Yerel Haberler
Van
İran’daki Vanlı öğrencilerden yetkililere çağrı: Eğitimimize Türkiye’de devam etmek istiyoruz 10 Mart 2026 Salı - 12:32:15 ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından yurda dönen Türk öğrenciler, Türkiye’de eğitimlerine devam edebilmek için yetkililerden çözüm bekliyor. İran’ın farklı kentlerindeki üniversitelerde eğitim gören Vanlı öğrenciler adına konuşan Yusuf İnanç, savaş ortamı ve güvenlik risklerinin artması nedeniyle Türkiye’ye dönmek zorunda kaldıklarını söyledi. Tahran’daki tıp fakültelerinde eğitim gördüklerini belirten İnanç, "İran’daki savaş ortamı nedeniyle eğitimimizi yarıda bırakıp Türkiye’ye dönmek zorunda kaldık. Şu an ne olacağı belli değil ve iletişime geçebileceğimiz bir muhatap da bulamıyoruz" dedi. "Geleceğimiz belirsiz" Kendisi gibi Tahran’daki tıp bilimlerinde eğitim gören yaklaşık 20 Vanlı öğrencinin bulunduğunu ifade eden İnanç, yaşadıkları belirsizliğin kendilerini endişelendirdiğini dile getirdi. İnanç, "Biz bu ülkenin öğrencileriyiz. Geleceğimizin ne olacağı belli değil. Türkiye’ye dönmek zorunda kaldık. Eğitimimize Türkiye’de devam edebilmek için yetkililerden çözüm bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Yatay geçiş hakkı istiyoruz" İran’da yaklaşık 600 Türk öğrencinin savaş nedeniyle mağdur olduğunu belirten İnanç, daha önce benzer durumlarda uygulanan yatay geçiş hakkının kendilerine de tanınmasını talep etti. İnanç, "Savaş mağduruyuz. Daha önce Ukrayna’daki savaş döneminde ve pandemi sürecinde benzer mağduriyet yaşayan öğrencilere yatay geçiş hakkı tanındı. Biz de aynı şekilde ülkemizde eğitimimize devam etmek istiyoruz" diye konuştu. "Yasal hakkımızı kullanmak istiyoruz" Tahran’daki tıp birimlerinde eğitim gören bir diğer öğrenci Sabri Yusuf İlci de Türkiye’de öğrenimlerine devam etmek istediklerini belirtti. İlci, "Türkiye’de yasal haklarımızı kullanmak istiyoruz. Ukrayna savaşında öğrenciler Türkiye’ye yatay geçiş yaparak eğitimlerine burada devam etti. Biz de aynı şekilde Türkiye’de eğitimimize devam etmek istiyoruz" dedi. İran’daki Vanlı öğrenciler, yetkililerden mağduriyetlerinin giderilmesi ve eğitimlerine Türkiye’de devam edebilmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılmasını beklediklerini ifade etti.
10 Mart 2026 Salı - 11:43 Şifa veren sayfalar: Kütüphaneden hastaneye sevgi köprüsü Van’ın Muradiye ilçesindeki Bebek ve Çocuk Kütüphanesi, kütüphanecilik anlayışını dört duvarın dışına taşıyan "Şifa Veren Sayfalar: Kütüphaneden Hastaneye Sevgi Köprüsü" projesini hayata geçirdi. "Bir sayfa çevir, bir kalbe dokun" mottosuyla yola çıkan proje kapsamında; kütüphane üyesi gönüllü çocuklar, hastanede tedavi gören akranlarına hem kitap şifası hem de moral taşıyor. Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan bu çalışmada, kütüphanede kurulan ’İyileştiren Eller Atölyesi’nde bizzat çocuklar tarafından hazırlanan ’İyilik Heybeleri’ ve ’Dostluk Sertifikaları’ hastane odalarına ulaştırılacak. Kütüphaneci rehberliğinde ancak çocukların başrolde olacağı bu modelde; kitapların iyileştirici gücünü temel alan bibliyoterapi yöntemiyle ’İyilik Elçileri’ akranlarına kitap okuyarak hastane ortamını geçici bir kütüphaneye ve sosyal dayanışma merkezine dönüştürecek. Bu sayede okuma eylemi, sadece bir etkinlik olmaktan çıkıp çocukların tedavi sürecine psikolojik destek sağlayan bir şifa aracına dönüşecek. Projenin en dikkat çekici yanı ise oluşturacağı sürdürülebilir döngü ve kesintisiz takip süreci olacak. Belirli periyotlarla düzenli olarak tekrar edilecek olan bu çalışma, çocukların taburcu olmasıyla sona ermeyecek; aksine iyileşme süreçleri takip edilen çocuklar kütüphanede özel olarak ağırlanarak bu bağ kalıcı bir kültür dostluğuna dönüştürülecektir. Bir sayfa çevrildiğinde sadece bir hikaye başlamaz, bir kalbe dokunulur" anlayışı ve "İyileştiren Kütüphane" vizyonuyla hareket eden Muradiye Bebek ve Çocuk Kütüphanesi; bu projeyle merhametle donatılmış, empati duygusu yüksek bir nesil inşa etmeyi hedefliyor.
10 Mart 2026 Salı - 11:39 Van’da Ramazan ışıltısı: Kent meydanları görsel şölene dönüştü Van’da Ramazan ayının gelmesiyle kentin farklı noktalarına asılan ışıklı süsler ve mahyalar renkli görüntüler sundu. Doğu’nun incisi Van, Ramazan ayının gelmesiyle adeta ışıklarla yeniden yorumlandı. Belediye ve yerel işletmelerin hazırladığı özel ışıklandırmalar ve geleneksel süslemeler, kent sokaklarını gece saatlerinde bir açık hava müzesine dönüştürdü. "Şehir estetiği ve maneviyat buluştu" Beşyol Meydanı ile Cumhuriyet Caddeleri başta olmak üzere kentin en işlek noktaları, ay-yıldızlı figür ve "Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan" yazıları ile ışıklı süslemelerle donatıldı. İftar sonrası sokağa çıkan vatandaşlar, ışıl ışıl parlayan caddelerde yürüyüş yaparak Ramazan’ın huzur dolu atmosferini soluyor. Özellikle akşam saatlerinde ışıkların yanmasıyla ortaya çıkan manzara, hem vatandaşlara hem de fotoğraf tutkunlarına görsel bir şölen sundu. Ramazan’ın manevi atmosferini yansıtan süslemeler, Van’ın gece manzarasına estetik bir dokunuş kattı. Kentte oluşturulan bu renkli görüntüler, Ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhunu da yansıttı. Doğa fotoğrafçısı Recep Dağ tarafından dronla kaydedilen görüntülerde, Ramazan süslemeleriyle aydınlanan Van’da gece saatlerinde oluşan manzaralar, kente ayrı bir güzellik katarken, ortaya kartpostallık görüntüler çıktı.
10 Mart 2026 Salı - 10:23 APP plaka değişiminde süre uzatıldı yoğunluk azalmadı Van’da standartlara aykırı "APP" plaka kullanan sürücüler, yeni düzenleme ile yürürlüğe giren ağır para cezalarından kaçınmak için plaka basım atölyeleri önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Trafik Ceza Kanunu’nda yapılan yeni düzenleme ile standart dışı plaka kullananlara ilk ihlalde 140 bin lira para cezası uygulanacağı ve sürücü belgelerine 30 gün süreyle el konulacağı açıklandı. İhlalin aynı yıl içinde tekrarlanması durumunda ise ceza miktarının 280 bin liraya yükseleceği ve ehliyetin 60 gün süreyle geri alınacağı belirtildi. Bu yaptırımlarla karşılaşmak istemeyen Vanlı sürücüler, sabahın erken saatlerinden itibaren plaka basım noktalarına akın etti. Sürenin 1 Nisan’a kadar uzatılmış olması, plaka basım atölyelerindeki yığılmanın önüne geçemedi. İşlemlerini tamamlamak için saatlerce beklemek zorunda kalan vatandaşlar, yoğunluk nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını ifade etti. İHA muhabirine konuşan Van Şoförler ve Otomobilciler Odası Yönetim Kurulu Üyesi Haci Çiftçi, günlük ortalama 500 plaka basmalarına rağmen talebe yetişmekte büyük güçlük çektiklerini belirtti. APP plaka değişim süresinin 1 Nisan tarihine kadar uzatıldığını ancak bu sürenin yetersiz kaldığını ifade eden Çiftçi, "Halkımız mağdur durumdadır. Bizler de çok yoğun şekilde çalışıyoruz ve boş durmuyoruz; iftardan sonra da mesaiye devam ediyoruz. Ancak kapasite yeterli gelmiyor, sürenin daha da uzatılmasını talep ediyorum" dedi. "Müşterilerimizi mağdur ediyoruz" Araç satış bayisi işleten esnaf Umut Ayaz, satışını yaptığı araçların işlemleri için sıra beklemek zorunda kaldığını dile getirerek, "Ben araç satış bayisi olarak plaka basmak zorundayım. APP sırasına girmek durumunda kalmamalıyım. Sırada bekleyen bin kişi var. Araç sattığım müşterim Erzurum’a gidecek; ben misafirimi burada 4 gün boyunca nasıl ağırlayabilirim? Bu duruma acil bir çözüm bulunması lazım" ifadelerini kullandı. "Sürenin uzatılmasını istiyoruz" Sabah saatlerinden itibaren plaka sırasında beklediğini söyleyen Şabettin Demir, Ramazan ayı dolayısıyla zorlandıklarını belirterek şunları söyledi: "Oruçlu halimizle burada sıra bekliyoruz. Bana göre bu işin iki seçeneği var, ya bu uygulama iptal edilmeli ya da süre uzatılmalı. Plaka basımları yetişmiyor ve plakasız trafiğe çıkamıyorum. Hastamız oluyor, acil durumlar yaşanıyor. Bu halde trafiğe çıkarsam uygulanacak cezadan kim sorumlu olacak?" Şemsettin Taytuğ isimli bir diğer vatandaş ise Bahçesaray ilçesine gideceğini ancak plaka alamadığı için yola çıkamadığını ifade etti. Taytuğ, mağduriyetin giderilmesi için sürenin uzatılmasını ve noterden plaka basım işlemleri için belirli bir sınırlama getirilmesini talep etti.
Van Gölü’ndeki kirlilik uydu görüntülerine yansıdı
07 Ağustos 2025 Perşembe - 10:07 Van Gölü’ndeki kirlilik uydu görüntülerine yansıdı Bilim insanlarının dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü’ne ait Sentinel-3 uydu görüntüleri üzerinde yaptığı inceleme, gölde kirliliğin ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koydu. Van Gölü’ndeki kirlilik, uydu verilerine de yansıdı. Sentinel-3 uydu görüntülerinde gölün yerleşim alanlarına yakın bölgelerinde klorofil-a miktarının açık alanlara kıyasla onlarca kat daha fazla olduğu tespit edildi. Bilim insanları, biyolojik döngünün yavaş işlediği gölde kirliliğin etkilerinin uzun süre kaldığını belirtiyor. Arıtılmadan göle bırakılan atık suların yoğun yosunlaşma, kötü koku ve ekosistem çöküşüne yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, Van Gölü’ne ait Sentinel-3 uydu görüntülerini inceledi. Elde edilen veriler, Van şehir merkezi, Erciş, Tatvan ve Muradiye-Çaldıran’dan gelen Bendimahi Çayı’nın göle döküldüğü bölgelerde klorofil-a oranının 17-18 miligram/metreküp seviyelerine çıktığı, yerleşim olmayan açık alanlarda ise 0,2 miligram/metreküp civarında olduğu belirlendi. "Van Gölü oldukça kırılgandır" İHA muhabirine konuşan Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, her sucul ekosistemin kendisine ulaşan kirliliği belli bir ölçüde absorbe ettiğini belirtti. Ancak bu sınırın aşılması durumunda ‘ötrofikasyon’ denilen kirlilik olgusunun ortaya çıktığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, "Bu noktada Van Gölü oldukça kırılgandır çünkü gölde biyolojik döngü yavaştır. Rakımı düşük göllerde bu süreç daha hızlı ilerlerken, Van Gölü’nün kendisine ulaşan kirliliği temizlemesi çok daha uzun zaman almaktadır. Van Gölü’ne ait Sentinel-3 uydu görüntülerini incelediğimizde, klorofil-a miktarlarının bize çok önemli mesajlar verdiğini görüyoruz. Klorofil-a miktarındaki artış, birincil üretimin göstergesidir. Özellikle karasal kaynaklı azot ve fosfat yükü fazla olan suların deşarj edildiği bölgelerde klorofil-a değeri ciddi şekilde yükselir" dedi. "Böyle devam ederse gölde canlı yaşamı sona erecektir" İncelenen haritada Van, Erciş, Tatvan ile Muradiye ve Çaldıran’dan gelen Bendimahi Çayı’nın göle döküldüğü bölgelerde klorofil-a oranının çok yüksek olduğunu gözlemlediklerini dile getiren Akkuş, "Van Gölü’nün açıklarında veya insan yerleşimi olmayan bölgelerde bu değer 0,2 mg/m iken, şehir önlerinde maalesef 17-18 mg/m seviyelerine kadar çıkmaktadır. Bu durum, Van Gölü’nün bize verdiği açık bir uyarıdır. Arıtılmadan göle bırakılan atık sular, gölde ciddi yosunlaşmaya, kötü kokulara ve zamanla göl ekosisteminin çökmesine yol açmaktadır. Eğer bu süreç böyle devam ederse, önümüzdeki yıllarda özellikle büyük şehir merkezlerinin önünde geniş yosun adacıkları oluşacak, göl tabanındaki taşlar tamamen yosun kaplayacak ve burada canlı yaşamı sona erecektir" diye konuştu. Van Gölü’nün artık tek damla kirli suya bile tahammülü olmadığının altını çizin Akkuş, "Eğer Van Gölü’nü gelecek nesillere temiz bir şekilde bırakmak istiyorsak, hiçbir maliyet hesabı yapmadan göl kenarındaki tüm arıtma tesislerinin tam kapasite ve sorunsuz şekilde çalıştırılması şarttır" şeklinde konuştu.
Van’da kayısı kurutma dönemi başladı
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:08 Van’da kayısı kurutma dönemi başladı Van ve ilçelerinde damda kayısı kurutma dönemi başlarken, evleri çatılı olan vatandaşlar ise alternatif çözümler buluyor. Van ve ilçelerinde kayısı kurutma dönemi başlarken, evleri çatılı olan bazı vatandaşlar ise kayısılarını kurutmak için alternatif çözümler buluyor. Her yıl temmuz ayının ortalarında başlayan kayısı kurutma işlemi, aşırı sıcaklıklara rağmen bu yıl da devam ediyor. Hem aile ekonomisine katkı sağlamak hem de evlerinin ihtiyacını karşılamak için kayısı kurutulduğunu belirten vatandaşlar, havaların aşırı sıcak olması nedeniyle kayısıları genellikle akşam serinliğinde kuruttuklarını söylediler. Kayısıların daha önce toprak evlerin damına serildiğini, ancak çatıların yaygınlaşmasından dolayı alternatif çözümler bulduklarını dile getiren vatandaşlar, kayısıları evin önüne yapılan tahta barakalar ya da kartonların üzerine serdiklerini söylediler. Gevaş’ta kayısı kurutma döneminin temmuz ortalarından başlayıp ağustos ay sonuna kadar sürdüğünü belirten Osman İdiz isimli vatandaş, kayısı veriminin bu sene iyi olduğunu vurgulayarak, "Bu sene çok şahane. Türkiye’de belki yok ama Gevaş’ta neredeyse dallar kırılacak duruma geldi. Bu sene çok bereketli" dedi. Kayısı kurutma işleminin ilk olarak kayısı ağaçlarının silkelenerek, tanelerinin yere düşürülmesi ile başladığını belirten İdiz, "Yerden toplanan kayısılar daha sonra damlarda veya alternatif çözümler bulunan yerlerde ayrıştırılarak kurutulmaya bırakılıyor. Kurutma işlemi de ya sabah ya da öğleden sonraki serinliklerde yapılıyor. Öğle sıcaklığında yapılmıyor" ifadelerini kullandı. Bahçesinde yılda yaklaşık 300 kilo kayısı kuruttuğunu ifade eden İdiz, "Ben kuruttuğum kayısıları akrabalarıma, komşularıma veya evimize gelen misafirlere dağıtıyorum. Bana 50 kilo bile kalmıyor. Kayısının özellikle kompostosu çok güzel. Onun dışında kış mevsiminde çerez olarak çayla birlikte tüketiyoruz. Çok ezilenleri pestil yapıyoruz, reçelini yapıyoruz. Çekirdeklerini de satıyoruz. Yine kayısıların kilosunu 300 TL’den satan vatandaşlar da var" şeklinde konuştu. Eskiden kayısı kurutma işleminin toprak damlarda yapıldığına dikkat çeken İdiz, "Eskiden herkes damlarda yapardı. Ancak damlar çatıdan yapıldığı için ben bahçemde tahtadan bir alan oluşturmuşum. Kayısıları orada kurutuyorum. Yani bizde çözümler bitmez. Bunların birde güneşte çok yanan tanelerinin şeker hastalığına iyi geldiği söyleniyor. Yine acımtırak olan çekirdeklerinin de yine şeker hastalığına iyi geldiği söyleniyor" ifadelerine yer verdi.
Gevaş fasulyesi girişimci kadınların eliyle değerleniyor
05 Ağustos 2025 Salı - 10:10 Gevaş fasulyesi girişimci kadınların eliyle değerleniyor Van’ın Gevaş ilçesinde üretilen ve Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenen Gevaş fasulyesi, girişimci kadınların eliyle değerine değer katıyor. Gevaş’ta her yıl yüzlerce ton üretilen ve 2023 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenen Gevaş fasulyesinin hasadı başladı. Kılçıksız, etli, sulu ve gevrek yapısıyla damaklarda eşsiz bir tat bırakan Gevaş fasulyesi, özellikle çevre illerden gelen taleplerle her sezon büyük ilgi görüyor. Çocukluğundan beri tarlada çalıştığını belirten Devrim Şeker isimli kadın girişimci, emeğinin karşılığını alabilmek adına 17 kadınla birlikte bir kooperatif kurduklarını söyledi. Kurdukları kooperatif bünyesinde bal üretimi, kuru sebze ve meyve ve fasulye ekimini gerçekleştirdiklerini aktaran Şeker, "Tarlayı seviyorum, ekiyorum ve üretiyorum. Ürettiklerimizi de kurduğumuz kooperatif bünyesinde satıyorum. Köyümüzde 18 ortakla birlikte kooperatifimizi kurduk. Hepimiz kadınız aynı şekilde tarlada çalışıyoruz. Aramızda arıcılık yapan, bal üreten, kuru sebze kuru meyve yapan ve reçel yapan arkadaşlarımız var. Biz de fasulye satarak kooperatifimize katkı sağlıyoruz" dedi. Bu sene sıcaklardan dolayı fasulyenin erken bozulduğunu ifade eden Şeker, "Yine de fasulyemizin tanesi güzel. Suyu sondaj olduğu için fasulyesi ince, etli ve sulu oluyor. Şu an 7 dönümlük bir alanda fasulye ektik. Yaklaşık 6 ton verim bekliyoruz. Sıcaklar olmasaydı daha çok verim elde edecektik" ifadelerini kullandı. "Güneşle başlayıp güneşle bitiriyoruz" Herkesin tatile gittiği yaz mevsiminde günlerini tarlada geçirdiklerini belirten Şeker, "Bizler sabah 06.00’dan akşam 20.00’ye kadar tarladayız. Güneşle başlayıp, güneşle bitiriyoruz. Bütün günümüzü güneşin altında geçiyoruz. Nisan ayından eylül ayına kadar tarladayız. Neredeyse evin yüzünü görmüyoruz" diye konuştu. "Artık emeğimizin karşılığını alacağımızı düşünüyorum" Fasulyede şimdiye kadar emeklerinin karşılığını alamadıklarını vurgulayan Şeker, "Köyde 20’ye yakın tarla ekili. Hemen hemen her aile kendi durumuna göre ekiyor. Bizler tarlada 30 TL’ye satıyoruz ancak marketlerde 70-80 TL’ye satılıyor. Çok şükür fasulyemizin patenti alındı. Patent alınması bizi mutlu etti. Artık fasulyemiz değerinde satılacak. Patentin bizi bir adım ileriye taşıyacağına inanıyoruz. Artık emeğimizin karşılığını alacağımızı düşünüyoruz" dedi. 7 dönümlük araziye fasulye ektiklerini aktaran Sevim Şeker isimli üretici ise gün boyu güneşin altında çalıştıklarını vurgulayarak, "Sadece yemek saatlerinde mola veriyoruz. Onun dışında gün boyu fasulye topluyoruz. Herkes yaz mevsiminde tatile gidiyor biz de tarlaya geliyoruz. Ancak bizler de tatilimizi, kış mevsiminde evimizde dinlenerek geçiriyoruz" ifadelerine yer verdi. Güzelkonak Mahallesi’nde hemen hemen tüm ailelerin fasulye işi ile uğraştığını belirten Şeker, "Mahallemizde 110 hane var ve bu hanelerin çoğu gerek kendi ihtiyacı için gerekse ticari amaçlı ekim yapıyor. 70 aile bunu ticaret amaçlı yapıyor. Çünkü hava şartları ve arazi yapısı nedeniyle verimi en iyi olan yeşil fasulyedir. Bu nedenle bizde bu işi yapıyoruz. Yıllarca İstanbul’da kaldım. Tokat, Amasya, Manisa, Afyonkarahisar ve Bayburt’tan fasulye vardı. Lakin en lezzetli fasulye bizimdi. Çünkü bizim fasulyemiz hem iri hem de etli oluyor ve çabuk pişiyor. Ancak susuzluktan dolayı birkaç yıldır sıkıntı yaşıyoruz. İnşallah emeğimizin karşılığını alacağız" şeklinde konuştu.
İnci kefali tezgâhlarda yerini aldı
05 Ağustos 2025 Salı - 09:38 İnci kefali tezgâhlarda yerini aldı Van Gölü’nde yaşayan endemik tür inci kefali, av yasağının sona ermesinin ardından tezgâhlardaki yerini aldı. Van Gölü’nde yaşayan tek balık türü olan ve üreme döneminde tatlı sulara göç ederek yumurtalarını bırakan inci kefalini korumak amacıyla her yıl 15 Nisan-15 Temmuz tarihleri arasında av yasağı uygulanıyor. Yaklaşık 20 gün önce sona eren yasağın ardından inci kefali, yeniden balıkçı tezgâhlarında satışa sunuldu. Sıcak havadan dolayı kapalı alanlarda ve buz içinde muhafaza edilen inci kefali, kilosu 100 liradan alıcı buluyor. Balık satıcıları, fiyatların geçen yıla oranla değişmediğini ve bu yıl popülasyonun iyi olduğunu belirtti. Av yasağı süresince yapılan sıkı denetimlerin olumlu sonuç verdiğini ifade eden balıkçılar, daha önce 1 kilo balığın 14 adetten oluştuğunu, şimdi ise 8 adet balığın 1 kilo geldiğini söyledi. "Fiyat bu yıl değişmedi" İHA muhabirine konuşan balıkçı Aydın Akman, av yasağı sürecinde koruma çalışmalarının başarılı olduğunu belirtti. Koruma çalışmalarının olumlu seyretmesinin balık stoklarını arttırdığını ifade eden Akman, "Av sezonu 20 gün önce başladı. Bu yıl balığın boyutu da idealdir. Geçen yıla göre bu yıl daha iyidir. Yavru balıklar yakalanmadığı sürece balık kendisini toparlıyor. Şu an 8 adet balık 1 kilo oluyor. Daha önce ise 13-14 adet balık bir kilogram oluyordu. Fiyat bu yıl değişmedi. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da 100 lira. İnşallah sezon boyunca fiyatlar yükselmez, daha da düşer" dedi. Öte yandan balıkçılar, isteyen vatandaşlar için inci kefalini temizleyip fırınlatma hizmeti de veriyor.