Yerel Haberler
Tunceli
Minik çocukların Kur’an okumaya geçişleri şölen tadında kutlandı 09 Nisan 2026 Perşembe - 10:34:50 Tunceli’de 4-6 Yaş Kur’an Kursu’nda eğitim gören öğrenciler için düzenlenen "Kur’an-ı Kerim’e Geçiş Programı" renkli görüntüler oluşturdu. Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde 4-6 Yaş Kur’an Kursu’nda eğitim gören öğrenciler için "Kur’an-ı Kerim’e Geçiş Programı" düzenlendi. Programda, minik öğrencilerin sunumları izleyenlerden büyük beğeni topladı. Program kapsamında öğrenciler tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapılırken, sure ve dua okumaları, hadisler, şiirler ve ilahilerle manevi bir atmosfer oluştu. Kur’an-ı Kerim’e geçen öğrenciler için taç takma merasimi gerçekleştirildi. Programda konuşan Çemişgezek Kaymakamı Levent Küçük, çocukların erken yaşta değerler eğitimiyle buluşmasının önemine dikkat çekerek, programın hazırlanmasında emeği geçenleri ve çocukların Kur’an ile tanışmasına vesile olanları tebrik etti. Çemişgezek Müftüsü Muhammed Yasir Okşar ise 4-6 yaş Kur’an kurslarının çocukların dini ve ahlaki gelişiminde önemli bir rol üstlendiğini belirterek, "Kur’an’la tanışan bir neslin merhametli, saygılı ve değerlerine bağlı bireyler olarak yetişeceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Kur’an-ı Kerim’e geçen öğrencilere belge ve çeşitli hediyeler takdim edildi. Ayrıca, etkinlik çerçevesinde bayraklarla süslenmiş araç konvoyu düzenlendi. Programa Çemişgezek Kaymakamı Levent Küçük, ilçe Müftüsü Muhammed Yasir Okşar, öğrenciler, öğrenci velileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
07 Nisan 2026 Salı - 11:13 Teknoloji kullanımı artıyor, omurga rahatsızlıkları genç yaşlara iniyor Son yıllarda klinik gözlemler ve yapılan çalışmalar sonucunda skolyoz ve bel fıtığı gibi omurga problemlerinin görülme yaşının giderek düştüğünü vurgulayan Fizyoterapist Sami Yıldırım, "Eskiden daha çok ileri yaşlarda karşımıza çıkan bu rahatsızlıklar artık çocukluk ve ergenlik döneminde de sıkça görülmeye başlandı" dedi. Gelişen teknolojiyle birlikte çocukların ekran başında geçirdiği süre her geçen gün artarken, bu durum fiziksel sağlık üzerinde ciddi etkiler oluşturmaya başladı. Uzmanlara göre hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıkları, özellikle omurga sağlığını tehdit ederek daha önce ileri yaşlarda görülen pek çok rahatsızlığın artık çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkmasına neden oluyor. Tablet, telefon ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte skolyoz ve bel fıtığı gibi fizyolojik sorunların görülme sıklığında artış yaşandığı belirtilirken, erken farkındalık ve doğru alışkanlıkların kazandırılması büyük önem taşıyor. Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezinde görev yapan Fizyoterapist Sami Yıldırım, teknoloji kullanımının artmasıyla birlikte çocukların daha hareketsiz bir yaşam tarzına yöneldiğini, bu durumun ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirdiğini ifade etti. Fizyoterapist Yıldırım, "Son yıllarda klinik gözlemler ve yapılan çalışmalar skolyoz ve bel fıtığı gibi omurga problemlerinin görülme yaşının giderek düştüğünü ortaya koyuyor. Eskiden daha çok ileri yaşlarda karşımıza çıkan bu rahatsızlıklar artık çocukluk ve ergenlik döneminde de sıkça görülmeye başlandı. Bu artışta en önemli faktörlerden biri ise çocukların teknolojiyle geçirdiği sürenin ciddi şekilde artması. Özellikle tablet, telefon ve bilgisayar kullanımı çocukların hareketsiz kalmasına ve yanlış duruş alışkanlıkları geliştirmesine neden olabiliyor. Saatlerce başı öne eğik şekilde ekran karşısında kalmak omurgaya binen yükü artırarak kas iskelet şeklindeki dengeyi ciddi şekilde değiştirebiliyor" diye konuştu. "Erken teşhis ise bu tür rahatsızlıklarda büyük önem taşır" Yıldırım, "Skolyoz, yani omurganın yana doğru eğilmesi, büyüme çağındaki çocuklarda erken fark edilmezde ilerleyebilen, duruşu, kas iskelet dengesini ve ileri dönemde solunum fonksiyonlarını da etkileyebilen bir durum. Teknoloji kullanımına bağlı olarak gelişen diğer bozukluklar da bu süreci olumsuz etkileyebiliyor diyebiliriz. Bu konuda ailelerin çocuklarını gözlemlemesi çok önemli. Omuz seviyelerinde eşitsizlik, kürek kemiklerinde belirgin farklılık ve bel çukurlarındaki asimetrik durum erken dönemde fark edilebiliyor. Bu da erken tanı ve takibi kolaylaştırıyor. Özellikle yüzme, esneklik ve kuvvetlendirme egzersizleri omurga sağlığını desteklerken postür egzersizleri de duruş farkındalığının kazandırılmasında etkili rol oynuyor. Aynı zamanda çalışma ortamlarının ergonomik düzenlenmesi, ekranın göz hizasında olması ve oturma sırasında belin destekli olup, ayakların tam olarak yere basmasıyla beraber düzgün oturma pozisyonunu sürdürmek mümkün kılınıyor. Erken teşhis ise bu tür rahatsızlıklarda büyük önem taşır. Şüpheli durumlarda bir uzmana danışılması ve gerekli değerlendirmenin yapılması ileride oluşabilecek daha ciddi omurga problemlerinin önüne geçebiliyor. Sadece bu problemler değil, çocukluk döneminde kazanılan duruş alışkanlıkları bireye yaşam boyu eşlik ediyor. Bu nedenle teknoloji kullanımını doğru yönetmek, çocukları hareketli yaşama teşvik etmek, omurga sağlığının öneminin farkındalığını kazandırmak hepimizin ortak sorumluluğudur" şeklinde konuştu.
Hemşirelikten bağışçılığa: Bu kez kendi hücreleriyle hayat kurtardı
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:58 Hemşirelikten bağışçılığa: Bu kez kendi hücreleriyle hayat kurtardı Tunceli Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, yıllar önce verdiği kök hücre örneğinin eşleşmesiyle bu kez kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastaya umut oldu. Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, 6 yıl önce verdiği kök hücre örneğinin bir hastayla eşleşmesi üzerine bağış sürecine dahil oldu. Sağlık çalışanı olarak mesleği gereği her gün hastaların tedavisine katkı sunan Altay, bu kez farklı bir sorumluluk üstlenerek doğrudan bağışçı oldu. Yapılan tetkik ve hazırlıkların ardından süreci tamamlayan Altay, kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastanın yaşam mücadelesine destek verdi. "Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" Bağış sürecinde ve sonrasında yaşadıklarını anlatan Mavi Altay, bir hemşire olarak hastaların hayatına dokunduğunu ancak kendi canından bir parça vererek hayat kurtarmış olmanın çok daha güzel bir duygu olduğunu ifade etti. Altay, "Kızılay’a 6 sene önce kök hücre için örnek vermiştim. Aralık ayında geri dönüş oldu. Örnekler bir hastayla uyuşmuş. Açıkçası bu beni biraz heyecanlandırdı, tedirgin etti, süreçle ilgili bilmediklerim vardı. Sonra Kızılay’daki arkadaşlarla görüştüm. Sağ olsunlar sorularımın hepsini sağlıklı bir şekilde cevapladılar. Sonraki süreçte ilk önce chek up yapıldı. İstanbul’daki chek up sürecinden sonra dokular hastayla uyuştuğu için yaklaşık 15 gün sonra kök hücre tüp toplama işlemi olacaktı. Onun öncesinde bir ilaç verip kanımdaki kök hücreyi artırdılar. İlaç 5 gün sürdü. Hafif kemik ağrısı, grip gibi hafif semptomları oldu. Onun dışında bir sıkıntı yaşamadım. Bu işlemlerden sonra kök hücre toplama işlemine geçtik. Bu süreçte arkadaşlar yine yardımcı oldular. Yaklaşık 3 saat sedyede uzanmak zorundaydım. Bu işlemler esnasında hareket edemiyordum. Ama gayet uyumlu, hoş sohbet insanlarla tatlı bir iletişim halinde olduk. Çekindiğim, korktuğum yerlerde benimle ilgilendiler. İşlem gayet güzel geçti. Sonraki süreçte öğrenebildiğim kadarıyla kök hücre bağışında bulunduğum arkadaşın da iyileşmiş olduğunu duydum. Gayet mutluyum. Bir hemşire olarak zaten insanların hayatına dokunuyorduk ama özellikle kan bağışı yaptıktan sonra kendimden bir parça verdikten sonra birinin hayatını kurtarmış olmak çok güzel. Söyleyebileceğim en önemli şey, bunu sadece bir hastanın hayatını kurtarmak olarak görmesinler. Hastanın yakınları, çevresindeki insanlar, hastayla birlikte her gün hastaneye giden, hasta için uğraşan insanlar için de yapsınlar. Hepimizin başına gelebilecek bir hastalık, hepimizin yaşayabileceği bir sorun. Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" diye konuştu. "Yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum" Altay, "Etrafımdaki insanlardan çok olumlu tepkiler aldım. Herkes yaptığımın ne kadar gururlu, güzel bir şey olduğundan bahsetti. Ben de çok mutlu oldum. Sonrasında unu çok düşündüm; eğer o bağışı yapmasaydım ne kadar üzüleceğimi, bir insanın hayatına dokunamayacağımı ya da o kişinin bu hastalıktan iyileşemeyeceğini düşündüm ve gerçekten yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum. Herkesin canı gönülden yapabileceği bir şeyi yaptım belki ama bence çok önemli bir şey, herkesin de yapması lazım. Buradan söyleyebileceğim en önemli şey herkesin kemik iliği örneği vermesi ve hastalara ulaşması. Bir çocuk, belki bir yetişkin, belki bir anne, belki dede, hala. Yani birine yardım edebiliriz. Onların hayatlarını güzelleştirebiliriz. Bu süreç benim için sadece 20 günden ibaretti. Yani 20 gün içerisinde sadece 5 gün ilaç aldım ama diğer tarafta o hasta belki bir sene daha benim kök hücremi alacak. İyileşecek olsa bile 1 sene hastanede kalacak. Onun için daha yıpratıcı, daha uzun bir süreç" dedi.
Tunceli’de bayramlaşma töreni
20 Mart 2026 Cuma - 13:55 Tunceli’de bayramlaşma töreni Tunceli’de Ramazan Bayramı dolayısıyla bayramlaşma töreni düzenlendi. Ramazan Bayramı dolayısıyla 112 Acil Çağrı Merkezi (GAMER) binasında düzenlenen törende Tunceli Valisi Şefik Aygöl, il protokolü ve misafirleri kapıda karşılayarak bayramlarını kutladı. Bayramlaşmanın ardından değerlendirmelerde bulunan Vali Aygöl, Tunceli’de her kesimde kardeşliğin ve huzurun etkin olduğunu vurguladı. Vali Aygöl, "Ramazanlar, bayramlar, özel günler bizler için çok önemli fırsatlardır. İlimizdeki, memleketimizdeki beraber yaşadığımız komşularımız, arkadaşlarımız, iş arkadaşlarımız, her kesimden insanla bir araya gelmek, varsa küskünlükleri gidermek, soğuklukları sıcağa çevirmek, arada mesafeler varsa ortadan kaldırmak için çok önemli bir fırsat. Biz Ramazan ayını her kesimde, her alan ve bölgeyle çok iyi bir ay geçirdiğimizi düşünüyoruz. Gecelerimizi, gündüzlerimizi değerlendirmeye çalıştık. Hepsinin ortak paydası, birliğimiz ve beraberliğimizdi. Bu şehrin en büyük ihtiyacı bu ve bunu birlikte başardığımızı memnuniyetle görüyoruz. Siyasetiyle, bürokrasisiyle, vatandaşıyla, STK’larııyla her alanda bir araya gelmeyi başarıyoruz. Bunu başardıktan sonra bu memleketin ileri gitmesi için herhangi bir engel kalmamış oluyor. Rabbim hepinizden razı olsun. Bayramlarımız bayram olsun inşallah. Rabbim hem milletimize hem vatandaşlarımıza daha nice bayramlar yaşamayı nasip eylesin" şeklinde konuştu.
Bayramda tatlıya denge uyarısı: Uzmanından kritik beslenme önerileri
20 Mart 2026 Cuma - 09:40 Bayramda tatlıya denge uyarısı: Uzmanından kritik beslenme önerileri Ramazan Bayramı’nda beslenme düzeninin ani değişimine dikkat çeken Diyetisyen Hasan Tuncay, özellikle tatlı tüketiminin kontrollü yapılması gerektiğini vurguladı. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme alışkanlıklarının ardından bayramda eski düzene dönüş süreci, vücut açısından kritik bir geçiş dönemi oluşturuyor. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezinde görev yapan Diyetisyen Hasan Tuncay, uzun süreli açlık sonrası birden yoğun besin tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Özellikle bayramda artan tatlı tüketiminin dengelenmesi gerektiğini belirten Tuncay, kahvaltıdan gün içi öğün planlamasına kadar önemli uyarılarda bulundu. Ramazan Bayramında kahvaltıdan itibaren öğünlere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Hasan Tuncay, "Ramazan ayıda uzun süreli bir açlık dönemi oluyor. Gün boyunca hiçbir şey yemeyip akşamları belirli kısıtlı saatlerde beslenmek zorunda kalıyoruz. Ondan sonra sahura kalkıp, bir şeyler yiyip ondan sonra uyuyoruz. Bu bizim vücudumuzun ritmini değiştiriyor. Doğal olarak hormonlarımız da bu süreçten etkileniyor. 30 gün boyunca hormonlarımız bu süreçten etkilendiği için bayram süreci de biraz daha geçiş dönemi olacağı için birden yüklenmemek adına uymamız gereken bazı kurallar var. Öncelikle bayram günü, sabah kalktığımızda çok ağır olmayacak şekilde kahvaltımızı yapacağız. Peynirimizi, yumurtamızı, bol sebzemizi tüketeceğiz. Yanında mutlaka ekmeğimiz de olacak. Kan şekerimizi belirli bir seviyeye kadar yükselteceğiz ki direkt tatlı isteğimiz olmasın. Sonuçta 30 gün boyunca sadece sahur yapıldı ve iftar açıldı. Bu süreçte vücudu kahvaltıya hazırlamamız gerekiyor. Onun dışında yüksek miktarda şeker içeren, bal, reçel, pekmez gibi tatlılar tüketmeyeceğiz. Çünkü zaten gün içerisinde şekerlemeler ve şeker tatlıları tüketeceğimiz için kahvaltıda bunları tercih etmesek daha sağlıklı olur" dedi. Diyetisyen Tuncay, "Normalde bizim diyetimizde, sağlıklı proteinlere yer verdiğinizde, peynir yumurta ve etimizi düzenli bir şekilde yediğimizde, ekmek grubu ve sebzeleri düzenli bir şekilde yediğimizde kan şekerimiz sağlıklı seyrediyor. Kahvaltıyı bu şekilde yaptıktan sonra gün içerisinde ekstra ürün öğün koymadan ya da kullandığımız öğünlerden ekmeği, makarnayı, çorbayı ve pilavı çıkararak şerbet ve tatlılardan aldığımız en azından şekeri biraz olsun dengeleyebiliriz. Tabi normal günlerde önerdiğimiz bir beslenme şekli değil, bayrama özel. 30 gün boyunca beslenme kısıtıyla yaşadığımız için bayram sürecini ‘tatlı yemeyin’ diyerek geçiştiremeyiz. Mutlaka tatlılar yenilecek. Ama bunu nasıl dengelememiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Mümkünse öğlen vakitlerinde şeker, şerbet tatlılarını tüketelim. Akşam vakitlerine kalmasın. Bazen metabolik hızımız yavaşladığı için akşam saatlerinde yediğimiz tatlının bize zarar verme ihtimali daha yüksek, karaciğerde yağa dönüşme ihtimali daha yüksek. Sonraki gün yine şekerli şerbetli tatlılar yiyeceksek eğer bu kurallara uyarak, gün içerisinde tükettiğimiz özellikle basit karbonhidratlardan uzak durarak, ekmeği, pilavı, makarnayı, çorbayı ve meyveyi kısarak, sebze ve proteinle beslenerek bu süreci geçirebiliriz" diye konuştu.
Terörsüz Türkiye süreciyle 30 yıl sonra aynı noktada 18 Mart töreni
18 Mart 2026 Çarşamba - 14:49 Terörsüz Türkiye süreciyle 30 yıl sonra aynı noktada 18 Mart töreni Terörsüz Türkiye sürecinin etkisiyle Tunceli’de 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü kapsamında 30 yıl aradan sonra ilk kez Yeraltı Çarşısı üstünde çelenk sunma töreni düzenlendi. Tunceli’de 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitlerini Anma Günü yıl dönümü kapsamında anlamlı bir tören gerçekleştirildi. Kentte en son 18 Mart 1996 tarihinde Yeraltı Çarşısı üstünde düzenlenen Atatürk Anıtı’na çelenk sunma töreni, aradan geçen 30 yılın ardından yeniden aynı noktada yapıldı. Terörsüz Türkiye sürecinin sağladığı güven ve huzur ortamının etkisiyle şehir merkezinde gerçekleştirilen çelenk sunma töreni, Tunceli’nin geldiği noktayı gözler önüne serdi. Törenin ardından program, Munzur Üniversitesi Konferans Salonu’nda devam etti. Burada günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı 4’üncü Komando Tugay Komutanlığı Topçu Üsteğmen İbrahim Esli yaptı. Esli konuşmasında, "Kutsal vatan topraklarının bölünmez bütünlüğü, milletimizin egemenlik ve bağımsızlığı uğruna canlarını feda eden isimlerini kalbimize yazdığımız aziz şehitlerimizi bu anlamlı günde bir kez daha rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Aynı zamanda bugün, 111 yıl önce 18 Mart 1915’te şanlı ordumuzun Çanakkale’nin geçilemeyeceğini tüm dünyaya gösterdiği destansı bir zaferin Çanakkale Deniz Zaferinin yıldönümüdür. Tün yokluk ve imkansızlıklara rağmen milletimizin kahraman evlatlarının emsalsiz fedakarlıklarıyla kazanılan bu zafer milli mücadelemize ilham verirken Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda çok önemli bir kronometre taşı olmuştur" ifadelerini kullandı. Programa; Tunceli Valisi ve Belediye Başkan Vekili Şefik Aygöl, Garnizon Komutanı 4’üncü Komando Tugay Komutan Vekili P. Albay Ali Alper Bozkurt, Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Bülent Baykal, İl Emniyet Müdürü Kazım Günay Demiralay, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Tunceli’de bayram öncesi sıkı denetim
17 Mart 2026 Salı - 15:54 Tunceli’de bayram öncesi sıkı denetim Tunceli’de Ramazan ayının son günlerine yaklaşılırken, vatandaşların güvenli ve sağlıklı alışveriş yapabilmesi amacıyla denetimler yoğunlaştırıldı. Valilik koordinesinde yürütülen çalışmalara Ticaret İl Müdürlüğü, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Tunceli Belediyesi, Defterdarlık ve diğer ilgili kurumlar da destek verdi. Özellikle bayram öncesi artan alışveriş hareketliliği dikkate alınarak gerçekleştirilen denetimlerde; zincir marketler, restoranlar, kafeler, kasaplar, fırınlar ve benzeri işletmeler tek tek incelendi. Fiyat etiketi, gıda güvenilirliği, kasa-raf uyumu, ürünlerin mevzuata uygunluğu ve haksız fiyat artışına yönelik kapsamlı kontroller yapıldı. Tüketicinin korunması ve piyasada adil rekabetin sağlanması hedeflenen denetimlerde çok sayıda ürün incelenirken, mevzuata aykırı davranan işletmelere idari yaptırımlar uygulandı. "Denetimlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz" Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Tunceli Ticaret İl Müdürü Kayahan Topal, "Ramazan ayının sonlarına geldiğimiz bugünlerde Ticaret Bakanlığı ve Tunceli Valiliği’nin talimatlarıyla özellikle Ramazan ayında denetimlerimizi paydaş kurumlarımızla beraber yoğun bir şekilde artırarak devam ettirdik. Bayram öncesi vatandaşlarımızın mağdur olmaması adına yine paydaş kurumlarımızla birlikte ortak denetimler gerçekleştirdik. Bu kapsamda başta zincir marketler olmak üzere restoran, kafe, kasap, fırın ve benzeri işletmelerde fiyat etiketi, kasa-raf uyumu, haksız fiyat artışına yönelik denetimlerimizi yaptık. Ticaret İl Müdürlüğü olarak Ramazan ayında 144 firmada toplam bin 994 ürünü denetledik. Mevzuata aykırı uygulamalarını tespit ettiğimiz 6 firmaya idari yaptırım uyguladık, 1 firmaya ise haksız fiyat artışı yaptığı kanaatine vararak bakanlığımızın Değerlendirme Kuruluna sevk ettik. Yine bayram öncesinde Tunceli Ticaret İl Müdürlüğü’nün yanı sıra Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüz, Tunceli Belediyemiz, defterdarlığımız ve zaman zaman diğer kurumlarımızın da destekleriyle denetimlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Vatandaşlarımız yaşamış oldukları olumsuzlukları 175 numaralı telefon hattından, Haksız Fiyat artışı mobil uygulamasından ve CİMER üzerinden bizlere bildirebilirler" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Gıda ve Yem Şube Müdürü Akan Yöndem ise "Cumhurbaşkanımızın sağlıklı nesiller vizyonu doğrultusunda Tarım ve Orman Bakanlığı ve valiliğimizin koordinesindeki kurum ve kuruluşlarla beraber bugün yaptığımız denetimlerde ‘tarladan sofraya sıfır risk’ ilkesiyle vatandaşlarımızın güvenilir gıdaya ulaşması adına denetimlerimiz devam etmektedir" dedi.