Yerel Haberler
Van
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:53 Van’da adrenalin planı suya düştü Van’da gerçekleştirdiği sıra dışı etkinliklerle adından söz ettiren ’buz adam’ lakaplı gezgin ve maceracı öğretmen, bu kez istediğini başaramadı. Kış aylarında donan göllerde yüzmesi ve buz kırarak suya girmesiyle bilinen öğretmen, buzları erken çözülen Sıhke Göleti’ne giremedi. Van’da görev yapan ve sıra dışı rotaları, dondurucu sulara olan tutkusuyla tanınan ’buz adam’ lakaplı gezgin öğretmen, bu kez doğanın sürpriziyle karşılaştı. Kış boyunca buz tutan göllerde gerçekleştirdiği ekstrem dalışlarla adından söz ettiren maceracı öğretmen Muhammed Türken, rotasını Sıhke Göleti’ne çevirdi ancak eriyen buzlar bu kez güvenli bir geçişe izin vermedi. "Buzlar çözüldü, planlar ertelendi" Yılın büyük bölümünü Van’ın eşsiz doğasında kamp yaparak ve keşfedilmemiş noktaları fotoğraflayarak geçiren öğretmen Muhammed Türken, geleneksel hale getirdiği soğuk suda yüzme ve buz kırarak suya girmek için Sıhke Göleti’ne gitti. Ancak baharın erken yüzünü göstermesiyle birlikte gölet yüzeyindeki buz tabakasının inceldiğini ve parçalandığını gören maceracı, güvenlik gerekçesiyle suya girmekten vazgeçti. Daha önce Van Gölü ve farklı su kaynaklarında soğuk su etkinlikleri yapan öğretmen, bu kez şartların elverişsiz olması nedeniyle suya girmekten vazgeçti. Güvenliği ön planda tuttuğunu belirten öğretmen, maceranın bilinçli yapılması gerektiğini ifade etti. "Sıhke Göleti’nin bende farklı bir yeri var" Maceracı öğretmen Muhammed Türken, "Geçen gün Ramazan’dan önce Zernek Barajı’nda buz kırıp girmiştim. Çok keyif almıştım ve çok da eğlenceli geçmişti Sıhke Göleti’nin bende farklı bir yeri var. Çünkü çocukluğumun geçtiği bir yer. Yaklaşık 25-26 yıllık yaşamım burada geçti. Küçükken burada yüzmeyi öğrendim. Bugün burada buz kırıp girmek için geldim ama maalesef bu sene bahar çok erken geldiği için buzlar erimiş. Şimdi riskli olduğu için buraya giremeyeceğiz. Biraz üzüldük. Önümüzdeki yıl kesinlikle buraya gireceğim. Daha erken bir tarihte buranın donmuş olduğu bir vakitte hedefim buraya girmek. Özellikle çocukluğumun geçtiği Sike Gölet’ine girip burada keyif almak istiyorum" dedi.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:03 Van’da asırlık mukabele geleneği manevi atmosferde devam ediyor Van’daki camilerde Ramazan ayında karşılıklı Kur’an-ı Kerim okunması olarak bilinen mukabele geleneği manevi atmosferiyle devam ediyor. İslam dünyasında 14 asırdır süren mukabele geleneği, Van’da bu yıl yoğun katılımla gerçekleşiyor. Yukarı Norşin Camii Hatibi Yunus An’ın tilavetiyle vatandaşların büyük bir özlemle takip ettiği mukabele, Ramazan ayında her gün öğle ve ikindi namazından sonra gerçekleştiriliyor. Vatandaşın ilgisiyle devam eden mukabele geleneğinde cami imam hatipleri ile hafızların tilaveti, caminin kubbesinden hoş bir seda olarak yükseliyor. İHA muhabirine konuşan Yukarı Norşin Camii Hatibi Yunus An, mukabele geleneğinin Peygamber Efendimiz döneminden itibaren günümüze kadar yoğun ilgiyle devam ettiğini belirtti. Camii Hatibi An, "Mukabele, ilk olarak Hazreti Peygamber ile Hazreti Cebrail’in Kur’an-ı Hakîm’i karşılıklı olarak; birinin okuması, diğerinin dinlemesi ve ardından yer değiştirmesi suretiyle, istişare ederek okumaları şeklinde başlamıştır. Bu gelenek elhamdülillah asırlardır sürdürülmekte; bugün de camimizde, Türkiye’deki 90 bin camide ve dünyanın birçok Müslüman ülkesinde yaşatılmaya devam etmektedir. Cenab-ı Hak bu güzelliği ebediyete kadar, kıyamete dek yaşamayı cümlemize nasip eylesin inşallah" dedi. Yukarı Norşin Camii’nde hem öğle hem de ikindi namazlarından sonra mukabele yapıldığını ifade eden An, "Elhamdülillah cemaatimizin yoğunluğu ve katılımı bu konuda oldukça sevindiricidir. Özellikle bayan kardeşlerimiz de sabah ve öğleden sonra olmak üzere farklı bir mekânda bulunan Kur’an kursumuzun okuma salonunda günde iki kez tilavetlerini gerçekleştirmektedir. Bu Kur’an ayında Kur’an’la sürekli hemhâl olmak, onun ruhunu yaşamak; sadece tilavet etmekle kalmayıp anlamaya çalışarak hayatımıza tatbik etmek en büyük kazancımız olacaktır inşallah" diye konuştu.
Van’da atıklar sanata dönüşüyor
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:51 Van’da atıklar sanata dönüşüyor Van’ın Muradiye ilçesinde KÜYAP 2026 etkinlikleri kapsamında Muradiye Bebek ve Çocuk Tıbbi Kütüphanesi tarafından düzenlenen "Sürdürülebilir Onarım Atölyesi" etkinliği, çevre bilinci mesajlarıyla dikkat çekti. "Atıktan sanata geri dönüşüm kostüm şöleni" başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte çocuklar, atık malzemelerden kendi kostümlerini tasarlayarak hem eğlendi hem de çevreye duyarlılık konusunda farkındalık kazandı. Etkinlikle ilgili açıklamalarda bulunan Kütüphane Sorumlusu Miras Kızılkaya, kütüphaneleri yalnızca kitap okunan mekânlar olarak görmediklerini belirterek, "Kütüphaneler; çevre okuryazarlığının, sürdürülebilir yaşam becerilerinin ve yeşil düşünmenin çocuk yaşta filizlendiği öğrenme alanlarıdır. Bugün çocuklarımız atık olarak görünen malzemelere başka bir gözle bakıyor. Çevre bilinci anlatılarak değil, deneyimleyerek ve üreterek kazanılıyor" dedi. Kızılkaya, Muradiye Bebek ve Çocuk Tıbbi Kütüphanesi’nde yürütülen yeşil etkinlikler ve çevre okuryazarlığı çalışmalarıyla doğayı koruyan ve kaynakları doğru kullanan bireylerin yetişmesine katkı sunmayı amaçladıklarını ifade ederek, bu tür çalışmaların görünür kılınmasında basının desteğinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Etkinliğe katılan öğrenciler de, duygu ve düşüncelerini paylaştı. Ümmü Masal Hakan, projede yer almaktan mutlu olduğunu belirterek, "Geri dönüşüm için bu projeye katıldım. Buradan herkese sesleniyorum; atmayın, geri dönüştürün, kullanın. Bu etkinliği düzenleyen kütüphanecilere teşekkür ediyorum" diye konuştu. Furkan Beyaztaş ise kütüphanede yapılan çalışmalar sayesinde geri dönüşümden yeni eşyalar üretilebileceğini öğrendiğini belirterek, "YouTuber olmayı hayal ediyorum. Bu projede yaptığımız kamera, hayalimi gerçekleştirmenin ilk adımı oldu" ifadelerini kullandı. Emin Adar Başboğa da geri dönüşüm malzemelerinden kendi kostümlerini yaptıklarını söyleyerek, etkinliği düzenleyen kütüphane sorumlularına teşekkür etti.
Van otlu peyniri hem sofralık hem hediyelik olarak tercih ediliyor
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:21 Van otlu peyniri hem sofralık hem hediyelik olarak tercih ediliyor Van’da endemik bitkilerin karışımıyla üretilen ve kahvaltı sofralarının vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan otlu peynir, kış aylarında Türkiye’nin dört bir yanına hediyelik olarak gönderiliyor. Van’da endemik bitkilerin karışımıyla yapılan kentin tescilli ürünü olan otlu peynir, asırlardır değişmeyen lezzetiyle sofraların vazgeçilmezi olmaya devam ediyor. Kentin önemli değerlerinden olan ve mayıs ayında dağların yüksek kesimlerinde toplanan türlü türlü otlarla sütün buluşması sonucu yapılan otlu peynir kış aylarında küp olarak satışa sunuluyor. Van’a tatil için memleketine gelenler ise otlu peyniri hediyelik olarak şehir dışındaki akrabalarına götürmeyi tercih ediyor. "Otlu peynir hediyelik olarak tercih ettiği bir ürün haline geldi" İHA muhabirine konuşan 27 yıllık peynirci esnafı Mehmet Nar, yaklaşık üç kuşaktır bu işi yaptıklarını belirterek, otlu peynirin son yıllarda Van dışından yoğun ilgi görmeye başladığını söyledi. Nar, "Otlu peynir eskiden daha çok yörede ve Van içinde tüketiliyordu ancak son yıllarda buradan gidenlerin ya da sipariş yoluyla isteyenlerin hediyelik olarak tercih ettiği bir ürün haline geldi. Türkiye’nin dört bir yanına kargo ile gönderiyoruz. Özellikle sosyal medya üzerinden siparişler oluyoruz. Kapıda ödeme gibi kolaylıklar da sağlıyoruz. Satışlarımızın yaklaşık yüzde 50’si Van içindeyse, yüzde 50’ye yakını da Van dışına gidiyor" dedi. "Bilinen ve tanınan esnaftan alınmalı" Bu durumun son yıllarda sosyal medyanın gelişmesiyle hız kazandığını belirten Nar, "Yaklaşık 20 yıl öncesine kadar dışarıya çok fazla satış yoktu. Sosyal medya bu kadar gelişmemişti. Buraya gelen vatandaş peyniri tadına bakarak alıyordu. Son 10-15 yıldır ise sosyal medya sayesinde ürün gönderimleri ciddi şekilde arttı. Sosyal medyada ‘5 kilo Van peyniri bin lira’ gibi ilanlar görüyoruz. Ancak bu ürünler Van peyniri değil. Başka illerde fabrikasyon olarak üretilmiş ürünler Van peyniri adı altında satılıyor. Vatandaş da gelip ‘Burada kilo 500 lira ama başka yerde 5 kilo bin lira’ diyor. Bunlar bizim büyük firmalara gönderdiğimiz otları alıp kendi peynirlerine karıştırıyorlar. Gerçek Van peyniri yerinde, bilinen ve tanınan esnaftan alınmalı" diye konuştu. Bazı kişilerin kapıda ödeme yöntemiyle vatandaşları kandırdığını ifade eden Nar, "Van peyniriyle ilgili görüntüleri kopyalayıp sesleri değiştirerek kendi ürünleriymiş gibi sunuyorlar. Sipariş verildiğinde ise fabrikasyon ürün gönderiliyor. Bu durum hem vatandaşı mağdur ediyor hem de gerçek Van peyniri üreten esnafın adını kötüye çıkarıyor. Özellikle Van dışından alışveriş yapacak vatandaşların güvenilir ve bilinen satıcıları tercih etmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.
Van Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde devir teslim töreni
02 Şubat 2026 Pazartesi - 14:40 Van Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde devir teslim töreni Adana Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde Gençlik Hizmetleri Müdürü olarak görev yapan Mehmet Tosun, atandığı Van Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde görevi İl Müdür Vekili Yalçın Özdemir’den devraldı. Adana Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde Gençlik Hizmetleri Müdürü olarak görev yapan Mehmet Tosun, 29 Ocak 2026 tarihinde Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak tarafından Van Gençlik ve Spor İl Müdürü olarak atandı. Önceki gün Van’a gelen İl Müdürü Mehmet Tosun, görevini İl Müdür Vekili Yalçın Özdemir’den devraldı. Van Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde gerçekleştirilen devir teslim töreninde bir konuşma yapan İl Müdür Vekili Yalçın Özdemir, Van Gençlik ve Spor İl Müdürü olarak atanan Mehmet Tosun’a görevini devrettiğini belirterek yeni görevinde kendisine başarılar diledi. Van Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne atanan Mehmet Tosun ise 2025 yılından bu yana bu görevi yürüten ve Van’a önemli hizmetlerde bulunan Yalçın Özdemir’e, görevinde ve bundan sonraki iş ve aile yaşamında başarılar dileyerek çiçek takdim ederek, "Hizmet yarışında üstlendiğimiz bu görevi en iyi şekilde ifa edebilmek adına hem şahsım olarak hem de kurum olarak gece gündüz çalışacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın" diye konuştu. Konuşmaların ardından İl Müdür Vekili Yalçın Özdemir tarafından Van Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Tosun’a çiçek takdim edildi. Yapılan çiçek takdiminin ardından hatıra fotoğrafı çekilmesiyle program son buldu.
Sulak alanlar için hayati çağrı
02 Şubat 2026 Pazartesi - 13:36 Sulak alanlar için hayati çağrı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, Türkiye’nin coğrafi yapısı, konumu ve ekolojik çeşitliliğiyle son derece önemli bir ülke olduğunu vurgulayarak sulak alanlar için hayati bir çağrıda bulundu. 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü nedeniyle İHA muhabirine açıklamalarda buluna Prof. Dr. Lokman Aslan, Türkiye’nin kıtalar arasında doğal bir köprü konumunda bulunduğunu söyledi. Bu özelliğin fauna ve flora açısından büyük bir zenginlik sağladığını dile getiren Aslan, sulak alanların yeryüzünün en zengin ve en üretken ekosistemleri arasında yer aldığını kaydetti. Bu alanların birçok canlı türü için beslenme, üreme ve barınma imkânı sunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aslan, sulak alanların yalnızca bulundukları ülke için değil, tüm dünya için ‘doğal zenginlik müzeleri’ olarak kabul edildiğini belirtti. Sulak alanların, çevresinde yaşayan insanlar için de büyük önem taşıdığını söyleyen Aslan, bu alanların bölge ve ülke ekonomisine katkı sağladığını, aynı zamanda doğal dengenin ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında vazgeçilmez bir role sahip olduğunu kaydetti. İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Aslan, sulak alanların hızla değişen çevresel şartlara uyum sağlayabilme yeteneğinin, hem insanlar hem de yaban hayatı için hayati önemde olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Aslan, bu nedenle dünya genelinde sulak alanların önemi ve işlevleri üzerine yapılan bilimsel araştırmaların artmasının doğal olduğunu söyledi. Van Gölü Havzası’nın, nesli tehlike altında veya koruma altındaki çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yaptığını belirten Aslan, bölgenin aynı zamanda karasal açıdan da zengin bir yaban hayatı popülasyonuna sahip olduğunu vurguladı. Yapılacak detaylı araştırmalarla bu türlerin sayısının daha da artabileceğini ve nesli tükenme tehlikesi altındaki canlıların korunmasına önemli katkılar sağlanacağını ifade eden Prof. Dr. Aslan, Van Gölü Havzası’nın büyük ölçüde tahrip edilmemiş doğasıyla dikkat çektiğini kaydetti. Prof. Dr. Aslan, bölgede Türkiye’deki sulak alanların yaklaşık beşte birine denk gelen 418 bin 560 hektarlık alan bulunduğunu ve bu özelliğiyle Van’ın göçmen ve yerleşik kuş popülasyonu açısından son derece zengin olduğunu belirtti. Van’da Bendimahi, Çelebibağı, Erçek Gölü, Dönemeç Deltası, Turna Gölü, Akgöl ve Karasu Deltası gibi büyük sulak alanların yanı sıra çok sayıda küçük sulak alanın da bulunduğunu aktaran Aslan, bu alanlarda göçmen ve yerleşik kuşların yanı sıra birçok canlı türünün yaşam bulduğunu söyledi. Bu canlıların Van Gölü Havzası’na ve ülkemize büyük değer kattığını bildiren Prof. Dr. Aslan, "Doğal miraslarımızı gelecek nesillere aktarmak için onları koruyalım. Değeri yok olduktan sonra anlaşılan yerler olmasın" ifadelerini kullandı.
HAK-İŞ’in "Türkiye kadın buluşmaları" programı Van’da düzenlendi
02 Şubat 2026 Pazartesi - 12:31 HAK-İŞ’in "Türkiye kadın buluşmaları" programı Van’da düzenlendi HAK-İŞ Konfederasyonu’nun 50. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Türkiye Kadın Buluşmaları" programının ikincisi Van’da gerçekleştirildi. Kentte bir otelde düzenlenen programa sendika temsilcileri ve davetliler katıldı. Programda konuşan HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Yunus Değirmenci, HAK-İŞ’in gücünün yalnızca üye sayısıyla ölçülemeyeceğini belirterek, konfederasyonun çalışma hayatında ortaya koyduğu kararlı duruş ve çözüm odaklı yaklaşımıyla önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Değirmenci, kıdem tazminatından kayıt dışı çalışmalara ve vergi adaletsizliğine, iş sağlığı ve güvenliğinden çalışan kadın sorunlarına kadar HAK-İŞ, emekçileri yakından ilgilendiren konularda, her masada olduğunu belirtti. Genel Başkan Yardımcısı Değirmenci, "HAK-İŞ bugün sadece bir konfederasyon değil, aynı zamanda bir düşünce, fikir hareketidir. Kimi zaman emekçiler için, kimi zaman mağdur ve mazlumlar için HAK-İŞ her zaman tetiktedir, hazırdır, görevinin başındadır. HAK-İŞ, kimi zaman Van’da bir belediye işçisinin veya memleketin bir başka köşesindeki ev işçisinin yüreğinde, kimi zaman hastanede hasta bakıcının, kimi zaman bir metal işçisinin yanındadır. HAK-İŞ, kimi zaman Müslüman coğrafyasındaki bir yetimin gönlünde, kimi zaman da çaresizlikler içinde kıvranan bir mağdurun, gönül tahtının en baş köşesindedir. Nerede çözülmeyi bekleyen bir sorun varsa, çözüm merkezi olarak HAK-İŞ oradadır" dedi. "Dijitalleşme hızla etrafımızı sarıyor" Dijitalleşmenin hızla yayıldığına dikkat çeken Değirmenci, "Yapay zeka uygulamaları, adeta ışık hızında yaygınlaşıyor. Fabrikaların, işyerlerinin tabir-i caizse, akıllı fabrikalara-işyerlerine dönüştüğü bir sürece hep birlikte şahitlik ediyoruz. Gelişen teknoloji, iş yaşamından sosyal hayata kadar birçok alanı dönüştürüyor. Teknolojik gelişmeler, birçok sektördeki geleneksel uygulamaları tahtından indirmeye başladı. Dijitalleşme, birçok üretim sahasında, köklü değişikliklere neden olmaktadır. Dijitalleşmeyle birlikte, çalışma hayatını derinden etkileyen gelişmeler yaşanmakta ve yaşanması öngörülmektedir. Teknolojiyle birlikte her şey dönüşmekte, değişmekte ve yenilenmektedir" diye konuştu. "Küresel istihdamın yaklaşık yüzde 25’i yapay zekâdan etkilenecektir" HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı ve HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin ise Dünya Ekonomik Forumu raporlarına göre, 2030 yılına kadar dijital teknolojiler sayesinde yaklaşık 170 milyon yeni iş imkânı oluşmasının beklendiğini dile getirdi. Zengin, "Burada önemli olan yalnızca bazı mesleklerin ortadan kalkması değil, neredeyse tüm mesleklerin yapılış biçiminin değişmesidir. Uluslararası Çalışma Örgütü ile Polonya Ulusal Araştırma Enstitüsü’nün ortak raporuna göre, küresel istihdamın yaklaşık yüzde 25’i yapay zekâdan etkilenecektir. Gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 35’lere kadar çıkabilecektir. Özellikle ofis ve büro işleri, medya, yazılım ve finans sektörlerinin daha fazla etkilenmesi beklenmektedir. Dijitalleşmeyle birlikte uzaktan çalışma, kısmi süreli çalışma ve platform çalışması gibi yeni nesil çalışma modelleri yaygınlaşmaktadır. Bu dönüşüm süreci, şüphesiz kadınlar başta olmak üzere dezavantajlı kesimleri daha derinden etkilemektedir. Böylesi kapsamlı bir dönüşümün, kimseyi geride bırakmayan, özellikle kadınları, gençleri ve kırılgan grupları gözeten adil bir geçiş anlayışıyla yönetilmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca yeni çalışma modellerin, kadın-erkek fırsat eşitliği ve iş-aile-sosyal yaşam dengesi ile birlikte ele alınması son derece önemli olduğunu belirtmek istiyorum" şeklinde konuştu. HAK-İŞ Van Şube Başkanı Fatih Akdeniz de sendikal mücadeleyi sadece hak arayışı olarak değil; insan onurunu, emeği ve adaleti merkeze alan bir dava olarak gördüklerini belirterek, "Bu davanın en güçlü taşıyıcılarından biri başta Genel Başkanımız Mahmut Aslan ve kadın emeğidir. Kadınlar, çalışma hayatında olduğu kadar sendikal yapımızın da vicdanı ve gücüdür. Kadın komitelerimiz; sahada emek veren, sorunları dile getiren, çözümün bir parçası olan ve sendikal bilinci güçlendiren çok önemli bir görev üstlenmektedir" dedi.
Başkan Memet Aslan’dan Berat Kandili mesajı
02 Şubat 2026 Pazartesi - 09:18 Başkan Memet Aslan’dan Berat Kandili mesajı Van Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Memet Aslan, Berat Kandili nedeniyle bir mesaj yayımladı. Başkan Memet Aslan, mesajında, "Beraat; temize çıkmak, affa uğramak, berî olmak demektir. Bunalan gönüllerimizi ferahlatmaya, huzursuz kalplere şifa pompalamaya, hastaların şifasına, borçluların edasına, dertlilerin devasına, vesile olabilecek feyz ve rahmeti bünyesinde taşıyan ve kalp ile Mevlâ’sından dileyene, dilediği her meşru isteğin verileceği bir gecedir. Bu gece, hayrı çok olan mübarek bir gecedir. Çünkü âlemlere rahmet olarak gönderilen son Peygamber Hazreti Muhammed (S.A.V)’e indirilen Kur’an bu gecede Levhi Mahfuz denilen özel mekândan dünya semasına topluca indirilmiştir. İbadete aşina olan kişilerin bu gece yapacakları nafile ibadet çok faziletlidir. Resûlüllah Efendimiz buyurdular ki, ‘kim bu gece yüz rekât namaz kılarsa Allah-u Teâla ona yüz melek gönderir, otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabından teminat verir, otuzu ondan dünya afetlerini giderir, onu da ondan şeytanın hilelerini uzaklaştırır.’ Rahmet inmesine vesiledir. Aleyhissalatü Vesselâm Efendimiz buyurmuştur ki, ‘Allah-u Teala bu gece ümmetine öyle rahmet eder ki, Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca.’ İnsanlık tarihin en zorlu sınavlarından birini verdiği bugünlerde, insanoğlunun en çok ihtiyaç duyduğu şey bu olsa gerek. Rabbimize dua etmek, tevbe-i istiğfarda bulunmak, ilahi adalete yönünü çevirmek, Allah’ın razı olduğu fiilleri yapmak ve Rabbimizin rızasının olmadığı eylemlerden kaçınmaktır. İnsanlığının kurtuluşunun ancak Allah’ın ipine sarılarak olacağının idrakine varmamız lazım. Bu gecenin hürmetine Cenab-ı Allah’tan dileğimiz başta Filistin’de, Gazze’de, Batı Şeria’da, Refah’da Siyonistlerin ve emperyalistlerin zulmüne uğrayan kardeşlerimizin ve yeryüzündeki tüm mazlum halkların kurtuluşuna vesile olması dileğiyle tüm İslam ve insanlık aleminin Beraatı mübarek olsun" dedi.
"Vangölü Aktivistleri Derneği: "Acı, sofrayla değil dua ve dayanışmayla paylaşılmalı"
01 Şubat 2026 Pazar - 16:14 "Vangölü Aktivistleri Derneği: "Acı, sofrayla değil dua ve dayanışmayla paylaşılmalı" Vangölü Aktivistleri Derneği, toplumsal hayatta uzun süredir sorgulanan taziye ve düğün yemekleriyle takı merasimlerinin kaldırılmasını istedi. Vangölü Aktivistleri Derneğinden yapılan açıklamada, toplumsal hayatta iyi niyetle başlayan ancak zamanla acı yaşayan aileler üzerinde maddi ve manevi bir yüke dönüşen taziye yemeği geleneğinin sorgulanmasını son derece kıymetli buldukları belirtildi. Açıklamada, "Bu anlamda Yusuf Konak’ın taziye yemeğini kaldırma yönündeki kararı, vicdanı önceleyen örnek bir toplumsal duruştur. Biz Vangölü Aktivistleri Derneği olarak daha önce de ifade ettiğimiz gibi; sadece taziye yemekleri değil, düğünlerde verilen yemekler ve bir şova dönüştürülen takı merasimleri de toplumsal baskı oluşturan, gösterişe dayalı uygulamalardır ve kaldırılmalıdır. Hem bu yemekler hem de takı törenlerindeki abartılı gösteriş; kültürümüzün özündeki sadeliğe, paylaşmaya ve dayanışmaya yakışmamakta, toplumun büyük bir kısmını maddi olarak zorlayan bir tabloyu ortaya çıkarmaktadır. Bu vesileyle bu anlamlı duruşa sebep olan Yusuf Konak’ın merhum annesine Allah’tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine sabır diliyor; tüm ölmüşlerimizi rahmetle anıyoruz. Toplumsal hayatı rahatlatan, yükü azaltan ve insan onurunu önceleyen bu tür yaklaşımların yaygınlaşmasını destekliyor; gösterişten arınmış, samimi bir toplumsal kültür inşa edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Acıyı sofrayla değil, dua ve dayanışmayla, mutluluğu gösterişle değil samimiyetle paylaşalım" denildi.