Yerel Haberler
Trabzon
27 Şubat 2026 Cuma - 11:22 Son yılların en uzun hamsi sezonu yaşanıyor Karadeniz’de bu sezon hamsi avı beklenenden uzun sürerken, sektör temsilcileri son 15-20 yılın en uzun sezonlarından birinin yaşandığını belirtiyor. Bulgaristan sınırına yakın İğneada açıklarında başlayan yoğun avcılıkla birlikte tezgâhlarda hamsi bolluğu yaşanıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Denizer Balıkçılık Yönetim Kurulu Başkanı Recep Denizer, balık av sezonunun başından bu yana süren hamsi sezonunun kısa bir aranın ardından yeniden hareketlendiğini söyledi. Denizer, geçmiş yıllarda Hopa ve Gürcistan sınırı arasında gidip gelen hamsinin bu sezon olmadığını ifade ederek "5-6 yıldır alışık olduğumuz göç hareketi bu sezon yaşanmadı. Belki de 30 yıl aradan sonra uzun süredir avcılık yapılmayan İğneada bölgesinde ciddi bir av başladı. Şu an teknelerimizin çoğu orada ve sürekli hamsi çıkıyor" dedi. Ramazan ayının da etkisiyle fiyatların uygun seviyede olduğunu kaydeden Denizer, hamsinin Trabzon’da kilosunun 100 TL’den satıldığını belirterek "Şu an Trabzon’da yerli ve taze hamsi var. Vatandaşımız gönül rahatlığıyla tüketebilir" diye konuştu. Sezonun bu kadar uzun sürmesinin son yıllarda nadir görüldüğünü dile getiren Denizer, "Tahmin ediyorum 15-20 yılın ardından ilk kez bu kadar uzun süren bir sezon yaşıyoruz. Hava şartları iyi olmasına rağmen sezon başında beklenen talep oluşmadı. Hamsi yaklaşık 1 ay ara verdi, o süreçte şoklu hamsiler satıldı. Ancak vatandaş taze ürünü tercih ediyor. Şimdi yeniden taze hamsi çıkınca ilgi arttı. Şu an hamsinin dışında istavrit de yoğun. Onların haricinde çipura, levrek, alabalık, somon da satılıyor. Vatandaşımız bu balıklara da ilgi gösteriyor ama hamsinin olduğu yerde diğer balıklara pek ilgi duyulmaz Karadeniz Bölgesi’nde. Şu an avlanan hamsinin boyu inanılmaz güzel. Bu dönemde çıkabilecek böyle bir hamside bu sonucu hiç beklemiyorduk. Hamsi sezonunun Mart ayının ortasına kadar da devam edeceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Ağasar Balı markalaşacak
15 Ekim 2025 Çarşamba - 15:43 Ağasar Balı markalaşacak Ağasar Balı’nın marka değerinin artırılması ve coğrafi işaret tescili sürecine yönelik Trabzon’un Şalpazarı ilçesinde bir toplantı yapıldı. Ağasar Balı’nın marka değerinin artırılması ve bilimsel olarak tanıtılmasını amaçlayan etkinliğe Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in yanı sıra Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Bahittin Murat Yakın, Trabzon Emniyet Müdürü Ali Loğoğlu, Şalpazarı Kaymakamı Ferhat Vardar, Şalpazarı Belediye Başkanı Refik Kurukız, Trabzon Orman Bölge Müdürü Emin Yılmaz, İl Tarım ve Orman Müdürü İsa Kaplan, KTÜ Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevgi Kolaylı, Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yusuf Aksoy ve çok sayıda arı üreticisi katıldı. Toplantıda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Öyle bir dönemdeyiz ki, ne kadar üretirsek o kadar güçlüyüz. Pandemi döneminde bunu hep birlikte yaşadık; hemen ambarlara döndük, elimizdekine baktık. Bu nedenle, Türkiye olarak kendi ayaklarımız üzerinde durabilmemiz, tam bağımsız bir Türkiye hedefiyle doğrudan ilgilidir. Ekonomik anlamda da tam bağımsız olmamız gerekiyor. Bu yüzden, üretimi hangi alanda olursa olsun artırmak ve yerli üretimde güçlü olmak son derece kıymetli. Bugün arı üretiminde dünyanın yüzde 10’u bizde, bu çok değerli bir oran. Fındıkta ise dünya üretiminin yüzde 70’ine sahibiz. Dolayısıyla, hakim olduğumuz ve güçlü olduğumuz bu alanlarda üretimi desteklemek büyük önem taşıyor. Cumhurbaşkanımız ve hükümetimiz bu alanlarda gerekli desteği sağlıyor; ancak yerel yönetimler olarak bizlerin de üretimi desteklemesi son derece önemli" dedi. Başkan Genç, birliğin ve üreticilerin önemine dikkat çekerek "Şalpazarı’nda 82 üreticimiz bulunuyor. Birliğimizin Trabzon genelinde ise yaklaşık bin 500 civarında üyesi var. Bu, gerçekten çok ciddi bir rakam. Trabzon’un kendine has bir yönü var; hepimiz bu şehirde bir marka değeri oluşturmak istiyoruz. Dolayısıyla, bu şehrin ürettiklerini markalaştırarak değerlendirmemiz gerekiyor. Bunun ilk adımı da coğrafi işaret almaktır. Bu konuda atılacak adımın çok kıymetli olacağına inanıyorum. Büyükşehir Belediyesi olarak, hangi destek gerekiyorsa yanınızda olacağız, her zaman destekçiniz olacağız. Trabzon’da şu anda 14 ürünümüz coğrafi işaret almış durumda. En son tescil alan ürünümüz, Ağasar-Şalpazarı yöresel giysileri oldu. 2025 yılında bu tescili aldık. İnşallah 2026 yılında da Ağasar Balı’nın tescilini hep birlikte alırız. Şu anda birçok ürünümüz için bu yönde adımlar atılıyor; Ağasar Balı’nı da bu listeye ekleyip tescilini tamamlayalım" diye konuştu.
Rize’de görüntülenmişti, uzmanlar sebebini açıkladı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:26 Rize’de görüntülenmişti, uzmanlar sebebini açıkladı Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde görüntülenen beyaz renkli anne ayı ile üç yavrusuyla ilgili değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Şağdan Başkaya, dünya üzerinde var olan sekiz ayı türü içinde kutup ayısı dışında hiçbir ayı türünün tamamen beyaz postlu olmadığını söyledi. Geçtiğimiz günlerde Çamlıhemşin Esnaf Kefalet Kooperatifi Müdürü Eyüphan Zararsız, ilçenin Sırt Mahallesi’nden ilçe merkezine yaya olarak giderken ilginç bir görüntüyle karşılaştı. İlçeye yakın Kavak Mahallesi civarındaki ormanlık alanda hareketlilik fark eden Zararsız, cep telefonu ile beyaz renkli bir anne ayı ile üç yavrusunu görüntülemeyi başardı. Bölge halkı tarafından ilk kez beyaz renkli bir ayının görülmesi büyük merak uyandırdı. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, Türkiye’de ayıların çeşitli renk tonlarına rastlamanın mümkün olduğunu ifade etti. Başkaya, "Ayı Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’da yayılış gösteren bir türdür. Renkleri açık kahverengiden koyu kahverengiye, kızıl ve neredeyse siyaha çalan tonlara kadar değişebilir. Hatta bazen çok açık kahverengi veya krem tonlarında da görülebilir. Vatandaşlarımız bu tip açık tonlardaki ayılara zaman zaman ’Beyaz ayı gördüm’ diyebiliyor. Ayının göğsünden uzanan kuşaklar bulunur. Bu kuşaklar özellikle genç bireylerde daha belirgindir. Postu tamamen beyaza çalan tonlarda olan ayılar da halk arasında ’beyaz ayı’ olarak adlandırılabiliyor. Ancak bu, kutup ayısı anlamında bir beyaz ayı değildir, sadece açık kahverengi tonlara sahip normal bir ayıdır. Bu, olağan ve doğal bir durumdur. Ülkemizde ayıların çeşitli renk tonlarına rastlamak mümkündür. Doğu Karadeniz’den Güneydoğu Anadolu’ya, Batı Karadeniz’den Toroslar’a kadar farklı bölgelerde açık tonlardan koyu tonlara kadar değişen ayı postları görülebilir. Ayılar yaşlandıkça postlarının rengi daha da açılır, daha açık kahverengi tonlara dönebilir. Genç yaşlardan itibaren açık renkte olan bireyler de vardır. Bir de tamamen beyaz olan, albino bireyler mevcuttur. Ancak bunlar da kutup ayısı değildir. Beyaz ayı denildiğinde akla gelen tür, kutuplara yakın bölgelerde Asya’nın ve Amerika’nın kuzeyinde yaşayan kutup ayısıdır. Dünya üzerinde var olan sekiz ayı türü içinde kutup ayısı dışında hiçbir tür tamamen beyaz postlu değildir" dedi. Yüksek kesimlere kar düşmesiyle ayıların kış uykusuna geçtiğini kaydeden Başkaya, "Bu sıralar dağların yüksek kesimlerine kar yağdı. Yükseklerde yaşayan ayılar kendilerine barınacak yer aramaya başladı. Ayılar için ise artık kış uykusuna geçme zamanı geldi. Kış uykusuna dağların zirvelerinden başlayarak yavaş yavaş daha alçak bölgelere inerek geçecekler. Önce en yüksektekiler, çünkü buralar karla daha erken kapanacak" diye konuştu.
Trabzon’da Türk-Macar Dostluk Müzesi kurulacak
13 Ekim 2025 Pazartesi - 15:22 Trabzon’da Türk-Macar Dostluk Müzesi kurulacak Trabzon’da Kanuni Sultan Süleyman ve Macar Komutan Miklos Zrinyi’nin ortak tarihini anlatan müze hayata geçirilecek. 2026 yılında açılması planlanan müze, Türk-Macar dostluğunu kültürel bir köprüyle geleceğe taşıyacak. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Macar Milli Müzesi Tarihçisi Dr. Robert Szvitek, Sergi Yönetmeni Akos Marosfalvi, İstanbul Macar Kültür Merkezi Müdürü Aron Sipos, Müdür Yardımcısı Gergo Kovacs ve Macaristan Trabzon Fahri Konsolosluğu Müdürü Çağla Çiçek’i makamında ağırladı. Ziyarette, Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman ile Zigetvar Kuşatması’nda hayatını kaybeden Macar Komutan Miklos Zrinyi’nin ortak tarihini ele alacak özel bir müze projesi masaya yatırıldı. Trabzon’daki "Kanuni Evi" bünyesinde hayata geçirilecek bu proje, Zigetvar üzerinden şekillenen Türk-Macar tarihsel bağlarını yeniden canlandırmayı ve iki ülke arasındaki dostluğu gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Proje fikri Macaristan Büyükelçisi Viktor Matis tarafından sunuldu. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in onayıyla resmi süreci başlatılan proje, Türkiye ile Macaristan arasında tarih, sanat ve kültür ekseninde güçlü bir köprü kurmayı amaçlıyor. Macar heyet, Trabzon’daki Kanuni Evi’nde incelemelerde bulunarak müzenin tasarım, sergileme ve içerik planlamasına dair ön değerlendirmeler yapacak. Müzenin 2026 yılı Eylül ayında tamamlanarak ziyarete açılması planlanıyor. Proje, Zigetvar Kuşatması sırasında her iki liderin de aynı günlerde hayatını kaybetmiş olmasının sembolik anlamını merkeze alıyor. Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman ile Macar Komutan Miklos Zrinyi’nin ölümünün, savaş meydanında bile karşılıklı saygı ve insanlık duygularını yansıttığı vurgulanacak. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, projenin iki ülke arasında kalıcı kültürel bağlar kuracağını belirterek "Cihan padişahımız Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu şehir Trabzon’da, Zigetvar’la olan tarihsel bağlarımızı yeniden canlandıran bu projeyi hayata geçirmek bizim için büyük bir gurur. Bu müze, yalnızca bir tarih anlatısı değil; Türk ve Macar halklarının yüzyıllardır süregelen dostluk hikayesinin bir simgesidir. Geçmişin mirasını geleceğe taşıyan bir kültür kapısı açıyoruz. Kanuni’nin Trabzon’dan doğan mirası, Macaristan’la buluşarak iki medeniyetin ortak belleğinde kalıcı bir yer edinecek" diye konuştu.
Doğu Karadeniz Bölgesinde heyelan alarmı
13 Ekim 2025 Pazartesi - 09:15 Doğu Karadeniz Bölgesinde heyelan alarmı Türkiye’nin en fazla yağış alan bölgesi olan Karadeniz’de dik yamaçlar üzerinde süren yaşam, doğal afet risklerini artırıyor. Uzmanlar, bölgede artan heyelan ve sel tehlikesine karşı acil önlem alınması gerektiğini vurgularken, yol yapımının da heyelanları tetikleyen başlıca nedenlerinden biri olduğunu belirtiyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Ormancılık Politikası Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cantürk Gümüş, heyelan ve taşkınları önlemenin en etkili yollarından biri olarak yukarı havzalarda ağaçlandırma çalışmalarının artırılması gerektiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Gümüş, bölgede taban arazisinin oyulması, açılması ve kazınmasının heyelan riskini artıracağını kaydederek "Bu bölge, Türkiye’nin en fazla yağış alan bölgesidir. Aynı zamanda coğrafya çok eğimlidir; dik yamaçlar üzerinde hayatımızı sürdürüyoruz. Müdahale etmek zorundayız; yol yapıyoruz. Ancak heyelanların temel nedenlerinden biri de yol yapımıdır. Taban arazinin oyulması, açılması, kazılması heyelan riskini artırır. Bu nedenle bu bölgede heyelanları beklememiz kaçınılmaz ona göre önlemlerimizi almamız lazım. Sadece sonuca yönelik tedbirlerden öte bizim ormanlarımızı korumamız gerekiyor. Taşkın önlemeden önce yukarılara doğru ağaçlandırmayı yoğunlaştırmamız şart. Yukarı havzalardaki ağaçlandırma çalışmalarını hızlandırmalıyız. Ormanı korumak ve ağaçlandırma çalışmalarını artırmak gerekiyor" dedi. Son 30 yılda ortalama sıcaklığın 1 derece civarında arttığına dikkat çeken Gümüş, "Son 30 yıl içerisinde 100-200 yıl öncesine kıyasla hava sıcaklığı bir derece civarında artış gösterdi. Bu küresel ısınma anlamına geliyor. Dolayısıyla küresel ısınmanın doğal bir sonucu olarak yağış miktarının düzensizliklerinin arttığını gözlemliyoruz. Fırtınalar ve diğer doğa olaylarının sıcaklığa bağlı olarak birçok canlı türünün yok olmaya başladığını görüyoruz. Bu nedenle iklim değişikliği düzeni çerçevesinde bu tür afetlerin sonuçlarıyla daha sık ve daha yoğun şekilde mücadele etmemiz gereken bir döneme girdik. Bu yüzden alacağımız tedbirleri bu çerçevede planlamalıyız" ifadelerini kullandı. Yer altı suyu ve ormanlar arasında hayati bağ Ormanlardaki ağaç köklerinin yer altı suyu ile bağlantılı olduğu vurgulayan Gümüş, bu doğal yapının bozulmaması gerektiği ifade ederek, "Kar ve yağmur sularının süzülerek toprakla buluşmasını sağlamalıyız. Suyun topraktan süzülmesini sağlamamız lazım. Biz ormanlar ve ağaçlar üzerine çalışıyoruz. Ormandaki ağaçlar yukarıya doğru hem de aşağıya doğru, yani kökleriyle büyür. Biz genellikle yukarıya doğru büyümeyi görürüz; ancak kökler bir süre sonra yer altı suyuyla buluşur ve yer altı suyundan beslenir. Yüzlerce yıllık ormanlarda ağaçlar öldüğünde, kökleri de çürür. Kök çürüdüğünde, yer yüzeyi ile yer altı suyu arasında bir delik oluşur. Orman zeminini kaplayan ölü örtü (yapraklar ve ibrelerden oluşan katman) bu deliğin kapanmasını önler. Dolayısıyla ormana hiç dokunmazsak, yağışların büyük kısmının yer altı suyunu beslediğini görürüz. Yer altı suyu bizim için hayati önemdedir: tarım, içme suyu ve ekosistemler hep buna bağlıdır. Eğer ormanları yok edersek, bu su akışa geçecek ve bize zarar verecektir. Bu yüzden ormanları olduğu gibi korumak, esas hedefimiz olmalıdır" şeklinde konuştu. "Şehirleşmeden çok tarım alanı genişlemesi endişe verici" Nüfus artışıyla birlikte artan tarım arazisi ihtiyacının ormanları tehdit ettiğini belirten Gümüş, "Bizi daha çok endişelendiren, şehirleşmeden ziyade tarım alanlarının genişlemesidir. Nüfus arttıkça, daha fazla tarım alanına ihtiyaç duyuluyor. Daha fazla tarım alanı ihtiyacı da ormanların azalması anlamına gelir. Oysa ormanların azalması, yaşamın sona ermesi demektir" diye konuştu.
"Güncel Tedavi Yaklaşımları" programı kapsamında aile hekimleri bir araya geldi
13 Ekim 2025 Pazartesi - 08:58 "Güncel Tedavi Yaklaşımları" programı kapsamında aile hekimleri bir araya geldi Trabzon’da İmperial Hastanesi öncülüğünde düzenlenen ’Güncel Tedavi Yaklaşımları’ konulu program aile hekimlerinin katılımıyla yapıldı. Moderatörlüğünü Trabzon Aile Hekimleri Derneği (TRAHED) Başkanı Dr. Hakan Uzun ve Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek’in yaptığı programda, İmperial Hastanesi Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Betül Önal Günay, Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Serkan Tayar ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doğukan Atabay kendi alanlarında birer sunum yaptı. İlk olarak Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, "Koroner Arter Hastalığı ve Hipertansiyon" üzerine bir konuşma yaptı. Çiçek, dünyada 75 yaş altı ölümlerin en sık sebebinin kardiyovasküler sistem hastalıkları olduğu kaydederek "Dünyada 75 yaş altı ölümlerin en sık sebebi kardiyovasküler sistem hastalıkları. Risk faktörleri arasında en sık olanları hipertansiyon, diyabet, obezite, sigara, yaş, stres, hareketsizliği sayabiliriz" diye konuştu. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Betül Önal Günay’da "Kırmızı Göz" konulu bir sunum yaparak "Tanım olarak kırmızı göz, gözün beyaz görünen kısmının kırmızı olmasına sebep olan durumların tümü olarak adlandırılabilir" dedi Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Serkan Tayar ise "Obezite Cerrahisinin kronik hastalıklara etkisi" üzerine bir konuşma yaparak "Obezite çağımızın sorunu. Özellikle pandemiden sonra obezite iyice pik yaptı. Maalesef Avrupa’da obizetede Türkiye şu anda birinci sırada dünyada da 17 sıradayız. Bu da gerçekten bizim için çok önemli bir hastalık olduğunu söylemek istiyorum" diye konuştu. Son olarak Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doğukan Atabay, "Ameliyatsız Tiroid Tedavisi" üzerine bir konuşma yaparken programda konuşmacılara günün anısına plaket takdimi yapıldı.