Yerel Haberler
Van
27 Nisan 2026 Pazartesi - 09:51 Van Gölü havzasında ’Mavi Gaga’ heyecanı: Nadir misafirler geri döndü Türkiye’nin en önemli sulak alanlarını barındıran Van Gölü havzasında yürütülen koruma çalışmaları, nesli tükenme tehlikesi altındaki dikkuyruk (Oxyura leucocephala) popülasyonunun artmasını sağladı. Türkiye’deki yaklaşık 513 kuş türünden 240’ının görülebildiği Van Gölü havzasında, yaban hayatının korunabilmesi için yapılan çalışmalar sürüyor. Havzanın önemli göllerinden Erçek Gölü de her yıl binlerce kuşa ev sahipliği yapıyor. Havzanın en nadide kuşlarından olan dikkuyruklar da yine bu alanda yaşıyor. Dünya genelinde nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan ve kendine has mavi gagasıyla tanınan Dikkuyruk ördekleri, göç yolculuklarının en kritik duraklarından biri olan Van Gölü havzasındaki sulak alanlara ulaşmaya başladı. Van’ın Erçek Gölü ve çevresindeki sulak alanlarda gözlemlenen bu nadir tür, bölgedeki kuş gözlemcileri ve doğa tutkunları arasında büyük bir sevinçle karşılandı. Van Gölü havzası: Dikkuyruklar için güvenli liman Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) tarafından "Tehlike Altındaki Türler" listesinde yer alan Dikkuyruklar, Türkiye’de en çok Burdur Gölü ile anılsa da, Van Gölü havzası bu türün hem konaklaması hem de üremesi için hayati bir önem taşıyor. Özellikle sodalı ve tuzlu göl yapısına uyum sağlayan bu kuşlar, havzanın zengin biyolojik çeşitliliğinin en zarif göstergelerinden biri.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 09:38 Akdamar Adası’nda renk cümbüşü Van Gölü’nün incisi Akdamar Adası, baharın gelişiyle birlikte adeta renklerin dans ettiği bir doğa şölenine sahne oldu. Havaların ısınmasıyla birlikte çiçeklerin açması ve badem ağaçlarının beyaz-pembe tonlara bürünmesi, adayı ziyaret edenlere kartpostallık manzaralar sundu. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Gevaş ilçesindeki Akdamar Adası, ilkbaharda açan badem ağaçlarıyla güzel manzaralar oluşturdu. Özellikle tarihi kilise çevresinde yoğunlaşan çiçeklenme, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekti. Doğanın uyanışıyla birlikte yeşilin ve rengârenk çiçeklerin oluşturduğu uyum, fotoğraf tutkunları için eşsiz kareler ortaya çıkardı. Baharın en güzel tonlarını yansıtan ada, hafta sonu yoğunluğu yaşarken, ziyaretçiler hem doğanın tadını çıkardı hem de Van Gölü’nün eşsiz manzarası eşliğinde keyifli vakit geçirdi. Yetkililer, ziyaretçilerin doğaya zarar vermemeleri ve çevre temizliğine dikkat etmeleri konusunda uyarılarda bulundu. Her yıl bu dönemde farklı bir güzelliğe bürünen Akdamar Adası, doğaseverlerin ve fotoğraf meraklılarının vazgeçilmez adreslerinden biri olmaya devam ediyor. İstanbul’dan geldiklerinin ifade eden Aysel Cenikli, "Van, Kars, Erzurum turuna çıktık. Ama Van’ı çok beğendim. Çok güzel bir yer. İlk defa geldim ama çok pişman oldum daha önce gelmediğime. Çok güzel bir yer gerçekten. Hele ağaçlara bayıldık. Kilise çok güzel. Çok hoş. Her şey çok güzel"
Tahir Paşa Konağı’nda çalışmalar yüzde 85’e ulaştı
06 Ekim 2025 Pazartesi - 11:04 Tahir Paşa Konağı’nda çalışmalar yüzde 85’e ulaştı Van’ın kültürel miraslarından Tahir Paşa Konağı’nın restorasyon çalışmalarında sona gelindi. Van Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca yürütülen rekonstrüksiyon çalışmalarıyla konak, Van’ın geleneksel sivil mimarisine yeniden kazandırılıyor. Hazırlanan rekonstrüksiyon projesiyle konak, geleneksel yapım tekniklerine uygun olarak yeniden inşa ediliyor. Günümüzde Elmas Öztürk’ün mülkiyetinde olan yapının kaba inşaatının yüzde 85’i tamamlandı. Restorasyonun tamamlanmasının ardından konak, kültür ve sanat faaliyetlerinde kullanılacak. İHA muhabirine konuşan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Şahabettin Öztürk, Tahir Paşa Konağı’nın inşasının nisan ayı itibarıyla başladığını hatırlattı. Doç. Dr. Öztürk, "Yaklaşık 7 aylık bir süre içerisinde yapının yüzde 85’lik kısmı tamamlandı. Bilindiği üzere bu yapı özel mülkiyete ait olmakla birlikte, Van Valiliği, Van Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) ile yapı sahibi arasında hazırlanan protokol kapsamında çalışmalar Van Valiliği tarafından yürütülmektedir. Konağın inşasında genel olarak geleneksel yöntemler tercih edilmiştir. Van sivil mimarlığının özgün örneklerinden biri olan Tahir Paşa Konağı’nda ana yapı malzemesi olarak kerpiç kullanılmış; buna ek olarak kısmen taş, ahşap ve tuğla da yapı elemanları arasında yer almıştır. Düz dam örtü sistemine sahip olan konak, yaklaşık 600 metrekarelik kapalı alana sahiptir ve iki katlı bir plan özelliği göstermektedir. Yapının arka kısmında ise çeşitli etkinliklerde kullanılmak üzere çok amaçlı bir salon düzenlemesi yapılmıştır" dedi. "Van’ın kültürel mirasında özel bir yere sahiptir" Yapının Van sivil mimarlığı açısından son derece önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Öztürk, "1880’li yıllardan 1990’lı yıllara kadar aktif olarak kullanılan Tahir Paşa Konağı, sadece mimari değeriyle değil, tarihî kişiliklere ev sahipliği yapmasıyla da büyük bir anlam taşımaktadır. 1898-1906 yılları arasında Van Valiliği görevinde bulunan Tahir Paşa’nın bir dönem bu konakta ikamet etmesi, ayrıca Kâzım Karabekir Paşa’nın babası burada görevliyken çocukluk yıllarını bu yapıda geçirmesi, konağın tarihî önemini artıran unsurlar arasındadır. Yıllar boyunca pek çok tarihî olaya ve şahsiyete tanıklık eden konak, Van’ın kültürel mirasında özel bir yere sahiptir" diye konuştu. Tarihi kişiliklere ev sahipliği yaptı Yaklaşık 850 metrekarelik kapalı alana sahip yapı, 19. yüzyıl sonlarından itibaren Osmanlı yönetici sınıfı tarafından kullanıldı. Geçmişte Van Valisi Tahir Paşa’nın konutu olarak bilinen yapı, bir dönem Kazım Karabekir Paşa’nın çocukluğuna da ev sahipliği yaptı. 1979 yılında Ankara Yüksek Anıtlar Kurulu tarafından tescillenen konak, iki katlı ve düz toprak damlı yapısıyla geleneksel Van konut mimarisinin önde gelen örnekleri arasında yer alıyor. 1980’li yıllara kadar ayakta kalan yapı, 1990’lara kadar kısmen kullanıldı. İlgisizlik ve bakımsızlık sonucu üst örtüsü çöken, beden duvarları yıkılan yapı zamanla harabeye dönüşmüştü.
Van’da görevli doktor tropik meyve yetiştirdi
06 Ekim 2025 Pazartesi - 09:43 Van’da görevli doktor tropik meyve yetiştirdi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu ve Sağlık Bilimleri Üniversitesinde (SBÜ) Doktor Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Tatlı, kentteki evinin bahçesinde onlarca meyve ve bitki çeşidini bir arada yetiştiriyor. Kentte görevli Dr. Tatlı’nın Edremit ilçesinde 300 metrekarelik bahçesinde 30 farklı ağaç ve 30’un üzerinde bitki bulunuyor. Bahçede yer alan domates, biber, salatalık gibi sebzelerin yanı sıra Van’ın ikliminde daha önce yetiştirilmeyen tropik türler de dikkat çekiyor. Kivi, Paraguay şeftalisi, pepino, altın çilek ve goji berry gibi meyvelerin Van şartlarında yetişmeyi başardığını belirten Tatlı, bu türlerin bölge iklimine uyum sağladığını ifade etti. Bahçesinin dört bir yanını çam kabuğundan oluşturduğu setlerle çevrelediğini ve bu alanlara ahududu, çilek, gül, nane, adaçayı, tıbbi-aromatik bitkiler ve farklı meyve ağaçları diktiğini söyleyen Tatlı, özellikle kokulu üzümün tüm duvarı kapladığını ve bol verim aldığını dile getirdi. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu Dr. Mehmet Tatlı, bahçesinde 30 çeşit ağaç ve 30 farklı bitki bulunduğunu belirtti. Dr. Tatlı, "Bahçedeki incir ağacı meyve veriyor; Trabzon hurması ve kivi tuttu ama henüz meyve yok. Kestane de tuttu, zamanı gelince meyvesini göreceğiz. Bir de pavlonya (Paulownia) var; geniş yapraklı, çok gösterişli bir ağaç. Bunların dışında karadut bahçede yetişmesinden en çok keyif aldığım ağaçlardan biri. Elma, armut, ayva, kiraz, vişne, iğde, badem, kayısı, erik gibi ağaçların da hepsi mevcut. Kokulu, aromatik bir üzüm. Tek kökten yürüyüp neredeyse tüm duvarı kapladı. Verimi yüksek; komşularla, yoldan geçenlerle paylaşıyoruz. Ağızda çiçek kokusu bırakıyor" dedi. "Van’ın iklimine uyum sağladılar" Van’ın ikliminde daha önce yetiştirilmeyen tropik türleri de bahçesinde yetiştirdiğini ve bu bitkilerin kentin iklimine uyum sağladığını dile getiren Tatlı, "Goji berry var; üç ayrı çeşit ve tatları çok güzel, Van’ın iklimine uyum sağladılar. Altın çilek de çok aromatik, her yıl biraz daha çoğaltıyorum. Pepino meyvesi de var, zaman zaman meyve verebiliyor; tadı kavunu andırıyor. YouTube’la merak başladı, sonrası deneme-yanılma. Paraguay şeftalisini eriğe ve kayısıya aşıladım, kayısının bir dalı şimdi Paraguay şeftalisi veriyor. Bir erik ağacında dört çeşit erik, bir kiraz ağacında üç çeşit kiraz (beyaz, Napolyon, kirtik) yetişiyor. Sarmaşık güle normal gül aşısı da tuttu. Bir dut ağacımda da iki ayrı cins dutum var. Pikan cevizi büyüyor ama daha meyve yok. Taflan (Laz kirazı) çiçek açıyor, meyve tutmuyor. Nar ağaçları da şimdilik sessiz; iklim uygun olursa ileride olabilir" diye konuştu. Yaklaşık 20 farklı gül türünün de bulunduğu bahçeye son yıllarda iş yoğunluğu nedeniyle eskisi kadar vakit ayıramadığını ifade eden Tatlı, insanların doğadan uzaklaştıkça daha katılaştığını, çocukların küçük yaşlardan itibaren doğa sevgisiyle yetiştirilmesi gerektiğini kaydetti.
Van’da "4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü" etkinliği
04 Ekim 2025 Cumartesi - 15:36 Van’da "4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü" etkinliği Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğü’nün düzenlediği "4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü" programında minik öğrenciler yaban hayvanları konusunda bilgi aldı. YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğü, "4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü" dolayısıyla bir dizi etkinlik düzenledi. Öğretmenleri gözetiminde merkezi ziyaret eden minik öğrenciler, doğada yaralanıp merkezde tedavi gören yaban hayvanlarını görme imkanı buldu. Minik öğrenciler, canlı hayvanların yanı sıra merkez bahçesinde sergilenen yaban hayvanlarının tahnitlerini de yakından görme fırsatı buldu. Etkinlikte Merkez Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan ise tedavisi tamamlanan kuşları doğaya saldı. İHA muhabirine konuşan Merkez Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, hayvanla insanların doğada hep birlikte yaşadığını belirtti. Prof. Dr. Aslan, "Eğer temiz bir çevre, sağlıklı bir hayvan ve mutlu insan üçgenini kuramazsak, bu dengeye ulaşamayız. Yaban hayvanları, evcil hayvanlar ve çiftlik hayvanları olmak üzere tüm hayvanların yaşam hakkı vardır. Hayvanları korumak, onların haklarını gözetmek demektir. Eğer bir çiftlik hayvanının ürünlerinden faydalanıyorsak, onun yem ihtiyacını, aşılamasını ve sağlık durumunu karşılamak zorundayız" dedi. Bütün hayvanları koruyarak gerçek anlamda medeni bir toplum olunabileceğini dile getiren Aslan, "Can dostlarımız dediğimiz kedi, köpek, kuşların yanı sıra; yılan, sürüngen, egzotik hayvanlar ve yaban hayvanları için de gerekli koruma tedbirlerini almamız gerekiyor. Günümüzde tek sağlık çatısı altında insan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı bir bütündür. Eğer biz hayvanları korumayı ihmal edersek, bunun sonucu bize Covid-19, tüberküloz, zoonoz hastalıklar veya Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi gibi salgınlar olarak geri döner. Zamanında gerekli önlemler alınmazsa bu hastalıklar önümüzde yeni pandemiler olarak karşımıza çıkabilir. Bu Hayvanları Koruma Günü’nde, elimizdeki bütün canlıların haklarını gözeterek koruma tedbirlerini artırmalı, onlara hak ettikleri değeri vermeliyiz" diye konuştu.