Yerel Haberler
Van
U15 Güreş Grup Müsabakaları Van’da başladı 26 Mart 2026 Perşembe - 16:47:23 Türkiye Güreş Federasyonu 2026 yılı faaliyet programında yer alan U15 Grekoromen ve Serbest Güreş Grup Müsabakaları Van’da başladı. Van Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ev sahipliğinde Nur Tatar Spor Salonu’nda düzenlenen organizasyona Türkiye’nin 34 farklı ilinden toplam 480 genç sporcu katılım sağladı. 29 Mart tarihine kadar sürecek olan kıyasıya mücadelelerde, dereceye giren güreşçiler Türkiye şampiyonasına katılma hakkı kazanacak. Törende konuşan Van Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Tosun, organizasyona ev sahipliği yapmaktan duydukları mutluluğu ifade ederek, "Ata sporumuz güreş; milletimizin gücünü, azmini ve karakterini yansıtan önemli değerlerimizden biridir. Bu mirası yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur" dedi. Van Valisi Ozan Balcı’nın himayelerinde spor alanında önemli gelişmelerin kaydedildiğini dile getiren Tosun, "Yapılan yatırımlar ve sağlanan desteklerle gençlerimizin spora yönelmesi teşvik edilmektedir. Bu katkılarından dolayı valimize şehrimiz adına ve şehrimizin gençleri adına teşekkür ediyorum. Sevgili sporcular; bugün mindere çıkacak olan sizler, bu köklü mirasın gelecekteki temsilcilerisiniz. Mücadeleniz sadece kazanmak için değil; aynı zamanda centilmenlik, saygı ve disiplin içinde en iyi şekilde yarışmak için olacaktır. Bu organizasyon yalnızca bir müsabaka değil; aynı zamanda dostlukların kurulacağı ve tecrübelerin paylaşılacağı anlamlı bir buluşmadır. Organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, tüm sporcularımıza başarılar diliyorum. Müsabakaların sakatlıksız, adil ve centilmence geçmesini temenni ediyorum" diye konuştu.
26 Mart 2026 Perşembe - 15:23 Van TSO’dan bir ilk: UR-GE Projesi kabul edildi Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) tarafından hazırlanan ve Ticaret Bakanlığı destekleri kapsamında yürütülen Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) Projesi kabul edildi. 26 firmanın yer alacağı kümelenme projesi kapsamında firmalar devlet desteklerinden daha etkin faydalanabilecek, pazarlama kapasiteleri geliştirebilecek ve ihracat potansiyellerini arttırabilecek. Projenin kabul edilmesi ile ilgili bir açıklama yapan Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, projenin bir ilk olduğunu söyledi. Başkan Takva, "Odamız tarafından hazırlanan ve Ticaret Bakanlığı destekleri kapsamında yürütülen Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) Projesi kabul edildi. İnşaat ve yapı malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren 26 üyemizin yer aldığı söz konusu kümelenme projesi; firmaların uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmayı hedeflemektedir. Van TSO öncülüğünde hayata geçirilen ve bir ilk olma özelliği taşıyan proje; firmaların devlet desteklerinden daha etkin faydalanması, pazarlama kapasitelerinin geliştirilmesi ve ihracat potansiyellerinin artırılması amacıyla hayata geçirilmiştir" dedi. UR-GE kapsamında sunulan proje ile firmaların ihtiyaç analizlerinin yapılacağı, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sağlanacağı, ayrıca yurtdışı pazarlama faaliyetleri kapsamında; fuar ziyaretleri, ticaret heyetleri ve alım heyetleri organize edileceğini açıklayan Takva, "UR-GE projeleri; aynı sektörde faaliyet gösteren firmaların ortak ihtiyaçlarını belirleyerek uluslararası düzeyde rekabetçiliklerini geliştirmeyi amaçlayan üç yıllık programlardır. Proje kapsamında yer alan firmalara; dış ticaret, satış ve pazarlama, finans, ihracat ve ticari istihbarat, inovasyon odaklı üretim, yalın dönüşüm, markalaşma, dijital pazarlama, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm, stratejik yönetim, kurumsallaşma, Ar-Ge yönetimi ve Endüstri 4.0 dönüşümü gibi birçok alanda eğitim ve danışmanlık hizmeti sunulacaktır" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 3 milyon dolara kadar destek sağlanması öngörülen proje kapsamında, giderlerin yüzde 75’inin hibe olarak karşılanacağını belirten Takva, bu desteğin önemli bir avantaj olduğunu söyledi. Takva, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Projenin ilk faaliyeti olarak uygulanan ihtiyaç analizi çalışması kapsamında; Japonya, Birleşik Krallık, Fas, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Kanada, Güney Afrika, Fransa, Almanya, Sırbistan hedef ülkeler olarak belirlenmiştir. Van’da ilk kez başlatılan söz konusu UR-GE projesi; pilot uygulama niteliği taşımakta olup, ilerleyen dönemlerde farklı sektörlere de yaygınlaştırılması planlanmaktadır. Kentimize, tüccar ve tacirimize ve genel iktisadi faaliyetlerimize fayda sağlayacak olan projenin tüm iş dünyamıza hayırlı olmasını temenni ederiz."
26 Mart 2026 Perşembe - 12:52 Vanlı anne: "Çocuklarımızın hayallerini çaldılar" Evlat nöbetindeki Vanlı anne Nazlı Sancar, yıllardır evlat mücadelesi verdiklerini belirterek, "Çocuklarımızın hayallerini çaldılar. Onların kalemini kırdılar. Bizim hayallerimizi çaldılar" dedi. Van’da terör örgütü PKK tarafından çocukları dağa kaçırılan ailelerin başlattığı evlat nöbeti devam ediyor. Ellerindeki Türk bayraklarıyla DEM Parti İl Başkanlığı önüne kadar sessiz bir şekilde yürüyen ve tek amaçlarının evlatlarına kavuşmak olduğunu belirten aileler, çocuklarına ‘teslim olun’ çağrısında bulundu. "Bu mücadele gurur verici bir mücadeledir" Eyleme kızı Şeyma için katılan Nazlı Sancar, 2019’dan beri haklı mücadelelerine devam ettiklerini belirterek, "Son nefese kadar da biz devam edeceğiz. Bu mücadele gurur verici bir mücadeledir. Evlat mücadelesidir. Bunun ötesi yoktur. Biz bu haklı mücadelemizden geriye adım atmıyoruz. Ölüsüyle dirisiyle biz sadece hakkımız olan doğurduğumuz evlatlarımızı istiyoruz. HDP’den, PKK’den başka bir şey istememişiz. Son nefese kadar da tek bir çocuk dağda kalana kadar biz bu haklı Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Geriye adım atmayacağız" dedi. "Gelin devlet güçlerimize teslim olun" "Son nefese kadar da bu kapıda (DEM Partisi) ayrılmayacağız" diyen Nazlı Sancar, şöyle devam etti: "Evlatlarımız bu kapıda gitmişti. Bu kapıda yine alacağız. Son nefese kadar da bu kapıdayız, geri adım atmıyoruz. Haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Buradan da bütün dağdaki çocukları seslenmek istiyorum. Gelin devlet güçlerimize teslim olun. Ceza yok, bir şey yok. Ne olur? Beni duyuyorsunuz, beni görüyorsunuz. Bu mücadele tek Şeyma için değil. Bütün dağdaki için, bütün akrabalarımız için, bütün torunlarımız için, bütün dünya için bütün anne ve babalar olarak biz bu mücadeleyi veriyoruz. Bu mücadele tek evladım için değil. Bütün evlatlar için bu mücadeleyi veriyorum. Benim canım yandı, benim yüreğim dağıldı, benim ciğerimi söküp götürdüler. Yıllardır ben gözyaşları döküyorum. Başka anneler gözyaşları dökmesin." "Kalem yerine silah verdiler" "Biz evlatlarımızı gömmeyelim, bu saatten sonra silahlarımızı gömelim" diyen anne Nazlı Sancar, "Yeter artık diyoruz. Evlatlarımız gelsin. Biz evlatlarımızın hasretinden artık kör olduk, hasta olduk, sağlığımızdan olduk. Bizim çocuklarımızın hayallerini çaldılar. Onların kalemini kırdılar. Bizim hayallerimizi çaldılar. Kol kanatlarımızı kırmışlar. Şeyma kızım eğer beni duyuyor ve görüyorsan, 2012’den beri ben senin peşindeyim. Senin peşini bırakmıyorum, bırakmam da. Ne olur kızım? Burada hasretle, özlemle seni bekliyorum. Gel devlet güçlerimize teslim ol. O silahı at onların yüzüne, senin kalemini kırdılar. Kalem yerinde silah verdiler. Sen de o silahı onların yüzüne vur, gel kaldığın yerde yine hayatını devam et" şeklinde konuştu.
26 Mart 2026 Perşembe - 11:44 Allı turnalar bu yıl Van’a erken geldi Van Gölü havzasının zarif misafirleri olarak bilinen flamingolar (Allı turnalar), bu yıl erken gelerek bölgeyi renklendirdi. Genellikle bahar aylarının ortasında görülmeye başlanan flamingoların Mart ayında Van Gölü havzasını şenlendirdi. Göçmen kuşların Kuzey Afrika’dan İran’a uzanan yolculuğunda en önemli konaklama merkezlerinden Van Gölü havzası, sulak alanlarıyla çok sayıda türden binlerce kuşu bünyesinde barındırıyor. Van’ın doğusunda yer alan, eşsiz doğal güzelliği ve biyolojik çeşitliliğiyle dikkat çeken Van Gölü havzası, her yıl olduğu gibi bu yıl da flamingoların göç yolculuğunda uğrak noktası oldu. Sürüler halinde göl çevresine inen allı turnalar, özellikle gün doğumu ve gün batımında oluşturdukları manzarayla adeta görsel şölen sundu. Van Gölü kıyılarında yoğunlaşan kuş hareketliliği, baharın erken habercisi olarak yorumlandı. Son yıllarda göç takvimlerinde yaşanan bu kayma, bölgedeki ekolojik dengede de dikkat çekici bir değişim olduğuna işaret ediyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Van’a ayrı bir güzellik katan allı turnalar, göç yolculukları boyunca uğradıkları bu eşsiz coğrafyada bir süre konakladıktan sonra yollarına devam edecek. "Van Gölü havzası sulak alan yönünden çok zengin" Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Rehabilitasyon merkezimiz Van Gölü havzasındaki bütün yaban hayvanlarının sorunlarıyla ilgileniyor. Ekolojik dengenin bozulmaması için doğal hayatın normal sirkülasyonunda devam etmesi için çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak yaban hayatın devamlılığını gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar yürütüyor. Van Gölü havzası sulak alan yönünden çok zengin olması dolayısıyla sucul habitat yönü önünden çok zengin. Göçmen kuşlar olsun, yerleşik kuşlar olsun bu bölgedeki sulak alanlarda yerleşmekte. Ama bayrak tür olarak her sene bahar sezonunun başlangıcında selam getiren Allı turnalar bu sene de selam getirdiler. Allı turnalar aslında Van Gölü havzasında birkaç yıldır göç etmeyen kafilelerle burada temsilcileri kalıyor. Bir grup flamingo, Van Gölü havzasındaki sulak alanlarında yaşayıp tekrar buradan kış sezonunda havalar soğumaya başlayınca göç ediyor. Bahar sezonunda da havalar ısınınca buraya geliyor. Ama geliş tarihlerinde mevsime bağlı olarak çeşitli tarihlerde buralara geliyor" dedi. "Allı turnaları artık iskele sahilinde de görebiliyoruz" Prof. Dr. Aslan, "En son Nisan’da gelen Allı turnalar, bu sene Mart’ın başında Erçek Gölü ile Gevaş ilçesindeki Göründü Sulak alanında konaklıyorlar. Allı turnalar artık park alanlarında, Edremit ve Tuşba ilçesine bağlı İskele Mahallesi sahiline artık selam getiriyor. Geçen senede göçerken bir kısım kafile selam götürürken yine onlarda piknik yapmaya gelen vatandaşlarımız Allı turnaları görebilmekteydi. Allı turnalar baharın gelmesi ile birlikte yine aynı yere İskele sahiline geldiler. Bu bize artık Van Gölü havzasının her tarafında, Van Gölü kıyısında bulunan sulak alanlarda Allı turnaları görmek mümkün olacak. Bu senede son yılların en çok Şubat’ta yağış alan bir sezonunu geçirdik. Sulak alanların bereketiyle bu ekolojik dengede de artık yaban hayatta da canlanmaya başladı. Bundan sonra canlılıkla Allı turnaların şahsında bütün sucul kuşları, ördekleri, kazları görebilmek mümkün olacak" diye konuştu.
U15 Güreş Grup Müsabakaları Van’da başladı
26 Mart 2026 Perşembe - 16:47 U15 Güreş Grup Müsabakaları Van’da başladı Türkiye Güreş Federasyonu 2026 yılı faaliyet programında yer alan U15 Grekoromen ve Serbest Güreş Grup Müsabakaları Van’da başladı. Van Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ev sahipliğinde Nur Tatar Spor Salonu’nda düzenlenen organizasyona Türkiye’nin 34 farklı ilinden toplam 480 genç sporcu katılım sağladı. 29 Mart tarihine kadar sürecek olan kıyasıya mücadelelerde, dereceye giren güreşçiler Türkiye şampiyonasına katılma hakkı kazanacak. Törende konuşan Van Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Tosun, organizasyona ev sahipliği yapmaktan duydukları mutluluğu ifade ederek, "Ata sporumuz güreş; milletimizin gücünü, azmini ve karakterini yansıtan önemli değerlerimizden biridir. Bu mirası yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur" dedi. Van Valisi Ozan Balcı’nın himayelerinde spor alanında önemli gelişmelerin kaydedildiğini dile getiren Tosun, "Yapılan yatırımlar ve sağlanan desteklerle gençlerimizin spora yönelmesi teşvik edilmektedir. Bu katkılarından dolayı valimize şehrimiz adına ve şehrimizin gençleri adına teşekkür ediyorum. Sevgili sporcular; bugün mindere çıkacak olan sizler, bu köklü mirasın gelecekteki temsilcilerisiniz. Mücadeleniz sadece kazanmak için değil; aynı zamanda centilmenlik, saygı ve disiplin içinde en iyi şekilde yarışmak için olacaktır. Bu organizasyon yalnızca bir müsabaka değil; aynı zamanda dostlukların kurulacağı ve tecrübelerin paylaşılacağı anlamlı bir buluşmadır. Organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, tüm sporcularımıza başarılar diliyorum. Müsabakaların sakatlıksız, adil ve centilmence geçmesini temenni ediyorum" diye konuştu.
Van TSO’dan bir ilk: UR-GE Projesi kabul edildi
26 Mart 2026 Perşembe - 15:23 Van TSO’dan bir ilk: UR-GE Projesi kabul edildi Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) tarafından hazırlanan ve Ticaret Bakanlığı destekleri kapsamında yürütülen Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) Projesi kabul edildi. 26 firmanın yer alacağı kümelenme projesi kapsamında firmalar devlet desteklerinden daha etkin faydalanabilecek, pazarlama kapasiteleri geliştirebilecek ve ihracat potansiyellerini arttırabilecek. Projenin kabul edilmesi ile ilgili bir açıklama yapan Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, projenin bir ilk olduğunu söyledi. Başkan Takva, "Odamız tarafından hazırlanan ve Ticaret Bakanlığı destekleri kapsamında yürütülen Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) Projesi kabul edildi. İnşaat ve yapı malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren 26 üyemizin yer aldığı söz konusu kümelenme projesi; firmaların uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmayı hedeflemektedir. Van TSO öncülüğünde hayata geçirilen ve bir ilk olma özelliği taşıyan proje; firmaların devlet desteklerinden daha etkin faydalanması, pazarlama kapasitelerinin geliştirilmesi ve ihracat potansiyellerinin artırılması amacıyla hayata geçirilmiştir" dedi. UR-GE kapsamında sunulan proje ile firmaların ihtiyaç analizlerinin yapılacağı, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sağlanacağı, ayrıca yurtdışı pazarlama faaliyetleri kapsamında; fuar ziyaretleri, ticaret heyetleri ve alım heyetleri organize edileceğini açıklayan Takva, "UR-GE projeleri; aynı sektörde faaliyet gösteren firmaların ortak ihtiyaçlarını belirleyerek uluslararası düzeyde rekabetçiliklerini geliştirmeyi amaçlayan üç yıllık programlardır. Proje kapsamında yer alan firmalara; dış ticaret, satış ve pazarlama, finans, ihracat ve ticari istihbarat, inovasyon odaklı üretim, yalın dönüşüm, markalaşma, dijital pazarlama, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm, stratejik yönetim, kurumsallaşma, Ar-Ge yönetimi ve Endüstri 4.0 dönüşümü gibi birçok alanda eğitim ve danışmanlık hizmeti sunulacaktır" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 3 milyon dolara kadar destek sağlanması öngörülen proje kapsamında, giderlerin yüzde 75’inin hibe olarak karşılanacağını belirten Takva, bu desteğin önemli bir avantaj olduğunu söyledi. Takva, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Projenin ilk faaliyeti olarak uygulanan ihtiyaç analizi çalışması kapsamında; Japonya, Birleşik Krallık, Fas, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Kanada, Güney Afrika, Fransa, Almanya, Sırbistan hedef ülkeler olarak belirlenmiştir. Van’da ilk kez başlatılan söz konusu UR-GE projesi; pilot uygulama niteliği taşımakta olup, ilerleyen dönemlerde farklı sektörlere de yaygınlaştırılması planlanmaktadır. Kentimize, tüccar ve tacirimize ve genel iktisadi faaliyetlerimize fayda sağlayacak olan projenin tüm iş dünyamıza hayırlı olmasını temenni ederiz."
Vanlı anne: "Çocuklarımızın hayallerini çaldılar"
26 Mart 2026 Perşembe - 12:52 Vanlı anne: "Çocuklarımızın hayallerini çaldılar" Evlat nöbetindeki Vanlı anne Nazlı Sancar, yıllardır evlat mücadelesi verdiklerini belirterek, "Çocuklarımızın hayallerini çaldılar. Onların kalemini kırdılar. Bizim hayallerimizi çaldılar" dedi. Van’da terör örgütü PKK tarafından çocukları dağa kaçırılan ailelerin başlattığı evlat nöbeti devam ediyor. Ellerindeki Türk bayraklarıyla DEM Parti İl Başkanlığı önüne kadar sessiz bir şekilde yürüyen ve tek amaçlarının evlatlarına kavuşmak olduğunu belirten aileler, çocuklarına ‘teslim olun’ çağrısında bulundu. "Bu mücadele gurur verici bir mücadeledir" Eyleme kızı Şeyma için katılan Nazlı Sancar, 2019’dan beri haklı mücadelelerine devam ettiklerini belirterek, "Son nefese kadar da biz devam edeceğiz. Bu mücadele gurur verici bir mücadeledir. Evlat mücadelesidir. Bunun ötesi yoktur. Biz bu haklı mücadelemizden geriye adım atmıyoruz. Ölüsüyle dirisiyle biz sadece hakkımız olan doğurduğumuz evlatlarımızı istiyoruz. HDP’den, PKK’den başka bir şey istememişiz. Son nefese kadar da tek bir çocuk dağda kalana kadar biz bu haklı Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Geriye adım atmayacağız" dedi. "Gelin devlet güçlerimize teslim olun" "Son nefese kadar da bu kapıda (DEM Partisi) ayrılmayacağız" diyen Nazlı Sancar, şöyle devam etti: "Evlatlarımız bu kapıda gitmişti. Bu kapıda yine alacağız. Son nefese kadar da bu kapıdayız, geri adım atmıyoruz. Haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Buradan da bütün dağdaki çocukları seslenmek istiyorum. Gelin devlet güçlerimize teslim olun. Ceza yok, bir şey yok. Ne olur? Beni duyuyorsunuz, beni görüyorsunuz. Bu mücadele tek Şeyma için değil. Bütün dağdaki için, bütün akrabalarımız için, bütün torunlarımız için, bütün dünya için bütün anne ve babalar olarak biz bu mücadeleyi veriyoruz. Bu mücadele tek evladım için değil. Bütün evlatlar için bu mücadeleyi veriyorum. Benim canım yandı, benim yüreğim dağıldı, benim ciğerimi söküp götürdüler. Yıllardır ben gözyaşları döküyorum. Başka anneler gözyaşları dökmesin." "Kalem yerine silah verdiler" "Biz evlatlarımızı gömmeyelim, bu saatten sonra silahlarımızı gömelim" diyen anne Nazlı Sancar, "Yeter artık diyoruz. Evlatlarımız gelsin. Biz evlatlarımızın hasretinden artık kör olduk, hasta olduk, sağlığımızdan olduk. Bizim çocuklarımızın hayallerini çaldılar. Onların kalemini kırdılar. Bizim hayallerimizi çaldılar. Kol kanatlarımızı kırmışlar. Şeyma kızım eğer beni duyuyor ve görüyorsan, 2012’den beri ben senin peşindeyim. Senin peşini bırakmıyorum, bırakmam da. Ne olur kızım? Burada hasretle, özlemle seni bekliyorum. Gel devlet güçlerimize teslim ol. O silahı at onların yüzüne, senin kalemini kırdılar. Kalem yerinde silah verdiler. Sen de o silahı onların yüzüne vur, gel kaldığın yerde yine hayatını devam et" şeklinde konuştu.
Allı turnalar bu yıl Van’a erken geldi
26 Mart 2026 Perşembe - 11:44 Allı turnalar bu yıl Van’a erken geldi Van Gölü havzasının zarif misafirleri olarak bilinen flamingolar (Allı turnalar), bu yıl erken gelerek bölgeyi renklendirdi. Genellikle bahar aylarının ortasında görülmeye başlanan flamingoların Mart ayında Van Gölü havzasını şenlendirdi. Göçmen kuşların Kuzey Afrika’dan İran’a uzanan yolculuğunda en önemli konaklama merkezlerinden Van Gölü havzası, sulak alanlarıyla çok sayıda türden binlerce kuşu bünyesinde barındırıyor. Van’ın doğusunda yer alan, eşsiz doğal güzelliği ve biyolojik çeşitliliğiyle dikkat çeken Van Gölü havzası, her yıl olduğu gibi bu yıl da flamingoların göç yolculuğunda uğrak noktası oldu. Sürüler halinde göl çevresine inen allı turnalar, özellikle gün doğumu ve gün batımında oluşturdukları manzarayla adeta görsel şölen sundu. Van Gölü kıyılarında yoğunlaşan kuş hareketliliği, baharın erken habercisi olarak yorumlandı. Son yıllarda göç takvimlerinde yaşanan bu kayma, bölgedeki ekolojik dengede de dikkat çekici bir değişim olduğuna işaret ediyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Van’a ayrı bir güzellik katan allı turnalar, göç yolculukları boyunca uğradıkları bu eşsiz coğrafyada bir süre konakladıktan sonra yollarına devam edecek. "Van Gölü havzası sulak alan yönünden çok zengin" Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Rehabilitasyon merkezimiz Van Gölü havzasındaki bütün yaban hayvanlarının sorunlarıyla ilgileniyor. Ekolojik dengenin bozulmaması için doğal hayatın normal sirkülasyonunda devam etmesi için çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak yaban hayatın devamlılığını gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar yürütüyor. Van Gölü havzası sulak alan yönünden çok zengin olması dolayısıyla sucul habitat yönü önünden çok zengin. Göçmen kuşlar olsun, yerleşik kuşlar olsun bu bölgedeki sulak alanlarda yerleşmekte. Ama bayrak tür olarak her sene bahar sezonunun başlangıcında selam getiren Allı turnalar bu sene de selam getirdiler. Allı turnalar aslında Van Gölü havzasında birkaç yıldır göç etmeyen kafilelerle burada temsilcileri kalıyor. Bir grup flamingo, Van Gölü havzasındaki sulak alanlarında yaşayıp tekrar buradan kış sezonunda havalar soğumaya başlayınca göç ediyor. Bahar sezonunda da havalar ısınınca buraya geliyor. Ama geliş tarihlerinde mevsime bağlı olarak çeşitli tarihlerde buralara geliyor" dedi. "Allı turnaları artık iskele sahilinde de görebiliyoruz" Prof. Dr. Aslan, "En son Nisan’da gelen Allı turnalar, bu sene Mart’ın başında Erçek Gölü ile Gevaş ilçesindeki Göründü Sulak alanında konaklıyorlar. Allı turnalar artık park alanlarında, Edremit ve Tuşba ilçesine bağlı İskele Mahallesi sahiline artık selam getiriyor. Geçen senede göçerken bir kısım kafile selam götürürken yine onlarda piknik yapmaya gelen vatandaşlarımız Allı turnaları görebilmekteydi. Allı turnalar baharın gelmesi ile birlikte yine aynı yere İskele sahiline geldiler. Bu bize artık Van Gölü havzasının her tarafında, Van Gölü kıyısında bulunan sulak alanlarda Allı turnaları görmek mümkün olacak. Bu senede son yılların en çok Şubat’ta yağış alan bir sezonunu geçirdik. Sulak alanların bereketiyle bu ekolojik dengede de artık yaban hayatta da canlanmaya başladı. Bundan sonra canlılıkla Allı turnaların şahsında bütün sucul kuşları, ördekleri, kazları görebilmek mümkün olacak" diye konuştu.
"İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyasında Van öne çıktı
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:48 "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyasında Van öne çıktı Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, Van elde ettiği sonuçlarla öne çıkan iller arasında yer aldı. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, fazla kilolu olduğu belirlenen vatandaşlar ise sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirilerek ücretsiz danışmanlık hizmeti almaya başladı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun öncülüğünde yürütülen kampanya kapsamında Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, sağlıklı hayat merkezlerinde takip edilen danışanlar sayesinde 10 ayda toplam 513 bin kilo verildi. Kampanya kapsamında elde edilen verilerde Van, hem verilen toplam kilo miktarı hem de danışanların takiplerine devam etmesi açısından Türkiye’de öne çıkan iller arasında yer aldı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, kampanyanın Van’da önemli sonuçlar verdiğini belirtti. Tosun, "Sağlık Bakanlığımız tarafından yürütülen ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyası kapsamında ilimizde vatandaşlarımız sağlıklı hayat merkezlerimize yoğun ilgi göstermiştir. Son bir yıl içerisinde merkezlerimize başvuran yaklaşık 9 bin vatandaşımız, uzman diyetisyenlerimizin hazırladığı kişiye özel beslenme programları ve düzenli takiplerle toplamda 28 bin kilo vererek önemli bir başarı elde etmiştir. Van, bu sonuçlarla Türkiye genelinde en fazla kilo verilen iller olan İstanbul ve Denizli ile birlikte öne çıkan iller arasında yer almıştır" ifadelerini kullandı. Sağlıklı hayat merkezlerinde vatandaşlara ücretsiz beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite danışmanlığı ve psikolojik danışmanlık hizmetleri sunulduğunu belirten Tosun, sağlıklı bir yaşam için destek almak isteyen tüm vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine başvurmaya davet etti.
Van Gölü’nün derinliklerindeki sırları
25 Mart 2026 Çarşamba - 12:24 Van Gölü’nün derinliklerindeki sırları Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, Van Gölü’ne bakıldığı zaman durgun, uçsuz bucaksız bir su kütlesi göründüğünü fakat işin aslının daha farklı olduğunun altını çizerek, "Göl sularının altında adeta büyük bir fabrikanın çarklarının dönmesi, çalışması gibi devasa bir fabrika çalışıyor. Van Gölü aslında geceleri uyumuyor. Aksine gün boyu fotosentez yaparak, besin üreterek içerisinde mikroskopik binlerce canlıyı besliyor" dedi. Van Gölü 3 bin 712 kilometrekare alan ile Türkiye’nin ve dünyanın en büyük tuzlu ve sodalı gölü. Nemrut Dağı’nın patlamasıyla oluşan volkanik set gölü olan Van Gölü’nün derinliği 451 metre olarak ölçülürken sodalı ve tuzlu bir su yapısına sahip. Çok sayıda koyu bulunan Van Gölü, ortalama olarak denizden yüksekliği bin 646 metre. Gölün ortalama derinliği 171 metre, en derin yeri ise 451 metre. Gölün tarihi ve turistik özelliğe sahip 4 adası, 1990 yılında Arkeolojik Sit Alanı ilan edildi. "Van Gölü’nde 2 tür balık yaşıyor" Van Gölü’nde 2 tür balık yaşıyor. Bunlar; inci kefali ve 2018 yılında Van İl Jandarma Komutanlığı Su Altı Timinin, Van Gölü’ndeki dalış eğitimi sırasında 13 metre yükseklikteki bir mikrobiyalitlerin içerisinde yaşadığını tespit ettiği siyah benekli küçük mercan balığı. Bu yeni balık türü ile ilgili araştırmalar devam ediyor. "İnci kefali 20 bin kişiye geçim kapısı oldu" Dünyada sadece Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyunda yaşayan endemik balık türü olan inci kefali, kentin ekonomisine sağladığı gelirle de dikkat çekiyor. Sadece üreme dönemlerinde tatlı sulara göç ederek yumurtalarını bırakan inci kefalinin neslinin sürekliliği için her yıl 15 Nisan-15 Temmuz tarihleri arasında av yasağı uygulanıyor. Ekonomik değeri yüksek olan bu balık, bölge halkı için önemli bir geçim kaynağı. Şu anda yaklaşık 20 bin kişi, inci kefali sayesinde geçimini sağlıyor. "Göl sularının altında devasa bir fabrika çalışıyor" Van Gölü’nün 3 bin 712 kilometrekarelik yüzey alanıyla beraber ülkemizin en büyük gölü ve aynı zamanda sodalı yapısıyla beraber dünyanın en büyük sodalı gölünü oluşturduğunu ifade eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "Kıyıdan Van Gölü’ne baktığımız zaman aslında durgun, uçsuz bucaksız bir su kütlesini görüyoruz. Fakat işin aslı bu zannettiğimizden daha farklı. Göl sularının altında adeta büyük bir fabrikanın çarklarının dönmesi, çalışması gibi devasa bir fabrika çalışıyor. Van Gölü aslında geceleri uyumuyor. Aksine gün boyu fotosentez yapıp besin üreterek içerisinde mikroskopik binlerce canlıyı besliyor. Gölün endemik türü olan ve önemli bir ekonomik, ekolojik değere sahip olan inci kefallerinin yaşamı için uygun bir zemin hazırlıyor. Şu andaki haritada gördüğümüz Van Gölü’ndeki klorofil-a yoğunluğunu gösteren Van Gölü Van Gölü’ne ait Sentinel uydu haritaları. Burada yeşilden kırmızıya doğru dönüşen renkler adeta Van Gölü’nün kan değerleri gibi. Buradaki renklerin bize söylediği aslında çok önemli anlamlar yüklü. Kırmızı renkler klorofiller konsantrasyonunun çok çok yüksek olduğu noktaları gösteriyor. Sarı biraz daha düşük, yeşil ise klorofiller konsantrasyonunun en düşük olduğu değerleri gösteriyor. Erciş körfezi şu gördüğümüz bölge. Van Gölü’ne en büyük su girdisi buralardan oluyor. Suların getirmiş olduğu besin tuzları burada güneş ışıklarıyla buluşarak biyolojik döngü başlıyor. Bu döngünün sonucunda inci kefallerinin gölde yaşayan inci kefallerinin ana besin kaynağı olan planktonları besini aslında üretmiş oluyoruz. Dolayısıyla Van Gölü aslında 7/24 çalışan koca bir fabrika gibi. Bu çalışması Van Gölü’nü ayakta tutuyor. Kendisini sürekli deniliyor" diye konuştu. "Van Gölü’nün suyu sürekli hareket halinde bir yerden bir yere gidiyor" Göldeki kirliliğe değinen Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, "Ta ki üzerine gelen kirlilik, besin yükü belli bir seviyede kalana kadar. Şayet bu seviyeler aşıldığı zaman Van Gölü’nün geleceğinden bahsetmemiz mümkün değil. İşte Van Gölü aslında kendi kendini yenileyen, sürekli her gün yeniden var olan canlı bir ekosistem. Şu andaki gördüğümüz bu şekiller aslında biz akıntıları da ifade ediyor. Yani Van Körfezi’nde saat yönünde dönen bir akıntıyı görüyoruz. Yine Erciş körfezindeki akıntıları görüyoruz. Yani Van Gölü’nün suyu sürekli hareket halinde bir yerden bir yere gidiyor. Bu da gölün canlı ve sağlıklı kalmasına imkan tanıyor. Şayet içerisindeki bu su döngüsü olmasa yani yüzeydeki sular dibe, dipteki sular yüzeye veyahut da yatay bir karışım olmasa göl daha hızlı yaşlanıp ölüme gider. İşte bu hareketle beraber Van Gölü kendini canlı tutuyor" dedi. "Çoğu kişi gölü cansız, sadece sodalı bir su kütlesi zannediyor" Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "Van Gölü’ne kıyıdan baktığınızda gördüğünüz o uçsuz bucaksız durgun mavi, aslında büyük bir sırrı gizliyor. Çoğu kişi gölü cansız, sadece sodalı bir su kütlesi zannediyor. Ancak işin aslı sanıldığından çok daha farklı hikaye saklıyor. Göl aslında nefes alıyor. Haritadaki o canlı renkler, gölün "kan değerleri" gibi. Yeşilden kırmızıya dönen her ton, suyun içindeki mikroskobik yaşamın, yani klorofilin nerede yoğunlaştığını gösteriyor. Bu demek oluyor ki; dışarıdan sakin ve hareketsiz görünen bu devasa yapı, aslında kendi içinde muazzam bir biyolojik mesai harcıyor. Van Gölü uyumuyor; aksine, fotosentez yaparak, besin üreterek ve binlerce canlıya zemin hazırlayarak sürekli nefes alıyor. Bilimin penceresinden yaşayan bir organizma klorofil-a verileri bizim için sadece teknik bir ölçüm değil, gölün sağlığının bir karnesidir. Akarsu ağızlarından gelen besinlerin suyla nasıl harmanlandığını, inci kefalinin besin zincirinin nerede başladığını bu haritalar sayesinde net bir şekilde görebiliyoruz. Gölün bir köşesi diğerinden farklı tepki veriyor, sıcaklıkla beraber biyolojik tempo değişiyor. Yani karşımızda statik bir su kütlesi değil, her hücresiyle etkileşimde olan, dinamik ve yaşayan bir ekosistem var. Bu bir miras çağrısı. Bu veriler bize şunu söylüyor: Van Gölü sadece izlenecek bir manzara değil, korunması gereken canlı bir organizmadır. Suyun altındaki bu görünmez döngü bozulduğunda, gölün kalbi de durur. Bizim görevimiz, bu "yaşayan ekosistemi" anlamak ve o sessiz görünen ama aslında gürül gürül işleyen yaşam döngüsüne sahip çıkmaktır" şeklinde sözlerini tamamladı.
Van Gölü’nün derinliklerindeki sırları
25 Mart 2026 Çarşamba - 12:06 Van Gölü’nün derinliklerindeki sırları Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, Van Gölü’ne bakıldığı zaman durgun, uçsuz bucaksız bir su kütlesini göründüğü, fakat işin aslı bu zannedilenden daha farklı olduğunu altını çizerek, "Göl sularının altında adeta büyük bir fabrikanın çarklarının dönmesi, çalışması gibi devasa bir fabrika çalışıyor. Van Gölü aslında geceleri uyumuyor. Aksine gün boyu fotosentez yaparak, besin üreterek içerisinde mikroskopik binlerce canlıyı besliyor" dedi. Van Gölü 3 bin 712 kilometrekare alan ile Türkiye’nin ve dünyanın en büyük tuzlu ve sodalı gölüdür. Nemrut Dağı’nın patlamasıyla oluşan volkanik set gölü olan Van Gölü’nün derinliği 451 metreye kadar ulaşmakta olup, sodalı ve tuzlu bir su yapısına sahiptir. Çok sayıda koyu bulunan Van Gölü, ortalama olarak denizden yüksekliği bin 646 metredir. Gölün ortalama derinliği 171 metre en derin yeri ise 451 metredir. Gölün doğu bölümünde dört ada vardır. Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş adalarıdır. Adalar tarihi ve turistik özelliğe sahiptir ve 1990 yılında Arkeolojik Sit Alanı ilan edildi. "Van Gölü’nde 2 tür balık yaşıyor" Van Gölü’nde 2 tür balık yaşıyor. Bunlar; inci kefali ve 2018 yılında Van İl Jandarma Komutanlığı Su Altı Timinin, Van Gölü’ndeki dalış eğitimi sırasında 13 metre yükseklikteki bir mikrobiyalitlerin içerisinde yaşadığını tespit ettiği siyah benekli küçük mercan balığı. Bu yeni balık türü ile ilgili araştırmalar devam ediyor. "İnci kefali 20 bin kişiye geçim kapısı oldu" Dünyada sadece Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyunda yaşayan endemik balık türü olan inci kefali, kentin ekonomisine sağladığı gelirle de dikkat çekiyor. Sadece üreme dönemlerinde tatlı sulara göç ederek yumurtalarını bırakan inci kefalinin neslinin sürekliliği için her yıl 15 Nisan-15 Temmuz tarihleri arasında av yasağı uygulanıyor. Ekonomik değeri yüksek olan bu balık, bölge halkı için önemli bir geçim kaynağı. Şu anda yaklaşık 20 bin kişi, inci kefali sayesinde geçimini sağlıyor. "Göl sularının altında devasa bir fabrika çalışıyor" Van Gölü’nün 3 bin 712 kilometrekarelik yüzey alanıyla beraber ülkemizin en büyük gölü ve aynı zamanda sodalı yapısıyla beraber dünyanın en büyük sodalı gölünü oluşturduğunu ifade eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "Kıyıdan Van Gölü’ne baktığımız zaman aslında durgun, uçsuz bucaksız bir su kütlesini görüyoruz. Fakat işin aslı bu zannettiğimizden daha farklı. Göl sularının altında adeta büyük bir fabrikanın çarklarının dönmesi, çalışması gibi devasa bir fabrika çalışıyor. Van Gölü aslında geceleri uyumuyor. Aksine gün boyu fotosentez yapıp besin üreterek içerisinde mikroskopik binlerce canlıyı besliyor. Gölün endemik türü olan ve önemli bir ekonomik, ekolojik değere sahip olan inci kefallerinin yaşamı için uygun bir zemin hazırlıyor. Şu andaki haritada gördüğümüz Van Gölü’ndeki klorofil-a yoğunluğunu gösteren Van Gölü Van Gölü’ne ait Sentinel uydu haritaları. Burada yeşilden kırmızıya doğru dönüşen renkler adeta Van Gölü’nün kan değerleri gibi. Buradaki renklerin bize söylediği aslında çok önemli anlamlar yüklü. Kırmızı renkler klorofiller konsantrasyonunun çok çok yüksek olduğu noktaları gösteriyor. Sarı biraz daha düşük, yeşil ise klorofiller konsantrasyonunun en düşük olduğu değerleri gösteriyor. Erciş körfezi şu gördüğümüz bölge. Van Gölü’ne en büyük su girdisi buralardan oluyor. Suların getirmiş olduğu besin tuzları burada güneş ışıklarıyla buluşarak biyolojik döngü başlıyor. Bu döngünün sonucunda inci kefallerinin gölde yaşayan inci kefallerinin ana besin kaynağı olan planktonları besini aslında üretmiş oluyoruz. Dolayısıyla Van Gölü aslında 7/24 çalışan koca bir fabrika gibi. Bu çalışması Van Gölü’nü ayakta tutuyor. Kendisini sürekli deniliyor" diye konuştu. "Van Gölü’nün suyu sürekli hareket halinde bir yerden bir yere gidiyor" Göldeki kirliliğe değinen Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, "Ta ki üzerine gelen kirlilik, besin yükü belli bir seviyede kalana kadar. Şayet bu seviyeler aşıldığı zaman Van Gölü’nün geleceğinden bahsetmemiz mümkün değil. İşte Van Gölü aslında kendi kendini yenileyen, sürekli her gün yeniden var olan canlı bir ekosistem. Şu andaki gördüğümüz bu şekiller aslında biz akıntıları da ifade ediyor. Yani Van Körfezi’nde saat yönünde dönen bir akıntıyı görüyoruz. Yine Erciş körfezindeki akıntıları görüyoruz. Yani Van Gölü’nün suyu sürekli hareket halinde bir yerden bir yere gidiyor. Bu da gölün canlı ve sağlıklı kalmasına imkan tanıyor. Şayet içerisindeki bu su döngüsü olmasa yani yüzeydeki sular dibe, dipteki sular yüzeye veyahut da yatay bir karışım olmasa göl daha hızlı yaşlanıp ölüme gider. İşte bu hareketle beraber Van Gölü kendini canlı tutuyor" dedi. "Çoğu kişi gölü cansız, sadece sodalı bir su kütlesi zannediyor" Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "Van Gölü’ne kıyıdan baktığınızda gördüğünüz o uçsuz bucaksız durgun mavi, aslında büyük bir sırrı gizliyor. Çoğu kişi gölü cansız, sadece sodalı bir su kütlesi zannediyor. Ancak işin aslı sanıldığından çok daha farklı hikaye saklıyor. Göl aslında nefes alıyor. Haritadaki o canlı renkler, gölün "kan değerleri" gibi. Yeşilden kırmızıya dönen her ton, suyun içindeki mikroskobik yaşamın, yani klorofilin nerede yoğunlaştığını gösteriyor. Bu demek oluyor ki; dışarıdan sakin ve hareketsiz görünen bu devasa yapı, aslında kendi içinde muazzam bir biyolojik mesai harcıyor. Van Gölü uyumuyor; aksine, fotosentez yaparak, besin üreterek ve binlerce canlıya zemin hazırlayarak sürekli nefes alıyor. Bilimin penceresinden yaşayan bir organizma klorofil-a verileri bizim için sadece teknik bir ölçüm değil, gölün sağlığının bir karnesidir. Akarsu ağızlarından gelen besinlerin suyla nasıl harmanlandığını, inci kefalinin besin zincirinin nerede başladığını bu haritalar sayesinde net bir şekilde görebiliyoruz. Gölün bir köşesi diğerinden farklı tepki veriyor, sıcaklıkla beraber biyolojik tempo değişiyor. Yani karşımızda statik bir su kütlesi değil, her hücresiyle etkileşimde olan, dinamik ve yaşayan bir ekosistem var. Bu bir miras çağrısı. Bu veriler bize şunu söylüyor: Van Gölü sadece izlenecek bir manzara değil, korunması gereken canlı bir organizmadır. Suyun altındaki bu görünmez döngü bozulduğunda, gölün kalbi de durur. Bizim görevimiz, bu "yaşayan ekosistemi" anlamak ve o sessiz görünen ama aslında gürül gürül işleyen yaşam döngüsüne sahip çıkmaktır" şeklinde sözlerini tamamladı.
Van’da bahar geçişi aktarlara ilgiyi artırdı
25 Mart 2026 Çarşamba - 10:33 Van’da bahar geçişi aktarlara ilgiyi artırdı Van’da kış aylarından bahar mevsimine geçişle birlikte görülen hava değişimleri gribal enfeksiyon vakalarında artışa neden olurken, hastalıklardan korunmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyen vatandaşlar çareyi aktarlarda buldu. Kentte son günlerde etkili olan değişken hava şartları, üst solunum yolu enfeksiyonlarını beraberinde getirdi. Bitkisel ürünlerin satıldığı aktarlara yönelen vatandaşlar; kış çayı, ıhlamur, zencefil ve zerdeçal gibi ürünlere yoğun ilgi gösteriyor. Vatandaşlar, özellikle bağışıklığı destekleyici karışımları tercih ederken, bu durum aktarlarda hareketlilik oluşturuyor. Konuya ilişkin konuşan aktar Abdulgani Kaya, mevsim geçişi nedeniyle gribal enfeksiyon şikayetlerinin arttığını belirtti. Kaya, "Mevsim geçişi olduğu için hastalıklar çoğalmış durumda ve bize gelenler oldukça fazla. Özellikle soğuk algınlığından dolayı insanlarımız bitkilere yöneliyor. Havlıcan, zencefil, karabiber ve karanfil karışımları bu rahatsızlıklara iyi geliyor. Ancak bu dönemdeki rahatsızlık öyle bir hal aldı ki, gripler iyileştikten sonra tekrar geri dönüyor. Son zamanlarda bu durum epey bir peydahlaştı" dedi. "Soba kültürünün kalkması hastalıkları artırdı" Vatandaşların genellikle hasta olduktan sonra bitkilere başvurduğunu ifade eden Kaya, "Oysa önceden kullansalar bağışıklık kazanmaları açısından çok daha iyi olur. Örneğin hatmi çiçeği; özellikle küçük çocuklara sütle birlikte verilirse oldukça faydalıdır. Eskiden evlerde soba olduğu için insanlar bunların üzerinde bitkilerini hep kaynatır, taze taze içerlerdi; bu yüzden hastalıklar bu kadar yayılmazdı. Şimdi sobalar kalkınca kimse bu alışkanlıklara pek itibar etmiyor, bu da hastalıkların çoğalmasına neden oluyor. Ayrıca kaloriferler boğazları kurutuyor, hatta bazı insanlarda boğaz kanamalarına bile yol açabiliyor. Bu durum özellikle KOAH hastaları için daha büyük risk teşkil ediyor" diye konuştu. Doğal ürünlerin doğru kullanımda şifa kaynağı olduğunu söyleyen Kaya, vatandaşların işini bilen aktarlardan destek alarak bitkisel ürünlere yönelmesi gerektiğini kaydetti.