Yerel Haberler
Tunceli
18 Nisan 2026 Cumartesi - 21:18 Gülistan’ın annesi Bedriye Doku: "Adalete inanıyorum" Tunceli’de Gülistan Doku soruşturması kapsamında Mustafa Türkay Sonel’in tutuklanmasının ardından anne Bedriye Doku, "Adalete inanıyorum. Müebbet ve idam versin. Bundan sonra devlete, aileye, kadına, öğrenciye kimse cesaret etmesin. Zarar vermesin" dedi. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında toplamda 10 kişi tutuklanırken 3 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verilmişti. Son tutuklanan isim ise dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel oldu. Tutuklamanın ardından anne Bedriye Doku açıklamalarda bulundu. Adliye önünde bekleyen Bedriye Doku, "Kızım Türkiye’nin kızıdır. Adalet yerini bulsun. Adalet yerini bulmasa ne önü ne arkası, sonu gelmeyecek. İnşallah adet yerini bulur. İnşallah Ebru savcı gibi savcılar çıkar. Öncelikle Ebru savcı olmak üzere kimin vicdanı varsa hepsine teşekkür ederim. Benim kızımın cenazesi zaten kalmadı. Kızımın kemikleri de inan ki yakılmış. Bu benim tahmindir. Benim kızımın bir mezarı olsun belki bir Fatiha okurum. Devlete ve adalet teslim edeceğim. Adalete inanıyorum. Müebbet ve idam versin. Bundan sonra devlete, aileye, kadına, öğrenciye kimse cesaret etmesin. Zarar vermesin" diye konuştu.
Şair ve yazarların kayıp eserleri asırlar sonra gün yüzüne çıkıyor
27 Eylül 2025 Cumartesi - 12:44 Şair ve yazarların kayıp eserleri asırlar sonra gün yüzüne çıkıyor Türk edebiyatına yön vermiş önemli müelliflerin kayıp eserleri, Doç. Dr. İlyas Kayaokay’ın çalışmalarıyla yeniden gün yüzüne çıkıyor. Munzur Üniversitesi TÖMER Müdürü ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi olan Doç. Dr. İlyas Kayaokay, akademik çalışmalarının yanı sıra el yazma eser koleksiyoneri olarak da tanınıyor. Henüz 31 yaşında doçent unvanı alan Kayaokay, bugüne kadar 15 kitap ve 140’dan fazla akademik makaleye imza attı. Kayaokay, ayrıca uzun yıllardır sahaf, müzayede ve çeşitli koleksiyonlardan Osmanlı dönemine ait eserler toplamaya devam ediyor. Arşivinde 200 yıllık altın varaklı tezhipli Kur’an nüshası, şair divanları, cönkler, mecmualar ve risaleler gibi yüzlerce el yazma bulunuyor. Kayaokay, bu eserleri akademik yayınlarla literatüre kazandırıyor. Koleksiyonundaki yazmalar hakkında bilgi veren Doç. Dr. Kayaokay, "Bugün Yazma Eserler Kurumu veri tabanında kayıtlı 640 bin civarında yazma ve matbu eser vardır. Kanaatimce kayıt dışı olan eser ve belgelerle birlikte bu sayı 3 milyonu aşmaktadır. Yaklaşık 8 yıldır akademik çalışmalarımın temelini kütüphanelere intikal etmemiş bu yazmalar teşkil etmektedir. Sahaflardan, müzayedelerden, koleksiyonerlerden bazen de köylerden el yazma ve eski basma eser toplamaktayım. Her eseri alamıyorum umumiyetle ünik nüsha dediğimiz nadide yazmaları almaya çalışıyorum. Ekseriyeti yalnızca şahsî kütüphanemde yer alan kırk kadar ünik nüsha mevcuttur. İçlerinde müellif hattı dediğimiz bizzat yazarın kendi eliyle yazdığı bir kısmı literatürde kayıp olarak addedilen eserler de mevcuttur. Tabi bunların pek çoğunu ilmî çalışmalarla neşrettim" dedi. "İlk defa toplu şekilde yayımlamak da bize nasip oldu" Pir Sultan Abdal ve Yeminî’nin yeni şiirleri ve Tevfik Fikret’in Ahmed Şuayb için yazdığı mersiyeden bahseden Doç. Dr. Kayaokay, "Yakın zamanda aldığım bir Alevî-Bektaşî cönkü içerisinde, yaşadığımız coğrafyanın Yedi Ulu Ozan’ı arasında gösterilen Pir Sultan Abdal’ın daha evvel hiçbir kaynakta yayımlanmamış bir manzumesini buldum. H.1230/M.1814-15 yılında istinsah edilmiş 18 sayfalık bu cönkteki şiir, devriyye türünde ve 11’li hece ölçüsüyle yazılmış beş bendlik bir nefestir. Muhtemelen bir Alevî-Bektaşî’nin tertip ettiği bu cönkte, Fazilet-nâme adlı eseriyle meşhur Yeminî’nin de bilinmeyen bir gazeli bulunmaktadır. Yeminî’nin başka cönk ve mecmualarda tespit edebildiğim şiirlerini ilk defa toplu şekilde yayımlamak da bize nasip oldu. Ayrıca Recep Vahyî’nin bizzat kendi eliyle yazdığı, bugüne kadar kayıp olarak bilinen İhtisâsât adlı eseri içinde Tevfik Fikret’in hiçbir şiir külliyatına girmemiş bir şiirini de keşfettim. Bu şiir, terza-rima şeklinde yazılmış 12 üçlükten oluşmaktadır. Mezkur manzume, 15 Aralık 1910 tarihinde henüz 34 yaşındayken ani bir apandisit rahatsızlığından vefat eden Servet-i Fünûn devrinin meşhur münekkitlerinden Ahmed Şuayb için kaleme alınmış bilinmeyen bir mersiyedir" şeklinde konuştu. "Ülkemizdeki yazma eserler bizim millî hazinemizdir" Doç Dr. Kayaokay, "Şimdi yeni aldığımız bu mecmuada da birkaç şairin yanı sıra Aziz Mahmud Hüdayî’nin yayımlanmamış şiirleri olduğunu görüyoruz. İnşallah yakın zamanda bu ve diğer yazmaları da ilim âlemine tanıtacağız. Ülkemizdeki yazma eserler bizim millî hazinemizdir; bunları korumak, gün yüzüne çıkarmak ve yurtdışına kaçırılmasını önlemek vatani bir vazifedir" dedi.
Şair ve yazarların kayıp eserleri asırlar sonra gün yüzüne çıkıyor
27 Eylül 2025 Cumartesi - 11:35 Şair ve yazarların kayıp eserleri asırlar sonra gün yüzüne çıkıyor Türk edebiyatına yön vermiş önemli müelliflerin kayıp eserleri, Doç. Dr. İlyas Kayaokay’ın çalışmalarıyla yeniden gün yüzüne çıkıyor. Munzur Üniversitesi TÖMER Müdürü ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi olan Doç. Dr. İlyas Kayaokay, akademik çalışmalarının yanı sıra el yazma eser koleksiyoneri olarak da tanınıyor. Henüz 31 yaşında doçent unvanı alan Kayaokay, bugüne kadar 15 kitap ve 140’dan fazla akademik makaleye imza attı. Kayaokay, ayrıca uzun yıllardır sahaf, müzayede ve çeşitli koleksiyonlardan Osmanlı dönemine ait eserler toplamaya devam ediyor. Arşivinde 200 yıllık altın varaklı tezhipli Kur’an nüshası, şair divanları, cönkler, mecmualar ve risaleler gibi yüzlerce el yazma bulunuyor. Kayaokay, bu eserleri akademik yayınlarla literatüre kazandırıyor. Koleksiyonundaki yazmalar hakkında bilgi veren Doç. Dr. Kayaokay, "Bugün Yazma Eserler Kurumu veri tabanında kayıtlı 640 bin civarında yazma ve matbu eser vardır. Kanaatimce kayıt dışı olan eser ve belgelerle birlikte bu sayı 3 milyonu aşmaktadır. Yaklaşık 8 yıldır akademik çalışmalarımın temelini kütüphanelere intikal etmemiş bu yazmalar teşkil etmektedir. Sahaflardan, müzayedelerden, koleksiyonerlerden bazen de köylerden el yazma ve eski basma eser toplamaktayım. Her eseri alamıyorum umumiyetle ünik nüsha dediğimiz nadide yazmaları almaya çalışıyorum. Ekseriyeti yalnızca şahsî kütüphanemde yer alan kırk kadar ünik nüsha mevcuttur. İçlerinde müellif hattı dediğimiz bizzat yazarın kendi eliyle yazdığı bir kısmı literatürde kayıp olarak addedilen eserler de mevcuttur. Tabi bunların pek çoğunu ilmî çalışmalarla neşrettim" dedi. "İlk defa toplu şekilde yayımlamak da bize nasip oldu" Pir Sultan Abdal ve Yeminî’nin yeni şiirleri ve Tevfik Fikret’in Ahmed Şuayb için yazdığı mersiyeden bahseden Doç. Dr. Kayaokay, "Yakın zamanda aldığım bir Alevî-Bektaşî cönkü içerisinde, yaşadığımız coğrafyanın Yedi Ulu Ozan’ı arasında gösterilen Pir Sultan Abdal’ın daha evvel hiçbir kaynakta yayımlanmamış bir manzumesini buldum. H.1230/M.1814-15 yılında istinsah edilmiş 18 sayfalık bu cönkteki şiir, devriyye türünde ve 11’li hece ölçüsüyle yazılmış beş bendlik bir nefestir. Muhtemelen bir Alevî-Bektaşî’nin tertip ettiği bu cönkte, Fazilet-nâme adlı eseriyle meşhur Yeminî’nin de bilinmeyen bir gazeli bulunmaktadır. Yeminî’nin başka cönk ve mecmualarda tespit edebildiğim şiirlerini ilk defa toplu şekilde yayımlamak da bize nasip oldu. Ayrıca Recep Vahyî’nin bizzat kendi eliyle yazdığı, bugüne kadar kayıp olarak bilinen İhtisâsât adlı eseri içinde Tevfik Fikret’in hiçbir şiir külliyatına girmemiş bir şiirini de keşfettim. Bu şiir, terza-rima şeklinde yazılmış 12 üçlükten oluşmaktadır. Mezkur manzume, 15 Aralık 1910 tarihinde henüz 34 yaşındayken ani bir apandisit rahatsızlığından vefat eden Servet-i Fünûn devrinin meşhur münekkitlerinden Ahmed Şuayb için kaleme alınmış bilinmeyen bir mersiyedir" şeklinde konuştu. "Ülkemizdeki yazma eserler bizim millî hazinemizdir" Doç Dr. Kayaokay, "Şimdi yeni aldığımız bu mecmuada da birkaç şairin yanı sıra Aziz Mahmud Hüdayî’nin yayımlanmamış şiirleri olduğunu görüyoruz. İnşallah yakın zamanda bu ve diğer yazmaları da ilim âlemine tanıtacağız. Ülkemizdeki yazma eserler bizim millî hazinemizdir; bunları korumak, gün yüzüne çıkarmak ve yurtdışına kaçırılmasını önlemek vatani bir vazifedir" dedi. (FD-CK-
Tunceli deprem ve afetlere ’Damla Modeli’ ile hazırlanıyor
26 Eylül 2025 Cuma - 11:04 Tunceli deprem ve afetlere ’Damla Modeli’ ile hazırlanıyor Tunceli AFAD İl Müdürlüğü, deprem ve afetlere hayata geçirdiği "Damla Modeli" ile hazırlanıyor. Uygulama kapsamında 600 gönüllü, vatandaşları doğrudan bilgilendirip, eğitim veriyor. Tunceli, üç tarafı aktif fay hatlarıyla çevrili olmasının yanı sıra kaya düşmesi, heyelan ve çığ gibi afet riskleriyle de dikkat çeken iller arasında yer alıyor. Bu riskler karşısında afetlere hazırlığı artırmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Tunceli AFAD İl Müdürlüğü, 2025 yılında ’Damla Modeli’ adını verdiği yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Model kapsamında STK, dernekler ve kamu kurumlarının arama-kurtarma ekiplerinden 600 gönüllü sahaya inerek, doğrudan vatandaşlara eğitim veriyor. Tunceli’deki afete hazırlık çalışmaları hakkında bilgi veren AFAD İl Müdürü Veysi Kaya, afet öncesinde alınan önlemlerin önemine dikkat çekerek, "Depreme istediğimiz kadar hazırlık yapalım afet öncesinde gerçekleştirdiğimiz iyileştirmeler, afet anında yapacağımız çalışmalardan 15 kat daha etkili oluyor" dedi. Kaya ayrıca, özellikle yolları afete açık bölgelerden geçen Pülümür ve Ovacık ilçelerine özel planlar hazırlandığını, çadır ve konteyner stoklarının artırıldığını ve jandarma ile emniyet personelinin arama-kurtarma eğitimlerinin yoğunlaştırıldığını açıkladı. "Üç tarafımız deprem fay hatlarıyla çevrilmiş durumda" Kaya, "Kamu kurumları olarak ‘Tunceli depreme hazır’ diyebiliriz. Lakin depreme hazırlık sadece kamu kurumlarıyla olmaz. Bu işi vatandaşlarımızla birlikte yürütmemiz lazım. Geçen yıl kapı kapı dolaşarak bir model seçmiştik. Bütün ilçelerimize çıkarma yaptık. Bu hususta bu yılki planımız da ‘Damla Modeli’ olarak adlandırdığımız, yaklaşık 600 gönüllümüz, derneklerimiz, STK’lar, kamu kuruluşlarındaki arama kurtarma ekiplerinin sahaya inerek bizzat vatandaşlarımızı bilgilendirmesidir. Eğitimler çok önemli ve süreklilik gerektiren bir şey. Afet farkındalık eğitimlerinin gerçekten ‘bir kere yaptım, bir sene yaptım durayım’ deme şansınız yok. Her yıl tekrarlamamız gerekiyor. Tunceli de jeopolitik konum gereği bütün afetlerin görüldüğü bir il. Özellikle kaya düşmesi, heyelan, çığ gibi diğer afetler var. Üç tarafımız deprem fay hatlarıyla çevrilmiş durumda. Bu konjektörde ne yaptığımızın üzerinde durmak istiyorum. Afet öncesi farkındalık eğitimlerimizin süreklilik arz etmesi gerekiyor. Bu hususta her gün yeni bir plan yapıyoruz. Gelecek yılki planımız da köylere inmek olacak. Özellikle nüfusu 20’nin üzerinde olan köylerimizle özel çalışacağız. Önce onlar kendi kendilerine yetecekler. Ardından diğer köylere yardıma gidecek bir planımız hazır şu anda. Gelecek yıl onu kullanacağız" diye konuştu. "Deprem önceliği yapacağımız bir hazırlık deprem sırasında yapacağımız herhangi bir işlemden 15 katı fark ediyor" Bu yıl Damla Modeli’ni sürdürdüklerini aktaran Kaya, "Bunun dışında muhtemel bir afet durumunda özellikle Pülümür ve Ovacık ilçelerimiz çok kritik noktalarda. Buralara giden yolların tamamı afete maruz bölgelerle dolu. 1992 yılında Erzincan’da yaşanan deprem nedeniyle 3 gün boyunca Pülümür yolunun kapalı olduğunu biliyoruz. Diğer bölgelerden farklı olarak Ovacık ve Pülümür’e acil durumlarda kullanılmak üzere konteyner, arama kurtarma malzemeleri yerleştirdik. Ayrıca orada jandarma eliyle 3’er tim oluşturduk. 2 tim arama kurtarma yapacak, 1 tim ise geçici barınma alanlarından sorumlu olacak. Bugün depreme istediğimiz kadar hazırlık yapalım, deprem öncesi yapacağımız bir hazırlık deprem sırasında yapacağımız herhangi bir işlemden 15 katı fark ediyor. Öncesinde yapacağımız özellikle konut stoku, iyileştirme gibi çalışmaları eğer afet öncesinde gerçekleştirirsek, afet sonrasında 15 katına tekabül ediyor. 2019 yılında başkanlığımızın ‘Bütünleşik Afet Modeli’ne geçmesiyle artık krizleri yöneten bir ülke olmaktan çıkıp, riskleri yöneten bir ülke olmayı hedefledik ve burada da çok sağlam adımlar attık. Tunceli genelinde neredeyse bütün afetler görülüyor. Biz bu hususta diyoruz ki ‘afet olmadan önce gereğini yapalım.’ Bunun birinci basamağı eğitimler, ikinci basamağı da yapı stokunun güncellenmesi. Büyük bir çalışma başlatıyoruz. 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde ilimizde bina yıkılmamasına rağmen biz yine de çalışmalarımızı yaptık. Ağır hasarlı yapılarımızı tespit ettik, onların dönüşümüne hızla başladık. İlimizde iyileştirme çalışmaları kapsamında binin üzerinde konut yapılıyor. 2020 ve 2023’ü toplarsak 2 binin üzerinde konut yapılacak. Yapı stoku yeterli olmayan bir ilden bahsediyoruz. Ayrıca coğrafi konum gereği yaşanacak büyük bir afette yollarımızın kapanma ihtimalini değerlendiriyoruz" şeklinde konuştu. "Bütün ilçelerimizde 200’ün üzerinde çadır stokladık" Afete müdahale kısmı çalışmalarını anlatan Kaya, "Müdahale kısmıyla ilgili çok çeşitli çalışmalar yaptık. Pülümür ve Ovacık ilçelerinin 2-3 gün boyunca yollarının kapalı olacağını tahmin ederek, o bölgeler için özel planlar yaptık. Ovacık ilçemizde 2023 yılında yaptığımız konteyner kentimiz duruyor, hazine arazisi olması nedeniyle kaldırmayı düşünmüyoruz. Pülümür de aynı şekilde. Bütün ilçelerimizde 200’ün üzerinde çadır stokladık. Ayrıca öğretmenlerimizin tamamına yaşanabilecek afet sonrası barınma alanlarının yönetimi noktasında görevlendirme yaptık. Bütün kaymakamlıklarımıza muhtemel bir afet durumunda nasıl davranmaları gerektiğini, önceliklerini belirleyecek yazılar yazdık. Bu noktada en büyük gücümüz jandarma ve emniyet teşkilatımız. Yaklaşık 2 bin jandarma personelimiz arama kurtarma eğitimi aldı, emniyetten de 500-600’ün üzerinde arama kurtarma eğitimi alan personelimiz var. Bütün kamu kurum ve kuruluşları tek vücut halinde hareket ediyorlar. Bu tabii ki olması gereken bir şey ama afetlerde buna daha çok ihtiyacımız oluyor. Yaşanabilecek bir kaos ortamını hızlı bir şekilde ekarte etmemiz için eğitimlerimizi sıklaştırıyoruz. Burada en büyük avantajımız bizi diğer kurum ve kuruluşların desteklemesi. Aynı desteği vatandaşlardan da bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Sönmez: "Uzun süre hareketsiz kalmak, büyük pıhtılar atmasına ve ani ölümlere sebep olabiliyor"
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:00 Kardiyoloji Uzmanı Dr. Sönmez: "Uzun süre hareketsiz kalmak, büyük pıhtılar atmasına ve ani ölümlere sebep olabiliyor" Kardiyoloji Uzmanı Dr. Emre Sönmez, uzun süre hareketsiz kalmanın akciğer pıhtısına ve dolayısıyla ani ölümlere sebep olabileceğini belirtti. Dr. Sönmez, "Bacak toplardamarlarında pıhtılaşma meydana geliyor ve buradan kopan pıhtılar akciğer damarları üzerinden akciğere atabiliyor. Bazen büyük pıhtılar ani ölümlere sebep olabiliyor" dedi. Uzun süre hareketsiz kalmak, özellikle de 4 saat ve üzeri oturmak bacak toplardamarlarında pıhtı oluşumuna yol açıyor. Tunceli Devlet Hastanesi’nde görev yapan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Emre Sönmez, bu pıhtıların akciğere atarak ani ölümlere sebep olabileceğini ifade etti. Kanser hastaları, gebeler, ileri yaştakiler, şoförler ve uzun yolculuk yapmak zorunda kalanların daha yüksek risk taşıdığını ifade eden Dr. Sönmez, akciğere pıhtı atması durumunda göğüs ağrısı ve nefes alırken batma gibi şikayetlerin ortaya çıktığını söyledi. Uzman Dr. Sönmez akciğere pıhtı atması durumu ilerlediğinde akciğer tansiyonu, nefes darlığı, sağ kalp yetmezliği, ayaklarda şişlik ve sık hastane yatışlarının yaşandığını vurguladı. Basit önlemlerle riskin azaltılabileceğini de hatırlatan Sönmez, yarım saatte bir kalkıp 2-3 dakika yürünmesi gerektiğini, Dünya Sağlık Örgütü’nün de 8 saatten fazla oturmayı bir sigara içmek kadar zararlı gördüğünü kaydetti. "Büyük pıhtılar ani ölümlere sebep olabiliyor" Büyük pıhtıların özellikle ileri yaşlarda oldukça tehlikeli olabileceğini belirten Uzman Dr. Emre Sönmez, "Kişilerde uzun süre oturunca, özellikle 8 saatin ya da 4 saatin üzerinde uzun süre oturmanın bacak damarlarında, toplardamarlarda pıhtılaşma yapar. Özellikle risk faktörü olan, kanser rahatsızlığı, gebe, şoför, 4 saatten uzun süre oturarak yolculuk yapması gereken yolcular ileri yaştalarsa bacak toplardamarlarında pıhtılaşma meydana geliyor ve buradan kopan pıhtılar akciğer damarları üzerinden akciğere atabiliyor. Bazen büyük pıhtılar ani ölümlere sebep olabiliyor" diye konuştu. "Bizim için çok üzücü, hasta için de oldukça yorucu ve olumsuz bir sürece doğru gidiyor" Akciğere pıhtı atması durumunda görülen belirtileri paylaşan, hastalığın ilerlemesi halinde hastane yatışlarının sıklaştığını ifade eden Dr. Sönmez, bu durumun hem doktorlar hem de hastalar için oldukça zor ve üzücü bir süreç olduğunu belirtti. Uzman Dr. Emre Sönmez, "Bir akciğere pıhtı atma hadisesinde kişi ‘göğüs ağrısı, nefes alırken batma’ şikayetiyle başvuruyor. Böyle bir göğüs ağrısı tablosunda şüphelendiğimiz bazı bulgular var. Bunlar için EKG, EKO gibi testlere bakıyoruz ve kişide BT Anjiyo dediğimiz tetkik yapıyoruz. Akut pulmoner emboli (pıhtılaşma) teşhisini koyduğumuzda göğüs hastalıklarıyla beraber ilgili tedavisine başlıyoruz. Eğer hasar kalıcı olursa akciğer, tansiyon, nefes darlığı, efor dispnesi gibi bozukluklar olabiliyor. Yani kişi artık yol ürüyünce, yokuş çıkınca, efor harcadığında nefes nefese kalıp çabuk yorulabiliyor. Bu da ilerleyen dönemlere akciğer hipertansiyona sebep olduğunda ve gerekli tedavileri almadığında çok sık hastane yatışları, sağ kalp yetmezliği, sağ kalp yetmezliğine bağlı ayaklarda şişlik, boyun venözlerinde dolgunluk ve bundan dolayı sık sık vücut akciğer ve bacaklardaki toplardamarlarda ödem tablosuyla hastane yatışları oluyor. Bu da bizim için çok üzücü, hasta için de oldukça yorucu ve olumsuz bir sürece doğru gidiyor" şeklinde konuştu. "Yarım saatte bir en az 2 ila 3 dakika kalkıp yürümeliyiz" Alınması gereken önlemler hakkında bilgi veren Sönmez, "Özellikle yarım saatte bir en az 2 ila 3 dakika kalkıp yürümeliyiz. Bu konuya dair yapılan çalışmalar, 30 dakikada bir 2-3 dakikalık yürüme egzersizi, esneme gerilme egzersizleri yapıldığında bile bu olumsuz tabloyu azalttığını gösteriyor. Hatta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve kardiyoloji derneklerinin kılavuzlarında şöyle bir bilgi geçiyor, ‘kişinin 8 saatten fazla oturması gereken bir durumla karşı karşıya kalması durumu bir sigara içmek kadar sağlığa zararlıdır’" ifadelerini kullandı.
Tunceli’de öğrencilere Skolyoz taraması yapılmaya başlandı
24 Eylül 2025 Çarşamba - 19:57 Tunceli’de öğrencilere Skolyoz taraması yapılmaya başlandı Tunceli’de yürütülen "Okullarda Skolyoz (Omurga Eğriliği) Tarama Programı" kapsamında ortaokullarda, öğrencilere yönelik Skolyoz taraması yapılmaya başlandı. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü ve Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle Okullarda Skolyoz Tarama Programı başladı. Bu çerçevede öğrencilere yönelik taramaların ilki Cumhuriyet Ortaokulu’nda, Tunceli İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran ve Tunceli İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse’nin katılımıyla yapıldı. Skolyoz tarama programının uzun bir süre il genelinde ve bütün ilçelerde devam edeceği bildirildi. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü’nden konuya ilişkin olarak yapılan açıklamada, "Skolyoz, omurganın (belkemiğinin) önden veya arkadan bakıldığında düz bir hat üzerinde olması gerekirken sağa ya da sola doğru eğilmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Omurga çoğunlukla "C" veya "S" harfi şeklinde eğrilir. Bu rahatsızlık en sık çocukluk ve ergenlik döneminde görülür. Skolyoz çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilir. Ancak dikkat edilmesi gereken bulgular şunlardır omuzlarda yükseklik farkı, kalçalarda asimetri (eşitsizlik), öne eğilme testinde sırtta tek taraflı kabarıklık, vücudun yana doğru eğilmiş görünmesi, giysilerin vücuda asimetrik oturması, ilerleyen vakalarda sırt ve bel ağrısı ile nefes darlığıdır. Skolyoz erken dönemde fark edilmediğinde ilerleyerek duruş bozukluğuna, sırt ve bel ağrılarına, hatta ileri vakalarda solunum sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen tarama programı, öğrencilerimizin sağlıklı gelişimini korumak, riskleri zamanında belirlemek ve gerekli durumlarda ileri tedaviye yönlendirmek açısından büyük önem taşımaktadır. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü olarak, öğrencilerimizin sağlıklı büyümeleri ve geleceğe güvenle adım atabilmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz"denildi.