmem buraya ölmeye geldim. Dünyanın birçok yerini gezdikten sonra buradaki hayatın ne kadar güzel olduğunu fark ettim. Portekiz, Fransa, İtalya, Almanya, Avusturya ve Fas’a gittim. Ama dünyanın hiçbir yerinde bana ya da babama ait bir toprak verilmeyecek. Bu yüzden Araklı’ya geldim. Burası muhteşem. Kesinlikle dönmeyi düşünmüyorum. Burada kalacağım ve burada öleceğim" diye konuştu. "Eli yatkındı, her şeyi kendi başına yaptı" Tekinbaş’ın amcası Ali Tekinbaş ise yeğeninin gayretinden övgüyle bahsederek, "Herhangi bir eğitim almadı ama eli yatkındı. Evini kendi becerisiyle yaptı. İstanbul’dan küçük yaşta gitmişti ama burası onun baba ocağı. Şimdi buraya uyum sağlamaya çalışıyor. İstanbul’daki yaşamla burası çok farklı" ifadelerini kullandı.
Doğu Karadeniz’de kene mevsimi sakin geçiyor
13 Haziran 2025 Cuma - 13:35 Doğu Karadeniz’de kene mevsimi sakin geçiyor Ülkemizde her yıl çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), bu yıl da ölümcül etkisini sürdürüyor. Sivas’ta 2025 yılı içerisinde KKKA nedeniyle 6 kişi yaşamını yitirirken, Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki iller için kene mevsimi sakin geçiyor. Konuyla ilgili bilgi veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarının bölgede azalma eğiliminde olduğunu ancak hâlâ risk taşıdığını belirtti. Gürdal, bu yıl Trabzon’a Gümüşhane ve Artvin’den sevk edilen 12 hastadan birinin hayatını kaybettiğini söyledi. Yılmaz, hastalığın 2002 yılından bu yana Karadeniz Bölgesi’nde görülmeye devam ettiğini ifade ederek "Vaka sayıları giderek azalmakta ancak hâlâ görülmeye devam ediyor. Bu yıl Trabzon’a Gümüşhane ve Artvin’den gelen 12 hasta başvurdu, bunlardan biri 80 yaşlarında maalesef yaşamını yitirdi. Diğer hastalarımızı ise başarılı bir şekilde tedavi ederek taburcu ettik" dedi. Geçen yıl Türkiye genelinde yaklaşık 600 KKKA vakası görüldüğünü ve bunlardan 20’sinin yaşamını yitirdiğini kaydeden Yılmaz, "Daha önceki yıl 700’e yakın vaka vardı vefat sayısı da geçen seneye benzerdi. Bu yıl vaka sayılarının o düzeye ulaşmayacağını düşünüyoruz. Kendi hastanemize başvuran hasta sayısı da bu yıl biraz daha az" diye konuştu. Özellikle yaz tatiliyle birlikte kırsal bölgelere gidecek vatandaşlara uyarılarda bulunan Yılmaz, "Kene ısırmalarına karşı açık renkli giysiler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalı ve mümkün olduğunca kapalı giyinilmeli. Kene vücuda yapıştıysa dikkatli çıkarılmalı, vücut mutlaka kontrol edilmeli" şeklinde konuştu. Haziran ayı en riskli dönem Haziran ayının KKKA vakalarının en yoğun görüldüğü dönem olduğuna dikkat çeken Yılmaz, "Temmuz ayının ortalarından itibaren vakalarda düşüş bekliyoruz. Sivas, Tokat, Erzurum, Gümüşhane gibi iller vakaların en sık görüldüğü bölgeler arasında yer alıyor. Bilimsel araştırmalarda KKKA virüsünün bölgesel olarak bazı serotip farklılıkları var. Bazı bölgelerde daha ağır seyrediyor bazı bölgelerde biraz daha hafif seyrediyor. Hastanın ümmin durumu önem arz ediyor" ifadelerini kullandı. Eğitim faaliyetlerinin vaka sayılarının düşürülmesinde etkili olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Toplumsal bağışıklık da oluştu. Ancak yine de kenelere karşı dikkatli olunmalı. Her kırsal ziyaretten sonra vücudun her bölgesi dikkatlice kontrol edilmeli" dedi.
Sel felaketi sonrası muhtarlardan teşekkür mesajı
13 Haziran 2025 Cuma - 12:19 Sel felaketi sonrası muhtarlardan teşekkür mesajı Trabzon’da 3 Haziran salı günü yaşanan sel felaketinin ardından bölgedeki selden etkilenen Akçaabat mahalle muhtarları yapılan çalışmalara dair ortak bir açıklama gerçekleştirdi. Meydana gelen sel felaketi sonrasında yapılan çalışmalarla ilgili Akçaabat ilçesi muhtarları açıklamada bulundu. Sera Vadisi Muhtarları ve Sivil Toplum Kuruluşları adına mesajı dernek başkanlığı yürüten Sultan Memiş okudu. 12 mahallenin muhtar ve temsilcileri ile birlikte açıklamada bulunan Memiş, "Bildiğiniz gibi Trabzon’umuzda 3 Haziran günü şiddetli yağışın neden olduğu sel felaketi meydana gelmiştir. Bir çok işyeri ve evlerde su baskınlarının yaşandığı afetten, Akçaabat ilçemizin Akçaköy ve Çukurca mahalleleri başta olmak üzere Cevizlik, Uçarsu, Maden, Fındıklı, Esentepe, Yolbaşı, Oğulkaya, Derecik, Uğurlu, Karaman, Demirtaş, Yıldızlı mahallelerimiz olumsuz etkilenmiştir. Akçaabat’ın Çukurca Mahallesi’nde sel sularına kapılan Hüseyin Aydın amcamız yaşamını yitirmiştir. Kendisine Allahtan rahmet ve ailesine sabırlar diliyoruz" dedi. Memiş, yaşanan selin ardından temizleme ve kurtarma çalışmalarına katılan herkese minnettar olduklarını dile getirerek, "Afetin ilk anından itibaren devletimizin tüm kurum ve kuruluşları ile belediyelerimiz anında harekete geçerek tüm imkânlarını seferber edip canla başla müdahalelerde bulundular. Tüm resmi ve sivil arama kurtarma ekiplerine gayretli çalışmalarından dolayı ayrı ayrı teşekkür ediyoruz" diye konuştu.