Yerel Haberler
Van
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:39 Karla mücadelede kritik nokta: Bahçesaray yolundaki kar tüneline ulaşıldı Van’ın zorlu coğrafyası ve ağır kış şartları nedeniyle yaklaşık 5 aydır ulaşıma kapalı olan Van-Bahçesaray kara yolunda yürütülen hummalı çalışmalar devam ediyor. Karayolları ekiplerinin akşam geç saatlere kadar yaptıkları çalışmalarında kritik nokta olan kar tüneline ulaşıldı. Van’ın zorlu kış şartları nedeniyle yaklaşık 5 aydır ulaşıma kapalı bulunan Bahçesaray yolunda karla mücadele çalışmaları aralıksız sürüyor. Ekipler, metrelerce yüksekliğe ulaşan kar kütlelerini temizlemek için yoğun mesai harcarken, çalışmalar kapsamında yol üzerindeki kar tüneline de ulaşıldı. Özellikle yüksek rakımlı bölgelerde etkisini sürdüren sert kış şartları nedeniyle kapanan yolun yeniden ulaşıma açılması için Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri iş makineleriyle akşam geç saatlere kadar çalışma yürütüyor. Yer yer çığ riski bulunan güzergahta büyük bir dikkatle ilerleyen ekipler, dev kar yığınlarını temizleyerek yolu güvenli hale getirmeye çalışıyor. Çalışmaların en zorlu noktalarından biri olan kar tüneline ulaşılmasıyla birlikte ekiplerin hummalı mücadelesi devam ediyor. Kar kalınlığının bazı bölgelerde 5 metreyi bulduğu yolda, iş makineleri adeta karla savaş veriyor. "Metrelerce kara karşı yoğun mücadele" Kış aylarında çığ tehlikesi ve yoğun kar yağışı nedeniyle can güvenliği gerekçesiyle kapatılan Bahçesaray yolunda, havaların ısınmasıyla birlikte başlatılan yol açma çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Yer yer iş makinelerinin boyunu aşan, metrelerce yükseklikteki sertleşmiş kar kütlelerine karşı adeta savaş açan ekipler, büyük bir titizlik ve kararlılıkla ilerliyor. İl dışındaki Bahçesaraylıların gözü yolda: "Bayramdan önce açılacak mı?" Van’ın Bahçesaray ilçesini kent merkezine bağlayan ve kış aylarında yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapanan yolun Kurban Bayramı öncesi açılıp açılmayacağı merak konusu oldu. Özellikle il dışında yaşayan Bahçesaraylı vatandaşlar, bayramda memleketlerine gelebilmek için yol çalışmalarını yakından takip ediyor. Yaklaşık 3 bin rakımlı Karabet Geçidi’nde etkisini sürdüren kar kütleleri nedeniyle ekipler bölgede zorlu bir çalışma yürütüyor. Yer yer 3 ila 5 metreyi bulan kar tabakaları iş makineleriyle temizlenirken yol açma çalışmalarını güçleştiriyor. Bayram tatilini aileleriyle geçirmek isteyen Bahçesaraylılar ise yolun bir an önce ulaşıma açılmasını bekliyor.
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:36 Karla mücadelede kritik nokta: Bahçesaray yolundaki kar tüneline ulaşıldı" Van’ın zorlu coğrafyası ve ağır kış şartları nedeniyle yaklaşık 5 aydır ulaşıma kapalı olan Van-Bahçesaray karayolunda yürütülen hummalı çalışmalar devam ediyor. Karayolları ekiplerinin akşam geç saatlere kadar yaptıkları çalışmalarında kritik nokta olan kar tüneline ulaşıldı. Van’ın zorlu kış şartları nedeniyle yaklaşık 5 aydır ulaşıma kapalı bulunan Bahçesaray yolunda karla mücadele çalışmaları aralıksız sürüyor. Ekipler, metrelerce yüksekliğe ulaşan kar kütlelerini temizlemek için yoğun mesai harcarken, çalışmalar kapsamında yol üzerindeki kar tüneline de ulaşıldı. Özellikle yüksek rakımlı bölgelerde etkisini sürdüren sert kış şartları nedeniyle kapanan yolun yeniden ulaşıma açılması için Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri iş makineleriyle akşam geç saatlere kadar çalışma yürütüyor. Yer yer çığ riski bulunan güzergahta büyük bir dikkatle ilerleyen ekipler, dev kar yığınlarını temizleyerek yolu güvenli hale getirmeye çalışıyor. Çalışmaların en zorlu noktalarından biri olan kar tüneline ulaşılmasıyla birlikte ekiplerin hummalı mücadelesi devam ediyor. Kar kalınlığının bazı bölgelerde 5 metreyi bulduğu yolda, iş makineleri adeta karla savaş veriyor. "Metrelerce kara karşı yoğun mücadele" Kış aylarında çığ tehlikesi ve yoğun kar yağışı nedeniyle can güvenliği gerekçesiyle kapatılan Bahçesaray yolunda, havaların ısınmasıyla birlikte başlatılan yol açma çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Yer yer iş makinelerinin boyunu aşan, metrelerce yükseklikteki sertleşmiş kar kütlelerine karşı adeta savaş açan ekipler, büyük bir titizlik ve kararlılıkla ilerliyor. İl dışındaki Bahçesaraylıların gözü yolda: "Bayramdan önce açılacak mı?" Van’ın Bahçesaray ilçesini kent merkezine bağlayan ve kış aylarında yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapanan yolun Kurban Bayramı öncesi açılıp açılmayacağı merak konusu oldu. Özellikle il dışında yaşayan Bahçesaraylı vatandaşlar, bayramda memleketlerine gelebilmek için yol çalışmalarını yakından takip ediyor. Yaklaşık 3 bin rakımlı Karabet Geçidi’nde etkisini sürdüren kar kütleleri nedeniyle ekipler bölgede zorlu bir çalışma yürütüyor. Yer yer 3 ila 5 metreyi bulan kar tabakaları iş makineleriyle temizlenirken yol açma çalışmalarını güçleştiriyor. Bayram tatilini aileleriyle geçirmek isteyen Bahçesaraylılar ise yolun bir an önce ulaşıma açılmasını bekliyor.
Van’ın kuş cenneti Erçek Gölü, yaban kazlarına ev sahipliği yaptı
04 Aralık 2024 Çarşamba - 10:30 Van’ın kuş cenneti Erçek Gölü, yaban kazlarına ev sahipliği yaptı Her yıl belirli dönemlerde Van Gölü havzasındaki sulak alanlara renk katan yaban kazları, bu yıl yine geldikleri Erçek Gölü kıyısında görsel şölen oluşturdu. Türkiye’deki yüzlerce kuş türünden 250’sinin gözlemlenebildiği Van Gölü havzasında, doğal yaşam alanlarının koruma altına alınması, kuş popülasyonunu artırdı. Yüzlerce kuş türünün göç yolculuğunda en önemli konaklama merkezlerinden olan havzadaki Erçek Gölü’nün "kesin korunacak hassas alan" ilan edilmesi, yaban hayatını da canlandırdı. Yaban hayvanlarının daha güvenli ortamda üreme alanı bulduğu göl, yaz mevsimi boyunca konaklayan flamingoların yanı sıra bugünlerde yüzlerce yaban kazına da ev sahipliği yapıyor. Zengin kuş popülasyonuyla kuş cenneti olarak anılan Erçek Gölü çevresini yüzlerce yaban kazı mesken tuttu. Van Gölü havzasında her mevsim yaban hayvanı görmenin mümkün olduğunu ifade eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, “Bunlardan bayrak türü olan allı turnaların yanında kış mevsiminde de kazlar buraya geliyor. Bu sene de çok sayıda yaban kazı Erçek Gölü sulak alanına geldi. Kazlar da flamingolar gibi göçünü geç yaptıklarından ve iklimin de sıcak gitmesinden dolayı kazlarla flamingoları ve birçok sayıda su kuşlarını aynı yerde görmek mümkün. Bunlar birbirlerine selam götürüp, selam getirmekte. Bize düşen doğal hayatı, sulak alanları korumak. Onları rahatsız edici durumlardan kaçmak. Doğal alanlarımızı tahrip etmezsek çocuklarımız çizgi filmden değil de artık leylekleri, flamingoları, yaban kazlarını ve birçok kuş türünü canlı olarak doğada görecek. Bölgemizde daha önce tek türden kaz gelirken, bu sene Van Gölü havzasında kaz çeşitliliği artmakta. Eğer biz ekolojik dengeyi bozmazsak kazdan başka daha çeşitli türdeki hayvanları bu sulak alanlarda görmüş olacağız” dedi.
Van’ın kuş cenneti Erçek Gölü, yaban kazlarına ev sahipliği yaptı
04 Aralık 2024 Çarşamba - 10:27 Van’ın kuş cenneti Erçek Gölü, yaban kazlarına ev sahipliği yaptı Her yıl belirli dönemlerde Van Gölü Havzası’nda bulunan sulak alanlara renk katan yaban kazları, bu yıl yine geldikleri Erçek Gölü kıyısında görsel şölen oluşturdu. Türkiye’deki yüzlerce kuş türünden 250’sinin gözlemlenebildiği Van Gölü havzasında, doğal yaşam alanlarının koruma altına alınması, kuş popülasyonunu artırdı. Yüzlerce kuş türünün göç yolculuğunda en önemli konaklama merkezlerinden olan havzadaki Erçek Gölü’ün "kesin korunacak hassas alan" ilan edilmesi, yaban hayatını da canlandırdı. Yaban hayvanlarının daha güvenli ortamda üreme alanı bulduğu göl, yaz mevsimi boyunca konaklayan flamingoların yanı sıra bugünlerde yüzlerce yaban kazına da ev sahipliği yapıyor. Zengin kuş popülasyonuyla kuş cenneti olarak anılan Erçek Gölü çevresinde görülen yüzlerce yaban kazı, gölü mesken tuttu. Van Gölü havzasında yılın 12 ayında yaban hayvanı görmenin mümkün olduğunu ifade eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ Yaban) Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, “Bunlardan bayrak türü olan Allı Turnaların yanında kış mevsiminde de kazlar buraya geliyorlar. Bu senede çok sayıda yaban kazı Erçek Gölü sulak alanına geldi. Kazlarda flamingolar gibi göçünü geç yaptıklarından ve ikliminde sıcak gitmesinden dolayı kazlarla flamingoları ve birçok sayıda su kuşlarını aynı yerde görmek mümkün. Bunlar birbirlerine selam götürüp, selam getirmekte. Bize düşen doğal hayatı, sulak alanları korumak. Korumaktan birisi onları rahatsız edici durumlardan kaçmak. Doğal alanlarımız tahrip etmezsek çocuklarım çizgi filmden değil de artık leylekleri, flamingoları, yaban kazlarını ve birçok kuş türünü canlı olarak doğada görecek. Bölgemizde daha önce tek türden kaz gelirken, bu sene Van Gölü havzasında kaz çeşitliliği artmakta. Eğer biz ekolojik dengeyi bozmazsak kazdan başka daha çeşitli türdeki hayvanların bu sulak alanlarda görmüş olacağız” dedi.
Van’da “kapsüllenmiş maya” üretildi
04 Aralık 2024 Çarşamba - 10:13 Van’da “kapsüllenmiş maya” üretildi Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde (Van YYÜ) hayata geçirilen projeyle nanoteknoloji ile probiyotik mikroorganizmaların ekmek gibi temel gıdalarda canlı kalması sağlandı. Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Raciye Meral, bu yenilik sayesinde probiyotiklerin bağırsaklara kadar sağlıklı bir şekilde ulaştığını ifade ederek, “Kolon kanserini önleme, bağırsak faaliyetlerini düzenleme gibi önemli etkiler sağlayabilir. Ekmek, halkımızın beslenmesinde temel bir yer tuttuğundan bu projeyle hem besleyiciliğini artırmayı hem de fonksiyonel bir gıda olarak kullanılmasını hedefledik” dedi. Van YYÜ Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Raciye Meral ve doktora öğrencisi Aslıhan Alav’ın geliştirdiği “kapsüllenmiş maya” teknolojisi probiyotiklerin gıdalarda dayanıklılığını artırırken, besin değerlerini koruma potansiyeliyle dikkat çekiyor. Çalışma, probiyotiklerin ısıl işlemden sonra bile etkisini kaybetmeden insan sağlığına fayda sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Van YYÜ İnovan Girişimcilik Merkezi’nin desteklediği ve patent başvurusu yapılan projede laboratuvar ortamında yapılan testlerde de probiyotiklerin sindirim sisteminde canlılığını koruduğu tespit edildi. “Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor” İHA muhabirine konuşan Doç. Dr. Raciye Meral, probiyotiklerin ısıl işleme dayanıklılığını artırmak için geliştirilen bu projenin Aslıhan Alav’ın doktora tezinin bir parçası olarak yürütüldüğünü belirtti. Probiyotiklerin oksijen ve sıcaklıktan olumsuz etkilendiğini, bu sebeple insan sağlığına olan olumlu etkilerini kaybedebildiğini ifade eden Doç. Dr. Meral, “Probiyotik mikroorganizmaları nanoteknolojinin sağladığı avantajlarla nanoliflere entegre ederek, ekmek gibi gıdalarda korumayı hedefledik. Yaptığımız analizler, pişirme süreci sonrasında da bu mikroorganizmaların canlı kaldığını gösterdi ancak bu yeterli değildi; sindirim süreçlerine de dayanıklı olmaları gerekiyordu. Laboratuvar ortamında yaptığımız testlerde probiyotiklerin sindirim sisteminde de canlılığını koruduğunu tespit ettik. Bu çalışma dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor” dedi. “Bağırsaklara kadar sağlıklı ulaşıyor” Bu yenilik sayesinde probiyotiklerin bağırsaklara kadar sağlıklı bir şekilde ulaştığının altını çizen Meral, “Kolon kanserini önleme, bağırsak faaliyetlerini düzenleme gibi önemli etkiler sağlayabilir. Pandemi sonrası probiyotiklere olan ilgi artış gösterdi. Ekmek, halkımızın beslenmesinde temel bir yer tuttuğundan bu projeyle hem besleyiciliğini artırmayı hem de fonksiyonel bir gıda olarak kullanılmasını hedefledik” diye konuştu. “Pişme sonrası canlılıklarını tespit ettik” Doktora öğrencisi Aslıhan Alav ise projeyle ekşi maya fermantasyon sürecini 10 günden 1 güne indirdiklerini belirterek, “Geleneksel yönteme göre pişme sonrası canlılıklarını tespit ettik. Daha sonra bu pişme sonrasında da bağırsağa inip inmediklerini tespit ettik ve bu canlı organizmaların pişme sonrasında da bağırsağımıza inebildiğini ve yaklaşık 9 bin koloni olduğunu tespit ettik. Elde ettiğimiz bu sonuçlar, çalışmamızın değerini daha da artırıyor” dedi. “Patent başvurusu yapıldı” Projeyi destekleyen İnovan Girişimcilik Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Erol Kına, merkezin Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) ve Van YYÜ ortaklığıyla kurulduğunu belirtti. Üniversitede geliştirilen projelerin genellikle fikir aşamasında kaldığına dikkat çeken Kına, “Biz projelerin ticarileşmesi ve şirketleşmesi için mentörlük ve danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Şu an kuluçka programında devam eden nanobiyotikler projemiz de bu kapsamda yer alıyor. Patent başvurusu yapıldı ve çalışmalar devam ediyor. Bu proje hem bölgemiz hem de ülkemiz için önemli bir inovasyon” şeklinde konuştu.
Çanakkale ve Sivas’tan gelen glomus tümörlü hastalar Van’da sağlığına kavuştular
04 Aralık 2024 Çarşamba - 10:04 Çanakkale ve Sivas’tan gelen glomus tümörlü hastalar Van’da sağlığına kavuştular Sivas ve Çanakkale’den gelen glomus tümörlü hastalar Lokman Hekim Van Hastanesinde yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuştular. Sivas’ta yaşayan Arife Şahin ile Çanakkale’de ikamet eden Necdet Öz, glomus tümörüne yakalandılar. Gittikleri hastanelerde aradıklarını bulamayan hastalar geldikleri Lokman Hekim Van Hastanesi’nde yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuştular. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, Çanakkale’de yaşayan Necdet Öz isimli hastanın 2018 yılında bir devlet hastanesinde yapılan tedavi neticesinde glomus tümörü tanısı konduğunu söyledi. Önemli bir hastalık olması nedeniyle hastanın bunu üniversite hastanesindeki bir profesörle görüştüğünü belirten Dr. Başel, “Profesör hastayı muayene ediyor, filmlerine bakıyor ve hastaya ‘Bu çok ender görülen bir şey ve sende yoktur. Bu lenf bezidir’ diyerek bazı ilaçlar veriyor. Hastamız da mutlu bir şekilde evine gidiyor ve hastalığını unutuyor. 2022 yılında tekrar film çekiyor. Orada tümör baya büyümüş ve yaklaşık 3,5 santim oluyor. O dönemde de hastaya bilgi vermiyorlar. Hastamızın 2024’de filmleri çekiliyor ve tümör çok büyümüş. Artık her gittiği hekimde masada kalmaktan ve felç olmaktan bahsediliyor. Hastamızın hekime gittiğini, neden zamanında tedavi edilmediğini diyerek haklı olarak morali bozuluyor. Sonra bizimle iletişime geçtiler. Ben hastamıza her türlü güvenceyi verdim. Geliş ve gidiş biletlerini almalarını söyledim. Bundan daha büyük tümörleri de çıkardığımızı söyledik. Bilinen bir hastanede randevuları olmasına rağmen orayı iptal edip bize geldiler. Yakınları ‘orada ne işiniz var, İstanbul’da masada kalacak bir hastayı orada nasıl ameliyat edecekler’ demişler. Hasta ise bize inanıp, bize güvenip geldi. Geliş ve gidiş uçak biletlerini de almışlar. Ameliyatını yaptık. Şahdamarını sarmış olmasına rağmen damara hiç dokunmadan tümörünü çıkardık ve hiçbir komplikasyon gelişmedi. Tabi bu kadar büyük tümörlerde ses kısıklığı, yüz sinirinde, yutma ve dil sinirinde etkilenme bekleriz. Fakat bunlarla ilgili hiçbir komplikasyon gelişmedi. İnşallah birkaç gün içinde taburcu edeceğiz” dedi. "Batının en batısından Van’ı tercih ettik" Çanakkale’den gelen Necdet Öz isimli hasta ise yaklaşık 5 yıl önce devlet hastanesinde şahdamarında tümör olduğunu öğrendiğini ve bundan emin olmak için üniversitedeki bir profesöre gittiğini söyledi. Profesörün öyle bir şey olmadığını, bir şekilde enfekte olup lenf bezinin şiştiğini söylemesi üzerine gönül rahatlığıyla evine gittiğini ifade eden Öz, “Dolayısıyla bunu önemsemedim. Eşim bu şişkinlik inmiyor deyince bir film çekildi. Bir arayış içerisine girdik. Glomus tümörü denildiği zaman oradaki başka bir profesöre danıştık. Bize üç doktor ismi verdi. Bunlarda Türkiye’nin en büyük özel hastanelerdeki en büyük profesörlerinden. Ama bizim tercih etmemizin en büyük sebebi glomus tümöründeki pratiklik. Halil hocamızın çok fazla pratiği vardı. Yani batının en batısından Van’ı tercih ettik. Bu bizim için de etrafımızdakiler için bir defanstı. Orada ne kadar markalı isim varken ‘neden Van’ı tercih ediyorsunuz’ dediler. Ama biz hocamıza güvendik Van’a geldik. Başarılı bir ameliyatla şifamızı bulduk. Hocama ve hastane çalışanlarına çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Sivas’tan gelen Arife Şahin isimli hasta da, bir ay önce hastalığını öğrendiğini belirterek, “Araştırmalar sonucunda tesadüfen Halil hocama ulaştık. Ameliyatımı oldum ve çok güzel geçti. Şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Allah kendisinden razı olsun. Bu tür rahatsızlığı olanlar hiç korkmasınlar. Buraya gönül rahatlığıyla gelebilirler” diye konuştu.
Van’da “kapsüllenmiş maya” üretildi
04 Aralık 2024 Çarşamba - 09:56 Van’da “kapsüllenmiş maya” üretildi Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde (Van YYÜ) hayata geçirilen yenilikçi bir projeyle nanoteknoloji kullanılarak probiyotik mikroorganizmaların ekmek gibi temel gıdalarda canlı kalması sağlanıyor. Van YYÜ Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Raciye Meral ve doktora öğrencisi Aslıhan Alav’ın geliştirdiği “kapsüllenmiş maya” teknolojisi, probiyotiklerin gıdalarda dayanıklılığını artırırken besin değerlerini koruma potansiyeliyle dikkat çekiyor. Çalışma probiyotiklerin ısıl işlemden sonra bile etkisini kaybetmeden insan sağlığına fayda sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Van YYÜ İnovan Girişimcilik Merkezi’nin desteklediği ve patent başvurusu yapılan proje, laboratuvar ortamında yapılan testlerde de probiyotiklerin sindirim sisteminde canlılığını koruduğu tespit edildi. “Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor” İHA muhabirine konuşan Doç. Dr. Raciye Meral, probiyotiklerin ısıl işleme dayanıklılığını artırmak için geliştirilen bu projenin, Aslıhan Alav’ın doktora tezinin bir parçası olarak yürütüldüğünü belirtti. Probiyotiklerin oksijen ve sıcaklıktan olumsuz etkilendiğini, bu sebeple insan sağlığına olan olumlu etkilerini kaybedebildiğini ifade eden Doç. Dr. Meral, “Probiyotik mikroorganizmaları, nanoteknolojinin sağladığı avantajlarla nanoliflere entegre ederek ekmek gibi gıdalarda korumayı hedefledik. Yaptığımız analizler, pişirme süreci sonrasında da bu mikroorganizmaların canlı kaldığını gösterdi. Ancak bu yeterli değildi; sindirim süreçlerine de dayanıklı olmaları gerekiyordu. Laboratuvar ortamında yaptığımız testlerde, probiyotiklerin sindirim sisteminde de canlılığını koruduğunu tespit ettik. Bu çalışma dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor” dedi. “Bağırsaklara kadar sağlıklı ulaşıyor” Bu yenilik sayesinde probiyotiklerin bağırsaklara kadar sağlıklı bir şekilde ulaştığının altını çizen Meral, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kolon kanserini önleme, bağırsak faaliyetlerini düzenleme gibi önemli etkiler sağlayabilir. Pandemi sonrası probiyotiklere olan ilgi artış gösterdi. Ekmek, halkımızın beslenmesinde temel bir yer tuttuğundan, bu projeyle hem besleyiciliğini artırmayı hem de fonksiyonel bir gıda olarak kullanılmasını hedefledik.” “Pişme sonrası canlılıklarını tespit ettik” Doktora öğrencisi Aslıhan Alav ise projeyle ekşi maya fermantasyon sürecini 10 günden 1 güne indirdiklerini belirterek, “Geleneksel yönteme göre pişme sonrası canlılıklarını tespit ettik. Daha sonra bu pişme sonrasında da bağırsağa inip inmediklerini tespit ettik ve bu canlı organizmaların pişme sonrasında da bağırsağımıza inebildiği ve yaklaşık 9 bin koloni olduğunu tespit ettik. Elde ettiğimiz bu sonuçlar, çalışmamızın değerini daha da artırıyor” diye konuştu. “Patent başvurusu yapıldı” Projeyi destekleyen İnovan Girişimcilik Merkezi’nin Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Erol Kına, merkezin Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) ve Van YYÜ ortaklığıyla kurulduğunu belirtti. Üniversitede geliştirilen projelerin genellikle fikir aşamasında kaldığına dikkat çeken Kına, “Biz projelerin ticarileşmesi ve şirketleşmesi için mentörlük ve danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Şu an kuluçka programında devam eden nanobiyotikler projemiz de bu kapsamda yer alıyor. Patent başvurusu yapıldı ve çalışmalar devam ediyor. Bu proje, hem bölgemiz hem de ülkemiz için önemli bir inovasyon” şeklinde konuştu.
Van YYÜ’de "Çocuk İstismarı ve Mağdura Yaklaşım Sempozyumu" düzenlendi
03 Aralık 2024 Salı - 14:09 Van YYÜ’de "Çocuk İstismarı ve Mağdura Yaklaşım Sempozyumu" düzenlendi Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından "Çocuk İstismarı ve Mağdura Yaklaşım Sempozyumu" düzenlendi. Cengiz Andiç Kültür Merkezi’nde düzenlenen sempozyumda konuşan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Göz, çocuk istismarının en büyük örneğinin Gazze’de yaşandığını söyledi. Filistin’de bugün binlerce savunmasız kadın ve çocuğun açlığa mahkum edildiğini belirten Göz, "Sakat bırakılan çocuklar Gazze’de yaşıyor. Elleri, ayakları olmayanların ülkesi oldu maalesef. Bu tablo duyarsızlığın sonucunda ortaya çıktı. Duyarlı olması gerekenler, sorumluluk sahibi ülkeler, Birleşmiş Milletler, Arap ülkeleri susuyor. Konuşması gerekenler konuşmuyor. Buna tepki göstermemiz, konuşmamız gerekiyor. Gücümüz yetmiyorsa malımızla, o da yetmiyorsa kalbimizle yanlarında olduğumuzu göstermeliyiz. İstismara maruz bırakılan halka sahip çıktığımızı haykırmalıyız. Gazze’de bugüne kadar yaklaşık 17 bin 400 çocuk katledildi. Savaşların, çocuk istismarlarının olmadığı, tüm çocukların çocukluklarını çocukça yaşayacakları bir dünya diliyorum" dedi. Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Nur Akman Alacabey de, anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Çocukların haklarını ve güvenliğini savunma yolunda kararlı olduklarını dile getiren Alacabey, "Hep birlikte en savunmasız olanlar için daha iyi bir gelecek inşa etme adına büyük bir adım atıyoruz. Bugün burada çocuk istismarı ve mağduriyetinin yalnızca bir birey ya da bir aileyi değil tüm toplumu derinden etkileyen ve her yönüyle çözülmesi gereken bir problem olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki çocuklarımız, en masum oldukları dönemde, en acımasız şekilde istismara uğrayabilmektedir. Ancak bizler bu acı gerçeğe göz yummayarak farkındalık oluşturma, bilinçlendirme ve çözüm geliştirme adına bugün burada sorumluluk alıyoruz" diye konuştu. Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) Genel Başkanı Saadet Özkan ise çocuklar için her yerde mücadele ettiklerini aktardı. Yaklaşık 300 bin gönüllü üyeyle çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Özkan, "Özellikle gençlerin çok büyük bir etkisi var. Bugün de Van YYÜ’deyiz. Burada inanılmaz derecede gençlerin katkısını ve farkındalığını görüyorum. Toplumumuzdaki çocukları hep birlikte koruyacağız. 150 öğrenciye burs veriyoruz. 4 bin 500 üzerinde davaya ücretsiz destek sağlıyoruz. Eğitimler veriyoruz. Daha korunaklı bir toplum, çocuklarımızın daha huzurlu olduğu ve istismarcıların aramızdan ayıklandığı bir yapı kurmayı amaçlıyoruz. Bunu hep birlikte başarabiliriz. Failler ya da istismarcılar sadece erkekler değil, kadınlar da olabiliyor. Bu yüzden sesimizi çıkarmalıyız. Annelere, öğretmenlere ve tüm meslek gruplarına sesleniyorum. Aramızda böyle bir istismarcı varsa lütfen bunu bildirelim ve mücadele edelim. Çocukların bu yaşadığı durumun önüne birlikte geçelim. Mücadelemiz devam edecek. Önümüzdeki hafta Ankara’da öz babası tarafından istismar edilen ve öldürülen çocuğumuzun davasına katılacağız. 26 Aralık’ta Diyarbakır’da Narin çocuğumuzun davasında olacağız. Çünkü bizim bu çocuklara bir borcumuz var. Onlar öldürüldüler, hayattan koparıldılar. Çocukluklarını yaşayamadılar. Ama bizim amacımız başka Narinler, başka Eylüller, başka Leylalar olmasın diye çaba harcamak. Birlikte çaba harcarsak bu sorunların üstesinden geleceğiz. Bugün canımız çok yanıyor ama ileride de çocuklar şunu diyecek. Bizim için mücadele eden birileri var" ifadelerini kullandı. Daha sonra oturumlarla devam eden programa Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli’nin eşi Duygu Şevli, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Van YYÜ’de "Çocuk İstismarı ve Mağdura Yaklaşım Sempozyumu" düzenlendi
03 Aralık 2024 Salı - 14:06 Van YYÜ’de "Çocuk İstismarı ve Mağdura Yaklaşım Sempozyumu" düzenlendi Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından "Çocuk İstismarı ve Mağdura Yaklaşım Sempozyumu" düzenlendi. Cengiz Andiç Kültür Merkezi’nde düzenlenen sempozyumda konuşan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Göz, çocuk istismarının en büyük örneğinin Gazze’de yaşandığını söyledi. Filistin’de bugün binlerce savunmasız kadın ve çocuğun açlığa mahkum edildiğini belirten Göz, "Sakat bırakılan çocuklar Gazze’de yaşıyor. Elleri, ayakları olmayanların ülkesi oldu maalesef. Bu tablo duyarsızlığın sonucunda ortaya çıktı. Duyarlı olması gerekenler, sorumluluk sahibi ülkeler, Birleşmiş Milletler, Arap ülkeleri susuyor. Konuşması gerekenler konuşmuyor. Buna tepki göstermemiz, konuşmamız gerekiyor. Gücümüz yetmiyorsa malımızla, o da yetmiyorsa kalbimizle yanlarında olduğumuzu göstermeliyiz. İstismara maruz bırakılan halka sahip çıktığımızı haykırmalıyız. Gazze’de bugüne kadar yaklaşık 17 bin 400 çocuk katledildi. Savaşların, çocuk istismarlarının olmadığı, tüm çocukların çocukluklarını çocukça yaşayacakları bir dünya diliyorum" dedi. Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Nur Akman Alacabey de, anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Çocukların haklarını ve güvenliğini savunma yolunda kararlı olduklarını dile getiren Alacabey, "Hep birlikte en savunmasız olanlar için daha iyi bir gelecek inşa etme adına büyük bir adım atıyoruz. Bugün burada çocuk istismarı ve mağduriyetinin yalnızca bir birey ya da bir aileyi değil tüm toplumu derinden etkileyen ve her yönüyle çözülmesi gereken bir problem olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki çocuklarımız, en masum oldukları dönemde, en acımasız şekilde istismara uğrayabilmektedir. Ancak bizler bu acı gerçeğe göz yummayarak farkındalık oluşturma, bilinçlendirme ve çözüm geliştirme adına bugün burada sorumluluk alıyoruz” ifadelerini kullandı. Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) Genel Başkanı Saadet Özkan ise çocuklar için her yerde mücadele ettiklerini aktardı. Yaklaşık 300 bin gönüllü üyeyle çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Özkan, “Özellikle gençlerin çok büyük bir etkisi var. Bugün de Van YYÜ’deyiz. Burada inanılmaz derecede gençlerin katkısını ve farkındalığını görüyorum. Toplumumuzdaki çocukları hep birlikte koruyacağız. 150 öğrenciye burs veriyoruz. 4 bin 500 üzerinde davaya ücretsiz destek sağlıyoruz. Eğitimler veriyoruz. Daha korunaklı bir toplum, çocuklarımızın daha huzurlu olduğu ve istismarcıların aramızdan ayıklandığı bir yapı kurmayı amaçlıyoruz. Bunu hep birlikte başarabiliriz. Failler ya da istismarcılar sadece erkekler değil, kadınlar da olabiliyor. Bu yüzden sesimizi çıkarmalıyız. Annelere, öğretmenlere ve tüm meslek gruplarına sesleniyorum. Aramızda böyle bir istismarcı varsa lütfen bunu bildirelim ve mücadele edelim. Çocukların bu yaşadığı durumun önüne birlikte geçelim. Mücadelemiz devam edecek. Önümüzdeki hafta Ankara’da öz babası tarafından istismar edilen ve öldürülen çocuğumuzun davasına katılacağız. 26 Aralık’ta Diyarbakır’da Narin çocuğumuzun davasında olacağız. Çünkü bizim bu çocuklara bir borcumuz var. Onlar öldürüldüler, hayattan koparıldılar. Çocukluklarını yaşayamadılar. Ama bizim amacımız başka Narinler, başka Eylüller, başka Leylalar olmasın diye çaba harcamak. Birlikte çaba harcarsak bu sorunların üstesinden geleceğiz. Bugün canımız çok yanıyor ama ileride de çocuklar şunu diyecek. Bizim için mücadele eden birileri var" ifadelerini kullandı. Daha sonra oturumlarla devam eden programa Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli’nin eşi Duygu Şevli, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. (ATL-MSA-Y)