Yerel Haberler
Van
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:21 20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, İstanbul’da "ameliyat edilemez, masada kalır" denilen 73 yaşındaki Hakkârili hastayı gerçekleştirdiği başarılı operasyonla sağlığına kavuşturdu. Hakkari’de yaşayan 73 yaşındaki Misrihan Karagöz, yaklaşık 20 yıl önce boyun bölgesindeki şişlik nedeniyle İstanbul’da bir hastanede glomus (şah damarı) tümörü ameliyatı oldu. Operasyon sonrası şikayetleri geçmeyen ve kitlesi büyümeye devam eden Karagöz’e, doktorlar tarafından "Bir daha kimse dokunmasın, masada kalır veya felç olur" denildi. Yıllarca bu korkuyla yaşayan Karagöz, ailesinin araştırmaları sonucu Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel’e başvurdu. Prof. Dr. Başel tarafından gerçekleştirilen riskli ameliyatla, yaşlı kadının boynundaki 6 santimetrelik tümör başarılı bir şekilde çıkarıldı. "Hekimin üzerinde ciddi stres oluşturuyor" İHA muhabirine konuşan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, hastanın yıllar önce bir operasyon öyküsü olduğunu ancak o dönemde tümörün çıkarılmadığını hatırlattı. Prof. Dr. Başel, "Tümörü çıkaramadıkları gibi bir de hastaya, ‘Bir daha kimse dokunmasın, masada kalır’ şeklinde telkinde bulunulmuş. Üstelik bunu yapan yer, İstanbul’da Türkiye’nin en sayılı hastanelerinden birisi. Tabii hastamız yıllarca bu söylemin etkisiyle yaşamış. ‘Eğer dokunulursa masada kalır, felç olur, kesinlikle müdahale edilmemesi gerekir’ gibi bir düşünceye kapılmış. Tabii yıllar içerisinde tümör daha da büyümüş. Hasta yakınlarının belirttiğine göre, ilk ameliyata girerken boynunda kitle görüntüsü varmış, çıktıktan sonra da zaten değişen bir şey olmamış; bütün şikayetler aynen devam etmiş. Bir hastaya ‘Riski var, yapılmaz, şu komplikasyonlar gelişir’ denmesi, ikinci ameliyatı yapacak hekimin üzerinde ciddi bir stres oluşturuyor. Mesela bunlar hiç söylenmese biz ameliyata daha rahat gireceğiz, daha kolay karar vereceğiz" dedi. "Tümörü tek parça halinde çıkardık" Zorlu ameliyatın ardından tümörü tek parça halinde çıkardıklarını dile getiren Başel, "Zaten önceden tümöre hiç dokunulmamış, yani kapsülü hiç etkilenmemişti. Damarlarını zedelemeden ameliyatını yaptık ve hastamız Allah’a şükür taburcu aşamasına geldi. Tümörümüz boyutu 6 santimetreye yakındı. Tümörler genelde 3 santimetreden sonra damarı sarıyorlar ve bu durum şah damarının çıkarılmasını zorlaştırıyor. İkinci bir zorluk ise daha önceki ameliyat girişiminin orada yapışıklık geliştirmiş olmasıydı. Ameliyat sırasında bu yapışıklıklar damarları etkilediği için biraz zorlandık; bu beklediğimiz bir şeydi. Ancak herhangi bir komplikasyon gelişmeden ameliyatın bitmesi bizi mutlu etti" diye konuştu. Annesinin yaklaşık 20 yıl önce İstanbul’da bir hastanede ameliyat olduğunu ifade eden Hediye Salim isimli hasta yakını ise "Ancak aradan çok uzun bir süre geçmeden, ameliyat edilen bölgede tekrar şişkinlik gördük. Kontrole götürdüğümüzde bize ameliyatın olumlu geçtiği söylendi. Buna rağmen yaklaşık bir yıl boyunca şişkinlik artarak devam etti. Aynı doktoruna tekrar gitmemize rağmen bize, ‘Ben bu hastayı artık ameliyat edemem; edersem felç olur ya da masada kalır,’ gibi söylemlerde bulunuldu. Annemin hayatını bu şekilde sürdürmesi gerektiği, yapılacak bir şey olmadığı ve vefatına kadar bu durumla devam edeceği, çünkü hiçbir tedavisinin bulunmadığı söylendi. Doğal olarak ameliyattan önce oldukça stresliydik. Halil Hoca ile görüştük; hatta bir haftalık süreçte bu stresi hem biz hem de annem onunla paylaştık. Annem ameliyata gireceği gün stresini atmış bir şekilde, gülerek girdi. Şu anda durumu gayet iyi, sağlık durumumuz yerinde. Çok şükür her şey yolunda gidiyor" şeklinde konuştu.
Van depremini dünyaya duyuran gazeteci: Mehmet Salih Akkuş
23 Ekim 2025 Perşembe - 13:20 Van depremini dünyaya duyuran gazeteci: Mehmet Salih Akkuş Van’da 23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki deprem, kentte büyük yıkıma yol açarken, o anları saniye saniye kaydeden İhlas Haber Ajansı Muhabiri Mehmet Salih Akkuş, afetin sembol isimlerinden biri haline geldi. 23 Ekim 2011 günü saat 13.41’te meydana gelen ve 604 kişinin hayatını kaybettiği Van depreminin acıları hala tazeliğini koruyor. Deprem günü ofiste nöbetçiyken depreme yakalanan ve düşen dolapları saniye saniye görüntüleyerek acı felaketin gerçek yüzünü tüm Türkiye ve dünyaya duyuran İHA Muhabiri Mehmet Salih Akkuş, deprem haberini dışarı çıkıp dizüstü bilgisayarını kaldırıma koyarak hazırlamıştı. "Kameram titrese de görevim sarsılmadı" O anları anlatan Mehmet Salih Akkuş, mesleğinin sorumluluğuna dikkat çekerek, "Deprem başladığında masamın altına girmek yerine kamerayı aldım. O an bir gazeteci olarak, tarihe tanıklık etmem gerektiğini düşündüm. Bina sarsılıyordu ama ben sadece kayıt tuşuna bastım. Çünkü bu anı dünyaya göstermek, Van’ın yaşadığı felaketi anlatmak istedim" dedi. "Kaldırımda duyurulan haber: Van depremi" Sarsıntı sona erdiğinde binayı terk eden Akkuş, panikle dışarı çıkan vatandaşların arasında haberini geçmeye devam etti. Sarsıntının ardından iletişim hatlarının kesilmesi üzerine Akkuş, dizüstü bilgisayarını kaldırıma koyarak İhlas Haber Ajansı (İHA) üzerinden ilk görüntüleri geçti. O anlar, hem gazetecilik refleksinin hem de Van halkının yaşadığı büyük acının simgesi haline geldi. Akkuş, "O sırada etrafımda çığlıklar, panik vardı. Ama biliyordum ki dünyanın bilmesi gerekiyordu. O yüzden kaldırımda diz çöküp haberi gönderdim. O haber, sadece bir görüntü değil, Van’ın kalp atışıydı" ifadelerini kullandı. "Devletin desteği, halkın dayanışması unutulmazdı" Deprem sonrası yaşanan süreçte devletin ve milletin Van’a gösterdiği dayanışmayı da unutmayan Akkuş, sözlerine şöyle devam etti: "Devletin tüm kurumları hızla Van’a ulaştı. Türkiye’nin dört bir yanından yardım yağdı. O zor günlerde gördüğüm en güçlü şey, birlik ve beraberlikti. Van, o destekle yeniden ayağa kalktı." "Gazetecilik sadece görüntü değil, vicdan işidir" Gazeteciliğin en zor anlarında bile sorumluluk gerektirdiğini vurgulayan Akkuş, "Depremde, selde, yangında... Gazeteci, her zaman olay yerindedir. Bizim görevimiz sadece görüntü almak değil, insanların yaşadıklarını dünyaya anlatmaktır. O gün Van’da bunu yaptım. Çünkü gazetecilik, sadece meslek değil; vicdanın sesidir. O gün çok can kaybettik ve o anları unutmamız mümkün değil. Van’ın yaralarını birlikte sardık. Türkiye’nin kalbi o gün Van için attı. Depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza tekrardan Allah’tan rahmet, ailelerine ise sabırlar diliyorum. Rabbim memleketimize ve ülkemize bir daha böyle afetler göstermesin" şeklinde konuştu.
Van Gölü kıyısında yosun tabakası oluştu
23 Ekim 2025 Perşembe - 12:15 Van Gölü kıyısında yosun tabakası oluştu Van’ın Erciş ilçesinde Van Gölü’nün kıyıya yakın bazı noktalarında yosun tabakası oluştu. Sahilkent Mahallesi’nde göl yüzeyinin yosunlarla kaplandığı görüldü. İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, Van Gölü’nün yapısına dikkat çekerek gölün kirliliğe karşı oldukça hassas olduğunu söyledi. Akkuş, "Van Gölü’nün en büyük özelliklerinden birisi kapalı bir göl olması. Yani gölden dışarıya herhangi bir su çıktısı yok, dışarıdan da göle herhangi bir su girdisi yok. Gölün rakımı 1.650 metre. Diğer göllere göre çok yüksek bir göl" dedi. Akkuş, gölün bulunduğu yüksek rakım ve sert iklim nedeniyle biyolojik döngünün yavaş olduğunu belirterek, "Bu durum Van Gölü’ndeki biyolojik döngünün yavaş olmasına sebebiyet veriyor. Yani Van Gölü kirliliğe karşı aslında çok kırılgan bir yapıya sahip. Yüzey alanı büyük fakat bulunduğu rakım ve iklim şartlarından dolayı kirliliğe karşı çok kırılgan" ifadelerini kullandı. "Van Gölü’ne gelen her bir damla kirlilik gölde hapsoluyor" Van Gölü çevresinde 1 milyondan fazla insanın yaşadığını hatırlatan Akkuş, artan nüfusun göl üzerindeki baskısını şöyle anlattı: "Belki de tarihten beri Van Gölü’nün etrafında hiç bu kadar kalabalık bir nüfus olmamıştı. Artık tüketim toplumuna dönüşmüş durumdayız. Van Gölü etrafındaki 1 milyon insanın atıklarını düşündüğümüzde bu çok devasa bir miktar ediyor. Kapalı bir göl olması sebebiyle Van Gölü’ne gelen her bir damla kirlilik gölde hapsoluyor. Göllerin belli bir özümseme kapasitesi var ancak Van Gölü şu anda absorbe edeceğinden çok daha fazla kirlilik yükü alıyor." "Göller aslında bize bazı mesajlar verir" Gölün verdiği sinyallerin kirlilik yükünün arttığını gösterdiğini vurgulayan Akkuş, "Göller aslında bize bazı mesajlar verir. Bunlardan en barizi yosunlaşmanın veya ötrofikasyon dediğimiz hadiselerin görülmesidir. Geçmişte Van Gölü kenarında büyük yosun adacıkları görmezdiniz, taşlar kaygan ve yosunlu olmazdı. Ancak son 2-3 yıldır göl kenarında gezdiğinizde yosun adacıkları ve tamamen yosunla kaplanmış taşlar görüyorsunuz" diye konuştu. "Kirli suların gölün absorbe kapasitesini aştığını gösteriyor" Erciş ilçesi kıyısında son günlerde oluşan yoğun yosun tabakasına dikkat çeken Akkuş, "Van Gölü’nün kuzeyinde, Erciş’in önünde sahili boydan boya kaplayan ve kıyıdan yaklaşık 700-800 metre açığa kadar uzanan devasa bir yosun adası oluştu. Bu, göle gelen kirli suların gölün absorbe kapasitesini aştığını gösteriyor. Azot ve fosfatça zengin atık suların göle karışması sonucu göl bu şekilde tepki veriyor" ifadelerini kullandı. "Van Gölü için tek bir damla kirli su dahi çok fazla" Kirliliğin devam etmesi halinde gölde ciddi ekolojik sorunların yaşanacağını belirten Akkuş, "Eğer bu kirli sular göle bu şekilde karışmaya devam ederse, zaten kirliliğe karşı kırılgan bir yapıda olan göl için iyi şeylerden bahsetmemiz mümkün değil. Özellikle kıyı kesimlerde bir süre sonra kötü kokular oluşacak ve buradaki su kuşları ile inci kefalleri bu durumdan olumsuz etkilenecek. Bu saatten sonra Van Gölü için tek bir damla kirli su dahi çok fazla" dedi. "Doğal kaynakların parayla bir karşılığı yok" Van Gölü’nün korunması için arıtma tesislerinin tam kapasiteyle çalıştırılması gerektiğini vurgulayan Akkuş, "Doğal kaynakların parayla bir karşılığı yok. Van Gölü’nün maviliğini, güzelliğini parayla alamazsınız. Bu yüzden ülkemizin nazar boncuğu olan Van Gölü’nün korunması için her türlü tedbirin alınması ve arıtmaların tam kapasiteyle çalıştırılması gerekiyor" şeklinde konuştu.
Van’da ‘‘Öğrenci Cami Buluşması’’ devam ediyor
23 Ekim 2025 Perşembe - 10:43 Van’da ‘‘Öğrenci Cami Buluşması’’ devam ediyor Van İl Müftüsü Dr. Mehmet Sırrı Şık; "Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum" (ÇEDES) projesi kapsamında Tuşba Abdurrahman Gazi Borsa İstanbul Anadolu Lisesi öğrencileri ile birlikte Hacı Ali Camii’nde kahvaltıda bir araya geldi. Öğrencilere hitap eden İl Müftüsü Dr. Mehmet Sırrı Şık; milli ve manevi değerlere bağlı, üreten ve çok çalışan bir yaşam tarzı ile yaşamımız gerektiğini ifade etti. Müslüman bir neslin kurtuluşunun Kur’an ve sünnet ışığında hareket edilmesi ile mümkün olacağını, sünnetullah gereği ifsat edeni düzeltmek gibi bir vazifemizin varlığının bilinciyle hayat sürmemiz gerektiğini dile getiren Şık, mücadele ruhumuzu her daim diri tutarak dünyayı imar etmek gibi ağır bir vazifemiz olduğunu unutmamız gerektiğini belirtti. Rabbini, kendini, yolunu ve yoldaşını iyi tanıyarak hareket edilmesi gerektiğini ifade eden Müftü Dr. Şık, öğrencilere bol bol okumaları, okumadan bilgi ve birikim sahibi olmadan ve sorgulamadan yargılamamaları gerektiği nasihatinde bulundu. Şık; donanımlı, bilgili, ahlaklı, hassasiyet sahibi olarak düzen ve tertip içerisinde bulunduğumuz yerin rengini değil, yere rengimizi verebilecek birikime sahip olmamız gerektiğini söyledi. Programda Tuşba İlçe Müftüsü Dr. Emrah Demirtaş, Edremit İlçe Müftüsü Mahmut Durmuş, din görevlileri ve okul öğretmenleri hazır bulunda. Program; İl Müftülüğü ve Van’da bulunan tarihi mekanların ziyareti ile son buldu.
Deprem uzmanı: "Van 30 yılda bir büyük deprem tecrübe eden bir bölgedir"
23 Ekim 2025 Perşembe - 09:25 Deprem uzmanı: "Van 30 yılda bir büyük deprem tecrübe eden bir bölgedir" Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamdi Alkan, Van bölgesinde ortalama 30 yılda bir büyük deprem meydana geldiğini söyledi. 23 Ekim 2011’de saat 13.41’de merkez üssü Van’a 17 kilometre uzaklıktaki Tabanlı köyü olan, 25 saniye süren 7.2 büyüklüğündeki depremin 14’üncü yıldönümü geride kalırken, depremin kentte bıraktığı acı izler hâlâ tazeliğini koruyor. Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu hatırlatan Van YYÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alkan, depremin bir doğa olayı olduğuna, onu afete dönüştürenin insanlar olduğuna dikkat çekti. "Deprem bizlere çok önemli dersler bıraktı" İHA muhabirine konuşan Doç. Dr. Alkan, 2011 Van depreminin büyük can ve mal kayıplarına neden olduğunu belirtti. Meydana gelen ilk depremde 604 kişinin hayatını kaybettiğini ifade eden Doç. Dr. Alkan, "Deprem, sel, çığ veya fırtına gibi doğal bir olaydır. Bu tür doğa olaylarına karşı önlem almak insanın sorumluluğundadır. Bu önlemleri alırken de yaşadığı yeri ve yaptığı yapıyı bu gerçeğe göre inşa etmesi gerekir ki, doğa olayı bir afete dönüşmesin. 2011 Van depremi, şehrimizin tecrübe ettiği ve yaklaşık 604 vatandaşımızın hayatını kaybettiği çok büyük bir olaydı. Hem can hem mal kayıplarına yol açan bu deprem, bizlere çok önemli dersler bıraktı. Aradan yaklaşık 14 yıl geçti. Bu süre içinde biz neler yaptık, şehrimizde ne tür gelişmeler yaşandı, bunlara bakmak gerekiyor. Elbette şehir bir toparlanma sürecine girdi. Bu süreçte devletimizin katkısı çok önemliydi. Vatandaşların çabaları, diğer şehirlerden gelen yardımlar da büyük bir etki oluşturdu. Bugün şehir olarak çok kötü bir durumda değiliz ama o dönemde çok büyük acılar yaşadık" dedi. "Bilimsel çalışmalarda enerjinin doğuya doğru aktarıldığı açıkça görülüyor" Van Gölü ve çevresinin birçok fay hattı ve fay zonu üzerinde yer aldığını dile getiren Alkan, "Batıda Muş Fay Zonu, kuzeyde Nemrut-Süphan Fay Zonu, Erciş Fayı; doğuda ise özellikle Saray ve Başkale civarında fay hatları bulunuyor. Daha doğuya, Hoy civarına doğru gidildiğinde ise İran sınırları içinde önemli tektonik yapılar mevcut. Benim de yer aldığım birçok bilimsel çalışmada, enerjinin doğuya yani Hoy, Başkale ve Saray civarına doğru aktarıldığı açıkça görülüyor. Bu durum hem istatistiksel sismoloji hem de elastik parametre hesaplamalarıyla elde edilen sonuçlarla destekleniyor" diye konuştu. Depremlere karşı bilinçli olmanın önemine dikkat çeken Alkan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şu anda il sınırları içinde çok büyük bir deprem beklentisini taşımıyor olsa da yaklaşık her 30 ile 40 yılda bir büyük bir deprem tecrübe eden bir bölgedir. Örneğin 1976 Çaldıran depreminden sonra 2000’li yılların başında bir deprem, 2011’de ise bir başka büyük deprem yaşandı. Sonuç olarak en geç 30 yılda bir büyük bir depremle karşılaşan bir bölgedeyiz. Bu nedenle unutmamalıyız ki depreme her zaman ve her yerde yakalanabiliriz. Türkiye böyle bir ülkedir. Dolayısıyla depremin öncesini, anını ve sonrasını doğru yönetmemiz gerekir. Eğer bu konuda bilinçli davranabilirsek, herhangi bir depremi ciddi sorunlar yaşamadan atlatabiliriz."
Enkazdan çıkarılan Batmaz: "17 kişiyi enkaz altından çıkardık"
23 Ekim 2025 Perşembe - 08:32 Enkazdan çıkarılan Batmaz: "17 kişiyi enkaz altından çıkardık" Van’ın Erciş ilçesinde 23 Ekim 2011 tarihinde yaşanan 7.2 büyüklüğündeki depremde enkaz altından sağ çıkan İzzet Batmaz, 17 kişiyi enkaz altından ölü olarak çıkardıklarını söyledi. 2011 yılında Van’ın Tabanlı Mahallesi merkezli meydana gelen 7.2’lik depremde 604 kişi hayatını kaybetmiş, bin 966 kişi yaralanmıştı. Deprem özellikle Erciş ilçesinde çok fazla hissedilmiş ve yüzlerce kişinin yaşamını yitirmesine neden olmuştu. Enkaz altından çocuklarının yardımıyla çıkarılan İzzet Batmaz, Seyyid Muhammet Mezarlığındaki yakınlarının kabrini ziyaret ederek dua okudu. Bulundukları binada canlı yayındayken yıkıldığını ifade eden İzzet Batmaz, enkazdan çıkarıldıktan sonra hiç vakit kaybetmeden çevresindekileri ve akrabaları enkazda çıkarmaya çalıştığını söyledi. Yıkıntıların altından çıkarıldıktan sonra gördüğü manzaranın çok kötü olduğunu dile getiren İzzet Batmaz, "2011 depreminde ben de bir radyo yayıncısı olarak enkaz altından çıkarıldım. Çocuklarımın bağırmasıyla enkazda olduğumu söyledim, gelip hemen beni enkazdan çıkardılar. Enkazdan çıktıktan sonra yol boyunda yıkılan binalarda cesetlerin olduğunu gördüm. Bu cesetleri çıkarırken bir haber aldık, ailemizden birçok insan enkaz altında kalmış, hemen ailemize koştuk. 17 kişiyi enkazdan ölü olarak çıkardık. Çevredeki tüm insanlara yardıma koştuk ve onların yaralarını sarmaya çalıştık" dedi. "Sağ olsun devletimiz ve milletimiz el ele verip seferber oldular" diyen Batmaz, şöyle devam etti: "Kısa süre içerisinde çadırlar, konteynerler kuruldu ve kış mevsimiydi. Kış mevsiminde yaklaşık 3 bin konut 6 ay içerisinde hızlı bir şekilde yapılarak evleri yıkılan insanlara dağıtıldı. Bu konuda devletimize müteşekkiriz. Allah devletimizi var etsin. İnşallah bundan sonra bu depremler olmaz, insanlar ölmez, temennimiz o olsun."