Yerel Haberler
Van
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer: "Türkiye dünyanın en güvenli limanlarından biridir" 10 Mart 2026 Salı - 20:09:28 AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sevilay Tuncer, Türkiye’nin bir istikrar adası ve dünyanın en güvenli limanlarından biri olduğunu söyledi. Bir dizi program için Van’a gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sevilay Tuncer, düzenlenen "Vefa İftarı" programına katıldı. Programda partililere ve vatandaşlara hitap eden Tuncer, AK Parti’nin 24 yıllık sürecini bir ihya ve inşa süreci olarak tanımladı. Genel Başkan Yardımcısı Tuncer, "AK Parti çatısı altında yürüttüğümüz bu kutlu yürüyüş, aslında bir ihya ve inşa sürecidir. 24 yıldır şehirler kurarken, yollar açarken, köprüler inşa ederken; aynı zamanda gönül köprüleri de kurduk. Şefkati, merhameti ve vefayı ilmek ilmek ördük. Yeniden dönüşen temelleri, millet olma bilincini ve ortak duygusunu gönül sofralarına taşıdık. Çünkü biz, bir olmanın gücünden beslenen büyük bir milletiz. Kriz anlarında kenetlenen, zorluklarda omuz omuza veren bir milletiz" dedi. Farklılıkları çatışma sebebi değil, zenginlik kaynağı olarak gören bir medeniyetin evlatları olduklarını dile getiren Tuncer, "Bu milletin her bir ferdi, bu büyük yapının kilit taşıdır; her bir vatandaşımız bu ülkenin ortak hikayesinin vazgeçilmez kahramanıdır. Etrafımızda yaşanan çatışmalara ve savaşlara baktığımızda, bunun kıymetini bir kez daha anlıyoruz. Türkiye’miz bugün dünyanın istikrar adası ve en güvenli limanlarından biridir" diye konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 17:41 Van TSO’dan ‘Outlet Fest’ açıklaması Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO), 12-29 Mart tarihlerinde düzenlenmesi planlanan "Outlet Fest" organizasyonun Van’ın gerçeğinde yerel esnafa ağır darbe vurabilecek bir girişim olduğunu duyurdu. Van TSO’dan yapılan yazılı açıklamada, 12-29 Mart 2026 tarihlerinde Van Expo Fuar Merkezi’nde yapılması planlanan "Outlet Fest" etkinliğine ilişkin yerel ekonominin can damarı olan esnaf ve tüccarın sesini duyurmak, endişelerini dile getirmek amacıyla basın açıklaması yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Açıklamada, "Outlet Fest, dışarıdan bakıldığında ‘büyük indirim, ünlü marka’ diye cazip gösterilse de Van’ın gerçeğinde yerel esnafımıza ağır darbe vurabilecek bir girişimdir. Biz bunu iyi niyetli bir ticari faaliyet olarak değil, daralmış pazarımızı daha da daraltan, ailelerimizin geçim kapılarını tehdit eden bir tehlike olarak görüyoruz. Daha önce Van Valimiz ile yaptığımız görüşmede ve vali yardımcımız başkanlığında gerçekleştirdiğimiz toplantıda ortak görüş olarak; İran’daki ekonomik sıkıntılar nedeniyle zaten İranlı misafirlerimiz büyük oranda gelmiyor. Ramazan Bayramı öncesi dönem, Van tüccarı ve esnafı için yılın en kritik, en sınırlı kazanç fırsatı olan zaman dilimidir. Tam bu hassas dönemde büyük markaların dev indirimlerle Van’a gelmesi, mahalle esnafından butiğe, ayakkabıcıdan tekstilciye kadar tüm esnafımızın müşteri kitlesini çekip götüreceği kanısına varılmıştır. Van’ın ekonomisi büyük zincirlerden değil, alın terinden, aile işletmelerinden, nesilden nesile aktarılan emekten yükselir. Kısa vadede ‘ucuz alışveriş’ keyfi yaşatırken, uzun vadede binlerce Vanlı ailenin ekmeğiyle oynanmasına göz yumamayız. Biz Van Ticaret ve Sanayi Odası olarak her zaman üyelerimizin yanında olduk, bugün de dimdik yanındayız ve olmaya devam edeceğiz. Bu nedenle açık ve net çağrımızdır. Yetkililerden ve organizatörlerden talep ediyoruz; Outlet Fest etkinliğinin bu tarihlerde yapılmamasını ya da en azından Van ekonomisine ve yerel esnafa zarar vermeyecek, yerli tüccarımızı koruyacak, bir tarihe ertelenmesini istiyoruz. Van’ın geleceği, güçlü bir yerel ekonomiyle mümkündür. Bu çağrımızın dikkate alınmasını umuyor, tüm paydaşları ortak akılla hareket etmeye davet ediyoruz" denildi.
Uzmanlar suda boğulmalara karşı uyarılarda bulundu
19 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:51 Uzmanlar suda boğulmalara karşı uyarılarda bulundu Van’da uzmanlar, özellikle yaz aylarında Türkiye genelinde çok sayıda boğulma vakalarının olduğunu ifade ederek, vatandaşlara uyarılarda bulundular. Suda boğulmanın; kişinin suya batmasının ardından nefessiz kalması sonucu yaşamını yitirebileceği ciddi bir durum olduğunu belirten Lokman Hekim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Latifullah Jalal, Türkiye’de özellikle yaz aylarında çok sayıda boğulma vakasının yaşandığını söyledi. Suda boğulmanın deniz, göl, nehir, baraj gölü, havuz ya da banyo küveti gibi farklı ortamlarda meydana gelebildiğini aktaran Jalal, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre suda boğulma, tüm dünyada önlenebilir yaralanmalar arasında ölüme yol açan üçüncü en yaygın nedendir. Vakaların yarısından fazlası 25 yaş altı bireylerde görülmektedir. Hem can kaybına hem de kalıcı sakatlıklara yol açabilmesi, ayrıca iş gücü kaybına neden olması sebebiyle suda boğulma, hem Türkiye hem de dünya için önemli bir halk sağlığı sorunudur" dedi. Suda boğulma riskini artıran birçok faktörün bulunduğuna dikkat çeken Dr. Jalal, "Yüzme bilmemek, suda meydana gelen kazalar ve travmalar, alkol veya ilaç etkisi altında suya girmek, riskli davranışlarda bulunmak ve epilepsi, bayılma (senkop) ya da kalp hastalığı gibi tıbbi sorunlara sahip olmak bunun nedenlerindendir. Suda boğulma, tatlı veya tuzlu suyun solunum yollarına kaçması sonucu gelişen bir süreçtir. Tatlı su boğulmalarında su, akciğerlerden kana geçerek vücutta kan hacmini artırır. Bu durumda bazı minerallerin (elektrolitlerin) düzeyinde düşüş, potasyumda ise artış görülebilir. Tuzlu su boğulmalarında ise akciğerlerde sıvı birikimi (ödem) olur, kan hacmi azalır ve elektrolit seviyeleri yükselir. Her iki durumda da, akciğerlerde nefes almayı kolaylaştıran "sürfaktan" adlı madde zarar görür. Bu durum, nefes darlığına ve kandaki oksijen düzeyinin düşmesine yol açar. Bunun yanında boğulma sırasında yutulan suyun içeriği de hayati önem taşır. Suya karışan çamur, kum, kirli su, bakteri, algler, mide içeriği veya kimyasal maddeler akciğerlere zarar vererek durumu daha da kötüleştirebilir. Ayrıca, kişinin uzun süre suda kalması, kalbin durması ya da kalp masajı ve suni solunum gibi temel yaşam desteği (KPR) uygulamalarına geç başlanması, hayati riski artırır. Bu gibi durumlarda kalp ritmi bozulabilir, beyinde hasar oluşabilir ve çoklu organ yetmezlikleri gelişebilir" ifadelerini kullandı. Boğulma tehlikesi geçiren bir kişiyle karşılaşıldığında yapılması gereken ilk şeyin zaman kaybetmeden 112 Acil Servis’in aranması ve kişi sudan çıkarılır çıkarılmaz temel yaşam desteğine başlanması olduğunu vurgulayan Jalal, "Bu destek, kalp masajı ve suni solunum gibi basit ancak hayat kurtarıcı müdahaleleri içerir. Suda boğulma, alınacak önlemlerle büyük ölçüde önlenebilir bir durumdur. Mesela çocuklar su kenarında mutlaka bir yetişkin gözetiminde olmalıdır. Toplum, temel yaşam desteği konusunda eğitilmeli; ilk yardım kursları yaygınlaştırılmalıdır. Havuz, plaj ve su kenarı gibi yerlerde güvenlik önlemleri artırılmalıdır. Yüzme bilmeyen bireyler derin sulara girmemeli; bilinmeyen sularda veya yalnız başına yüzmekten kaçınılmalıdır. Derinliği bilinmeyen sulara atlamak son derece tehlikelidir ve bundan kaçınılmalıdır. Baraj, gölet ve sulama kanalları gibi yerlerde yüzmek hem yasaktır hem de çok tehlikelidir. Yasal düzenlemelerle desteklenen toplumsal bilinçlendirme çalışmaları artırılmalıdır. Unutulmamalıdır ki boğulma sessiz gerçekleşebilir. Ancak alacağımız basit önlemlerle bu trajediler önlenebilir. Bilinçli davranarak hem kendimizi hem de sevdiklerimizi koruyabiliriz" diye konuştu.
⁠Urartu’nun göz bebeği Haldi Tapınağı adım adım gün yüzüne çıkarılıyor
18 Temmuz 2025 Cuma - 17:39 ⁠Urartu’nun göz bebeği Haldi Tapınağı adım adım gün yüzüne çıkarılıyor Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Işıklı, Ayanis Kalesi’ndeki Tapınak Kompleksi ve Haldi Tapınağı’nın Anadolu arkeolojisinin ve Urartu’nun incisi durumunda olduğunu belirterek, "Onun için bütün çabalarımız Haldi Tapınağı’nı korumak, insanlığın kültürel mirası olarak geleceğe aktarmaktır" dedi. Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Işıklı başkanlığında Urartu Kralı Argişti oğlu Rusa tarafından Van Gölü’ne hakim tepeye yaptırılan Ayanis Kalesi’nde yürütülen kazı çalışmaları bu sene de devam ediyor. Bu sene 37. yılına giren ve kesintisiz olarak süren bu kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin ve desteklerinin yanı sıra Van Valiliği, Tuşba Kaymakamlığı, Van İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Van Müzesi’nin iş birliğiyle sürdürülüyor. 25 kişilik ekip, bir aylık yoğun hazırlık Gazetecilere açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Mehmet Işıklı, bu sezon çalışmalara yaklaşık bir ay önce başladıklarını ifade ederek, "Bu sene 37. yılımızı gerçekleştiriyoruz ve bu sezon çalışmalarımıza yaklaşık bir ay önce başladık. Genel bir temizlik yaptık. 15 kişilik uzman bir ekibimizle birlikte yaklaşık 10 da işçimiz var. Bu şekilde kazılarımızı büyük bir heyecanla başlatmış bulunuyoruz. Doğu Anadolu coğrafyası çok sert kış iklimine sahip. O nedenle kış boyunca var olan yağışlar nedeniyle birçok alanda kerpiç mimari akıntılar nedeniyle tahribata uğruyor. O nedenle büyük bir aylık sürenin büyük kısmını temizlikle geçiriyoruz. Daha sonra kazılara başlıyoruz" dedi. Çalışmalar Tapınak Kompleksinin kuzey kanadında sürüyor Son dört yıldır kazıların odağında yer alan Tapınak Kompleksi’nin kuzey kanadındaki büyük anıtsal odaların bu yıl da kazı programının merkezinde yer aldığını ifade eden Mehmet Işıklı, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kazılarımızı özellikle son 4 yıldır büyük oranda şu an bulunduğumuz tapınak kompleksinin kuzey kanadındaki odalarda sürdürüyoruz. Ayanis’teki kültürel varlıkların başında gelen en önemli zenginlik, göz bebeği ve nazar boncuğu Tapınak Kompleksi ve Haldi Tapınağı’dır. Haldi Tapınağı gerçekten Anadolu arkeolojisinin ve Urartu’nun incisi durumundadır. Onun için bütün çabalarımız onu korumak, insanlığın kültürel mirası olarak geleceğe aktarmaktır. Tabii bu tek başına bir yapı değil, bir yapı kompleksinin önemli bir parçasıdır. Aynı zamanda son dönemde devam eden kazılarımızda kuzey kanattaki büyük anıtsal odaları açıyoruz. Yaklaşık son 4 yıldır bütün eforumuzu buraya verdik. İnşallah bu sene buradaki 4 odayı tamamlayacağız ve yapıların mimari problemlerini çözeceğiz. Şu an gördüğünüz gibi bulunduğumuz oda ilk oda. Burada 3 sezondur kazılarımız devam ediyor. Yaklaşık 6 metre derinlikteyiz. 2-3 metre kalınlığında, hatta bazı yerlerde 4 metreye ulaşan kalınlıkta anıtsal kerpiç duvarlarımız var. Bu kerpiç duvarlarının açıldığı başka odalar var." "Urartu, mimari açıdan şaheser bir uygarlık" Mehmet Işıklı, Urartu’nun mimari açıdan şaheser bir uygarlık olduğunu da belirterek, "Çok güzel kullanmış topografyayı. Bu topografyada da birbirine bağlantılı odaları çok güzel bir şekilde inşa etmiş. Kerpiçte ve taşta inanılmaz ustalar. Şu anda gördüğünüz gibi bulunduğumuz yapı kompleksinin içerisinde bu özellikleri rahatlıkla izleyebiliyoruz. İki tane ayrı kapı bulduk. Bu kapılar nereye açılıyor, hangi mekanlardan oluşuyor tabii ilerleyen kazılar onu gösterecek. Yapılar çok ciddi bir yangın da geçirmiş" diye konuştu. Bronz eserler, mühürler ve insan iskeleti bulundu 4 yıldır kazıların sürdüğü alanda şimdiye dek çok sayıda önemli eserin de gün yüzüne çıkarıldığını vurgulayan Işıklı, "Burada bronz silahlarımız çıktı. Daha öncesinde bronz süsleme elemanları, bronzdan bir tane mangal çıktı ve ilk defa geçen senelerden hatırlıyorsunuz üzerinde yanık olarak dokuları kalmış bir insan iskeleti bulduk. Onun dışında bir sürü bronz obje ve demir obje bulduk. Yazılı belgeler bulduk. Mühürler bulduk. Yazıt parçaları bulduk. Bu odanın çok özel olduğunu, krala ve dini amaçlara hizmet ettiğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu sene de diğer alanlarda kazılarımız devam ediyor. İnşallah mekanların hepsini açığa çıkarıp kerpiç korumaları onardıktan sonra bu alanın tümünün üstünü geçici olarak da olsa koruma altına almaya hevesindeyiz. İnşallah bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığımız ve Genel Müdürlüğümüz destek oluyorlar. Yine valiliğimiz sağ olsun bu konuda destek oluyor" dedi. Anıtsal odanın ilkinde küvet ve iki kapı bulundu Mehmet Işıklı, kuzey kanattaki büyük anıtsal odaların ilkine ‘bir numara’ dediklerini söyleyerek, "Bir numaralı odanın aslında biz zemin katındayız. Bunun üzerinde bir kat daha olduğunu hayal edin. Görkemli ve güçlü bir kerpiç mimarı vardır. Zemin katta biz doğal olarak üst katların yıkılması ile aşağı inen buluntulara da ulaştık. Şu an bir nolu odanın zemindeyiz. İki tane giriş odası, bir de geçen sene kısmen çıkardığımız ve bu sene de kalanını çıkardığımız pişmiş topraktan yapılmış küvet var. Bu küvetin benzerini önceki yıllarda da bulmuştuk. Bu tür küvetler aslında bir depolama amacıyla kullanılıyor. Su depolaması, sıvı herhangi başka bir şey olabilir. Mayalama için kullanıldığını önerenler var. Ancak içerisinde organik bir doku ele geçirilemedi, eğer ele geçirilirse onun analizini yaptığımızda bunun ne amaçla kullanıldığını daha net söyleyebiliriz. Şu an büyük ölçekli bir küvetimiz var diyebiliriz" şeklinde konuştu. Garibin Tepe kazıları da hızlanacak Ayanis dışında yürütülen bir diğer önemli kazı alanı olan Garibin Tepe’de de bu yıl ciddi projeler hayata geçirilecek. Söz konusu çalışmalar tamamlandığında, Doğu Anadolu ve Urartu arkeolojisine yeni bir ivme kazandırılması hedefleniyor.